Tekil Mesaj gösterimi
Alt 19.12.11   #8
alevi-veysel
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: Sep 2010
Nereden: istanbul
Mesajlar: 7
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Aleviliğin İslamla hiçbir ilişkisi yoktur


Burada Erdoğan Çınar adlı şahsiyetin "Aleviliğin Gizli Tarihi" adlı kitabı ile takip eden diğer kitaplarındaki Anadolu Aleviliğinin yolu ve erkanı üzerine yapmış olduğu yorumları tartışırken üzerinde hassasiyetle durmamamız (dikkat etmemiz gereken) noktalar olduğunu sanıyorum.

Helede bilimsel araştırmalardan bahseden söz konusu yazar ile yine tarafınızdan yapılan yorumlarda kullanılan yöntem de, eski Alevi kuşakları yeterince bilgi sahibi olmamakla itham ettiğiniz dikkate alınırsa dahada dikkatli olmak gerekmektedir.

Öncelikle araştırmalarda (bütün subjektif ön yargılardan sıyrılarak) duygusal olmamak,yansız olmak ilk koşuldur.

Yansız olmaktan kasıt bilim karşısında yansız olmak olarak algılanmalıdır.

Tarih üzerine not düşmek isteyenlerin aşağıdaki temel desturlara sahip olması gerekir.


1-Sosyal,ekonomik,felsefi,halkbilimsel bilgilere sahip olmak.

2-Tarihsel determinizme sahip olmak.
3-Diyalektik bilmek.

4-Zaman ve mekan kavramlarında soyutlama yapmamak.(Yani herhangibir fikri akım vede olayı incelerken,o olayların hangi zamanda ve hangi koşullar ile hangi toplumsal ihtiyaçların sonucu ortaya çıktığını görmek)

5-Coğrafi ve sosyal koşulların ne olduğuna bakmak.

6-Tartışılan konu özelinde (mesala Alevilik) temel bilgilere sahip olmak.

7-Kısaca bütün bunların sonucu olarak 'Bilimsel Bilgi' ye ulaşmak.

Şimdi bu tesbitlerden sonra söz konusu yazarın (ve tabiki bu arada sizin) savlarınızı özetle incelemeye geçelim.

A)ALEVİ KELİMESİ ALİ DEN GELMEZ SAVI

Bu savı çürütüyorum.

1)Yazar Ali kelimesinden Alevi türetilmez diyor.Türetilseydi "i" aydiyat eki alarak Alici gibi birşey olurdu diyor.Yazar burada zamanda yolculuğu beceremediği (belkide bilim dışı savını ispatlamak) için böyle bir yönteme başvuruyor.Türetilir,bakın nasıl.

2) Kadim zamanlarda kullanılan Türkçe ile şu anda kullanılan dili tek basım gibi algıladığından (yada işine öyle geldiğinden) yanlışa düşüyor.

3)Anadoluda kullanılan Türkçede (ki mahalli olarakta değişmektedir) Ali ağalar ifadesi zaman içinde Alalar a dönüşebiliyor.

4-Bütün bunların dışında;

İSA.............İsevi
MUSA...........Müsevi
Muhemmed....Muhammedi

oluyorda,niçin

ALİ.....Alevi olamıyor..?

olamıyor çünkü yazar burada ince bir oyun tertipliyor.


5-Söz konusu yazar kadim Anadolu medeniyetlerinden Luvi lerin kelime karşılığı olan IŞIK tan hareketle Luvi nin başına A kelimesi ekleyerek fevkalede ALEVİ yapma becerisini gösterebiliyor ama.

6-Şimdi bizde yazarın kelimeden kelime türetmek,yada kelimeye aıdiyat kazandırmak yötemi ile yola çıkarsak fevkalede aşağıdaki sonuçlara ulaşabiliriz.

