Sponsor Reklamlar


SOMADAN,ERMENEKE madenci kaza (katliamları)....

 Genel konular Katagorisinde ve  Tarih Forumunda Bulunan  SOMADAN,ERMENEKE madenci kaza (katliamları).... Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

 
Seçenekler
Alt 31.10.14   #21
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Dünyada Maden Faciaları ve SOMA KATLİAMI!!!


28.10.2014 - 15:24 | Son Güncelleme: 31.10.2014-10:54





Maden ocağı son dakika haberleri

Alınan haberlere göre Karaman'ın Ermenek ilçesindeki bir kömür madeni ocağında göçük meydana geldi. Kömür madeni ocağında 18 kişinin mahsur kaldığı belirtildi. Dünden buyana arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. İşte maden ocağında son durum...



Karaman’da bir kömür ocağında madeni su basması sonucu mahsur kalan işçileri kurtarma çalışmaları sürüyor. Çalışmaları takip eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, yeni kurulan pompalar sayesinde ocaktaki su seviyesinin düşüşe geçtiğini söyledi. Ermenek ilçesine bağlı Güneyyurt beldesinde bulunan özel bir kömür ocağında, öğle vardiyası sırasında kaza meydana geldi. Maden çıkarma çalışmaları sırasında yeraltı su kaynağı patladı. 375 metrede meydana gelen su baskını sonucu işçilerin bulunduğu bölgenin 50 metresini su doldurdu.

Maden ocağı yetkilisi Şahin Uyar'ın verdiği bilgiye göre; bacalardan su sızıntısı gelmeye başlayınca vardiyadaki 26 işçiden 8'i tedirgin olarak ocaktan çıktı. Olayın büyüyeceğini tahmin etmeyen 18 işçi ise çalışmaya devam etti. Sızıntıdan kısa bir süre sonra ise ani bir su baskını oldu. Yine Uyar'ın verdiği bilgiye göre, yeraltındaki madencilerin maskeleri ve oksijen kaynakları ancak 2 saat yetecek kapasitede. Uyar, saat 12.15 sularında meydana geldiğini söylediği kazanın üzerinden 3 saat geçtiğini ve 18 işçinin hayatıyla ilgili umutlu olmadığını da belirtti. Ancak Uyar, kazanın meydana geldiği bölgede tersine bir galeri olduğunu ve oraya kaçtılarsa 18 işçinin kurtulma şansının olduğunu da sözlerine ekledi.

Olayın ardından bölgeye çok sayıda kurtarma ekibi sevk edildi. AFAD'tan yapılan açıklamada, 353 kişi, 3 helikopter ve 51 araçla çalışmaların sürdüğü belirtildi. AFAD yetkilileri, suyun tahliyesini sağlayacak 2 büyük motopompun çalıştığını ve motopomplara destek olacak üç pompanın da kurulumuna başlandığını bildirdi. Madenden su boşaltma çalışmaları, 3 koldan sürdürülüyor.

Kaza bölgesinde ortaya atılan bir başka iddia ise su baskının yandaki madenden geldiği yönünde. İddiaya göre, iş makinaları yan taraftaki kapalı madenin duvarına zarar verdi. Bir süredir kapalı olan madende bikiren sular kazanın meydana geldiği madene hücum etti. Bu arada, madenden çıkartılan 1 işçi Ermenek Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. İşçinin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

'ZAMAN ALEYHİMİZE İŞLİYOR'

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, maden ocağı sorumluları ve yetkilileriyle yaptığı toplantı sonrası, basın açıklamasında bulundu. Bakan Yıldız, şunları ifade etti: "Şu an 18 işçi kardeşimizin yer altına bulunduğu bir ocaktayız. Tamamen özel bir işletme ve bu özel işletmeyle alakalı toplam 34 işçinin vardiyada bulunduğu ve bu vardiyalar arasında izinli olanları, kurtulanları, çıkartılanları da hesap ettiğimizde toplam 18 işçimizin aşağıda kaldığını görüyoruz.

Her iki saatte yaklaşık bir metrelik su yükselmesi var. Su yükselmesi devam ediyor. Suyun hangi gerekçeyle ve nasıl geldiği şu anda tespit edilmiş değil. Eski ocakta biriken yağmur sularından mı kaynakladı, yoksa orada bir yatak mı vardı, o mu buraya tamamen boşaldı, bunları bir sonraki tespitlerimizde paylaşmış olacağız. Şu anda üst kodumuz 922, alt kodumuz da 752 metre. Bunun 820 metresine şu anda su gelmiş bulunuyor. İşçilerimiz de 777 kodunda. O yüzden zaman aleyhimize işliyor. Bunun karşısında tüm donanımları ve oradan su tahliyesini hızlıca yapabilmemiz lazım. Şu anda bir pompa çalışıyor. Tek başına yeterli değil. Diğer pompanın da montajı yapıldı."

'SU SEVİYESİ İŞÇİLERİN BULUNDUĞU SEVİYENİN ÜSTÜNDE'

Bakanlar, ilerleyen saatlerde yeni açıklamalarda bulundu. Enerji ve Tabii Kaynakları Bakanı Yıldız, şunları söyledi: "Bakanlarımızdan farklı bir haber duymadıkça bunu aksini konuşamayız. Henüz kimse kurtarılmış değil. Madenin altı tamamen su ile dolmuş durumda.

Mersin, Konya, karaman ve Ermenek'ten jeneratör ve pompaların sevkıyatı bir yandan yapılıyor. İnallah korkutuğumuzdan emin bir halde sonuca ulaşmış oluruz. Bu durumu, doğru bir şekilde yönetmek zorundayız. Bu su nereden buraya deşarj oluyor, bunlar üzerinde kurtarma çalışmaları tamamlandıktan sonra yapacağız. Şimdiya kadar mahsur kalan işçilere ulaşılamadı. Amacımız ulaşmak. Su seviyesi, işçilerin bulunduğu kot seviyenin üstünde. Bu da canımızı sıkıyor. Ancak yükselmenin durduğu yönünde bilgisini aldık."

'AMACIMIZ SU SEVİYESİNİ AZALTMAK'

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, "Yer altında ciddi bir su birikintisi söz konusu. Buradaki öncelikli hedefimiz, bir an evvel madende bulunan, su seviyesinin daha da aşağılara indirilmesi. O yönde yoğun şekilde çalışmalar sürüyor" dedi. Temennilerinin yer altında bulunan 18 işçinin sağ salim çıkarılması olduğunu dile getiren Elvan, şunları kaydetti:

"Yer altında ciddi bir su birikintisi söz konusu. Buradaki öncelikli hedefimiz, bir an evvel madende bulunan su seviyesinin daha da aşağılara indirilmesi. O yönde yoğun şekilde çalışmalar sürüyor. Şu anda çalışan pompalar var. İlave pompalar şu anda yerleştirilmeye çalışılıyor. Pompa, boru, jeneratör gibi eksikliklerimiz var. Onların süratle, Konya, Karaman ve Mersin'den temin edilmesi yoluna gidildi.

