Sponsor Reklamlar


Ağaç Şeklinde Aç1Beğeni
  • 1 gönderen Alevi

 
Seçenekler
Alt 15.09.09   #1
Alevi
Alevi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıbrısl�
Kurucu
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nereden: Schweiz(isvicre)
Yaş: 38
Mesajlar: 4.785
Rep Puani : 199
Standart Örnek Yatırım ve İş Gücü


Doğu'daki ilk çağrı merkezi yatırımını 2006 yılında Erzurum'a yapan Turkcell 2008 yılında da Diyarbakır'da hizmete açtıkları çağrı merkezindeki çalışanların sayısını artıracağını açıkladı. Amaçlarının krizi fırsata çevirmek olduğunu açıklayan şirket yöneticileri ucuz işgücünü ve genç nüfusu kullanmayı hedefliyor.

Turkcell Çağrı Merkezi’nde yapılan bir basın açıklaması ile Diyarbakır'daki çağrı merkezinde çalışanların sayısının yıl sonuna kadar bine çıkarılacağı duyuruldu. Doğu'daki ilk çağrı merkezi yatırımını 2006 yılında Erzurum'a yapan Turkcell 2008 yılında da Diyarbakır'da hizmete açtıkları çağrı merkezi ile Doğu'daki ikinci yatırımı gerçekleştirmişti. Diyarbakır'daki çağrı merkezinde şu ana kadar çalışanların sayısının 600 olduğu bildirdi.

Çağrı merkezleri yoluyla Doğu’daki ucuz işgücünü şirket lehine kullanma hedefini yaşama geçirmeye çalışan Turkcell, yatırım için Diyarbakır’ı tercih etme nedenini bölgenin genç bir nüfus potansiyeline sahip olması şeklinde açıkladı. İş Destek Genel Müdür Yardımcısı Selen Kocabaş tarafından yapılan açıklamada, Diyarbakır'daki işsizlik oranının yüksek olmasının da bu kararlarında etkili olduğunu vurgulandı. Yatırım için Diyarbakır'ı tercih etmelerindeki nedenin Turkcell'in Diyarbakır'da daha önce satış noktaları ve santrali bulunduğuna dikkati çeken Kocabaş, çağrı merkezini kurarak ciddi bir şekilde Diyarbakır'da var olma kararı aldıklarını belirtti.

Çağrı merkezlerinde çalışanlara ağırlıklı olarak saat başı ücret ile performansa dayalı prim sistemine bağlı olarak ücret verilirken, ortalama ücretlerin asgari ücret ile eşit olduğu belirtiliyor. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası"nın 2002 verilerine göre, kentte 28,000 çalışana karşılık 312,000 kişi iş ararken, il genelindeki işsizlik oranının 2007 itibariyle yüzde 70’e ulaştığı ifade ediliyor.

Krizi fırsata çevirecekler
Turkcell aynı zamanda Dicle Üniversitesi ile öncelikle ''Müşteri ilişkileri gelişim programı'' gerçekleştirdiklerini de duyurdu. Buna göre çağrı merkezinde çalışacak olan kişiler eğitim sürecinden geçirilirken, bu alana 12,3 milyon dolarlık bir yatırım yapıldığı açıklandı. Eğitim ücreti hakkında bilgi verilmezken, eğitim faaliyetleri Turkcell Akademi başlığı altında yürütülüyor. Geçtiğimiz yıl Eylül ayında yapılan ilk eğitime katılan 100 kişiden sadece 7'si başarılı olmuştu.

Krizi fırsata çevirme amacında olduklarını açıklayan şirket yöneticileri, krize rağmen yatırımlarına devam ettiklerini vurgularken, “Diyarbakır'dan alınan çağrılar tüm Türkiye'nin çağrılarıdır” ifadelerini kullandılar.
Sponsor Reklamlar

cangibi62 bunu beğendi.
Alevi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 23.03.11   #2
cangibi62
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Feb 2011
Nereden: gurbetten
Mesajlar: 838
Rep Puani : 30
Standart Cevap: Örnek Yatırım ve İş Gücü


Unakıtan'ın fabrikası 'zehir' saçıyor iddiası

BALIKESİR’in Bandırma İlçesi’nde bulunan Maliye eski Bakanı Kemal Unakıtan’ın oğlu Abdullah Unakıtan’a ait ’AB Gıda’ şirketine ait yem katkı maddeleri üreten fabrikanın atıklarının çevre kirliliğine neden olduğu iddia edildi. Fabrika yakınlarındaki Doruca Köyü Muhtarı Yakup Mence, fabrikadan Karasulu Deresi’ne uzatılan borudan kırmızı renkte atıkların boşaltıldığını bildirerek, yetkileri ve çevre örgütlerini göreve çağırdı.

