Sponsor Reklamlar



 
Seçenekler
Alt 05.09.09   #1
tuncer yilmaz
tuncer yilmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 195
Rep Puani : 11
Standart Yedi Ulu Ozanlar


Alevi tarihine deyişleriyle, şiirleriyle yön vermiş, Alevi inancına bağlılıklarını yaşamlarıyla kanıtlamış olan yedi ulu ozan şunlardır:

Seyit Nesimi

Şah Hatayi

Fuzuli

Yemeni

Virani

Pir Sultan Abdal

Kul Himmet

Bu yedi ulu ozana Aleviliği teorileştirenler de diyebiliriz. Bu ozanlar Alevilik felsefesini en iyi şekilde dile getirmişlerdir. Bu ozanların şiirleri, söyledikleri sözler Aleviler için adeta kanun sayılmıştır. Ayin-i Cemlerde en çok bu ozanların deyişleri çalınır, şiirleri okunur.

Bu ozanların şiirleri ve deyişleri günümüzde de popülerdir. Buradan da anlaşılacağı üzere bu ozanlar aradan geçen tarihi silmişler, güncelliğinden hiç bir şey kaybetmeden günümüzde de Alevilerin moral ve direnme gücü olan şiirleri, deyişleriyle ölümsüzleştirmişlerdir. Sanırız bu konuda yanlış bir anlaşılma mevcut.

Bazı kimseler Alevi ozanların sayısının yedi ozan ile sınırlandığını düşünmekte, söylemekteler. Bu bir yanılgıdır. Alevilerde şüphesiz ulu mertebesine gelecek daha nice ozanlar var. Yalnız bu ozanlar semboldür. Kimse Alevi ozanların sadece bu yedi ulu ozan ile sınırlı olduğunu sanmasın. Bu yedi ulu ozan diğer ozanların temsilcisi, sözcüsü, sembolü konumundadırlar

SEYYİD NESİMİ (1369 -8211: 1417)

Bağdat'ın Nesim Kasabası'nda yetişmiş, Diyarbakır bölgesine yerleşen Türkmenlerdendir. Halep'te Hallac-ı Mansur'un düşüncelerinin iz sürücüsü olduğu için kafir sayılıp derisi yüzülerek öldürülmüştür.

Nesimi, Hurufi'dir. Fazlullah Hurifi' nin görüşlerini benimsemiştir. Varlık birliği görüşünü savunan, kişi ile tanrı arasında bir nitelik yükleyen inanç arasında bağlantı kurar. Tanrının yetkin (Kamil) insanda görüldüğü tasavvufi görüşünü benimser.

Başlıca eserleri Türkçe ve Farsça divanlardır. Azeri asıllı Türkmenlerdendir. Katledilme sırasında rivayete göre derisi eline verilip giderken, Halep'in 12 kapısından aynı anda çıktığı görülmüştür.

Yolda birisine "Gerçek Kabe'nin yolcusuyuz." Elinde yüzülmüş derisini göstererek "İhramımız budur" dediği beyti meşhurdur.

ŞAH HATAYİ (Şah İsmail) (1487 -8211: 1524)

Yedi Ulu'lardan Şah Hatayi: 1487 yılında İran-Erdebil'de doğdu. Anadolu'daki Alevi cemlerinde nefesleri en sık yer alan ululardandır. Babası Şeyh Haydar, anası Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın kızı Alemşah Halime Begüm Sultan'dır.

Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim'le 19 Mart 1514'de yaptığı Çaldıran'daki savaşı kaybetti. Bu onun için sonun başlangıcı oldu. 1524'de 37 yaşında iken Azerbaycan'da Hakk'a yürüdü. Cenazesi Erdebil'e götürülerek, dedesi Şeyh Safiyüddi'nin türbesi yanında toprağa verildi.

Şah Hatayi çok iyi bir eğitim almıştır. Hz. Ali ve Hacı Bektaş Veli üstüne pek çok içtenlikli nefesler yazmıştır.

FUZULİ (1504 -8211: 1556 )

Asıl adı Mehmet olan Fuzuli: 1504 "de Kerkük'te doğdu. Kerkük'te Bayat Türkmen boyunun Karyağdı soyundan gelmektedir.

Şiirlerini hem Türkçe, hem Arapça hem de Farsça yazan Fuzuli'nin en başarılı eserleri Türkçe yazılmış olanlarıdır. Fuzuli: yalnızca Türk ve Fars edebiyatında değil, dünya klasikleri arasında da saygın bir yer almış ozandır.

Bir gönül eri olan Fuzuli: yaşamı süresince Kerbela ve Bağdat çevresinden ayrılmamış, bir süre Hz. Ali'nin türbesinde türbedarlık yapmıştır.

Kitaplar Fuzuli'nin en büyük dileğinin Kerbela'da ölmek olduğunu yazar. Fuzuli yakın çevresine Hz. Hüseyin'in türbesinin yanında toprağa verilmeyi ve mezarına taş konulmamasını vasiyet etmiştir. Kendisi veba hastalığı salgınında Hakk'a yürümüş ve vasiyeti yerine getirilmiştir.