Muhtemelen birkaç saat içinde bunlar buraya ulaşmış olacak. Koordineli şekilde inşallah su seviyesini bir an evvel daha aşağı indirip yer altında bulunan kardeşlerimize ulaşmak istiyoruz. Öncelikli hedefimiz o. Oldukça üzüntülüyüz.

Taner Yıldız beyin de bahsettiği gibi özel sektöre ait bir şirketti, şirketin bir işletmesi. Zannedersem bir taşeron vasıtasıyla işletilmesi söz konusu. Bunların detayları, bununla ilgili tahkikat Bakanlığımız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız tarafından yapılacaktır." Bakan Elvan, ayrıca 16 işçinin kazadan kurtulmayı başardığını belirtti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ise kazanın son 15 yılda su baskını nedeniyle meydana gelen ilk kaza olduğunu açıkladı.

'TEK TEHDİT SU SEVİYESİ'

Bakanlar, ilerleyen saatlerde çalışmalar hakkında açıklamalarda bulundu. Enerji ve Tabii Kaynakları Bakanı Yıldız, tek tehditin su seviyesi olduğunu söylerek şunları ifade etti: "Tüm ihtiyaç ve hizmetlerin karşılanması için hazırlıklarımız tamam. 4 tane dalgıç geldi. Görüş mesafesi çok kısıtlı. Her iki taraftan girme şansları var. Ne kadar sonuç alacağımızı ondan sonra göreceğiz. Kurtarma çalışmalarını aksatacak gaz seviyesi yok.

Suyun çekilmesini sağlamaya çalışıyoruz. Su seviyesi yükselmesini durdurmuş gibi. Sabaha kadar sonuç almayı düşünüyoruz."

Bir gazetecinin suyun tahliyesinin kaç gün süreceği sorusu üzerine Yıldız, "Ne kadar süreceğini bilemeyiz. 11 bin ton civarında su bulunuyor. Ciddi bir miktar... 3 pompayla çalışıyoruz. Haziran ayında bu ocak kapatılmıştı. Maden ocağı eksikliklerini tamamlayıp tekrar açıldı. Tek önceliğimiz, kardeşlerimize ulaşabilmek. Asıl tehdit su seviyesi unsuru" şeklinde cevap verdi.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Elvan ise baraj gölünden maden ocağına suyun sızdığı iddialarına, "Böyle bir şey olacağını düşünmüyoruz. Arada ciddi bir kot farkı var" şeklinde cevap verdi. Elvan, "Suyun tahliye edilmesine ilişkin zaman verilememesinin sebebi ise ne ile karşılaşacağımızı bilmememizdendir" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, haziran ayındaki denetimde madende 8 eksik bulunduğunu ve bu eksikliklere karşı da yasadaki müeyyidelerin uygulandığını ifade etti. Çelik, "Ocak, 2 kere denetlendi. İdari ceza parası verildi" dedi.

SU SEVİYESİ 15 CM AZALDI

Gece saatlerinde Bakan Yıldız'dan bir açıklama daha geldi. Yıldız, ocaktaki su seviyesinin 15 cm düştüğünü söyledi. Çalışmalar bir yandan devam ederken sabaha karşı açıklamada bulunan Bakan Yıldız, yeni kurulan pompalar sayesinde ocaktaki su seviyesinin düşüşe geçtiğini söyledi.

KURTULAN İŞÇİ ANLATTI

Madenden çıkmayı başaran işçilerden Kerim Pınar, olayın yemek saatinde meydana geldiğini söyledi. Bu sırada fırtınaya benzer bir olay yaşandığını belirten Pınar, şöyle konuştu: "Su patlamasından pis gaz geldi. Arkadaşlar ‘kaçın’ diye bize haber etti. Biz de kaçtık. Haber eden arkadaşlar maalesef peşimizden gelmedi. Biz geriye döndük, niye gelmediler diye baktık. ‘Gelmeyin, kaçın’ dediler. Biz kaçtık, yukarı tırmandık. O esnada su arkamızdan geldi.

Düz galerilerden yukarıya doğru çıkan bacalar var. Peşimizden gelmeyen arkadaşlar muhtemelen oraya doğru çıktılar. Orada olduklarını tahmin ediyoruz. Oraya su basmadıysa kurtulma şansları var. Maskelerimiz yanımızdaydı. Maske takma şeyimiz olmadı, biz zaten kaçtık. Sıkıntı verici şekilde gaz yoktu. Çok panikledik. Bir an önce kendimizi dışarıya atmaya çalıştık. Bir arkadaşımız daraldı, kendi imkanlarımızla dışarıya çıkardık."

HÜKÜMETTEN MESAJ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Karaman Valisi Murat Koca ile telefonda görüşerek bilgi aldı ve mahsur kalan işçilerin kurtarılması için tüm imkanların seferber edilmesini istedi. Başbakan Ahmet Davutoğlu da Bakan Taner Yıldız ile Karaman Valisi'nden bilgi aldı. Davutoğlu, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için yayımladığı mesajda, "Kaza nedeniyle hüznümüz büyük. İşçilerimizin sağ salim ailelerine kavuşmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Mecli Başkanı Cemil Çiçek de Karaman Valisi'ni arayarak geçmiş olsun dileklerini iletti.

Enerji ve Tabii Kaynakları Bakanı Taner Yıldız, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, bölgeye gitti. Bakanlar, maden ocağı sorumluları ve yetkilileriyle toplantı yaptı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ise bölgeye, psikologlar gönderdi. Anamuhalefet partisi CHP de bölgeye inceleme yapmak üzere bir ekip gönderdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Karaman'ın Ermenek ilçesindeki maden ocağında işçilerin mahsur kalmasına ilişkin bölgedeki bakanlardan bilgi aldı
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 31.10.14   #22
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Dünyada Maden Faciaları ve SOMA KATLİAMI!!!


bilgeyol Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İLO Amaç ve İlkeler

“Herhangi bir ülkenin, emeğin insani koşullarını benimsememesi, kendi ülkelerindeki durumu iyileştirme isteğinde olan diğer ülkeler için bir engel teşkil edecektir.” ILO Anayasası



