Alevi, Alevilik, bektaşi, PirYolu Forum ,kızılbaş, Alevi Haber, Alevi Forumları

Alevi, Alevilik, bektaşi, PirYolu Forum ,kızılbaş, Alevi Haber, Alevi Forumları (http://www.piryolu.com/forum/index.php)
-   Hayata Dair (http://www.piryolu.com/forum/forumdisplay.php?f=151)
-   -   Bir öyküdür bu!... (http://www.piryolu.com/forum/showthread.php?t=1908)

cancana 05.03.10 20:34

Bir öyküdür bu!...
 
Yudumla Tutkunlarına uzanan Adı Konamayan Bir Öykü Bu


- Ben yazdım -
- Ben yazacağım -


Eğer bir umutsuzluğa yakalanmışsa yüreğiniz, sizi her yerde gölgeniz gibi takip eder hüzün Herkes sizi güler yüzlü,mutlu gördüğü halde; siz içinizde sürekli ağlayan o çocuğun farkındasınızdır Ve ne çikolata, ne oyuncaklar nede başını şefkatle okşamanız susturamaz onu


Çevrenizde hep sevilirsiniz ama kendinizi hiç sevmezsiniz Yalnızlığı seversiniz size acı verdiğini bildiğiniz halde Herkesin yalnız olduğunu düşünürsünüz kendinizce ve çift kişilik bir yalnızlık çekmektense tek kişilik bir yalnızlıktır tercihiniz


Her gece yatağınızın baş ucunda oturarak düşüncelere dalarsınız siyah gökyüzünün izlerken İçinizdeki minik yürek en çok o zamanlar ağlamaya başlarEn çok o zamanlar yırtar kendiniArkanıza bakarsınız akşam olmasına rağmen gölgeniz gene yanınızdadır sizinEn çok o zaman bastırır yalnızlığın verdiği acı yüreğinizi


Bir yudum kahve
Sıcak kavuşmaların tiryakiliğine sarılmış, orta halli


Bir film
Sayacın işleyip de görüntülerin tende izlendiği


Bir öykü
Yazı karakterinde siyah, düşen yerde beyaz


ve özleme kesilmiş göbek bağının düştüğü toprakta, rüyalara sıçrayan minik tebessüm




.....

cancana 05.03.10 20:35

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Hep aranılan insansınızdır oysaAma nedense insanlar hep en kötü anlarında ararlar siziİçlerindeki tüm acıyı önce size boşaltırlar sonra da o acılarla baş başa bırakıp giderler mutlu bir şekildeYani onlarda aslında muhtaç olduklarında yanınızdadırlar sizin

Halbuki siz hiç kimseye muhtaç değilmiş gibi gözükseniz de hep birilerine muhtaç olmayı istersiniz ama o birilerini hiç bulamazsınız Çünkü siz muhtaç olan değil muhtaç olunansınızdır her zamanMuhtaç olmayı istersiniz de korkularınız engeller sizi

Çevrenizde muhtaç olacak birini göremezsiniz çünküKimse sizden daha güçlü değildirKimse içindeki o minikle sizin kadar ilgilenmez çünküHayatı akışına göre yaşarlar onlarHalbuki siz önce kendi hayatınızı sonra da dünyanın gidişini değiştirmek istersiniz

Değiştiremediğinizi hissettiğinizde ise daha fazla ağlar içinizdeki çocukSiz işte o zaman anlarsınız,aslında sizden başkası ağlatmıyordur o nu

cancana 05.03.10 20:36

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Çünkü siz farkında olmadan çikolataların en acısını yedirirsiniz ona ve verdiğiniz oyuncakların ya bir kolu ek------ ya kafasıBaşını okşadığını düşündüğünüz anlarda ise aslında kanatırcasına vuruyorsunuzdur içinizdeki çocuğaVe o bu yüzden bağırır içinizde de sizden başka kimse duymaz hıçkırıklarınıSizden başka kimse anlamaz bir yerlerde bir çocuğun iç çeke çeke; özlemleriyle, hayalleriyle, yapayalnız ağladığınıVe o çocuk hep ağlar, hiç susmaz

Hiç susmaz çünkü siz hep kötülükleri görürsünüz yeryüzünde ve hüzün gölgeniz olmaya devam eder her zamanSiz ise ne gölgenizden kaçabilirsiniz nede içinizdeki o minik yüreğin çığlıklarını duymaktan

Bir gün
Eskitilmiş hüzünlerin
yalınayak dolaşmaya korktuğu,
göz ucuyla bile
içeride olanlara bakmaya cesaret edemediği
yerden doldum damarlarına
Bir ten
düşekalka tutundu demir bileklerine
kalbi düşten

Bir şehir
Girdabında sen
uzak rüzgarların savruluşunda ben

cancana 05.03.10 20:38

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Kimsin Sen?
Bilmiyorum seni,
Tıpkı senin beni bilmediğin gibi,
Hiç bilmiyorum yüreğini…
Gözlerin nasıl bakıyor mesela, yada nasıl dokunuyor ellerin?
Sahi ellerin sıcak mı senin,
Tuttuğunda sıcacık edebilir misin yüreğimi örneğin…
Yada …
Yada dokunduğun anda titretebilir misin içimi?
Hiç konuşmadan,
Hiç ses çıkarmadan
Belki fısıltılarla sadece…
Belki bir iki fısıldaşmayla fethedebilir misin beni?
Tek bir şey bilmiyorum seninle ilgili…
Nasıl seversin mesela söylesene!
Hayatının içine mi sokarsın; yoksa hayatında herhangi bir köşeye süs misali bırakır mısın gözlerimi?
Kimsin sen?
Söylesene kimsin!
Nasıl yaşanırsın sen!
Doya doya mı yaşamalı seni yoksa arada bir mi tutmalı, bulmalı ve sevmeli yüreğini…
Nasıl sever senin yüreğin?
Benim yüreğim gibi mi yoksa uzaktaki bir özlem misali mi!
Bilmiyorum seni,
Tıpkı senin beni bilmediğin gibi,
Hiç bilmiyorum yüreğini…
Bu yüzden haydi konuş benimle…
Kendini anlat bana,
Doya doya dinleyeyim seni…
Kimsin sen?
Söylesene kimsin!
Nasıl yaşanırsın mesela
Doya doya mı yaşamalı seni yoksa arada bir mi tutmalı, bulmalı ve sevmeli yüreğini…
Hadi dinlemelere verdim kendimi
Susuşlar yaşıyorum sen konuşana kadar…
Utanma ve anlat bana kendini

Bir yol kenarında bekliyorum seni Anlat bana kendiniAnlat ki senin yoluna doğru koşayım dolu doluYada sus geri döneyim usulca bakmadan ardıma

cancana 05.03.10 20:39

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Tutarsız zamanlar yaşadık yaşanılmamışlığı
Anımsayamıyacak kadar budala zamanları
Hayatı ararken yakalıyabildik mişli geçmiş zamanların iz düşümlerini
Bulmaya çalışırken sevginin sıcaklığını

Sen
Sen sevdiğim doğum lekesi gibiydin yüreğimi kaplayan
İstesem de çıkaramadığım
Ve belki de çıkarmak için hiç uğraşmadığım
Kendimi farklı hissettiren belki, belki de insan içine çıkmamı engelleyen
Bazen varlığıyla memnun eden,bazense kesip atmak istediğim ama atamadığım en büyük acıtanı yüreğimi
Ve artık yazamadığım
Ama aslında hep yanıldığım
Durup durup aklıma geliyorsun çünkü
Ve ben
Durup durup yazıyorum
Yine kendime ters kalıyorum, yazmayacağım derken bile kalem tutuyorum
Bu sefer her harfe üç gözyaşı sığdırıyorum sevdiğim
Biri benim için
Biri senin
Ve diğeri kaybettiklerimizin
Yani ikimizin
Yani bizim
Bununla yetinmiyorum; her harfe üç kan damlası akıtıyorum yüreğimden
Biri bana
Biri sana
Diğeri ise bize
Hem bana,hem de sana
Ve şimdi hesapladım da
Bana gözyaşı ve kan damlası borçlu yüreğin
Hadi öde borçlarını bana

