Sponsor Reklamlar


34 yılında ERDAL EREN Yoldaşı anıyoruz.

 Genel konular Katagorisinde ve  Tarih Forumunda Bulunan  34 yılında ERDAL EREN Yoldaşı anıyoruz. Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

 
Seçenekler
Alt 13.12.14   #1
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart 34 yılında ERDAL EREN Yoldaşı anıyoruz.




ANASAYFA / GÜNCEL


Mücadele sürdükçe
Erdallar yaşayacak





  • Eklenme Tarihi: 13 Aralık 2014 05:00
12 Eylül cuntası tarafından 17 yaşında idam sehpasına gönderilen Erdal Eren’in ölümünün üzerinden 34 yıl geçti. 13 aralık 1980’de idam edilen Erdal Eren’i, Türkiye gençlik hareketini, mücadele arkadaşı Emin Gökturna ile konuştuk. 1980 askeri darbesi öncesinde gençliğin işçi sınıfı mücadelesinin güçlenmesinde ciddi bir rol oynadığını söyleyen Gökturna, yükselen mücadeleyi engellemek isteyen hakim sınıfların cuntayı devreye soktuğunu söyledi. Gökturna bugün de AKP iktidarının, yükselen muhalefeti “iç güvenlik paketi” gibi antidemokratik düzenlemelerle boğmaya çalıştığını söyledi.
Eda YILDIRIM
İstanbul