ILO Merkez Bürosu, Cenevre, İsviçre
1919 yılında kurulmuş olan Uluslararası Çalışma Örgütü, sosyal adaletin ve uluslararası insan ve çalışma haklarının iyileştirilmesi için çalışan bir Birleşmiş Milletler ihtisas kuruluşudur.
Dünya savaşının yarattığı karışıklık sonucu ortaya çıkan ve üç çeyrek asır süren değişim kargaşası ile yoğurulan Uluslararası Çalışma Örgütü, evrensel ve sürekli barışın ancak sosyal adalet ile sağlanabileceğini savunan bir temel ilke üzerine kurulmuştur.
İnsan haklarına saygı... yeterli yaşam standartları... insanca çalışma koşulları... istihdam olanakları... ekonomik güvence... bunlar ILO'nun her yerde çalışanlara sağlamaya çaba gösterdiği sosyal adaletin temel unsurlarıdır.
Uluslararası Çalışma Örgütü, Sözleşmeler ve Tavsiye Kararları yoluyla, çalışma hayatına ilişkin temel haklar, örgütlenme özgürlüğü, toplu pazarlık, zorla çalıştırmanın engellenmesi, fırsat ve muamele eşitliği gibi çalışmaya ilişkin tüm konuları düzenleyici, uluslararası çalışma standartları oluşturur. Mesleki eğitim ve rehabilitasyon, istihdam politikasi, iş hukuku, endüstriyel ilişkiler, çalışma şartları, yönetimin geliştirilmesi, kooperatifler, sosyal güvenlik, çalışma istatistikleri, iş sağlığı ve güvenliği konularında teknik yardım sağlar.Bağımsız iş ve işveren örgütlerinin kurulmasını destekler ve bunlara eğitim ve danışmanlık hizmeti verir. Birleşmiş Milletler sistemi içinde Uluslararası Çalışma Örgütü'nün, yönetim kurullarına işçi, işverenin hükümetlerle eşit olarak katıldığı, kendine has olan üçlü bir yapısı vardır.




Türk Tabipleri Birliği ve İşçi Sağlığı

İşçi sağlığı hem toplum sağlığının en önemli bileşeni, hem de hekimlerin mesleki uğraş alanıdır.
Bu alanda mesleki faaliyet gösteren meslektaşların gerekli bilgi ve becerilerle donatılmaları, yeterliliklerinin geliştirilmesi ve istihdam olanağı bulunduğunda yetkilendirilmeleri, bu uygulamalardan doğan mesleki hak ve çıkarların korunması, TTB‘nin asli görevlerindendir.
TTB bu nedenle işçi sağlığı alanında mesleki faaliyet gösterme yeterliliği kazandıran temel eğitim sertifika programı uygulamakta, iş yeri hekimliği için onay ve yetki vermekte; bu onay ve yetkilendirme sürecinin ilke ve kurallarını belirlemektedir.
TTB bu alanda verilen hizmetin niteliğinin hekim emeğinin korunması ile mümkün olabileceği ilkesiyle “rehber tarife” anlamında asgari ücret belirlemekte ve asgari ücrete (rehber tarifeye) uygunluğu yetkilendirmenin koşulu saymaktadır.
Kamu kurumu niteliğinde bir meslek örgütü olmasına, bu alanda bir taraf olarak “yasa” ile yetkilendirilmiş bulunmasına rağmen TTB’nin bugünkü konumu ve örgütsel etkinliği ciddi ve uzun soluklu bir mücadele ile kazanılmıştır.
Toplumumuzda bu konunun, yüzyılı aşan sürecinin, kritik sıçrama noktalarının hatırlanmasında fayda bulunmaktadır.
1869’ da ilk zorunlu işyeri hekimi istihdamı “Maadin Nizamnamesi” ile birlikte madenlerde gerçekleşti.
1930’ da Umumi Hıfzısıhha Kanunu (Madde 180) ile 50’den çok işçi çalıştıran işyerleri için İşyeri Hekimi bulundurma zorunluluğu getirildi.
1945’ de Çalışma Bakanlığı kuruldu. Aynı yıl İşçi Sigortaları Kanunu (bugünkü Sosyal Sigortalar Kanunu) kabul edildi. İş kazaları ve meslek hastalıkları bu kanun kapsamında yer aldı.
1967’ de çıkarılan Sosyal Sigortalar Kanunu; SSK’nın sağladığı tedavi hizmetleri dışında kalan koruyucu hizmetler ve acil tıbbi yardım hizmetlerinin sağlanması amacıyla hekim tutulması zorunluluğunu açıklığa kavuşturdu.
1974’ de çıkarılan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün 91.maddesi ile 50’den çok işçi çalıştıran işyerlerinde işverenin hekim bulundurma zorunluluğu yeniden tanımlandı. Ve işyeri hekimlerinin “çalışma koşulları ile görevlerini nasıl yürüteceklerini ayrıntılı şekilde gösteren” bir yönetmeliğin “tüzüğün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde “ çıkarılacağı hükme bağlandı.
1970’ li yılların, toplumsal duyarlılığın ve taleplerin çalışan sınıflardan yana örgütlü güçleri büyüten ve etkinleştiren konjonktüründe TTB ve özellikle İstanbul Tabip Odasında işçi sağlığı alanı önemli bir yer tutuyordu. 19-21 Ekim 1978’ de ülkemizde ilk kez TTB adına İstanbul Tabip Odası tarafından “1. Ulusal İşçi Sağlığı Kongresi ” düzenlendi.
1980’de, (6 ay içinde çıkarılması hükme bağlanan bu yönetmeliğin çıkması için 6 yıl geçmesi gerekti ) “İşyeri Hekimlerinin Çalışma Şartları İle Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmelik” nihayet yayınlandı. Bu yönetmeliğin “İşyeri Hekimlerinin Nitelikleri”ni tanımlayan 6. maddesinde işyeri hekimi olarak görev alacak olanların sahip olması gereken nitelikler arasında “ yetkili bir makam tarafından verilmiş bir işyeri hekimliği sertifikasına sahip olmak” tan söz ediliyordu.
1986’ da İstanbul Tabip Odasında Dr. Nejat YAZICIOĞLU, Dr. Metin BENOL ve Dr. Haldun SİRER sertifika programıyla ilgili çalışmalara başladılar.
TTB; 1987 yılından itibaren konuya ağırlıklı önem verdi ve 35. Büyük Kongre, İşyeri Hekimliği Sertifika Programının başlatılmasına ve yasal olarak öngörülen işyeri hekimliği uygulamalarının yaygınlaştırılıp, desteklenmesi gerektiğine karar verdi.
4-7 Nisan 1988 yılında TTB tarafından “2. Ulusal İşçi Sağlığı Kongresi ” düzenlendi.
İlk sertifika kursu 1988’ de, yönetmeliğin çıkarılmasından 8 yıl sonra, 38 hekimin katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi.
20-23 Nisan1998 tarihlerinde yine TTB “3.Ulusal İşçi Sağlığı Kongresi” ni (Türk İş, DİSK, KESK, TMMOB birlikteliği ile) düzenledi.
Ülkemizde 23 milyon kayıtlı olmak üzere yaklaşık 30 milyon kişi aktif üretimin içinde çalışmaktadır. Endüstryel alanda ise 11-12 milyon işçi olduğu varsayılmaktadır. Bu rakam içerisinde kayıtlı olan aktif sigortalı işçi sayısı 5.5 milyondur. Kayıtlı işyerlerinin yarısından fazlası işçi sayısı ellinin altında olan işyerlerinde çalışanlardır. Yani bu kesim işçi sağlığı hizmetlerinden yoksundur ve işyeri hekimi ile hiç tanışmamıştır. İşçi sayısı ellinin üzerinde olan işyerlerinin ancak yarısında işyeri hekimi istihdamı olduğu düşünülürse kayıtlı işçilerin yalnızca % 10’u işçi sağlığı hizmetlerinden yararlandığı düşünülmektedir. Ancak sadece tedavi hizmetleri veren işyeri hekimlerinin varlığı da dikkate alındığında bu oranların daha da aşağı ineceği tahmin edilebilir.
TTB, Çalışma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve meslektaşlarımız tarafından ihmal edilmiş milyonlarca çalışanın işyeri sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesi için kamu sağlığı adına meşru mücadelesine/müdahalesine devam edecektir.