Bandırma’nın Ömerli Köyü yönüne giden gelen ve içinde Kuşcenneti’nin de olduğu Manyas Gölü’ne akan Eğridere ve Sığırcı derelerine karışan Karasulu Deresi’ne kimyasal atıkların dökülmesi çevre köylüleri isyan ettirdi. Doğruca Köyü Muhtarı Yakup Mence çevrede bulunan AB Gıda’ya ait sanayi plastik boru aracılığıyla akıtılan kırmızı suyun döküldüğü derenin kan kırmızı renge boyandığını belirterek, şöyle dedi:

"Bunun kimyasal bir madde olduğunu düşünüyoruz. Burası Ömerli Köyü’nden gelen Karasulu Deresi. Bu dere, bazı sanayicilerimizin arıtma tesislerini çalıştırmamaları ve her gün kapasite arttırmaları nedeni ile kirleniyor. Bu gün bu dereden akan kırmızı renkteki atığın hangi türden olduğunu bilmiyoruz tahlil ettirmedik. Biz bu dereden hayvanlarımızı sulayıp aynı zamanda balık tutuyorduk. Balık avlamak bir yana hayvanlarımızı hayvanlarımıza ve ekili alanlarımızı da sulayamıyoruz. Kirlilik nedeni ile topraklarımız ölüyor. Çevreyi öldüren sanayicilerimiz ellerini vicdanlarına koysunlar."




Mence, deredeki kimyasal atıkların Manyas Kuş Cenneti’ndeki ağaç ve kuşlara da zarar verdiğini anlatırken, "Başka dünya yok. Elimizdeki mevcutları kimsenin kirletmeye hakkı yok. Sanayicilerimize karşı değiliz. Çevreye duyarlı olurlarsa bizden sonraki çocuklarımıza temiz bir çevre bırakırız. Böyle devam ederse göllerimiz gibi yeraltı sularımız da kirlenir. Zaman gelir yeraltı sularından içecek su bulamayız, bu çevreyi kirletmesinler" dedi.
Muhtar Mence, durumu jandarmaya ve Doğal Hayatı Koruma Derneği yetkililerine haber verdiklerini ve önlem alınmasını istediklerini bildirdi



unakitan himmm DINDAR herifmiss insanlara gida sektörunde stok yaparak paraya para ekleyen KIL in teki..

ogluna kus gribi döneminde yumurta ici satiyordu fahis fiyatlarla...velhasil insana deger vermeyen dogayi napsin...
Sponsor Reklamlar

__________________
'Şerefle bitirilmesi gereken en asil görev, hayattır.
Bir lokma ekmek için şerefini çiğnetmeye...
Bir anlık eğlence için servetini tüketmeye...
Bir zamanlık mevkii için el ayak öpmeye...
Günlük menfaatler için onurunu terketmeye...
Bir kısım insanlara kızıp tüm insanlara düşman olmaya
Değmez bu hayat.........
cangibi62 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.05.11   #3
cangibi62
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Feb 2011
Nereden: gurbetten
Mesajlar: 838
Rep Puani : 30
Standart Cevap: Örnek Yatırım ve İş Gücü


50 Milyar TL ve Türkiye'de İç Savaş



www.acikistihbarat.com 12.05.2011



Bu yazıda, 50 milyar TL (eski parayla 50 katrilyon) neden borsadan çıktı, bu hangi olayların habercisidir, bu bir erken uyarı verisi midir, Türkiye'de yakın zamanda neler olabilir buna bakacağız.

