Sponsor Reklamlar


Karalama Defteri !!!

 Genel konular Katagorisinde ve  Her Telden Forumunda Bulunan  Karalama Defteri !!! Konusunu Görüntülemektesiniz.=>ANIYORUZ...

Ağaç Şeklinde Aç1574Beğeni

 
Seçenekler
Alt 15.11.13   #1011
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Karalama Defteri !!!



ANIYORUZ
Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.11.13   #1012
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Karalama Defteri !!!


‘Lenin-Sosyalizmin Kızıl Şafağı’


Kırmızı Haber | 07 Kasım 2013 | Alt Manşet, Gündem, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Sol Haber, Video Galeri


Bağımsız Sinema Merkezi’nin, geçtiğimiz yıl Ekim Devrimi’nin yıldönümünde paylaşıma açtığı “Lenin – Sosyalizmin Kızıl Şafağı” adlı belgeseli soL haber aracılığı ile siz okurlarımızla paylaşıyoruz.
Kırmızı Haber







, Ekim Devrimi, Lenin-Sosyalizmin Kızıl Şafağı
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 17.11.13   #1013
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Karalama Defteri !!!


Sesinden bile güzel insan







Hasan Cömert

'Ahmet Kaya dinlemek' deyince bir şeyler eksik kalıyor. Böyle sıradan bir tarif değil. Başka bir durum, hayatın doğal bir parçası sanki. İçimiz acıdığında, aşık olduğumuzda, kaybettiğimizde, kaybolduğumuzda, düştüğümüzde, hata yaptığımızda, ayağa kalkamadığımızda, her şeyi mahvettiğimizde, hiçbir şey yapamadığımızda, kartvizitimiz, koltuğumuz, başarı öykülerimiz olmadığında, sevdiğimiz terk ettiğinde, baba, polis, devlet, erkek olan, güçlü olan ne varsa çatıştığımızda, başkalarıyla en çok da kendimizle mücadele etmemiz gerektiğinde, dört duvar arasında, hayat bir hapse dönüştüğünde, en heyecanlı anımızda, bir fotoğraf karesinde, 80'lerin hüznünde, 90'ların en acı yerlerinde ve daha binlerce ruh halinde sesi kulağımızda, zihnimizde. Ötesinde kalanların çok anlamı yok aslında. Ama öyle çukur bir ülkede yaşıyoruz ki, sesinden bile güzel olan bu adamı hatırlarken onu ölümüne götüren yüzleri, yazıları unutmak mümkün olmuyor.
HÂLÂ YANLIŞ YERLERDE ARANIYOR

13 yılda yüzlerce yazı yazıldı. Yüzlerce günah çıkarma örneği. İktidar Ahmet Kaya'ya sahip çıkarak imajına katkı yapmaya çalıştı. Yalan haber ve nefret kusma merkezi kanallar ve benzerleri bile sırf eski erk sahiplerine saldırmak için bu güzel insanın adını kullanıyor. Ve dahası, Beyaz TV gibi birçok sirk gösterisi! Hâlâ yanlış anlaşılıyor, hâlâ yanlış yerlerde aranıyor. Doğru anlaşılmaya ihtiyacı niye olsun ki zaten! Onu kimseden dinlemeye, okumaya gerek yok, şarkılarına ve Gülten Kaya'ya bakmak yeterli. Hayat ve fikir arkadaşı, aşık olduğu o kadına... Onu Rakel Dink'in yanında, Roboski'de, Gezi'de gördük. Bu ülkenin kanlı sayfalarında, mücadele, barış ve eşitlik kelimelerinin içinin doldurulduğu her yerde. Şimdi 'Ahmet Kaya yaşasaydı' diye bir şeyler tasavvur etmenin hiçbir anlamı yok elbette ama en azından şarkılarına bakarak -herhangi bir - iktidarın yamacında Ahmet Kaya dinlenmeyeceğini anlamak zor olmasa gerek. 'Polisler, sağcılar, herkes Ahmet Kaya dinliyor' klişesi var bir de. İsteyen istediğini dinler ve elbette o sese kayıtsız kalmak zor ama kusura bakmasınlar da o şarkı sözleri vücutlarında nereye dokunuyor acaba!
KİRLİ ADAMLAR YAZMAYA DEVAM EDİYOR