[ Geri ]
© 2014 TTB İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği


ilişik haber
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 31.10.14   #23
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Dünyada Maden Faciaları ve SOMA KATLİAMI!!!


Ana Sayfa Ekonomi-Emek
Ermenek HES’i suyun akışını bozdu


HABER MERKEZİ
Güncellenme : 31.10.2014 02:22
Hidrolog Tahir Öngür, madenin 5 kilometre ötesinde yapılan Ermenek Baraj ve HES’in yeraltı suyu ile ilgili sıkıntıyı iki katına çıkardığını, işletmenin de buna önlem almadığını belirtti. Bianet’den Nilay Vardar’ın haberine göre Konya Karaman bölgesinde daha önce incelemeler yapan Öngür, suyla boğuşulan bu tarz madenlerde hidroloji bilimi ile önlem alınmasının şart olduğunu belirtti.

Önlem alınmalıydı

“Karaman’da yaklaşık 30 yıldır madencilik yapılıyor. Küçük küçük rezervler var. Yer altı suyunun yakın mesafede olduğu bu tarz bölgelerde suyun çekilerek alanın kurutulmuş olması gerekir” diyen Tahir Öngür, “Ancak burada anladığımız eski çalışılan yerler suyla dolmuş, bunlar sağdan soldan bentlerle kapatılarak çalışmaya devam edilmiş. Bu kabul edilemez bir durum. Yani işçilerin çalıştığı yer, suyla dolu önceki galerin ortasında bir delik. İşçi 350 metreye aşağıya inecekse burada kuyular olmalı. Sular galeriye, duvara gelmeden önce kuyudan su çekilip atılmalı. Burada sorumlu işletmecidir. Bunu denetlemesi gereken Maden İşleri Genel Müdürlüğü’dür” şeklinde konuştu.

Baraj riski artırdı

Yerin altındaki kömürün varlığı için bile sondaj yapılması, aynı şekilde su seviyesi ve basıncının incelenmiş olması gerektiğinin altını çizen hidrolog Tahir Öngür, “Madende çalışabilmesi için de tüm bunlara karşı tedbirler alınmış olması gerekir. Üstelik bu madenin 5 kilometre doğusunda Ermenek Barajı ve HES’i var. 100 megawatt elektrik için bu yer altı suyunu 90 metre yükseltti. Türkiye’nin en uzun barajı olarak övündükleri bu baraj, Göksu nehrinin akışı bozdu, tarımsal üretime zarar verdi ve yeraltı suyunu yükseltti. Bu yüzden madenlerdeki su riskini iki katına çıkardı” dedi.


Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 31.10.14   #24
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Dünyada Maden Faciaları ve SOMA KATLİAMI!!!