Yada öde desem ödeyebilir misin acaba?
(Boş bıraktım borçlu olduklarınıVar say istersen harfleri,var sayma
Diğer yazdıklarımın yanında bu hiçbir şey aslında!!

cancana 05.03.10 20:40

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Sessiz sessiz geleceğim, sana doğru yol alacak ruhum
Adımlarımı dikkatli atmak zorundayım farkındayım, farkındayım senden başkası duymamalı beni…
Ve bilmemeli sana geldiğimi…
Yağmur başlar başlamaz geliyorum sevgili…
Her damlada biraz daha yaklaşacağım sana ve her gök gürültüsünde korkan yüreğin daha fazla hissedecek yüreğimi
Korkularımı yok etmek için çıkıyorum yola…
Sevdamı sakladım ardıma , gölge yaptım huzuru yol almaktayım sana doğru…
Bekle sevgili
Az kaldı yağmurun başlamasına
Az kaldı hissediyorum
Bekle
Yeter ki bekle
Her yağmurda yollarda bulacaksın beni…
Sessizliğin içinde bir tını yakala benden gelen,
Sessiz sessiz dinle beni
Senden başka kimse bilmesin geldiğimi…
Senden başka kimse beklemesin beni
Yağmurlarda aç yüreğini,

Şşştt…

Sessiz sedasız aç yüreğini
Duymasın kimsecikler
Duyup ta kesmesinler nefesimi,duyup ta kapatmasınlar tüm yollarımı sana gelen…
Ve sana gelen beni yok etmesinler…
Bekle sevgili
Az kaldı yağmurun başlamasına
Az kaldı hissediyorum
Bekle
Yeter ki bekle
Her yağmurda yollarda bulacaksın beni…
Sessiz sessiz geleceğim, sana doğru yol alacak ruhum
Adımlarımı dikkatli atmak zorundayım farkındayım, farkındayım senden başkası duymamalı beni…
Ve bilmemeli sana geldiğimi…
Yanaklarına akan bir damla da çıkacağım ansızın karşına belki,
Belki bir çeşmede akan suda
Ama ne olursa olsun çıkacağım karşına

Yeter ki sen aç yüreğini ve bekle beni sevgili…


-Nerdesin sen?
-Dalım…

cancana 05.03.10 20:42

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Saatin sesiyle uyandı genç kız gözlerini ovuşturarak yine her zamanki gibi başlamıştı şakımayaGülümsedi kendinden geçmiş şarkı söyleyen arkadaşına Eşlik etmeye başladı derken;sabahın kör vakti bütün herkesi uyandırmak istercesine

Ah İstanbulİstanbul olalı Hiç görmedi böyle keder

Yan odadan bir ses duyuldu derken
-Kızlar kapatın çenenizi yoksa İstanbul'da iki ceset olacaksınız

Kahkaha atmaya başladılar derken hep beraberYan odadaki arkadaşları da unutmuştu kızgınlığını gülüyordu onlarla birlikteSebepsiz gülücükler savurdular hep beraber havaya

-Günaydın Ballı böreğim
Dedim ve devam ettim
-Bugün çok güzel geçecek tamam mı?Bir öpücük alayım

Uzattı yanağını Kocaman bir öpücük kondurdumOh be diyerek
-Ama hani benim öpücüğümBak işe gidemem sonra biliyorsun

Öperek uğurladı işime beni Meltem ardından pencereye yöneldiPerdeleri açıp,camı araladı Havaya bir bakış attı

-Güzel bir gün mü?
Dedi içinden hafif bir tebessümle el sallarken
-Hayatımın Pollyannası seni dedi ve oturdu pencerenin kenarındaki yatağa

Havanın karamsarlığı içini yansıtıyordu sanki Kaleme ilişti gözü Ne çok olmuştu ağlamayalı Ve ne çok doluydu içi

Bulutlar
Grimsi bulutlar çevrelemiş gökyüzünü
Ben sebepsiz bir bekleyiş içindeyim,penceremin kenarına oturmuş çaresiz
İçimde çığlık çığlığa bir çocuk
İçimdeki yangınla alev alev yok olan bir benlik
Ve
Kor sıcaklığın değiştirdiği bir beden ,her tarafı maskelenmiş

YaLaN
Kendime söylediğim her defasında ve her defasında inandırdığım başkalarını;ama inanmadığım

Derken bir kalem aldı eline ve hayalini yansıttı yüreğinden dökülen harflerle önündeki sahipsiz sayfaya saatlerce…
Yazdıkça kendine geldi,yazdıkça umutları yeşerdi…

cancana 05.03.10 20:43

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Zaman, seçimlerimizle ne kazanıyoruz, ne kaybediyoruz gösteriyor Ama vazgeçişlerimizle neyi kazanıp neyi kaybettiğimizi hiçbir zaman öğrenemiyoruz, diyorum

Çelişkilerle boğuştuğum anlarda kendimi boylu boyunca görebildiğim bir ‘ayna’ düşlerim Aksı etrafında bir kez dönüp verdiğim kararlardan doğan sonuçları, bana gösterir Yine bitmez tükenmez hayal gücümün ürettiği oyunlardan biri bu da diyorum

Ne yazacağımı bilmeden boş sayfaya uzun uzun bakıyorum Kâğıdın boşluğundan daha fazla ürkmemek için ‘Aşk’ diye başlık atıyorum

‘Aşk’: Unuttuğum şu duygu! İçimdeki kuyunun suyu, artık o kadar derinde ki baktığımda aksimi görmek olanaksız! Ruhumsa, suskunlukla tartılacak kadar büyük bir boşluk!

Ödevini yapmaktan aciz bir öğrencinin gözyaşlarını anımsatan iki damla yaş düşüyor yanaklarıma, oradan da ak sayfaya… Akan yaşların önümdeki kâğıda damlayıp çengel misali soru işaretlerine dönüşmelerini yadırgamıyorumUzun süredir çelişkilere alışığım

‘Nerede ise özgürlük, gelip tutsaklığımı bulur mu?’ Neredeyse özgürlük… Neredeyse tutsaklık…Neredeyse yaşamak gibi…

Gözlerim boşluğa takılı ne kadar zaman öylece kalıyorum, hatırlayamıyorum Sonra yazmaya başlıyorum;

‘AŞK…( Nereye Gitti?)

(Güçlüklere katlanamayan insanlar için ‘ aşk’ kaçak bir duygudur…)

cancana 05.03.10 20:44

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Titreyen ellerimle yazdığım bu satırları okumakta büyük bir olasılıkla güçlük çekeceksin Ürperişlerim:

Ya da üşümem, özlediğim sıcaklıktan olmasın?

Kaçmak; kimi zaman ‘var olan’ sorunları karanlık bir örtü ile örtme ve yok sayma başarısıdır Ama örtünün altından sinsice gülümseyenler, bir gün o örtüyü üstlerinden atarak karşına geçip ‘ben hep buradaydım!’ deme cesareti gösterebilirler

O zaman kaçışların olanaksızlığı, arkamızdan kovalayan bir gölge gibi bizi bulmaz mı? O an gövdemiz, düşmekten bıkıp usanmadığımız uçurumun tabanıyla buluşmaz mı? ‘Yeni hayatların, bir önceki kavşakta var olan sorunları çözmeden başlayamayacağını’ yüzümüze haykırmaz mı?