Petrol için, uranyum, altın, elmas gibi kıymetli madenler ve taşlar için kimi ülkelerin geçmişte soykırımla birlikte sömürgeleştirildiğini, günümüzde ise demokrasi söylemleriyle işgal edildiğini gördük. Dünya tarihi, bunun onlarca örneğiyle doludur.

Petrol, altın... Metanın adının ne olduğu önemli değildir. Sonuç paraya çıkmaktadır.


Bazı kapalı toplumlar, özellikle nüfusları itibariyle potansiyel taşıyan kapalı ekonomiye sahip toplum ve ülkeler, “küresel ekonomiye” entegre edilmek adına, “piyasa toplumu” yapılmak adına, satılacak mallara “pazar” edilmek adına saldırılara, işgallere, darbelere, kanlı yönetim değişikliklerine maruz kalmışlardır. Sonuç burada da paraya çıkmaktadır.


Paranın bu denli önemli olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Askeri darbeler, sivil görünümlü Soros darbeleri, vatan hainlerinin yetiştirilmesi ve toplumda öne çıkartılması operasyonları, medya kanalıyla toplumların istenildiği yönde şekillendirilmesi... Bunların hepsi paraya dayanan operasyonlardır. Bu düzende, kaz gelecek yerden tavuk asla esirgenmez.


Örneğin George Soros. Biz onu, “Macar Yahudisi asıllı ABD'li finans spekülatörü” olarak tanıyoruz. Bu ılımlı bir tanımdır. George Soros, gerçekten de para piyasalarında manipülatif-spekülatif hareketler yaratarak yada legal çerçeve içinde “büyük yatırımcı” sıfatıyla işlemler yaparak milyar dolarlarını katlayan bir kişidir.

George Soros'u Soros yapan, CIA bağlantılı yine sivil görünümlü Amerikan kuruluşlarıdır. Soros'u ilkin bunlar fonlamıştır. Soros'la ilgili gerçek bilgileri yazar Mustafa Yıldırım'ın ve de yazar Banu Avar'ın ve de yazar Erol Bilbilik'in kitaplarında yada gazeteci-yazar Arslan Bulut'un yazılarında bulabiliyoruz.

Soros, ABD örtülü ödeneğinden aldığı ve piyasalardan katladığı parasını, özellikle coğrafyamızda ve dünyanın dört bir yanında “sivil görünümlü” darbelere ve isyanlara harcayan bir Sistem aktörüdür (Sistem: Dünyayı yöneten derin güç. Yani, CFR, Bilderberg, Trilateral ve bunların altında yer alan irili ufaklı örgütler ve bunların yöneticisi olan her milletten gelen ancak milliyet farklılığına önem vermeyen, adeta paraya tapan, İbrani asıllı yapı). Soros'un pek çok ülke borsasında olduğu gibi, Türkiye'nin İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda da (İMKB) yatırımları mevcuttur.

Türkiye'nin Tamamını Borsada Bulabilirsiniz

Neo liberal bakış açısıyla Türkiye ve Türk ekonomisi, yükselen piyasalar içinde yer alır. Döviz kurunun (özellikle dolar) yaklaşık 9 yıldır neredeyse hiç değişmemesi nedeniyle ve diğer başka nedenlerle yabancı yatırımcıların gözde sıcak para (hedge fund) yatırım merkezlerinden birisi olmuştur İMKB.

İMKB'de hangi şirketler işlem görür? Yaklaşık 350 şirket işlem görmektedir.

Neredeyse tüm Bankalar: Garanti Bankası, İş Bankası, Akbank, Yapı Kredi, Vakıf Bank, Halkbank, Şeker Bank, Tekstilbank...


TÜSİAD üyesi büyük Holdingler: Koç Holding, Sabancı Holding, Doğan Holding, Yıldız Holding, İhlas Holding, Tekfen Holding, Alarko Holding, Transtürk Holding, Tav Havalimanları Holding...

