Sponsor Reklamlar


 
Seçenekler
Alt 08.12.14   #1
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Demokratik seçim için yüzde 10 barajı kalkmalı


12 EYLÜL 1980 FAŞİST DARBESİNDEN SONRA,
MECLİSİ MİLLİ İRADENİN TEMSİLCİLERİ DEGİL,
EGEMEN SÖMÜRÜ MEKANİZMASININ İRADESİ YÖNETİYOR.
FAŞİST DARBEDEN GÜNÜMÜZE 35 YILI AŞKIN ZAMAN GEÇMESİNE KARŞIN,
ÜLKE HALA ORTA ÇAĞ ZİHNİYETLİ FAŞİST İKTİDARIN,
BASKI VE ŞİDDET POLİTİKALARIYLA YÖNETİLİYOR,
DİKTATÖRLÜK TOPLUMU KUTUPLAŞTIRMAYADA TAM GAZ DEVAM EDİYOR.
İLK SEÇİMDE YÜZDE OTUZ ALTIYLA MECLİSTE EZİCİ ÇOĞUNLUĞU ELDE EDEN AKP FAŞİST DİKTATÖRLÜĞÜ,
SEÇİM SİSTEMİ BARAJSIZ OLSAYDI TEK BAŞINA İKTİDAR OLAMAYACAKTI
EN FAZLA 220 MİLLET VEKİLİ ÇIKARA BİLECEKTİ.
TEK BAŞINA İKTİDAR OLAMAYACAKTI KOALİSYON KURMASI GEREKECEKTİ.
AMA O AKP BUGÜN BARAJLI SEÇİM SİSTEMİ SAYESİNDE
FAŞİST DİKTATÖRLÜĞÜNÜ İLAN ETMİŞ VAZİYETTE,
SEÇİM BARAJLARI

DEMOKRASİYE VURULAN FAŞİST DARBEDİR.

