06.02.14
|
#1
|
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: istanbul
Mesajlar: 714
Rep Puani : 65
|
Hz. Ali nin Hindistana gidişi
HZ. ALİ’NİN HİNDİSTAN’A GİDİŞİ
Adamın biri Hindistan’dan mal alır. Ancak gemileri yolda fırtınaya yakalanır ve batarlar. Adam beş parasız kalır ve borçlarını ödeyemez hale gelir. Hz. Muhammed’e gelerek yadım etmek için “Çoğundan çok, azından az alalım”der. Ancak zenginler bunu kabül etmezler ve Muhammed dinine parayı tercih ederler.
O zaman, Hz. Ali, “Ey Resulullah bu zavallıyı yanıma kat, onun borcunu ödeyim” der. Hz. Muhammed adamı Hz. Ali’nin yanına katar.
Hz. Ali, adamı Düldül’ün terkisine atar ve “yum gözünü” der. “Aç gözünü”dediğind e Keşmir’e gelmişlerdir. Kente varmadan Ali kul, adam efendi oldu. Ali’yi satlığa çıkardı. Ülkenin padişahına yakışıklı, güçlü pehlivan bir yiğidin satıldığı haberi gitti.
Keşmir Şahı Ali’yi çok beğenir. Ağırlığınca altına anlaşırlar.
Keşmir Hanı üç şart koşar. “Birincisi dağdan gelen ve kente büyük zararlar veren bir ırmak vardır. Yıllardır bent yapmalarına rağmen, ırmak tüm bentleri yıkar ve kenti basar. İkincisi, büyük bir ejder var, günde dokuz öküz yiyor. Onun öldürülmesi. Üçüncüsü, rapta Ali adında biri varmış. Son peygamberin amcasının oğluymuş. İranı, Rumu, Arabı ve Hindi buyruğuna bağlamış. Eğer onu getirirsen, ne istersen sana o iyiliği yapayım. Boyuna kement takasın, elini ve ayağını bağlayasın, demir kafese koyasın.”
Eğer bunları yaparsan özgürlüğüne kavuşursun ve vezirim olursun. Kızımı alırsın.
Hz. Ali bunu kabül eder. Ortaya terazi getirilir. Kefenin bir tarafına Ali oturur diğer tarafa yüz kantar altın konur. Ali’nin tarafı ağır basar.
İhtiyar adam “Ne kadar insan varsa getirin kölem yine ağır basar kalan pahasına deve isterim. “ Katar develer geldi, yüklendi yola koyuldu. Böylece Ali, Keşmir Hanına satılmış oldu.
Hz. Ali’nin köle olarak satılması ozanlarımızın şiirlerine yansımıştır. Şah İsmail Hatayi bunu şöyle anlatır:
Fatma Zülfünü yoldu
Ali beş vaktini kıldı
Kanber der ki yâ Ali
Kapıya bir sâil geldi
Ali der Kanber varasın
Sâil ne diyor göresin
Allah bizden cömerttir
Ne isterse veresin
Kanber geldi pes dedi
Tanrı aslanı dost dedi
Kapıya gelen Sâil
Ali’yi kul istedi
Arslana benzer huyu
Selviye berzer boyu
Hiç kul olup satılır mı
On iki imamın soyu
Gene dertler depreşti
Bir ikrarda bekleşti
Ali’ye bir firkat geldi
Fatma’yla helâlleşti
Aşk deryasına batmaya
Hakk’a gönül katmaya
Ali garip kul deyü
İllettiler satmaya
Boyuna bak boyuna
Kul olam Ali soyuna
Ali kalkıp giderken
Fatma baktı boyuna
Fatma zülfün dal eyledi
Ali sözün bal eyledi
Ali Sâil sözüne baktı
Kendisini kul eyledi
Yol üstünde burdular
Vakti ikiye böldüler
Sabah seher vaktinde
Bağ şehrine girdiler
Bahçivan anı gördü
Kalktı ayağa durdu
Ağaçlar secdeye indi
Yâ Ali pîr dost dedi
Ali bağa girince
Kırala haber verdiler
Sana derim ey kıral
Bağa mahbup kul geldi
Sâil bağa girmişsin
Bağda güller dermişsin
Bu kul senin neyindir
İmdi haber ver dedi
Sâil der Kâ’be’den geldim
Aradım Ali’yi buldum
Ne çok sorarsın el kıral
Bu kulu Ali’den aldım
Kul olur Ali soyundan
Arslan belli huyundan