Çözümü, kaçışlarda arayanlar; ürkek ceylan adımlarına sahip olan ama en hızlı koşanlardır

Ben, kaçmak istemiyorum…

Dilimin uçundan aynaya yazdığım cümle yüreğime doğru dökülüyor: 'Sende kanıyorum'

Gözlerimi aynadan uzaklaştırıp arabanın penceresinden uzanan manzaraya çevirirken, apansız renkleniyor coğrafya

cancana 05.03.10 20:45

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Yüzümüzdeki o emanet sevimliliklerle irtibatı hep sıkı tutmaya çalışırdık Gönül hep güzel şeyleri paylaşmak isterdi arkadaşlarımızla, tanıdıklarımızla Ne zor kurulurdu güven duygusunun ağır bastığı beraberlikler İlk tanışmada ne kadar güleç yüzlü, ne kadar kibar, ne kadar anlayışlı tavırlar sergilese de karşımızdaki kişi, belleğimizin dört-bir yanı kuşkularla kaynardı

Hani, haksız da sayılmazdık Bu güne kadar ne hayal kırıklıkları, ne incinmeler, ne pişmanlıklar yaşamıştık Hayat bize kusursuz beraberlikler, kusursuz ilişkiler sunmuyordu Karşımızdaki kişi ne kadar samimi davranıyorsa biz o kadar huylanıyorduk altından bir çapanoğlu çıkmasından Hayatta gönül rahatlığı ile güvenilebilecek, sakınmasız kontakt kurulacak kimse yok muydu?

Beyninde kuyruklarını deydirmeden kaç tilki dolaştırdığı sorusu kuşkularımızı sürekli besleyecekti Keyifli ve güvenli bir hayat sürebilmekti dileğimiz Başımızı döndüğümüzde bizim üzerimize planlar yapacak “dostlara” ihtiyacımız yoktu

En kötüsü de, bu beraberliklerimizin hangi umulmadık anda, hangi umulmadık bahaneyle, hangi gönül kırıklıkları ile biteceğini bilemiyor olmak Ve hep bu tedirginlik ile yaşamak

cancana 05.03.10 20:48

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
kelimeler uygun adım dizilişte,ben cam buğusunda bilmediklerimi bekleyişteumduklarının aslında gelmeyecek olduklarını kan gibi bilmek ne acıbu pus camın buğusundan mı,yoksa gözlerim mi çehreme bentlik eden?yapraklar acem kızı endamında salınarak sokaklarla kavuşuyorlar,bir kör bendeki kavuşmalar,bir buz içimdeki yangınlarne mana ki bu kavuşmak?

susadığım tüm adına sevda denilenler damla damla yer bakınıyor dudaklarımdatürkülerin söylenmekten yorulduğu ben oluyorum,benim hüznüne soyunduklarım(!_?)

ben sen yokken de vardım,sen olmadan da var olmaya devam edebilirim sanıyorum

cancana 05.03.10 20:49

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Bırakfark etmekandırsın seni gözlerim sanki kırık kırık aynalar gibi kökü gitmiş ağaçlar gibi vetutsakyenilmişliğin küf kokulu hazzıyla zorunlu mağruriyetevetöylesi zorunlu bahane kabul etmiyor ölümölüm çünkü;uydurmuyor bahane o halde hani diyorumbu yerdenmeleği beklemeden mi gitmeli,gitmeli mi soru haznesi geniş çocuğunkara üstüne gri yazıyor içi üstüne dışı kazıyorne kiboşlukla bezenmiş sıradan bir yaşamak sahnesi ve bu da diğer gibiöylesi zorunlu

çehresi bir derin sessizlik içinde
masada anahtarlar,kilitlerine girmeyi bekliyor
bir sesti,belki bir renk;ama başka biçimde

Kılıç kendine bilene bilene,derisi yüzülen Nesimi’ ye dönmüş sızlıyor içten içeKara gün ellerine doğuyor yeni yetme çocuğunSıkılıp suyu çıkarılmış bir keder çökmüş şehirler sultanının gözleri altınaÜtopyalar ötesinden geçip,çabuk bitmesin diye yüz yıl erken gelip,sana bileyebilirdim ben de kendimi

-dimGittin

-tinBak, yazının gereği ben fark etmeden kendi kendini çekimlemiş yine eylemlerdi’li geçmiş zamanArtık elde ‘hiç’ in olduğuna kör-sağır- ama dilli bir kanıt işteYoklar şimdi varlıkları sanılarda uyuyakalanlar

cancana 05.03.10 20:50

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Gözyaşımın tersine akışı yok Sakarya misali!
Avazlarımın olmayan yankısı gibi

Dehlizler, koyu karanlıklarının ışıltan aydınlıklarında yakaladı belki umutlarımı


Suydum, bulandım, sır'atın altında

ve sükût öylesi mecburi bu kıyamete
bir dilek tuttum dün gece,tüm yıldızlara mezar kazdılar

düşeyazdım

öylesi zor bu suskuntu tarifi imkansız bir burağan, durağan haliyle yol almakta olan hayıfsız kafiyeler sarmakta etrafımı yedi yandan diyar diyar aranmaktayım
sorma
öyle sızısı bol bir lahza benimkisitepe taklak kendimden içeri yuvarlanır gibi, ayaklarının altında uyanmak düştüğüm uykudansonra hiç olmayışın
bin yıldır mahpusluğunu özenle sıvazlamışım hasretleriminve bin günahı sırtından yüklenmişim tereddütsüz her geçişinde aklımdan, karın boşluğumda amansız bir sancıyla kapatmışım gözlerimi gurbet gecelere ve yokluğun
ne denli aladır rengi bilemedimson güruh geçerken kapıdan, ben bir seni göremedim


sağ şimdi sağılsın zehri yüreğimin
duy belki sakinler harı içerimin
yağ hadi minberler sela çağırır
ne vakit kaleme düşsen, susarım

cancana 05.03.10 20:51

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Seni aramak yedi iklim dört diyaryollara yar olmanın gözlerime kancalar atan hissiz acısı artık duyumsanamayacak kadar saydam bir bedenin hapsindeyimbizsığsaydık birbirimize


Ya da sensin içinden geçtiğim
susarım belki de yine
uyur üstüme zaman
ola ki üşürsem kollarında
soğutma yüreğini

Bazen yorulur insan Dinlenecek bir durak arar Bilir ki; bir yerde düşüp kalırsa, elini uzatıp kaldıracak kimse yoktur Oysa, o durağı bulduğunda artık kimseye ihtiyacı yoktur Durduğu yer, aslında mutlu olduğu yerdir ve ben o durağı buldum Dinlenerek bir ömür geçireceğim durak, bana mutluluktan başka bir şey vermeyeceğine söz vermişken, başka yollar aramak zorunda olmadığımı bilmek, iyi hissettiriyor


Bazen tohumlar beslenmek ister ama sadece göz yaşları ile O biten çiçeklerin hepsi sevgi çiçekleridir ama adı hüzün çiçeğidir nedense! Ve yalnız sana aittir Bir tek senin dokunuşuna açar, ötesine hep kapalıdır En diplerdedir, herkes göremez zaten Zozan çiçekleri onlar, iyi bak onlara

Sevgi sana dair kalsın

cancana 05.03.10 20:53

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Başka ömürlere biçilmiş ömrü'm Dilimde hiç kimsenin bilmediği türküdür hüznüm Adını ne zaman anmaya kalksam, boğazımda koskoca bir düğüm

Durmadan sana yazan kalemi, sana yazılan yüreğime sapladım Avuç içlerimde terinin kokusu Senden kalma sensizliğimi tutar elinden usulca geceme katarım Boğazıma dizdiğin bütün susmaları ömrü'ne adadım

