"O, benim içimde kendini tanıdı. O ben olarak, bedenimin ve ruhumun içinde kendini buldu ve tanıdı. Ruhum ve bedenim aşamaları geçti ve perdeler kalktı, O ben olarak benim içimde tezahür etti. O benim ve ben de O demek tamamen yanılgıdır.
Gerçek küfrdür. Hiçbir zaman O, ben, ben de O olamayız. O ve yaratılanlar aynı değildir, sadece O, benim içimde kendini tanır, kendini açığa vurur. Kendini açığa vurandır. Ancak ben açanları keşf ettikçe, O bende kendini tanır ve her açandan sonra, O bende kendini açığa vurur."
"Tüm kademeleri geçtim ve ruhumun perdeleri bir bir yırtıldı, O bende kendini açığa vurdu. O kendini bende tanıdı. O ve ben bütündük, bir bedende iki ruh gibiydik ancak şarabın saf su ile karışması gibiydi. O ve ben birdik ama aynı değildik birbirine karışmıştık. O kendini bende tanıdı, ben de kendimi O'nda. Beni gören Onu da görmüş olur, O'nu gören ikimizi birden görmüş olacaktır. Bana bakan gözlerin, gözlerimden O'nu görecektir. Sesimi duyan kulakların, O'nun sesini de duyacaktır.
Ten en büyük perde değil midir O'ndan beni ayıran? Ayrı koyan, ayrı imiş gibi görünen. Tendir araya giren, perdedir oysa arada mesafeler kesafet olarak görünen."
"O bana sırrını açıkladı, benim kim olduğumu açıkladı. Bu dünyada bir damla iken, öbür dünyada derya olacağım, derya iken O'nun ummanında bir damla olacağım. Tüm zamanların bir lahzası, tüm mekanların bir arşını, O'nun ummanında bir damla olacağım. Bal dedim ağzım bal mı oldu, her çiçekten bal mı oldu, her ağaçtan bal mı aktı? Her kuyudan zemzem suyu mu olur, her ağaçtan bal mı akar, her çiçeğe an mı konar, her su tatlı mı olur, her derenin suyu soğuk mudur, her bahar aynı ağaçta çiçek mi açar? Ben çiçeğim demekle, arı bal olsun diye hangi yaprağına konar? Ben hakkım demekle Hak mı olunur?
Ben benlikten geçerim ki, gerçek benime kavuşmak için. Harab oldum, ölmeden öldüm, dirildim Hak ehline kavuştum. Müritlikten, şeyhlikten, ululuktan, yücelikten vazgeçtim. Ne fakirlikteydi gözüm, ne parada, ne şöhrette. Bir baş istediler sundum, benden sonralara selam olsun. Söz acıdır, ağızdan çıkar, baş keser, söz acıdır, ağızdan çıkar, taşı keser. Söz tatlıdır, eneyi okşar, zengin eder, sarhoş eder. Söz acıdır harab eder, aşk eder, aşk eyler. Hepsi enedir, hepsi eneyi besler."
"Ben enelikten vazgeçtim, en-el hak dedim, beni O'na kavuşturanlara selam ola.
Ne sağımda melek, ne solumda şeytan, hiçbirine uymadım, dinlemedim, ben Hakkı istedim, O'na kavuşmaktı niyetim, bir baş istediler sundum, beni kavuşturanlara selam ola.
Ne dava, ne keramet, ne ululuk, ne şan ne şöhret, ne ibrik, ne seccade, ne tespih, tek istediğim Hakka kavuşmaktı, ben de tezahür eden, benim ruhumda, bedenimde kendini açığa vurana kavuşmaktı, bedenimin perdelerini yırtmak, ruhumun perdelerini kaldırmak, Hakka vuslattı, beni kavuşturanlara selam ola.
O'ndayken ayrı düşmüşlüğün harablığını, bedenin fakirliğinde, kendini açığa vuranın genişliğinde, ruhumun perdelerini tek tek parçalayarak, ten kafesinden ayrılmak, gönül bülbülümün gülün kokusundan sarhoş olup harap olan kanatlarını kırmak, kanatsız aşka uçmak. Uçuranlara selam ola.
Artık ne kanada ihtiyacım var, ne de başa. Benim aşkım kanatsız uçan kartal iken, ne gül kalır ne de kokusu. O'na kavuşmak için hiçbir engel kalmaz iken, tek bildiğim O'nun ummanında bir damla olmak, tüm damlalara selam ola.
Sureti geç, gönüle bak, gönüle giden dipsiz kuyuya dalan gibidir. Karanlıktır ama sonu aydınlıktır, ferahtır. Acılarla dolu yolculuğun huzura kavuştuğu andır, inciye kavuşan için nice hikmetler mevcuttur. Nice inciler vardır, O'na götüren nice yollar ve karanlık kuyular.