Kerbela Olayı'nı anlatan "Hadikat-ü Süeda" (Mutluların Bahçesi) en önemli eserlerindendir.

YEMİNİ (15. yüzyıl sonu-16 yüzyıl başı)

Yemini 15. yüzyılın sonu ile 16. yüzyılın ilk yarısında Tuna Irmağı yörelerinde yaşadı. Çeşitli kaynaklar tarafından asıl adının Ali olduğunu, Akyazılı İbrahim Dede zaviyesinde hizmet ettiğini ve "Yemini" mahlasını kullandığını yazar. Demir Baba Velayetnamesi'nde adı "Hafız Kelam Yemini" olarak geçer. Bundan da Kuran'ı ezbere okuduğu anlaşılır.

Hz. Ali'nin mitolojik yaşamını konu edinen Faziletname adlı kitabı 7300 beyitten oluşmaktadır. Kitap bir erdem kitabıdır. Bu kitap, Hz. Ali'nin yaşamının, Ehlibeyt ve Ali sevgisinin yoğun işlendiği temel eserlerinden biridir. Bu eseri Kitab-ı Erdem (iyi ahlak kitabı) olarak niteleyenler kitaptaki doğruluğu, dürüstlüğü, alçak gönüllülüğü yaşam biçimi ve inanç biçimi haline getirmesinden dolayı Yemini'ye daha bir saygı duyarlar.

VİRANİ (16.yüzyıl)

Doğum ve ölüm tarihi belli olmayan Virani'nin: 16. yüzyılda Eğriboz adasında doğduğu söylenir. Hurufiliği benimsemiş bir Bektaşi ozanı olan Virani: bir süre Necef'te Hz.Ali'nin türbesinde türbedarlık hizmeti vermiştir.

Virani: Balkanlarda Demir Baba'dan babalık icazeti almış, Hz. Ali tutkusunu dile getiren çok sayıda şiir yazmıştır.

Bazı araştırmacılar, yazılarında Virani'nin aruz vezni ile 300'e yakın şiir söylediğini ve koca bir divan oluşturduğunu bildirerek Ozan'ın az çok öğrenim görmüş olduğunu belirtirler.

Virani'ye göre, evrende ve bütün nesnel varlıklarda görünen Hz. Ali'dir.

PİR SULTAN ABDAL (16. yüzyıl)

Pir Sultan Abdal'ın 1500 yıllarında doğduğu tahmin ediliyor. Doğduğu yeri ise kendisi şiirlerinde, "Benim Aslım Horasan'dan Hoy'dandır" diyerek belirtiyor.

Asıl adı Haydar olan Pir Sultan Abdal'ın Sivas'ın Yıldızeli'ne bağlı Banaz Köyü'nden olduğu söylenir. Pir Sultan'ın yaşamı Alevi Bektaşi toplumunun söylencelerine dayanır.

Şiirlerinden ise Safevi Devleti hükümdarı Şah İsmail'in oğlu olan Şah Tahmasb zamanında yaşadığı anlaşılır.

Pir Sultan Abdal, döneminin toplumsal sorunlarına eğilmiş, bunları kendisine konu edinmiş, çıkış yolları aramış, yer yer şiirini sanatını da bu uğurda aracı yapmış bir ozandır. Bu nedenle halkla, halkın sorunlarıyla özdeşleşmiş ve bütünleşmiştir.

Pir Sultan Abdal, Osmanlı zulmüne karşı Anadolu halkının sıkılmış yumruğudur. Haksız gidişe "dur" diyen bir haykırıştır.

KUL HİMMET (16. yüzyılın ikinci yarısı)

Kul Himmet: Tokat'a bağlı Almus ilçesinin bugünkü adı Görümlü Kasabası olan Varsıl Köyü'ndendir. 16. yüzyılın ikinci yarısında yaşamıştır. Kul Himmet bütün nefeslerinde Hz.Ali, 12 İmamlar ve Hacı Bektaş Veli'yi büyük bir içtenlikle anlatır.

Kul Himmet'in nefesleri de diğer ulu ozanların nefesleri gibi her Alevi ceminin vazgeçilmez nefesleri arasındadır.

İyi bir tekke ve tarikat eğitimi gören Kul Himmet'in, Pir Sultan Abdal'a bağlı olduğu, onun çevresinde yetiştiği, müridi olup O'nu izlediği şiirlerinde açıkça ortaya çıkar.

Halk ozanlarında Alevi Bektaşi olmayanlar bile onun etkisinde kalmış, ona yakınlık göstermiştir.

