Sponsor Reklamlar


Ağaç Şeklinde Aç1Beğeni
  • 1 gönderen Alevi

 
Seçenekler
Alt 24.11.11   #1
Alevi
Alevi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıbrısl�
Kurucu
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nereden: Schweiz(isvicre)
Yaş: 39
Mesajlar: 4.785
Rep Puani : 199
Standart Danışma Konseyi Sonuç Bildirgesi


Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Danışma Konseyi 19-20 Kasım tarihlerinde, 68 Şube ve Temsilciliği ile Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı salonu ve Kızılırmak Köy Dernekleri Federasyonu Salonunda, çalışmalarını tamamladı. Danışma Konseyine katılan üyelerin her biri söz alarak, Yenimahalle Şubesinin haklı mücadelesinin yanında olduğunu belirterek; bölgemiz ve ülkemiz hakkındaki görüşlerini, konsey üyeleri ile paylaştı ve aşağıdaki sonuç bildirgesini yayımladı.



ALEVİLER BÖLGEDE OLAN BİTENİ NASIL OKUMALI?



İsrail-ABD güdümüne teslim olan Türk Hükümeti, çağdaş yaşamdan yana ve aynı zamanda ABD karşıtı olan Nusayri Alevi’si Suriye Yönetimini, sömürgeciliğe dayalı hedefleri önünde bir “sorun” olarak görüyor ve bu ülkede tutucu-Sünni bir yönetim kurmak üzere, ajan provakatörler görevlileri marifetiyle, Suriye’yi karıştırmaya devam ediyor. Libyalı Muhaliflerin başına bomba yağdıranlara yardakçılık yapan AKP Yönetimi, kendisini “küresel oyuncu” masalına inandırmış ve geleneksel Türk dış politikasının tersine, “işgalciliği” iyice içselleştirmiş görünüyor.

Irak, Mısır, Libya gibi İslam ülkelerinden sonra, “demokrasi getireceğiz” alçaklığını bu kez de Suriye’de tekrarlayan bu işgalci tayfa, şimdi aynı senaryoyu Suriye’de sahneliyor. İşgalci “müttefiklerin” her birinin değişik beklentisi var. Ortak amaçları, bölgede filizlenen ve kan emici emperyalist odakları rahatsız eden demokratik muhalefeti-farkındalığı ezip, yok etmek… Petrol bölgesinde; hatta çevresinde dahi demokrasiye asla tahammülleri yoktur.



Dolaysıyla Türkiye’ye İslami düzen getirmek üzere, bölgedeki Suudi destekli Sünni hegemonya taleplerini karşılamaya dünden razı olan AKP Hükümeti, istemlerinin hayat bulması için bölgesel ve küresel patronlara hizmet etmek adına, Suriye sınırında konuşlanan emperyalist işbirlikçi Suriyelilere lojistik destek sağlıyor. Kuşkusuz Suriye’de rejim değişikliği projesi, “BOP Eş Başkanı” olduğunu iddia eden ve “yeminli şeriatçı” olan Tayyip Erdoğan şürekâsı için biçilmiş bir kaftan niteliğinde. Bu arada bölgeyle ilgili yeni düzenleme-paylaşım analizi yapılırken Ermenistan faktörünü, bölgenin bu “derin ve sessiz” oyuncusunu da unutmamak gerekiyor.



Esad yönetiminin bertaraf edilmesi; ABD, İsrail, Suud yönetimleri, Körfez Emirlikleri ve AKP Hükümetinin de içinde olduğu “müttefikler” bakımından ve de BOP politikasının işlevselliği bakımından hayati önemde. Bölgesel politikaların nihai belirleyicisi olan İsrail açısından birinci mesele güvenlik olduğundan, Yahudi işgalciliğine karşı tavırlı olan Esad yönetiminin devrilmesi, İran, Irak, Suriye ve Lübnan’ın oluşturduğu ABD karşıtı Şii hattının kırılması demek olacak ve İsrail, nihayet rahat bir nefes alacaktır. Emperyalizme karşı muhalif tavırlarıyla bilinen Nusayri Alevilerinin yönetimden tasfiye edilmesi durumunda, yerine gelecek edilgen-gerici, işbirlikçi ve şeriatçı Sünni Müslüman Kardeşler rahatlıkla yedeklenecek ve İran, Suriye hattındaki “Şii tehdidi,” İsrail’den uzaklaşmış olacaktır.