AL........................eski türkçede kırmızı (halen atalarımız kullanır.)
AL-EV....................Kırmızı ev, kızıl ev.
ALEV-İ................... Kırmızı evi,Kızıl evinden yana olan.
ALEVİ.....................Kızıldan yana olan-Kızılbaş (anonim)
ALEVİ.....................Ali den yana,Ali evli.(genel olarak kullanılan)

6-Bu arada Anadolu Alevilerine Osmanlı kaynaklarında ışıkçı,Kızılbaş dendiğini bilmekteyiz.

7-Anadolu Alevileri Kızılbaş ismine sahip çıkmışlar ve günümüze kadar gururla taşımışlardır.

8-Kızılbaşın iki manası vardır.Eskiden Anadoluda yaşayan Türkmenler kızıl börk ve kızıl çarık giyerlerde.(Bu durum yerli ve yabancı seyyahların seyahatnemelerinde kayıt altına alınmıştır.)Diğer rivayet ise Hz.ALİ nin kızılbaşlık kullandığı şeklindedir.

9-Bu arada hatırlatmak gerekir ki (çok önemlidir) Aleviler kendilerine Alevi dememişlerdir.Diğer isimler gibi buda dışardan verilmiştir.Bu durum zaten yazarın tezini toptan çürütmektedir.Zira yazar sanki kadim zamanlardan beri bize Alevi deniyormuş gibi bir yanılgıya düşmektedir.

10-Aleviler kendilerini Hakk (gerçek) yolundan diye tanımlarlar.


B)ALEVİLERİ SIR SAKLAYAN UCABE-ÇARESİZ BİR TOPLULUK GİBİ SUNULMASI

1-Evet aleviler (özellikle kızılbaşlar) tarihler boyunca büyük kırımlara maruz kalmışlardır.

2-Fakat tarih açıkça ifade ederki onlar (mitolojilerdeki gibi) hiç bir zaman ucabe bir topluluk olmamışlardır.

3-Tüm zulüm ve katliamlara rağmen açık ve güçlü olmuşlardır.

4-Yazarın alevileri kadimden beri kutsal sırları saklayarak bugünlere kadar takkiye yolu ile taşımış ucabe-zavallı-amanetçi topluluk olarak göstermesinin hiç bir maddi temeli olamaz.

5-Zira onlar her daim bu dunyadaki yaşamsal olaylara müdahil olmuşlar ve açık savaşmışlardır.

6-Bunun bir çok örneğini vermem mümkün, ama şimdilik bir örnekle yetineceğim.Bundan 500 yıl önce o Alevilerki (gövdeside başıda Anadoludandır) Ülke-i Kızılbaş,Devlet-i kızılbaş,Padişah-ı Kızılbaş ı (Safavi Kızılbaş devleti) kurarak tarihe imzalarını birkez daha atmışlatdır.

7-Anadolu,İran,Deylem,Kürdistan,Irak,Suriye,Mısır gibi coğrafyalarda onlarca devlet kurdukları gibi birçok da Alevi menşeili büyük alevi hanedanlar mevcut olmuşlardır.

8-Tabi söz konusu yazar Alevileri neredeyse misyonerci gibi götermeye çalıştığından,başkalarına -güya-bilimsel dersler verirken ,kendisinin bilimsel bilgi ve tarihsel determinizm bilgisinden nasibini alamadığını görememektedir.

9-Eğer bunun farkında olsaydı zaman ve mekan kavramlarını dikkate alır bu günkü alevilik ile geçmişteki aleviliği tıpkı basım gibi kavrama talihsizliğine düşmezdi.

10-Arap Alevileri (Nusayriler) tarihini okumak dahi bu konuda yeterince bilgi sunar.

11-Yeri gelmişken sizin bir yazınızda ifade ettiğiniz tarzada,yani Anadolu Alevileri Şah İsmail (Hatayi) den aleviliği öğrenmemişler,tam tersine Erdebil Ocağını etkilemişler ve İran a Kızılbaşlık Diyar-ı Rum (Anadolu) dan götürülmüştür.

12-Tarih bilincinizdeki ince bir kırılmayla (Osmanlıların ve Osmanlıcı tarihçilerin) "kökü dışarda" tesbitlerini teyit eder gibisiniz.