12 Eylül cuntası tarafından 17 yaşında idam sehpasına gönderilen Erdal Eren’in katledilmesinin üzerinden 34 yıl geçti. Türkiye gençlik hareketi, sosyalizm ve işçi sınıfı mücadelesinin simge isimlerinden biri olan Erdal Eren’i Türkiye gençlik hareketini, mücadele arkadaşı Emin Gökturna ile konuştuk.
1980 askeri darbesi öncesinde gençliğin işçi sınıfı mücadelesinin güçlenmesinde ciddi bir rol oynadığını söyleyen Gökturna, yükselen mücadeleyi engellemek isteyen hakim sınıfların cuntayı devreye soktuğunu söyledi.
Bugün de Gezi ve Kobanê eylemleriyle gençlik mücadelesinin hareketlendiğini söyleyen Gökturna, “Sokak mücadelesi iktidarları korkutuyor. Her gelişen mücadele veya her eylemden aynı zamanda sistem de bir tecrübe ve ders çıkartır. Bu yüzden AKP ‘güvenlik paketi’ gibi düzenlemelerle bir daha benzer şekilde yükselen bir halk hareketiyle karşılaşmamak için tedbir alıyor” dedi.
Erdal Eren ile ne zaman tanıştınız?
Erdal’la bizim karşılaşmamız ortaöğrenim gençliğinin mücadelesi içinde oldu. O Beşevler’de bir meslek lisesinden geliyordu. Ben de Anıttepe’de bir ticaret lisesinden geliyordum. Erdal sakin ve narin bir yapıya sahipti. Hırçın değildi. Erdal kimseyle tartışmazdı. Erdal’ı dışarıda en son 1978’de ocak ayında gördüm. Maraş Katliamının ardından sıkıyönetimle birlikte Halkın Kurtuluşu yasa dışı pozisyona düştü. Gazetenin dağıtımı yasaklandı. Bu yüzden biz de gazeteyi okura gizli götürüyorduk. Ben son sayıyı kaçırmıştım. O zaman da Ankara Hacettepe’de toplantı vardı. Erdal da toplantıdan çıkmış. Baktım gazete cebinde. Hemen çektim aldım. Erdal da “Ben çok zor buldum. Sen başka bir yerden bulabilir misin” dedi. Gazeteyi vermeyince de, “Bana iki buçuk lira borcun” ‘var’ diye espiri yaptı.
‘80 öncesi liseli gençliğin mücadelesini anlatabilir misiniz?
1978-79 sürecinde liseli gençliğin mücadelesi üniversiteli gençliğin mücadelesinden daha çok öne çıkmaya başladı. O dönemde Ankara ortaöğrenim gençliği kitlesel olarak antikapitalist ve antiemperyalist mücadeleye katılıyordu. Bununla birlikte yurtsever devrimci gençlik de önemli bir potansiyele sahipti. Bizim liselerde de önemli bir potansiyelimiz olduğundan dolayı ortaöğrenim gençliğinin kendine özgü bir örgütlenmesinin olmasını istedik. Liseli örgütlenmesi içerisinde herkes kendisini ifade edebiliyordu. Ama liseler içinde giderek siyasal gruplar ayrışmaya başlayınca ister istemez biz de Yurtsever Devrimci Gençlik olarak Ankara Ortaöğrenimler Derneğini kurmuştuk. Bu oluşum süreci liseler ve ortaokullardaki mücadeleye ivme kazandırdı.
O dönemdeki gençlik hareketi işçi sınıfı mücadelesinde nasıl bir etkiye sahipti?
Belirleyici bir özelliğe sahipti. Mesela İzmir Tariş direnişi ya da Adana ve İstanbul’daki fabrika direnişleri olsun giderek işçi sınıfı içerisinde mevzi kazanmaya başlıyorduk. Mahallelerde de bu böyleydi. Bence cuntanın geliş nedenlerinden birisi de bu.
HÜKÜMETE YENİLGİYİ TATTIRDILAR
Bu dönemde de Gezi ve Kobanê gibi kitlesel direnişlerde gençliğin ciddi şekilde sokaklarda olduğunu gördük. Her iki dönemi bu açıdan kıyaslayabilir misiniz?
‘80 öncesinde siyasal örgütlenmelerin yönlendirdiği bir gençlik mücadelesi vardı. Bu açıdan Kobanê eylemlerinde sokağa taşan gençlik hareketi ‘80 öncesiyle biraz benzeşiyor. Ancak Gezi direnişi daha farklı. Gezi’de siyasal yapılanmaların hem içerisinde olduğu hem de siyasal yapılanmaları aşan bir niteliği vardı. Gezi eylemlerinde ortaya çıkan gençlik hareketinin kendine özgü yaratıcılıkları var. Burada en belirleyici ve sahiplenilmesi gereken yönü müthiş yaratıcılıkları olan bir direnme hali olması. İlk defa hükümete bir yenilgiyi tattırdı. Bu anlamda cunta sonrası baktığımızda kitlelerin kendine gelmesi ve kendine öz güven duyması açısından muazzam bir hareketti.
Ama eksik olan yönü siyasallaşması. Kendiliğinden bir halk hareketi olduğu için onun siyasallaşması daha ileriye taşınması konusunda eksiklikler vardı.Burada da siyasal yapılar kendi pozisyonlarını değerlendirmeli ve neden etkili olamadık diye düşünmeliler.
