05.09.09
|
#1
|
Kıbrısl�
Kurucu
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nereden: Schweiz(isvicre)
Yaş: 37
Mesajlar: 4.785
Rep Puani : 199
|
Musahiplik
Musahipliğin temeli dayanışma ve paylaşmaya dayanır. Musahiplik Alevi inancının en önemli kurumlarından biridir. Musahiplik arkadaşlık ötesi bir birlikteliktir.
Musahipler arasında ayrı gayrı bulunmaz. Bir kişi musahibinin evine istediği zaman gider. Babailerin deyimiyle "musahipler yarin al yanağından gayrı her şeyde ve yerde ortaklardır". Yine meşhur bir Alevi deyimiyle "musahip musahibini ateşten alandır". Musahiplik zordur, zor olduğu kadar da şereflidir. Musahiplik günümüzdeki anlamıyla "sigorta"dır. Musahipliğin tarihçesi Hz. Muhammed’in hicretinin birinci yılında Müslümanların sayısının çoğalmasıyla geliştirdiği bir birlikteliktir. Musahiplik Kuran-ı Kerim’in şu ayetleriyle açıklanmıştır:
Enfal suresi ayet 72-73, "Onlar ki inanıp hicret ettiler ve mallarıyla canlarıyla Allah yolunda savaştılar ve onlar ki (hicret edenleri) barındırıp yardımda bulundular, işte bunlar, birbirilerinin dostu ve yarıdırlar .
İnkâr edip küfre sapanlar ise birbirilerinin yarıdırlar. Eğer böyle yapmaz (birbirinize dost ve yakın olmaz) sanız, yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat meydana gelir".
Bu ayetlerle Hz. Muhammed hicret edenleri ve hicret edenleri kabul edenleri birbirine kardeş yaptı. Aleviler bu doğrultuda bunu geliştirdiler.
Musahiplik bazılarının belirttiği gibi tarihte kalan bir kurum değildir. Musahipliğe insanların günümüzde daha çok ihtiyaçları vardır. Çünkü insanlar tarihte olduğu gibi günümüzde de düşünsel ve yaşamsal sorunlarla boğuşmaktalar. İşte bu boğuşmayı kazanmak için insanların musahiplere ihtiyacı vardır. Beraberliğe, kardeşliğe, paylaşmaya ihtiyacı vardır.
MÜSAHİPLİKTE SADAKAT GEREKİR
Müsahipler birbirine teslim olmalıdır. Birbirine teslimi rıza kapısında olmadı ve birbirine gönül vermedi ve birlik olmadılar, hemen onlar zaruret birle müsahiptir.[18]
Dembedem , rıza kapısında mürşidin ve meşayihin emrini tutalar ki ikrarları caiz ola.
Ve bir kavilde, dört kapıda bir kişi dört müsahip bulsa caizdir. Amma pir birdir. Hizmet binbirdir. Yol birdir, erkân kadimdir. Zira, erkân ile meşayih olan erkânsız dahi ne meşayihtir.
Eğer pir ve talip birbirleriyle müsahip oldular, birbirin buldular, ikrarı kadim oldular. Yoldan ve erkândan ve hakikatten ve pirden dembedem rıza kapısında oldular. Öyle nur alâ nur oldular. Onların ikrarları caizdir. Onlara rıza göstermek erkânî olur. Mürşidin sır nefesi budur.[19]
İKİ TALİBİ MUSAHİP EYLEMEK
Önce cem erenleri gelecek, sonra delil uyanacak. Delil gülbengi verilecek. Mümin ve müslüm kenetlenip delile niyaza varacaklar. Sonra koyun içeriye gelecek. Kurbancı dar olacak. Koyun nişan gösterisiye kadar gezinecek.
Koyun bir miktar durup nişan göstermediği halde kurban sahipleri birlikte eşiğe ve sağına ve soluna niyaz edip sürüne sürüne gelip dar olup hayırlı alacaklar. Çünkü, mürüvvet kapısı olur.
Bundan sonra , kurbancı koyunun sağ kulağını sağ gözünün üzerine kapatıp ve ön sağ ayağını sağ gözünün üzerine tutup bir miktar kıbleye taraf ayaklarını mühürleyip mürşit yahut rehber tekbirleyecek. Sonra cem erenleri ol koyunun boynuzlarına niyaza varacaklar.[20]
Kurbancı hayır himmet deyip götürüp tekbir ederek, koyunu tığlayacak.
Bundan sonra, gerek mürşit gerek rehber “girdiğiniz hak kapısı, durduğunuz Mansur dârı ne gördünüz ne eyvallah dersiniz” deyince onlar da “Allah eyvallah” diyecek. Bundan sonra gerek mürşit, gerek rehber “göz erenler gözü nicesiniz. Bu sûfîlerden dostu olan ayıbını söylesin” deyince, bu sûfîlere , cem erenlerinden her kim şefaatçi çıkar ise, arkadaki bacı gidip onunla niyazlaşacak.
Şimdi malum oldu ki şeriat cünübü ihtilâm veya avrat ile cima etmekle olur. Tarikat cünübü pîrsizlik veya ikrarına yalan çıkıp ahdini bozmaktır. Ve maarifet cünübü nefsini bilmemektir. Hakikat cünübü kendi ayıpların örtüp başka adamın ayıbını açıp aklı ile bildiğine , kalbi ile tanıdığına inanmamaktır. On yedi erkânın cünübü edepsizlik ve hayasızlıktır. Kırk makamın cünübü dört kapının hizmetini terk edip rızasız kendi başına iş etmektir. Ve müsahibin cünübü birbirine kin tutmaktır ve musahibin evine hiyanet etmektir. Ve rehberin cünübü meşrebin gaybetin ve sırrın aşikâr etmektir. Ve Muhabbetin cünübü cevrü cefa, zulmü sitemkâr olmaktır.
KİM KİM İLE MÜSAHİP OLUR
Malum oldu ki her kişi kendi akran ve emsali ile ve münasibiyle müsahip olmak erkândır. Gayri kimse ile müsahip olmak erkân değildir.
Mürşit , mürid ile müsahip olmak erkân değildir. Mürşit altındır, mürit bakırdır. Şeyhler , dervişler ile müsahip olmak erkân değildir. Şeyhler deryadır, dervişler katredir.[21]
NİYAZ
Üstadın ve halifenin ve evlâdı al-ı Resulün sır nefesleri böyledir ki, talip olan pîrlerin ve meşayihlerin adları geldikçe sûfî niyaz ede. Ama niyaz eylemek üç babdır. Birinci: Ellerine. İkinci: Ağzına. Üçüncü: Gözlerine yüz sürmektir. Ve mümünün möslümü pîr yanında oldukça çiğnilerine veya dizlerine niyaz etmek erkândır.[22]
Ve bir dahi bakire kızlara ve dul avratlara ki mücerettir, bunlara erkân değildir. Ve bir dahi kimseye hem tarik çalmak , hem kurban almak, hem tarik akçasını almak erkândır. Zira, sûfiye bir erkân çalsa, günahı kebirden hâlâs olur. İkinci erkân çalsalar, günah-ı sagirden hâlâs olur. Kurban aldıkta belâdan ve kazadan emin olur. Niyaz aldıkta hak ile hak olur
|
Sponsor Reklamlar
|
|
|
Alinti
|