Sponsor Reklamlar


TAYYİBİSTAN SÖMÜRGE Sultanlığı.!!!

 Genel konular Katagorisinde ve  Siyaset,Politika ve Ekonomi Forumunda Bulunan  TAYYİBİSTAN SÖMÜRGE Sultanlığı.!!! Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

 
Seçenekler
Alt 21.04.14   #11
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Tayyibistan!!!


Erdoğan Devleti!


Erdoğan kendi otoriter rejimini kurma yolunda en önemli adımını MİT yasası ile attı. İnternet, HSYK derken MİT Yasası ile taçlandırılan süreç sonunda yurttaşlar korumasız kalırken Erdoğan kalın zırhlarla sarmalandı. Kılıçdaroğlu “Darbecilerden daha ağır bir istihbarat devleti oluşturuyorlar” dedi


HABER MERKEZİ ANKARA

Sert tartışma ve eleştirilere neden olan MİT yasası önceki gün Meclis’ten geçti. Cumhurbaşkanı Gül tarafından onaylanması beklenen yasa Başbakan Erdoğan’ın oluşturmaya çalıştığı otoriter rejimin en önemli sac ayaklarından birisi olarak nitelendiriliyor. Yasa ile birlikte MİT artık Erdoğan’ın özel kuvveti olma yoluna girdi. Yeniden tanımlanan görev alanının kapsamı “Dış güvenlik, terörle mücadele, milli güvenliğe ilişkin konularda Bakanlar Kurulu’nun vereceği görevler, dış istihbarat, milli savunma, uluslararası suçlar, siber güvenlik konuları”na kadar genişletildi.
Son birkaç ayda HSYK’den Adli Kolluk’a, internetten sosyal medya düzenlemesine kadar ardı ardına yapılan değişiklikler dizini ülkeyi adeta Tayyip Erdoğan devletine dönüştürdü. Muhalefet partileri tarafından Başbakan Erdoğan ve AKP hükümetine yönelik “Tek adam diktatörlüğüne doğru hızlı adımlarla yol alınıyor” eleştirileri yapılırken, değişiklikler bunlarla da sınırlı kalmayacak gibi. Anayasa Mahkemesi’nden Danıştay ve Sayıştay’ın işleyişine kadar bir dizi değişiklik de sırada bekliyor.

YARGIDA DA TEK ADAM
Yerel seçim öncesi Meclis’ten çıkartılan HSYK yasası ve yargı paketiyle yargı da kuşatma altına alındı. Yargıda yapılacak atamalar, görevden almalar ve yer değişiklikleri Adalet Bakanı Bozdağ’ın dolayısıyla Başbakan Erdoğan’ın iki dudağı arasına bırakıldı. Danıştay Yasası’nda yapılacak değişiklik üye yapısının değiştirilmesi ve özellikle iktidarın akçeli işlerinde karşı karşıya kalınan engellerin giderilmesine yönelik düzenlemeleri içeriyor. Değişiklikle kentsel dönüşümden kamulaştırmaya kadar pek çok tartışmalı konuda işlemleri acele ile sonuçlandırmak için ‘’ivedi yargılama usulü’’ olarak isimlendirilen yeni bir düzenleme getiriliyor.

YASA SANAL DÜNYAYI GÖZLÜYOR
AKP hükümeti MİT Yasası öncesi çıkarttığı internet düzenlemesi ise neredeyse sanal dünyayı mercek altına aldı. Yargı kararı gerekmeden ‘içeriği sakıncalı bulunan’ internet sitelerini 4 saat içinde kapatma ve TİB’e doğrudan engelleme yetkisi verildi. İçerik sağlayıcılara, internet trafiğini 2 yıl arşivleme zorunluluğu getirildi. İnternet düzenlemesinde en önemli maddelerden bir ise trafiğin TİB tarafından kontrol ediliyor olabilmesi. TİB Başkanı, ‘’siber güvenlik’’ gerekçesini göstererek istediği kişiler hakkında içerik sağlayıcısı, yer sağlayıcısı veya erişim sağlayıcısından istediği trafik bilgilerini elde edebilecek.

***

MİT yasası ile yeni Yeşil’ler çıkacak

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kabul edilen MİT Yasası ile ilgili olarak “Demokrasi için ağır bedeller ödemiş bir Türkiye Cumhuriyeti’nin önüne böyle bir yasa getirilmesi başlı başına bir ayıptır” diye konuştu. Parti Meclisi öncesinde konuşan Kılıçdaroğu, “İçerde ve dışarda sıkışan hükümet, içerde farklı anlayışların içine girmeye başladı. İnsanlar konuşmasın, seslerini çıkarmasınlar. 12 Eylül askeri darbenin yapamadığını, şimdi halkın oylarıyla gelmiş bir siyasal iktidar yapıyor, darbecilerden daha ağır bir istihbarat devleti oluşturuyorlar. Yani adam öldürme yetkisi veriyoruz. Yeni Yeşil’ler çıkacak. Her türlü silah verilecek ve ‘buyur git sen operasyonu yap’ denilecek. Tam bir istihbarat devleti, tam bir hukuksuzluk. Düzenlemeyle artık hiç bir soruşturma MİT için gizli değil. Neden? 17 Aralık operasyonunu örtme girişimi mi acaba bunlar? Buna izin veremeyeceğiz. Yargı kararı olmaksızın bütün kuruluşlardan her türlü bilgiyi alacaksın, ticari sır bitti” diye konuştu.

***

Gündelik hayattan ticarete her yerde MİT

MİT yerli, yabancı kurum, kuruluş, örgüt veya oluşumlar, kişilerle ilişki kurabilecek. Dış istihbarat, savunma, terörizm ve uluslararası suçlar ve siber güvenlikle ilgili verileri toplayabilecek. Kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, banka ve finans kuruluşlarıyla diğer tüzel kişiler ve tüzel kişiliği bulunmayan kuruluşlardan bilgi, belge, veri ve kayıtları alabilecek, arşivlerinden, elektronik bilgi işlemlerinden ve iletişim altyapısından yararlanabilecek, bunlarla irtibat kurabilecek. Kimse talebin yerine getirilmesinden kaçınamayacak. Kişisel iletişim ve ankesörlü telefonlar dinlenebilecek. MİT, istihbarı faaliyetler için görevlendirilenlerin kimliklerini değiştirecek, gizleyecek, tüzelkişilikler kurabilecek. Bununla uzun yıllar yargısız infazlar ve işkence başta olmak üzere çok sayıda olaya imzasını atan, ‘Yeşil’ gibi karanlık isimlere yasal dayanak oluşturulacak. MİT, kurumların bilgi ve belgesine el koyabilecek. Kamu kurumları, Bankacılık Yasası kapsamındaki kuruluşlar ve tüzel kişiliği bulunan ya da bulunmayan tüm kuruluşlar MİT’in istediği belgeleri zorunlu olarak verecek. Savcılar, MİT görev ve faaliyetleri ile mensuplarına ilişkin ihbar ya da şikayet olduğunda MİT ile temas geçecek. Konunun MİT ile ilgisi olduğu anlaşıldığında işlem yapamayacak. Bununla MİT TIR’larındakisorunun tekrarlanmaması amaçlanıyor. MİT belgelerini alan, çalanlar 4 yıldan 10 yıla kadar hapisle bunları yayımlayan medya 3-9 yıl arası hapisle cezalandırılacak. Müsteşar, çifte koruma zırhı ile donatılacak. MİT Müsteşarı hakkında başbakan soruşturma izni verse bile Cumhurbaşkanı’na itiraz edebilecek. Cumhurbaşkanı itirazı kabul ederse soruşturma açılamayacak.

Cumhurbaşkanı itirazı kabul ederse soruşturma açılamayacak.
Editör : Deniz Sarı BİRGÜN

--------------------------------------------------------------------------------
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 21.04.14   #12
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Tayyibistan!!!


Erdoğan Alevi Düşmanlığına Devam Ediyor!




Bu ülkenin sözde başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan, her fırsatta Alevi düşmanlığını dile getiriyor. Erdoğan bugünkü konuşmasında Alevilere düşman olduğunu bir kez daha kanıtladı.
AKP Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Recep Tayyip Erdoğan, Reyhanlı’da ölen vatandaşları Alevi-Sünni şeklinde ayırarak “Reyhanlı’da 53 sünni vatandaşımız şehit edildi” dedi.