----------------------------------------------




ANASAYFA / POLİTİKA


Demokratik seçim için
yüzde 10 barajı kalkmalı







  • Eklenme Tarihi: 08 Aralık 2014 19:17
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi, seçim barajı konusunda değerlendirmede bulunularak, "12 Eylül'ün yarattığı ve AKP'nin de arkasına sığındığı Türkiye'deki seçim sistemi temsilde adaleti engelleyen bir yapıya sahiptir. Demokratik bir seçim için atılması gereken asgari adım, yüzde 10 barajının bu şekliyle sürmemesi ve Hazine yardımındaki eşitsizliğin giderilmesidir" dedi.
Aralık ayına dair bir sonuç bildirgesi yayımlayan HDP Parti Meclisi'nin konuyla ilgili yazılı açıklamasında Türkiye'nin 2015 seçimlerine doğru kritik bir dönemden geçtiği belirtilerek şöyle denildi; "Partimiz, hem örgütsel, politik ve kadrosal özellikleriyle, hem de geniş toplumsal muhalefet kesimleriyle bir araya gelme yaklaşımıyla, 2015'te hükümet oluşturma dengelerinde değişiklik yaratabilecek ve AKP'nin tek başına anayasa yapma çoğunluğunu elde etmesini engelleyebilecek durumdadır. Önümüzdeki dönemde temel yaklaşımımız; 'Yeni Yaşam Çağrımız'ın ve radikal demokrasi önermemizin yarattığı olumlu etkiyi esas alarak, Türkiye'nin her yerinde adalet ve eşitlik talepleriyle otoriterleşmeye karşı duran geniş kesimleri bütünleştirmek olacaktır. Çünkü biliyoruz ki, AKP iktidarı, bir taraftan Ortadoğu'daki bölgesel yeniden şekillenmede söz sahibi olmak isterken, diğer yandan Türkiye'yi kendi ideolojik altyapısına uygun bir değişime sürüklüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP, ilerleyişlerinin önünde bir ayak bağı olarak gördüğü kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırmayı, çeşitli kurumların sahip olduğu özerklikleri tırpanlamayı, denge ve denetim mekanizmalarını işlevsizleştirmeyi hedefliyor. AKP'nin mutlak iktidar hedefinin son tuğlası; bir başkanlık sistemi üzerinde yükselecek yeni anayasayı yapabilecek çoğunluğu tek başına elde etmektir. Hükümetin hazırladığı 'güvenlik paketi' de bu kapsamda değerlendirilmesi gereken bir adımdır. Yüksekova'da Rojhat Özdel'in polis kurşunuyla öldürülmesi, son bir ay içinde 'kamu düzeni'ni sağlama bahanesiyle Kürt illerinde 3000'den fazla kişinin gözaltına alınması aynı güvenlikçi anlayışın sonucudur."
'TALEPLER PARTİMİZ TARAFINDAN KOŞULSUZ DESTEKLENECEKTİR'
Seçim barajı konusunda değerlendirmede bulunulan açıklamada, "Son Milli Eğitim Şurası'ndaki çalışma tarzı ve alınan kararlar, AKP zihniyetinin Türkiye toplumunu nereye doğru zorladığının açık göstergeleridir. 28 Şubat yöntemleriyle eğitimin düzenlenmesi kabul edilemez. 12 Eylül'ün yarattığı ve AKP'nin de arkasına sığındığı Türkiye'deki seçim sistemi temsilde adaleti engelleyen bir yapıya sahiptir. Demokratik bir seçim için atılması gereken asgari adım, yüzde 10 barajının bu şekliyle sürmemesi ve Hazine yardımındaki eşitsizliğin giderilmesidir. Bu doğrultuda toplumsal muhalefetin, demokrasi ve barış güçlerinin birlikte davranacağı bir zemin ve talepler bütünü, demokratikleşme mücadelesinin de bir parçası olması nedeniyle partimiz tarafından koşulsuz desteklenecektir. HDP, bu güncel hedefleriyle Türkiye'deki değişimin baskıcı ve despotik değil, demokratik bir yönde olmasının en önemli öznesidir ve bu kararlılıkla davranacaktır" denildi.
'İKTİDAR SAHİPLERİ BARIŞ UMUDUNU ETKİSİZLEŞTİRMEYİ AMAÇLIYOR'
Çözüm süreci konusunda müzakere ile mücadeleyi birlikte sürdürmenin önem taşıdığı belirtilen yazılı açıklamada "HDP aynı zamanda, çözümün ve çatışmasızlığın önemli bir teminatıdır. Şu çok açık ki, bugün artık gerekli müzakere mekanizmaları ve yasal altyapısı oluşturulmaksızın, çözüm süreci ilerletilemez. O nedenle, çözüm ve barış süreci açısından AKP'nin sınırlarını, keyfi davranışlarını ve zaaflarını görerek, iktidarı adım atmaya zorlayan politikalar geliştirmek, müzakere ile mücadeleyi birlikte sürdürmek büyük önem taşıyor. İktidar sahipleri, halklarımızın barış umudunu iktidarlarının bekası için istismar etmeyi, halklarımızın 'onurlu ve onarıcı barış' talebini siyaset gündeminde etkisizleştirmeyi amaçlıyor. Buna karşılık partimiz, Türkiye'de ve bölgede barış mücadelelerini halkların iradesini merkeze alan bir anlayışla sürdürmeyi temel alıyor. Bu mücadeleler arasındaki ilişkileri güçlendirmeyi; Türkiye'de ve bölgede kalıcı, onurlu ve adil bir barışı tesis etmeyi; eşit ve ortak bir demokratik gelecek kurmak için barış mücadelesini toplumsallaştırmayı hedefliyoruz. Son 2 yılda demokratik siyasetin elde ettiği kazanımlar bu mücadele hattı sayesinde oluşmuştur" denildi.
'KÜRT SORUNUNUN SİYASAL ÇÖZÜMÜ DEMOKRATİKLEŞMEYİ GEREKTİRİYOR'
Çözüm sürecinde CHP de dahil olmak üzere muhalefet güçlerinin sürece katılımını sağlamanın önemli olduğu vurgulanan açıklamada şunlar kaydedildi; "AKP, amaçladığı mutlak iktidardan vazgeçmedikçe veya demokratik toplumsal mücadele ile bundan geri döndürülmedikçe, kendi başına demokratik bir çözüm iradesini ortaya koyması ve olumlu sonuçlandırması mümkün değildir. O nedenle AKP'ye ve devlete yönelik, çözüm sürecini Türkiye'nin genelini kapsayan bir demokratikleşme eşliğinde ilerletmeye sevk edecek bir toplumsal baskı yaratmak zorunludur. Ancak, sadece siyasi iktidar karşısındaki politikalarla yetinmiyoruz. Meclis'te sayısı itibariyle ana muhalefet durumunda olan CHP de dahil olmak üzere muhalefet güçlerinin sürece katılımını sağlamak büyük önem taşıyor. Çünkü Kürt sorununun siyasal çözümü, Türkiye'nin bütününe şamil köklü ve radikal bir demokratikleşmeyi gerektiriyor. Bizlerin demokratik cumhuriyeti, demokratik özerkliği, ortak vatan ve demokratik ulusu birlikte zikretmemiz; Yeni Yaşam çağrımızda demokratikleşme ve eşitlikle, barış ve çözüm arasında olmazsa olmaz bir bağ kurmamızın nedeni tam da budur."
'PARTİMİZ TAŞERON SİSTEMİNİN YASAKLANMASI MÜCADELESİNİ SÜRDÜRECEKTİR'
