Sponsor Reklamlar


Ağaç Şeklinde Aç2Beğeni
  • 1 gönderen Pir Mehmet
  • 1 gönderen munzuro

 
Seçenekler
Alt 07.09.11   #1
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Börklüceli Mustafa


Börklüce Mustafa

14.yüzyılın ikinci yarısı ile 15.yüzyıl başında yaşadı. Günümüzün komünist sistemini andıran bir sistem vazederek, 1415-1416 yıllarında Karaburun Yarımadasında etrafına topladığı köylülerle, toplanan fahiş vergilere ve yapılan haksızlıklara karşı Osmanlı İmparatorluğuna isyan etti. Börklüce, çeşitli kaynaklara göre etrafına 4.000 ila 20.000 kişi toplamıştı.

Günümüzde Börklüce Mustafa'yı komünist fikirler uğruna isyan eden ilk kişi olarak görenler de vardır. Vaaz ve öğretilerinde; "kadınlar müstesna, erzak, giyim kuşam, hayvan ve arazi gibi şeylerin hepsi herkezin müşterek malıdır" diyen Börklüce etrafına topladığı köylülere "Ben senin emlakine tasarruf edebildiğim gibi sen de benim emlakime aynı suretle tasarruf edebilirsin" diyerek bireysel mülkiyet karşıtı bir öğreti yaydığı bilinmektedir.

Börklüce Mustafa 14. yüzyılın sonlarında Aydın yakınlarındaki köyünü ziyaret eden Şeyh Bedreddin'in talibi oldu. Bir dönem Sisam Adasında yaşadığı tahmin edilmektedir. Fetret Devrinde 1411-1413 yılları arasında Edirne'de Musa Çelebi'nin kazasker'i olan Bedreddin, Börklüce Mustafa'yı yanına kethüda olarak aldı. Fetret Devri sona erince Bedreddin İznik'e sürgüne gönderildi, Börklüce ise Aydın'a döndü. Burada Osmanlı idaresinden memnun olmayan köylüleri ve yoksul dervişleri etrafına toplayarak din ayrımı gözetmeyen bir anlayışla, paylaşımcı ve ciddi bir köylü hareketi örgütleyerek isyan etti.

Börklüce Mustafa, "Tasvîrü'l- Kulûb" adlı kitabı olan bir mutasavvıftı.Bu kitapta Şeyh Bedreddin'den bahsettiği gibi kendisininde Burhaneddin'in oğlu olduğunu tasvir etmektedir.



"Ölür müyüz? Biz ki, insanlığın geleceği için çaba harcamışız. Ve dahi binlerin, milyonların kalbine girmeyi başarmışız, hiç ölür müyüz?"

Ezene karşı ezilenin, haksıza karşı haklının, yanlışa karşı doğrunun savaşı tüm dünyada oldUğu gibi Anadolu toprakları üzerinde de hiç eksik olmadı. Bir yanda kurulu düzenin yani zulmün sürmesinden yana olan egemenler, diğer yanda ise zulmün karanlığına meydan okuyan yiğitlerin amansız savaşlarına tanık oldu Anadolu toprakları. Ve bu savaşta zaferler olduğu gibi yenilgiler de yaşandı. Tıpkı Bedreddin ve yiğitlerinin destanındaki gibi... Anadolu toprakları üzerinde kılıçla kurulu bir zulüm düzeni var idi. Osmanlılar denilmişti adlarına. Baş üstünde baş, taş üstünde taş koymayan, halkların akan kanlarıyla zenginliğine zenginlik katan bir düzendi. Ama değişmeliydi bu düzen. Halktan yana, kardeşliğin, namusun, adaletin hüküm sürdüğü bir düzen kurulmalıydı. İşte Bedreddinler bunun için yaktılar isyan ateşini. "Biz, bilim gücümüzle , evrenin birliğinin gizini bilişimizle dinlerin ve halkların sahte yasalarını değiştireceğiz, boş yasakları kaldıracağız, dünyayı yalanın utancından temizleyeceğiz. Toprağı olmayanlar toprak sahibi, iktidarı olmayanlar iktidar sahibi olacaklar. Hakkiat bayrağının altında toplanın, saflarımızda yer tutun." Şeyh Bedreddin'in çağrısıyla Ege'nin, Balkanların Türkü, Rumu, Ermenisi, Yahudisi, Bulgarıyla çeşitli milliyetlerden ve dinlerden halkları, isyan ateşini zulmü çevreleyen bir yangına dönüştürmek için ayaklandılar. Börklüce Mustafa, Anadolu örgütlenmesinin başındaki isimdi. Ayaklanmanın fiili önderiydi. Börklüce Mustafa adından çok "Dede Sultan" diye anılırdı. Yarin yanağından gayri her yerde, her şeyde, hep beraber diyebilmek için aktılar Osmanlının üzerine. Üzerlerine gönderilen ilk Osmanlı ordularını yenerler. Osmanlı her seferinde daha büyük güç gönderir. "Mübalağa cenk olundu" Ama bu sefer galip gelen zorbalar olmuştu. Börklüce son çarpışmaya Karaburun'da girer. 150 bine karşı yirmi bindirler. Binlercesi kılıçtan geçirilir. Börklüce tutsak alınır. Ayaklanmanın diğer önderi Torlak Kemal de Manisa'daki büyük çarpışmada yenilirler. Torlak Kemal kale duvarında idam edilir.