Kul Himmet: tarikat ışığında beliren insan sevgisini Hacı Bektaş Veli üzerinde yoğunlaştırarak nesnel duruma getirmiş, tanrı kavramını bir varlık olan insanla özdeşleştirmiştir
Sponsor Reklamlar

seccac bunu beğendi.
tuncer yilmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 18.02.13   #2
seykek
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Feb 2013
Nereden: ailem
Mesajlar: 131
Rep Puani : 31
Standart Cevap: Yedi Ulu Ozanlar


sn can
bu isimler ve 7 sayisi nasil belrilenmistir veya kim belirlemistir .
benimgozumde tum alevi ozanlar uludur hepsi birbirinden degerli ve alevilige katgilari vardir
er erden ayirmak dogru degil gibime geliyor .
sorum su? isim ve sayiyi kim belirlemistir ?
isimlere veya diger ozanlarimiza sozum olamz olamzda ben hepsini ayni degerde seviyorum .
Sponsor Reklamlar

seykek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 21.02.13   #3
Özgürce
Özgürce - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: Feb 2013
Nereden: köyü seviyorum
Mesajlar: 1
Rep Puani : 11
Standart Aleviiliğin Yedi Ulu Ozanı


Aleviliğin Yedi Ulu Ozanı

Saz veya bağlama ilk bakışta bir müzik aletidir. Fakat Alevi yaşam tarzı ve genel kültürü içinde sazın, bir müzik aleti olmaktan öte çok önemli, olmazsa olmaz bir yeri ve değeri, Alevilerin saza ‘Telli Kuran’ demelerinin de derin bir anlamı, sazın cem törenlerinde zakir’le (âşık) eş değerde bir görevi vardır. Anadolu Işık Taifesine (Alevilere) Bizans’ın Hıristiyanlığı, Osmanlı’nın İslam’ı zorbaca dayattığı baskıcı koşullarda, yazılı belge üretilmesinin ve bulundurulmasının imkânsızlığı anlaşılır bir durumdur. Her koşulda kültürel değerlerini ortama uyarlayarak yaşamakta mahir Aleviler, söz konusu dönemlerin zor koşullarında temel bilgisel değerlerini, yazılı gelenekten sözlü geleneğe dönüştürerek türkü formunda ki nameler içinde ve saz eşliğinde, nesilden nesle aktararak kalıcılığını sağlamayı başardılar.

Aleviliğin ve Alevilerin bilgisel ve kültürel değerlerinin kuşaktan kuşağa taşıyıcı aracı olan saz, mızrabı telle buluşturan ustası kadar önemli ve değerlidir. Alevi terminolojisinde sazı konuşturmasını bilenlere Zakir veya Âşık, şiir formunda felsefi ve kültürel eser (nefes) üretenlere de Ozan denir.

Anadolu görsel algıyla kavranması zor, yaşanması güzel gariplikler ülkesidir. Bir yanda Ozan Hüdai sevgiyi ve muhabbeti bir dörtlük içine sığdırıyor:

Canan bizim canımızdır
Teni bizim tenimizdir
Sevgi bizim dinimizdir
Başka dine inanmayız. (Ozan Hüdai)
***
Diğer yanda Nesimi Alevi dik duruşunu bir dörtlükte özetliyor:

Sorma be birader mezhebimizi
Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır
Çağırma meclisi riyaya bizi
Biz şerbet içmeyiz dolumuz vardır. (Ozan Nesimi)
***
Öbür yanda Alevi Ozanı ve Işık Mürşidi Kaygusuz Tanrı’yı ince bir dille hicvediyor:

Yücelerden yüce gördüm
Erbabısın koca tanrım
Âlem okur kelam ile
Sen okursun hece tanrım

Erliği ile anılır filan oğlu
Filan deyü
Anan yoktur atan yoktur
Sen benzersin piçe tanrım

Kıldan köprü yaratmışsın
Gelsin kulum geçsün deyü
Hele biz şöyle duralım
Yiğit isen geç e tanrım

Garib kulun yaratmışsın
Derde mihnete katmışsın
Anı âleme atmışsın
Sen çıkmışsın uca tanrım

Kaygusuz Abdal yaradan
Gel içe gör şu cur’adan
Kaldır perdeyi aradan
Gezelim bilece tanrım. (Kaygusuz Abdal)
***
Öte yanda Harabi Alevi üslubunca Hakk’ı insanların yarattığını vurguluyor:

Daha Allah ile cihan yok iken
Biz anı var edip ilan eyledik
Hakk’a hiçbir layık mekân yok iken
Hanemize aldık mihman eyledik (Edip Harabi
***
Osmanlı’nın türedi şairleri Şii-İslam figürlerine böyle övgüler yağdırırken:

Mustafa’dan dinle ey ârif benim evrâdımı
Gel beri gör Murtazâ’dan dem-be-dem feryâdımı
Tâ ezelden hubb-ı Haydar ördüler bünyâdımı
Sevmişim cân u gönülden ben İmâm-ı Kâzım’ı

Şah Hasan Hulk-ı Rızâ’dan zâhir oldu her sıfât
Hem Hüseyn-i Kerbelâ’dan keşf olur envâr-ı zât
Nesl-i Şâh’ı sevdi her kim buldu memâtta hayât
Sevmişim cân u gönülden ben İmâm-ı Kâzım’ı