Basının bir kazanın ayrıntılarıyla imtihanı







Bilgi Üniversitesinde verdiğim haber sosyolojisi yüksek lisans dersinde sıklıkla güncel haber içeriklerini inceliyor ve analiz ediyoruz. Bu çalışmalara katılan öğrencilerimden biri, Cansever Güven, Ermenek’teki maden kazası ertesinde basının haber içeriklerine sistematik olarak baktı. Bununla yetinmedi, Soma haberleriyle Ermenek haberlerini karşılaştırmalı okudu. İncelemenin sonucunda, gazete haberlerinde benzer iş cinayetlerine ilişkin olgusal verilerin nasıl gelişigüzel ve dikkatsizce kullanıldığı görülüyor. Gazeteciler en basit bir detayda, mesela madende mahsur kalan işçilerin tam olarak kaç metre derinlikte oldukları gibi önemli bir konuda bile hemfikir değiller. Bu bilgileri kimden alıyorlar, nasıl alıyorlar bilemiyoruz ama, kazanın ayrıntılarına yönelik sayısal veriler, aynı Soma’da olduğu gibi birbiriyle tutarsız.
Kazanın hemen ertesinde gazetelerin ilk sayfalarındaki manşet haberlerine bakarsak tutarsızlıklar tablosu daha net çıkıyor ortaya:
* Yeni Şafak, Milliyet, Türkiye, : 18 işçi mahsur 16 kurtuldu, toplam 34 işçi. Derinlik: 375 metre.
* Star: 18 işçi mahsur. Derinlik: 350 metre
* Sabah: 18 işçi mahsur, toplam 33 işçi Derinlik: 400 metre
* Haber Türk, Yeni Akit, Hürriyet, Vatan, Posta, Bugün, Güneş : 18 işçi mahsur, 8 işçi kurtuldu, toplam 26 işçi Derinlik: 350 metre
* Akşam, Orta Doğu: 18 işçi mahsur, kurtulan sayısı yok. Derinlik: 400 metre.
* Milli Gazete: 19 işçi mahsur kaldı, kurtulan sayısı yok. Derinlik: 300 metre
* Takvim: 18 işçi mahsur, 15 işçi kurtuldu. Derinlik: 350 metre
* Cumhuriyet: 18 işçi mahsur, diğer galeride bulunan 40 işçi kendi imkanlarıyla kurtuldu (Bu 40 kişiden diğer gazeteler bahsetmiyor) Derinlik: 350 metre
* Sözcü: 18 madenci diri diri toprağın altında kaldı (Mahsur kalma ifadesi kullanılmıyor) Derinlik: verilmemiş
* Yeni Asya: Bir maden ocağında işçiler mahsur kaldı şeklinde vermiş haberi ana sayfada, detaylar burada verilmemiş.
* Taraf, Zaman: 18 işçi mahsur, 16 işçi kurtuldu, toplam 34 işçi. Derinlik: 350 metre
* Evrensel: İlk belirlemelere göre 20 işçi mahsur kaldı. Kurtulan veya toplam işçi sayısı hakkında bilgi yok. Derinlik: verilmemiş
Havuz medyası haber içeriklerinde hükümetin aşağıda mahsur kalan işçileri kurtarmak için ‘Çok çalışıp elinden geleni yaptığını’ mütemadiyen vurguluyor.Arama kurtarma çalışmalarında kontrolün yitirilmediği sıklıkla dile getiriliyor. Yöneticilerimizin madencilerin acısını paylaştığını göstermek için iptal edilen programlar (kutlama, gezi, açılış, tören vb.) listeleniyor.
Haber başlıklarında dini ve milli duygular istismar ediliyor.
* Türkiye kelimesi haberlerde sıklıkla kullanılarak milli duygular ön plana çıkarılırken, dini ifadeler de Soma maden kazasında olduğu gibi manşetlerde yerini alıyor. Hatta öyle ki manşetlere atılan başlıklar bile neredeyse Soma’da atılan başlıklarla birebir aynı. ‘Can’, ‘kara’, ‘yürek’, ‘dua’ gibi olgulardan ziyade duygusallık içeren kelimeler haber başlıklarını domine ediyor.
* Yeni Şafak: ‘Kara Haber’ / ‘301 madencinin hayatını kaybettiği Soma faciasının acısı dinmeden Karaman’dan da kara haber geldi.’ / ‘Allah’tan Ümit Kesilmez’ / ‘Davutoğlu: Hüznümüz Büyük’
* Türkiye: ‘Karaman’dan Kara Haber’
* Star: ‘Dualar 18 işçimiz için.’
* Sabah: ‘Kara Gün Dayanışması: Soma’dan Ermenek’e madenciler akın etti.’
* Yeni Akit: ‘Dualar madenciler için’ başlığı altında ‘Galeride kurtarma çalışmaları sürerken, Türkiye’nin gözü kulağı Ermenek’ten gelecek iyi bir haberde… Tüm dualar 350 metre derinlikte mahsur kalan madenciler için.’
* Hürriyet: ‘Allah’tan ümit kesilmez’ ifadesiyle haberi veriyor. Haberin detayında ise ‘TKİ Genel Müdürü, Su çekme işlemleri başlatıldı. Allah’tan ümit kesilmez dedi.’ bilgisi veriliyor.
Yandaş medya haberin içeriğinden ziyade hükümet propagandası ve sözcülüğü yapıyor.Haber içeriklerinde, konu insan hayatı olduğunda bile verilen rakamların (ölü, yaralı sayıları) birbirleriyle çeliştiği, tutarsız olduğu görülüyor. Hatta öyle ki bazı durumlarda ucu açık veya genel ifadelerle geçiştiriliyor. Soma’da olduğu gibi, Ermenek’te de maden kazasını sürmanşette vermelerine karşın, birinci sayfalarında büyükçe bir alanı RTE ve hükümet lehine haberlere ayırıyor.

Özel sektörün işletmeciliğini yaptığı madenlere ilişkin haberlerde yandaş medya özellikle ilk günlerde işletme ismi vermiyor. Bu yaklaşım sermayedarların korunduğu izlenimini veriyor. Çünkü bu süreçte Soma örneğinden de bildiğimiz üzere, özel işletme yetkilileri siyasilerle görüşüp kendi çıkarlarının korunması yönünde girişimlerde bulunabiliyorlar.
Haber takibi yapılmadığı için, sorumlulara ne olduğunu, mahkeme süreçlerinin nasıl devam ettiğini olayı takip eden günlerde öğrenemiyoruz. Manşetler sadece sıcağı sıcağına atılıyor ve devam eden süreçte konuya mümkünse bir daha dönülmüyor. Mesela aylardır Soma faciası birçok gazetenin ilk sayfasında yer almazken, dünkü kaza ile tekrar ilk sayfadan Soma kazası hatırlatılıyor.
Muhalif medya ezilen, sömürülen işçinin hakkını aramak yerine, gazeteciliği siyasi ranta döküp AKP- CHP üzerinden ya da benimsedikleri siyasi ideoloji üzerinden çatışma haberleriyle sürdürmeye çalışıyor. Samimiyetten, iyi niyetten ve profesyonellikten uzak başlıklar ve haber içerikleri dikkat çekiyor.
İnsan hayatı çok ucuz ülkemizde; işçinin hayatı hele de yerin yedi kat altında çalışan madencinin hayatı ise insandan da ucuz.
En kıymetli şey yöneticilerin hayatı, onların can güvenliği, onların siyasi geleceği.
Soma’da olduğu gibi, Ermenek faciasında da basında “Padişahım çok yaşa” zihniyeti devam ediyor.
Dehşet içinde izlemeye devam ediyoruz.



Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 31.10.14   #25
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Dünyada Maden Faciaları ve SOMA KATLİAMI!!!


Patron patrondur da
hükümet nedir?







Ermenek’teki facianın duyulmasıyla Ermenek’e “ilk varan” üç bakan, günde birkaç kez kameraların karşısına çıkıyor ve “açıklamalarda” bulunuyor. Ama bu üç bakan; daha ilk andan beri; “Bu 11-12 bin tonluk su kütlesi nereden gelmiştir”, “Bu su neden bugün patlamıştır”, “Su nasıl ve ne kadar zamanda boşaltılacaktır”, “Mahsur kalan işçilere ne zaman ulaşılacak, hatta ulaşılabilecek midir?”,… gibi bütün yakıcı sorulara “Bunları bilmiyoruz; her bir metre su çektiğimizde yeni bir durumla karşı karşıya kalıyoruz. Galeride yeni güvenlik önlemleri almadan çalışmaların yürütülemeyeceği” yanıtını veriyorlar. Böylece Bakanlar aslında su boşaltmak vb. işlerle oyalandıklarını, galerinin yeniden açılması gibi belki de aylar sürecek bir zamana yayılacak, hatta tümüyle böylece bırakılacak bir çalışmadan söz ediyor.
Ve bütün bu olup bitenleri izleyen, gerçekte hiçbir ciddi adım atılmamasını gören madenciler ve yakınları, bakanları, “Kurtarma çalışması canla başla sürdürülüyor” diyen yetkilileri, “Ciddi hiçbir şey yapmamakla” suçluyorlar ve bu suçlamalarını basın önünde bakanların yüzüne karşı da söylüyorlar.
Bu eleştiriler ve tepkilere, “Hayır öyle değil böyle!” diye inandırıcı bir kanıt göstermeyen bakanlar ise, “açıklamalarında” bu tür itirazda bulunan madencileri ve yakınlarını, “art niyetli kişiler”, “provokasyon yapıyor” diye suçluyor.