Yenilgi karar bir bulut gibi çöktü Andolu'nun üzerine. Oysa savaş daha bitmemişti. Savaş elleri kolları bağlı olarak da olsa sürmeliydi. Yenilgiden bile zafer çıkarabilmeliydiler. Teslim olmayan irade, eğilmeyen baş, kuşaktan kuşağa aktarılan bilinç olmalıydılar. İşte böyle çıktılar zalimlerin karşısına. Önce sıra Börklüce Mastafa'daydı. Tövbe et, inkar et, düşüncelerini dedi Osmanlının paşası, büyük bir zevkle beklerken pişmanlık dolu sözleri. Ama Börklüce'nin mert sesi tüm hevesini kursağında bırakmıştı zorbaların. "Bre Beyazıd Paşa... Eğer bizim düşüncemiz yanlış olsaydı. Nice utanmaz sömürücü var ise, bizi yitirmeye sıvanabilir miydi? Eğer bizim inacımız, insanları mutluluğa kavuşturmasaydı sizin gibi yaratıklar buna düşman olur muydu? Bunca tanık var iken sen benden inancımı yadsımamı istersin, he mi? Bizim canımızı sizinki gibi kutlu mu saymaktasınız? İşte canımızı. İşte siz... Dilediğinizce harcayabilirsiniz..." Bu cevap karşısında deliye dönen Beyazıd Paşa çarmıha çiviletir Börklüce Mustafa'yı. Ama haklılığa duyulan inanç yine mahkum etmeye devam eder zalimleri. "Yoksul yitirmek için kim ki celatlığa savunur, kim ki köpekliğini işler egemenin, bir gün dişleri dökülür, gözleri körelir, uyuzlaşır, kötüleşir ve dahi yaptığından bin pişman kıvrana kıvrana yiter. Neden dersen, insana insan gibi ölüm yaraşır. Bizimki gibi... Köpeğe köpeğinki gibi... Hadi öteki elimi sen çivile çarmıha... Ama, ağır ağır ki, efendinin keyfi iyice kızışsın ve dahi senin de kuyruğun keyifle sallansın." İşkence altındaki, ölümün eşiğindeki inançlarını savunmaya devam etmektedir. Osmanlı çaresizdir. Çarmıhta nice işkencelerden geçirilir Börklüce. Aman dilemez, hakikatı savunmaya devam eder. İnatla direniş Börklüce'nin bedeni, işkencelere bana mısın demez. Börklüce'ye yapılan en büyük işkence, savaşçılarının gözünün önünde birer birer katledilmesi olur. Ama hiç bir savaşçısına da aman diletemez işkenceciler. "Satırı çaldı cellat Çıplak boyunlar yarıldı nar gibi, Yeşil bir daldan düşen elmalar gibi bir biri ardına düştü başlar Ve her baş düşerken yere Çarmıhından Mustafa Baktı son defa Ve her yere düşen başın kılı depremedi: -İriş Dede Sultanım iriş! dedi biri, Başka da bir söz söylemedi... Beyazıd Paşa çaresizliğini "ölmeyecek misin?" diye dile getirir. Börklüce son nefesinden önce cevabını verir: "Ölür müyüz? Biz ki, insanlığın geleceği için çaba harcamışız. Ve dahi binlerin, milyonların kalbine girmeyi başarmışız, hiç ölür müyüz?"...
Sponsor Reklamlar

Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 07.09.11   #2
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Cevap: Börklüceli Mustafa


Nasıl 68'li yılların devrimcileri Deniz, İbo, Mahir gibiler ise; nasıl 78'lilerin devrimcileri Özenç. Adalı ve Kenan Budak gibiler ise işte Alevi tarihinin devrimcileri de Seyit Rıza, Alişer, Torlak Kemal, Pir Sultan, Börklüceli Mustafa, Hacı Bektaş ve Şeyh Bedrettin gibileridir. Ernst Werner'in şu sözü lafımı daha da güçlendirir: ''1239-1240 tarihinde Anadolu'da yükselen, Baba İlyas-Baba İshak ikilisi önderliğindeki toplumsal başkaldırıyı, büyük halk ayaklanmasını, Aleviliğin ihtilalci siyasetlerinden Babailik yaratmıştır. Babailik toplumsal halk hareketi, Babek-Hurremi ve Karmati-Mazdek komünizmi ihtilalci geleneğinin Anadolu'daki yansımasıdır. Osmanlı'da yukarıda saydığım isimler Osmanlı'daki yobazlığa, toprak ağa babalarına, devlet terörüne karşı savaşmışlardır. Her zaman Aleviler bunlara karşı olmuştur. Bu isimler bence sosyalizmin tohumunu atanlardan biridir. Varsın ocağımız viran olsun, zalime ikrar vermeyiz anlayışı, gerek yakın zaman devrimcilerinin, gerekse devrimci Alevi önderlerinin ortak olan temel anlayışıdır. Bu anlayış da, sosyalizme yakındır.''
Sponsor Reklamlar

Alevi bunu beğendi.

Konu Pir Mehmet tarafından (08.09.11 Saat 10:39 ) değiştirilmiştir.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 07.09.11   #3
munzuro
Avatar mevcut degil.
Üye
Üye
Üyelik tarihi: Aug 2011
Nereden: izmir
Mesajlar: 74
Rep Puani : 10
Arrow Cevap: Börklüceli Mustafa


hocam, dile getirdiğiniz geleneklerin kendisi komünal yaşamın savunusu ve yeniden inşası için varolmuşlardır. insanın özgürlük ve eşitlik arayışları bunlar yitirildiğinden beri vardır. öyle sanayi toplumuyla ortaya çıkmış arayışlar değildir. sanayi toplumunda da bu arayış sosyalist ideoloji ve mücadeleler biçiminde kendini dışa vurmuştur. vurguladığınız geleneklerden gelen alevi süreği bence daha derinlikli bir algı, çözümleme ve gerçekleşimdir. bu yüzden sürekli hedef olmuştur. varlığı bir bütün olarak ele alan bir çözümlemedir alevilik... "rızalık" ve "İkrar" eşitlikçi, özgürlükçü ve komünal yaşama vesile olacak temel kavramlardır bu yolda... günümüz sosyalist algısı daha ziyade insan üzerine yoğunlaşmış, yer yüzünde ki canlılardan "sadece biri" olan insanı nasıl özgürleştirir ve eşitliğe yol açarım boyutuna odaklanmıştır... varlığı bir bütün olarak algılayıp çözümleyen, duygu ve anlam dünyasını buradan yaratan alevilik, her varlıkla onların hakkı üzerinden ilişkilenmeyi öngörür; birey ve toplumu bu yönde karakterize eder ki hala alternatifsiz bir yaklaşımdır. ve ne yazık ki alevi öğretisi gerçekte "zulümata" ait olan çapsız bir ideolojiye, ittihatçılığa kurban edilmiştir. ciddi bir alevi kitle ittihatçı ideolojiyi öğretimizin yerine koymuş, gerçekte Yol'dan çoktan kopmuşlardır...
Sponsor Reklamlar

