Sponsor Reklamlar


Ağaç Şeklinde Aç1Beğeni
  • 1 gönderen Dede-baba

 
Seçenekler
Alt 02.04.13   #1
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 43
Mesajlar: 391
Rep Puani : 10
Standart Halife Ömer Hz. Ali'nin Kızıyla Evlendi mi?


Halife Ömer Hz. Ali'nin Kızıyla Evlendi mi?



Bir kısım internet forum sitelerinde Halife Ömer'in Hz. Ali'yi tehdit edip, kızı Ümmü Gülsüm ile evlendiği konusu işlenmekte Bu konuyla ilgili bilgi vermeden önce:

Hz. Ali ,evini basan ve yakmakla tehdit edip sonrada Hamile karisinin kemiklerin kirarak düsük yapmasina sebeb olana kızını verir mi? Gerçekleri saptırarak kendi yaptıkları kötülükleri, yalanları örtbast etmek ve "..Ehlibeyt Nesline kız verdik aldık..." diyerek olmadık yalan uydurararak katılmak istemekten başka birşey değildir...

Tarihsel kaynaklar incelendiğinde:


1- Hiçbir Alevi-bektaşi kaynağında Hz. Ali'nin böyle bir kızının varlığı söz konusu olmadığı gibi, Halife Ömer'e kızını vermesi söz konusu değildir. yani Alevi-bektaşi literatüründe böyle bir bilgi yoktur. hatta böyle birşey hiç şüphesiz hz. Ali'ye ve Alevilere hakarettir. iftiradır. Ümmü Gülsüm, birçok sünni kaynağa göre hz. Muhammed'in kızlarından biridir.

2- Hz. Ali'nin Ümmü Gülsüm adında kızıyla, Halife Ömer'in evlendirildiğine ilişkin hadis sünni literatürün en muteber kaynakları sayılan ne Sahih-i Buhârî'de, ne de Sahih-i Müslim'de nakledilmemiştir. Birçok Sünnî ulemâsı, bir rivâyetin bu iki kitapta nakledilmemesini, onun zayıf ve itibarsızlığının delili olarak gösterir.

3-Bu rivâyetler sadece adı geçen iki kaynakta değil, Kütüb-i Sitte'nin hiçbirisinde, hatta muteber bilinen Müsnetlerde dahi (Müsned-i Ahmed b. Hanbel gibi) nakledilmemiştir. Yine çoğu Sünnî âlimler, bu kaynaklarda nakledilmeyen rivâyetleri muteber saymamaktadır; ama nedense bazı muhteremler, bu ve benzeri konulara gelince, Hz. Ali ile halife Ömeri canciğer yapmakta böyle uyduruk hadislerle Hz. Ali'nin kızını, Ömer'den korktuğu için verdirebiliyorlar.


Son Olarak, Bu konuyla ilgili yaygın kanı Hz. Ali'nin bırakın kızını halife Ömere vermesi böyle bir kızının varlığı dahi şüphelidir. hatta Ümmü Gülsüm'ün hz. Muhammed'in kızı olduğu konusunda bile şüpheler vardır ( kaynak: ]- el-İmam Ali b. Ebi Talib/sireh ve tarih, s.27, Şeyh Muhammed Âl-i Yasin; el-İstiğase, Ebu'l-Kasım el-Kufî (ölm:352), s.80-82, Daru'l-Kütübi'l-İlmiyye basımı, Kum.)


Allah Eyvallah
Sponsor Reklamlar

kristal bunu beğendi.
Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 03.04.13   #2
Mercanlı
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Mar 2013
Nereden: Erzincan
Mesajlar: 148
Rep Puani : 30
Standart Cevap: Halife Ömer Hz. Ali'nin Kızıyla Evlendi mi?