Özetleyecek olursak, bölgede kartlar yeniden karılıyor. Küresel aktör ABD, bölgesel ve geleneksel jandarması İsrail’in inançsal farklılığı, çelişkileri ve aşırı saldırganlığı nedeniyle bölgedeki rolünü gerçekleştirmekte zorlandığını gördüğü için “bölgesel taşeron” rolünü bu kez Türkiye’ye verdi. Para Suudi Krallığından, plan-silah İsrail ve ABD’den, lojistik destek ve diğer gereksinimler Türkiye’den… Dolaysıyla AKP yönetiminin “küresel oyuncu” tafrası, İsrail’in yanında basit bir taşeronluk kapmasından ibarettir. Kendilerini “İsrail karşıtı” gibi takdim etmeleri ise en ahmak insanın dahi görebileceği kadar koca bir yalandır. Zira gerçekte Türk Hükümeti, İsrail’in en yakın müttefiki durumundadır. Şimdi ön Asya’yı ve petrol coğrafyasının geleceği, ABD’nin çıkarları ve İsrail’in güvenliği adına yeniden “tasarım” ediliyor. Meselenin özü bundan ibarettir.



İRAN, ABD’NİN KÜRECİK FÜZE KALKANINI TÜRKİYE’YE KARŞI BİR “SAVAŞ İLANI” SAYABİLİR Mİ?



Sermayesi cehalet olan Sünni ittifak, İsrail ve ABD çıkarları bakımından büyük zorluk ve temel hedef İran… ABD yedeğindeki Sünni ittifakın İran’ı bertaraf etmesi demek, ABD-İsrail işbirliğinin, bölgeye dair düşünün gerçekleşmesi demektir. Mollaların egemenliğindeki İran’ın rejimine itiraz etsek de, yönetimin emperyalizm karşıtlığına, kişilikli dış politikasına, onurlu duruşuna ve ABD’yi coğrafyasından uzak tutma mücadelesine şapka çıkarmak gerek. Sağlam bir devlet geleneğine sahip olduğunu dost-düşman herkese kanıtlayan İranlılar, ne yazık ki, dünya devletleri içinde emperyalist ABD’nin burnunu sürten, onurunu kıran ender ülkelerden biri…



ABD, İsrail’in güvenliğini sağlamak ve kendisi için “çıbanbaşı” olan İran’a saldırmak üzere hazırlık yapıyor. Bunu yaparken de yarı sömürge durumuna getirdiği Türkiye’nin topraklarını kullanıyor. İsrail’in, İran’a saldırması ve uzun menzilli füze atması durumunda, hiç kuşku yok ki, İran’ın buna karşılık vermesi kaçınılmaz olacaktır. İşte Kürecik Füze kalkanının görevi, tam da bu noktada İran füzelerini daha havadayken tespit etmek ve İsrail’e ulaşmadan Türk hava sahasındayken imha etmektir. O halde bu gerçek, İran’ın hükümranlığına karşı bir saldırı değil midir; İran bu tehdide karşı önlem almayacak mıdır? İran’ın alacağı önlem, füze kalkanını vurmak olacak ve bu da nihayetinde Türkiye’ye savaş açmak olacaktır. Türkiye’nin ABD füze kalkanına izin vermesi demek, İran’la savaşı göze almak demektir. Hem de Türkiye’nin değil, ABD ve İsrail’in menfaatlerini korumak adına…



ANAYASAL HAKLARIMIZ VE TALAPLERİMİZ



En büyük müşkülümüz şu: yeniden düzenleneceği ifade edilen toplumsal akit, yani anayasa; Kürtleri, azınlıkları ve egemen çoğunluğun dışında kalanları da kucaklayacak bir demokratik mutabakat düzeyine ulaşacak mı? Alevilerin inanç ve kültürel özgürlükleri, uğruna ölüme gittikleri, yanıp-yakıldıkları farklılıkları güvenceye alınacak mı? Kültürel özgürlüklerin önüne konulan setler kaldırılacak mı; dayatılan Sünni dersleri kaldırılacak mı; “ama, fakat, lakin” demeden, “tek mabet camidir” sahtekarlığını ileri sürmeden, cemevinin ibadethane hukuku tartışılır olmaktan çıkarılacak mı?



Kendi ülkemizde “öteki” muamelesi görmek, hak kısıtlamasıyla karşı karşıya kalmak, özgür ve eşit olamamak müthiş rahatsız edici ve hatta onur kırıcı bir durum... Bu yüzden ikinci ve diğer önemli müşkülümüz: şayet hukukumuz bu kez de iade edilmezse, ruhumuzun derinliklerinde depreşen öncü sarsıntıların, yıkıcı depremlere dönüşmesini önleyebilecek miyiz? Hak ve hukukumuzu, bu mutabakat içinde bulamazsak, ne olacak; ne yapacağız?



Bu hukuksuzluğa boyun eğmek zorunda mıyız?