Bu kulun güzelliği
Kûfe şehrinin soyundan
Arslan esneyişinden
Düldül kişneyişinden
Bu kulun güzelliği
Fatm’Ana’ya benzeyişinden
Tat mısın tatar mısın
Her dilden öter misin
Sana derim ey Sâil
Bu kulu satar mısın
Ne tadım ne tatarım
Ben her dilden öterim
Kula müşteri olursa
Men borçluyum satarım
Sâil derim ben sana
Sen de kulak ver bana
Kulun bahası nedir
Sen de haber ver bana
Kulum kul oğludur
İçi dopdolu nurdur
Bu kula baha yetmez
İvazı yüzbin altındır
Sâil ne derim size
Kulak ver dinle söze
Yüzbin altın ne demektir
Âlemi güldürdün bize
Gel bu sözü atalım
Gayrı dilden ötelim
Yüzbin altın ne demektir
Beraberce tartalım
Sâil der ki gaziyim
Gazilerden gaziyim
Sözünden dönen dönsün
Ben bu söze razıyım
Bağ şehrin talttılar
Malı mülke kattılar
Ali garip kul deyü
Altın ile tarttılar
Akan sulan akmadı
Gökte güneş açmadı
Şehrin malın kodular
Terazi yerden kalkmadı
Kıral der yanılmışam
Sarhoşum ayılmışam
Kul mizanda tartılmaz
Pazarlıkta yanlışam
Sâil derki vermenem
Men ikrardan dönmenem
Sözünden dönen dönsün
Men ikrardan dönmezem
Kıral hatun düş görmüş
Balası hayıra yormuş
Ol gece rüyasında
Gördüğü bir ay doğmuş
Kıral derki varalım
Malı mülkü verelim
Sana derim ey sail
Kul hünerin görelim
Bir dev vardır öldürsün
Bir su vardır döndersün
Düşmanımız Ali’yi
Tutup bize göndersin
Kul kemali artırdı
Ol mizanda tartıldı
Terazi yerden kalkmadı
Ali bu kez yekindi
Kıral der kulu bınak git
Malı altını alda git
Bu kulun adı nedir
Adını bize dede git
Sail der adı allah
Dilinde kulhuvallah
Ben derimki eşeddir
Siz de den Ali Allah
Toplandı cemaat hep gitti birden
Görelim ne der ol Şah-ı Merdan
Seksen deve yükü Zilli Hisar’dan
Duranın borcunu verdi Ali
Cimcimin haberin gergerden alan
Beşikte ejderha üstüne varan
Düldül’ün göz açıp kapayıncaya kadar Hindistan’a gitmesi olayıda şöyle anlatılır:
Düldül celallendi kanadın açtı
Yerden mi yürüdü gökten mi uçtu
Ol zaman kafire bir heybet düştü
Hint’de Muhammed’e erendi Ali
Kul Himmet:
Bir kul geldi fazlaya
Bedestanda sattılar
Sattılar betestanda
Ses verir gülistanda
Olay daha sonra şöyle gelişir:
Han, Ali’yi ırmağın yolunu değiştirmeye gönderir. Ali, Düldül’e biner ve yüzlerce insanın kılavuzluğu ile ırmağa gider. Binlerce insanın ırmağın yolu değiştirmeye çalıştığını görünce “işi bana bırakın” der.
Daha sonra Zülfikar’ı çekti. Irmağın genişliği bir mil di ve iki dağın arasında akıyordu. “Ya Allah !” diyerek Zülfikar’ı dağa vuru ve dağ ikiye bölündü.48 Elini uzattı dağı tuttu ve suyun önüne getirdi. Suyun yolunu değiştirdi. Keşmir Şahı görünce “Bu Ali’nin işi dedi”
Hz. Ali, ejderi öldürmeye gitti. Keşmir Şahı 21 atlıyla onu izledi. Bir dağın tepesine çıktılar. Uçsuz, bucaksız bir deniz gördüler. Ejder denizin etrafındaki geniş düzlüklerdedir. Ali düzlüğe indi. Bir nara attı. Yer, gök inledi.49 Naranın gürültünden ejderha uyandı. Rüzgar gibi koşan, nallarından kıvılcım saçan Düldül’ün sırtında arslan heybetiyle ejderin üstüne yürüdü. Ejder, Ali’yi yutmak istedi. Ejderin üç başını birden böldü. Vücudunu ikiye ayırdı. Görenler:
“Bunun gibi bir işi adam edemez
Senin gibi yiğit er bu dünyaya gelmez” dediler.