Türkiye'deki bu iki yüzlülüğü (ve medyanın şu andaki halini) tek bir gazete kupüründen bile anlayabiliriz. Herhangi bir tane seçebilirsiniz. Bir tane örnek; Tarih 20 Temmuz 1999. Ülkenin en çok okunan köşe yazarlarından biri 'yalancı', 'haysiyetsiz' gibi hakaretler kullandığı''Parayı veren Ahmet'i alır'' başlıklı yazısını şöyle bitiriyor: ''Bugün PKK'nın para dağıttığını görünce PKK'lı, yarın travestiler dağıtsın onlardan.'' 4-5 paragrafta yalan söyleyebiliyor, hakaret edebiliyor, nefret suçu işleyebiliyor. Daha sonra da defalarca Kürtlere, Ermenilere, kadınlara, eşcinsellere, kendisi gibi olmayan kim varsa hepsine hakaret etti. Ve o günden sonra hiçbir şey değişmediğini söylemeye gerek yok. 'Erkeklik'le ilgili sorunları aynen duruyor. Kendisi şu anda başka bir 'büyük' gazetenin genel yayın yönetmeni ve başyazarı. Bir ara Başbakan'ı davet ettiği programında kucaktan inmek istemeyen çocuklar gibiydi ama onun dışında dimdik ayakta! Eğer bir şeyler değişmiş olsaydı bunu medyanın halinden biraz olsun anlardık değil mi! Aynı kirli adamlar yazmaya devam ediyor. İktidarlar değişiyor ama onların koltukları asla değişmiyor. Bu yüzden joker sözcük 'ikiyüzlülük'. Bu ülkeyi özetlemek gerekirse diye öylece başucumuzda duruyor.
'İYİ ÇOCUK' OLMAMIŞ GERÇEK BİR İNSAN

Sessizlik ise bu toprakların cezası. Yalan manşet, haber ve köşe yazılarından korkuncu o zamanki sessizlikti. Herkesin, her kesimin buna nasıl sessiz kaldığı, iki köşe yazarı dışında hiç kimseden ses çıkmadığı hatırlanırsa yapılan linç bile bunun yanında 'normal' kalıyor. O yüzden Ahmet Kaya öldükten sonra ağıt yakanlar, bugün günah çıkaranlar ve günah keçisi arayanlar ve hepimiz kendimizi kandırmayalım. Bu utanç, bu suç asla yok olmayacak. Günah çıkarma odası falan yok.''Tarihle anla beni, ve öyle yargıla'' demiş bir adamdan bahsediyoruz. Hiç 'iyi çocuk' olmamış gerçek bir insandan. Şarkıları yan yana dizildiğinde ülkenin gerçek tarihini ortaya çıkarmış birsesten. Bir şey çok açık, Ahmet Kaya'nın değil asıl bizim iade-i itibara ihtiyacımız var.
'HOŞÇAKAL İKİ GÖZÜM'

Aşağıda o dönem yazılan köşe yazılarından bazıları var. Hepsi bilinen yazılar. Bu yazılar hâlâ duruyor. Yazanlar da hiç değişmedi. Medya aynı. Dil aynı, kir aynı. Tüm bu bizi boğan pisliğin içinde kurtarıcı niyetine yine onun benzersiz sesine sarılmaktan başka yapacak bir şey yok. Dün ölüm yıldönümü. Kaç defa ''Hoşçakalın!'' dedi. ''Hoşçakal iki gözüm'' dedi. Kabul etmedik. Mümkün mü! ''Sınırlı olmayan mekana, sınırlı olmayan zamana gidiyorum'' demişti. Tek avuntumuz bu.