Eyy muktedirler! Artık bu sorunları görün ve çözün! Yüzlerce dava açtık, Türkiye’deki yargı sürecini birkaç kez tüketip, AİHM’ne gittik. Orada davalar kazanıp, kararları getirip önünüze koyduk ve dedik ki, hadi “uygulayın!” Olmadı, yapmadınız; kırk dereden kırk su getirdiniz, AİHM’ni, AB İnsan Hakları Komisyonlarını, insan hakları çevrelerini kandırmaya kalktınız: kandırdınız da… Eğdiniz, büktünüz, arkadan dolandınız ve bir türlü uygulamadınız.



Diyanet’e, yani cellâdımıza dönüp görüş sordunuz; “Alevilik nedir; cemevi var mıdır; inanç mıdır; nemenem bişeydir” diye… Oysa görüş aldığınız bu kurum; Türkiye’nin muasır medeniyet seviyesine ulaşması yolundaki en büyük ayak bağıdır. Alevilik karşıtıdır. Gericilik ve bölücülük üretmektedir. Bu zihniyeti hem “Alevi Çalıştayında,” hem de Madımak katliamı öncesinde Paşa Camisinde gördük, somut olarak tanıdık, anladık, kani olduk ki, demokrasiden, laiklikten, dürüstlükten, evrensel hukuktan nefret ediyor. İlkel, tekçi, inkârcı, ötekileştirici, kayırmacı, buyurgan, dinci ve hukuksuz bir zihniyet!



Her şeyden önce Anayasayı kaleme alan zevatın kendisi demokrasiyi içselleştirmiş olmalı ki, o ruh, üretilen metne yansıyabilsin. Bu zevat, insanı, özgürlüğü, eşitliği ve demokrasiyi değil, dini kaynakları referans alırsa, bugün olduğundan daha da büyük sorunlarla karşı karşıya kalmamız kaçınılmaz olacaktır. Zira günümüzün çağcıl anayasaları, yurttaşların tümünün hak ve hukukunu düzenleyen, koruyan ve bunun nasıl işleyeceğini düzene koyan toplusal sözleşmelerdir. Dolaysıyla da toplumun tüm kesimlerinin iradesini yansıtan, gözeten, kucaklayan sözleşmelerdir. Böyle bir sözleşme resen yapılmaz; “ben yaptım; çünkü çoğunluğum; benim haklarım, hukukum, tarzım ve yaşam biçimim gözetilecek, sizler de farklılıklarınızdan vazgeçecek bana uyacaksınız” denilemez.



Derseniz, maraz çıkar…



Şimdi ibret âlem için “yaz-boz” tahtasına dönen Anayasamızın bazı maddelerini okuyalım: ancak AKP’nin bu anayasanın neredeyse yarısından fazlasını değiştirdiğini, lehine işleyen antidemokratik maddeleri ise nasıl koruduğunu görelim ki, nasıl bir anayasa yapacakları konusunda fikrimiz olsun. Madde 10: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.”



Güzel; ama dikkat edelim ve okumaya devam edelim: Madde 24: “Herkes, vicdan, dini inanç ve kanat hürriyetine sahiptir. (…) Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; kınanamaz, suçlanamaz.” Sonra, aynı maddenin 4. paragrafı okuyalım: “Din Kültürü ve Ahlak Öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır.” Gördünüz mü “laik devleti,” yukarda koyduğu ilkeyi yok sayarak, nasıl zulmediyor; nasıl dincilik, misyonerlik, mezhepçilik yapıyor? Hani “dinde zorlama” yoktu? Din dersi müfredatınız Hanefi fıkhını esas almıyor mu? Bizim çocuklarımızı neden zorluyorsunuz? Öğren, ezberle, camiye gel, sahura kalk, davulcuya katlan, oruç tut, namaz kıl!



136. madde daha bir facia… Bu maddeyi okuduğunuzda anayasanın demokrasi, laiklik, muasır medeniyet ve özgürlük lafzıyla ilgili bütün iddialarının göstermelik ve kenar süsü olarak kullanıldığı ayan beyan ortaya çıkıyor. Çünkü bu maddeyle birlikte yasa koyucu, devletin, başlangıç maddelerinde iddia edildiği gibi laik-demokratik değil, bir mezhep devleti olduğu gerçeğini kusmak zorunda kalıyor. Çünkü devlet, devasa bir Sünni Diyanet İşleri Başkanlığı kuruyor; kurumu devletin konvansiyonlarından biri olarak yasal güvence altına alıyor, bütçe ayırıyor, kadro veriyor, ders koyuyor, fakülte açıyor, arsa tahsis ediyor, imam atıyor, maaşa bağlıyor vb…



Yani, her özgürlük tanımlamasının arkasından “ama” diyerek, kendisini baştan sona “mülga” eden bu Anayasa hem laik, hem mezhepçi; hem özgürlükçü, hem ırkçı-dinci; hem çağdaş, hem gerici bir metin… Dolaysıyla bu Anayasa insanı ve evrenseli değil, Sünniciliği, feodalizmi, sermayeyi, faşizmi ve gericiliği koruyor.