“Tarihi anları yaşadığımız bir süreçte, Türkiye’nin adeta şaha kalktığı, Türkiye’nin zincirlerini kırdığı, prangalarını parçaladığı bir anda önce Reyhanlı saldırısı gerçekleşti. Ardından da malum Taksim olayları meydana geldi. Reyhanlı olayları, sıradan bir olay değildir. Reyhanlı’da, dikkat edilirse 53 sünni vatandaşımız şehit edildi” diyen Erdoğan, arkasından da hiç bir inandıcılığı olayacak şekilde “dinsel milliyetçilik, bölgesel milliyetçilik, etnik milliyetçilik bizde olmayacak. Burada çok dikkatli olacağız.” (R.Tayyip Erdoğan)
Bu sözleri söyleyen zat bu ülkenin sözde başbakanı oluyor. Vatandaşlarını Alevi-Sünni diye ayırıyor. Kendi mezhebinden olanlar onun için “vatandaş”. Onun mezhebinden olmayanlar yani Aleviler ise onun “düşmanı”.
Erdoğan’a sormak lazım Reyhanlı’da ölen 53 vatandaşımızı kim katletti? Senin Antakya’da Antep’te çadır kentlerde beslediğin, para ve silah verdiğin cihatçı katil sürüleri 53 vatandaşımızı katletti. Suriye’deki Aleviler ve Beşar Esad’a olan düşmanlığın nedeniyle cihatçı katil sürülerini getirip bu ülkede beslediniz. Utanmadan hala halka yalan söylüyorsunuz. Bu cinayetlerin sorumlusu sizsiniz ey Erdoğan!
“CHP’nin bir milletvekili çıkıyor, son derece ahlaksızca, son derece edepsizce polise en ağır küfürleri yapıyor. Günün sonunda bakıyorsunuz yine polis suçlanıyor. CHP’nin lideri çıkıyor mezhep çatışmasını körüklüyor. En tehlikeli oyunu oynuyor.” (R. Tayyip Erdoğan)
Şehit vatandaşları Alevi-Sünni şeklinde ayıran Erdoğan, Kılıcdaroğlu’nu da mezhepçilik yapmakla suçlamaktan geri kalmıyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nu Alevi olduğu için miting meydanlarında yuhalatan Erdoğan utanmadan Kılıçdaroğlu’nu mezhepçilikle suçluyor. Pişkinliğin bu kadarına da pes! Alevi Kılıçdaroğlu bir gün olsun vatandaşlarını Alevi-Sünni diye ayırmadı ama siz her fırsatta Alevilere olan düşmanlığınızı açıkça dile getiriyorsunuz. Dersim Milletvekili Hüseyin Aygün’ü Alevi olduğu için size boyun eğmediği için sürekli hedef gösteriyorsunuz.
Suriye’ye karşı cihatçı katil sürülerine destek vermeniz Alevilere olan düşmanlığınızdan dolayıdır. İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlı olduğunuz dönemde Karacaahmet Cemevi’ni yıkmak isteyen de sizdiniz. Alevilerin ibadet yeri olan Cemevlerine “cümbüş evi” diyende sizsiniz. Aleviler size oy vermediği için sürekli Alevilere saldırıyorsunuz.
Şunu iyi bilin ki Aleviler sizin övündüğünüz o kati Yavuz’a boyun eğmedi size de boyun eğmeyecektir. Alevilerin gözünde zerre kadar değeriniz yok. Sizi başbakan olarak kabul etmiyoruz. Vatandaşları arasında ayrımcılık yapan Alevilere düşman olan birini başbakan olarak görmüyoruz!
Dersimnews.com
-------------------------------------------------------
akp diktası
seçim öncesi tabanını kemikleştirmek için
mezhepçilik olgusunu kulandı
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 23.04.14   #13
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Tayyibistan!!!



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yalanları

in Gündem, MANŞET ÜSTÜ November 19, 2013 4001 kez okundu


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın çeşitli dönemlerde söylediği ve birbiriyle çelişen ifadeler… İşte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tüm yalanları, işte Bir Başbakan iki Erdoğan…
TEK DİL TARTIŞMASI
Meclis’teki bütçe görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada: Değerli arkadaşlarım benim milletimin dili tektir. Bu Türk milleti… Dili tektir…
Erdoğan tek dil ile ilgili Meclis’te kameralar kaşısında yaptığı konuşmayı 2011 Genel Seçimleri öncesinde yaptığı bir mitingte kendisi yalanlıyor ve şöyle konuşuyor: Ben ne tek dil dedim, ne de din dedim. Hiçbir yerde benim böyle bir ifadem yok. Çünkü bunlar yalan makinası…
Başbakan Erdoğan başka bir mitinginde ise ‘tek dil’ demediğini ‘tek din’ dediğini savunmuştu.
Yine aynı Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında tek dil ile ilgili görüşlerini şu şekilde yalanlıyor: Kim söyledi bunu? Tayyip Erdoğan mı söyledi? Beşir Atalay mı söyledi? Hangi sözcümüz böyle bir şey söyledi? Yalan söylüyorsunuz yok böyle bir şey. Kalkıp da halkımızı aldatmayın.
BEDELLİ ASKERLİK KONUSU
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın basın toplantısında yaptığı konuşma: Şahsen ben böyle bir sorumluluğun altına Tayyip Erdoğan olarak giremem. Çünkü parası olan var olmayan var. Parası olan bastıracak parayı askerlikten kurtulacak. Eee.. Parası olmayan da askerlik yapacak… Kimlerle görüştüysem ben, kenar köşedeki izbe yerlerdeki vatandaşım, onlar bu işe hiç sıcak bakmıyor. Ee biz yola çıkarken kimsesizlerin kimi olarak çıktık, sessiz yığınların sesi olarak çıktık. O zaman sormamız lazım, ona göre de adımımızı atmamız lazım.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Meclis’te yaptığı konuşma: Bedelli askerlik yasa tasarısının ayrıntılarına girmeden önce şu hususu da vurgulamak durumundayım.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bir mitingte yaptığı konuşma: Şuanda çalışmalarımızın sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bu hafta içinde olmasa bile önümüzdeki hafta bu işi tamamlayıp hemen adımı atacağız ve bedelli askerlik ile ilgili inşallah yasayı çıkarmış olacağız.
NATO’NUN LİBYA’YA MÜDAHALESİ KONUSU
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan CeBIT Kongre Merkezi’nde yaptığı konuşmada şunları söylemişti: NATO Libya’ya müdahale etmeli midir?… Böyle saçmalık olabilir mi ya? NATO’nun ne işi var Libya’da?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Mekke Ümmü’l-Kurra Üniversitesince fahri doktora ünvanı aldığı törende yaptığı konuşmada şunları söylemişti: NATO Libya’nın Libyalılara ait olduğunu tespit ve tescil için oraya girmelidir.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tüm yalanları – Bir Başbakan 2 Erdoğan
MALATYA KÜRECİK’E KURULACAK OLAN FÜZE KALKANININ KOMUTASI KONUSU
Topraklarımızın genelinde böyle bir şey düşünülüyorsa zaten bu kesinlikle bize verilmeli. Aksi taktirde böyle bir şeyin kabulü mümkün değil.
Buranın komuta sisteminin tamamiyle NATO’da olması gerektiğini söyledik ve bunu savunduk.

EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİN Mİ?
Milletvekili olmadan önce Recep Tayyip Erdoğan: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bak… Yalan… Koskoca bir yalan…
Genel seçimler öncesi Recep Tayyip Erdoğan: Çünkü egemenlik kayıtsız şartsız milletindir… Bunun tartışması olur mu?
DAVOS ZİRVESİNDE GÖSTERDİĞİ TEPKİ KİMEYDİ?
2009 yılında Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’na katılan Erdoğan konuşma sırasında İsrail Cumhurbaşkanı Simon Perez’i sert bir dille eleştirmiş ve “Öldürmeye gelince siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz.” demişti.
Aynı Recep Tayyip Erdoğan “Herhangibir şekilde ne İsrail halkını ne Cumhurbaşkanı Perez’i ne de Musevi halkını hedef aldım. Benim burada tavrım moderatöre olmuştur. Toplanto moderatörüne bir tepki ortaya koydum.” diyerek çark etmişti.
AMERİKA’NIN ORTADOĞU PROJESİ BOP’UN EŞBAKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN
Muhalefetin, Erdoğan’ın Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı olduğunu kendisinin defalarca kez söylediğini gündeme getirmezi üzerine Recep Tayyip Erdoğan şöyle konuşmuştu: Ellerine bir kağıt almışlar Amerika’nın bir projesi diye… Bunu ispat ederlerse biz her şeye varız. Ama İspat edemezlerse alçaktırlar namussuzdurlar. Bu kadar açık konuşuyorum. Bu kadar ağır konuşuyorum.
Oysa ki Recep Tayyip Erdoğan Mehmet Ali Birand’ın 32. Gün programında bile bu açıklamayı yapmıştı ve şöyle konuşmuştu: Özellikle Diyarbakır’a çok farklı bakıyorum. Diyarbakır’ı istiyorum ki… Şuanda Amerika’nın da düşündüğü Büyük Ortadoğu Projesi var ya… Genişletilmiş Ortadoğu… Yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir yıldız olabilir, bir merkez olabilir…
KÜRT SORUNU MU ? TERÖR SORUNU MU?
Kürt açılımı ya da Demokratik açılım konusu ile 2009 yılında Türkiye gündemine gelen Ak Parti’de Recep Tayyip Erdoğan ‘açılımı’ şu sözlerle duyurmuştu: Buna ister Kürt sorunu deyin, ister güneydoğu sorunu deyin… İster doğu sorunu deyin… İsterse son olarak yine adlandırdığımız Kürt açılımı… Ne derseniz diyelim… Bunun üzerine bir çalışmayı başlattık.
Aynı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan genel seçimler öncesindeki bir mitingde şöyle konuşmuştu: Tutturmuşlar bir Kürt sorunu… Ben Kürt sorunu diye bir şey tanımıyorum…
TÜRKİYE’NİN AVRUPA BİRLİĞİNE KATILMASI KONUSU
Recep Tayyip Erdoğan’ın Refah Partisi döneminde yaptığı bir açıklamada: Avrupa Birliği’ne zaten girmeyeceğiz… Ben keramet ehli falan değilim ama haber veriyorum. Almayacaklar bizi… Ama işin hakikatini bilmek lazım. Avrupa Topluluğu Hıristiyan Katolikler Birliği topluluğudur.
Recep Tayyip Erdoğan Başbakan olduktan sonra Meclis’te yaptığı açıklamada ise: “Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde şimdiye kadar Meclisimizin yoğun çalışmalarıyla birçok düzenleme gerçekleştirmişizdir. ” diye konuşmuştu.
TERÖR ÖRGÜTÜYLE GÖRÜŞME YAPILIR MI YAPILMAZ MI?
2010 Referandumu öncesinde bir mitingte konuşan Recep Tayyip Erdoğan: “Ak Parti ve Ak Parti hükümeti hiçbir terör örgütüyle masaya oturmaz. Müzakere yapmaz. Terör örgütüyle hiçbir zaman masaya oturmadık ve hiçbir zaman da oturmayacağız.” demişti.
Aynı Erdoğan 2013 yılında katıldığı ve canlı yayınlanan televizyon programında Ada’yla görüşme yaptırırız. Kimlerle… İşte bu işlerle görevli olan elemanlarımız vasıtasıyla. Halen görüşme var…
Başka bir televizyon programında: Bu arada İmralı’yla ilgili görüşmeler yine olabilir…
TERÖRİSTLE YANAK YANAĞA OLANLA NEYİ KONUŞACAĞIZ?
NTV canlı yayınında Kürt açılımının son dönemdeki sorunlarını dile getiren Erdoğan, “Şimdi terör ile kim içiçe… Terör ile içiçe olanla neyi konuşacağız? Teröristle yanak yanağa, sarmaş dolaş olan bir eş başkanla nasıl olacak da ben konuşacağım? Ben bununla konuştuğum zaman bu ülkedeki şehit anneleri bir Başbakan olarak beni onlarla bir masada gördüğü zaman onlar ne der? Kusura bakmayın… Ben bir tane şehit annesinin gözyaşını bunların hiçbirine değişemem…
Aynı Recep Tayyip Erdoğan birkaç sene sonra yine özel bir TV kanalının canlı yayınında ise “Burada hepsi farklı farklı görüştüğünüzde İmralı ne derse biz onu yaparız. Şuanda İmralı, beklentilerimize cevap verecek noktaya doğru adımlarını atıyor. “

NET GAZETESİ
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 24.04.14   #14
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Tayyibistan!!!


AKP on yıla
binlerce saçmalık sığdırdı





AKP kadroları on yıllık iktidar dönemi boyunca birbirinden "tuhaf" açıklamalar yaptı. Her biri skandal niteliği taşıyan bu açıklamalara bakıldığında, AKP'nin ideolojik ve siyasi tercihlerinin gaf ve saçmalık üretmek için "eşi bulunmaz" bir zemin ortaya koyduğu anlaşılıyor.

AKP'nin on yıllık iktidarı boyunca partinin çeşitli kademelerindeki isimlerden skandal niteliği taşıyan açıklamalar geldi. Hemen her konuda saçmalamayı becerebilen iktidar kadroları, on yıldır ortaya koydukları "performansla" AKP'nin siyaset yapma anlayışını net bir biçimde ortaya koydu. İşte on yıl boyunca AKP kadrolarının ağzından dökülen saçmalıklardan bir demet:


“Son Osmanlı Padişahı I. Recep Tayip Erdoğan”
-Erdoğan, 2004 yılı Mart ayında Türkiye’yi ziyarete gelen Almanya Başbakanı Gerhard Schröder’e ne kadar maaş aldığını sorduğunu söylemiş, sonrasında söyle konuşmuştu, “Schröder'e ne kadar maaş aldığını sordum. 15 bin Euro alıyormuş. Bizimki ise 3 bin küsur Euro. Ticaret yapmasam bu maaşla geçinemem.”

-2005 yılı Şubat ayında TOBB'un kurduğu Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nin açılışında öğrencilerin "girişimci ruhunu" okşamak istedi, “Benim felsefem şu: Oku, düşün, uygula, neticelendir. Benim zamanımda nice arkadaşım vardı, çok okurlardı, kütüphaneleri vardı. Hep 10 alırlardı. Şimdi sefilleri oynuyorlar” açıklaması yaptı.-2005 yılı Nisan ayında halka seslenirken işsiz bir vatandaşın “satılık böbrek var” yazan döviz açması üzerine sinirlenerek vatandaşa “kusura bakma sakatatçı dükkanı değil burası” diyerek dalga geçti.
-2005 yılı Kasım ayında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türban yasağını onaylaması üzerine “Türban konusunda söz söyleme hakkı AİHM’nin değil din ulemasınındır” ifadelerini kullandı.
-2006 yılı Şubat ayında Mersin’de Kemal Öncel isimli bir vatandaşın “2 senedir anamız ağlıyor” şeklindeki tepkisine önce “Artistlik yapma” diyerek cevap verdi, hızını alamadı "Hadi ananı al git buradan" dedi.
-2007 yılı Ekim ayında TBMM'de kadın kotası isteyen ve örnek olarak Ruanda’yı gösteren Ka-Der Başkanı Hülya Gülbahar'a, “Sen Ruanda mı olmak istiyorsun, buyur ol” dedi. Milletvekili adayı olan kadınlara kota ayıran Ruanda dünyada kadınların en yüksek oranda temsil edildikleri ülkeydi.
-2008 yılında 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı Taksim Meydanı’nda kutlamak isteyen sendikaların kararlı tutumuna “Ayaklar baş olursa kıyamet kopar” sözleriyle karşılık verdi.

-2009 yılı Eylül ayında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın 100 milyon TL’lik “Eğitime Katkı Projesi” protokol imza töreninde konuştu,”Gençlik bizim çok önemli bir sorunumuz. Bakınız sulu-kuru her türlü kötü alışkanlıklar gençliğimizde var” dedi.