Değerli Dede Baba Alıntı yazılar yerine bu konudaki düşüncelerinizi yazsanız daha güzel olmazmı malum dede-baba sınız
Bahsi Geçen Hz.Alinin kızı Değildir.Ümü Gülsüm Hz Peygamberin evlatlık edindiği kızıdır. Hz Ali Peygamber Vefatından sonra Ömer'e kızını vermemiştir .Yazıda Ömer İmam Alnni Evini Basarak Fatıma ananın kemiklerini kırması yanlıştır böyle bir şey oslaydı Haydarı Kerrar Ömer'e bunu fena ödetirdi. darbe vurup karnındaki bebeğin düşmesine neden olmuş siz bu yazıyı alıntıladığınız için bu yazıda eksiklikler ve belirtmiş olduğunuz kaynaklarında asılından şüphe duymaktayım eğer yanılıyorsam bilgili arkdaşlar düzeltirler.
Sponsor Reklamlar

Mercanlı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 03.04.13   #3
kristal
kristal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: istanbul
Mesajlar: 714
Rep Puani : 65
Standart Cevap: Halife Ömer Hz. Ali'nin Kızıyla Evlendi mi?


mercanlı can mantık yürüterek hz ali bunu ödetirdi demişsiniz.
kişisel fikrim geçmişten birçok yazılı kaynak olayları farklı yansıtmış olabilir.
eğer dede babanın paylaştığı kaynak doğruysa.
hz alinin karşılık vermemesi kişiliğnden kaynaklanıyor dur.
incinsende incitme hacı bektaşı velinin sözü olabilir.
bütün pirler aynı paralelikte olduklarına göre
hz alidende başka bir davranış ben kendi adıma söyliyeyim beklemezdim.

Sponsor Reklamlar

kristal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 03.04.13   #4
Mercanlı
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Mar 2013
Nereden: Erzincan
Mesajlar: 148
Rep Puani : 30
Standart Cevap: Halife Ömer Hz. Ali'nin Kızıyla Evlendi mi?


Bu olayı ben daha önce bir kaç kaynaktan okumuştum Dede-Baba hangi siteden alıntı yapmış bilmiyorum ama belirtmiş olduğu kaynakların dışın da bu olayı birde ben size başka kaynak dan aktarayım.

İmam Ali Bu durum karşısında Ömer(Lanet olsun ona)'e nasıl bir tepki göstermiş bakabilirsiniz.

Vahabi – selefilerin ikinci halife Ömer İbn Hattap ve adamlarının Hz. Fatıma’nın (s.a) evine saldırılarak dövülmesini inkar etmek için halkın duygularını tahrik etmek amacıyla söyledikleri en önemli şüphelerden bir diğeri de ‘Neden Müminlerin Emiri Hz. Ali (a.s) o sırada eşini savunmadı?’ Hz. Ali zamanının en cesur insanı ve Allah’ın aslanı değil miydi? Diye sorular üreterek insanların kafalarını karıştırmaktadırlar.

Şia alimleri, tarih boyunca bu şüpheye çeşitli cevaplar vermişlerdir. Burada o cevaplardan bazılarına yer vereceğiz:

Hz. Ali (a.s) olay karşısında Ömer İbn Hattab’a çok sert tepki göstermiştir

Müminlerin Emiri Hz. Ali (a.s), ilk aşamada bunların eşi Hz. Fatıma’ya saldırma niyetleri olduklarını görünce onlara oldukça sert tepki göstermiştir. O sırada Ömer’in yüz ve suratına yumrukla vurarak onu yere indirmiştir… ancak Peygamber efendimizin (s.a.a) emirleri doğrultusunda daha ileri gitmeyerek sabır göstermiş ve olayı uzatmamıştır. Burada saldıranlara bunu açıklamak istemiştir ki eğer ben sabır ve tahammül etmeye emir olunmamış olsaydım ve Allah’ın isteği bu yönde olmuş olmasaydı, hiç kimse böyle bir düşünceyi zihninden bile geçiremezdi. Ama Hz. Ali her zaman olduğu gibi burada da Allah’ın emirleri doğrultusunda hareket etmiştir.

Hz. Ali’nin (a.s) halis yaranlarından olan “Suleym İbn Kays” bu konu hakkında kendi kitabında şöyle yazmaktadır:

وَدَعَا عُمَرُ بِالنَّارِ فَأَضْرَمَهَا فِی الْبَابِ ثُمَّ دَفَعَهُ فَدَخَلَ فَاسْتَقْبَلَتْهُ فَاطِمَةُ علیه السلام وَصَاحَتْ یَا أَبَتَاهْ یَا رَسُولَ اللَّهِ فَرَفَعَ عُمَرُ السَّیْفَ وَهُوَ فِی غِمْدِهِ فَوَجَأَ بِهِ جَنْبَهَا فَصَرَخَتْ یَا أَبَتَاهْ فَرَفَعَ السَّوْطَ فَضَرَبَ بِهِ ذِرَاعَهَا فَنَادَتْ یَا رَسُولَ اللَّهِ لَبِئْسَ مَا خَلَّفَكَ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ.

فَوَثَبَ عَلِیٌّ (علیه السلام) فَأَخَذَ بِتَلابِیبِهِ ثُمَّ نَتَرَهُ فَصَرَعَهُ وَوَجَأَ أَنْفَهُ وَرَقَبَتَهُ وَهَمَّ بِقَتْلِهِ فَذَكَرَ قَوْلَ رَسُولِ اللَّهِ (صلی الله علیه وآله) وَمَا أَوْصَاهُ بِهِ فَقَالَ وَالَّذِی كَرَّمَ مُحَمَّداً بِالنُّبُوَّةِ یَا ابْنَ صُهَاكَ لَوْ لا كِتابٌ مِنَ اللَّهِ سَبَقَ وَعَهْدٌ عَهِدَهُ إِلَیَّ رَسُولُ اللَّهِ (صلی الله علیه وآله) لَعَلِمْتَ أَنَّكَ لا تَدْخُلُ بَیْتِی.

Ömer, ateş isteyerek onunla evi tutuşturdu. Sonra kapıya yüklenerek onu açtı ve içeri girdi! Hz. Fatıma (s.a) Ömer’in tarafına gelerek “Ey Babacığım! Ey Resulallah! Diye feryat etti. Ömer kılıcını kınında olduğu bir şekilde kaldırarak Hz. Fatıma’nın yanına (kaburgasına) vurdu. Hz. Fatıma feryat ederek “Ey babacığım!” diye bağırdı. Bu sırada Ömer kamçısını çıkararak Hz. Fatıma’nın koluna vurdu. Hz. Fatıma ‘Ey Resulallah! Ömer ve Ebu Bekir senin geride bıraktığına ne kadar da kötü davranıyor’ diye feryat etti. *

Bu sırada Hz. Ali (a.s) yerinden sıçrayarak Ömer’in yakasından tutarak onu hızlı bir şekilde çekerek kaldırıp yere vurdu. Burnuna ve boynuna vurdu. Onu öldürmeyi istedi, ancak Allah Resulünün (s.a.a) sözünü hatırladı ve ona buyurmuş olduğu vasiyet aklına geldi ve şöyle buyurdu: “Ey Suhak’ın oğlu! (Ömer’in babası Hattab’ın annesinin adı) Muhammed’i peygamberlikle şereflendirdiği Allah’a yemin olsun ki eğer ilahi mukadderat ve peygamberin benimle olan ahitleşmesi olmasaydı, evime giremeyeceğini çok iyi biliyordun.” (Süleym İbn Kays Hilali’nin, ‘ölüm tarihi, 80 hicri’ kitabı, s. 568)

Aynı şekilde ehli sünnetin meşhur müfessiri Alusi, şöyle yazmakta: *

أنه لما یجب على غضب عمر وأضرم النار بباب على وأحرقه ودخل فاستقبلته فاطمة وصاحت یا أبتاه ویا رسول الله فرفع عمر السیف وهو فى غمده فوجأ به جنبها المبارك ورفع السوط فضرب به ضرعها فصاحت یا أبتاه فأخذ على بتلابیب عمر وهزه ووجأ أنفه ورقبته

