mete can, öncelikle aşkı niyazlarımı sunuyorum. paylaşımıma ilişkin bazı sorular sormuşsun, teşekkür ediyorum. öncelikle biraz daha kapsamlı bir açıklama hazırlamıştım ama az önce klavyede yaptığım bir hata yüzünden uçtu gitti. doğrusu biraz yoruldumda ama yine de kısa bir kaç açıklamada bulunayım istiyorum.
sevgili can, alevilik temel esasları itibarıyla bütünlüklü bir Yol"dur. bu Yol, düşünsel/toplumsal bir sistemdir.
her düşünce sistemi kainata, canlı yaşama, insana yol açan "Kudreti, ya da nedeni, Özü" açıklamaya çalışır.
bakın sunni islama, hristiyanlığa, yahudiliğe ya da diğer inanç sistemlerine bu durum değişmez, aynıdır. her birinin kendi açıklamaları vardır. insan her çağda aynı soru ve sorunların cevabını arar.
pozitif bilimlerde evrenin nasıl oluştuğunu, canlı yaşamın nasıl başladığını araştırıp, cevaplar bulmaya çalışmıyor mu.
işte aleviliği de bu bağlamda ele almak gerekir.
sevgili can, düşünce sistemleri Kozmogoni/evren doğumu/yaratılışı anlayışlarını ortaya koyduktan sonra "birey ve toplumu" belirlemeye girişirler... bu ise söz konusu düşünce/inanç sisteminin "Şeriatı"dır...
şimdi dikkat çekelim ki bu Şeriat, toplumsal yaşamı belirlemektedir ki çok önemlidir... zira insana cenneti de yaşatabilir, cehennemi de...
işte ibadet algısı, yükümlülükleri de bu Şeriatın içerisindedir...
Bizim alevi Kozmogonisi/evren doğumu anlayışı yoktan yaratılışı red eder... Aleviler "Var"dan gelmişlerdir... kainat, "Var"dan" "Doğuş yaparak" gelmiştir.
bu ilk öz/potansiyel, "Hü"dür... (O,Kendisi anlamlarına gelir) "Hü", yani "O", "Kendisi" olan ilk öz, "kainatın tüm bilgisini içeren, onun nesnel formlarına bürünecek potansiyele sahip"tir. yani tüm kainat ona içerilidir.
kendisini "kAİNAT AYNASINA" yansıtır.... yani Zamanın ve mekanın dışında "aşkın" bir tanrı değildir. KAİNATIN KENDİSİ O'nun yansısıdır...
bu ilk özden önce Çar Anasır doğuş yapar. şimdi buraya dikkat can, Çar Anasır biribirine Rızalık ile İkrar verir, Aşk/sevgi ile bağlanır.... ve varlığın farklı hallerine, formlarına yol açarlar. her formda ki buluşma bir "Cem"dir, bu formdan veya alemden bir başka forma, aleme geçiş ise Semahtır...
hatırlayalım; bütün alem Semah döner... değil mi canlar?
sevgili can "İkrar" tüm varlığı sarmış ve özlerinde işlemektedir. hatırlayalım; Çar Anasır İkrar vermiş, Aşk ile bağlanmıştı...
işte can, bu kozmogoni/evren doğumu çözümlemesi bu algının belirlediği bireye ve topluma yol açar... yani bu toplumun kendi şeriatı/hukuku olur...
ha bir de unutmadan, kendi İBADET algısına, ritüellerine yol açar...
sunni islam kendisine farz kılındığına inandığı beş farzı ve artı ritüellerini yerine getirerek yaratıcısına layık olmaya, onun haber verdiği cehennem azabından kurtulmaya, vaad ettiği cennette ki ebedi yaşam ve gençliğe, huri ve gılmanlara, cennetin diğer olanaklarına kavuşmaya çalışır. ibadetinin amacı bu yöndedir.
bu vurgularım sünni kardeşlerimin aklına olumsuz bir yargı düşürmesin, suçlama veya başka bir amaçla yazmıyorum. az sonra gönderme yapacağım ayrıntıyla ilişkilidir.
evet can gelelim artık bizim ibadet anlayışına...
kısaca göndermeler yaptığım Alevi kozmogonisinden sonra ibadet algımızında kaynağını bu kozmogoniden alacağını vurgulamıştım.
alevi algısında herşey "bu dünyadadır".. cennet de, cehennem de, huri hanımın, gılman kocandır, tek eşlilik esastır, evlilik bir ikrardır. yetmiş huri diye bir şey kabul görmez... ibadet hiç bir şekilde "ceza ödül" algısıyla yapılamaz... "Rızalık" üstüne sürülür yol... herşey "Hakk sevgisi/aşkı" üzerinden gerçekleşir... kainat bir bütündür, aynı nurun halleridir. özünde aşk işlemektedir, bireysel ve toplumsal yaşamda karşılığını bulmak zorundadır..
ibadet ederek sevap kazanmak ve bunlarla günahlarını affettirmek mümkün değildir, hiç bir hesap öteki dünyaya bırakılamaz...
Cem'lerimiz Rızalık Cemi'dir, her türlü müşkül bu divanda hal edilir ki aynı zamanda hukuk sistemimize değinmiş oluyoruz. ortada haksızlık varsa, "Dar"a durulur, zira Pir Divanı Hakk divanıdır, O posta da tüm canların Rızası var ise Pir oturabilir...
Dar'a duranlar karşılıklı kendilerini ifade eder, yanlış, haksızlık telafi edilir, cemaat tarafların Rızası ve cemaatin kabulü ile benimsenen yol, yöntem ile müşkül çözülür...