Türkiye'nin önde gelen Sanayi Yatırımları:

a) Gıda-İçecek (Pınar, Ülker, Tat, Tukaş, Coca Cola, Şeker Piliç, Banvit vs.)

b)Dokuma-Giyim (Altınyıldız, Bossa, Derimod, Desa, İdaş, Yataş vs.)

c) Petrol-Kimya (Aygaz, Tüpraş, Petkim, Petrol Ofisi, Dyo Boya, Marshall, Pimaş-Pimapen vs.)

d) Taş-Toprak (Adana Çimento, Afyon Çimento, BatıSöke Çimento, Çimsa, Ege Seramik, İzocam, Kütahya Porselen, Nuh Çimento, Trakya Cam vs.)

e) Metal Sanayi (Ereğli, Kardemir, İzdemir vs.)

f) Metal-Makine (Alarko, Isuzu, Arçelik, Bosch, Ford, İhlas Ev Aletleri, Mutlu Akü, Otokar, Demir Döküm, Tofaş, Türk Traktör, Vestel vs.)

g) Enerji-İnşaat (Zorlu, Akenerji, Aksu, Enka vs.)

h) Toptan-Perakende (Bim, Bimeks, Boyner, Carrefour, Kiler, Migros, Sanko, Selçuk Ecza Deposu, Kipa vs.)

i) Ulaştırma-Haberleşme (THY, Çelebi, Tav, Reysaş, yakında Pegasus, Turkcell, Türk Telekom)

j) Sosyal Hizmet (Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor, AFM Sinemaları, Acıbadem Hastaneleri)

k) Tekonoloji-Askeri (Alcatel, Arena Bilgisayar, ASELSAN, Escort, İndeks, Karel, Netaş vs.)

l) Gayrimenkul yatırım ortaklıkları, Yatırım ortaklıkları, Hürriyet Gazetesi'nden Koza Davetiye'ye kadar pek çok şirket...

Bunları neden bu kadar ayrıntılı yazdım? İMKB'de işlem gören şirketler demek; günlük hayatımızın her yanında kullandığımız yada karşımıza çıkan ürünleri yada hizmetleri üreten, Türkiye'yi üreten şirketler demektir.

Bu şirketlerin her birinin yaklaşık olarak %40'ı yada bazen çok daha fazlası yada nadiren %40'dan azı, İMKB'de yani daha anlaşılır tabirle borsada halka açık olarak işlem görür.

Kabaca bir örnek verirsek, Turkcell'in %35'i halka açıktır. Yani siz 100 TL fatura ödeseniz ve bunun tamamı net kâr olsa %65'i Turkcell'in sahiplerine, %35'i ise borsadaki hisse senedi sahiplerine gider. Yada örneğin THY'nin %51'lik payı yada Garanti Bankası'nın %51'lik payı yada Bim Marketleri'nin %60'ı borsadadır.

Bu, dünyada da genel olarak böyledir (tüm Avrupa-Asya ülkelerinden tutun Botsvana, Tanzanya, Kenya, Filistin, Suudi Arabistan, Namibya'ya, Panama, Bermuda'ya kadar).

Adını duyurmuş bir patronsan, büyük bir şirketin varsa bunun bir kısmı senindir, bir kısmı da borsadadır. Şirketini borsaya açar yani belirli bir yüzdesini hisse(pay) senedi karşılığı satar, nakit para alırsın, o parayı şirketini büyütmek için yada her neyse şirketle ilgili kullanırsın. Ayrıca borsa ile dünya piyasalarına bir biçimde entegre olursun, ülkende ve piyasalarda prestij sahibi olursun.

Borsada işlem gören hisse senedini isterse Tayyip Erdoğan da alabilir, Devlet Bahçeli de alabilir, Kemal Kılıçdaroğlu da alabilir, Leyla Zana da alabilir, Osman Öcalan da alabilir, Genelkurmay Başkanı da alabilir, BDP İl Başkanı da, bu yazıyı okuyan siz de... İsterse de George Soros olarak sıfata bürüdüğümüz yabancı yatırımcılar da. Çünkü borsada parayı veren, senedi alır.

