Tahtacılar / Tarihleri / TAHTACILAR KİMDİR?
Kaynak : Ali Aksüt
Haklarında çok soru sorulup araştırılan topluluklardan biridir Tahtacılar. Tahtacılar kimdir, kimlerin devamıdır? Nereden ve ne zaman, hangi oymaklardan, nasıl bir coğrafyadan, hangi yolu izleyerek, yüzyıllardan süzülüp Anadolu'ya gelmişler?..
Bu ve benzeri sorular, haklı olarak her araştıranın yanı sıra, her Tahtacının da merak ettiği sorulardan bazılarıdır.
Tahtacılarla ilgili çalışmalara başlayan Baha Sait Bey, onları: "Hayat ve saadetlerini yüksek çamların derin damarlarından emen bir sınıf halk görür, işitiriz. Pos bıyıklan, gür sakalları, iri vücut, çelik bakışlı, kırmızı yanaklı, ağır, vakarlı yürüyüştü, çok söylemesini bilmeyen, yegâne meskeni siyah kara çadır olan, çok çalışkan, erkeği kadını birlikte çalışan insanlardır..."
"... İzmir’in, Antalya'nın kaynar ticareti içinde göçlerin, sütün ölgün yaşayan, fani hayati içinde; neşeli, candan, mert, mesut kümeler teşkil eden Tahtacı köyleri ilk bakışta saadetli bir ömrün muntazam fırsatını temsil eder. Kaz Dağı'ndan Antalya'ya kadar uzanan meskenlerde 250.000'e yakın nüfusları vardır. "(1) Çanakkale Türkmenlerini de eklemek gerekir.
Yine Baha Sait Bey'e göre, Tahtacıların ilk mürşitleri Hacı Bektaş'tır. Genel ziyaret yerleri Abdal Musa'dır. Narlıdere Ocağı'na (Evlad-ı Ali'den) bağlıdırlar. Baha Sait devamla... Osmanlı'nın Balım Sultan aracılığıyla resmi orduyu şekillendirmesi, Kara Kazgan Ocağı'ndan ayrılmaları getirmiş. Baha Sait’e göre, Akdeniz kıyılarında yaşayan Tahtacılar, imam Musa Kâzım koluna bağlanmışlar(2)
Tahtacılarla ilgili, 55 yıl önce yayımlanmış, bir araştırma da A. Yılmaz'a ait. A. Yılmaz: Tahtacı gelenekleri, Ortaasya'dan getirdiğimiz, hayata bakış yolu, kalıntılarıdır diyor.(3)
Yılmaz, Aksaraylı Ali'nin Selçuknamesinde geçen "bişeeri" sözcüğünden yola çıkıp Ziya Gökalp'in Türk Töresi adlı eserinde geçen "ağaçeri" sözcükleriyle bağdaştırarak, Altay Türk oymakları arasında "bişkişi" adlı oruk bulunduğunu, Anadolu'da yaşayan Tahtacıların bunların kalıntıları olabileceğini belirtmektedir.
Yılmaz'a göre, Ağaçeri Türkmenleri oniki oymak, yedi sürektir: 1. Evci, 2. Enseli, 3. Gökçeli, 4. Çepnili, 5. Üsküdarlı, Sivrikülah (Samaganlı), 6. Kehalı, 7. Alcı, 8.Sebepli, 9. Çaylak, 10. Beydili, 11. İlbeyli, 12. Aktavlı oymaklarından başka, kimi küçük grupların da bunlar arasında bulunduğunu belirtmektedir.
Moğollar devrinde yazılan eserlerde (kaynak vermeden) Ağaçerilerin önemli bir kısmının Halhal ve Firuzabad'da, Meşkin'de mesken tuttuklarını,Selçuklu ve Moğol döneminde bunlardan bir grubun Halep ve Şam civarına gittiklerini Ağaçeri, Açeri, Aşırı, Türkmen Açeri, Aşıran, Acırlı gibi adlarla anılmışlardır.
İsfahan'ın kuzeybatısında Sevavent dolayında Ağaçerili, Acurlu adlarında bir Türk unsuru yaşamış, Azerbaycan'da kalanlarsa Aşayiri, Açarı adını almışlar. Aşayiri ve Aşanlardan bir grup Erdebil'in kuzeyinde Meskinli ve Acırlı adı ile varlıklarını sürdürmektedirler.
Bu oymaklar kuzgun denizinden Erdebil ve Horasan'a oradan da Rumeli'ye(Anadolu'ya) geçmişlerdir. Aktavlı grubu Aktav yarımadasından Tuna kıyılarına, oradan Kazdağı'na geçmişler.(4)
İsmail Engin, haklı olarak Tahtacılar "İranlı/Acem mi, Kıpti mi, İran’dan Anadolu'ya göç ettirilen İranlı göçmenler mi?.. Dilce değil dince diğer Türklerden farklı inanç grubundan Tatlardan mı, Abdal mı, Aktavlı bağlantısından dolayı Tatar mı sorusunu sormakta; sonuçta, "Tahtacıların dinsel kimlikleri Alevilik, etnik kimlikleri de Türkmen'dir." diyerek sözü bağlamaktadır.(5)
Benim vardığım kanaat; İran üzerinden Anadolu'ya ulaşmış, Alevi öğretisini kabul etmiş değişik Türkmen oymaklarından oluşan Yanyatır ve Hacı Emirli adlı Alevi dede ocaklarına bağlı sonradan orman işçiliğini iş edinmiş, dışarıdan kendisine Tahtacı adı verilmiş Türkmen Alevi gruplarıdır.
Tahtacılarla ilgili en kapsamlı çalışmayı yapmış olan Yusuf Ziya Yörükan, Tahtacı Argo(Argu), Toktah başlığı altında şunları söylemektedir.
Ebü Düleften alınan bir paragrafta Hargah adının geçtiğini yazmaktadır. Kaşgarlı Mahmut Maveraünnehir'den Balasagun, İsficap (İspicap), Taraz ovalarında bulunan Argo ülkesine gidileceğini bildiriyor, bu Argo sözcüğünün Araplarca Hargo-Hargah şeklinde okunmuş olabileceğini belirtiyor. (Divanı Lûgat-it Türk Cilt l, s. 102)(6)
|
Sponsor Reklamlar
|