Sponsor Reklamlar


Firik Dede "Derin Acılar Dilsizdir

 Alevi'lik Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi Önderlerimiz Forumunda Bulunan  Firik Dede "Derin Acılar Dilsizdir Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

Ağaç Şeklinde Aç1Beğeni
  • 1 gönderen hasan

 
Seçenekler
Alt 14.01.10   #1
hasan
hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Yaş: 31
Mesajlar: 588
Rep Puani : 14
Standart Firik Dede "Derin Acılar Dilsizdir


HAYATI


Dersim Ovacık'ta yaşayan, sözlü geleneğin son temsilcilerinden,
Dervişcemal pirlerinden Fırik Dede, 106 yaşında, kendi yıkık evinde
hayata gözlerini yumdu..

1980 askeri darbe günlerinde; Ovacık'ta abisinin gözleri önünde ağaca
bağlanıp, işkence yapılarak Kulaksız yüzbaşı tarafından diri diri yakılan
Behzat Fırik'in de babasıdır.. O günden beri, oğlunun acısıyla yas tutan
Frik Dede, sakallarını bir daha kesmedi, acısı da gözyaşları da hiç
dinmedi ve bir daha hiç konuşmadı..

“Mücevheri yerinde satın, tenekecilere vermeyin, sarrafını
bulursanız verin” diyordu bir kaydında. Sözünü anlayacak sarrafa mı
rastlamadı yoksa bu bir sessiz protesto muydu kendince, hala merak
ederim..

70’lerin sonlarıydı sanırım.. Fırik Dede, Piro Newes, Aydınê Heşi, Qeramanê
Mırci, Rızaê Berti gibi Ovacık’ın o dönemki insan-ı kamilleri amcam
Weliağa’nın evinde toplanırlardı bazan.. Önce sohbet, muhabbet, sonra
saz-söz, ikram derken; uzun bir sessizliğin içinde öylece otururlardı.. 6-7
yaş hafızamdan kalan bu görüntüyü de hala merak ederim.. Bu bilge
adamlar niye susuyorlardı, öyle saatlerce.. Bu ve benzeri yanıtlanmamış bir
çok soru ve sırlarıyla hepsi çekip gittiler aramızdan..

Fırik Dede, Dersim'in yaşayan son ve önemli bilgelerinden de biriydi.. "Yüzü
şemsi kamber, gözleri nur” dolu bilge dedemizin hayatını anlatan bir film
yapan yönetmen Buket Aydın, izlenimlerini şöyle aktarıyor: “Bir Hızır
perşembesinde köhne ama içten hazinesine konuk olmuştum. Bir kat yatak,
bir kuzine, bir saz ve dört duvar… Ama içten.. Ama sıcak.. Ama huzur
dolu… Ve bütün dünya mallarından arınmış arı bir mekandı. Evden ayrılırken
aklımda tek bir düşünce vardı. Değerlerini kaybedenler bir daha asla
kendileri olamazlar, kendileriyle olamazlar. Asla geçmişlerini bilmez ve bu
günü yaşayamaz ve yarına hazır olamazlardı. ”

Tam da dört dağ içinde terk edilmiş bir kentte bir asır yaşam
Adımlar ağır ağır, bakışlar tane tane… Ne acelesi var görünürde, ne de
geride kalanlara söylenecek son bir sözü… Belki bizim gibilerin aradığı
adamdı o…Belki beklediğimiz son klam onun dilinde saklı… Bir sona
yaklaşmaktayız hepimiz Sahi kimin sonudur bu? Bizim mi? Yaşlı adamın mı?
Yoksa İnsan-ı Kamilin mi…? “ Buket Aydın

Yanıtsız ve muhatapsız sorular akıp giderken, ben yine aynı soruya takılıp
kalıyorum: Kederli yazgılarının bize kader olmaması için mi sustular yoksa
derin acıların dilsizliği miydi o sessizlik..

Ne yazacağımı ve cümlelerimi nasıl formüle edeceğimi sahiden bilemiyorum..
Ne yazsak hep bir eksik kalacak O’na ve Onlar’a dair.. Onlar susarak, belki
bizi korumak adına belleklerimizi de sildiler.. Belki o eksik kalanlar
tamamlayacak hikayemizi ya da bilemediklerimizin ızdırabını kuşanıp bizler
sorularımızla aşındıracağız “sır”lı dağların ardını..

Fırik Dede; “gizli bir sırdır” dediği hafızasını, acısını, suskunluğunu,
kesmediği sakallarını alıp giderken aramızdan; bize de ondan geriye miras
olarak bir asırlık hayat, halk bilgeliği geleneğinin değerleri ve hoş bir nida
olarak sazı-sözü kaldı..

Fırik Dede’den dinlediğimiz, Virani’nin şu dörtlüğünü yine ondan dinleyerek,
dindiremeyiz belki sızlayan yerlerimizi ama katlanılır kılarız hiç olmazsa;
"seni sevenlerin can içinde canısın/ aşıklar katredir, sen
ummanısın/ gönül bir gemidir sen dümenisin/ Yelken açmak
ister bu dervişlerin"

Sevgiyi din, aşkı yol eylemiş bir kavmin çocukları; bu bedbaht
dünyada eteklerinde hep yolun yükünü ve kırılan dalların hüznünü taşırlar.
Yolun yükünü en ağır taşıyanımızı kaybettik.. Birbirinin peşisıra, yitip giden,
hakka yürüyen insan-ı kamillerimizin hatırası yolumuzu aydınlatan 'nur'
olsun..

Hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz: "Ölüm ölür biz ölmeyiz."
YÖNETMENLİĞİNİ (BUKET AYDIN) nın YAPTIGI FİRİK DEDE Belgeselı ve
hayatı hakkında yazıları

İnsan-ı Kamil : Firik Dede

Dersimli genç yönetmen Buket Aydın’dan iddialı bir belgesel :
İNSAN-I KAMİL

Dersim Ovacık’da yaşayan Firik Dede’nin hayatı özelinde, bölgedeki yaşamı
aktaran “insan-ı kamil” belgeselinin galası İstanbul, Fransız Kültür
Merkezi’nde yapıldı.
Yazı : Caner Canerik

Çekimlerine 2005 Yılında başlanan ve iki yıl süren filmin galasında konuşan
yönetmen Buket Aydın, Firik Dede’nin bir tek gülümseyişini yakalamak
ve bunu seyirciye aktarmanın bile kendisi için büyük mutluluk kaynağı
olduğunu söyledi.

“ İnsan- ı Kamil ”

Peşi sıra sürüklenen bir sürü sorularla başlıyor Buket Aydın’ın “İnsan-ı Kamil”i
Bir tek sorunun bile, değil cevabını vermek, anlamın çözemeden peşi sıra
ikinci, üçüncü sorular izliyor birbirini… Dersim’de, gözlerimiz önünde akıp
giden ve yitirmekten korktuğumuz gerçekliğimizle bir kez daha ve hemen ilk
dakikanın içerisinde karşı karşıya bırakıyor bizi Aydın, karanlık üzerinde
beyaz küçük harflerle büyük sorularla… Bembeyaz bir yolculukla başlıyor
film… Dersim’den Ovacık’a Munzur’a paralel uzanan, bembeyaz karla kaplı bir
yol soruların büyüklüğünü ve adeta tüm yaşamı kapsadığını çağrıştırtıyor
izleyiciye… Ağır ve sakin adımlarla Ovacık’a ve ardından da , “İnsan - ı
Kamil” e yani Firik Dede’ye konuk oluyoruz… Hayvanlarına su taşıyan,
ekmek pişiren, yemek yapan, kar atan ve toprak evinin üzerine taş silindir
çekerek sıkıştıran insanlar gibi hayatını devam ettiren Firik Dede’nin kamil
kişiliğini gösterircesine, sakin bir şekilde çalışarak çıkıyor karşımıza evinin
hemen önünde. Ardından “kahvaltı” için içeri yapılan bir davet ve bir asırı
devirmiş, hayatı boyunca büyük trajedileri bizzat yaşamış ve acılara tanıklık
ettirilmiş bir insanın, pencerenin önünde, yatağının üzerinde yüz yılın
efkarını dağıtmak istercesine tüttürdüğü tütün dumanıyla yükseliyor
bakışlarımız; beyazlamış saç ve sakallarının arasında parıldayarak bakan bir
çift göz ve o gözün gördükleri acıların çentik çentik işlendiği alnına…
Koskocaman bir asır devirmiş ve hala ayakta olan bir çınar


Firik Dede’nin hikayesi…


Buket Aydın, klasik biyografik belgesellerden farklı olarak Firik Dede’nin
hikayesini, Ovacık’da akıp giden yaşamın içerisinden seçtiği sekiz mevsim ve
hayatın içerisinden yüzlerce tanıklıkla aktarıyor. 105 yaşına gelmiş olmasına
rağmen, tüm ihtiyaçlarını kendisi gideren, hayata ilk günkü kadar bağlı bir
insan portresi çıkıyor karşımıza. Bandolar eşliğinde öğrencilerin geçit
törenini izliyor kimi zaman… Uzun yollardan yalnız başına yürürken kimi
zaman çıkıyor karşımıza… Baharda, yada kara kışın içerisinde, Ayin-i Cem’e
giderken ve burada fiziksel zorluklara rağmen “gereğini” yerine getirmesine
tanıklık ediyoruz. Kameranın kendisini görüntülediğini farkında olsa da,
oturduğu tabureyi ters çevirip önünden akıp giden insanları izlemesi
uzandığı yatağında yaşın getirdiği olgunluk ve rahatlıkla usulca
konuşmaları…

Tüm bu dingin ve kamil havayı dağıtmak istercesine, Dersim’in asi yüzünü
ortaya koyarcasına Yönetmen Aydın, Ovacık’daki hayatla paralel olarak Firik
Dede’nin öyküsünü aktarırken, şaşırtıcı bir tarza imza atmış. Olmadık yerde
ortaya çıkan bir kız çocuğunun popüler bir türkü söylemesi, üç köpeğin
koşuşturması, sonbaharda otlayan koyunlar, kışın karın içerisinde kendini
temizleyen bir kısrak, durmadan ekmek pişiren kadınlar, içilen sigara ve
çayın bolluğu… Gündüzden geceye geçişler… Cem yapılırken, ekmek pişiren
bir kadının araya girmesi ve üç cümle etmesi… Bu ve buna benzer alışılmış
kalıpların dışında filme ilgiyi sürekli kılan radikal bir yöntem… Üç kadının, iki
adamın yada Firik Dede’nin tatlı sohbetine tam kendini kaptırırken, anlatının
sert bir şekilde kesilmesi ilk anda, izleyiciyi ciddi olarak rahatsız ediyor. Ama
bu rahatsızlık, bu canlanma seyirciyi değim yerindeyse “izleyici - seyirci”
olmaktan çıkartıp “tanık” konumuna getiriyor, bir sonraki anlatıya daha
dikkatli yönelmesini sağlıyor.

Eski toprağın güzelliği
İlerlemiş yaşı nedeniyle Firik Dede filmde hiçbir şey yapmayan ve varlığıyla
yeten bir başrol oyuncusu imajı uyandırıyor. Ekmek pişiren bir kadın,
hayvanları otaran bir adam hayatlarının içerisindeki Firik Dede’ye ilişkin
anılarını anlatıyor ve onun “insan-ı kamil” mertebesine yükselişine dair
tanıklıklarının altını çiziyorlar. Ama, yönetmenin filmi çektiği bölgede kurduğu
sıcak ilişkiler, filmi daha izlenir kılıyor. Yaşlı insanların sohbetleri ve inatla
birbirlerine yönelik bilgece tuzak soruları ve bunlara karşılık verilen bilgece
yanıtlar şaşırtıyor. Örneğin, filmin ortalarında, Firik Dede’nin tanıklığında
sohbet eden üç yaşlı, “Ahiret” günü esprileri yapıyor. Ömürlerinin
sonbaharını, ilk bahar güzelliğiyle yaşayan Dersim yaşlıları, “Sana, ahirette,
‘dünyada ne yaptın?’ diye sorulursa, ne cevap verirsin ? ” sorusuna, “Hiçbir
cevap vermem. ‘Ne Türkçe, ne Kirmanciki, nede Gurmanciki biliyorum’ derim
onlara” gibi ölüme, kendilerine dayatılan korkulara Alevi felsefesinin getirdiği
rahatlık içerisinde zeki cevaplar veriyorlar… Birbirlerini sevgi dolu bakış ve
gülüşlerle iğneleyen sorular, kameranın varlığını farkında olarak devam eden
“resmi” sohbetten bıkma ve bir süre sonra kendisi olma ve son cümleyi
seyirciyi kahkahalarla güldürecek kadar yapılan zekice espriler… Filmin en
önemli ve en ilgi çekici bölümlerinden birisinin, birbirleriyle yaşıt - yaşlı -
insanların diyalogları oluşturuyor. Dönem dönem karenin içerisine giren
gençlerin sohbetleri çoğunlukla Türkçe konuşmanın getirdiği resmiyeti
barındırırken, yaşlılar, kürtçe’nin getirdiği rahatlığı sonuna kadar kullanıyor
ve açıkçası gençlerin papucunu dama atıyorlar…