Şirketlerimiz borsada dedik, şirketlerin borsadaki payların ne kadarı Türklerin (yerli yatırımcı) elinde ne kadarı yabancıların elinde bu da önemli bir mevzudur. Yani aslında Türk sermayenin, Türk sanayinin ne kadarı gerçekten yerli ne kadarı yabancıdır, bu oran bunu gösterir. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) bu oranı günlük olarak sitesinde yayınlar. Bigpara ekonomi sitesinde de bu veriye günlük olarak ulaşılabiliyor

( http://bigpara.ekolay.net/index.html )

Oranlardaki Tehlikeli Değişim

AKP hükümeti dönemi genelinde ve somut olarak 2008 yılı başında İMKB'deki Yabancı payı %73'ler düzeyindeydi, İMKB o zaman 55.000 puan civarındaydı.

Herkes mutlaka bir şekilde denk gelmiştir, izlemiştir. ATO Başkanı Sinan Aygün bu oranı sürekli olarak söyler ve bunun yanlışlığından, yüksekliğinden yakınırdı. Sinan Aygün henüz Ergenekon'da yargılanmaya başlamamıştı, konuşuyordu, gerçekleri açıklıyordu o dönem!

Ardından 2008 yılı sonbaharına doğru ABD finansal krizi olarak başlayan ve tüm ülkeleri saran, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın “teğet geçti” dediği kriz çıktı.

Kasım.2008'de yabancı payı, bu krizin etkisiyle %67'ye düştü. Bu düşüş krizle birlikte devam etti ve %63'lük oranı gördük.

Ancak İMKB 100 de, 55.000 puandan 27.000 puana, değer olarak yarıya düşmüştü. Bu muazzam bir düşüştü. İMKB'nin %50'lik düşüşüne paralel olarak yabancı yatırımcının varlığının yaklaşık %10'luk bir kısmı Türkiye'den çıkmıştı. Bu haklı bir çıkıştı. İMKB'nin en çok işlem gören kağıdı Garanti Bankası hisse senedi GARAN’ın değeri bile 1.70 TL'ye inmişti.

Ardından toparlanma süreci başladı. Borsa tekrar adım adım 55.000 puana çıktı, İMKB'deki yabancı payı %67'lere çıktı. Ardından günümüze kadar geldik.

10.Kasım.2011 tarihinde İMKB 71.665 puanla tarihi rekor kırdı, GARAN 9.00 TL oldu (2 senede 5.3 katına çıktı). 03.Mayıs.2011 tarihinde İMKB 70.000 puan seviyelerindedir.

Tehlike Çanları Çalıyor!

Ancak burada bir şey ayrıştı. Bir garip durum var!

Kriz öncesi İMKB 55.000 puan, Yabancı payı %73

Krizde İMKB 27.000 puan, Yabancı payı %63

Kriz Aşılırken İMKB 55.000 puan, Yabancı payı %67

Kriz Aşıldı derken İMKB 70.000 puan, Yabancı payı %62-63


Borsanın dip yaptığı, krizin vurduğu 27.000 puanlık dönem ile bugünün 70.000 puanlık döneminde yabancı payları aynı. Halbuki aynı süreçte örneğin Garanti Bankası 1.70 TL iken, 9.00 TL'lere çıkıyor. Yani Garanti Bankası'ndaki yabancı yatırımcı parasını 5'e katlıyor. İMKB ise 2.6 katına çıkıyor.

Bunu zaman zaman görürüz, bazen borsada genel olarak bir satış havası eser, yabancı satışı olur (%1, maksimum %2 civarı düşer yabancı payı), onun paniğiyle daha şiddetli bir yerli satışı olur (ki referandum öncesi bu yaşanmıştı), fiyatlar makul düzeye çekilir ve yabancı yatırımcı aniden düşük rakamlardan tekrar senetleri toplar. Yüksekten sat, düşükten al oyunudur. Kâr amacıyla yada mal artırma amacıyla yapılır.

Ancak bu sefer böyle bir durum söz konusu değil. Yabancı yatırımcının usulca Borsa'yı terki söz konusu ancak borsa yükseliyor. 8 yıldır Türkiye'de yaklaşık olarak %70'lik oranlarda bulunan yabancı yatırımcı, neden yüksek kazanç kaynağından vazgeçiyor?

Nisan.2011 itibariyle İMKB'deki şirketlerin toplam İMKB varlığı 448.8 milyar TL ediyor. Eskiden bunun %73'ü karşılığı yabancıların elindeydi, bugün ise %63'ü. Aradaki %10'luk değer karşılığı ortalama 48.8 milyar TL, yuvarlak olarak 50 milyar TL değerindeki fon, bu yüksek ve emeksiz kâra karşın İMKB'den çıkmış, borsayı terk etmiş!

Yukarıda sıraladığım bir kısım şirket vardı, kabaca yabancılar hepsinden %10 oranında ortaklıktan ayrılmış diyebiliriz. Türk Telekom satıldığı zaman %55'i satılmıştı. Ne kadar büyük olay olmuştu. Ucuza hatta 1-2 senelik kârına karşılık satılması ve stratejik bir kurum olması tartışmaları dışında, Türkiye'nin en büyük kuruluşlarından birisinin %55'lik varlığı “yabancılara” satılmıştı. Bu AKP adına başarı, bizler açısından ise dramatik bir sonuçtu.

Halbuki İMKB'deki bu yabancı satışıyla ne Türk Telekom'u, sizin tüm şirketlerinizdeki yabancı payının %10’u yurtdışına kaçmış oluyor. Bu iyidir kötüdür ayrı mesele. Ancak bu kolay ve garantili piyasada (borsada), kolay ve yüksek kâr etme olanağına karşın neden bu derece para kaçar! Kaçan para ki oldukça yüksek bir miktar, 50 milyar TL.

Örneğin Suriye'de halk hareketi ile iktidarı yıkmak, bunun öncesinde sivil organizasyonu sağlamak, istihbarat ve lojistik destek sağlamak (özetle Soros'çuluk) yüz milyon doları geçmeyecek tutarda bir operasyondur. Soros, bir milyar USD ile 10'a yakın ülkede organizasyon kurabiliyor, buralarda renkli devrimler yaparak ülkeleri ABD'ye bağlayabiliyor. Yani İMKB'nin kolay para kazandırma ortamında 50 milyar TL'yi usulca borsadan çekmek, Türkiye'den çekmek ne demektir?

Önümüzde seçimler var ve fakat bir belirsizlik yok. 12 Haziran seçimlerinden (her ne kadar aksini istesem de) AKP'nin tek başına iktidar olarak çıkması bekleniyor.

Yabancı yatırımcı 50 milyar TL'sini neden Türkiye'den çekmiştir? Bunun nedeni asla basit olamaz. Çünkü, savaşlar başlatan, soykırımlar yaptıran “paradan” söz ediyoruz.

Olasılıklar

1-) Türkiye'deki cari açık inanılmaz boyuttadır ve Türkiye kendi iç ekonomik ve mali sorunları nedeniyle ekonomik krize girecektir. Bu büyük olasılıkla seçimlerden sonra olacaktır. Ancak ben pek fazla bu olasılığı gerçeğe yakın görmüyorum. Çünkü uzmanlara göre, cari açık Türkiye'de borçlanabilme kapasitesiyle paralel yürümektedir, cari açık yüksektir ancak ciddi bir politika ile önlenebilir. Bu olasılık, kaçan 50 milyar TL için yalnızca bir bahane olabilir.

2-) Seçimlerden sonra, 2011 sonuna doğru, dış güçlerin yönlendirme ve istihbarat operasyonları sonucu, Türkiye iç savaşa girebilir. Hatta büyük olasılıkla sene sonuna doğru Suriye olayları inanılmaz boyutlara ulaşacak, belki Suriye, Sistem müttefikleri tarafından vurulacaktır ve aynı zamanlarda da Türkiye’de bir iç savaş çıkartılacaktır (Türk-Kürt değil, ülkenin bölünmesi isteyen toplu kalkışma hareketine giren bölücü güçler ve onları destekleyen Kürt kökenliler ile devlet-meşru müdafa yapan halk).

Burada sanki bir başlangıç yapılmak istenir gibi, bölücü kesime güven ve motivasyon sağlanmak istenir gibi, T.C. Başbakanı'nın konvoyuna saldırı yapılabilmiştir! Artık bölücü-yıkıcı-isyankar söylemler alenidir ve had safhadadır (Bknz: http://tevfikbir.blogspot.com/2011/0...skysa-ykn.html)

Ayrıca AB'li bürokratların, istihbaratçıların hazırladığı “2011 Türkiye İç Savaşı” senaryoları, yıllar öncesinden ortaya çıkmıştı (2005 yılında).