Ömer öfkelenerek Ali’nin evininin kapısını yakarak içeri girdi. Fatıma (s.a) Ömer’in tarafına gelerek “Ey Babacığım! Ey Resulallah! Diye feryat etti. Ömer kılıcını kınında olduğu bir şekilde kaldırarak Hz. Fatıma’nın mübarek yanına (kaburgasına) vurdu. Sonra kamçısını çıkararak Hz. Fatıma’nın koluna vurdu. Hz. Fatıma “Ey Babacığım!” diye feryat etti. Hz. Ali (a.s) yerinden sıçrayarak Ömer’in yakasından tutarak onu hızlı bir şekilde çekerek kaldırıp yere vurdu. Burnuna ve boynuna vurdu. (Alusi Bağdadi, Allame Ebu’l Fadl Şahabuddin es- Seyyid Mahmut ‘Ölümü 1270 hicri’ “Ruhu’l Meani fi Tefsiri’l Kur’an el- Azim ves’ sebu’l Mesani, c. 4, s. 124, Daru ihya’u turas el- Arabi, Beyrut)

Alusi, bu rivayeti hiçbir eleştiri ve haşiyeye inmeden nakletmiştir. Bunu bu şekilde açıklaması rivayeti kabul ettiği anlamına gelmektedir. **

Hz. Ali’nin (a.s) Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) Vasiyetine Teslim Olması

Müminlerin Emiri Hz. Ali (a.s) yaşamının tüm dönemlerinde, ilahi emirlere tam bir bağlılık göstermiş ve sadece ve sadece ilahi emirler doğrultusunda amel etmiştir. Hiçbir zaman taassup, öfke ve şahsi menfaatler onu tahrik etmemiştir. Örneğin Hz. Ali’nin Hendek savaşı sırasında düşman tarafında bulunan zamanın en büyük kahramanı olan Amr bin Abduved’i yere serdiği sırada onu öldürmeyip geri çekildikten biraz sonra tekrar ona yaklaşıp öldürme olayıdır. Olayın ayrıntısı şu şekilde olmuştur:

“Hendek savaşında Küffar ordusunun içinde Amr b. Abduved adlı pek yaman bir savaşçı vardı, Araplar arasında tanınmış bir kahraman, meşhur bir silahşördü. Muhasaranın uzamış olmasına çok sinirlenen Amr, öfkeden deliye dönmüşçesine bir kızgınlıkla hendek boyunca at koşturuyor, her yeri dikkatle gözden geçirerek hendeği aşabileceği bir nokta bulmaya çalışıyordu. Nihayet dar bir yer buldu ve var gücüyle nara atıp atını mahmuzlayarak uzun bir atlayışla hendeğin ötesine geçmeyi başardı!

Amr, Medine tarafındaydı şimdi...

Bu hadise üzerine her iki taraftaki ordudan sesler yükselmeye başladı; bütün gözler Amr'a çevrilmişti. Sevinçten çılgına dönen Mekke kafirleri neşeyle Amr'ı övüyor, habire onu teşvik ediyorlardı.

Amr ilerliyordu... İslam ordusunun karşısına gelince durdu, kınından sıyırdığı kılıcını sallayarak bağırdı:

-Hey!...Aranızda karşıma çıkacak bir er yok mu?!

Müslümanlardan çıt çıkmıyordu, herkes başını öne eğmişti. Onun gibi bir savaşçıyla dövüşmek her yiğidin kârı değildi zira..

O sırada Müslümanlar arasından yükselen bir ses etrafa hakim olan sessizliği bozdu! İmam Ali'nin (a.s) sesiydi bu; Amr'a karşı savaşmak için Resulullah'tan (s.a.a) izin istiyordu.

Henüz Resul-ü Ekrem (s.a.a) İmam Ali'nin (a.s) meydana çıkmasına izin vermemişti ki Amr'ın narası tekrar duyuldu.

-Heey!.. Karşıma çıkacak kimse yok mu diye bağırmaktan sesim kısıldı... Yok mu içinizde bana cevap verebilecek bir yiğit?! Ey Müslümanlar!.. Siz, "Eğer ölürsek cennete gideriz, seni öldürürsek sen cehenneme gidersin" demiyor musunuz? O halde biriniz beni cehenneme göndersin ya da ben onu öldüreyim ve o cennete gitmiş olsun!...

İmam Ali (a.s) meydana çıkmak için hz. Resulullah'tan (s.a.a) tekrar izin istedi; ancak Resul-ü Ekrem (s.a.a) bu defa da izin vermedi ona.