Şah Alî Zeyne’l-Abâ’dır cânımız cânânımız
Hem Muhammed Bâkır u Ca’fer’durur bürhânımız
Âl ü evlâdına tâ bin candan kurbânımızn
Sevmişim cân u gönülden ben İmâm-ı Kâzım’ı

Şah Alî Mûsâ Rızâ’dır kıblegâh-ı mü’minân
Şah Takî vü bâ-Nakî zikrim dilimde her zamân
Bunların dostluğuna var oldu hep cümle cihân
Sevmişim cân u gönülden ben İmâm-ı Kâzım’ı

Bu Virânî derd-mendim medh-i Şâh’i söylerim
Askerî hem Mehdi-i Peşt ü Penâh’ı söylerim
Gayriden el çekmişim ol Pâdişâh’ı söylerim
Sevmişim cân u gönülden ben İmâm-ı Kâzım’ı (Virani)
***
Lam eliften arşa pervaz eyledim
Kaf u nun'dan başıma taç eyledim
Beyt-i mamur içre mesken tutalı
Ey Yemin'i günde bir hac eyledim (Yemini)
***
Halk, kendi yaşamı içinde Osmanlı gerçeğini haykırıyor.

Şalvarı cartlak Osmanlı
Eğeri kaltak Osmanlı
Ekende yok biçende yok
Yiyende ortak Osmanlı (Anonim)
***
Demir çubuklu öşürcüler geldiler
Zahirem samanım bütün aldılar
Bir tek yaba ile beni saldılar
Defterin dürüle zalım Osmanlı (Anonim)
***
Nesini söyleyeyim canım efendim
Gayrı düzen tutmaz telimiz bizim
Arzuhal eylesem deftere sığmaz
Omuzdan kırılmış kolumuz bizim

Sefil rençberin yüzü soğuktur
Yıl perhizi tutmuş içi koğuktur
İneği davarı iki tavuktur
Bundan gayrı yoktur malımız bizim

Benim bu gidişe aklım ermiyor
Fukara halini kimse sormuyor
Padişah sikkesi selam vermiyor
Kefensiz kalacak ölümüz bizim

Tahsildar da çıkmış köyleri gezer
Elinde kamçısı fakiri ezer
Yorganı döşeği mezatta gezer
Hasırdan serili çulumuz bizim

Serdari halimiz böyle n’olacak
Kısa çöp uzundan hakkın alacak
Mamurlar yıkılıp viran olacak
Akıbet var olur yolumuz bizim (Ozan Serdari)
***
Fuzuli, Hatayi, Kul Himmet, Virani, Yemini, Nesimi ve Pir Sultan’ın doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmemekle beraber, Aleviliğin Yedi Ulu Ozanı olarak kabul edilirler. Bu şairlerin yaklaşık tamamının yaşamı, Osmanlı hükümranlığı altında geçmiş, bu Ozanların yaşadığı 15. ve 16. yüz yıllarda Osmanlı’nın yoğun ve kronik siyasi ve mali bunalımlar içinde olduğu, sosyal yapısının da büyük-küçük çaplı sürekli isyan ve ayaklanmalar halinde ve kaos ortamı yaşandığı tam da bu döneme denk düşmektedir.

Osmanlı’nın toprak mülkiyeti, üretim tarzı ve soygun boyutundaki vergi sisteminden kaynaklanan halk isyanlarını salt şiddet kullanarak bastıramadığı bilinmektedir. Osmanlı, isyan halindeki halkı sakinleştirecek uyuşturucu olarak kullandığı Bektaşi Tekkelerinde Şii-İslam içerikli din eğitimini yoğunlaştırdı. Kendi icadı Bektaşi Tarikatının toplum üzerinde etkisini artırabilmek için beslemesi şairlerin, Şii-İslam figürü Hz. Ali, On İki İmam ve Ehl-i Beyt kültüne övgü dolu şiirlerini kutsamış, bu şairlere halk dilinde “Hak Aşığı”, kendine göre de “Ulu Ozan” payesi vererek toplumu zihnen teslim almaya çalışmıştır.

Osmanlı tarih sahnesine çıktı günden yıkıldığı döneme kadar hükümranlık alanını genişletme, ilhak ve talan politikasını paralel yürütmeye çalıştı. Savaş ve devletin saltanat giderlerini karşılamak üzere halkı soygun boyutunda vergi yüküne mahkûm etti. Tebaasının ezici çoğunluğuyla hiçbir zaman barışık olmayan, ardı arkası kesilmeyen halk isyanlarını katliamla bastıran İslam Osmanlı, gerçek anlamda bir ölüm makinesidir.

Osmanlı zulmüne karşı tepki olarak; Doğu ve Orta Anadolu halkının, Safevi devletinin (Şah İsmail’in) siyasi amaçlı yürüttüğü Erdebil Tekkesinin Şii propagandasının kısmen ve kerhen etkisinde kalması ile söz konusu Yedi Şairin yaşamı, uzun süren bu isyanlar ve karşı baskı dönemine denk gelmektedir. Bu Yedi Ulu Ozanın şiirleri dikkatli incelendiğinde; Bâtıni (Alevi) öğretinin temeli olan doğanın oluşumuna ve varlıkta birlik (insan-tanrı) ilişkisine dair anlayıştan da zikrettikleri şiirler içinde çoğunlukla ve baskın olarak, Şii-İslam kutsalı motif ve figürlere yoğun vurgu eşliğinde hayalî övgülerin ağırlıklı olduğu görülmektedir.

Ozan, mürşit, pir, dede vb. kim olursa olsun içinde bulundukları baskıcı siyasal koşullar, salt düşünen insanın deneysiz duygusal algısı ile hareket halindeki maddenin özsel ve görsel devinim seyrinin yönünü, alacağı biçimin doğru kavramasını engeller. Zira beyinin, hareket halindeki maddeyi son şekliyle, özellikle de toplumsal hareketliliği kısa zamanda doğru algılama olanağı yoktur. Ulu kabul edilen Ozanların doğru düşünme yetenekleri yüksek olmasına karşın, onların da birer insan olduklarını, önemli oranda doğru düşünmelerine rağmen hareket halindeki maddeyi soyut algı yoluyla tanımlar ve yorumlarken yanılgıya düşebileceklerini göz önünde tutmak gerekir.

Aleviliğin büyük Ozanı ve Mürşidi olmalarına rağmen, klasik yedi Ulu Ozan arasında Yunus Emre, Kaydusuz Abdal, Harabi vb. yer almamsı bu Ozanlar nefeslerinde Şii-İslam Kültünden, motif ve figürlerinden söz etmemesi hep dikkatimi çekmiştir. Bu yedi Ozanın Ululuğuna kim, ne zaman ve ne için karar verdi? Yunus, Kaygusuz, Harabi vb. neden Ulu Ozanlar arasında ve mertebesinde yer alamadı? Bu sorular zihnimde kuşku yaratmakta; bu vb. soruları Alevi toplumu açısından da, sorgulamaya değer bulmaktayım.

Bir dostumla bu konularla ilgili konuşma içinde; ‘Ozanlıkta ululuğu belirleyen ölçü nedir, bu sıfatı veren yetkili kimdir, biliyor musun’? Diye sordum. Engin bilgisine güvendiğim dostum; ‘Ozanlıkta ulu sıfatı hak etmek için ölçü, On İki İmamların adının geçtiği 12 adet duaz-ı İmam üretmiş olmak şart. ‘Bu unvanı veren de, Bektaşi Tekkelerine mensup ve Şeyhülislamlığın belirlediği, üst düzey Dede-Babalardan oluşan bir kuruldur’ dedi. Aleviliği Müslümanlaştırmaya yönelik şeriatçı Osman politikası, günümüzde, sözde “Alevi Çalıştayları”na Cumhuriyetin “Bilim adamı” sıfatıyla ilahiyatçı gönderme politikası birebir örtüşmektedir.

Dostumun soruma cevabının teyidi olan bir duaz-ı İmam:

Serime bir sevda geldi
Muhammet Ali’den beri
Yandı vücudum kül oldu
Ta Kalubeli’den beri

Ali’nin Fatma Kanber’i
Hırka tutunur önleri
Severim On İki İmam’ları
Atası pirimden beri

Hasan’la Hüseyin’i sevdim
İkrarım onlara verdim
Kâfirleri bütün kırdım
Halil-Ür-Rahmandan beri

Zeynel-Abidin yolları
Açılır gonca gülleri
Bakır İmamlar serveri
Severim soyundan beri

Muhammet dünyaya geldi
Şu âlem nur ile doldu
Hacem İmam Cafer oğlu
Okuram Kuran’dan beri

Musahibim Musa Kazım
Rıza’ya bağlıdır özüm
Kolumda şahinim bazım
Beslerim zamandan beri

Taki’den etek tutmuşum
Naki sırrına yetmişem
Askeri’den mey içmişem
Sarhoşum zamandan deber

İkrarım bendi boşandı
İndi turaba döşendi
Mehdi’den kılıç kuşandı
Bilirem zamandan beri

Şah Hatayi’m Hakk’a yalvar
Sevdiğim Ali’dir server
Sorarlarsa bizi Erler
Gelirim divandan beri. (Şah Hatayi)

Yeri ve zamanı gelmişken bir gerçeği daha vurgulamak zorundayım ki; hiciv diliyle tanrıyı dahi sorgulayan, eleştiren Alevilere ne oldu da, kendi düşünce ve yaşam tarzlarına ters olgu ve olayları sorgulamadan, duydukları her sözü akıl-mantık süzgecinden geçirmeden kabullenir oldular? Zaten etkisi altında olduğumuz eski, basın yayın yoluyla bombardımanı altında kaldığımız yeni kirli bilgi ortamı, birey ve toplum olarak zihinsel ufkumuzu daraltmakta, geleceğimizin yolunu karartmaktadır. İnsanlığın mutlu geleceği açısından, olumsuz bu durumun aşılabilmesi için gözümüze ve kulağımıza yansıyan, hatta daha önce doğru olduğunu sandığımız düşünce ve bilgilerimizi, ‘Neden, Ne İçin, nasıl’ sarmalında sorgulamak; iyiye, doğruya ve güzele ulaşabilmenin en etkin yöntemidir.
Sponsor Reklamlar

Özgürce isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 22.03.13   #4
seykek
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Feb 2013
Nereden: ailem
Mesajlar: 131
Rep Puani : 31
Standart Cevap: Aşık Meluli


sn canlar
7 ozanlarimiza ve diger ozanlarimiza ait eserlerin notaya alinmis halinde kitap ariyorum bulabilecegim bir yer veya varsa kitap adi onerinizi bekliyorum .
zira bir cok sanatci bu eserleri seslendiriyor hepside cok guzel yorumluyor ama notaya alinmis sekliyle bulmak imkansiz
acaba kimse bilmesin diyemi piyasaya sunmuyorlar ilginc.internette hemen hemen her deyisin sozleri var ama notaya alinmis hali yok.
Sponsor Reklamlar

seykek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 22.03.13   #5
BERF62
BERF62 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Oct 2012
Nereden: Hiçlik
Mesajlar: 1.892
Rep Puani : 46
Standart Cevap: Yedi Ulu Ozanlar


Merhaba Sayın Seykek;

Benim kitaplarla ilgili size iki önerim olacak:

1. Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisi/İsmail Özmen:

Beş ciltlik bir takımdır. Ozanların hayatlarına, görüşlerine ve eserlerine yer verilmiştir. Aynı zamanda karşılaştırma fırsatı da sunar. Benim için yararlı kaynaklardan biri.

2. Ozanların Dilinden/Hamdi Tanses:

Bu kitapta da, ozanların deyiş-nefes ve semahlara yer veriliyor, notalarıyla. Ben deyiş ve nefeslerin zakirlerden öğrenilip çalınması taraftarıyım.

Umarım bir faydası olur.
Sponsor Reklamlar

Mercanlı bunu beğendi.
BERF62 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 22.03.13   #6
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Yedi Ulu Ozanlar


YOL ULULARIMIZ..




SEYYİD NESİMİ (1369 – 1417)

Bağdat’ın Nesim Kasabası’nda yetişmiş, Diyarbakır bölgesine yerleşen Türkmenlerdendir. Halep’te Hallaç-ı Mansur’un düşüncelerinin iz sürücüsü olduğu için kafir sayılıp derisi yüzülerek öldürülmüştür. Nesimi, Hurufi’dir. Fazlullah Hurifi’ nin görüşlerini benimsemiştir. Varlık birliği görüşünü savunan, kişi ile tanrı arasında bir nitelik yükleyen inanç arasında bağlantı kurar. Tanrının yetkin (Kamil) insanda görüldüğü tasavvufi görüşünü benimser.

Başlıca eserleri Türkçe ve Farsça divanlardır. Azeri asıllı Türkmenlerdendir. Katledilme sırasında rivayete göre derisi eline verilip giderken, Halep’in 12 kapısından aynı anda çıktığı görülmüştür. Yolda birisine “Gerçek Kabe’nin yolcusuyuz.” Elinde yüzülmüş derisini göstererek “İhramımız budur” dediği beyti meşhurdur.

ŞAH HATAYİ (Şah İsmail) (1487 – 1524)
Yedi Ulu’lardan Şah Hatayi; 1487 yılında İran-Erdebil’de doğdu. Anadolu’daki Alevi cemlerinde nefesleri en sık yer alan ululardandır. Babası Şeyh Haydar, anası Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın kızı Alemşah Halime Begüm Sultan’dır. Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’le 19 Mart 1514’de yaptığı Çaldıran’daki savaşı kaybetti. Bu onun için sonun başlangıcı oldu. 1524’de 37 yaşında iken Azerbaycan’da Hakk’a yürüdü. Cenazesi Erdebil’e götürülerek, dedesi Şeyh Safiyüddi’nin türbesi yanında toprağa verildi. Şah Hatayi çok iyi bir eğitim almıştır. Hz. Ali ve Hacı Bektaş Veli üstüne pek çok içtenlikli nefesler yazmıştır.

FUZULİ (1504 – 1556 )
Asıl adı Mehmet olan Fuzuli; 1504 ‘de Kerkük’te doğdu. Kerkük’te Bayat Türkmen boyunun Karyağdı soyundan gelmektedir.

Şiirlerini hem Türkçe, hem Arapça hem de Farsça yazan Fuzuli’nin en başarılı eserleri Türkçe yazılmış olanlarıdır. Fuzuli; yalnızca Türk ve Fars edebiyatında değil, dünya klasikleri arasında da saygın bir yer almış ozandır.

Bir gönül eri olan Fuzuli; yaşamı süresince Kerbela ve Bağdat çevresinden ayrılmamış, bir süre Hz. Ali’nin türbesinde türbedarlık yapmıştır.

Kitaplar Fuzuli’nin en büyük dileğinin Kerbela’da ölmek olduğunu yazar. Fuzuli yakın çevresine Hz. Hüseyin’in türbesinin yanında toprağa verilmeyi ve mezarına taş konulmamasını vasiyet etmiştir. Kendisi veba hastalığı salgınında Hakk’a yürümüş ve vasiyeti yerine getirilmiştir. Kerbela Olayı’nı anlatan “Hadikat-ü Süeda” (Mutluların Bahçesi) en önemli eserlerindendir.

YEMİNİ (15. yüzyıl sonu-16 yüzyıl başı)
Yemini 15. yüzyılın sonu ile 16. yüzyılın ilk yarısında Tuna Irmağı yörelerinde yaşadı. Çeşitli kaynaklar tarafından asıl adının Ali olduğunu, Akyazılı İbrahim Dede zaviyesinde hizmet ettiğini ve “Yemini” mahlasını kullandığını yazar. Demir Baba Velâyetnamesi’nde adı “Hafız Kelam Yemini” olarak geçer. Bundan da Kuran’ı ezbere okuduğu anlaşılır.

Hz. Ali’nin mitolojik yaşamını konu edinen Faziletname adlı kitabı 7300 beyitten oluşmaktadır. Kitap bir erdem kitabıdır. Bu kitap, Hz. Ali’nin yaşamının, Ehlibeyt ve Ali sevgisinin yoğun işlendiği temel eserlerinden biridir. Bu eseri Kitab-ı Erdem (iyi ahlak kitabı) olarak niteleyenler kitaptaki doğruluğu, dürüstlüğü, alçak gönüllülüğü yaşam biçimi ve inanç biçimi haline getirmesinden dolayı Yemini’ye daha bir saygı duyarlar.

VİRANİ (16.yüzyıl)
Doğum ve ölüm tarihi belli olmayan Virani’nin; 16. yüzyılda Eğriboz adasında doğduğu söylenir. Hurufiliği benimsemiş bir Bektaşi ozanı olan Virani; bir süre Necef’te Hz. Ali’nin türbesinde türbedarlık hizmeti vermiştir.

Virani; Balkanlarda Demir Baba’dan babalık icazeti almış, Hz. Ali tutkusunu dile getiren çok sayıda şiir yazmıştır.

Bazı araştırmacılar, yazılarında Virani’nin aruz vezni ile 300’e yakın şiir söylediğini ve koca bir divan oluşturduğunu bildirerek Ozan’ın az çok öğrenim görmüş olduğunu belirtirler.

Virani’ye göre, evrende ve bütün nesnel varlıklarda görünen Hz. Ali’dir.

PİR SULTAN ABDAL (16. yüzyıl)
Pir Sultan Abdal’ın 1500 yıllarında doğduğu tahmin ediliyor. Doğduğu yeri ise kendisi şiirlerinde, “Benim Aslım Horasan’dan Hoy’dandır” diyerek belirtiyor. Asıl adı Haydar olan Pir Sultan Abdal’ın Sivas’ın Yıldızeli’ne bağlı Banaz Köyü’nden olduğu söylenir. Pir Sultan’ın yaşamı Alevi Bektaşi toplumunun söylencelerine dayanır.

Şiirlerinden ise Safevi Devleti hükümdarı Şah İsmail’in oğlu olan Şah Tahmasb zamanında yaşadığı anlaşılır.

Pir Sultan Abdal, döneminin toplumsal sorunlarına eğilmiş, bunları kendisine konu edinmiş, çıkış yolları aramış, yer yer şiirini sanatını da bu uğurda aracı yapmış bir ozandır. Bu nedenle halkla, halkın sorunlarıyla özdeşleşmiş ve bütünleşmiştir.

Pir Sultan Abdal, Osmanlı zulmüne karşı Anadolu halkının sıkılmış yumruğudur. Haksız gidişe “dur” diyen bir haykırıştır.

KUL HİMMET (16. yüzyılın ikinci yarısı)
Kul Himmet; Tokat’a bağlı Almus ilçesinin bugünkü adı Görümlü Kasabası olan Varsıl Köyü’ndendir. 16. yüzyılın ikinci yarısında yaşamıştır. Kul Himmet bütün nefeslerinde Hz. Ali, 12 İmamlar ve Hacı Bektaş Veli’yi büyük bir içtenlikle anlatır.

Kul Himmet’in nefesleri de diğer ulu ozanların nefesleri gibi her Alevi ceminin vazgeçilmez nefesleri arasındadır.

İyi bir tekke ve tarikat eğitimi gören Kul Himmet’in, Pir Sultan Abdal’a bağlı olduğu, onun çevresinde yetiştiği, müridi olup O’nu izlediği şiirlerinde açıkça ortaya çıkar.

Halk ozanlarında Alevi Bektaşi olmayanlar bile onun etkisinde kalmış, ona yakınlık göstermiştir.

Kul Himmet; tarikat ışığında beliren insan sevgisini Hacı Bektaş Veli üzerinde yoğunlaştırarak nesnel duruma getirmiş, tanrı kavramını bir varlık olan insanla özdeşleştirmiştir


ALINTIDIR.

YORUMSUZ
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (22.03.13 Saat 19:58 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 22.03.13   #7
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Yedi Ulu Ozanlar


alevi uluları,pirleri,mürşitleri,seyitleri,dedeleri bedel ödeyerek,

aleviliği günümüze getirdi,

onların ayağına turabız,

ama alevilik maskesi takarak,

aleviliği ebu suhud zihniyetine teslim etmek isteyenlere karşı dururuz.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (22.03.13 Saat 20:32 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 23.03.13   #8
seykek
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Feb 2013
Nereden: ailem
Mesajlar: 131
Rep Puani : 31
Standart Cevap: Yedi Ulu Ozanlar


sn berfo can
kitap onerilerin icin tesekurler .
Sponsor Reklamlar

seykek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 23.03.13   #9
seykek
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Feb 2013
Nereden: ailem
Mesajlar: 131
Rep Puani : 31
Standart Cevap: Yedi Ulu Ozanlar


bu sitede deyis ve semahlarin notalarini bulsak ne iyi olurdu diyesi geliyor insanin .bir oneri olarakta algilanmasinda sakinca yok
Sponsor Reklamlar

seykek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 23.03.13   #10
seykek
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Feb 2013
Nereden: ailem
Mesajlar: 131
Rep Puani : 31
Standart Cevap: Yedi Ulu Ozanlar


sn bilgeyol yazinizin son yerinde " aleviligi ebu suhud ziniyetine teslim etmek isteyenlere karsi dururuz ." diyorsunuz.
guzel e;bet karsi durulmasi gerekir.ama bu soz bana slogan gibi geldi.gercekten siz nasil karsi durulur onu anlatin yani demem suki internet sitelerinde yazarak sozunu ettiginiz hizir pasalarin etkiledigi milyonlarca elevinin pesinden gittigi ve onlardan etkilendigi hatta genel secimde kimlere oy verilmesini daha belirledigi o ebusuhud kiliki alevilerin yaptiklarini veetkiledikleri inasanlari sanal ortamda eger slogan degilse yazdiginiz ,siz nasil masum alevileri hangi karsi durusunuzla ve nasil bu etkilenmeden koruyacaksiniz ?cozumunuz ne? .
baksaniza vakiflara ,derneklere( ebu suhudcu olanlar) .


polemik icin sormadim sadece boyle yazmayin ve nasili da yazarsaniz daha iyi olacagi dusuncesindeyim

ben size fikrimi soyleyeyim derimki bugun alevilerin okuyabilecegi gunluk veya haftalik gazetede olabilir evet tv lerimiz var ama medya bilgi alisverisi hberler sadece tv lerden alinmaz ayrca bu yeterlide degil kaldiki alevilerin takip edecekleri haftalik dergileri dahi yok.bilimden baristan evrensel degerlerden yaninda olanlarin kendisini ifade edecegi bir gazete.alevi yobazlarina hurafecilerine alevi esnaf ve alevi bezirganlarina ,alevi siyaset tuccarlaina ,isminin onunde prof ,dr gibi akedemik unvan olan alevi akedemisyenlerine,alevileri kendi marabalari olarak gorup onalri istedigi gibi yonlendirenlere ,kendinden menkul alevi ileri gelenlerine ,aleviligin kendi arzularina gore bir yerler yamayanlar ,alevilige yeni isim katarak aleviligi dogal mecrasindan saptiranlara vb lerine karsi olacak gazete ve dergi.
ben bu yolla alevilerin aydinlatilacagina ve kolay kandirilmayacaklarina inaniyorum kimbiir belkide alevilerin gercek bir ronesansa gereksinimi var.
saglicakla kalin. saygilar.
Sponsor Reklamlar

Pir Mehmet ve Mercanlı bunu beğendiler.
seykek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Alevilerin yedi ulu ozanı üzerine Alevi Yedi Ulu Ozanlar 38 30.03.13 02:48
Yedi Derya - Virani Sun's Son Şiir ve Türkü-Ezgi Bölümü 0 31.08.12 14:42
Yedi nefs Alevi Alevi Araştırmaları 0 29.08.10 17:48
Dünyanın yedi harikası mmuratkkaratas Her Telden 3 11.05.10 20:23
Otuz Yedi........ gokkoz Şiir ve Türkü-Ezgi Bölümü 0 16.09.09 16:08




Totobo Totobo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2