Darbe öncesinde mücadelenin kazandığı ivme ve buna paralel olarak artan baskılardan bahsettiniz. Bugün ile kıyaslandığında her iki dönemi bu açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sistem her dönem karşılaştığı sorunlar açısından kendisini yenilemeye çalışıyor. Her gelişen mücadele veya her eylemlilikte aynı zamanda sistem de bir tecrübe ve ders çıkartır. Egemenler yükselen mücadelenin önünü nasıl kesecekleri konusunda kendisine dersler çıkarır. Bence Türkiye genelinde gerçekleşen Gezi ve Kobanê eylemleri hakim sınıfları zor durumda bıraktı. Bir daha böyle bir şeyle karşılaşmamak için tedbir alıyorlar. Selahattin Demirtaş gibi devrimci demokrat politikacıların, yeni iç güvenlik yasaları için “Hayır bu olmaz, biz bunu sokakta boğarız” açıklamalarına iktidarın sert tepki vermesinin ana nedeni de bu.
‘ÖNEMLİ KAMPANYALAR ÖRGÜTLENMİŞTİ’
Erdal Eren’le Mamak Cezaevinde birlikte de kaldınız. Biraz anlatabilir misiniz o günleri?
Arka arkaya hücrelerde kaldık. Cezaevindeki, mahkemelerdeki ve yine idam sehpasındaki tutumuna baktığımızda Denizlerden başlayan bir geleneğin sürdürülmesi anlamında da Erdal’da militan bir kişiliğin olduğunu görüyoruz. Mamak baskı ve işkence merkeziydi. Erdal inzibat erini öldürmekle yargılandığı için inzibat diye çağrılıyordu. Bu şekilde Erdal’ın bulunduğu koridora nöbete hangi asker geliyorsa o asker kendi arkadaşını vurduğunu düşünerek ek bir baskı uyguluyordu. Erdal gördüğü baskı ve işkence nedeniyle iyice zayıf düşmüştü. Hatta cezaevi doktoru cezaevi komutanı olan Raci Tetik ve askerleri uyardı. “Bu çocuğu idam etmek istiyorsanız bu çocuk üzerindeki baskıyı durduracaksınız. Yoksa bu bünye idama gitmeden ölecek” diye. Ama bu bile engellemedi. Erdal üzerindeki baskı buna rağmen katmerleşerek devam etti.
İdamının engellenmesi için büyük kampanyalar yürütüldü...
Erdal’ın yakalanmasıyla birlikte partisi Erdal’a sahip çıktı. Erdal Eren idam edilemez kampanyası gerçekleştirdik. Bu hem ülke hem de ülke dışında yaygın şekilde yürütüldü.
SÖMÜRÜ VE ZULÜM OLDUĞU SÜRECE
Erdal Eren’in gençler tarafından bugün hâlâ sahiplenilmesinin nedeni nedir?
Antifaşist, antiemperyalist mücadele yürüten veya sisteme karşı belli oranda tepkisini dile getirenler açısından baktığımızda her dönemin öne çıkardığı gençlik tipi var. Bunlardan birisi de Erdal Eren. Dolayısıyla sömürü ve zulüm olduğu sürece ve ona karşı da sömürüsüz bir düzen inşa etme mücadelesi devam ettiği sürece Erdal ve Erdal gibi yoldaşlar yaşamaya devam edecektir.
NE YAŞINA NE DELİLE BAKILDI
Ersal Eren’i idam sehpasına kadar götüren süreç, Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği (YDGD) üyesi ODTÜ Öğrencisi Sinan Suner’in, MHP’li Bakan Cengiz Gökçek’in koruması Süleyman Ezendemir’in kurşunlarıyla katledilmesiyle başladı. Olayın duyulmasının ardından, 2 Şubat 1980’de Sinan Suner’in öldürüldüğü yerde protesto gösterisi yapıldı. Gösteriye müdahale eden askerlerle göstericiler arasında çıkan çatışmada Er Zekeriya Önge ölürken, Erdal Eren’le birlikte 24 kişi gözaltına alındı. Erdal, Zekeriya Önge’yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı. 2 Şubat’ta gözaltına alınan Erdal Eren, tarihin en hızlı yargılamasının ardından, 19 Mart 1980’de idama mahkum edildi. O dönem Genç Komünistler Birliği (GKB) üyesi olan Eren, idama mahkum edildiği süreçte Türkiye Devrimci Komünist Partisi (TDKP) üyeliğine kabul edildi. 13 Aralık 1980’de Ankara Merkez Cezaevinde idam sehpasındaki son sözü “Kahrolsun faşist diktatörlük, yaşasın TDKP” sloganı oldu.
İL İL ERDAL EREN ANMALARI
ERDAL EREN AVRUPA PENCERESİ’NDE
13 ARALIK 1980’de askeri cunta tarafından Erdal Eren’in idam edilmesine karar verilince sadece Türkiye’de değil dünya genelinde idama karşı protestolar yapıldı. Avrupa’da protestoların merkezi Almanya’ydı. Erdal’ın hayatını kurtarmak üzere kurulan uluslararası komitenin içerisinde yer alan dönemin Federal Parlamento Milletvekili Klaus Thüsing ve Dr. Hıdır Çelik yıllar sonra ilk kez Hayat Televizyonu’na konuştu. Yücel Özdemir’in hazırlayıp sunduğu Avrupa Penceresi’nde bu hafta Erdal’ın idamına karşı sürdürülen uluslararası dayanışma ekrana getiriliyor. Avrupa Penceresi, bu akşam saat 21.00’de Hayat Televizyonu’nda...