Bu maddeleri çöp tenekesine atabilecek misiniz? Diyaneti, din dersini, ibadethaneyi, imamı, hocayı devletin dışına çıkarabilecek misiniz? Sinirleneceksiniz ama söylemek zorundayız; laik olabilecek misiniz; farlılıklarımız anayasal teminat altına alınacak mı? Biz haklarımızın yeni anayasada teminat altına alınmasını istiyoruz.



Unutmayın; zincirleri kaybetmek, yalıları kaybetmekten daha kolaydır!



Bu bir tehdit midir?



Hayır; tehdit değil, farklı bir eksendir. Bugüne değin olduğu gibi “arz, rica, yakarış, mahkeme, hukuk mücadelesi, eylem, miting” vb. tarzının bir işe yaramadığının görülmesi üzerine bir başka biçimin gündeme getirilmesidir. Görmeyen gözlere, duymayan kulaklara bir uyarıdır; hatta bir yurttaş sorumluluğudur.



Bunları yazıp söyleyenleri “bölücü” vb. laflarla yaftalayabilirsiniz ama inanın hiçbir yararı olmaz. Sadece zaman kaybeder, yaranın derinleşmesine neden olur, tedaviyi daha güç hale getirmiş olursunuz.



Ne istediğimiz belli: “ama, lakin, fakat”sız; demokratik, laik, eşitlikçi, çağdaş, özgürlükçü ve herkes için bir anayasa istiyoruz.



Başta Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) olmak üzere; Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Hace Bektaş Anadolu Kültür Vakfı (HBAKV), Cem Vakfı, Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı, Ehli Beyt Vakfı ve tüm kurumlar, aşağıdaki kararları aldı, imzaladı ve Alevi Çalıştayı sürecinde devlet yetkililerine takdim ettiler. Dolaysıyla “bir araya gelemiyorlar; birinin dediğini öteki reddediyor” gibi yalan ve iftiralara sığınmayın.



Taleplerimizi bir kez daha anımsatalım:



· İmar kanununda ve tüm maddelerde adı geçen; cami, kilise, havra, sinagog cümlesi içine cemevinin ilave edilmesi.



· Diyanetin kaldırılması; hiç değilse giderlerinin, laik ülkelerde olduğu gibi hizmet alan yurttaşlarca karşılandığı yeni bir düzenlemeye gidilmesi,



· Zorunlu din derslerinin, AİHM kararları, ebeveyn hakları, inanç özgürlüğü ve ulusal üstü antlaşmalar ışığında yeniden ele alınması veya tamamen kaldırılması,



· Bir daha toplumu derinden etkileyen katliamların olmaması için, Madımak Oteli’nin “Utanç Müzesi” adıyla düzenlenmesi,



· Alevi köylerine zorla cami yaptırılması çabasından, asimilasyon ve Sünni misyonerlik siyasetinden vazgeçilmesi,



· Hace Bektaş Veli Dergâhının, Hacıbektaş Belediyesine devredilmesi,



· KPS sonrası mülakatlarda; “nerelisin”, “namaz kılar mısın” ya da “Alevi misin” gibi ilkel sorularla mezhep sorgulaması yapılmaması.

Vermekte olduğumuz mücadelemizde demokratik kamuoyunun desteğini ve bizlere güç katmalarını beklemekteyiz.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

21 KASIM 2011



Pir Sultan Abdal Kültür Derneği

Genel Merkezi
Sponsor Reklamlar

munzuro bunu beğendi.

Konu devran tarafından (24.11.11 Saat 07:53 ) değiştirilmiştir.
Alevi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Tunceli Genel Seçim Sonuç Analizi ozgurkursun44 Siyaset,Politika ve Ekonomi 7 31.10.12 17:52
DaniŞma konseyİ sonuÇ bİldİrgesİ Pir Mehmet Pir Yolu Haber Merkezi 0 26.11.11 18:24
ABF Danışma Kurulu yapıldı. Pir Mehmet Alevi Konser - Alevi Dernek Etkinlikleri 2 02.11.11 17:00
ABF Danışma Kurulu 29 Ekim'de toplanıyor! Pir Mehmet Pir Yolu Haber Merkezi 0 14.10.11 17:05
Referandumdan Üzücü Sonuç!!! kurt Siyaset/Politika Tartışma Mekanı 20 07.12.10 20:42




Totobo Totobo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2