Ermenek’teki Uyar Madencilik adlı şirketin bir köleci çalışma düzeni oluşturduğu, işçileri ücret vermeden çalışmaya zorlayacak kadar pervasız uygulamalar yaptığı artık biliniyor.
Bu vahşi sömürü kollarından bugüne kadar hiç haberi yokmuş gibi davranan Cumhurbaşkanı Erdoğan; Başbakan Davutoğlu ve bakanlar, Soma’da olduğu gibi, patronu suçlayarak, kendilerini her sorumluluktan sıyırmayı amaçlıyor.
En üst makam sahibi yetkililer, “Maden sahibi yasa ve yönetmelikleri uygulamamış, bunun hesabı sorulacak!” gibi sözlerle suçu maden sahibine atarak hiçbir zaman sormadıkları hesabı soracaklarını iddia ediyorlar. Başbakan ve Cumhurbaşkanı da aynı frekanstan konuşuyor.
Ruhsatların verilmesinden çalışma koşullarının belirlenmesine, yasa ve yönetmeliklerin uygulanmasından denetlenmesine kadar işçi sağlığı iş güvenliği uygulamalarının denetlenmesinden birinci dereceden sorumlu devlet ve hükümet ricali, Ermenek’te de kendilerini sorumluluktan kurtarmaya çalışıyor. Sanki maden sahibi denilen kişi ruhsatı gizli almış, ocağı gizli ve yasa dışı bir biçimde çalıştırıyormuş gibi.

Oysa şu açık ki bu firma en son haziran ayında “denetlenmiş”, eksikleri ocağın kapatılmasını gerektirecek eksikler olmadığı için 9 bin TL ceza yazılarak üretime devam edilmesine izin verilmiş!
Şimdi bakanlar diyor ki, maden yetkilileri, her 25 metrede bir yapılması gereken madendeki su birikimini kontrol etmeyi amaçlayan “sondaj”lar yapılmamış! Denetimde bu neden görülmemiş, görülmüşse neden görmezden gelinmiş bunu sorgulamıyorlar.

Dahası bu ülkede maden işletme ruhsatı verme yetkisi Başbakanlıkta toplanmıştır. Başbakan bu konuda son söz hakkına sahip kişidir.
Üç ay önce Cumhurbaşkanı Erdoğan sorumluydu bu ruhsat işinden.
Ve nihayet; işçi haklarının adım adım ortadan kaldırılması, taşeronluğun ve kuralsız çalıştırmanın hükümetlerin stratejik amacı yapılması için yapılan girişim ve düzenlemelerin sorumlusu olan hükümetler bu faciadan kendi sorumluluklarını atlayamaz. Ve elbette AKP Hükümetinin pek çok başka ihaleler gibi madenleri de küçük parçalara ayırarak yerel sermaye sahiplerine peşkeş çekmesi partinin yerel örgütlenmesinden bağımsız görülemez. Soma’da ve Ermenek’te her iki patronun da AKP ile içli dışlı, AKP’nin seçimlerde “adayı” olacak kadar partizan olmaları bir rastlantı olabilir mi?
Çünkü bugün işçilerin iş güvenliği önlemleri alınmadığı için hayatlarını kaybetmesinin birinci nedeni işçilerin çalışma koşulları üstündeki haklarının gasbedilmesi, kuralsız çalışmanın yaygınlaştırılmış olmasıdır.
Çok açık ki sadece yasal düzenlemeler de yetmemektedir. İşçilerin denetimi olmadan, sendikaların, TMMOB ve TTB gibi kuruluşların temsilcileriyle desteklenmiş işçi denetimi sağlanmadan yasa ve yönetmeliklerin patronlar tarafından uygulanacağını sanmak ham bir hayaldir.
Bütün bunlar işçi sınıfının, sendikaların, emek örgütlerinin ciddi bir mücadelesi olmadan da gerçekleşemez.
Bugün Ermenek’te patrondan ve onu yaratan politikanın sahiplerinden hesap sorulmasında emek güçlerinin ciddi bir mücadelesi olmadan bir adım ilerlenemeyeceği gibi!

İhsan çaralan
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 01.11.14   #26
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Dünyada Maden Faciaları ve SOMA KATLİAMI!!!


Sudan ucuz,
ölümden beter hayatlarımız…



Kırmızı Haber | 31 Ekim 2014 | Alt Manşet, Emek Dünyası, Gündem, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler

Çamcı Köyü zeytin üreticisi Ali Şimşek yazdı : “İş kazası” denilen her cinayet bize dostumuzu düşmanımızı gösteriyor. Bizleri güçsüz, çaresiz görenlere örgütlü mücadelemizle çaresiz olmadığımızı göstermeliyiz, gösterebiliriz.

“İş kazaları”nda her gün onlarca, yüzlerce işçimiz, insanımız hayatını kaybediyor. Bu “kaza”lardan sorumlu olanlar hiçbir şekilde suçlarının olmadığını söylüyor.
İşçiler Soma’daki, Karaman’daki gibi ölümlerle ilk defa tanışmadılar. Patronlar büyük kazançlar sağlarken, verilen hayatların hiçbir zaman bir karşılığı olmadı. Ne bir daha olmasın diye önlem alındı ne de hayatları göz göre göre alanlar bedelini ödedi. Hep patronlar haklı çıktı.
Ölümden beter bir yaşama muhtaç edilmiştik. İşçi ölümleri sudan ucuz hale geldi.
Açıktır ki kendi hayatımıza kendimiz sahip çıkmazsak bu yapının, bu düzenin işçiler için yapacağı hiçbir şey olmayacak. Onlar bizleri köleler olarak görürler. Çalıştırabilecekleri milyonlarca işsiz sırada dururken yüzlerce işçinin ölmesi umurlarında bile olmaz. Ancak haklarımız için mücadele ettiğimiz de yaşamımızın bir değeri olacaktır.
Yaşam kavgamızı sadece Soma’da, Karaman’da yerin altında değil, sadece tersanelerde, fabrikalarda, tarlalarda değil, aynı zamanda bu bozuk yapıyla mücadele ederek de vermeliyiz.
Birleşmekten ve beraber mücadele etmekten başka seçeneğimiz de yok. Bu çarpık düzen bize hiçbir zaman iyi bir gelecek sunmaz. Kaybedecek de hiçbir şeyimiz yok. Fakat mücadele edersek onurlu bir yaşamı kazanabiliriz.
Hiç bir mücadelenin bedeli bu çalışma koşullarında ödenen bedelden daha yüksek değildir. Korku ve kaygılarımız mücadele etmemizin önünde engel teşkil etmemelidir. Bu düzeni tanımak için artık yaşananlar yeterli olmalı, yeni ölümler, yeni deneyler yaşamaya ihtiyaç yok.
Görmeliyiz ki, hem yaşam şartlarımızı hem de çalışma koşullarımızı tek düzeltecek güç bizlerin mücadelesindedir. Bu mücadelede patronların yanında yer alan sendika ağalarına da karşı durmamız; işçi sendikalarında sınıfsal bilincimizle yer ve görev almamız, içi boş vaatlere kanmamamız gerekiyor.
Bizleri güçsüz, çaresiz görenlere örgütlü mücadelemizle çaresiz olmadığımızı göstermeliyiz. Tüm bu yaşanan olumsuzluklara katlanmak zorunda değiliz.
Acılarımızdan öğreniyoruz. Her ölüm bize dostumuzu düşmanımızı gösteriyor. Sınıfsal bilinci olan ve örgütlü toplumlar güçlü toplumlardır.
gezite.org
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 02.11.14   #27
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Dünyada Maden Faciaları ve SOMA KATLİAMI!!!