Bilirim; aşk kanatır yüreğin görünmeyen yerlerini Acısına tutkunum belki, belki de deliyim düşüyorum gözlerinden, bilmiyorum Bilsem, sana anlatacak ne çok sözüm var Oysa, sözleri siliyorum Yazıp silmek ne derece doğru bilmesem de, bu yolda sadece Sensiz ölüyorum

Sapsarı buğday tarlasının ortasında, kan kırmızısı bir kiraz ağacı hayal ediyorum Gölgesinde oturan ben

Kiraz mevsimi henüz gelmedi, buğdaylarda belki sararmamıştır Ama bu hayale kim engel olabailir

Biliyorum hayallerden korkmak ahmaklıktan başka bir şey değil Yaşama kaygısı böyle bir şey işte Farkında olmaksızın içimize işleyip, ardından oralarda bir yerde uykuya dalan kertenkele yavrusu
Yara kapanır, izi kalır Bunu kimse inkâr edip, yok sayamaz

cancana 05.03.10 20:55

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Hafızamı bir kuyu gibi canlandırdım gözümde, yaşanmışlıklar, kötü anılar bir kova gibi hatırladıkça kuyunun duvarlarına çarpıyor, acıtıyor, düşünceler acıtıyor
Bir de aşk yoksa içinde, bırakıyorsun kendini bu git gellere


Şarabın eskisi makbul
Umudun dirisi
Sızmışsa suya
Gül de kurtul'

Umutları diri tutabilmektir yaşam, ki ancak o zaman mutlu olabilir insan
Bir şarkıdan anımsıyorum 'umut bazen işkencedir ' diyordu
Umudun gerçekleşme ihtimaline bağlı bu elbette
Ve umutların aslında ne kadar umutsuz olduğunu anladığım vakit ağlarım, umut edecek birşey kalmamışsa artık, ölüme de gülerek giderim

Şimdi yaşam sana tutunuyor benim gözlerimde,sana kavuşmamın sözünde dayanabiliyor her an saldırmaya hazır düşüncelerimeAğzımda dolmuş hayallerim bir mavzer gibi patlamaya hazır…

Sen gelince böyle oldu işte,böyle somutlaştı düşünmeyi akıl edemediğim gerçekler,böyle düştü yüreğime ansızın bir sabah sevgin;çiğ taneleri gibi…

cancana 05.03.10 20:56

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
sevda yüklü gemilerin kaçak yolcusu bile olamadım
yüregimi kanla suladım da sevda çiçeklerimi büyütemedim
inandıklarımı yok sayıp hayal alemlerinde kayboldum
yinede sensiz kaldıgım o ilk saniyedeki göz yaşıma merhem bulamadım

gidenin sevdasına degil kalanın parçalarına bakacaksın
gözlerinin gördügünü degil yüreginin hissetdigine inanacaksın
yanlız kalmaktan degil seni yanlız bırakandan hesap soracaksın
yanagından süzülen yaşın düştügü yerdeki yangınını anlayacaksın

cancana 05.03.10 20:57

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
sayısını çoğaltabilirim çayların dışarısı çok soğuk ve çaylarım hepinize gelsin gönülevimizin arkadaşları

bu arada balıkçı sağol sözlerin içimi ısıttı ve güzel şeyleri yazmamı kamçıladı

Ben izninizle biraz daha davam ettirmek istiyorum bu sıcaklığı
Soba deyince aklıma bir de ''kuzineler'' geldi Hani o bir bölümünde ekmek,
börek pişirirken, üzerinde su ısıtılan çaylar demlenilenekmekler kızartılan, diğer bir yandan közlerinde patetesler közlenen dedemlerin evinde vardı bağevi tabiikışları sırf demlik cızırtısı duymak için giderdimmm


Düşünüyorum da, sıcaklığının yanısıra ne çok fonksiyonu vardı Borularına takılan çubuklarda çamaşırlar bile kurutulurdu
Zahmeti biraz fazla olsa da, estetiği ve verdiği duygular ne güzeldi
Kulağınızda ateşin çıtırtıları, üzerinde pişen kestane yada portakal kabuklarının mis gibi kokusu
ve elinizde bir bardak çay oturmuşsunuz divana pencereden kar yağışını seyrediyorsunuz

Ne keyf ama bayılırım bu seyirlere

Şimdi her biri ayrı bir anıyı büyütüyor saksıda
Ve bir çocuk masumca seyrediyor yüzünü
Yüzünki “kar tanesi”
Benzemiyor hüzünden başka hiçbir şeye

cancana 05.03.10 20:58

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
akıp gitse de yaşam
gelmiyor bırakmaya
karşı durmaktır yaşam
tükenmemektir asla

karşı durmaktır yaşam
onurla ve sabırla
yüreğinde duymaktır
sevdanı umudunla

Su tekneleri vardı eskidenİçleri su doldurulup kağıttan gemiler yüzdürülürdü Bilmiyorum içinizde bunu yapan var mı? Hani kağıt gemi ıslanana değin büyük zevk verir insana ya Hani sanki yeni bir şeyi keşfetmiş gibi hissedersiniz ya kendinizi Hani o yüzdürdüğünüz gemiye dair düşler kurarsınız Bazen bir gün ona atlayıp, turlamayı dünyayı, bazen Nuh peygamber misali her cinsten bir numune ile bir kurtuluşa yelken açmayıVe daha neler neler yükleriz ya o kağıttan gemiye Taaa ki o kağıdın suyu içine çekip batışına değinİşte o vakit kurduğumuz düşlerde batmıştır suya Tüm şevkiniz de kırılmıştır o anlık kağıt gemi yüzdürmeye dair


İşte tıpkı o kağıt gemi gibi bedenlerimizi yüzdürmüyormuyuz, hani ruhlarımızı bindirdiğimiz içine hayat ummanında Yeni anlamlar yüklemiyormuyuz, yeni planlar kurup boğazlardan denizlerden okyanuslara açılmıyormuyuzTaa ki en ufak bir hayal kırıklığı yaşayana değin Hani o kırılan hayallerimizle ruhumuz bedenimizle okyanusa gömülmüyormu Çok azımız karşı koyup yüzerek sıyrılıp en yakın sahile kendimizi atabiliyoruz Çok azımız bu kırılan ümitlerini yenileriyle takviye etmiyormuBir gemide ki sintine pompasının suyu tahliye edişi gibi Biraz daha uzatmıyormuyuz süreci

Oysa ne kadar zor olabilir ki farkına varmak; hayatın sonunu bir hayalin kırlmasının yada bir umudun sönüşünün getiremeyeceğini Nasıl hatırlayamıyoruz batan kağıt geminin yerine o anki kırgınlığımız geçtiğinde yenisini yüzdürüşlerimizi Bir rüzgarla savrulacak kadar hafif olmadığını bedenlerimizin ve onu güçlendiren ruhlarımızın


Oysa yaşamak o kadar muhteşem ki tüm kısalığına rağmen O kadar yaşanılası ki ölüme inatTeslim olmak, yıkılmakda nesi Değil rüzgarlar nice fırtınalar, nice tusunamiler bile yıkamamalı bizleri Tek şey gerekli üstelik bunun için biraz farkında olmak biraz izlemek , biraz anlamak hayatı

bir öykü tadındadır yaşam
okadar kısa ve o kadar derin

cancana 13.03.10 17:12

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Bir Külkedisi vardı, beni ta küçücük bir çocukken inceden inceye sarıp sarmalayan Kocaman bir çocuk yüreğiyle bunun bir masal olduğunu unutup bir küçük Külkedisi olabilmek için dualar ederken, bir yandan da garip bir hırçınlıkla bu güzel, iyi kalpli masal kızını kıskanır dururdum Sonra bir gün yüreğimde, şu gerçek olduğunu sandığımız yalanlarla dolu dünyadan daha büyük bir dünya açıldı Pespembe bulutlarla dolu bir masal dünyası Ne bileyim belki de hayalperest çocuk ruhumun bir ürünü Attım kendimi bu kocaman dünyanın içine Gözlerim her okuyuşumda garip bir şekilde kıskandığım o küçük masal kızını arıyordu Külkedisi’ni Meğer bu pespembe dünya benim, Külkedisi de benmişim Bilmiyordum Ne güzel bir duyguydu bu! Bir Külkedisi’ydim artık Ama bir dakika! Hani o iyi kalpli masal perisi ne demişti Saat on ikiyi vurduğunda bütün büyü bozulacaktı Ama neler olacağını hiç düşünmüyordum Nasıl olsa Külkedisi de sonunda mutluluğu yakalamıştı Bütün büyü bozulsa bile