HDP Parti Meclisi sonuç bildirgesine şu ifadelerle devam edildi; "Otoriter yönelim sadece siyasi demokrasi alanıyla sınırlı değildir. Özellikle emek süreci açısından bakıldığında, güvenceli ve insanca çalışma koşullarının tahrip edildiği; aşırı kar hırsı ve taşeronlaşma nedeniyle iş cinayetlerinin durmaksızın arttığı; kitlesel işsizliğin kalıcılaştığı ve taşeronluk sistemi ile sosyal hakların geriletildiği ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaştırıldığı; asgari ücretle çalışmanın ve mevsimlik işçiliğin adeta kölelik koşullarında sürdürüldüğü; sermayenin taleplerinin ise yerine getirildiği vahşi kapitalist sistem kendini bütün hatları ile ortaya koyuyor. Taşeron çalışma yayıldıkça sendikalaşma düşüyor, iş cinayetleri artıyor. Partimiz taşeron sisteminin yasaklanması ve güvenceli çalışmanın yaygınlaşması mücadelesini sürdürecektir. 2015 bütçesi ile emekçilerin sosyal ve ekonomik koşullarını iyileştirecek hiçbir önlem alınmadığı ortada iken, bütçede güvenlik ve savunma kalemlerine ayrılan payların artışı AKP Hükümeti'nin güvenlikçi politikalara yönelimini gösteren bir diğer gelişmedir. Öte yandan doğanın tahribi ve sömürüsü açısından da son derece ağır koşullar yaşanıyor, yaşam alanlarını ve doğayı savunanlar ağır saldırı ve kuşatmayla karşılık buluyor. Ege'den Karadeniz'e, Kürdistan'dan Trakya'ya, Akdeniz'den Anadolu'nun içlerine kadar doğa katliamına karşı direnişler bütün alanlarda jandarma, polis ve şirketlerin özel güvenlikleri ile bastırılmaya çalışılıyor. Nükleer ve termik santrallerin yapılabilmesi için alelacele çıkartılan ÇED belgeleri; kimi alanlarda ise ÇED raporlarının bile gereksiz hale getirilmesi hukuksuzluğun en bariz örnekleri olarak ortaya çıkıyor. Partimiz önümüzdeki dönemde de kimlik, emek ve ekoloji mücadelelerini birleştirecek ve ortaklaştıracak, bu eksenleri birbirinden koparmadan bütünleştirecektir."
'TÜRKİYE TARİHTE İŞLENMİŞ BÜTÜN İNSANLIĞA KARŞI SUÇLARLA YÜZLEŞMELİDİR'
Alevilerin sorunlarına değinilen açıklamada, "Kadınların kişilik haklarına saldırıyı içeren iktidar müdahaleleri ve 'kadın-erkek eşit değildir' söylemi, bu alanda yapılması gerekenleri açık bir şekilde bir kez daha ortaya koyuyor. Partimiz, kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesini, barışın toplumsallaşması ve toplumsal mücadelelere kadınların etkin bir özne olarak katılımını birincil öncelik olarak değerlendirir. Bu gerçeklik kendini eşbaşkanlık sistemi başta olmak üzere, kadınların eşitlik taleplerinin kararlı bir şekilde sürdürülmesinde de gösterir. Partimiz, Alevilerin inanç ve kültürleri üzerindeki baskı ve asimilasyona son verilmesi, ibadet, eğitim ve yaşam tarzlarını kendi irade ve geleneklerine uygun olarak gerçekleştirmeleri önündeki engellerin kaldırılmasını yaşamsal bir değere sahip olarak değerlendirir. Partimiz, Alevilerin hak ve özgürlüklerini, mücadele gündeminin başlarına yerleştirme kararlılığını göstermeye devam edecektir. Öte yandan Türkiye'de hakikatleri aydınlatma ve adaleti sağlama çabaları son derece önemlidir ve bir tarihsel yüzleşme yapılmadan birçok alanda tatmin edici adımların atılamayacağı çok açıktır. Türkiye bugüne kadar mirasçısı olduğu tarihte işlenmiş bütün insan hakları ihlalleri ve insanlığa karşı suçlarla yüzleşmelidir. Özellikle 2015 yılı bu alanlardaki çalışmaların yoğunlaştırılması açısından büyük önem taşıyor ve partimiz, Hakikatlerin Araştırılması ve Adaletin Sağlanması Komisyonu'nun oluşumunu güncel ve zorunlu bir adım olarak vurgulamayı sürdürecektir" ifadeleri kullanıldı.
'KÜRT HALKININ DAYANIŞMASI BÖLGE HALKLARININ KURUCU ZEMİN YARATMASINA OLANAK TANIYOR'
Kobane'de yaşananlara dikkat çekilen açıklamada şunlar kaydedildi; "Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin yeni Osmanlıcılık hayalleriyle ve bir bölgesel güç olma hırsıyla oluşturdukları Suriye'de düzenleyici müdahale ve vekalet savaşı üzerinden şekillendirdikleri dış politika, stratejik ve ciddi bir yenilgi almıştır. Bu yenilginin taçlandığı nokta Kobani Direnişi'dir. Partimiz, ilk gününden itibaren insanlık onurunun savunulduğu Kobani Direnişi'ni desteklemiş, her türlü dayanışmasını sürdürmüştür ve sürdürecektir. IŞİD'in vahşetine, şiddetine, tecavüzcülüğüne, taassubuna karşı, başta Kürt halkı olmak üzere insanlık, dünya ve bölge kadınları, özgür ve demokratik bir yeni yaşam mücadelesi veren herkes direniyor. Özellikle IŞİD'in İslamiyet adına yaptığı katliamlara karşı dindar kadın ve erkeklerin, Sünni ve Alevilerin, Hıristiyanların omuz omuza birlikte savaşması, demokratik gelişme açısından büyük önem taşıyor. Önce Şengal ve Mahmur saldırılarına karşı duruşta, şimdi de Kobani Direnişi'nde görülmüştür ki, Kürt halkının dayanışması ve birliği, bir barış ve özgürlük rüzgarının esmesine, bölge halklarının ortak ve eşit bir yaşam için kurucu zemin yaratmasına olanak tanıyor. Partimiz, yerel halkların iradesini ve egemenlik alanlarını öne çıkaran bir politik tutumu esas alarak, gerek Rojava Kantonlarının uluslararası meşruiyet kazanması ve statülerinin tanınması, gerekse Güney ve Batı ile olan ilişkilerin kalıcı ve sürdürülebilir, sınırların geçirgenliğinin arttığı bir yöne evrilmesi mücadelesini sürdürecektir. Partimiz, emperyal ve yerel iktidar güçlerinin bölge düzenlemesi karşısında, demokratik bir Ortadoğu düzeninin şekillenmesi mücadelesinin yanında olacaktır. HDP, 2015 seçimlerine giderken, hem Türkiye hem de bölge halkları açısından bir umut ve demokratik değişim/dönüşümün öznesi olma kararlılığını sürdürecektir. 'Yeni Yaşam Çağrımız' Türkiye'nin tüm insanlarınadır. Bir kez daha vurguluyoruz ki, demokrasi ve özgürlük, eşitlik ve adalet mücadelesinin kararlı yürütücüsü olarak, ancak birlikte hareket edersek, ortak ve eşit bir demokratik yaşamı kurabiliriz." (DHA)