Amr, meydanın ortasında bağırmaya devam ediyordu halâ... Onun her narasıyla birlikte küffar ordusundan alkışlar yükseliyor, büyük bir sevinçle Amr'ı teşvik ediyorlardı.

Amr, meydanda bir kez daha at koşturduktan sonra üçüncü defa var gücüyle bağırıp kendisiyle dövüşecek savaşçı istedi.

Bu defa da Müslümanlar arasından mertçe ve yiğitçe ortaya çıkan yine İmam Ali (a.s) oldu, Resulullah'tan (s.a.a) bu dövüş için izin istedi. Resul-ü Ekrem (s.a.a) bu sefer izin vermişti ona!...

İmam Ali (a.s) mutluydu, gülümsüyordu... Allah aşkıyla coşup kabaran bir yürek, sarsılmaz bir iman ve azimle dudaklarında sürekli bir tebessüm, kendinden emin ve kararlı adımlarla meydana doğru yürüdü... Amr'a yaklaşıyordu, yerinde durmayıp ona doğru ilerlemeye devam ederek:

-Sakin ol bakalım! diye bağırdı, "Biraz bekle hele! Sana cevap verecek olan biri var, korku nedir bilmeksizin sana doğru gelmede işte..."

Bütün gözler meydana çevrilmişti. Küffar ordusundaki velvele dinmiş, herkes boynunu uzatarak onların büyük kahramanlarına karşı vuruşma cüreti göstereni tanımaya çalışıyordu.

Hz. Ali'nin (a.s) Amr'a doğru ilerleyişini seyreden hz. Resul-ü Ekrem (s.a.a) :

-İşte! buyurdular, bütün küfürle bütün iman karşı karşıya geldi şimdi!..

Sonra da İmam'ın (a.s) muzaffer olması için mübarek ellerini kaldırıp Allah'a duaya koyuldular.

Amr, dizgini kuvvetle çekerek atını yatıştırdıktan sonra gözlerini kısıp Müslümanlara doğru dikkatle bakmaya başladı; kendisine doğru gelenin kim olduğunu anlamaya çalışıyordu. Çok geçmeden İmam (a.s) Amr'ın karşısına dikilmişti bile... Amr, onu tepeden tırnağa şöyle bir süzdükten sonra hayretle:

-Hey, delikanlı! dedi, ölümüne susadın galiba... Benim kim olduğumu biliyor musun sen?!

İmam (a.s) cevap verdi:

-Adını duymuşluğum var... Ben de Ebu Talib oğlu Ali'yim...

"Ali" ismini duyan Amr iliklerine kadar ürperdi... Onun Uhud ve Bedir savaşlarında gösterdiği akıl almaz cesareti hatırlamıştı. Pek çetin bir yiğit olduğunu çok iyi biliyordu onun... Atını hafifçe mahmuzlayıp İmama (a.s) doğru yaklaştı, bu defa aşağıdan alıyordu; korktuğunu belli etmemeye çalışarak:

-Ey Ebu Talib oğlu! dedi, sen çok gençsin daha, önünde koca bir ömür, görüp geçirmen gereken nice günler var! Canını şimdi alırsam pek yazık olur sana... İş işten geçmeden dön git de başkası gelsin benimle dövüşe...

İmam Ali (a.s) ona doğru bir adım atıp:

-Ey Amr, dedi, seninle vuruşmaya geldim ben. Vuruşacak er arayan sen değil miydin?!

Amr:

-Baban Ebu Talib'le arkadaşlığımız vardı ne de olsa, dedi; sana kıymak, kanını dökmek istemem...

İmam aldırmadı,

-Ey Amr! dedi, savaş meydanında senden üç dilekte bulunanın bir dileğini mutlaka kabul ediyormuşsun öyle mi?

Amr, yüksek sesle:

-Öyledir! diye cevap verdi, doğru duymuşsun!

İmam (a.s) :

-O halde benim de üç dileğim var senden, birine mutlaka uyacaksın... dedi.

Amr:************

-Söyle bakalım, ne istiyorsun? diye sordu gururla...