Takvimlerden yeni yeni sayfalar kopmaya başladıkça yavaş yavaş kendi dünyama sığamaz oldum Sonra bir gün, takvimde gördüğüm tarihle, doğduğum tarih arasındaki farkın on ikiyi bulduğunu fark ettiğim zaman, anladım ki, artık bütün büyü bozuldu

Beni o zamana kadar hep mutlu etmiş olan bu güzel masal dünyası, tıpkı o sabunlu sularla yaptığımız küçücük şeffaf baloncuklar gibi “pıt” diye kaybolup gitmişti Şimdi varlığına hiç inanmadığım gerçek bir dünya vardı gözümün önünde Keşfetmem gerekiyordu Sonra bir Pollyanna oldum birden Hayallerden sıyrıldığım anda, gerçeklerle yüz yüze gelmiştim Öyle ki gerçekleri de sevmem gerekiyordu Sevinme oyunları oynadım kendi kendimle Hani o kızıl saçlı, çilli küçük kız gibi Bu bir aldatmaca mıydı, yoksa sevimli bir çocuk oyunu mu? Bilmiyordum Bildiğim bir tek şey vardı Ben Külkedisi’ni özlemiştim Gerçekler hoşuma gitmiyordu Nereden bilebilirdim böyle olacağını! Bilsem bir Pamuk Prenses olmak istemez miydim? Hem o masalda büyünün bozulacağı falan da yazmıyordu Tanrım ne büyük bir hata!

Gün geçtikçe gerçeklere alışıyordum Onlarla yaşamayı öğreniyordum Hiç de kolay bir şey değildi onları sevmek Her gün beraberinde yeni zorlukları getiren üç-beş senelik bir zaman içerisinde çok şey öğrenmiştim Bilmediklerimi hesaba katmazsak!
Sonra rengârenk bir ilkbahar günü incecik bir dalın üzerinden bir küçücük Çalıkuşu bana göz kırptı Hani o romanlara, filmlere konu olan her yerde Kâmuran’ını arayan o hercaî Çalıkuşu var ya!

Her masalda her romanda kendini arayan ben, şimdi bir garip Çalıkuşu’ydum Yüreğimde adını bile koymadığım duygularım ve yine o kocaman hayal dünyası Tanrım! Ne garip bir duygu! Ben bunu daha evvel hiç hissetmedim Ne ayıp Yarabbi, ne ayıp! Adına “aşk” dedikleri, bu ne olduğu belli olmayan garip yürek sızısı, içimdeki diğer bütün sevgileri hiçe saydı Yıllar var ki üzerine titrediğim, bir çiçek gibi büyüttüğüm, o kocaman sevgilerimin üzerine bir güneş gibi doğdu Şimdi hiçbir şey onsuz olmuyor Bütün dünyayı bir yana atmışım, o başka bir yanda

Şimdi kendime bile söylemekten çekindiğim bir şeyler var içimde Gözlerimi bir beyaz sis perdesi bürümüş Ayaklarım yere basmıyor sanki Ama tecrübeliyim artık, biliyorum, her şey zamanı geldiğinde bitiyor Tıpkı Çalıkuşu’nun bir Sarı Çiçek hikâyesiyle yarım kalan aşkı gibi Sonra her bitiş, yeni bir başlangıç oluyor sonra tekrardan bir bitiş ve derken, yeni, yepyeni bir başlangıç
Şimdi hiç kimse inandıramaz beni her şeyin bir sonu olduğuna Şimdi inanamam o insafsızca bitmelere Bir masal dünyası değil mi yaşadığımız Her gün bin defa bitsek de ne yazar

Dilerim ki herşey herkes için çok güzel olur

cancana 13.03.10 17:13

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Saçlarımın ivlerinden sızan kanım alnımdaki kırıkları yol ediniyor kentine…Kızıl yaşlar bekliyor renksizliğin…yine ayrılık aşka bedel mi ödetiyor yoksaDizlerimi sıkarak deliliğime ayartıyorum en aklı selim yanlarıma
Bu çare ´´siz´´ titreyişlerim tüm hayırsız vuslatları yüreğine mülk edenlere…ve akan kanım her gül mevsimine armağan…

Hadi bir ´´sus´´ ver yaşadığına kanıt ! Uyan sana !
Bak,gün sonbahar,ay sensizlikten idam maviliğime…Şimdi bi yıldızı gönlüne sığdıramayan gökyüzüne isyanım,evvelden yıkılırdım yüreğime diktiğin anıttaki el izlerin olmasa oysa yaşıyorum gamzelerime gizlediğin bin parça sevgim hatrına…hadi,aşkıma bir tebessüm sunsana! Ya hayatıma senden bir isim bul,ya da içimde çırpınan güvercin kanadıma son bir veda…

cancana 13.03.10 17:14

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
http://img403.imageshack.us/img403/6...ebynarowu5.jpg
Bükülmüş kelimelerin kimseyi mutlu ettiği yok aslında…Ne söylenip durduğun zaman, ne o anlamı yoğuran ihanet önemli seni göz ucuyla süzen varsıllarca Doyduğun tası devirebilmek tek maharetleri…Bize kalansa eklemek kendimize o biçare hüzünleri
Unutma! Kaldırıp atamayacağımız gerçekliğin acısına sevdalanmak suç değil bu gün…

Bir unutuş olamaz dün dediğin…Uzakların, yakınların… Hepsiyle dolandın içimde

Yüreksiz ve bezgin insanlardan aldırışsız uzaklaşmanın kutlanacağı bir şehrin tepeliğinde, yanıma düşecek rengini sevinçle karşılayacağım güne kadar iyi bak kendine…

Ve bir cesaret iliştirir son kez olsun,
yıkmaya yeltendiğin tüm imgelerin üzerine

cancana 13.03.10 17:16

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Koskoca ömürde "bir yalnız gün daha nasıl geçecek, şu saatler nasıl bitecek“
diye şikayet edebilecek kadar muamma!
Göz açıp kapayıncaya kadar geçen sürede nihayete erebilecek kadar da
basit!


Hayat;
Kendini oluşturan
her büyüyü, her cazibeyi, her rengi, yürekleri hoplatacak,
Kanlarımızı kaynatacak kadar parlak ve güzel!
Gözlerimizi acılarla, hüzünlerle, ayrılıklarla, ölümlerle buluşturduğumuzda,
sadece iki renk!
Gri ve siyah!