-2009 yılı Aralık ayında köşe yazarlarına hitaben “ne kadar az yazarsanız ülke o kadar huzur bulur. Geçmişte bir köşe yazarı haftada bir ya da iki kez yazardı. Ama şimdi her gün...” şeklinde konuştu.
-2010 yılında 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda yerine oturan ve “Ben konuşmama başlayayım mı?” diye soran ilkokul öğrencisi 10 yaşındaki Elgin Koçubaba’ya “Yetki sende asarsın da kesersin de” diye karşılık verdi.
-2010 yılı Mayıs ayında Zonguldak’ta 30 madencinin hayatını kaybetmesi üzerine şu ifadeleri kullandı: “Üzüntümüz büyük. Ama bu bölgenin insanı bu tür olaylara alışık. Şöyle 20 yıl gerisine gidiyorum. 90’lı yıllardan bugüne Zonguldak’ta bu tür faciaları hep yaşadık. Kömür ocaklarına ben de indim. 2 bin metre derinlikte madencilerin nasıl çalıştığını gördüm. Onlarla iftar yaptım. Bu mesleğin kaderinde bu var.”
-2010 yılı Temmuz ayında kadın örgütleri ile yaptığı “demokratik açılım” toplantısında, “Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum. Onun için fırsat eşitliği demeyi tercih ediyorum. Kadınlar ve erkekler farklıdır, birbirinin mütemmimidir” dedi. Toplantıya katılan kadınlar toplantının ardından, “Başbakan bizi şoke etti” açıklaması yapmak zorunda kaldı.
-2011 yılı Ocak ayında Ermeni-Türk kardeşliğini simgeleyen Kars’taki insanlık anıtı için “ucube” benzetmesi yaptı, heykel kısa süre sonra yıkıldı.
-2011 yılı Mayıs ayında yasa dışı şekilde kaydedilen ve yine yasa dışı şekilde internete verilen kasetleri değerlendirirken, “Hala bu medya, bu siyasiler 'İnsanın özeline karışıyor' diyorlar. Yahu kendi eşiyle mi bir şey oluyor da özel oluyor. Bu özel değil, bu genel genel. Bu genel bir ahlaksızlıktır” dedi.
-3 Haziran 2011 tarihinde Ankara'daki Hopa Mitingi’nde polis tarafından kalçası kırılan Halkevleri MYK üyesi Dilşad Aktaş için "kız mıdır, kadın mıdır bilemem” şeklinde konuştu.
-2012 yılının Ağustos ayında Karacaahmet Mezarlığı’nın yanına yapılan cemevi için de “ucube” sıfatını kullanan Erdoğan, “Ben zaten sana ruhsat vermem dedim, yıkarım dedim. Bunlar kaçak inşaata başladılar, ben de dozeri gönderip vurdum” diye konuştu.
-2012 yılı Mayıs ayında partisinin kadın kolları kongresinde konuştu, hem kürtaj hakkına sahip çıkmak isteyen kadınları hedef alan bir açıklama yaptı, hem de kadınların yasal hakkını altında AKP imzası olan bir katliamla eş tuttu. "Yatıyorsunuz kalkıyorsunuz Uludere diyorsunuz. Her kürtaj bir Uludere'dir diyorum” dedi.
-2012 Eylül ayında yaptığı konuşmada, Suriye yönetimini hedef aldı, kendisini işgal ordusu kumandanı sanan Erdoğan, “En yakın zamanda Şam'a gidip, Emevi Camisi’nde namazımızı kılacağız” dedi.

2012 yılı Mart ayında Sivas katliamı davasında zamanaşımı kararı verilerek katliamcıların cezasız bırakılmasını, “Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun. Yıllar yılı içerde olan vatandaş, içlerinde kaçak olanlar vardı” diye değerlendirdi.
İktidarın kemiksiz dili Bülent Arınç
-2004 yılı Nisan ayında TBMM başkanı olduğu dönem gazetecilerin 23 Nisan resepsiyonu davetiyelerine neden eşinin adını yazdırmadığını sormaları üzerine "Bunun karşılığı, şeyini şey ettiğimin şeyidir. Bunu bana tekrar niye soruyorsunuz" ifadelerini kullandı.
-2005 yılı Haziran ayında Manisa Dericiler Sitesi Başkanı Hüseyin Akdede’nin "Sayın Başkanım size ağabey olarak hitap etmek isterim" demesi üzerine "Bülent Ersoy deme de, ne dersen de" şeklinde cevap verdi.
-2006 yılı Mayıs ayında Alparslan Aslan’ın Danıştay’a yaptığı silahlı saldırının ardından şu korkunç açıklamayı yaptı: “Şu anda hastanede bulunan Sayın Bayan Ayfer Hanım'ın da bu karara çekince koyduğunu hepimiz biliyoruz. Yani bu saldırgan o karardan (türban kararından) infial duyarak bu karara imza atan kişilere karşı bir eylem düşünmüşse, bu karara muhalif kalan bir insana silahını boşaltmaması gerekirdi.”
-2006 yılı Temmuz ayında resmi ziyaret için bulunduğu Moskova’da "Lenin'i ölü görmek çok güzel" dedi.

-2009 yılı Aralık ayında BDP milletvekili Emine Ayna için, "Çok garip bir yaratık. Allah akıl fikir versin" sözlerini kullandı.

-2011 yılı Ocak ayında Osmanlı Padişahı Kununi Sultan Süleyman'ın hayatını konu alan Muhteşem Yüzyıl dizisine ilişkin konuştu, “Türk büyükleri”ne hakaret edilmesinin yasaklanmasını istedi, ““Ben büyük bir endişe içindeyim. Kanuni gibi birinin harem, içki düşkünü değişik ilişki içerisinde göstermek... Ben üzüntü duyuyorum” dedi.

-2011 yılı Ocak ayında yaşam tarzına ilişkin kaygıların yapay olduğunu savundu, "Hayat içkiden ibaret değil. Hayat seksten ibaret değil. Bir kısım çağdaş düşünceye sahip olduğunu söyleyenler sadece içki ve seksle olaylara bakıyorlar” dedi.
-2012 yılı Eylül ayında görüştüğü kadın gazetecilere BDP’li kadın milletvekilleri ile ilgili, “"BDP'lileri nasıl kadın sayıyorsunuz? Her biri polis iteliyor, tokat atıyor, her biri otobüs üzerine çıkıp acayip şeyler söylüyor" ifadelerini kullandı.

Herkese “böyle bakan mı olur?” dedirten adam: İdris Naim Şahin
-2011 yılı Kasım ayında BDP üyesi Prof. Dr Büşra Ersanlı’nın tutuklanmasını haklı göstermek için şu ifadeleri kullandı: “Profesör hanımefendinin 80 öncesi gençlik yıllarına bakın. Akrabalarının kim olduğunu, eniştesinin tutuklu olduğunu göreceksiniz.”
-2011 yılı Ekim ayında Van depremi sonrası bölgeye yaptığı ziyarette depremzedelere üç çeşit tatlı verildiğini öğrenince yanında bulunan Diyanet İşleri Başkanı’na dönüp “Sayın başkanım biz de buraya bir çadır kuralım, mekân tutalım gibi geliyor” diyerek “espri anlayışı”nı ortaya koydu, sonrasında 10 kişinin bir arada kaldığı çadırın sakinlerine dönerek “Koskocaman sarayda oturuyorsunuz bir gel dediğiniz yok” dedi.
-2012 yılı Nisan ayında 5 TEDAŞ işçisinin öldüğü yer olan Aşkale'de yaptığı inceleme sırasında kaymakamlık önünde 60 yaşındaki Mustafa Boğaçayır isimli vatandaşın "Sayın bakanım, senin geldiğine çok sevindim" demesi üzerine, "Yok ya. Nerden bileyim sevindiğini? Hadi bir takla at ya da oyna bir göreyim. Çal bakayım davulcu" cevabını verdi.
-2012 yılı Ağustos ayında kendisini eleştiren gazetecilere, “Ağzına tıkarım o yazıları senin” diye seslendi.
-2012 yılı Ağustos ayında pek çok ölüme sebebiyet veren biber gazını, "Gazımız kaliteli ve doğal. Ülkemizde gaz mühimmatlarından kaynaklanan bir ölüm vakası yaşanmamıştır" diyerek savundu.
-CHP’li bir vekilin, “Son bir yıl içerisinde kaç belediye soruşturma kapsamına alınmıştır, bu belediyelerin partilere göre dağılımı nedir, soruşturma izni vermediğiniz kaç AKP'li, kaç muhalefet belediyesi vardır?” sorusuna, karşılık olarak “Bu soru çok sıklaştı", "Beklediğimiz sorular bunlar" dedi. Ancak sorulara cevap vermektense kulağını kaşımayı tercih etti.-2012 yılı Mayıs ayında 34 kişinin hayatını kaybettiği Uludere Katliamı’na ilişkin konuştu, “Filmin bütününe bakılınca özür dilenecek bir şey yok" dedi. Türkiye tarihinin en kanlı olaylarından birini “film” olarak niteledi.
-2012 yılı Eylül ayında CHP’li İdris Yıldız’ın emniyetin kullanacağı yeni demir coplar için verdiği soru önergesini yanıtladı, “yeni coplar sokakta vatandaşa sunulan güvenlik hizmetini daha kaliteli hale getirecek” dedi.
AKP'de kadro "geniş"
Egemen Bağış: Maltepe'de esnaf ziyareti sırasında bir dükkanın duvarında bulunan Ernesto Che Guevara posterine işaret ederek, "Che de yaşasaydı AKP'ye oy verirdi" dedi.