[Cenk Koray: ''Ahmet Kaya isminde bir şerefsiz...'',''Arabanı soksaydın da bir yerine çıkarsaydın yurtdışına...'',''Kürt olduğunu iddia eden bir haymatlos...'' (Akşam, 22.07.199) Ertuğrul Özkök: ''Ahmet Kaya malum o densizliği yapmış...'',''O gece tek çirkin adam vardı. O da ne yazık ki Ahmet Kaya idi...'' (Hürriyet, 14.02.1999) Fatih Altaylı: ''Yarın parasını verin, oğlunuzun sünnetinde söylesin, oğlunuzun erkekliğini över...'',''Yalancı haysiyetsizin biridir...'',''Siz paradan haber verin Ahmet'e...'' (Hürriyet, 20.07.199) Oktay Ekşi: ''Bu yaratığın insan sevgisinden kardeşlikten dem vurmaya hakkı kalır mı?'',''Türkü söylemeseydi kötü bir bar fedasi olurdu...'' (Hürriyet, 14.02.1999)İmzasız haber: ''Türkiye'ye ve 64 milyon vatandaşımıza yine küfür yağdırdı...'',''Kaya önce yağlama yaptı, ardından küfrü bastı...'' (Sabah) Emin Pazarcı: ''Ahmet Kaya tam bir şerefsizdir...'',''Sanat diye yaptığı iş, homoseksüel aşk ilanı...'',''Ayağınıza dolaşan yaratığa 'hoşt' dersiniz ya, benim yaptığım da bu.'' (Akşam, 21.07.1999)]


www.evrensel.net
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (17.11.13 Saat 11:45 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 17.11.13   #1014
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Karalama Defteri !!!


'Halkın Elleri'nde

yükselen

Grup Yorum


Grup Yorum’un yeni albümü “Halkın Elleri”, yaklaşık bir yıllık bir gecikmeyle raflarda… Gecikmenin sebebi, polisin İdil Kültür Merkezi baskını sırasında o güne kadar yapılmış bütün kayıtlara el koyması.