Kaç kez özlemle ürperdim, bahar sandığım canlarda

Ben koşmak istedim özlenen gelmeyince, koşarsam tez geçer belki zaman diye Bahara kavuşmayı ne çok istedim
Umut kesilmedikçe yine kavuşur satırlarımız baharın sessizliğindeyine yeşil maviye dönerbir kuş kanat çırpar türkü türkü
boşluğa bir ışık akar Işıldar yüzün, diz çöker hüzün gülümsemende
Sitem etme dedim kendimeincinme
Hadi sen yine bana bir ninni söyle Talihin gözü açılsın, ben dinlenirken ninninde
Kurşun yolunu şaşırsın

cancana 13.03.10 17:18

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 

Üşümüşüz biz, üşütmüşüz, yürekleri, elleri hatta gözlerdeki sevgiyi
Ya terk etmişiz, ya durup beklemişiz durakta otobüs bekler gibi
Hani gelecek ya tam saatinde, rötar mı yaptı eyvah, gelmez artık gitti,
gider Hatta peşinden bile koşarız bir sonra ki durakta yakalarız
ümidi ile

Harika bir parça, hep sevmişimdir bu şarkıyı, melodisi mi hasta ediyor
beni, offff şu sese bak, ta yüreğime işliyor valla böyle bir yorum
duymadım, her seferinde her yeni şarkıda bunları söyleriz, eskiyenleri
ne yapıyoruz, bu kadar mı çabuk tüketiyoruz, anlamadım ki

Sonrası mı? Boşverin ya, içinizi karartmayın Ne koşturun otobüslerin
peşinden, ne ağlayın yağan yağmura, ne de hislenin her yeni şarkıda
yapraklar mı? Onlar her sonbahar dökülür dert etmeyin, doğa kanunu bu, alın yazınız değil

Hayattır bu acılarda vardır sevinçler de

Yaşamı sevmek insanı gençleştirir, güzelleştirir Gelin biz biz olalım; yüzümüzden gülümsemeyi hiç eksik etmeyelim Üstesinden gelebilmek için her zorluğun, yaşamı sevelim sevdirelim

cancana 13.03.10 17:19

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Durdunsöylenmemiş, anlatılmamış, söylenememiş olanı anlaşılır kıldı duruşun
Yine bir renkte düştün aklıma…Biraz hercai, çokça maharetsiz fırçalanmış resmin yitmeye yüz tutmuş ışıklarının arasından çıkıp geldin bu güne Ve yine

Ormanın kuytularında, göze hiç bulaşmamış, üzerine değen ayakları olmamış, dalsız yaprağın yalnızlığına benzedin bir kez daha Oysa bir tıkırtı dahi duyulmadı odaların dibinde…Sesin yokluğu seçmiş ; öyle mi?…Bir başkaldırışı, bir inadı, bir terk edişi, yabansı suskularla bezemiş demek gönlün…Hiç saymadığımız, oluruna baş koymadığımız bir vazgeçişin durağında elini kaldırıyorsun demek “sen” denilemeyecek zamanlara…Olsun! Varsın, öyle olsun!

Yazdığımızı silmeyi, bir yerlerde, bir şeyler söylemeyi deneyip, yüzü gözü katran karalarına çevireli rahatın demini yudumlayamadık hiç…Biraz eksikle, çokça süssüz çıkıp dolanırdık ahalinin ortasında İstediğimiz kadar “biz” olmadık mı, yalan düşüverirdi omuz başımızdan…

“Yaramızı sakla derininde! Yüreğin hangi buluta tutunursa tutunsun…kandıracağın bir benin olur , sadece “sen” olur yaşam nihayetinde…”

cancana 13.03.10 17:20

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
İki düşün, bir yarın etmediği karanlıkların önünden seni çekip alıvermenin kolaylığını, anlatabilmenin yolunu bulamadım ben hala…Anlayacağın, bir yalan masalı yazamadım henüz
Acıya lokmalarımızı bandırdığımız sofraların başından uzaklaşabilmenin sahteliğini takamadım hiç yüzüme…Ama, tam orta yerdeki kıpırtı gibi, tıpkı bütün varını damar damar bölüştüren can gibi, karanlık umutsuzluğu da giyinmedim üzerime…

Bir elemli ıslıkta olsan, yalnızlığa düşmüş sözcüklere de bağlansan kapılır mısın benimle hiç düşlenmemiş zamanların yolculuğuna?
Riyasız varlığın anlamını diriltir misin yeniden?

Bir ihtimal okuyacağın olur rüzgarların başından ayrıldığında…Diyelim okudun bir ihtimal; belki rengin düşe vurur …ses olur, söz olur o zaman…

Oyuncakçılarda gördüğüm bebekler gibisin

Gülersin, ağlarsın, bazende şarkı söylersin
Çocuklara benzetiyorum seni
Melektir çünkü çocuklar

cancana 13.03.10 17:21

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Tamamıyla duygusal, iç karartıcı ve öldürücü etkilerden uyanan cümleler olacak ki
Sen okurken dünyanın halini umursamak gelecek içinden ve ben, ben kayıp giderken yüzeyden senin canın acımayacak…
Sadece benim ellerim benim yüzüm ıslanacak…
Ve avuçlarım kanayacak…
Boğdum ve öldürdüm sesini…
Bir cinayette ben işledim…
Bir varmış…
Varmışlığını yok ettim…
Elimle avuçladım yokluğunu
İçime en acıyan yanıma en kanayan yerime en sızılı organıma bastırdım
Kalbim parçalandı…
Bir yokmuş
Ve kayıp giderken varlığımla varlığın o uzun nehirden,tutmadan elimi,ben tam düşerken
SESSİZLİK
SESSİZLİK
Ve üçüncü SESSİZLİK
Dördüncüye zamanım yoktu
Dayanamazdı ruhum ağzın varken
Ellerin varken
Susmana
Dayanamadı ruhum
Yokluğunu okşadım gözlerimle
Kayboldu varlığımız en uzun nehirde

Kimseler bilmesin öykülerimi diye ketûm direnişlerle gömdüm mektuplarımı saklı kentime İlk bûsenin açtığı yaranın bir daha kapanmayacağını, ilk bûsenin kopardığı fırtınanın ömür boyu dinmeyeceğini, ilk bûsenin tüm ‘hayır’lara bir asi yetiştirmede maharetinin yıllara değin uzanan dokunuşlarının artarak çoğalacağınıilk bûsenin bedeni dolaşan bütün damarları nasıl da ‘çat’ diye bir bir çatlatacağını, ilk bûsenin ne varsa aniden değiştirivereceğini nereden bilebilirdin ki

cancana 13.03.10 17:23

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Hayallere susamış yüreğin ateşi, bulutlara mavi kalmış, ’’ bir gün ’’ deyip tutamamış yaprağını, dallarını sonra toprağını kırmış yüreğinden ; göz göze körken…

Seni Seviyorumla başlıyorum yüreğime güneşten önce…

Seni Seviyorum la başlıyorum nefesime yağmurdan önce

Önce rahat bir yer hazırlayıp kendime, bakışlarından kalan birkaç dakikalık esintiyi, savurdum saçlarımdan aşağıya
Canında yaşattığın bir diğer parçayı da alıp sakladım içime Ara sıra takılırsam alıp koynuma öpeyim diye


Keşişleme beklemez bu yürek,
savrulur düşer bir anda
Sana

cancana 13.03.10 17:24

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Sessizliklere takılı kalan soruları ,o hiç verilmeyen sesleri ,duymak için beklenilen ama bir türlü işitilemeyen sözleri mırıldanan yürek, sıkıştığı mermer taşların altında kıpırdanıyor alıştıkça gözlerim karanlığaYalvarmayı beceremeyen dillerine vurulan zincirleri kırıp atmalıydım daha en başta

Boynu eğik durmasındansa şu an yanımda ,belki de ilk o kalmalıydı ayaklar altındaBildiği bütün zamanların dışında yaşamış, seviler mezarlığının bekçiliğine gönüllü olan o korkusuz ruhun kendisini kotarmasını beklerken ,kaybedenler kervanıyla sığındık zamanın koynuna Bilerek sokulduk o yanlış yollara ;söz denilip verilmeyenleri,aramak istenip hiç bulunmayacakları düşlerken yaprak olup savrulduk rüzgarlardaKırılgan ,dökük seçkilerde, teselli diye sunulan bütün dinletilerde hakkını vererek tüketiyor şimdi benimle birlikte kendini… Herkesten önce öğrenmişti oysa o ;her acı ömrünce yeterdi,taşıyana da ,taşınana da
Sadece bir günlük isyanların sunağında başlamış terk edişler…
Farkına varılamayan eksikliklere ,durmadan büyüyen boşlukların vakitsiz serzenişlerini eklemişlerSuya anlatılan masallar yayılmış üç kuruşluk gönül yaralarındaVar sayılmazlardı aydınlık zamanlarda,görünmez olmanın sırrını karanlıkta öğrenmişler