İmam:

-Putperestlik ve şirki bırak, dedi, Allah'a inan, Muhammed'in (s.a.a) hak üzere gelmiş bir peygamber olduğunu kabul et ve Müslümanlar arasında izzet ve şerefle hür bir insan olarak yaşa!...

Amr:

-Buna imkan yok, dedi, diğer isteğini söyle!

İmam:

-Peki, dedi, o halde bizimle savaşmaktan vazgeç ve geldiğin yoldan geri dön... Yaman bir atın var, seni hendeğin öbür tarafına geçirebilir...

Amr sinirlenerek:

-Olacak şey mi bu? diye çıkıştı, o zaman korktu da kaçtı diye herkes alay eder benimle! Şunu bilmiş ol ki Medine Müslümanlarına kim olduğumu göstermeden buralardan gitmem!

Hz. Ali (a.s) gülümseyerek:

-O halde üçüncü ve son teklifimi kabul et, dedi, atından in de vuruşalım seninle!..

Bu söz Amr'ı çileden çıkarmaya yetmişti; öfkeli bir sıçrayışla bir hamlede atından inerek İmam Ali'ye (a.s) doğru hışımla saldırdı.

Her iki ordu bir anda sessizliğe gömülmüş, bu amansız dövüşün nereye varacağını beklemedeydi.

Amr, kılıcıyla birkaç kez havada kavisler çizdikten sonra var gücüyle hz. Ali'nin (a.s) başına savurdu. İmam, çevik bir hareketle kalkanını kullanıp Amr'ın kılıcını havada karşıladı. Bu şiddetli darbenin gürültüsü meydanın sessizliğini bozmaya yetmişti. Mekke kafirlerinin saflarından ansızın sevinç çığlıkları yükseldi; Müslümanlarıysa keder sarmış, herkes bir sessizliğe gömülmüştü birden...

Amr'ın indirdiği şiddetli kılıç darbesi İmam Ali'nin (a.s) kalkanını parçalamış ve alnını yaralamıştı! İmam (a.s) umulmadık bir süratle başındaki sarığı yarasına sarıp ikinci bir hamleye hazırlanan Amr'a davranma fırsatı vermeyerek saldırıya geçti.

Hakk'ın kılıcı kesilmişti adetâ... Güçlü pençesiyle kılıcın kabzasını kavrayıp yıldırım hızıyla Amr'ın tepesine indirdi. İmam'ın (a.s) kılıcından yükselen göz kamaştırıcı kıvılcım küffar ordusunu dehşete düşürmüştü. Derken, Amr'a çarpan kılıç sesi bütün şiddetiyle kulaklarda çınladı. Darbe çok ani olmuştu...

Bir dağı yerinden sökecek kadar güçlü bir darbeydi bu.

Amr'ın iri vücudu, bu darbeyle bir pelte gibi olduğu yere yığılıvermişti.

Her iki ordudaki askerler meraklı bakışlarını meydana dikmiş, yoğun toz bulutu arasında yere düşenin kim olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Yere düşen kimdi acaba? İmam (a.s) mı, yoksa Amr mı?!

O sırada kulakları yırtarcasına göğe yükselen güçlü bir haykırış, bu sabırsız meraka bir son verdi.

Meydanın orta yerindeki toz bulutu arasından yükselen bu güçlü ses, İmam Ali'nin (a.s) tekbir sesiydi:

-Allah-u Ekber!..

İmamın (a.s) tekbir sesini duyan Müslümanlar galeyana gelmişti; hep birlikte ona katılarak tekbir getirmeye başladılar. Bu tekbir sesleri, küfür ordusunun yüreğine bir korku düşürmüştü.

İmamın (a.s) amansız darbesi Amr'ı adeta toprağa çivilemiş gibiydi, yerinden kıpırdayacak mecali bile yoktu Amr'ın artık...

İmam Ali (a.s) son darbeyi indirmek için çöküverdi Amr'ın göğsüne...