Ana Sayfa Haber
Madenci aileleri: Sorumlu hükümet


KARAMAN - DİHA
Güncellenme : 02.11.2014 15:24
Ermenek'te meydana gelen maden faciasında mahsur kalan işçilerden 3 çocuk babası Kamil Yaman'ın babası Mehmet Yaman, facianın sorumlusunun şirket sahibi ve önlem almayan hükümet yetkilileri olduğunu belirterek, sorumluların cezalandırılması için mücadele vereceklerini söyledi. Madende mahsur kalan çocuğunun ismini vermeyen Dürdane Kadirli ise, madende daha öncede suyun sızdığını ve gereken önemler yerine daha fazla kömür çıkarıldığını ifade ederek, davanın peşini bırakmayacağını kaydetti.

Karaman'ın Ermenek ilçesinde gerçekleşen maden faciasında mahsur kalan 18 işçi için arama çalışmaları devam ederken, bekleyişi süren ailelerin ise umutları gün gittikçe tükeniyor. Soğuk havaya rağmen 6 gündür maden kapısından ayrılmayan aileler, devletin işçilere gereken önemi vermemesinden yakınıyor. Madende mahsur kalan işçilerden Kamil Yaman'ın babası Mehmet Yaman, devletin işçilere gereken önemi verseydi bu tür kazaların yaşanmayacağının altını çizerek, 4 çocuğundan biri olan Kamil'in kolu, kanadı olduğunu söyledi. Yaşanan facianın sorumlusunun şirket sahibi ve önlem almayan hükümet olduğunu belirten Yaman, sorumlular hakkında en ağır cezanın verilmesi için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını ifade etti. Yaman, "Oğlumun sağ mı ölümü olduğunu hala bilmiyoruz. Bize bu acıya yaşatanlardan hesap soracağız" dedi.

'Bizi madene girmek zorunda bıraktılar'

Kamil'in 3 çocuğu olduğunu çocukların babasız kaldığını ifade eden Yaman, "Şimdi bu çocuklara kim bakacak" diye sordu. Çiftçilik ile geçimlerini sağlayamadıkları için oğlunun madene girmek zorunda kaldığını belirten Yaman, "Tarlamız ve meyve ağaçlarımız var ancak topraklarımızın verimsiz olmasından kaynaklı ürün alamıyoruz. Bu nedenle bizi madene girmek zorunda bıraktılar" şeklinde sitem etti. Sorumlular hakkında şikayetçi olacaklarını ve davanın peşini bırakmayacaklarını vurgulayan Yaman, maden sahiplerinin tutuklanmasını istedi.

'Sorumlular en ağır cezaya çarptırılmalıdır'

Madende bulunan çocuğunun ismini vermek istemeyen Dürdane Kadirli ise, madenlerdeki ağır çalışma koşullarının devlet tarafından bilindiğini ve buna rağmen hiç bir önlem alınmadığına dikkat çekerek, sorumlular hakkında soruşturma başlatılarak, işletme sahiplerinin en ağır cezaya çarptırılmasını istedi. Çocuğunun 3 yıl önce geçimlerini sağlayamadıkları için madende çalışmaya başladığını ifade eden Kadirli, "Aç kalmış olsaydım oğlum şuanda yanımda olurdu" dedi.

Su sızıntısına rağmen önlem alınmadan çalışma devam etti

Çocuğunun eve geldiğinde madende olanları kendisine anlattığını aktaran Kadirli, madende daha öncede suyun sızdığını ve gereken önemler yerine daha fazla kömür çıkarıldığını aktardığını söyledi. "Keşke oğlumu o madene hiç göndermeseydim" diyerek acısını dile getiren Kadirli, maden sahiplerinin paradan başka hiç bir şey düşünmediklerini bu yüzden onlarca cana kıydıklarının altını çizdi. Maden sahibi hakkında şikayetçi olacağını söyleyen Kadirli, davanın peşini bırakmayacağını ifade etti.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 03.11.14   #28
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Dünyada Maden Faciaları ve SOMA KATLİAMI!!!


Ana Sayfa Ekonomi-Emek
12 yılda
14 bin 455 işçi yaşamını yitirdi!



İSTANBUL - DİHA
Güncellenme : 03.11.2014 12:30
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, iktidara geliş tarihi olan 3 Kasım 2002'den buyana yaşanan iş cinayetlerinde bir artış gözlendiğine dikkat çekerek, "İşte 'yeni Türkiye' Ermenek, Isparta, Torunlar, Soma, Tuzla, Davutpaşa, Ostim, Kozlu. AKP'li 12 yılda en az 14 bin 455 işçi yaşamını yitirdi" dedi.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, AKP'nin iktidara geliş tarihi olan 3 Kasım 2002'den buyana iş cinayetine kurban giden işçiler ile Ekim ayı iş cinayetleri raporuna ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bugün AKP'nin iktidara gelişinin 12'nci yıldönümü olduğunun bilgisinin verildiği açıklamada, "Bu yıllarda şimdi Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Çalışma Bakanı Faruk Çelik, Enerji Bakanı Taner Yıldız ve diğer AKP'li kurmayların dilinden 'ekonomik kalkınma', 'büyüme", 'ileri Türkiye' ve şimdi de 'yeni Türkiye' sözleri eksik olmadı" denildi. Geçen 12 yıl boyunca işçi sınıfı açısından değişen bir şeyin olmadığına, aksine çıkarılan yasalarla güvencesiz çalışma koşullarının daha da arttığına vurgu yapılan açıklamada, "İşte 'yeni Türkiye' Ermenek, Isparta, Torunlar, Soma, Tuzla, Davutpaşa, Ostim, Kozlu. AKP'li 12 yılda en az 14 bin 455 işçi yaşamını yitirdi. İşte 12 yılın özeti bu" ifadelerine yer verildi.