Dilekler mutlu eder hep (teşekkürler benden yana olan ,bana ulaşan umut dolu seslenişinize);olmadık günlerde yorgun ,sahipsiz yüreklerin o anlatılamaz sıkıntılarına ilaçtır hepsi genellikle

Yıldızlar serpilince belki aydınlanacak gökler zamanla ve dilerim yeniden yapıştıracağım yerlerinden kayıp düşen olursa…sevgimle…

cancana 24.03.10 20:09

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Ay tutulmasının tam ortasında
Ben, karanlığımda tutsak
Aydınlığına uzanır ellerim

Ne zaman uzansam sana
Alacakaranlığında umutların
Hüzün yıldızları kayar odama

Dansa başlarım yıldız sağanağında
Perdenin arkasında sen
Benim yerim öte taraf
Bilirim
Ay aydınlığa yasak

Ne zaman uzansam sana
Geç kaldığımı anlatır hayat
Bir öykü yazmak istiyorum düşlerimde Bir düş, bir masal, bir dilek gibi! Hayalimde dans ediyorum gri göklere nispet edercesine Kulağımda sürekli aynı melodi yankılanıyor--kelebeklerin dansını dinliyorum Geç kalınmışlığın son dansı bu Sanki yıllar önce yapılması gereken ama yapılamayan, ertelenmiş bir dansın ürkek başlangıcındayım Ellerim titriyor ellerini tutarken gölgemin Rüzgarın kokusu geliyor uzaktan, çiçek kokulu esintilerden onu süzüyorum ruhuma Gelincik bahçesinde sevgiyle kucaklaşmak gibi bir şey bu Bana yorgun bir merhaba diyor,susuyorum

kelebekle dansa devam ediyorum düşümde......

cancana 24.03.10 20:11

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Bir yer hayal ediyorum uzaklarda Ahşap duvarlarının sıcaklığında ısındığımız, sabaha kadar konuşabileceğimiz bir yer Mumlar eriyip bitene, ay yerini güne, dalgalar hırçınlığını dinlenmeye terkedene kadar onu dinlemek istiyorum Bambaşka bir boyutta, soyut dünyamı paylaşıyorum onunla Düşlerimizde ilki hiç olmayan son dansımızı yaptığımı unutuyorum bir an Sevmeyi seviyorum yaşama inat


Bir zaman düşlüyorum sonra Sabah, öğlen, akşam veya gece farketmiyor Kelebeğin kanatlarında dans ederken sadece gülümseyebileceğim bir zaman olsun yeter diyorum Bu hangi gün, hangi mevsim olur umursamıyorum Hiç bir mevsimin düşlerimdeki zamanı veremeyeceğini biliyorum Belki 5 mevsimden bir zaman düşlüyorum Beşinci mevsimin bir gününün 25 saati gibi, bir anda ayın, aydınlığa yasağını kaldırabilmeyi umut ediyorumve düşlerimde mutlanıyorum
Tan yeri ağarırken, gök ay tutulmasını usulca öpüyor ve yavaş yavaş yüzünü güne çeviriyor Görüyorum

Yazacağım başka bir öykü, kuracağım başka düş, ne başka bir vals, ne başka bir an kalmadığını biliyorum

Yarınsız günlerimden birinde yeniden sevdim işte… seni düşlerimdeBiraz kırgın, biraz hüzünlü ama delidolu bir yürek taşırken dokunuverdim aşka yeniden....

cancana 24.03.10 20:13

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
neden bugünlerde yazamadığımı bulmaya çalışıyorum aslında, ama dünde kalanları da silmeye ve her harfin üzerine bitti yazmaya başlamıştım

derken;

Yüzüme dokunuyorum Tıpkı onun gibi Saçıma, alnıma, yanağıma, onu koyduğum sağ yanıma Bana baktığı gibi bakıyorum, yüreğimin tahtından boş koridorlarıma savurduğu çocukluğuna, hayallerine Yüzümün çizgilerine isimler takıp gittiği gülüşe doluyorum yeniden

Hayata Kızmıyorum, canımı yakan cam kırıklarına aldırmadan, eskisi gibi, gözbebeklerinde yürüyorum Yine nefesi vuruyor tenime, gülümseyen kokusunu görüyorum İçimden kalkıp gitmek gelmiyor hiç, o mavinin düşünü yaşıyorum Denizin Martıları uçuşurken, seni seviyorum ezgisini içime yığıyorum Yeniden
Sanki ruhumu buluyorum

“ Yüreğin yüreğim, gözlerin gözlerim artık Kanatlarım kanatların ışığın ışığımdırBende ne varsa sensin, bu gördüklerin kendi yansımandan başka bir şey değil ruhum " içeri giriyor üzücü bir şekilde, dağlar önümde diz çökse ne olur çökmese ne olur

Ama bir yerden yeniden başlamak gerek küsen harfler şekere de kanmazki...

cancana 24.03.10 20:15

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Dur derim dilime tenime ve isyana kalkışan yüreğime Dur derim de dinler mi? Kabil değil ki bir yerde Her gelene bir tutamak olur mu gözüyle bakan zihin, hoşgeldin diyerek kucak açar Her gidene de gönül rahatlığıyla hoşçakal

Gidenler gider, bu kadar basit mi bir insanı yürekten yolcu etmek yahut yüreğe kabul etmek Bu kadar basit geçmişi silmek ve dahi tüm izleriyle beraber bir insanı kaldırıp atmak Alışıyor muyuz ne? Belleklerimizi formatlamaya

İnsanlıktan ödün vermek gibi gelir de yediremem kendime Zulum sayarım kendime bunu düşünmeyi bile Vakti zamanında hoşgeldinlere hayretlere bakardım Bu kadar kolay mı birine kapı açmak, yüreğinin mabedine kabul etmek Böyle olunca çıkıyor sorun galiba Emek verilmiyor o mabetlerin girişinde Arka kapıdan da sıyrılıp çıkmak kolay oluyor böylece Modern insan bu mu olsa gerek? Yok değildir buysa, ben ilkelliğimden çıkmasam iyi olacak

Sen uyu ruh ikizim sevgili, kalelerimiz ki bilirsin en nadide billurdandır, koruyacaktır düşlerimizi

Dilim ah dilim söylemek ister de, sesim yüreğime kaçtı ancak oradan derinliklerden duyulur
elbet duymak isteyene....

cancana 24.03.10 20:16

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Kardır yağan, üstümüze, geceden,
Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,
Ve dörtnala dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze, inceden

Sevgiler, çoğu zaman bize kucağını açması gerekirken ne yazık ki firuze renkli ayrılıklara misafir olurBu misafirlik aynı zamanda sevginin hayat kaynağı, hatta ruhu olurCoşar keman konçertosu ansızınErguvanî kar yağmazsa olur mu notalar üzerine?Doğaldır ki üzerine düşeni yapacaktır şüphesiz erguvanî kar taneleri Krallığını yaşayacaktır notalarda Bu satırları okurken, sevgi yükü taşıyan minicik yüreğinde neler hissettiğini sormayacağım Sorarsam, firuze renkli ayrılıklara rüyalarının kapısını açarsın ve rüyalarına apansız erguvanî kar yağar notasız