Okuyucu Modunu Aç Okuyucu Modu Kapat Yazıyı Büyüt: 12 14 16 18 20
Murat Meriç
Grup Yorum’un yeni albümü “Halkın Elleri”, yaklaşık bir yıllık bir gecikmeyle raflarda… Gecikmenin sebebi, polisin İdil Kültür Merkezi baskını sırasında o güne kadar yapılmış bütün kayıtlara el koyması. Her şeyiyle yeniden kaydedilen albüm, bu anlamda da bir ilk. 28 yıllık bir grubun külliyatındaki 22. Albüm bu. 1985 yılında, 12 Eylül darbesine tepki olarak kurulan Grup Yorum, Yorum Müzik Topluluğu adıyla yayınladıkları ilk albümleri “Sıyrılıp Gelen”den bu yana çok yol kat etti ve sürekli değişen kadrosuyla, nice badireler atlatarak bugünlere ulaştı.
Onları, 1980 sonrasındaki "uyanışın" temsilcisi olarak görmek mümkün. Ortalığın dümdüz edildiği bir dönemde hepimiz için umut olmuşlardı. Yaptıkları müzikle, dokundukları şeyle kimilerinin uykularını kaçırırken bir yandan sağlam bir kaynak haline geldiler. Bugün Bağcılar olayını, ölüm oruçları sürecini, büyük madenci yürüyüşünü dün gibi hatırlıyorsak nedeni Grup Yorum’un bu süreçte yaptığı şarkılar. Müzikal tartışmalar bir yana, yaptıkları şeyi "anı belgelemek" olarak değerlendirmek mümkün. Belleksiz bir toplumda, yapılabilecek en büyük hizmet bu üstelik! Albümlerini, memleketin o anki fotoğrafı olarak algılayabiliriz. Bir çeşit günlük tutuyorlar, gördüklerini anlatıyorlar. Dünya ahvalini kendilerine dert edinmişler, inandıkları "değer"leri dile getiren şarkılar üretiyorlar ve ülkenin durumunu belgeliyorlar. Şarkılarında verdikleri mesajların bazıları ilerleyen yıllarla birlikte eskiyebiliyor ancak maden kazalarından grevlere pek çok "nazik" mevzuda güncelliğini yitirmeyen ve yitirmeyecek şarkılar yaptıkları aşikâr. Böyle olmasa, bu şarkılar bugüne gelmez, eylemlerde yıllardır söylenmezdi. Bu bilgilerin ışığında, şu cümleyi kurmak yanlış değil: En başından beri doğru ve haysiyetli bir müzik yapıyor, Grup Yorum.
Ruhi Su, âşıkların sesini sazıyla 80’lere taşımış, onların türkülerini çoksesli bir hale getirmişti. Zülfü Livaneli, Attila Özdemiroğlu ile birlikte, Sadık Gürbüz ve Rahmi Saltuk ise Sarper Özsan’ın dokunuşuyla müziği ileri taşıdı. BarışManço, Cem Karaca gibi hikâye anlatıcıları da kattığımızda, Grup Yorum müziğine ulaşıyoruz. Ekip, bu isimlerin bıraktığı yerden bayrağı devraldı, bugüne taşıdı. Rock’tan gelen katkılarla, protest müzik bambaşka bir yöne gitti: Sazın yanında gitar sesi duymak yadırgatıcı değil artık. Başta yalnızdı Grup Yorum, sonra ondan doğan Kızılırmak ve Munzur, Kutup Yıldızı gibi muadilleri ile yola çoğalarak devam etti. Sonrasında mor ve ötesi, Duman, Redd gibi gruplar girdi devreye, protest müzik gençleşti. Başta muazzam deneylere girişmişti, sonra rock'tan hip-hop'a uzanan bir çizgide şarkılar yaptı Grup Yorum. Bunu yaparken bir yandan kemik kitleyi korudu, diğer yandan yeni dinleyiciler buldu. Tek handikapları başta "herkesin" sesiyken ilerleyen zamanda fazla "içe" dönmeleri ve bu içe dönüşün dışarıya farklı şekillerde yansıması. Ancak bunu da dışarıdan değerlendirmek pek mümkün değil: Bir “aile” ve buna bağlı bir disiplin söz konusu ve içinde olmadığımız sürece anlayamayacağımız olayların yaşanması tümüyle bununla alakalı. Grup Yorum, bir müzik grubu değil, çok daha fazlası.
“Haziran’da Ölmek Zor / Berivan”, kitlelere ulaşan ilk Grup Yorum albümü. 1987 yılının Ekim ayında yayınlanan “Sıyrılıp Gelen”, Sarıyer Halk Eğitim Merkezi’nde yaptıkları “tiyatro müziği” deneyimiyle başlayan çalışmaların ete kemiğe bürünmüş hali. 12 Eylül darbesine duyulan tepkiyle kurulmuş topluluk, ilk konserini Eylül 1985’te Türk Folklor Kurumu bünyesinde vermişti. 25. yılında, 55 bin kişiyi İnönü Stadyumu’na topladı Grup Yorum. Üstelik o konsere gelenler, grubu dünden bugüne izleyen dinleyicilerin sadece bir kısmı. Bunca kalabalığı toplayabilmeleri, dinleyicilerinin onlardan kopmadığını ve orayı dolduran, şarkılara ağız dolusu eşlik eden insanların "güzel günler"e olan inancını yitirmediğini gösteriyor. Bunu yakın zamanda, Gezi sürecinde de gördük: Grup Yorum, hem yeni bir şarkıyla bu sürece destek verdi hem de bizzat alandaydı.