şimdi can, sorgu sualin bu dünya da olduğu, sevap kazanma diye bir sorunun olmadığı bir toplumda hangi sevap için hangi ramazan?
Cem, Kırkların cemi'dir... Cem'de sadece Can'lar vardır, orada erkek dişi yoktur ve dahası her türlü sıfattan soyunur insanlar "eşitlerin meclisi" "bir'in meclisi" olur orası...
bunların yetersiz olduğunu biliyorum fakat hepsini nasıl paylaşabiliriz ki burada? dahası , çok engin bir konu biz ne kadarına vakıfız ki?
can Rızalık Şehri denen bir kavram vardır bizde ve çok değerlidir. rıza şehrinde Kin, kibir, gasp, herhangi bir tecavüz, ırkçılık vs... yoktur. insanın bu dünya da gerçekleştireceği sevgi cennetidir. sonsuz adalet, sonsuz barış, sonsuz sevginin adıdır... günümüzde insanlar boğazlaşıyor ve her biri bir şeyleri idealize ederek yapıyor..
insanlar köleleştirilip satıldı, katledildi. insanların emeği gasp edildi. kadın aşağılanıp zorlu yaşam koşullarına mahkum edildi, erkeğin kölesi durumuna düşürüldü... tanrı erkek olunca, her şey erkekten yana işledi. zira Havva ana adem babanın kaburga kemiğinden yaratılınca, konumu da belirlenmiş olur. birazda böyle baksak.
sorun sadece tanrıyı aramak, tarif etmekle sınırlı değil ki. beşikten mezara insanın yaşamı belirleniyor. bu yönde de değerlendirmek, hangi düşünce sistemi insana nasıl bir yaşam sunuyor ona bakmak gerekir..
alevilik, Ana Naciye/Fatıma yı baş köşeye koyar onu "Mürşidi Kamilullah" ilan eder tesadüf mü? dönüp tarihe bakalım hangi tarih aralığı böyle bir algıya kaynaklık edebilir?
alevilik "Varlık birliği" algısının gereği olarak; -senin yanlış anlayıpta sorduğun mesele- cümle eşyanın bir nurdan geldiğini, bağlı olarak her dil ve halkın da aynı özden, aynı var'dan geldiğini kabul ederek hepsini "Yetmiş Üç"te buluşmaya, "Bir" olmaya davet eder...
açıklayabildim mi can? Yetmiş İki semboliktir ve yeryüzünün halklarını ifade eder. "Yetmiş Üç" ise her halktan insanın Rızalıkta buluşup "Bir" olmasının ifadesidir...yani her türlü kötülüğe yol açan "nefs süreği" terk edilecek, herkes kendi rengi,gerçeği, kültürü ile "Rızalıkta buluşup" "Yetmiş Üç" olacak... kimse dışlanmayacak, ayaklar altına alınamayacak, katledilip gasp edilemeyecek... böyle bir şey..
can kısa dedim ama yine biraz uzun oldu ve çok yoruldum. aleviler tecrid edilmiş bir topluluk ve baskı altında yaşamış hep. ben bunu küçücük bir çocukken dahi yaşadım. sanırım hepimiz için geçerli bu. bu anlamda memleketim olan Dersimden ilk kez on sekizli yaşımda çıkıp Erzincana gittiğimde karşılaştığım alevi düşmanlığı beni şok etmişti... Alevi olduğumu ilk kez o kadar yoğun o bir yılda hissettim. neredeyse her an yaşanan bir sinir savaşı vardı. o tarihsel yarılma, çelişki kendini espirilerde dahi dışa vuruyordu.
işte bu koşullarda yaşayan daha küçük topluluklarımız bazı etkilenmelere maruz kalmışlardır. son on yıllarda gelipte bir kaç aile olarak sunni islama mensup toplulukların arasına yerleşmek zorunda kalan kimi hemşehrilerimin dahi ramazan orucu tuttuklarını yakınlarından duydum. gerçekte bir takiyye, psikolojik baskıları gögüsleyememe, ekonomik yaşamdan dışlanma tehdidi ile ilişkili bir durum bu.
bu anlamda farklı topluluklarımızda uzun yüz yıllar süren baskı ve tecrid kimi takiyyelere yol açmış, sonrasında ise kitabına uydurulup içselleştirilmiş olabilir. bu öğretide sürek "Hayır ile Şer üzerine" değil, "İkrar İman" üzerinedir...
birde can, konuyu tarihsel bütünlüğü içerisinde ele almak gerekir... insanlığın serüveninden ayrı düşünmemeliyiz.. özellikle Neolitik dönem sonrası gelişmeler bilinmelidir ki bu öğretiyi nereye koyacağımızı bilelim.
can, aleviliğin sürekli baskılanması bir "batın dili" geliştirmesine yol açmıştır ki bu dili bilemez isek özellikle deyişlerimize içerilmiş mesajları, kozmogoniyi algılayamayız. benim şahsen çok zorlandığım bir konuydu, hala da öyle. çok fazla kavram ve bu kavramlara içerili giz var.
öğrenciymişsin ve konuya bayağı duyarlı görünüyorsun. buna sevindim ve bende abin sayılırım, yani senden büyüğüm. öyle ise bende abi kurban olsun sana diyebilirim.
can konu kapsamlı ve ne yazsak eksik kalacak
şimdilik aşkı niyazlarımla diyorum..
|
Sponsor Reklamlar
|