-"Mesleki Eğitimde Yeni Fırsatlar: Leonardo da Vinci Programı'nın Mesleki Hareketliliğe Katkısı" konulu izleme toplantısında yaptığı konuşmada, ‘Geçen gün kamyon sürdüm, Leonardo da vinci’ dedi, kendisi hariç kimse gülmedi.
-BBC'de yayımlanan Hardtalk programına konuk oldu. Programda kendisine tutuklu gazetecileri soran sunucu Stephen Sackur'a, "Gazeteci kimliği taşıyıp, bir başkasına tecavüz ederken yakalananlar var. Banka soyarken yakalananlar var" cevabını verdi.

-Fransa Ulusal Meclisi’nde görüşülen “Ermeni Soykırım Yasa Tasarısı”na ilişkin Başbakan’ın yaptığı açıklamalara verdiği desteği "biraz" abarttı, “Başbakanımızın açıkladığı Fransa'ya yaptırım kararları Sarko'ya kapak olsun. Umarım aklını başına toplar ve bu akla ziyan tasarıyı geri çeker” dedi.
-Meclisten Suriye’ye savaş tezkeresinin geçmesinin ardından, "Bugün Türkiye'nin askeri gücü Suriye'yi birkaç saat içerisinde yok edecek noktadadır çok şükür” dedi.
Mehmet Şimşek: 2010 yılı Ocak ayında, tüm haklarının ellerinden alınmasına karşı dondurucu soğuğa rağmen direnen Tekel işçileri için şu sözleri söylemişti: Bizim hükümetimizin varsa bir hatası özelleştirme sonrasında ortaya çıkan, açıkta kalan işçilerimize karşı merhamet göstermesi. Eğer bir hata varsa o da merhametli olunmasından kaynaklanıyor."

Faruk Çelik: 2008 yılı Şubat ayında son 8 ayda 18 işçinin iş kazalarında hayatlarını kaybettiği Tuzla’da işçilerinin eylem yapmaları üzerine “Yatıyoruz Tuzla, kalkıyoruz Tuzla” sözleriyle tepki gösterdi. Bu sözleri Çalışma Bakanı sıfatıyla söylediğini hatırlatalım.
Taner Yıldız: 2010 yılı Aralık ayında, Tes-İş Sendikası Genel Kurulunda konuşma yaparken “Bizler gelişmekte olan Türkiye olarak mutlaka yeri gelecek 16-18 saat çalışabileceğiz” şeklinde konuştu.

Ömer Dinçer: 2010 yılı Mayıs ayında, Zonguldak’ta grizu faciasında hayatını kaybeden madenciler için “Madencilerimin bedeninde herhangi bir yanık yoktu, güzel öldüler” dedi.
-Atanamadığı için yirminin üzerinde genç öğretmen bunalıma girip intihar etmişken Paris’te yapılan UNESCO toplantısında “atanamamış öğretmenler diye uyduruk bir sorun çıkardılar” açıklamasında bulundu.
-2010 yılı Ocak ayında haklarını kaybetmemek için direnen Tekel işçilerine hitaben “Ülkemizde bu şartlarda çalışacak çok insan var” sözleriyle ülke insanına ucuz emek gücü olarak baktığını ortaya koydu.

Dengir Mir Mehmet Fırat: 2009 yılı Nisan ayında Kemal Kılıçdaroğlu ve Melih Gökçek’in canlı yayında Uğur Dündar hakemliğinde çıkacakları düelloya ilişkin görüşünün sorulması üzerine “Valla Melih daha şıllıktır, Melih PKK’dan girer genelevden çıkar” cevabını vermişti.
Beşir Atalay: 29 Ekim’de Van Depremi sonrası insanlar enkaz altında kurtarılmayı bekleyerek can verirken ülke dışından gelmek isteyen arama kurtarma ekiplerinin kabul edilmemesini şu sözlerle açıklıyordu: “Hangi ülkeler hemen aradı, yardım gönderme teklifinde bulundu, elimizde listeler var. Tabii öncelikle kendi potansiyelimizi görmek amacıyla arama kurtarma yardım ekipleri bekletildi.”
Kemal Unakıtan: 2003 yılı Eylül ayında Petkim’in özelleştirilmesine karşı çıkanlara karşı "Ülkenin işgal altına girdiğini söylüyorlar. Gelsinler işgal etsinler!" demişti.

-2003 yılı Nisan ayında Tekel’in özelleştirilmesi konusunda “Babalar gibi satarız” demişti.
-2003 yılı Eylül ayında Tüpraş’ın özelleştirilmesine ilişkin "parayı veren düdüğü çalar. Tüpraş'ı Ruslara satar mısın diyorlar. Satarım arkadaş" demişti.
-2003 yılı Eylül ayında Seka’nın özelleştirilmesi konusunda şunları söyleyerek yağmanın saati olmadığını göstermişti: “Staratejik yer imiş. Ne stratejisi, önemli olan müşteri bulmak. Müşteri gece gelsin, pijamayla çıkarım karşılarına. Seviyorum bu işleri arkadaş

Nihat Ergün: Van depreminin ardından AKP’nin deprem vergisi olarak toplanan paraları başka yerlere harcadığı ortaya çıkınca, çareyi verginin varlığını inkar etmekte buldu, “Deprem vergisi diye bir vergi yok” dedi.
Recep Akdağ: Kendisinden daha iyi çalışma koşulları isteyen görme engelli bir vatandaşa, "Gözlerin görmediği halde sana iş vermişiz, daha ne yapalım" dedi. İnsanlık sınırını en fazla zorlayanlardan biri oldu.
Hayati Yazıcı: Tekel işçilerinin eylemine “provokatörler” karıştığını iddia etti, “İşe şeytan karıştı, PKK'lisi de dahil bu işe fitne sokmaya başladı" diye konuştu.

Melih Gökçek: 2009 yılı Şubat ayında Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Karayalçın’ın projelerini palavra olarak niteleyip, Karayalçın’a hitaben “iktidar biziz parayı nereden bulacaksın” şeklinde konuşarak merkezi iktidarın muhalefet partisi belediyelerine yeterli kaynak sağlamadığını itiraf etmişti.
-2009 yılı Eylül ayında Ankara’da sel beklenmesi üzerine halkla dalga geçercesine “Sel riski varsa üst kattaki komşunuzda kalın” dedi.
-Geçtiğimiz kış kar yağışı sonrası belediyenin yetersiz kaldığını, yollarının buzlu olduğunu söyleyen bir vatandaşa Twitter’daki hesabından “Murat inan yollar tuzlu. Nasıl inandırayım bilmiyorum ki, tatsan mı acaba” şeklinde “espri” yapmıştı.

Diğerleri
AKP Muğla Milletvekili Ali Boğa 4+4+4 yasasının kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, “Şu anda bir şans geçti elimize. Biz bütün okulları, elbette bu okulların kaydında kuydunda sayıyı artıracağız. Ama bütün okulları imam hatip okulu yapma şansını elde etmiş durumdayız” dedi. 4+4+4 yasasının ne için çıkarıldığını “en iyi” özetleyenlerden biri oldu. Ancak kendi torununu Fransız kolejine göndermeyi tercih etti.
Rize Belediye Başkanı AKP'li Halil Bakırcı, Kürt sorununa çözüm olarak "ikinci eşlerin Doğu'dan alınmasını" önerdi. “İnsanlar, evlilik ihtiyaçlarını metres veya benzer şekilde tamamlıyor. Bu tip insanların bunlara girmemesi lazım. Bu bölgelerden evlilik ve hısımlıkları artırarak, devletin de teşvikiyle önümüzdeki 30 yıl gibi bir sürede yaşanan sorunların aza ineceğine ve çözüleceğine inanıyorum” dedi.