AKP''nin iktidara gelişinin ardından devam eden yıllarda iş cinayetlerinde bir artışın gözlendiğine dikkat çekilen açıklamada, veriler şu şekilde aktarıldı: "2002 yılının son iki ayında 146, 2003 yılında 811, 2004 yılında 843, 2005 yılında bin 96, 2006 yılında bin 601, 2007 yılında bin 44, 2008 yılında 866, 2009 yılında bin 171, 2010 yılında bin 454, 2011 yılında bin 710, 2012 yılında 878, 2013 yılında bin 235, 2014 yılının ilk on ayında ise bin 600 işçi can verdi."

Ekim ayında 160 işçi!

Geçtiğimiz Ekim ayına ilişkin hazırlanan raporda da, en az 160 işçinin iş cinayetine kurban gittiği bilgisinin verildiği açıklamada, iş cinayetlerinin önlenebilmesi için ise, "İşçilerin örgütlenme özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmalıdır. İşçilerin sendika seçme özgürlüğü ve iş güvencesi sağlanmalıdır. Başta taşeronlaştırma olmak üzere her türlü güvencesiz çalıştırma biçimi yasaklanmalıdır. Sendikalar, meslek odaları ve uzmanların oluşturduğu heyetler söz ve karar sahibi olmalıdır" önerileri yapıldı.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 04.11.14   #29
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Dünyada Maden Faciaları ve SOMA KATLİAMI!!!


Gündem
Soma'da kamu görevlilerine soruşturma izni yok


301 işçinin öldüğü Soma'daki maden faciasıyla ilgili Soma Cumhuriyet Başsavcılığının fezlekesinde her bir ölüm için tutuklu sanıkların 25 yıla kadar hapsi istendi








Soma Cumhuriyet Başsavcılığınca 301 kişinin öldüğü maden kazasıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan fezlekede, her bir ölüm için tutuklu sekiz kişinin 20 ile 25, tutuksuz yargılananlardan 8'inin üçte bir oranında artırılarak 2 ile 15, 29 kişinin ise 2 ile 15 yıl arasında hapisle cezalandırılmaları istendi.
Anadolu Ajansı'nın haberine göre, tutuklu sekiz kişi 'olası kasıtla adam öldürmekle' suçlanıyor. Tutuksuz sanıklardan sekizine 'taksirle birden çok kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma' suçu, kalan 29 sanığa ise 'tedbirsizlik ve dikkatsizlik yani kusurla birden fazla adam öldürme' suçu yöneltiliyor.
Konuyu değerlendiren Manisa Barosu Başkanı Zeynel Balkız, tutuklu sekiz kişi dışında kalan sanıklar hakkındaki fezlekelerin dikkatli ve özenli hazırlanmadığını savundu. Balkız şunları söyledi: "Buradaki şirket görevlileri ve denetimle ilgili kamu görevlileri, müfettişler ve MİGEM yetkilileri, kendilerine ait yükümlülükleri ve görevleri bildikleri halde, bildikleri görevi ihmali davranışla yerine getirmemekten dolayı kaza adım adım geliyorum demiş ve kaza olmuştur. Bunlarla ilgili TCK'nın 83/3. maddesindeki cezai yaptırımın istenmesi gerekirdi, yani taban ceza 10 yıldan başlayacaktı... Uzmanlarımızla sağlıklı değerlendirmeyi yaptıktan sonra fezlekeyle ilgili yazılı başvurumuzu hem Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığına hem de davanın açılacağı Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına bildireceğiz."
'Kamu görevlilerin soruşturulmasına izin yok'

Balkız, cumhuriyet başsavcılığı ve baronun, hakkında soruşturma izni verilmeyen kamu görevlilerine soruşturma izni verilmesi için Danıştay'a dava açtığını hatırlatarak, sonradan elde edilen bilirkişi raporuna göre bu kamu görevlilerinin kazayla ilgili 20 ayrı nedenden dolayı sorumlu tutulduklarını vurguladı.
Balkız, kamu görevlilerinin fezlekede yer almamasının, ilgili bakanlıklarca soruşturma izni verilmediği anlamına geldiğini ifade etti.

Manisa'nın Soma ilçesinde 13 Mayıs'ta meydana gelen maden faciasında 301 işçi hayatını kaybetmiş, olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan 36 kişiden 8'i tutuklanmıştı.

Faciaya ilişkin bilirkişi raporunun eylülde Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilmesinin ardından savcının talimatıyla gözaltına alınan 24 kişi, ifadelerinin ardından serbest bırakılmışlardı.
----------------------------------------------------
HİÇ HIRSIZLIKTA,TALANDA KENDİLERİNE YARDIMCI OLAN,
ARKADAŞLARINI SORUŞTURURLARMI.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 06.11.14   #30
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Dünyada Maden Faciaları ve SOMA KATLİAMI!!!


Gündem
Maden ocağında
üzerine kaya düşen işçi öldü


Elazığ'ın Alacakaya ilçesinde krom madeni ocağında üzerine kaya parçası düşen Hacı Aygül hayatını kaybetti



- A +
TARİH06 Kasım 2014 20:03
İLGİLİ HABERLERİnşaatlarda ölüm bitmiyor; iki işçi yaşamını yitirdi18 madenciyi kurtarma çalışmaları sürüyor; 643 vagon hafriyat çıktıSendikaların 'kölelik' dediği kiralık işçi dönemi başlıyor





Elazığ'ın Alacakaya ilçesinde krom madeni ocağında üzerine kaya parçası düşen işçilerden Hacı Aygül öldü, Ahmet Şengül ise yaralandı.
Elazığ'ın Alacakaya ilçesinin Kef Mevkii'nde özel bir şirkete ait krom madeni çıkarılan ocakta akşam saatlerinde meydana gelen olayda, işçilerin çalıştığı sırada düşen kaya parçasının altında kalan işçilerden Hacı Aygül, olay yerinde öldü, Ahmet Şengül ise yaralandı.

Ahmet Şengül, ambulansla Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi'ne götürülerek tedaviye alındı. Jandarma olayla ilgili soruşturma başlattı.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Maden Ocağı Leyli Türkü ve Ezgi Video Bölümü 0 21.03.10 10:30






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2