Yakında otuzuncu yıllarını kutlayacak topluluğun yaptıklarını anlatmaya kalksak, bu sayfayı ve eki değil, gazeteyi de doldurmamız gerekir. Neyse ki, haklarında her türlü bilgiyi bulmak için ulaşılabilir kaynaklar var. Bugüne kadar yayınlanmış bütün albümler Kalan Müzik etiketiyle piyasada rahatlıkla bulunabiliyor. Biri kendileri tarafından hazırlanmış (“Bir Kar Makinesi”) diğeri Orhan Kahyaoğlu tarafından yazılmış (“And Dağları’ndan Anadolu’ya “Devrimci Müzik” Geleneği ve “Sıyrılıp Gelen” Grup Yorum”) iki kitaba da kolaylıkla ulaşabiliyoruz. Bu “resmî” ve “gayrıresmî” tarihleri yer yer karşılaştırarak okumak ilginç olabiliyor. Bunun ötesinde topluluğun internet sitesi (www.grupyorum.net) her daim kullanıma hazır. Son olarak, yine Kalan Müzik tarafından yayınlanmış iki DVD’den söz edelim. İlkinde, Grup Yorum’un 13 Eylül 2003 tarihinde Açıkhava Tiyatrosu’nda verdiği konserin tamamı, o güne kadar çekilmiş klipler, duruşma notları ve televizyon programları, diğerinde ise İnönü Stadyumu’nda 12 Haziran 2010’da verdikleri meşhur 25. yıl konseri yer alıyor. Arşiv için bulunmaz bir nimet!
Arşive yeni katılan Grup Yorum albümü, “Halkın Elleri”, daha önce duymadığımız on dört şarkıyı içeriyor. Duymadığımız derken, Gezi sürecinde ortalığa salınan “Yeni Baştan” ve yakın dönemde verdikleri konserlerde seslendirdikleri “Lanet”i unutmuyoruz elbette… Bilhassa ikincisi, müziğiyle değil sözleriyle de albümün “hit”i, bugünün fotoğrafı: “Meydanı sokağı yasaklayanın / Halkın nefesini gazla boğanın / Güvendiğin gazın, copun, TOMA’nın…” Adile Yadırgı, Erdal Bayrakoğlu, Selçuk Balcı gibi isimlerin katkılarıyla büyümüş şarkı. Albümde, on üç kişilik Grup Yorum kadrosuna pek çok müzisyen eşlik ediyor. Şarkılar bildik: Türkiye halklarının sesini duyuyoruz yine. Yıllar önce yaptıkları “Sibel Yalçın Destanı”na benzer bir destan, bu kez Engin Çeber için yazılmış: “Hakikat Savaşçısı”. Recep Tayip Erdoğan’ın “destan yazıyorlar” diyerek onurlandırdığı polisin döverek öldürdüğü Engin için…
Albüm henüz çok yeni. Elbet birçok şarkısı dillere düşecek. “Cemo”dan “Cesaret”e, “Yürek Çağrısı”ndan “Güleycan”a uzanan klasik Grup Yorum şarkıları kadar ses getirmeyecek belki ama külliyatın zayıf halkaları da olmayacak bu albümdekiler. Son dönemde yaşadıklarımızla güçlendirilmişler çünkü ve sokaktan beslenmişler, diğer şarkılar gibi…
Grup Yorum’un sesi, mücadelenin içinden geliyor. Geriye dönüp baktığımızda, onları sadece bir döneme damgasını vurmuş sanatçılar olarak değil, içinde bulundukları “tavır”la ve “mücadele”yle anıyoruz. Albümleri, konserleri, eleman sayısı ve dinleyicileriyle “büyük” bir oluşum, Grup Yorum. Yollarını, bunca büyüklüğün sebebini, Engin için yazılan şarkıdaki şu dizelerde bulmak mümkün: “Düzen kirletir / Devrim temizler / Düzen çürütür / Devrim yaşatır…” Son alıntımız, Gezi sürecinde bize umut veren “Yeni Baştan” adlı şarkıdan olsun: “Madem ki insandır düşleri gerçek yapan / Kurabiliriz o zaman dünyayı yeni baştan.” Grup Yorum, insandan ve bu umuttan besleniyor. Seslerine ses verdiğimiz sürece sesimizi duyurmakta kararlılar. Düşlerimiz var, düşleri var ve bunların büyük bir kısmı ortak. Grup Yorum, sadece müzik yapan bir topluluk değil, düşlerimizi dile getiren bir ses, bir nefes. Yaşıyorlar, yaşayacaklar, çünkü “insan düşlerini terk edince ölür asıl”.
birgün
Sponsor Reklamlar