13-Hacı Bektaş VELİ Anadolu Aleviliğinin serçeşmesidir.Ve 1200 lü yıllarda yaşadığı varsayılmaktadır.Oysa Safaviler (Erdebil tekkesi) 1450-1550 yılların arası etkili olabilmiştir.Yani bu topraklardaki Alevilik çok eski ve kurumsaldır.

14-Bu arada Şah İsmail ile Şah Hatai tek kişi olmakla birlikte biri dünyevi (Şah İsmail) diğeri ise (Hatai) batini (inaçsal ve mürşitlik anlamında) önderdir.

15-Osmanlı İmparatorluğunun miri toprak düzeni sonucu bir çok boy Şah İsmail katında izzet ve ikram görmüş,Rum da reaye iken İran da bey olmuştur.

16-Daha sonraki zaman dilimlerinde (mesala Şah Tahmas döneminde) İran Şiası Devlet-i Kızılbaşa hakim olmuş İran Şiası (geldiği nokta itibariyle) şeklen Alevi özünde Sünnileşmiştir.

C-ZAMAN VE MEKANDA YOLCULUK

1-Erdoğan Çınar ve benzerleri -sözüm ona- zaman ve mekanda yolculuk yaparak Aleviliğin Köklerini MU medeniyetine kadar götürmekte ve önüne gelen her raslantıya ve olaya vede her delile Alevilik demekte ve böylece diyalektik ve tarihsel determinz (tarihsel gerçekcilik) konularında sınıfta kalmaktadır.

2-Burada Aleviliği ve Aleviliğin (pir ve Mürşitlerin) dünyaya ve olaylara bakış açısını anlayamadığını bir kez daha ortaya koymaktadır.

3-Öncelikle eşyalar isimleri ile çağrılır.Her türlü kab su içmeye iyi kötü yarar ama hepsine birden bardak demenin bir haklılığı olamaz.Kimisi topraktan yapılmış kasedir,kimisi demirden yapılmış tasdır,kimiside camdan yapılmış bardaktır.Herbirisinin ayrı ayrı tanımı ve işlevi vardır.

4-Şimdi tarihte bulmuş olduğunuz her medeniyetleri (mesala Sümerleri yada Luvileri) Alevi diye tanımlarsanız bu bilimsellik olmaz.Burada Alevi bakış yoktur.Peki nedir Alevi bakış açısı yada yöntemi.
5-Anadolu Aleviliği kendinden önceki dönemlere ait Kadim medeniyetler olduğunu bilmektedir ve bunların bir kısmı ilede birlikte yaşamış vede halen yaşamaktadır.Bu medeniyetlerden Batıni (akılcı) olanları içine alarak eritmiş vede o medeniyetlerden kendi duruşunada renk katmıştır.

6-Olumsuzu inkar ederek olumluyu geliştirerek bu günkü halini almıştır.

7-Alevilikte Hz Ali sadece İmamlar başı,insanlığın serçeşmesi değil,aynı zamanda o evvel ve ahir olanların,nur içindeki nurun,aklın,aşkın,ilim ve irfanında görüntüsüdür, özüdür.

8-Pir Sultan Abdal ın nefesinde veciz bir şekilde ifade edilen
"Ben Aliyim,Ali Benim" görüşü,Alevilerin Ali ye bakış açısını gayet açıkca ifade eder.

9-Aleviler tüm kutsalların İnsanı Kamil Kelamı (Kuran-ı Natık anlayışı gibi) olduğunu bilir.Bu anlamda Hakkı ademde ararlar.

10-Aleviliği İslam dan etkilenmediği gibi yada alakası yoktur gibi görüşler yazılı ve sözlü geleneğin inkarı anlamına gelirki bu Aleviliği başka yerlerde arama ve giderek Aleviliğe ait olmayan yaşamsal ve düşünsel tarihi öğelerin ona (Aleviliğe) aitmiş gibi bir saptırmaya çıkar.
Sponsor Reklamlar

__________________
ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH

Konu alevi-veysel tarafından (19.12.11 Saat 19:08 ) değiştirilmiştir.
alevi-veysel isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti