Alevi, Alevilik, bektaşi, PirYolu Forum ,kızılbaş, Alevi Haber, Alevi Forumları

Alevi, Alevilik, bektaşi, PirYolu Forum ,kızılbaş, Alevi Haber, Alevi Forumları (http://www.piryolu.com/forum/index.php)
-   Yedi Ulu Ozanlar (http://www.piryolu.com/forum/yedi-ulu-ozanlar.html)
-   -   Alevilerin yedi ulu ozanı üzerine (http://www.piryolu.com/forum/yedi-ulu-ozanlar/1568-alevilerin-yedi-ulu-ozani-uzerine.html)

Alevi 21.01.10 17:02

Alevilerin yedi ulu ozanı üzerine
 
Türkler İslam“ı da Kızılbaşlığı da Farslardan, Kürtlerden ve diğer bölge halklarından öğrendiler. Kızılbaş süreğinde Türkçenin etkili olması 15. ve 16. yüzyıllarda başlamıştır. Bu sürecin en önemli sebebi ise Şah İsmail“in siyasi ve duygusal tavrıdır. Hatayi, Anadolu“daki Türkmenleri kazanmak için deyiş ve gülbenklerini Türkçe yazmıştır. Osmanlı devleti devşirme bireylerden oluşan otokrat ve pragmatist bir iktidar olduğu için yağma ve talanı sürdürmek adına dönemin koşullarını kullanmaya çalışmıştır. Din ve etnik köken ayırt etmeden her topluluğu fetih ve yayılma çemberi içine alma çabasındadır. Safevi tehlikesini sezer sezmez halifelik gibi uluhiyet kaygılarıyla Sünni şeriata sarılmıştır. Kuruluşundan beri Arapça ve Farsçanın etkisindedir. Osmanlının Arapça ve Farsça hayranlığı bazı Türkmen aşiretlerinde tepkiyle karşılanmaktadır. Şah İsmail bu durumu fırsata dönüştürmüştür. Ondan sonraki ozanlık geleneğinde Türkçe söylem gelenekselleşmiştir. Buna rağmen Osmanlı tarihi boyunca “Türklük” övünülecek bir kimlik değildir. Savaşçı Hunlar, Tatarlar ve Moğollar Türk adının Mezopotamya Ve Rumeli“de ürkütücü bir kavram olarak algılanmasına yol açmışlardı.

Unutmamak gerekir ki 16. ve 17. yüzyıllarda Türkçe egemen dil değil ötelenmiş dildir. Göçebe Türkmenler Selçuklu ve Osmanlı hanedanlarınca devlet örgütlenmesinin dışına itilmiş topluluklardır. Sözü edilen devletlerin sahipleri soylarını Araplara bağlayarak bölgede soy ve söz sahibi olmak istemektedirler. Türkçenin de saraydan kovulduğu yıllardır. Yani Türkçenin bugünkü egemen faşist pozisyonuna bakarak düşünmemek gerekir.