Karanlık senin gözlerindedir. Gönül gözünün karanlığının kuyuya yansımasıdır. Gönül bir kez aydınlandı mı, en karanlık dipsiz kuyuya şems olur. Kendi ışığını bir kez yakan bir daha ışığa ihtiyaç duymaz. Yolunu kendi bulur. Her yol mubahtır, her insanın yolu ayrıdır, her gönül kuyusunda bulunan inci bulan kişiye aittir. Ona özeldir. Ben hakkım demekle incimi buldum. Ben hakkım demekle başı sundum. Ben hakkım demekle hak oldum, hakka vuslat oldum. Vuslat oldum, dünyadan geçtim, ışıdım geri döndüm. Kırıldı gönlüm, harap oldu. Ne varsa ben de var. Ne varsa kırık gönlümde var, O'nu görmek isteyen kırık gönlüme baksın, O kırık gönüllerde var. Yol açanlara selam ola.
Hak aşığıyım gönlüm harap, gezerim ayaklarım arşta, başım Hu'da. Toza: gönlüm bülbül olur ten kafesinde şakır, aşk aşk diye, bülbülümün kanatları kırılmış şakır En-el Hak diye.
Dünyayı neyleyeyim, neyleyeyim cenneti, neyleyeyim huriyi, asıl kaynağı isterim kana kana içmek, o kaynakta damla olmak, akmak delicesine. Sonsuzluğun en sonsuzluğu, zamansızlığın zamansızlığı, yüceler yücesi, şanı büyük O, asıl kaynak nurların nuru, gerçek kaynak, sana kavuşmaktır tek isteğim, senin yansımandadır tüm gerçeğim, yansımanı gördüm, gülün kokusunu aldım, çağrını duydum, sen gönlüme fısıldadın, şah damarımdan yakın olanım, ten kafesimde kendini açığa vuranım, sen ki, sana kavuşmaktır tüm arzum, niyetim, bir baş istediler sundum, Hokkadır vuslatım.
Aşk aşk derim, erimek isterim, iki değil bir olmaktır derdim, harap olmuş yüreğim, kırılmış tüm kanatlarım, uçarım enginlere, gözlerim ama, kulaklarım sağır, yolum sadece Aşkadır, En-el haktır sözüm, başka söz bilmem, kelamım nicedir, dert olur, alır başımı sunarım, vuslata kavuşturanlara selam ola.
Aşk başkalaştırır, beni benden alır, aşka uçan başkadır, değilse aşka uçmamıştır, aşka uçmak için kanatları aramak zaman kaybıdır, kanatsız uçmaktır, harap olan gönül bülbülü, ne eder gülü. Aşk değil midir, yağmuru yağdıran, suyu buluta, bulutu suya dönüştüren, aşkla toprağa kavuşturan. Tüm tohumların içine zerk olan, kendini açığa vuran. Toprağın deli gibi kaynaşması değil midir kavuşması askıların. Su toprağa sevdalıdır, güneşin yakıcılığına aldırmaz, aşkla dönüşüme aldırmaz, buharlaşıp gökyüzüne çıksa da elbet bilir tekrar ineceği zamanı, sabırla bekler, aşk başkalaştır insanı. Eser rüzgar, çakar şimşek, ağlar bulut, su kavuşur yine aşkına, aşkların kavuşmasına eşlik eder tüm kainat. Erir biter görünmez olur da sen bilirsin yine bakarsın buluta, işte damla yine oradadır.
Her nefeste Hu, her nefeste Hu, cevap verir çağrıma, her nefeste Hu, oradadır, canımdan candadır, canımdan parçadır, cevap verir kendini açığa vurur da neden yüzünü göstermez apaçık ortaya çıkmaz? Gönülde gizli bir sır, gizli bir hazinedir, her nefeste çıkar, her nefeste girer, her Hu'da gizlidir de kendini göstermez. Suretlerden münezzeh, açığa vuran da gizli olanda. Gönülle giden her zerrede, incidir o, noktadır, eliften noktaya yolculuktur. Eliftir, dünyada gönlün noktasıdır. Eliften noktaya yolculuktur, kendini açığa vuran. Kendini açığa vuran giz, her gönülde sırdır saklanır. Suretlerde değil, her nefeste dışarı çıkan ve tekrar ten kafesine geri dönen, gönül kafesinde şakıyan bülbüldür, gül kokusundan sarhoş olan, harap olan, kırık gönüllerdedir, kendini açığa vuran."
Hallacı mansur
|
Sponsor Reklamlar
|