Etiketler: Erdal Eren, Eda Yıldırım, Emin Gökturna
------------------------------------------------------------------------
12 eylül faşist diktasının katlettiği,
DEVRİMCİ YOLDAŞIMIZ ERDAL ERENİ SAYGIYLA ANIYORUZ,
DEVRİMCİ MÜCADELEMİZ ZAFERE ULAŞANA KADAR SÜRECEKTİR.
TÜM DEVRİM ŞEHİTLERİNİ SAYGIYLA ANIYORUZ..
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (13.12.14 Saat 11:52 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.12.14   #2
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: 34 yılında ERDAL EREN Yoldaşı anıyoruz.


Erdal Eren
son mektubunda
neler yazmıştı








Erdal Eren'in idama edilişinin ardından 34 yıl geçti.

13.12.2014 01:28



Tarih: 13 Aralık 1980...
17 yaşındaki Erdal Eren, "Asmayalım da besleyelim mi?" diyen 12 Eylül cuntacıları tarafından yaşı büyütülerek idama götürüldü.
Aradan 34 yıl geçti.
Peki Erdal Eren 10 Nisan 1980 tarihinde annesine yazmış olduğu mektupta neler söylüyordu?
17 yaşında darağacına götürülen Erdal Eren'i saygıyla anıyor ve son mektubunu tekrar yayınlıyoruz.
İşte o mektup ve mektubun orijinali:
“10 - 4 - 1980
Perşembe.
Sevgili Anneciğim!...
Uzun zamandır mektup yazamadım. Kusura bakma.
Ancak Salı günkü Demokrat Gazetesi’nde yayınlanan bir devrimcinin mektubu cezaevindeki tüm devrimcilerin yaşamlarını, duygularını yansıttığından bu mektubu size gönderiyorum.
Mektup şöyle:
Ana!...
Neden mi burdayım? Neden mi evimde değilim? Neden istediğim zaman yatıp kalkamıyorum? Niye istediğim kitabı, evdeki kanepeye oturup okuyamıyorum, düşünemiyorum, yazamıyorum? Ne mi arıyorum dört duvar arasında?
“O sözler ki kalbimizin üstünde dolu bir tabanca gibi ölüp ölesiye taşırız. O sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan, uğruna asılırız.”
Baharın, karın altından fışkırdığı bugünlerde içeride olmak, çiçek kokusunu alamamak, geniş yeşilliklerin güzelliğini görememek insanda anlatılması zor bir duyguyu yaratıyor. Ama bu duygu öyle karamsarlığın, yılgınlığın, bitkinliğin ve vazgeçmişliğin bir belirtisi olmuyor. Aksine, bu duygu beni daha biliyor, daha hırçınlaştırıyor, bir yerlerden uzaklaştırıyor, bir yerlere yakınlaştırıyor. “Ne yapmalı?” “Nasıl savaşmalı?” sorusuna cevaplar arıyorum günlerce.
Sizi de düşünüyorum. İçeriye düşmeden önce anlatmak istediklerimi ama anlatamadıklarımı herhalde şimdi daha iyi anlayacaksınız. Bizi anlamayan analara, babalara, bacılara, eşe, dosta, herkese ama herkese anlatın daha vakit varken. Henüz geç kalmamışken. Vaktim az da olsa var ve eğer biz değerlendirmesini bilirsek yeter de artar bile. Bu işi hep beraber yürütürsek ancak kazanabiliriz.
Omuz, omuza, bir birinden güç alarak, bir birine güç vererek. Ve anam, bu savaşı ne pahasına olursa olsun kazanmalıyız, kazanacağız. Kazanacağız ki çiçekli, mutlu günleri hep beraber görelim, senin torunların görsün ve torunlarının çocukları görsün.
Biz karşımızdakiler gibi bir avuç değiliz. Biz halkız. Bak sana bizden olanları iyiyi, güzeli, haklarını isteyenleri sayayım. Ben varım, babam var, sen varsın, kardeşlerim var, ablam bacım var, sonra köydeki dayılarım, şehirdeki amcalarım ve onların akrabaları, komşuları var, onların arkadaşları, onların oğulları, kızları, benim okul arkadaşlarım, onların arkadaşları, onların akrabaları, amcaları, dayıları var ve yine onların… saymakla bitiremeyeceğim kadarız biz.
Gördün mü ak saçlı boncuk gözlü anacığım saymakla bitiremiyorum. Yeter ki omuz verelim birbirimize. Yeter ki destek olalım ortak mücadelemizde.
Gelecek görüşte bana özgürlüğü, özgürlüğün tohumlarını getir. Ve demir parmaklıklara bütün bu yazdıklarımı düşünerek gözyaşlarını, mahzun bakışlarını bırakmadan git. Boynun bükük olmasın. Giderken gözün arkada kalmasın. Arkana bakma. Dışarıda da hep öyle ol.
Sana ve soranlara devrimci selamlar.
Anne. Benim anlatmak istediklerimin hemen, hemen hepsi bu mektupta var. Bu da cezaevindeki tüm devrimcilerin düşüncelerinin, yaşamlarının ve mücadelelerinin aynı olduğunu gösterir.
Bu yazdıklarımın yanı sıra sağlığınıza da dikkat edin ki yaşamın zorluklarına göğüs gerebilesiniz.
Size, akrabalara ve tüm arkadaşlara devrimci selamlar. Ellerinizden öperim. Erdal”


NOT: Mektup ilk kez Evrensel gazetesi tarafından yayınlanmıştır.
Odatv.com
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.12.14   #3
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: 34 yılında ERDAL EREN Yoldaşı anıyoruz.


Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.12.14   #4
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: 34 yılında ERDAL EREN Yoldaşı anıyoruz.


ANASAYFA / GÜNCEL 13 Aralık 2014 / Cumartesi

Avukatı, Erdal Eren’i anlatıyor: Yürüdü, gitti çocuk...



Erdal’ın avukatı olduğu için altı ay hapis cezasına çarptırılan Nihat Toktay, infaz gecesini anlatmakta zorlanıyor; “Yürüdü gitti çocuk” demekle yetiniyor





NURCAN GÖKDEMİR [email protected]

Türkiye’de ve dünyada yürütülen tüm çabalara karşın Erdal Eren, 13 Aralık 1980 gecesi Ankara Merkez Cezaevi’nde darağacına çıkartıldı. İnfazını cellada bırakmayan Erdal, tabureye kendisi vurarak yaşama veda etti.
13 Aralık günü Erdal’ın asılmasını protesto etmek için pankart asmak isteyen 17 yaşındaki Ercan Koca da işkence sonucu öldürüldü.
Erdal’ın sözde yargılanması ve infazının tanığı olan, daha sonra avukatlık görevini yaptığı için altı ay hapis cezasına çarptırılan Avukat Nihat Toktay, şimdi Aydın’da yaşıyor. Avukat Toktay, “Hukuk tarihinin kara lekesi’’ dediği sözde yargılama sürecini ayrıntılarıyla anlatırken infaz gecesini konuşmakta zorlanıyor. İnfazın acısını ilk günkü gibi yaşayan Toktay, “Yürüdü gitti çocuk” demekle yetiniyor.
Toktay, darbe lideri Kenan Evren’in “Asmayalım da besleyelim mi” dediği Erdal Eren’in hukuk garabeti olan yargılama sürecini BirGün’e anlattı.


'Yeniden doğmak'
>> Erdal Eren’in idamının 34’üncü yılı. Sürecin en yakın tanığısınız, son anında yanında bulundunuz…
Kimi ölümler vardır, sadece, ağlanır, ağıtlar yakılır. En yakınları tarafından paylaşılır acıları. Kimi ölümler ise bugüne, yakın tarihe taşınmaktadır. Ardından sadece gözyaşı dökmek ayıptır. Daha fazlasını yapmayı dayatır insana. Bu ölümler, öldürenler tarafından pek hesaplanmayan bazı sonuçlar doğurur, yeniden doğmak gibi. Binlerce, milyonlarca insana mal olmak gibi… İşte bu tür ölümler yeniden doğmaktır. Bir başka anlamda hesaplanamayan en önemli yanı da budur gidişlerinin. O bir gidiştir, ama yitiş değildir.

'Hepsi öldürüldü'
>> Sinan, Zekeriya, Erdal ve sonunda da Ercan, ikisi 17 yaşında dört genç... Ölümleri ile biten bu süreç nasıl başladı?
Ankara’nın buzlu soğuk ve hava kirliliğinin yoğun olduğu 1980 yılının Ocak ayında Aşağı Ayrancı ve Yukarı Ayrancı semtlerinin birleştiği bölgede Ankara Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve ODTÜ öğrencisi Sinan Suner, gece arkadaşları ile duvarlara Sovyetlerin Afganistan'a yönelik tutumunu kınayan yazılar yazarken, dönemin MHP’li bakanı Cengiz Gökçek’in koruması olan polis Süleyman Ezendemir, gençlerin üzerine ateş açar. Bu ateş sonucu Sinan Suner karnından vurulur. Sinan yaralı olarak gözaltına alınır, iki saate yakın Dikmen Karakolu'nda tutulduktan sonra hastaneye sevk edilir. Sinan kan kaybından yolda ölür, açıkçası öldürülür.
Arkadaşları, yoldaşları 2 Şubat’ta olayın olduğu bölgede korsan gösteri düzenler. Erdal Eren’in de aralarında bulunduğu 3 bini aşkın genç olayı sloganlarla ve Sinan’ın resimlerini taşıyarak protesto eder. Kısa süren gösteri bitip kitle dağılırken olaya bir inzibat timi hiçbir ihtarda bulunmadan katılıp kitlenin üzerine ateş açar. (Timin başında Ömer Kılıç isimli bir asteğmen bulunmaktadır. Mesleği polis olan bu kişi sonradan emniyet müdürü olup emekli olmuştur.) Kitlenin içinden de ateşe karşılık verilir, çatışma başlar. Çatışmada Zekeriya Önge isimli bir er sırtından vurularak ölür. Asker ve polis, yakaladıkları bütün gençleri gözaltına alır. Erdal Eren de silahı ile birlikte yakalananlar arasındadır, ölüm zorla üzerine yıkılmak istenir. Emniyet’te akıl almaz ağır işkencelere maruz kalır. Necdet Adalı’nın idam hükmünü veren askeri yargıç Albay Hamdi Sevinç’in huzuruna tutuklama istemi ile çıkartılır. Hamdi Sevinç bir söyleşide “….polisten sonra ilk sorgusu için bana getirdiler, işkenceden perişan haldeydi, elleri bile tutmuyordu” der. Erdal’ın elini tutarak ifadesini imzalatır.
Askeri savcılık kısa süre içinde “idam” istemiyle davayı açar. 13 Şubat’taki ilk duruşmadan sonra 19 Mart’ta Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi Erdal Eren’i idama mahkûm eder. Dosya Askeri Yargıtay’a gider. Askeri Yargıtay 3.Ceza Dairesi Erdal’la ilgili kararı iki defa bozar. İki defa da Yargıtay Askeri Başsavcılığı karara itiraz eder, dosya Askeri Yargıtay Daireler Kurulu’nda oy çokluğuyla bozularak Yargıtay 3. Ceza Dairesinin bozma kararı ortadan kaldırılarak idam onanır. 12 Eylül faşist darbesi ile TBMM ortadan kaldırıldığı için karar 5’li faşist cunta tarafından onanır. Erdal, 13 Aralık 1980 gecesi idam edilerek katledilir.
Erdal Eren’i faşist cuntanın elinden kurtarmak için, Türkiye ve dünyanın çeşitli ülkelerinde kampanyalar açılır. DTCF 1’inci sınıf öğrencisi Ercan Koca, afiş asarken yakalanır, aldığı ağır darbeler sonucu beyin kanamasından ölür, yani o da öldürülür.