16. ve 17. yüzyıllarda Türkçenin Kızılbaş dervişliğindeki yaygın kullanımına rağmen Farsça etkisini hiç yitirmemiştir. Kızılbaş ozanların tümü Farsçayı bilmektedir. Farsça bilmeyen ozandan sayılmamaktadır. Çünkü Farsça köklü bir şiir dilidir. Cumhuriyete kadar Farsçanın dil ve inanç içindeki yeri Kızılbaşlar tarafından hiç yadırganmamıştır. Buna rağmen her halk kendi diliyle Kızılbaşlığını sürdürmüştür. Kızılbaşlığın Aleviliğe dönüştürülmesi sürecinde ulusçu anlayış Fars etkisini yok saymak için çabalamış, büyük oranda da başarılı olmuştur. Ulusçu anlayış bütün halkları bitirecek olan süreci başlatmıştır. Aleviliği Türk dinine dönüştürme çabaları ittihat ve terakki kaynaklıdır. Cumhuriyet, ittihatçıların bu tutumunu sürdürmüştür. Aleviliğin köklerinden koparılması ve Türk dinine dönüştürülmesi ulus yaratma projesinin bir parçası olarak işlemiştir. Resmi alevi teorisi, Farsça gibi Kürtçe ve Zazaca“yı da yok saymış, devlet destekli çeşitli yayınlar süreç içinde Anadolu Alevilerini kandırabilmiştir. Buna rağmen Kızılbaşlığın köklerini oluşturan bu diller inancın içinden sökülüp atılamamıştır. Kızılbaşlığı bir Türk dinine dönüştürme çabaları içinde olanlar inancın köklerinde gizli olan Kürt ve Fars etkisini silememişlerdir. Örneğin Kızılbaş süreğinde kullanılan terimlerin içinde neden tek bir Türkçe terimin olmadığı, bu iddianın kalemşörlerince açıklanamamaktadır. İttihatçı anlayışın, Aleviliği Türkleştirme tutumu “Yedi Ulu Ozan” konusunda da belirgindir. Bu anlayış, ne yapıp edip yedi uluları Türklükle buluşturma çabasındadır.

Oysa gerçek hiç de öyle değildir. 15. ve 16. yüzyıllarda Türkçe deyiş söyleyen derviş ve ozanlar vardır. Fakat Türkçe yazan her insanı Türk saymak bilimsellikten uzaktır. Osmanlı hanedanlığında yaşayanların Osmanlıca yazması normaldir ama Osmanlı topraklarında onlarca etnik yapı vardır. Türk olmak başka şeydir Türkçe yazmak başka şeydir. Osmanlı mirası üzerine kurulu olan cumhuriyette de onlarca etnik köken mevcuttur. Mehmet Bayrak“ın Ermeni Aşukları kitabında Türkçe deyiş yazmış Ermeni aşıkları çokça örneklendirilmiştir.

Yedi ulu ozan belirlemesi birçok açıdan soru işaretleriyle dolu bir belirlemedir.
Alevi inancında “Yedi Ulu” diye bilinen dini şahsiyetler hep merakımı cezp etmiştir. Hemen hepsi 15 ve 16. yüzyılda yaşamış bu şahsiyetlerin ulu sayılmasının çeşitli kriterleri olmalıdır! Nedir bu kriterler? Neden yedi sayısında ısrar edilmektedir? Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Teslim Abdal, Fazlı, Hallacı Mansur ya da Sultan Sahak neden Yedi Ululara dahil değildir? Örneğin Türkmen dervişi olduğu herkesçe kabul gören Yunus Emre nedense bu ozanlar içinde yoktur. Yunus Emre Anadolu toprağından çıkmış gerçek bir ozandır. Yedi ulu arasında neden yer almaz? Bunun nedeni onun bir Türkmen dervişi olması mıdır? Eğer öyle ise diğer ozanlar Türk değildir. Bu örnek bile Kızılbaşlıkta Türkmen dervişlerinin dinsel hiyerarşide üst tabakalara çıkamadığını göstermektedir. Yoksa bunun sebebi Yunus“un Arapça ve Farsça bilmemesi midir? Veya soyunu Ehlibeyt“e dayandırmaması mıdır? Yedi Ulu Ozan içinde olmayı en çok hak edenlerden biri Yunus Emre değil midir?

Ahmet Yesevi“yi yere göğe sığdıramayanlar “yedi ulu” içine onu da koymamışlardır.
Bunun sebebi, Yesevi“nin Anadolu Kızılbaşlığına sonradan eklenmiş olması olabilir. Hikmet tarzında şiirler yazdığı halde Yedi Ulu Ozan arasına giremeyen Ahmet Yesevi“yi Kızılbaş inancının önderi yapan nedir? Bence bunda bir hile vardır. Yesevi Alevi inancına sonradan eklenmiştir. Yesevi“nin pir-talip ilişkisine dahil olmaması ve “Yedi Ulu Ozan” içinde sayılmaması bu şahsiyetin sonradan terakkiciler tarafından Kızılbaşlığa eklendiği fikrini güçlendiriyor. Birileri uyduruk secerelerle dersimlileri de götürüp Yesevi“ye bağlamaktadırlar. Aslında, Ahmet Yesevi“nin Anadolu Kızılbaşlığı üzerinde etkisi yok denecek kadar azdır.

Yedi Ulu Ozan olmada ozanlık önemliyse Nesimi ozan değil. Günümüze kadar gelmiş şiirler Kul Nesimi“ye aittir. Kul Nesimi ise Nesimi“den yüzlerce yıl sonra yaşamış bir ozandır. Kul Nesimi başka biridir, derisi yüzülen Nesimi başka biridir.

Ulu sayılmada direnişçi tavır ve Osmanlıya muhalif olmaksa önemli olan, Fuzuli direnişçi ve muhalif değildir. Padişahlara, komutanlara şiir yazan biridir!

Yani yedi ulu ozan konusu bayağı tartışmalı bir konudur. Bu şahsiyetleri belirleyen bir kurul mu vardır? Bu şahsiyetler çağlara göre değişmiş midir? Bir çağda öne çıkan başka bir çağda dışlanmış mıdır? Yedi sayısındaki ısrar ise ilk çağlardan kalan yedi kutsalıdır herhalde. Yedi ulu ozanın hemen hepsinde İslam“ın Zerdüşti-Mazdeist bir yorumu gözlenmektedir. Onlarda Tanrı “aşkın” değil “içkindir.”

NESİMİ

Latifi tezkiresine göre gerçek seyit olan Nesimi Bağdat“ın Nesim nahiyesinde doğmuştur. Önce Şibli“nin müritlerinden iken sonra Fazlullah Hurufi“nin halifesi olmuştur. Hurufiliğin önemli savunucularındandır. Hallacı Mansur gibi “En-el hak” dediği için derisi yüzülerek Halep“te öldürülmüştür. (1404 ya da 1418)

Kul Nesimi ise 264 yıl sonra yaşamış bir ozandır. Bu gün dilimizden düşmeyen birçok Nesimi şiiri, deyişi Kul Nesimi“ye aittir. Seyit Nesimi Hurufi“dir. Fazlı“nın izindedir. Doğumu, ölümü ve yaşamıyla ilgili kesin bilgiler yoktur. Çeşitli kaynaklara göre: Iraklı, Diyarbakırlı, Tebrizli Şirazlı ya da Nusaybinlidir. Fazlullah Esterebadi“nin halifesidir. Seyit Nesimi“nin Türk olduğuna dair ne bir belge ne de bir iddia vardır. Bağdat“ta ya da Nusaybin“de doğmuş, Fazlı“nın “hak insandadır” felsefesini benimsemiş. ( bilindiği gibi Fazlı eserlerini Deylem dilinin bir kolu olan Gurganca lehçesiyle yazmıştır) görüldüğü gibi Fazlullah Hurufi“nin izinden giden biri olmasına rağmen öğretmeni “yedi ulu ozan” içinde değildir. Halep“te “en-el hak” dediği için öldürülmüş birinin Türk olma ihtimali neredeyse hiç yoktur. Türkiye“de Seyit Nesimi ile Kul Nesimi karıştırılmaktadır. “Arabi, Farısi bilmem, dile minnet eylemem” diyen Nesimi Kul Nesimi“dir. Esasında ozan olan Nesimi de bu Nesimi“dir. Seyit Nesimi“nin ozanlık yanından çok düşünür ve tasavvufçu yanı öndedir. Dörtlük yazmamıştır. Dörtlük yazan Kul Nesimi“dir. Kul Nesimi de Seyit Nesimi“nin izinden gitmiştir. Kul Nesimi“nin günümüze yansıyan, oldukça anlamlı deyişleri vardır. “Münkirin talim ettiği yola minnet eylemem” der ama bu günün kırpık bıyıklı, kravatlı cem evi zakirleri onun yolunu münkire emanet etmişlerdir.

FUZULİ
Fuzuli Kerbela“da doğmuş yaşamı boyunca Irak“tan hiç çıkmamış, Bağdat“ta yaşamıştır. Bağdat“ın Osmanlılar tarafından işgal edilmesinden sonra Kanuni“ye aylık karşılığı kasideler yazıyormuş. Yaşadığı dönemin geleneğine uyarak, Bağdat“ı ele geçiren Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman“a ve Rüstem Paşa, Mehmed Paşa, İbrahim Bey, Cafer Bey gibi devlet büyüklerine övgüler yazmıştır. Şiirlerini daha çok Arapça ve Farsça yazmıştır. Osmanlıca şiirleri de vardır. Çeşitli kaynaklara göre Kerkük, Musul ya da Bağdat doğumludur.

Osmanlı egemenliğinde Osmanlıca şiirler yazmış Fuzuli“ye Türk dememiz için hiçbir belirti yoktur. Şiir ve mesnevilerinde Türklüğe ya da Türklere yönelik bir tek kelime yoktur. Böyle bir söylemde bulunması mümkün değildir çünkü Türklüğü öne çıkarmak o çağların karakteri değildir. O çağın referansı Türklük değildir. Osmanlı hanedanları da elden geldiğince Türklük nesebinden uzak kaçmışlardır. Hanedanlara, peygambere ya da Hz. Ali gibi halifelere nesep bağlama çabası vardır. Kaldı ki Fuzuli de yaşamını Hz. Ali“nin türbesini beklemeye adamış biridir. Türklük yanı olsaydı ve bununla kendini tanımlasaydı Orhun Anıtları“nı beklerdi herhalde. Ya da Kutadgu Bilig“i yazardı! Osmanlı Devleti“nin hükümranlığında Osmanlıca şiir yazmak Türklük kanıtı olabilir mi? Kaldı ki Fuzuli“nin yazdığı şiirleri bu günün Türkçesiyle karşılaştırıldıklarında Türkçe demek için bin şahit lazımdır. Arapça, Farsça, Azerice karışımı bir dildir onunki. Bunu da padişahlara yaranmak için yapmyştır. Bir orta öğrenim öğrencisinin Fuzuli“nin şiirlerini okuyup anlaması imkansızdır. Oysa İranlı bir öğrenci Mevlana“nın veya Firdevsi“nin kitaplarını zorlanmadan okuyup anlayabilir. Bizimkiler sahiplendikleri insanların dillerini de anlamıyorlar. Soylu geçmiş yaratma kaygısı, tarihte adı sanı duyulan herkesi sahiplenme gibi gülünç sonuçlara yol açıyor.

Eski yazılı kaynaklarda böyle bir nesep iddiasına rastlanmazken ittihatçı-Ergenekoncu iddiaların etkisinde kalan bazı alevi kaynakları Fuzuli adının arkasına “Türk ozanı” ibaresini eklemişlerdir. Kaldı ki Alevilerin Yedi Ulu Ozan“dan biri saydıkları Fuzuli“nin Türk edebiyatındaki yeri divan şairliğidir! Ehlibeyt“e bağlılığı yok sayılmıştır.

Fuzuli gibi bir divan şairinin hem sufi olması hem ehlibeyt müridi olması, hem de Kanuni“ye methiyeler yazması bir çelişkidir, aynı zamanda bir gerçekliği göstermektedir. Çelişkidir çünkü kendini uluhiyete adayan biri para karşılığı padişahlara övgüler yazıyorsa mecaz dünyası zayıflar! Delalet ettiği gerçeklik ise şudur, Osmanlı henüz o dönemde Sünni şeriatın etkisine girmemiştir ki şii-sufi inancına bağlı olan bir şaire şiirler yazdırılabilmektedir.

Fuzuli“nin inançsal kimliği Ergenekoncu eğitim sisteminde hep görmezlikten gelinmiştir. Biz Fuzuli“yi sadece divan şairi olarak tanıdık. Cumhuriyetçi eğitim, onun Şia ve Ehlibeyt içerikli şiirlerini edebiyat kitaplarından hep uzak tuttu. Hz. Ali“nin Necef“teki türbesine hizmet etmiş bir şair hangi temellendirmelerle “Türk” yapılıyor bilmiyoruz. Ama Türk Tarih Tezi“nin temellendirmelere ihtiyacı yoktur!

Fakir bir yaşamdan sonra 1556 da veba ya da kolera gibi bir salgından dolayı ölmüş olan Fuzuli“ye göre hakiki şiir elemden, dertten bahseden şiirdir. Diğer alevi ozanlarına göre en az hırpalanan kişidir. Ne çile çekmiş ne zindanda yatmıştır. Derisi yüzülmemiş, dara çekilmemiştir. Tarihsel kaynaklardan anlaşılıyor ki, türbe beklemek dışında bir iş de yapmamıştır. Divan ve halk edebiyatında şiirler yazmıştır. Devletle ya da padişahlarla arası en iyi olan şairdir. Fuzuli“nin, bu uysal, padişahlara methiye dizen tavrından dolayı Osmanlı ve Cumhuriyet yönetimi tarafından divan şairi olarak birinci sıraya koyulması anlaşılırdır da Alevilerin onu neden “ulu” saydığı anlaşılır değildir. Padişahlara, paşalara methiye yazmış biri nasıl Alevi ulu“su oluyor?

“Münkirin talim ettiği yola minnet eylemem” diyen Kul Nesimi“ye, “gelin canlar bir olalım/ münkire kılıç çalalım” diyen Pir Sultan“a bakın, bir de devlet büyüklerine yağcılık yapan Fuzuli“ye bakın! Üçü de aynı ululuk vasfına layık görülmüşt

Ismin 11.04.10 12:00

Cevap: Alevilerin yedi ulu ozanı üzerine
 
Yaziq, siz demi oyuna gedirseniz? 7 uluozan oyunu bektasi oyunu, ne bilim neler
YAZIQ SIZE, OXLARIN ATILDIGI HEDEF OLDUNUZ, OYUNA GETIRILIR, OYANMIRSINIZ...
Ne ozani, Gozunu ac ne eder ozan gorursen UCA BABAM XETAININ QANINI DASIYIR, harda gercek Hz.Eli sevdalisi gorursen Basbug babamin ruhudur.

BULBUL GULE HEYRAN OLUR,
HEYRAN OLUR, SEYRAN OLUR.
BEZI INSAN QAFIL OLUR,
QAFIL ARIF OLMAZ IMIS.

$AH XETAIM OLMEYINCE,
TENIM TURAB OLMAYINCA,
DOST DOSTDAN AYRILMAYINCA,
DOST QEDRINI BILMEZ IMIS.


aLINTI:
O Hazret(SAH XETAI) ,savaş meydanında etkili kılıç kullanan yırtıcı aslan ,toplantılarda ise cevher yağdıran bulut gibiydi .Bonkörlükte ,tam ayarlı altınla değersiz bir taş ,onun gözünde farksızdı.İradesinin yüceliğinden deniz ve madenden elde ettikleri ,onun bir günlük bahşişini bile karşılayamazdı.Hazinesi çoğunlukla boştu.Avlanmaya düşkündü,sadece aslan öldürüdü,aslan haberi getirene at ve eyer, panter haberi getirene deeyersiz at verilmesini buyurmuştu.Aslan ve panter öldürmeye yalnız giderdi.

akinAli 11.04.10 16:37

Cevap: Alevilerin yedi ulu ozanı üzerine
 
cok önemli bilgiler paylasmissin cihan dost.. fikirlerine saglik

Ismin 11.04.10 20:03

Cevap: Alevilerin yedi ulu ozanı üzerine
 
Ulan Soysuzlar, Her cumede olan qeletleri-OZUN BOYDA QELETLERINI demirem( bu yazı kime aiddirse ona deyirem, bilmeden skript edenlerin de bu günahda payı var), Kizilbas-in ne demek oldugunu senin kimi taxta qafali nerden bilsin.
Osmanli caqqallari kac milyon Turkmeni qetl etmisdir bilirmisen nerden bilesin
, Asagisi 5 milyon
Osmanlinin ilk qurulusunda Osman beyin geydiyi geyimi bilirmisen -Eger sen turksen atalarinin qani haramdir.

EY MILLET KIZILBAS NE-MIDIR?

OYRENIN

Ula’n bana Kızılbas demis, desin!
Dogru soyler Yezit, isterse sovsun!
Isterse Pir Sultanlar gibi assın!
Hakk’a ayan kızılbasım, kızılbas.

Herkes bilsin ikiligi hic sevmem,
Ikrar verdim, bir daha geri donmem,
Insanım yolumdan ayrı hic kalmam,
Hakk’a ayan kızılbasım, kızılbas.

Basta Kızılbas Ali, hem de Veli,
Onların yuregi dag gibi ulu,
Bagrı kızıl yakut hem de kan dolu,
Hakk’a ayan kızılbasım, kızılbas.

Sah Hatayi pirim benim caglarım,
Yuksunmedim kızıl cark teperim,
Kara libas ile cenge giderim,
Hakk’a ayan kızılbasım, kızılbas.


CAHIL OLAN NE BILIR

mechul 20.06.10 23:04

Cevap: Alevilerin yedi ulu ozanı üzerine
 
Yazar her kimse kafası karışmış ,Türklükle sorunu var gibi görünüyor,
Baya baya saçmalamış bazı yerlerde...

Alıntı:

Türkler İslam“ı da Kızılbaşlığı da Farslardan, Kürtlerden ve diğer bölge halklarından öğrendiler
Orta Asya ve Anadoluda asırlarca özümsenerek birikmiş inancın kültürün yansıması olan Aleviliği Orta Asya ve Anadolunun en önemli unsurlarından olan Türklerden bagımsız oluşup gelişmesi ve Türklerin bu inancı sonradan birilerinden ögrendiginin söylenilmesi tarihi yanılgıdır. saçmalıktır..

Alevi mezar taşlarında bulunan kanıtlar, Alevi Kültüründe varolan adetler, inancsal ritüeller, sözlü imgeler, vs hersey Türklerle özdeşleşmektedir,
En güzel örneklerden birisi şudur Türkcede 3. kişilere O denilir, Kız veya Erkek ayrımına gidilmez, ama diger dillerde eril ve dişil ayrımı vardır, ama türkcede yoktur tıpkı Alevi inancında CAN degimi gibi


Türkler bu inancın her katmanında vardı, kimseden ögrenmedi..


Halk Ozanları farsçayı bilme zorunlulukları yoktur, divan edebiyetı ile halk edebiyetını karıştırmış yazar..
Halk Ozanları kendi dillerinde halkın dilinde deyişler söylemişlerdir,
Deyişler düz yazı degildir, körü körüne de yazılmamıştır, ölçüleri kuralları vardır, hece sayıları eşittir, uyakları önemlidir, bunun gibi onlarca kural içerir en basit bir deyiş...

Ne alakası var farsçayla, öz be öz türkçedir, halkın dilidir..
Halkın dili olmasaydı nasıl bugunlere ulaşırdı

Alıntı:

Aleviliği Türk dinine dönüştürme çabaları ittihat ve terakki kaynaklıdır
Alevilik Türk dini denilemez, inanclar ırklara baglanamaz evrenseldir, fakat Türklerden soyutlandırılmış bir inanc olusturmaya çalışan şii asimilasyoncular kürtçü yazarlar boşa nafile içersindedirler, Türklük ve Türkler bu inancın hamurunda vardır...


Alıntı:

Yaziq, siz demi oyuna gedirseniz? 7 uluozan oyunu bektasi oyunu,
Ben bu Caferilerde ki ve bazı etnik ayrışımcı yazarlarda ki Bektaş-i düşmanlıgını Hacı Bektaş düşmanlıgını anlamış degilim,
Neyi kimi inkar ediyorsunuz ?

Kendi zihinlerinde ki etnik ayrışımcılıgı aşamayn bölücü zihniyetler ve şii asimilasyoncu kişiler hem Aleviyim deyim hemde Hacı Bektaş Veli'yi ve Bektaşiligi kötülemekte Türkcüydü yok bilmem neydi gibi ipe sapa gelmez iddaalar öne sürmektedirler.


Hacı Bektaş Veli türbesi bu inancın SERÇEŞMESİ'dir..


....

mmuratkkaratas 21.06.10 08:46

Cevap: Alevilerin yedi ulu ozanı üzerine
 
yüreğine sağlık abi çok güzel bilgiler paylaşmışsın :o

kzl.deli 21.06.10 18:01

Cevap: Alevilerin yedi ulu ozanı üzerine
 
Alıntı:

Kıbrıslı Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 2651)
Osmanlı egemenliğinde Osmanlıca şiirler yazmış Fuzuli“ye Türk dememiz için hiçbir belirti yoktur. Şiir ve mesnevilerinde Türklüğe ya da Türklere yönelik bir tek kelime yoktur. Böyle bir söylemde bulunması mümkün değildir çünkü Türklüğü öne çıkarmak o çağların karakteri değildir. O çağın referansı Türklük değildir.

Değerli kıbrıslı, Fuzuli'nin ''Türk'' olamıyacağını iddia etmeniz, bizleri üzmektedir. 16. yüzyılda yaşamış olan bu değerli şairimiz ''Hadikat üs süeda'' adlı eserinde bakınız ne diyor:

''Yazacağım bu Türkçe makteli, Türkçe könuşanlar, okuyup dinlemekle Türk dilinin güzelliğinden anlarlar da bundan faydalanırlar ve Arab'ın ve Acem'in (Fars'ın) mihmetinden kurtulurlar, onlara ihtiyaç duymazlar.

Kerbela çölündeki vak'ayı tekrar anmak
Zengin, fakir her küçük, büyüğün makbulüdür.
Şeref, saygı bahşeder şöyleyenler için de
Yayanlar da zamanın ününden nasip görür!

Bu fakir ve hakir, bu nasihati duyup, bu öğüdü işitince, bu hizmetin ancak bir saadet olduğunu kesinlikle anladım, kudretimin yetmemesinden ve gücümün yeterli olamamasından çekinmiyerek bu hizmeti yerine getirmeye koyuldum. Türkçe lisanının yapılışı itibarıyle, kelimelerinin terkibi ve lafızlarının tertibi bakımından, bu gibi vak'aları anlatmak ve bunun gibi olayları beyan etmek zor olmakla beraber, ümit ederim ki, evliyanın himmetiyle bunun tamamlanması pek zor olmaya ve bunun sona ermesi o kadar da müşkül bulunmaya, evliyanın himmeti bunun tamamlanmasına yardım ede ve bu işin bitmesinde bana bir destek ola:

Ey Arab'a, Acem'e ve Türk'e feyiz veren,
Dünyada, Arapları böyle fasih kıldın sen,
İsa nefesi verdin yad'il şairlerine,
Lütfunu esirgeme Türkçe konuşan ben'den!