Allah'ın arslanı karşısında aldığı bu yenilgi çok ani olmuş, Amr'ın sırtı ummadığı kadar kısa bir sürede, göz açıp kapayıncaya kadar yere gelmişti işte... Amr'ın bütün vücudu tepeden tırnağa öfke ve kıskançlıkla doluydu şimdi, yalım yalım bir ateş içten içe yakıp kavuruyordu bütün benliğini... Öfke va hasedin şiddetinden, yarasının acısını duymuyordu bile... Bu dayanılmaz kin ve nefret, hayatının son lahzasında yiğitliğe yakışmayan bir harekette bulunmasına sebep oldu. Artık kurtuluş çaresi kalmadığı, bütün mecalini yitirmiş olduğu bu sırada son gayretini, hz. Ali'nin (a.s) yüzüne tükürme küstahlığını göstermişti!...

Amr'ın bu küstahlığı, er meydanında bir başka kahramanlığın meydana gelmesine sebep olacaktı.

İmam Ali (a.s) Amr'a son darbeyi indirmek için kaldırdığı kılıcını yavaşça yere indirdi...

Amr'ın göğsünden kalktı...

Metanetle yüzündeki tükürüğü sildi...

Derin bir "ah" çekerek gözlerini uçsuz bucaksız göğün meçhul bir noktasına diktikten sonra sakin ve yavaş adımlarla meydanda yürümeye başladı.

Herkes, hatta bizzat Amr ve Mekkeli müşrikler bile onun bu umulmadık davranışı karşısında hayretten donakalmış durumdaydı...

Ali (a.s), Amr'ı niye bırakmış, tam onu alt etmişken göğsünden niçin kalkmıştı?!

Neden Amr'ın işini bitirmemişti hemen?

Ne diye meydanda yürümeye başlamıştı?

Son darbeyi niçin indirmiyordu halâ?!

Ne düşünüyordu Ali (a.s) acaba?

Neden?

Sırası mıydı şimdi?!

Ancak, o sırada İmam'ın zihninden geçen fevkalâde düşünceler ve içinde kopan "büyük cihad" fırtınasını Allah ve Resulünden (s.a.a) başka kimsenin bilmesi mümkün değildi.

İmamın (a.s) bütün varlığının tepeden tırnağa iman ve Allah rızasıyla dolup taştığı lahzalardı bunlar...

Amr'ın yaptığı küstahlık, İmam'ı, Allah'ın aslanı Ali'yi (a.s) gazaba getirmiş, onun öfkelenmesine sebep olmuştu...

Herkes, İmamın (a.s) o sırada kılıcını var gücüyle Amr'ın tepesine indireceğini sanmış; fakat o, beklenenin tam tersine, bunu yapmamıştı!

İmam (a.s) o sırada Amr'ı öldürecek olursa bunun tamamıyla Allah rızası için olmayacağını, öfkelenmiş olmasının da bu darbede payı olabileceğini düşünmüş ve bu düşünceyle Amr'ın göğsünden kalkarak yürümeye başlamıştı.

Birkaç adım attıktan sonra İmamın (a.s) öfkesi geçti...

Şimdi hem Amr'ı, hem öfkesini yenmişti...

Soğukkanlı adımlarla Amr'a yaklaştı...

O güne değin Allah rızasından başka hiçbir sebeple kalkmayan kılıcını bu defa da yalnızca ve yalnızca Allah rızası için kullanarak var gücüyle Amr'a indirdi.

Amr'ın işi bitmişti artık... İmam (a.s) metanet ve alçak gönüllülükle Müslümanların saflarına doğru yürüdü…”

Hz. Ali (a.s) bu büyük musibet ve belâ karşısında Allah ve Resulü (s.a.a) tarafından sabır ve tahammülle görevlendirilmişti. Burada da bu emir doğrultusunda hareket ederek böylesine zor bir durumda sabretmiştir.
Sponsor Reklamlar

Mercanlı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hz. Ali ve Ömer İbn Hattap arasında ki bir olay... ByMunzur Tarih 8 11.01.13 23:04
İbrahim Tatlıses evlendi Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 1 28.09.11 03:32
Ömer Hayyam tuncer yilmaz Felsefi Açılımlar 3 12.02.11 20:37
yılanla evlendi Asi_Kardelen Hayata Dair 3 30.03.10 19:46




Totobo Totobo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2