Düğümler de atmak istemiyor insan yeri gelince, kanadığı yerlere "Bırak kanasın ne olacak ki" geçiştirmeleri, aşk değil mi ki benzetmeleri
Uzaklıklar mı, yoksa yakın olduğunun bu kadar da bilincinde olmak mı Sorular yaydan çıkan okların sivri uçlarının vücuda saplandığı yerleri kanatıyor Hani kifayetsiz kalınıyor ya ara sıra, işte yine aynı şekilde oluyor o zaman yürüyelim

İnsan, yine de herşeye rağmen, hayatının her bölümünde umudunu yüreğinde saklamalı...

cancana 24.03.10 20:18

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Yine bir renkte düştün aklıma…Biraz hercai, çokça maharetsiz fırçalanmış resmin yitmeye yüz tutmuş ışıklarının arasından çıkıp geldin bu güne Ve yine…

Ormanın kuytularında, göze hiç bulaşmamış, üzerine değen ayakları olmamış, dalsız yaprağın yalnızlığına benzedin bir kez daha Oysa bir tıkırtı dahi duyulmadı odaların dibinde…Sesin yokluğu seçmiş dost; öyle mi?…Bir başkaldırışı, bir inadı, bir terk edişi, yabansı suskularla bezemiş demek gönlün…Hiç saymadığımız, oluruna baş koymadığımız bir vazgeçişin durağında elini kaldırıyorsun demek “sen” denilemeyecek zamanlara…Olsun! Varsın, öyle olsun!

Yazdığımızı silmeyi, bir yerlerde, bir şeyler söylemeyi deneyip, yüzü gözü katran karalarına çevireli rahatın demini yudumlayamadık hiç…Biraz eksikle, çokça süssüz çıkıp dolanırdık ahalinin ortasında İstediğimiz kadar “biz” olmadık mı, yalan düşüverirdi omuz başımızdan…

“Yaramızı sakla derininde! Yüreğin hangi buluta tutunursa tutunsun…kandıracağın bir benin olur , sadece “sen” olur yaşam nihayetinde…”

Susarak
susa susa
Susadım günlerce

Şemsiyemi açtım
Bilmek istedim
Yazdım
Yağmur yağarken

cancana 24.03.10 20:20

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Vakitiyle bir acının yaslandığı duvarsan sen
Yağmurla yaşla erimez göğsündeki meselen

Acıyı o kadar çok seviyordu ki, kalbinin yalama olduğunu anlayamıyordu Dostluk, sevgi, insanlık… Ne kadar kavram varsa iyiden yana, taşlaşan benlik oluğuna takılıyor ve ne kadar acı duyuyorsa, o kadar acıtmaya çalışıyordu Çok görünmeye çalıştığı kırık dünyasında tektiO kadar tekti ki, “biz” olma halini çoktan unutmuştu Karşılaştığı her duvara aynı çekiçle kendini çakabileceğini sanıyordu…

Vakitiyle bir acının yaslandığı duvarsan sen
Yağmurla yaşla erimez göğsündeki meselen

Sadece kendine geldiğinde bütündü anları ve ancak o zaman makul söz dökerdi…

Hem tanrıya kul olmak istiyordu tüm samimiyetiyle… İnsanlığıyla yakalandığında hayata ne kadar güzelse, o kadar çirkinleşiyordu uzaklaştığında…

Bazı insanlar kendini “haklı çıkarmak” adına, zihninin oynadığı oyunları fark edemez mi gerçekten?
Ahh …

Söz ile işin rengi tutmayınca nakışta
Ruhum mutlaka gerçeğe döner her yokuşta

cancana 24.03.10 20:21

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Tek kusuru belki, devingenliğini hayatın görememekti… Her zaman istediğimiz gibi gelmez hayat… Gökyüzü istediği tonda olmadığında kusuyor, kusuyordu… Onca dinlendiği maviyi hiç yapıyordu…Hiç’lemekti sanatı…

O kadar ağırdı ki varlığı özüne
Okyanus dere olup kalırdı gözüne

O bana gelmemişti hiç zaten O birine gitmeyecek kadar O idi… Ben ona uğramıştım bir süre… Denizi yakmaya karar verdi bir gece ve unuttu balık olduğumu Zaten bir önemi de yoktu bunun O an önemli olan tek ses dinlediği ve dinlendiği öfkeydi…

Kapadı yüzünü yaktı…Yekti… Ben yüzdüm…Yüzü açık güneşe bindim

Hırkayı üstüne takan derviş olmaz bu dergâhta
Kalbe bir ayar lazım inceden


her yağmurda ağlamam
ama nefesim hep dar
al bu yüreği ressam
bir ömürlük sen var

cancana 24.03.10 20:23

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Bir yanım kalır sende nasılsa
Bende durmaz

Gitme !
Gitmenin yar içini olmaz

Anlatılacak şeyler olur bazen ama ne mümkün sıraya koyamazsın Bazen isyan etmeye doğru giderken, bakarsın mutluluk karşında Ve bir an çok mutlu olduğunda bir korku kaplar içini ya bozulursa dersin, o anı yaşayamazsın

Hayat bu işte bir varoluşun içinde kaybolmak

Gece yağar pencerelere,
Uykuma düşen,
Bilirim ellerindir

Kıpırtılar vurur gözlerime,
Kapımı kırmaya gelen,
Bilirim sesindir

Sözler içlenir dillerimde,
Yüzüme dokunan,
Bilirim nefesindir

cancana 24.03.10 20:24

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Yeni bir başlangıçla yeniden karşınıza çıkmayı diledim sevgili çevremHayatın inişli çıkışlı yollarında ine çıka kilometrelerce mesafe katettikten sonra durmak olmazdı tabiHem daha genciz bize yol mu dayanır,kilometre dediğin nedir ki senin 1500 adımın alt tarafıOlaya böyle yüzeysel bakmayı hiç beceremeyeceğim herhaldeNeden hesaba katmayız o maneviyatı,o beyin yorgunluğunu,o duygusal yoğunluğu?

Yaşarsın hayatı bir şekilde gününü,öğününü önüne katarsınNe duyguların ne de hayal kırıklıkların engel olur bu sürece devam etmene

Tabi bazı günlerin istisnadır,hani mutlu geçirdiklerin,ama onlar da kaideyi bozmazSonuçta varsındır seni bilirler belki de severlerHalbuki yüreğindeki sevgi yumağında hepsi birer kördüğümdür,çözmeye çalıştıkça canını acıtıp beynini bulandıran

ne kadar ayrı kaldın oysa yazmaktan
bir doğum günü geçti bu yalnızlıkta
kimbilir kaç gece yağmurlar birikti kirpiklerimde
kimbilir kaç gece/sen hiç bilmedin
bir düşünce var ki kemiriyor beynimi
belki de hiç bilmek istemedin
ne güller geldi/ne sevgi dolu telefonlar
oysa istediğim bir tek sendin/yetişemedin

cancana 25.04.10 20:47

Cevap: Bir öyküdür bu!...
 
Yeni umutlar yeni başlangıçları getirir hepZaten umudu kaybetmemek için çabalarsın yeni bir şeylereUmudu içinde hissettiğinde,birçok duyguyu daha yaşamak istersin:Mutluluğu,huzuru,sevgiyi,nefreti,aşkı


Bütün hayallerini,yaşamayı arzu ettiklerini umutla pekiştirirsin"Ben umutluyum ve inanıyorum ki her şey güzel olacak" dersinNedense olumsuzlukları,hayatın gerçeklerini sürekli görmezden gelirsinÇünkü korkarsın üzülmekten,kaybetmekten,yeniden hayal kırıklığına uğramaktanUmut tutunduğun tek dalın,sığındığın ıssız limanındır böyle zamanlarda


seni bileyen'de kör bırakabilir, bunu unutma
bunu unutma ki, bu yürekte acılara daha çok yer var başka başka


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:37.

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.


Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2