renk ve cetinkayali bunu beğendiler.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 17.11.13   #1015
renk
renk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: istanbul
Mesajlar: 1.677
Rep Puani : 80
Standart Cevap: Karalama Defteri !!!





Ülkede engelli kardeşlerimizin kaldırımlarda yol alacak alanları bile yok ve bu kardeşlerimizi yok farzeden " biz sizi adam yerine koyduk " diyen engelli zihinlere gelsin bu resim...
Sponsor Reklamlar

bilgeyol bunu beğendi.
__________________
"Dünya vatanım, tüm insanlar kardeşim ve iyilik yapmak dinimdir."

Thomas Paine
renk isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 18.11.13   #1016
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Karalama Defteri !!!




kim bu,

Ömer Hayyam

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Atla: kullan, ara

Bu maddedeki bazı bilgilerin kaynağı belirtilmemiştir. Ayrıntılar için maddenin tartışma sayfasına bakabilirsiniz.Maddeye uygun biçimde kaynaklar ekleyerek Vikipedi'ye katkıda bulunabilirsiniz. Ömer HayyamDoğum18 Mayıs 1048
İran Ölüm4 Aralık 1131
Fars
Etnik kökenFarsMeslekŞâir, Yazar, Matematikçi, Filozof, AstronomGıyaseddin Eb'ul Feth Ömer İbni İbrahim'el Hayyam veya Ömer Hayyam (Farsça: عمر خیام)(d. 18 Mayıs 1048 - ö. 4 Aralık 1131) İranlı şâir, filozof, matematikçi ve astronom.
Hayyam Nişaburludur. Yaşadığı dönemin ünlü veziri Nizamül-Mülk ve Hasan Sabbah ile aynı medresede zamanın ünlü alimi Muvaffakeddin Abdüllatif ibn el Lübad'dan eğitim görmüş ve hayatı boyunca her ikisi ile de ilişkisini kesmemiştir. Bazı kaynaklar; Hasan Sabbah'ın Rey kentinden olduğu Nizamül-Mülk'ün de yaşça Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah'tan büyük olduğunu ve böylece aynı medresede eğitim görmediklerini belirtmektedir. Yine de Ömer Hayyam, Hasan Sabbah ve Nizamül-Mülk'ün ilişki içinde olduklarını inkar etmemektedir. (Kaynak: Semerkant-Amin Maalouf Amin Maalouf'un bu kitabında Hasan Sabbah ve Nizamül-Mülk ile Ömer Hayyam'ın ilişkisini ve hikâyelerini kurgulamış olabileceği de düşünülmelidir. Hayyam'ın kendi dilinden yazılı böyle bir açıklaması yoktur.)
Ömer Hayyam, birçok bilim insanınca Bâtınî ve Mu'tezile anlayışlarına dâhil görülür. Evreni anlamak için, içinde yetiştiği İslam kültüründeki hâkim anlayıştan ayrılmış, kendi içinde yaptığı akıl yürütmeleri eşine az rastlanır bir edebi başarı ile dörtlükler halinde dışa aktarmıştır.
Çadırcı anlamına gelen "Hayyam" takma adını babasının çadırcılık yapmasından almıştır. Ayrıca İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde bir semte adını da vermiştir. Tarlabaşı bulvarında Sakızağacı ışıklardan başlayıp, Tepebaşı'na kadar inen caddenin adıdır. Hayyam aynı zamanda çok iyi bir matematikçiydi. Binom Açılımını ilk kullanan bilim insanıdır. Hayyam, genelde şiirlerindeki eğlence düşkünlüğünün belirgin olmasından dolayı rubâileri ile ünlenmiştir.
Geçmişte yaşamış birçok ünlünün aksine Ömer Hayyam'ın doğum tarihi günü gününe bilinmektedir. Bunun sebebi, Ömer Hayyam'ın birçok konuda olduğu gibi takvim konusunda da uzman olması ve kendi doğum tarihini araştırıp tam olarak bulmasıdır.
vikiped


-----------------------------------

ömer hayyamdan dörtlükler

Eşi dostu verdik birer birer toprağa;
Kiminden bir taş bile kalmadı ortada.
Sen, yorgun katır, hala bu kalleş çöldesin;
Sırtında bunca yük, yürü bakalım hala.

Dert içinde sevinci bul da yaşa;
Haksız düzende haklı ol da yaşa;
Sonu nasıl olsa yokluk dünyanın,
Varından yoğundan kurtul da yaşa.
Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 19.11.13   #1017
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Karalama Defteri !!!


Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 19.11.13   #1018
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Karalama Defteri !!!


Kul Himmet Üstadım


Seyyah oldum şu alemi gezerim
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Kendi efkarımla okur yazarım
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Kul Himmet Üstadım ummana daldım
Gidenler gelmedi bir haber alam
Abdal oldum çullar geydim bir zaman
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 19.11.13   #1019
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Karalama Defteri !!!



alıntı alevi dostlar
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 20.11.13   #1020
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Karalama Defteri !!!


Ne kadar yalansız
yaşarsak
o kadar


iyi


Başbakan Erdoğan grup toplantısında Ahmet Kaya’ya saldıranlar ile Gezi eylemlerinde ‘AKP’ye saldıranların’ aynı olduğunu iddia etti. Kılıçdaroğlu ise ‘Kaya yaşasaydı Gezi’de olurdu’ dedi.