'Bugün gibi...'
>> İdam kararının baştan verildiği bir sözde yargılama sürecinin yaşandığı biliniyor.
Erdal Eren davası da diğer siyasi davalar gibi hukuk tarihinde kara bir leke olarak durmaktadır. Nedeni ise 12 Eylül yargılamalarıdır.
Hukukun hemen tüm temel ilkeleri bir yana bırakılarak yapılmış yargılamalardır. Bugünün özel yetkili mahkemelerindeki yargılamalar gibi.
Mahkemeler suçların işlenmesinden sonra kurulmuş, yargıçlar özel olarak seçilmiştir.
İşkence ile alınan ve imzalatılan ifadeler doğru kabul edilerek mahkûmiyet kararları verilmiştir. Bu kanıtlarla verilen idam cezaları “topluma gözdağı vermek adına” infaz edilmiştir.
İşkence bu dönemde kurumsallaşmış, işkencede 171 kişi hayatını kaybetmiş, binlerce kişi sakat kalmıştır.
Askeri cezaevlerinde, avukatların sanıkları ile görüşmelerine, dosya fotokopilerini almalarına izin verilmemiş, savunmaları askerler ve gardiyanlar yırtarak yok etmiştir. Sanıklar yokluklarında ağır cezalara çarptırılmıştır.
Erdal Eren de mahkemeye sunduğu savunma dilekçesinde “Türkiye’de ve dünyada eşi görülmemiş bir yargılama usulü ile karşı karşıyayız. Bu davanın bu kadar hızlı sonuçlandırılmak istenmesi, yukarıdan gelen emirlerle çoktan verilmiş bir kararın formalitesinin yerine getirildiğini gösterir. Benim hakkımdaki kararın üst düzeydeki sıkıyönetim paşaları tarafından verildiği o kadar açıktır ki, normal hukuk kuralları dahi ayaklar altına alınmıştır” demektedir.

***
Dava süreci utanç verici
>> Erdal’ın yargılanmasında neler yapılmadı?
Erdal Eren’in yaşı tam teşhis edilmemiştir. Dava dosyasında iki mermi çekirdeği mevcuttur. Bunlardan birisinin üzerinde kan ve kemik parçaları bulunmaktadır, canlı bir vücuttan çıkmıştır. Fakat hangi vücuttan çıktığı belli değildir. Çekirdeğin üzerindeki kan gurubu ile maktulün kan gurubunun uyup uymadığı, silahların balistik incelenmesi yapılmamıştır. Görgü tanıkları ile birlikte sanığın da katılımıyla olay yerinde keşif yapılmamıştır.
Otopsi tutanağında kurşun giriş deliğinin çapının 11 mm olduğu belirtilmektedir. 7,65 mm çaplı bir tabanca mermisinin vücutta bu genişlikte bir delik meydana getirip getirmeyeceği bilirkişilerden sorulmadı. 7,65 mm çaplı bir tabanca mermisinin 11 mm çapında bir giriş deliği açması mümkün değildir. Yalnız askerlerin kullandığı Thompsonların mermilerinin çapı 11,43 mm’dir.
İşte Erdal Eren böyle hukuka aykırı bir kararla idam edilmiştir. Zaten Erdal da mahkemeye sunduğu savunma dilekçesinde, “Bütün devrimcileri ve onların bir parçası olan beni aldığınız emirlere uygun yargılayabilir ve ölüm cezası verebilirsiniz. Fakat bu ilelebet sürmeyecektir. Bir gün sizin yerinize halkımız olacak, sizi ve koruduğunuz düzeni yargılayacak, doğru kararı verecektir” demektedir.

***
‘Babası büyük yazdırmış’
>> Erdal Eren’in yaşının 18’den büyük olduğu da iddia edildi. Bu iddiaya ne diyorsunuz?
Dosyadaki belgelere göre doğumu 25 Eylül 1961, evde doğmuştur. Nüfus kaydı memleketi Şebinkarahisar’dan telgrafla sorulmuştur. Telgrafta ne bir imza ne de tanık olabilecek bir isim vardır. Babası Ahmet Eren, Erdal dünyaya geldiğinde Şebinkarahisar kazasının bir dağ köyünde öğretmendir. Okulların açık olması ve ulaşım güçlüğü nedeniyle öğretmen babanın şehre inip nüfusa yazdırması mümkün olmamıştır. Şehre indiğinde oğlunu okula ve askere erken gitmesi için 6 ay kadar büyük yazdırmıştır. Erdal Eren’in doğumu 1962 Mart ayıdır.
Yargıtay kararlarına göre ceza davasında yaş konusunda itirazlar varsa kemik grafilerinin çekilmesi, sonra anne-babanın dinlenmesi gerekmektedir. Ayrıca dosyanın adli tıbba gönderilerek yaşının tespiti gereklidir. Sıkıyönetim 1 No’lu Askeri Mahkemesi bu talebimizi, “Sanığın dış görünümü ve tahsil durumu dikkate alındığında” gerekçesi ile reddetmiştir, yaşı konusunda tek bir işlem yapılmamıştır.



Editör: Diren Deniz Sarı

BİRGÜN
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.12.14   #5
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: 34 yılında ERDAL EREN Yoldaşı anıyoruz.