3-) Suriye'deki olaylar beklemediğimiz boyutlara ulaşabilir, bunun yanı sıra İran'da da önlemez olaylar çıkabilir ve sınırımızda, belki de bizi de içine alacak bir biçimde karışıklık, savaş çıkabilir.

4-) Teamüllere göre Genelkurmay Başkanı olacak bir orgeneral sırasıyla Genelkurmay 2. Başkanı, 1. Ordu Komutanı, Kara Kuvvetleri Komutanı ve Genelkurmay Başkanı olur.

Ergenekon davasında tutuklanan yazar Yalçın Küçük'ün araştırmasına göre, sivil iktidarın (başbakanın) diretmesi sonucu tarihte 3 kez, Kara Kuvvetleri Komutanı olacak kişi (haliyle 2 yıl sonrasının Genelkurmay Başkanı) teamüller dışında değişmiştir, yürütmenin istediği kişi komutan yapılmıştır.

Bunlardan birincisi Org. Cemal Gürsel'dir ve 1960 darbesini yapmıştır. İkincisi Org. Kenan Evren'dir ve 1980 darbesini yapmıştır. Üçüncüsü ise 2012'de Genelkurmay Başkanı olacak Org. Erdal Ceylanoğlu'dur.

Ayrıca Demokrat Parti, 1950-1960 yılları arasında tam 10 yıl tek başına iktidar kalmış, 10. yılında darbeyle yıkılmıştı. AKP 2002 yılında iktidara geldi, 10. yılı 2012 yılına denk gelmektedir.

Tabi bunlar yalnızca istatistikler ve tesadüfler. Ordu, (Allah korusun) darbe yapacaksa herhalde, istatistik tutsun diye hem Erdal Ceylanoğlu'nu hem de 10. yıl olsun diye 2012 yılını bekleyecek hali yok. Bu Marduk gezegeni gibi 21.Aralık.2012 meselesi gibi oldu biraz. Yalnızca paylaşmak istedim. Ancak bizim bilmediğimiz belki AKP'nin ve elbet ABD'nin bildiği bir darbe riski olabilir. Allah korusun. Sistem sorunları, siyasetle ve halkın onayıyla çözülsün.

Ben ikinci ve üçüncü olasılıkları, gerçeğe daha yakın olasılıklar olarak görüyorum.

* * *

Sonuçta ilginç biçimde kaçan 50 milyar TL (33 milyar USD) ve %10'luk pay var. Borsadan yabancı çıkışı var.

Yabancılar bir riski-tehlikeyi gördüler ve Türkiye piyasasından kaçıyorlar. Bunun nedeninin Türkiye için olumlu sonuç çıkarmayacağı açık. Çünkü kimse durduk yere, kolay para kazanma mekanından ayrılmaz. 50 milyar TL'lik bir soru bu. Sorunun yanıtını ise yaşayarak göreceğiz.


abd yeterince fetunun sayesinde ic savas cikartmak icin ustun basarilari gösterdikten sonra ulkeyi kaosa surmek halkin dilenci gibi receb beyi ilahlastirmak adina elinden gelen ne varsa yapildi---asker polis egitim sektöru isci ögrenciler---medya herkes huzursuz ama yarinlarini satmaya devam etsinler----
Sponsor Reklamlar

__________________
'Şerefle bitirilmesi gereken en asil görev, hayattır.
Bir lokma ekmek için şerefini çiğnetmeye...
Bir anlık eğlence için servetini tüketmeye...
Bir zamanlık mevkii için el ayak öpmeye...
Günlük menfaatler için onurunu terketmeye...
Bir kısım insanlara kızıp tüm insanlara düşman olmaya
Değmez bu hayat.........
cangibi62 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ayvalık’lı Aleviler’den örnek yardım Pir Mehmet Pir Yolu Haber Merkezi 2 11.11.11 23:18
Almanya’da Aleviler uyuma örnek Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 4 15.02.11 02:20
Che Guevara, kimi örnek almıştır? hasan Mustafa Kemal ATATÜRK 0 09.12.09 21:17




Totobo Totobo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2