Okuyucu Modunu Aç Okuyucu Modu Kapat Yazıyı Büyüt: 12 14 16 18 20
Meclis’te dün yapılan grup toplantılarına Ahmet Kaya tartışması damga vurdu. Başbakan Erdoğan AKP grubundaki konuşmasında “Ahmet Kaya’ya kimler saldırdı? Gezi Parkı’nda bize saldıranlar saldırdı” ifadelerini kullandı. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ise “Ahmet Kaya bugün hayatta olsaydı Gezi eylemcilerinin yanında olurdu ve şimdi hapisteydi” dedi.

HEM HAKARET HEM HAMASET
AKP gurubundaki konuşmasında Diyarbakır’a yaptığı geziyi değerlendiren Başbakan Erdoğan Şivan Perwer’in Türkiye’den 37 yıl ayrı kaldığını söyleyerek “Acaba bunu kimler yaptı? Bunu bedelini ödemesi gerekenler var herhalde. Aynı şeyi Ahmet Kaya’ya yaptılar. Ödül töreninde Ahmet Kaya’ya saldırdılar. Kimler saldırdı? Gezi Parkı’nda bize saldıranlar kimse onlar saldırdı. Şimdi diyorlar ki ben o sırada tuvaletteydim ben o sırada dışarıdaydım ulan hepiniz oradaydınız. Kamera kayıtlarında hepinizi görüyoruz. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” ifadelerini kullandı.

KILIÇDAROĞLU: GEZİ’DE OLURDU
Erdoğan’ın bu ifadeleri sosyal medyada büyük tepki çekerken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğu ise Erdoğan’dan sonra yaptığı grup toplantısında Kaya ile ilgili ifadelere değindi. Kılıçdaroğlu konuşmasında “Erdoğan Ahmet Kaya’yı da istismar etti. Diyarbakır’da Ahmet Kaya bugün yaşasaydı o da bugün yanımızda olurdu. Ahmet Kaya bugün hayatta olsaydı Gezi eylemcilerinin yanında olurdu ve şimdi hapisteydi. Ahmet Kaya, Ethem Sarısülük için, Ali İsmail Korkmaz için türküler yazardı. Ağıtlar yazardı. O bu toprakların insanıydı. Mazlumun yanındaydı. Zalimin karşısındaydı. Sen Ahmet Kaya’yı tanımıyorsun. Onu bile bilmiyorsun. Çünkü sen içinden geldiği gibi konuşamıyorsun. Cama yazıyorlar oradan okuyorsun. Camdan adam olmaz.”

‘DAHA ÇOK TRAJEDİ YAŞANIR’
BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise grup toplantısında Kaya ile ilgili gündeme değinerek “Mutlaka devletin, hükümetlerin özür dilemesi gerekiyordu” dedi. Demirtaş konuşmasının devamında ise şu ifadeleri kullandı:
“12 yıllık iktidarın sürecinde sürgünde yaşayan binlerce Şivan Perwer var, Ahmet Kaya var. Ahmet Kaya bir semboldür. Onun dramı, acısını yaşayan ve yaşatanlar olduğu müddetçe biz daha çok Ahmet Kaya trajedileri yaşarız.”


***
Kaya’ya saldıranlar Erdoğan’ı savunanlar
Başbakan Erdoğan’ın AKP Grup toplantısındaki konuşmasında Ahmet Kaya’yı linç edenler ile Gezi eylemcilerini bir tutarak, Kaya’ya saldıranların bugün AKP’ye saldırdığını söylemesi tartışma yarattı. Arşivler ise Erdoğan’ın söylediklerinin gerçekdışı olduğunu ortaya koyuyor.

TANIDIK YÜZLER
Ahmet Kaya Kürtçe şarkı söyleyeceğini açıkladığı 12 Şubat 1999’daki Magazin Gazetecileri Derneği ödül töreninde çatal bıçak yağmuruna tutulmuş, ardından Serdar Ortaç sahneye çıkarak salondaki gerginliği doruğa çıkarmıştı. Ortaç’ın söylediği 10. Yıl Marşı’na Adnan Şenses, Ferdi Tayfur, Mahsun Kırmızıgül, Kenan Erçetingöz, Emel Sayın gibi isimler eşlik etmiş, gecenin tanıkları ise Kaya’yı Savaş Ay ve Mehmet Aslantuğ’un koruduğunu söylemişti.