ANASAYFA / GÜNCEL


Erdal Eren anılıyor





  • Eklenme Tarihi: 13 Aralık 2014 15:45
12 Eylül darbesinin ardından yaşı büyütülerek idam edilen genç komünist Erdal Eren, Ankara'da mezarı başında ve pek çok merkezde anıldı. Mezarı başındaki anmada konuşan HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, Erdal'ın mücadeleye olan bağlılığı ve sınıfın gücüyle cuntaya kafa tuttuğunu dile getirdi.
12 Eylül darbesinin ardından yaşı büyütülerek idam edilen genç komünist Erdal Eren, Ankara'da mezarı başında anıldı. Emek Gençliği ve Emek Partisi'nin (EMEP) çağrısıyla gerçekleşen anmada, 17 yaşındaki Erdal Eren'in işçi sınıfı ve partisine bağlılığıyla cuntacılara kafa tuttuğu ifade edildi.
Erdal Eren'i anmak için ailesi, yoldaşları, sevdikleri ve gençler Karşıya Mezarlığı 2 No'lu kapıda buluştu. Mezarlığa yapılan yürüyüşte “Denizlerden Erdal'a gençlik emeğin saflarında” sloganları atıldı.
Eren'in mezarı başında konuşma yapan Emek Gençliği üyesi Dilan Ortakçı, “Erdal'ı anmak, anlamak her gün işçilerin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği, madencilerin göçük altında kaldığı, gençliğin her gün daha da geleceksizleştirildiği, Ali İsmail'lerin Ethem'lerin devlet güçlerince öldürüldüğü, Kobanê'de sermaye güçlerin desteğiyle büyümüş barbarların insanlara zulmettiği, kadınların köle pazarlarında satıldığı bu düzende direnişi büyütmek demektir. Erdal Eren geleceğini işçi sınıfın geleceğinde görmüş, yaşamını sınıfın mücadelesine adamıştı. İdamından sonra da, kendi gibi bu mücadeleye gönül vermiş gençlerin simgesi olacak. Halk bu hukuksuzluğu ve vicdansızlığı asla unutmayacaktır” dedi.
'BOYUN EĞMEYİŞİN SİMGESİYDİ'

HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, Erdal Eren'in12 Eylül cuntası şefleri önünde boyun eğmeyişin simgesi olduğunu söyledi. Dünyanın 12 Eylül rejimini “17 yaşında bir genci asan zorba bir iktidar” olarak tanıdığını belirten Tüzel, Erdal'ın mücadeleye olan bağlılığı ve sınıfın gücüyle cuntaya kafa tuttuğunu dile getirdi. Bugün de işçilerin, kadınların, gençlerin savaş bütçesine karşı sokaklara çıktığını belirten Tüzel, “12 Eylül'ün çocukları bugün iktidarda. Bugün de işçileri, gençleri, kadınları tehdit eden güçler aynı. Gençler sermayenin çarkları arasında öğütülüyor. Ancak bunu gören Türk ve Kürt gençliği Erdal'ın partisi Emek Partisi'nin çağrısı altında buluşuyorlar” dedi.
Devrimci 78'liler Federasyonu adına konuşan Hüseyin Esentürk de egemenlerin saldırılarıyla ülkenin adeta bir açık hava cezaevi haline geldiğini söyledi. Böyle bir dönemde Erdal'ı anmak ve anlamanın önemli olduğunu belirten Esentürk, Erdal'ın devrimci inancın ve faşizme karşı mücadelenin temsilcisi olduğunu dile getirdi. Erdal'ın mezarı başındaki anmanın ardından Sinan Suner ve Ercan Koca da mezarları başında anıldılar. (Ankara/EVRENSEL)

YOLDAŞI EMİN GÖKTURNA ERDAL EREN'İ ANLATTI
DÖNEMİN ALMAN MİLLETVEKİLİ: ERDAL EREN BİZİM İÇİN DE BİR SEMBOLDÜ
ERDAL EREN ANKARA ÜNİVERSİTESİ DİL TARİH COĞRAFYA FAKÜLTESİNDE ANILDI

DERSİM
Dersimliler Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yaptıkları yürüyüşle Erdal Eren’i andı.

Anmada konuşan Emek Gençliği Bölge Yöneticisi Agit Aral, 12 Eylül darbesiyle gençliğin de hedef alındığını ve bunun için sembol olarak 17 yaşındaki Erdal Eren’in katledildiğini dile getirdi. Darbecilerin, kurtuluşunu işçi sınıfının kurtuluşuna bağlamış genç bir militan olarak Denizlerin mücadele bayrağını devralan Erdal Eren’in ideolojisinden korktuğunu dile getiren Aral, . “Çünkü işçi sınıfı ve mücadelesi onların mezar kazıcısıydı. Hele ki geleceğini işçi sınıfına bağlamış olan gençlerden, onların mücadele azminden, cesaretlerinden daha çok korktular. Hala korkmaya devam ediyorlar” dedi.
Türkiye, Kürdistan ve dünyanın her yerinde gençlerin hedef alınmaya devam edildiğini söyleyen Aral, “Her ne kadar baskıyla, gerici politikalarıyla üstümüze gelmeye çalışsalar da onların karşısında binlerce Erdal vardır artık” dedi. (Dersim/EVRENSEL)
PERTEK
Erdal Eren Dersim'in Pertek ilçesinde yürüyüş ve ardından yapılan basın açıklamasıyla anıldı.