Pir Mehmet bunu beğendi.
munzuro isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 08.09.11   #4
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Cevap: Börklüceli Mustafa


munzuro Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
hocam, dile getirdiğiniz geleneklerin kendisi komünal yaşamın savunusu ve yeniden inşası için varolmuşlardır. insanın özgürlük ve eşitlik arayışları bunlar yitirildiğinden beri vardır. öyle sanayi toplumuyla ortaya çıkmış arayışlar değildir. sanayi toplumunda da bu arayış sosyalist ideoloji ve mücadeleler biçiminde kendini dışa vurmuştur. vurguladığınız geleneklerden gelen alevi süreği bence daha derinlikli bir algı, çözümleme ve gerçekleşimdir. bu yüzden sürekli hedef olmuştur. varlığı bir bütün olarak ele alan bir çözümlemedir alevilik... "rızalık" ve "İkrar" eşitlikçi, özgürlükçü ve komünal yaşama vesile olacak temel kavramlardır bu yolda... günümüz sosyalist algısı daha ziyade insan üzerine yoğunlaşmış, yer yüzünde ki canlılardan "sadece biri" olan insanı nasıl özgürleştirir ve eşitliğe yol açarım boyutuna odaklanmıştır... varlığı bir bütün olarak algılayıp çözümleyen, duygu ve anlam dünyasını buradan yaratan alevilik, her varlıkla onların hakkı üzerinden ilişkilenmeyi öngörür; birey ve toplumu bu yönde karakterize eder ki hala alternatifsiz bir yaklaşımdır. ve ne yazık ki alevi öğretisi gerçekte "zulümata" ait olan çapsız bir ideolojiye, ittihatçılığa kurban edilmiştir. ciddi bir alevi kitle ittihatçı ideolojiyi öğretimizin yerine koymuş, gerçekte Yol'dan çoktan kopmuşlardır...

Tabii ki de dile getirdiğim geleneklerin kendisi komünal yaşamın savunusu ve yeniden inşası için varolmuşlardır. insanın özgürlük ve eşitlik arayışları bunlar yitirildiğinden beri vardır. öyle sanayi toplumuyla ortaya çıkmış arayışlar değildir. Ben sadece sosyalizmin o zamanlardan beri var olduğunu söylüyorum. Sosyalizmde de olduğu gibi amaç; dinler, ırklar ve sosyal sınıflar arasındaki itici farkı kaldırmak, ezilenlerin sesini duyurmaktır. Dediklerinize katılıyorum, Alevilik her varlıkla onun hakkı üzerinden ilişkilenmeyi öngörür ve emsalsizdir. Aleviliğin temeli eşitliğe, sevgiye, edep erkana, ilim irfana bağlıdır. Alevi öğretisi dediğiniz gibi ittihatçılığa, milliyetçiliğe kurban edilmiş durumdadır günümüzde, bu yüzden ortaya çıkan Aleviliği tek bir ırka bağlamak v.b. fikirlere milyonlarca Alevi canımız kapılmış, Yol'dan sapmışlardır. Bu kitleden canlara forumlarda rastlıyorsunuz, forumda milliyetçi fikirlerde bulunuyorlar, daha sonra karşıdakini kendisi gibi milliyetçiliği savunmadığı için bölücülükle suçluyor. Önceki mesajımda saydığım devrimci isimler Torlak Kemal, Şeyh Bedreddin gibi isimler şu anki o Alevileri görüyordur ve kemikleri sızlıyordur.
Sponsor Reklamlar

Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Mustafa Cemil Kılıç kepenekli çoban Alevi Kitaplari 8 02.12.12 14:10
Vatandaş Mustafa Pir Mehmet Her Telden 1 26.08.11 19:29
Mustafa kemal'im ben pirtopragi Mustafa Kemal ATATÜRK 2 15.10.10 02:11
Mustafa Özarslan akinAli Ozanlarımız 2 18.04.10 14:02
Mustafa Kemal Atatürk`ün Sözleri UYSAL VE ASİ Mustafa Kemal ATATÜRK 0 12.12.09 12:23




Totobo Totobo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2