Erzincan’da dedelik eğitimi…
Film’de çocukluğundan başlayarak bu güne kadar gelen sıralı bir yaşam
öyküsü bulunmuyor. Yönetmen Aydın, bunun yerine, filmin çeşitli yerlerine
başarılı bir şekilde serpiştirdiği anlatı ve tanıklıklarla öyküyü film sonunda
başarılı bir şekilde tamamlatıyor. Görsel olarak yaptığı başarılı kurguyu sözlü
olarak da başarıyla gerçekleştiriyor. Her tarafta bırakılan bir parça, bir, iki,
üç diye beklerken dördüncü anlatımda tamamlanıyor. Ancak Firik Dede ve
Ovacık Aleviliğine dair tanıklıkta ilginç bir gerçeklikle karşılaşıyoruz. Kürt
Alevilerinden olan Ovacık bölgesinde, filmde göründüğü kadarıyla ibadet dili
olarak Türkçe çıkıyor. Filmde, konuşma ve şarkıların Kirmanciki ve Türkçe
olarak iki farklı dilde olduğunu da küçük bir parantez olarak belirtmeliyim
burada. Ayin-i Cem yaparken, Munzur kenarında çıla -mum- yakıp dualar
edilirken Türkçe’nin ibadet dili olduğuna tanık oluyoruz. Günlük yaşamda
Kirmanciki - Zazaca- kullanan insanların ibadet dili olarak Türkçe’yi seçme
nedenini ise filmin sonuna doğru öğreniyoruz. Birkaç nesildir dedelik yapan
aile, oğulları Firik Dede’yi eğitim için Erzincan’a, Türk Alevilerin yanına
göndermiştir. Dersim’in diğer bölgelerinde yer alan Kürtçe ibadetlerin yerini
Firik Dede’nin yönettiği ayinlerde Türkçe’nin almasının tek nedeni de bu olsa
gerek… Pülümür, Nazımiye ve Dersim Merkez gibi bölgelerde daha çok
“Düzgün Bava” vurgusuna tanık olurken, Firik Dede’nin ettiği dualar ve
katıldığı ayinde Hazreti Ali ve Pir Sultan Abdal, Hac, Müslümanlık ve Allah
vurgusu daha ön plana çıktığına film sayesinde tanıklık ediyoruz.

Dersim’in tüm renkleri
Buket Aydın ile “İnsan-ı Kamil” üzerine yaptığımız söyleşide, çalışmasının
sadece bir portre olmadığını, Dersim kültürünü Ovacık özelinde aktarma
çabası içerisinde olduğunu söyledi. Aslında 2 yıl gibi uzun ve zorlu
çalışmasıyla da bu çabasında başarılı olduğunu belirterek hakkını vermemiz
gerekiyor. Aydın, Munzur kenarında yapılan bir dini ritüeli görüntülerken
yada ev içerisinde yapılan bir sohbette kültüre dair ayrıntılar yakalamayı
gerçekten iyi bir şekilde başarmış. Ayin-i Cem sırasında giyinilmesi gereken
kılık kıyafet, ayak şekilleri, bu sırada gecenin karanlığına, karın beyazlığına
inat dörtnala koşan bembeyaz bir atın efsanevi havası, ekmek yapılırken
saçın altının küllenmesi, edilen dualardaki yakarışlar, genç ve yeni neslin var
olan kültürel değişimdeki simgesel anlamları… Elbette ki bütün bu bir saat
içerisinde, bir insan hayatını aktaran filmde, o insanın yaşadığı bölgedeki
hayata dair tüm renkleri ve ayrıntıları bulmak mümkün.