Keşmir Hanı “Sadece Ali’yi yakalaman kaldı” dedi. Ali, “Ali ulu biridir. Zincir, demir kafes, bolca ağ gerekir. Bunlar sağlam olmalı. Yoksa Ali bunları bir, silkindi mi koparır “ dedi.
Kente geldiler. Yedi gün, yedi gece şölen yapıldı. Ülkenin usta demircileri kafes ve zincir yaptılar. Ali, kendini zincire vurdurdu. Kendini kafese attırdı. “Kafesten çıkarsam Ali benim, çıkamazsam değilim” dedi.
“Eğer kafesten çıkarsam hepiniz Müslüman olacaksınız, çıkamazsam beni burada bırakın” der.
Halk, Han’a “bu Ali’dir. Sağ bırakırsak başımıza bela olur. Onu yakalım” der. Han kabul eder. Halk odun getirdi. Kafesin üzerine yığıldı. Odunlar tutuşturunca bir rüzgar çıktı ve ateşler göklere çıktı. Kentin üzerine düşerek , kenti kül etti.
Yanacak bir şey kalmayınca ateş söner. Bakarlar ki Ali ölmemiş. Halk,” bu adam büyücüdür.”Der ve Hz. Ali’yi öldürmek için saldırır.
Ali , bir nara atar yedi bin kişi ölür. Düldül narayı duyup Ali’ye erişir. Ali, kılınç kuşanıp Düldül’e biner. O zaman , Han’ın aklı başına gelir ve Ali’den af dileyip süre ister. Ali , onlara süre verir. Toplanıp bu zatın Ali olduğuna karar verirler. İçlerinden bir rahip “İsa’nın mucizesi onunla beraberdir ölüyü diriltmesini isteyelim. Diriltirse Müslüman oluruz” der. Herkes kabul eder. Ali’den ölüyü diriltmesini isterler .
Mezara giderler. Ali , ayağıyla mezara dokunur . Tanrı’nın yardımıyla ölüyü diriltir. Ölü şahadet getirir.
Ölüye ne zaman öldüğünü sordu. Ölü başından geçenleri anlattı. Ölüye işaret edince ölü tekrar mezara girdi. Mezar sanki hiç açılmamış gibiydi.
Han özür diledi , bağışlanmak istedi. Hz. Muhammed’e hediye gönderdi. Halkıyla Müslüman oldu.
Şah Hatayî, dünyanın Ali (Allah) tarafından yetmiş kere yaratılıp yok edilmesini anlatıyor.
Pehlivan aldılar
Kulu deve saldılar
Ol dev Ali’yi gördü
Ona hayran kaldılar
Kesti devin başını
Hem bitirdi işini
Seyreden nazar kıldı
Kan etti üleşini
Ol demde suyu saldı
Şehrin bir yanın aldı
Kırala haber verdiler
Kıral şâz olup güldü
Kıral der ki er kulum
Canım ciğerim varım
Ali’yi tutup getirki
Kulken olasın sultan
Kul der ki ağam apa
Derden kafes yapa
Tutup Ali’yi getiren
Kapısını sen kapa
Demir kafes yaptılar
Sade polattan çaptılar
Ali içine girdi
Kapıyı kapattılar
Ali içinde haykırdı
Burcu beden yıkıldı
Tanrı arslanı oldu
Parça parça döküldü
Tekrar kafes yaptılar
Sade polattan çattılar
Ali içine girdi
Kapısını kapattılar
Ali girdi içine
Hak kalmasın suçuna
Düşmanım Ali benim
Atın ateş içine
Lâ feta geldi dile
Muhammed kendi bile
Sıdk ile Allah deyu
Korkmamki od’a yana
Kapısın örttüler
Ataş içine attılar
Üç gün üç gece yandı
Anda koyup gittiler
Yedi gün oldu tamam
Daha kalmadı güman
Kul yanıp da kül oldu
Hayli geçti bir zaman
Kâfirler der varalım
Tütününden alalım
Gözleriniz ağrırsa
Sürme diye çekelim
Kâfirler hep geldiler
Od üste derildiler
Cümlesi bir yürüyüp
Kafes yanına geldiler
Ol kafesi açtılar
Kâfirler görüp şaştılar
Hepside inandılar
Kul kusurundan geçtiler
Hatayî’moldu tamam
Kimsede kalmadı güman
Onda doksan bir kâfir
Hepsi oldu Müslüman
|
Sponsor Reklamlar
|
|
|
Alinti
|