AKP Ünye Tanıtım ve Medya Başkanı Süleyman Demirci sosyal paylaşım sitesi Facebook’a başı açık kadınlar için "Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer. Perdesiz ev ya satılıktır ya da kiralıktır" yazdı.
AKP Aydın eski İl Başkanı İsmail Hakkı Eser, “Başbakanımız bizim için ikinci peygamber gibidir” dedi gelen tepkiler üzerine istifa etmek zorunda kaldı.(soL-Haber Merkezi)
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (24.04.14 Saat 20:03 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 27.04.14   #15
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Tayyibistan!!!


KEŞKE HAREMİNLE MEKTUPLAŞSAYDIN ERDOĞAN…


Ahmet Nesin | 21 Nisan 2014 | Alt Manşet, Gündem, Manşet Altı Gündem Haber,
Numaralı Haberler, Yazarlar

“Şu an bu ülkenin bir başbakanı var ve haremi olduğunu kendi söylüyor, bunu söyledikten sonra seçim kazanıyor, bu ahlaka mugayir sayılmıyor, Türk aile yapısına uygun bulunuyor, muhteşem halkımız kendisine oy veriyor ama Aziz Nesin’in çocukların mektuplaşmaları üzerine kurduğu romanını öneren 13 öğretmen soruşturmaya uğruyor. Bence bu onlar için onurdur.”



Ahmet Nesin / Türkiye siyasetini uzun zamandır dinlemeler ve çekilen videolar idare ediyor. Doğal olarak da herkes kıçından korkuyor, ben ne zaman dinlendim yada filme alındım korkusu doruk noktasında.
AKP son genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan da bu dinlemelere takılmış biri, o yüzden son seçimlerde 11 yıldır sahte kankası gibi davrandığı Fethullah Gülen’e ateş püskürdü. Erdoğan’ın konuşmalarında daha çok paranın nasıl saklanması üzerine ders notları çıktı, hangi çocuğunun daha yetenekli para saklayıcısı yada yok edicisi olduğunu kendisinin konuşmalarından öğrendik.
Bu arada önceki gün hırsızlık konuşmaları olduğu iddia edilen Erdoğan’ın Türkiye’sinde yeni bişey yaşadık, Aziz Nesin’in “Şimdiki Çocuklar Harika” kitabını öğrencilerine öneren 13 öğretmen hakkında soruşturma başlatılmış. Herkes şaşkın şaşkın beni aradı, Paris’te Cumhuriyet ve Birgün gazetelerini bulamadığımdan eşime alması için telefon ettim. Gerekçesini gelince öğrendim: “Küfürlü ve Türk aile yapısına uygun olmayan içerik.”
Aziz Nesin’in hangi kitabında küfür var, doğrusu okumadığım 3-5 kitabında varsa bilemem ama ben okuduğum kitaplarda küfür anımsamıyorum. Günlük yaşamında küfür etmeyen Aziz Nesin kitaplarında niye küfür etsin, onu da anlamış değilim.
“Şimdiki Çocuklar Harika” kitabı 2 küçük çocuğun, Zeynep’le Ahmet’in mektuplaşmalarıdır. Aynı okula giden ve aynı apartmanda oturan çocuklardan birinin babası başka şehre tayin olur ve çocuklar mektuplaşmaya başlar. Mektuplarda büyüklerini eleştirirler, çarpık sisteme takıntılıdırlar esasında. Çocuk kitabı gibi algılanan kitap esasında öğretmen ve anne babalar içindir.
Bu arada Erdoğan tapeleri çıktığında bir tümce kullandı, “Haremimize kadar girmişler…” dedi. Haremin ne olduğunu burada açıklamama gerek olduğunu sanmıyorum, zaten bilmeyenler de “Muhteşem Yüzyıl” dizisinden öğrenmiştir.
Şu an bu ülkenin bir başbakanı var ve haremi olduğunu kendi söylüyor, bunu söyledikten sonra seçim kazanıyor, bu ahlaka mugayir sayılmıyor, Türk aile yapısına uygun bulunuyor, muhteşem halkımız kendisine oy veriyor ama Aziz Nesin’in çocukların mektuplaşmaları üzerine kurduğu romanını öneren 13 öğretmen soruşturmaya uğruyor. Bence bu onlar için onurdur.
Türk aile yapısına uygun olmayan nedir diye düşündüm 3 gündür. Bence bir kız çocuğuyla erkek çocuğunun arkadaşça mektuplaşmaları uygun gelmemiştir o kafasız kafaya.
Keşke mektuplaşmanın önemini anlayacak zihniyette olsaydın Erdoğan, Türk aile yapısına uygun hareminle mektuplaşmaların olaydı da biz de onları kitap halinde basaydık. O zaman belki ben de sana oy verir, ne moderen başbakanım var, diye kasım kasım kasılırdım. Şimdiki başbakanlar harika…
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 06.08.14   #16
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Tayyibistan!!!


Bilal suç işledi' diyemezsiniz

BirGün Gazetesi’nde 19 Şubat 2014 tarihinde yer alan “Şehzade Bilal Örgüt Yöneticisi” haberine İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından düzeltme ve cevap kararı verildi.


BirGün Gazetesi’nde 19 Şubat 2014 tarihinde yer alan “Şehzade Bilal Örgüt Yöneticisi” haberine İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından düzeltme ve cevap kararı verildi. Benzer birçok davada olduğu gibi bu kararın altında 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nden Onur Özsaraç’ın imzası var. Başta BirGün olmak üzere gerçeği yazan her gazete son günlerde aleyhlerine açılan davalarla boğuşmak zorunda kalıyor. Başbakan Erdoğan’ın ailesi ve yakın çevresi adeta mahkemeler tarafından koruna zırhına alınmış durumda. Özellikle İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi Tayyip Erdoğan, Bilal Erdoğan, Serhat Albayrak, Rıza Sarraf gibi isimlerin geçtiği her haberle ilgili düzeltme ve cevap kararları alıyor.

MAHKEME KARARI BİLE İPTAL EDİLİYOR

İstanbul 2. Asliye Mahkemesi Hakimi Onur Özsaraç yine çok tartışılacak bir karar imza attı. Gazetemizde 19 Şubat 2014 tarihinde yer alan “Şehzade Bilal örgüt yöneticisi” haberine hiçbir inandırıcı gerekçe göstermeden, üstelik İstanbul 31. Sulh Ceza Mahkemesinin aksi kararına rağmen tekzip metnini yayınlaması kararı aldı. Tartışmalı karar öncesi yaşananlar ise mahkemenin niyetini açıkça ortaya koyuyor. Haberde adı geçen Yassen Abdullah A Kadı’nın (Yesin El Kadı) 14 Nisan günü noter aracılığı ile gazetemize düzeltme ve cevap talebinde bulunmuştu. BirGün Gazetesi bu talebe itirazda bulunmuş ve konuyu 31. Sulh ceza Mahkemesine taşımıştı. İstanbul 31. Sulh Ceza mahkemesi itirazı yerinde bularak “habere yönelik tekzip metni yayınlanması talebin reddine” kararı vermişti.


2. ASLİYE CEZA’DAN KORUMA KALKANI

31. Sulh Ceza Mahkemesi’nin Kararına Erdoğan ailesi ve yakınları ile ilgili yapılan diğer haberlerde olduğu gibi yine devreye İstanbul 2. Asliye Mahkemesi devreye girdi. Önce 31. Sulh Ceza mahkemesi kararını bozdu sonrada BirGün Gazetesi aleyhine düzeltme ve cevap kararı verdi. Bu karar İstanbul 2. Asliye mahkemesi ve Hakin Onur Özsaraç için ilk değil. Daha öncede 450 karakterden menkul haberlere bile 5 bin karakterden oluşan tekzip kararları mevcut. 2. Asliye mahkemesi ve Onur Özsaraç sistematik bir şekilde istedikleri kararları aldırmak için Erdoğangillerin başvurduğu bir merkez haline gelmiş durumda. İçerik, yer, tarih ve kişi kim olursa olsun dava mutlaka bu mahkemeye ve yargıca gidiyor. Bugüne kadar da Erdoğan, ailesi ve yakınlarını üzecek tek karara imza atılmamış durumda.