Açıklamada Erdal Eren'in Türkiye gençliğinin mücadelesinde yaşadığı belirtilirken "Dün Erdal'ı asanlar onun mücadelesinden korkanlardır ve bugün aynı zihniyet Ceylan'ı, Uğur'u ve Berkin'i katleden zihniyettir. Onlar için, geleceğine dair ümit taşıyan, sömürünün olmadığı bir dünya için mücadele veren her genç büyük bir tehlikedir. Her ne kadar baskıyla, gerici politikalarla üstümüze gelmeye çalışsalar da onların karşısında binlerce Erdal vardır artık. Türkiye gençliği, sermaye politikalarına yedeklenmeyecektir. Erdal Eren' in mirası tüm gençliği mücadele etmeye çağırıyor" denildi.
Basın açıklamasının ardından anma, oturma eylemiyle sona erdi. (Dersim/EVRENSEL)
ELAZIĞ
Elazığ'da da Emek Gençliği, Hozat Garajı'nda basın açıklaması düzenledi. Onlarca kişinin katıldığı açıklamayı Emek Gençliği adına Kübra Doğrusözlü okudu.

12 Eylül koşullarının bugün de devam ettiğini söyleyen Doğrusözlü, "Cumhurbaşkanı, başbakan ve hükümet sözcüleri, barış ve demokrasi talep edenleri, sokağa çıkanları ‘kan dökülür’ diye tehdit etmektedir. Artık sokaktaki her genç makul şüphelidir.
"Onlar için geleceğine dair ümit taşıyan her genç, sömürünün olmadığı bir dünya için mücadele veren her genç büyük bir tehlikedir" dedi.
"Erdal’ın katilleri dünyanın dört bir yanında gençlere saldırmaya, onları öldürmeye devam ediyorlar. Türkiye’de Berkin, Kürdistan’da Ceylan, Uğur, Amerika’da Michael Brown, Ayotzinapalı 43 öğrenci… Öldürülen gençlerin dilleri, renkleri, ülkeleri farklı olsa da bir yerde aynı oluyorlar; aynı katil tarafından öldürülüyorlar" diyen Doğrusözlü "Her ne kadar baskıyla, gerici politikalarıyla üstümüze gelmeye çalışsalar da onların karşısında binlerce Erdal vardır artık" dedi.
Açıklama boyunca sık sık "Denizlerden Erdal'a Gençlik Emeğin Saflarında", 12 Eylül AKP'yle sürüyor" sloganları atıldı. (Elazığ/EVRENSEL)
DİYARBAKIR-DİCLE ÜNİVERSİTESİ
Dicle Üniversitesi'nde okuyan öğrenciler Emek Gençliği öncülüğünde, Erdal Eren'i anmak için bir araya geldi. Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi'nde bir araya gelen öğrenciler, "Gençlik gelecek gelecek sosyalizm" ve "Erdal Eren Kobanê direnişinde yaşıyor" yazılı dövizler taşıdı. Öğrenciler adına basın açıklamasını Emek Gençliği Üyesi Çağdaş Balçık okudu. Balçık, Eren'in idam edilmesinin üzerinden 34 yıl geçtiğini anımsatarak, Eren'in sosyalizm mücadelesindeki gençlerden biri olduğu için darbeciler tarafından hedef seçildiğini söyledi. AKP hükümeti döneminde de 12 Eylül'ün tüm kurumlarıyla ayakta olduğuna işaret eden Balçık, AKP'nin çıkardığı yasalarla birlikte gerici odaklarlar da iş birliği yaparak halkların yükselen mücadelesine karşı durmaya çalıştığını ifade etti. DAİŞ çetelerine destek veren AKP'nin Kobanê direnişine tahammülsüzlüğünü gizlemediğini dile getiren Balçık, "Dicle Üniversitesi de Hizbu-kontra çeteleri ve polis eliyle gerici merkezlerden biri haline getirilmek isteniyor. Bir süredir Hizbu-kontra odalarının Üniversitemize yönelik provokatif saldırıları artırmıştır. Bunlara polis tarafından göz yumuluyor" dedi.
Balçık, Eren'in bugün Kobanê direnişinde yaşadığını belirterek, "34 yıl önce cunta karşısında dimdik duran Erdal Eren bize mücadeleyi yükseltme çağrısı yapıyor" diyerek açıklamasını sonlandırdı. (DİYARBAKIR)
ERDAL EREN BORNOVA VE ÇİĞLİ'DE ANILDI


Etiketler: Erdal Eren, 12 Eylül, Emek Gençliği
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yakîne Eren Genç... Aşk Genel Kültür 0 24.01.13 13:21
Ölümünün 28. Yılında Üstad'ı Anıyoruz. Pir Mehmet Genel Kültür 1 10.09.12 00:27
Dağların Yoldaşı Nuray Sen Deniz Video Arşivi 0 12.06.12 23:50
Erdal Eren'in Hayatı Film Oldu AmaethoN Sinema 1 26.08.11 00:09
Ali Ekber Eren ayvaz58 Ozanlarımız 0 18.12.10 07:13






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2