Genç yönetmenin cüreti
Başlarda da söylediğim gibi Marmara Üniversitesi İletişim fakültesi Sinema -
Tv bölüm mezunu Buket Aydın’ın Dersim kokan kişiliğini filmde bir çok özgün
ve alışıldık tarzların dışındaki karelerle ortaya koyması ayrı bir “tarz”
yaratmış. Hiç gösterilmeyen, kameranın milim oynamadığı ve söyleşi
yapılmak üzere bekleyen bir yaşlı teyzenin sesini bölge üzerinde dolaşan
savaş uçaklarının sesi bir dakikaya yakın bir süre bastırıyor… Var olan en
önemli gerçekliklerden birisi bu… Buradayız anlamında… Firik Dede’nin nasıl
olduğu anlatılmasa da yakılarak öldürülen oğlunu anımsatırcasına, göğü
yarıp geçen bir nesnenin çıkarttığı sesler… Bu tarz, “kamera arkası” olarak
daha çok görmeye alıştığımız hazırlık aşamaları yada “hatalı” çekimleri Aydın
kullanmaktan çekinmemiş… Açıkçası, bu tarz çekimler filmin var olan
gerçekliğine daha büyük bir artı değer katmış.

Bir kış günü başlayıp, öteki kış mevsimine geldiğimizde filmin bitmesini
beklerken, tekrar baharın gelmesi, Firik Dede’nin bilgece Munzur Bava’nın
efsanesini anlatması yada Ovacık’ın etkileyici doğa güzelliğinin fotoğraf
tarzında sunulması, tekrar yaz mevsimi ve sonbahara geçiş ve bir kış…
Beyaz bir mezar başında ağıt yakan Dersim kadınları ve batan bir güneş… ile
son buldu film… ( 23.06.2007 )




Herkesin göc yollarina düsmesine inat O köyündeki tastan,toprak damli
evinden cikmaz.Bilir topragindan kopusun kendinden de kopus olacagini bir
anlamda.Köklerini topragina atar ,sarilir ona,birakmaz bir daha.Munzurun
gözelerinden beslenir kökleri,Düzgün Babadan alir rüzgarini yelkenlerini
actigi insanlik denizine.Yüzünü her sabah dogan günese döner ve "Eli" sine
yakarir,Xizirinda cem tutar,Düzgün Babanin kartalini gözetler.
Iki yüzyil sigdirir hayatina.Yüzyili asmis oldugu hayatinda bilgeligini,sakin
anlatimini,inancini,Insani Kamilligini görüyoruz her an.

"Gönül bir gemidir sen dümenisin /Yelken açmak ister bu
dervişlerin" derken Dersimlilerin ve insanligin gönlünde gülen
gözleriyle yelkenlerini acmistir. Sabrin,inancin,direngenligin,itikatin
bilgesi Firik Bava;gelecek nesiller seni unutmamak üzere
gönüllerinin denizine ugurlayacaklardir.Bundan kuskun
olmasin.

(ALINTIDIR)
Sponsor Reklamlar

Dede-baba bunu beğendi.
__________________
hasan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.01.10   #2
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 42
Mesajlar: 391
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Firik Dede "Derin Acılar Dilsizdir


Canım Efendim

Efendim efendim canım efendim
Ben senin kulunam sen benim sultanım

Yüzün şems-i kamer gözlerin nurdur
Aynı hilale benzer kaşların
Onsekizbin alem hüsniyem kuldur
Lebin kevseri durdur düşleri

Seni sevenlerin can içinde canısın
Aşıklar katredir sen ummanısın
Gönül bir gemidir sen dümenisin
Yelken açmak ister bu dervişlerin

Söz : Aşık Virani

Müzik : Firik Dede
Sponsor Reklamlar


Konu Dede-baba tarafından (14.01.10 Saat 11:07 ) değiştirilmiştir.
Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Firik Dede derviscemalli Ozanlarımız 6 11.11.11 23:05
Adanan Hoca Beni Seviyormusun Kiz Cok derin Seviyorum.. Alevi Siyaset/Politika Tartışma Mekanı 10 10.11.11 10:50
Derin Devlet Serisi (e kitaplar) arap2000 Kütüphane (E-Kitap) 1 03.01.11 22:23
"Dede Garkın : 13. Yüzyıl Anadolusunun Büyük Türkmen Şeyhi Bir Ser Çeşme" Mihman Dede Garkın 0 19.06.10 15:20
firik dede(tunceli) hasan Alevi Önderlerimiz 1 17.12.09 13:21




Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2