-----------------------------------------------------------------
AKP'den HSYK’ya operasyon hazırlığı

AKP, HSYK’da ‘’Cemaat etkisi’’ni yok etmek için ‘’Her hakim ve savcının tek bir adaya oy vermesi’’ni sağlayacak yasa değişikliğine hazırlanıyor


AKP, HSYK’da ‘’Cemaat etkisi’’ni yok etmek için ‘’Her hakim ve savcının tek bir adaya oy vermesi’’ni sağlayacak yasa değişikliğine hazırlanıyor

NURCAN GÖKDEMİR

AKP, uygulamada karşılaştığı her güçlüğü aşmak için yasa değiştirme alışkanlığını sürdürüyor. Hükümet, HSYK’yı da hükümete yakın hakim ve savcılardan oluşturmak amacıyla yasa değişikliğine hazırlanıyor. AKP Hükümeti, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra 15 Eylül’e kadar açık tutmayı planladığı Meclis’ten, Ekim ayındaki HSYK seçimlerine dönük bir düzenlemeyi geçirmeyi amaçlıyor. Bu düzenlemeyle cemaatin kuruldaki etkinliğinin yok edilmesi planlanıyor. BirGün’ün edindiği bilgiye göre, Adalet Bakanlığı’nda hazırlanan ve Bakan Bekir Bozdağ’ın bugün hukukçu milletvekilleri ile yaptığı toplantıda da gündeme getirdiği düzenleme, HSYK Yasası’nda değişiklik öngörüyor.

TEK KİŞİDEN TEK OY


AKP’nin bu yasama yılında yasalaşan yeni HSYK Yasası’na eklemeyi planladığı ancak tepkiler üzerine sadece Danıştay ve Yargıtay seçimleri için getirdiği ‘’Tek kişiden tek oy’’ uygulamasını HSYK seçimlerinde de uygulamayı hedefliyor. Buna göre, Anayasa Mahkemesi’nin iptal ederek Yargıtay ve Danıştay’da da uygulanmasını engellemesine karşın hükümet, ‘’Bir hakim ve savcının bir adaya oy vermesi’’ uygulamasını HSYK için getirecek. Yasa yürürlüğe girerse seçimlerde cemaatin kendi listelerine blok halinde oy vermesi ve kuruldaki etkinliğini sürdürmesi önlenecek. AKP’nin, TBMM'yi Torba Yasa Tasarısı’nın görüşmelerinin ardından da çalıştırarak, HSYK ile ilgili düzenlemenin yanısıra avukatların soruşturma dosyalarını incelemelerini sınırlayan yasa teklifini de yasalaştırmayı planladığı bildirildi.

''HAKİM VE SAVCILARI MECLİS ETRAFINDA TOPLARIZ''


Yargıçlar Sendikası Genel Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, hükümetin yapmayı planladığı değişikliği BİRGÜN’e yorumlarken, ‘’Cemaatle aralarında sorun yaşanınca daha önce yaptıkları düzenlemeden istedikleri sonucu elde edemeyeceklerini anladılar’’ dedi. Mevcut yapıda en çok blok oy kullananın tüm üyeliklere hakim olduğunu belirten Eminağaoğlu, ‘’Hükümet bu tabloda kendisi gerilerde kalıyor, bu nedenle değişiklik zorunlu oldu. Yerelden 2-3 üyeye ihtiyaçları var. Bu değişiklikle bunu sağlayabilirler. Ancak bu değişiklik büyük tepki yaratır. Görülmemiş bir eylem yapar getirebildiğimiz kadar hakim ve savcıyı Meclis’in etrafına toplarız. Bunu uluslararası platforma taşırız’’ dedi.

BİRGÜN
------------------------------------------------------------------


HARAMİLERİN YÖNETİMİNDE,
HIRSIZLARA HIRSIZ TABİKİ DENMEZ,
ÇÜNKÜ İKTİDARLARI HIRSIZLIK ÜZERİNE KURULMUŞTUR,
KENDİ HUKUKUNU,
KENDİ POLİSİNİ YARATAN İKTİDAR,
TABİKİ HIRSIZLAR İKTİDARIDIR!!!!!
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (06.08.14 Saat 16:59 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.08.14   #17
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Tayyibistan!!!


3'üncü havaalanına
Erdoğan'ın ismi verilecek


ANKARA - DİHA
Güncellenme : 13.08.2014 13:49
Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, İstanbul'da yapılmakta olan 3'üncü havaalanına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın isminin verileceğini açıkladı.

Marriot Otel'de yapılan 'Milas-Bodrum Havalimanı Kira Ödemesi' törenine katılan Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, İstanbul'da yapılmakta olan 3'üncü havaalanına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın isminin verileceği iddialarına ilişkin açıklamalar yaptı. Erdoğan'ın 12 yıllık Başbakanlık geçmişinde ülkenin kalkınmasında büyük rol oynadığını savunan Elvan, bir gazetecinin, "Havaalanına ismi verilecek mi?" şeklindeki sorusuna, "Evet" diye yanıt verdi.

--------------------------------------------
BU KONU BAŞLIĞI DOĞRU AÇILMIŞ NEREDEYSE
BEŞ ALTI AY OLDU,
HAVA ALANINA DEGİL,
ÜLKENİNİ İSMİNİ DEGİŞTİRMEK LAZIM,
TAYYİBİSTAN diye.ÜLKEYE ADI VERİLMELİ,
ŞAKŞAKCISI BOL OLAN ÜLKENİN DİKTATÖRÜ EKSİK OLMAZ
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (13.08.14 Saat 19:44 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 27.08.14   #18
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Tayyibistan!!!




TAYYİBİSTAN
bu gün resmiyete döküldü!!!!!!!!!!!!
27.08.2014
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (27.08.14 Saat 20:15 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 27.08.14   #19
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Tayyibistan!!!


AKP kongresini
değerlendiren akademisyen ve yazarlar:
Erdoğan egemenliği sürecek




27 Ağustos
15:01
2014
Yazdır

🌄Resimler ile Kaydet
💾Kaydet
ANKARA (DİHA) - AKP'nin 1. Olağanüstü Kongresini değerlendiren akademisyen ve siyasetçiler, AKP'nin geleceğinin bundan sonra da Erdoğan tarafından belirleneceğine dikkat çekti.

Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından zorunlu olarak yapılan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun yine Erdoğan tarafından tek aday olarak gösterildiği AKP 1. Olağanüstü Kongresini değerlendiren akademisyen ve yazarlar, AKP siyasetinde bir değişim beklenmeyeceğini ve Erdoğan egemenliğinin AKP üzerinde süreceğini ifade etti.

HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, Recep Tayyip Erdoğan'ı Başbakan olduğu dönemden tanıdıklarını belirterek, "O dönemde de süreçle alakalı olarak dili hiçbir zaman değişmedi. Yeni bir sayfa açıyoruz, yeni bir döneme giriyoruz, süreci hep hassas olduğu bir dönemdeyiz belki de artık barışacak bir süreçteyiz. Böyle ümit ediyoruz ve beklentilerimiz bu yönde. Ama yeni seçilmiş bir cumhurbaşkanının bu konuda diline ve üslubuna dikkat etmesi gerektiğinin altını önemle çiziyoruz" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın süreci çok yakın takip eden bir insan olduğunu söyleyen Buldan, şunları söyledi: "Başbakanlığı döneminde bu süreç başladı. Kendisi de bu sürecin içerisindeydi. Dolaysısıyla bu süreçte, dilin ve üslubun önemli olduğunu kendisi bizden daha iyi bilir. Biz her zaman dilimiz ve üslubumuza dikkat ettik. Ancak, hiçbir zaman onlardan bu karşılığı görmedik. Kısaca, Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı döneminde artık bu dilinden ve üslubundan bir an önce vazgeçmesi gerektiğini, konunun bir 'Terör sorunu' olmadığını sorunun 'Kürt sorunu' olduğunu hatırlatmak isteriz. Bir de kendisiyle süreçle alakalı olarak yapacağımız görüşmelerde bunu ifade etmeye çalışacağız. Böyle bir üslubun sürecin ruhuna uygun değildir."