AmaethoN 21.06.10 20:53

Cevap: Alevilerin yedi ulu ozanı üzerine
 
Alıntı:

Türkler İslam“ı da Kızılbaşlığı da Farslardan, Kürtlerden ve diğer bölge halklarından öğrendiler
bu ne sacmalıktır böyle.
anadolu aleviliğinin ibadet şekli dahi orta asya türkmenlerinin şamanizm adı altında yaşadıkları ibadet ve yaşam şekliyle aynı olmaktadır.
yurdumuzda kürt alevi-zaza alevi-arap alevi vs var olabilir fakat yaşanan alevilik apacık görülmektedirki
orta asyanın türk kültürüyle islamn harmanlaşmasıdır
kısacası horasan alevileri arap kültürünü arap dinni değil
islamiyeti benimserlerken kendi örf adet ve kültürleriyle bu dini harmanlayıp kendilerince benimsemişlerdir bu inanc şekli diğer etnik kökenlerce benimsenmş olabilir fakat hiç kimse alevilik kürtlerde baslamıstır diyemez
alevilik hz alidede başlamamıştır
tekrar ediyorum alevilik orta asya türklerinin islamiyeti benimserken kendi kültür ve yaşam şekillerini terketmeden benimsemesiyle başlamıştır.


umarım youtube girebiliyosnzdr
su videoyu lütfen tarafsızca izleyin
http://www.youtube.com/watch?v=yK7HO7aiH58

Yertinc 03.01.11 04:17

Cevap: Alevilerin yedi ulu ozanı üzerine
 
Alıntı:

AmaethoN Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 7442)
bu ne sacmalıktır böyle.
anadolu aleviliğinin ibadet şekli dahi orta asya türkmenlerinin şamanizm adı altında yaşadıkları ibadet ve yaşam şekliyle aynı olmaktadır.
yurdumuzda kürt alevi-zaza alevi-arap alevi vs var olabilir fakat yaşanan alevilik apacık görülmektedirki
orta asyanın türk kültürüyle islamn harmanlaşmasıdır
kısacası horasan alevileri arap kültürünü arap dinni değil
islamiyeti benimserlerken kendi örf adet ve kültürleriyle bu dini harmanlayıp kendilerince benimsemişlerdir bu inanc şekli diğer etnik kökenlerce benimsenmş olabilir fakat hiç kimse alevilik kürtlerde baslamıstır diyemez
alevilik hz alidede başlamamıştır
tekrar ediyorum alevilik orta asya türklerinin islamiyeti benimserken kendi kültür ve yaşam şekillerini terketmeden benimsemesiyle başlamıştır.


umarım youtube girebiliyosnzdr
su videoyu lütfen tarafsızca izleyin
http://www.youtube.com/watch?v=yK7HO7aiH58

cok iyi yapmis Atalarimiz.Turk orf ve adetleri bozulmadan Hakk diniyle butunlesebiliyor ama arap kulturuyle butunlesemiyor.gunumuzde hala ornekleri var mesela kadin erkek esitligi araplar hala kadinlara 2.sinifta degerlendiriyor.hani nerde islam Hakk dininin hakimiyeti?
Turk kulturu okadar saf ve temizmiski hic bozulmadan Hakk dini Islam ile harmanlanabiliyormus..
araplara ozenen yobazlara kapak olsun..!

Pir Mehmet 14.02.11 17:30

Cevap: Alevilerin yedi ulu ozanı üzerine
 
Canlar bu ne saçmalık...

Yok neymiş Aleviliğin temeli Türklükmüş, yok efendim Alevilik, Orta Asya Kültürüyle İslam'ın karışımıymış. Saçmalamayın, biraz gerçekçi olun... Cihan'ın da dediği gibi Türkler İslam“ı da Kızılbaşlığı da Farslardan, Kürtlerden ve diğer bölge halklarından öğrendiler. Zorunuza mı gitti. Alevilik İslam dahil birçok inancın karışımı ancak temeli belli bir inançtır. İnsanlık yoludur. Xızır yardımcınız olsun


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:12.

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.


Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2