BÖYLE GÜZEL HÜKÜMET GÖRMEDİM
Bugün ise Ahmet Kaya’nın linç edildiği ve ardından ülkeyi terk etmek zorunda kaldığı gecede insanları 10. Yıl Marşı’nı söylemeye çağıran Serdar Ortaç geçtiğimiz Mayıs ayında iDergi Rujj’a verdiği söyleşide AKP’ye destek veren şu ifadeleri kullanmıştı: “1970’lerde doğmuş biri olarak birçok hükümet gördüm. Bugünkü hükümetimiz ülkeye gelmiş en iyi hükümet. Yaptıkları yapacaklarını vaat ettikleri her şeyi ve izledikleri yollu beğeniyorum.”

ALTAYLI’NIN HAKARETLERİ
Gazeteci Fatih Altaylı ise Kaya’nın linç edildiği günlerde Hürriyet gazetesindeki köşesinde hakaret ve ayrımcılık içeren “Parayı veren Ahmet’i alır” başlıklı yazısında şunları söylemişti: “Ahmet Kaya demiş ki: ‘Otomobilimi şerefsizlerin ülkesinde bırakıp geldim.’ Para için PKK’lılara konser verince onlara yaranmak için böyle diyecek tabii. Yarın parasını verin, oğlunuzun sünnetinde söylesin, oğlunuzun erkekliğini över. Öyle haysiyetsizdir.
Bugün PKK’nın para dağıttığını görünce PKK’lı, yarın travestiler dağıtsın onlardan. Siz paradan haber verin Ahmet’e. Mağdur olsalar ne olur?”
Altaylı, Gezi eylemleri devam ederken Başbakan Erdoğan’la program yapmış, programda Erdoğan’ın karşısında çok eğilip büküldüğü, soru soramadığı gibi eleştirilerin muhatabı olmuştu.


ŞENSES’LE BİR ÖYLE BİR BÖYLE
Adnan Şenses ise o gece 10. Yıl Marşı’nı ayakta ve el hareketleriyle en hararetli biçimde söyleyenlerden. Şenses’in Başbakan Erdoğan’a yakınlığı ise AKP’nin kuruluşundan önceye dayanıyor. Şenses ayrıca 2007 yılına kadar AKP’nin yaptığı birçok etkinlikte Erdoğan ile birlikte “Beraber yürüdük biz bu yollarda” şarkısını söylemişti ama 2007 yılında ise AKP’yi eleştirerek MHP’ye geçtiğini söylemişti. 2012 yılında da bir televizyon programına katılan Şenses bir kez daha fikir değiştirerek “O, Türkiye’ye gelmiş önemli liderlerden biri. Allah’ın bir lütfu” ifadelerini kullanmıştı.

GÖZ’E GİREN ERÇETİNGÖZ
Magazin Gazetecisi Kenan Erçetingöz de o günlerde Ortaç’ın okuduğu marşı ayakta okuyanların arasında yer alırken bugün ise AKP’ye yakınlığı ile bilinen Beyaz Tv’de program yapıyor.

KAYA’YI SAVUNAN ‘GEZİCİ’
Kaya’nın linç edildiği günde onu koruyan isimlerden olan oyuncu Mehmet Aslantuğ ise katıldığı bir programda yaşananları ve Kaya’yı savunmasını “Benim yaptığım bir meziyet değil, gereklilikti. Aynı coğrafyanın insanı olmanın bir gerekliliğiydi” diye açıklamıştı. Başbakan Edoğan’ın söylediklerinin aksine Gezi eylemlerine Ahmet Kaya’yı linç eden “sanatçılar” katılmazken Mehmet Aslantuğ ise Gezi eylemlerine destek vermişti.
------------------------------------------------------------------

YUKARIDAKİ RESİMDE KENDİNE SANATCI DİYEN,

İKTİDAR DALKAVUKLARINDAN BAZILARINI GÖRECEKSİNİZ.
BİRGÜN NET
Sponsor Reklamlar

cetinkayali bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 4 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 4 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
MEB alevilere bir karalama daha omergul Pir Yolu Haber Merkezi 0 15.09.09 18:15
Piryolu Konuk Defteri omergul Pir Yolu Haber Merkezi 0 10.09.09 11:14






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2