'Çözüm süreci açısından ortada bir belirsizlik var'

Siyaset Bilimci Doğu Ergil ise AKP Kongresi açısından değerlendirilecek bir şey olmadığını belirterek, "Ortada değerlendirilecek bir şey mi var. Yazılmış ve sonucu beli olan bir senaryo var ortada ve herkes onu oynuyor. Herkes önüne konulan notları okuyacak ve öyle mesajlar verilecek. Böyle bir kongre nasıl değerlendirilir ki" diye konuştu.
Ergil, Davutoğlu AKP'sinin siyasetinde de değişen bir şey olmadığını ve Kürt sorunu konusunda da tek belirleyenin Erdoğan olduğunu belirterek, "Kendinizi sıkı bir İslamcı olarak nitelendirir, Kürtlüğün ve diğer bütün kimliklerinizden vazgeçerseniz, herşey çok iyi olur. Değilse bu siyasettin size sunacağı bir şey yok" diye konuştu. Ergil, çözüm süreci açısından da ortada işleyen ve ilerleyen bir süreç görmediğini belirtti.

'Asıl belirleyen Erdoğan olmaya devam edecek'

Akademisyen Fatmagül Berktay ise AKP'nin yaptığı kongre ile politikasında pek bir değişiklik olmayacağı ve "asıl belirleyenin Erdoğan olmaya devam edeceği" yönündeki değerlendirmeleri paylaştığını söyledi. Kürt sorunu ve çözüm süreci konusunda da, "Kısa vadede olumlu bir karar alınır diye düşünüyorum. Uzun vadede ne olur emin değilim. Yol haritasını açık seçik görmüyorum. AKP politikaları son derece güncel konjoktöre göre belirleniyor, ilkelere göre değil" dedi. Davutoğlu'nun AKP'de bir siyaset değişiklik yapabilme ihtimali bulunmadığını ve Başbakanlığa da Erdoğan'ın "etkinliğini kabul etmesi" üzerinden getirileceğini belirten Berktay, "Erdoğanın gölgesinde kalacağı ve yeni bir siyaset belirleme gücünün olmayacağı değerlendirmelerine katılıyorum" dedi. "Davutoğlu Parlamenter Demokratik sistemin başbakanı olmayacak" diyen Berktay, "Fiilen başkanlık sistemine doğru bir gidiş var ve buna uygun bir isim olduğu için Davutoğlu belirlendi" diye konuştu.

Yine de Türkiye'nin dış politikasında bir parça değişiklik olabileceğini ifade eden Berktay, "Ortadoğu politikasında Suriye-IŞID konularında bir miktar değişiklik olabileceğini bekliyorum. AKP'nin öyle bir esnekliği var" dedi. Türkiye'nin şimdiye kadar destek verdiği IŞİD'e gelinen aşamada bir parça mesafe koyduğunu ve bunu sürdürebileceğinin altını çizen Berktay, Türkiye'nin Rojava'ya yönelik politikalarında da kısa vadade bir takım değişiklikler olabileceğini sözlerine ekledi.

Aydıntaşbaş: 1920 meclisi vurgusunu önemsiyorum

Milliyet yazarı Aslı Aydıntaşbaş ise özellikle Erdoğan'ın yaptığı konuşmasında veda etmediğini ve kendisinin hem AKP hem de hükümetle bağının devam edeceğine yönelik güçlü mesajlar verdiğini ve mesajlarıyla, "ben buradayım" dediğini ifade etti. "1920 meclisi vurgusu önemliydi" diyen Aydıntaşbaş, bu vurgunun aynı zamanda "daha çoğulcu ve demokratik bir ülke özlemi olan bir çok kesiminde" paylaştığı bir vurgu olduğunu belirterek, "Hatırlarsanız, Öcalan da son bir kaç yıl içinde 1920 kurucu meclis vurgusu yapıyor" hatırlatmamasında bulundu. 1920 meclisinin daha sonra tekçi bir siyaset anlayışıyla yolundan saptırıldığını belirten Aydıntaşbaş, "Daha sonra M. Kemalin çoğulcu meclisi yerine daha tek bir meclis inşasına gidilmiştir" dedi. Erdoğan'ın 1920 meclis vurgusunun yaratmak istediği liderlik kültü, güçlü önderlik durumuyla tezatlık oluşturduğunun altını çizen Aydıntaşbaş, "Yine de Başbakan mesajlarında 1920 meclis çabalarını kendisi açısından yeni bir temiz sayfa olarak almamızı istiyorsa, yeni bir başlangıç olarak kabul etmemizi istiyorsa ona bu krediyi verebiliriz. Ancak bunun gereklerini yerine getirmesi gerekir" ifadelerini kullandı.

"Erdoğan'ın 1920 meclisi vurgusu yapmak istediği sistem değişikliğine yönelik bir göndermemi" sorusuna da, "AKP'nin o kadar geniş kapsamlı bir restorasyon hareketine girişeceğine ihtimal vermiyorum. Bir kere Tayip Erdoüğan'ın mutlak kudreti etrafında şekillenen bir yapılanmadan bahsediliyor" dedi. Erdoğan'ın "sistem değişikli" meselesini de "Paylaşımcı ve katılımcı bir sistem kurmak yerine kendi etrafında kurmak" isteğine dayandığını belirten Aydıntaşbaş, "Yine de bugüne kadar Türkiye siyaseti bana kürsülerden yapılan konuşmalara ittimat edilmemesini öğretti" diye konuştu.


'Türkiye'deki devlet bürokrasinin yeniden mevzilenmesi söz konusu'

Konuya ilişkin değerlendirmede bnulunan Avukat- Yazar Eşber Yağmurdereli ise Cumhurbaşkanı AKP Hükümetinin iktidara geldiği ilk yıllarda Avrupa Birliğine yakın duran ve buna uygun vizyon sergileyen bir yapısının olduğunu söyledi. 2011 yılından itibaren AKP'nin bu politikalarında samimi olmadığının anlaşıldığını ifade eden Yağmurdereli, "Bu tarihten itibaren AKP kendi ideolojik yapısına göre tavır sergilemeye başladı. Bu nedenle gelinen son aşama Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olması ve yerine Davutoğlu'na bırakmış olması da bu politikaların doğal bir sonucu " diye konuştu. Erdoğan'ın sık sık kullandığı, " Bu bir restorasyon sürecidir " şeklindeki ifadelerini hatırlatan Yağmurdereli, " Burada restore edilen şey Osmanlıcılıktır. Yani Türkiye'deki devlet bürokrasinin yeniden mevzilenmesi söz konusu. Bu anlamda Erdoğan, Hakan Fidan ve Davutoğlu bu ideolojik duruşa uygun olarak hareket edecektir " dedi.


'Hükümet üyeleri cumhurbaşkanını sekreterleri olarak anlaşılmalı'


AKP'nin yeni dönem politikaları hakkında, "Dışarıda daha fazla saldırganlık içte kendi gibi düşünmeyen bütün toplumsal kesimleri dışlamaya, ötekileştirmeye yönelik çok daha keskin bir uygulamanın hayata geçireleceğini düşünüyorum " değerlendirmesinde bulunan Yağmurdereli, bu politikaların PKK Lideri Abdullah Öcalan tarafından geliştirilen çözüm süreci üzerindeki olası etkilerine ilişkin ise, " Yeni hükümet ve cumhurbaşkanı 13 yıllık politikalarının sonuçlarını daha hızlı ve daha açık bir biçimde uygulama noktasındna ısrarlı olacaktır. Cumhurbaşkanı olan Tayyip Erdoğan'ın kendi başkanlık eğilimlerine uygun olarak oluşturduğu hükümet üyeleri, cumhurbaşkanlığının sekreterleri olarak anlaşılmalı. Bağımsız bir politika uygulamaları mümkün değil. Böyle baktığınızda barış süreci üzerindeki etkisi ise türkiye'deki demokrasi güçlerinin etkisine bağlı. Bu güçler başarılı oldukça barış ve demokrasi kazanılacaktır " yorumunu yaptı.

(ekip/rk/kk/mö)
------------------------------------------------
EGEMENLİĞİ DEGİL,
DİKTATÖRLÜĞÜ SÜRECEK.
HALKLAR HAKLARINA SAHİP ÇIKMALI,
HER GERİ ADIM HALKLARA,
ZULÜM VE ŞİDDET OLARAK GERİ DÖNECEKTİR.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 30.08.14   #20
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Tayyibistanda BUGÜN.!!!


TAYYİBİSTAN ın,
İLK KUKLA BAŞBAKANI,
İLK KUKLA HÜKÜMETİNİ KURDU.!!!!!!!!!!!!
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler







Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2