Etiketler: Halkların Demokratik Partisi, Parti Meclisi, Seçim Barajı, seçim, AKP Hükümeti, çözüm süreci, Kürt Sorunu, siyasal çözüm, CHP
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (08.12.14 Saat 20:48 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 10.12.14   #2
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Demokratik seçim için yüzde 10 barajı kalkmalı


YAZARLAR / İhsan ÇARALAN / BAŞYAZI


‘Barajın’ faturası bu sefer AKP’ye çıkmalıdır!



Yayınlanma tarihi: 10 Aralık 2014 05:02[/LIST]


İhsan ÇARALAN Tüm yazıları



Seçim sathı mailinde ilerlendikçe yüzde 10 barajının “siyasi istikrar” için nasıl büyük bir tehdit oluşturduğu daha iyi görülmeye başlandı!
Siyasetteki gelişmeleri izleyenler, “Yüzde 10 barajı otuz yıldır tartışılıyor” diyecektir.
Evet, baraj otuz yıldır tartışılıyor ama bu sefer tartışmanın içeriği tamamen farklı. Bugüne kadar, “istikrarlı hükümetler ve Mecliste güçlü bir iktidar partisi”nin olmasının dayanağı olarak savunulan yüzde 10 barajı, “siyasi istikrara tehdit”, “siyasette kaosa yol açabilecek bir unsur” olarak tartışılıyor.
Burada elbette AKP’nin özgürlükleri sınırlama, toplumu dini esaslara göre yeniden yapılandırma ve adım adım tek adam diktatörlüğüne doğru götürme girişimlerinin de bu tartışmada etkisi var. Ancak yüzde 10 barajının bir kaosa yol açacağı tartışması, asıl olarak seçime HDP ile girmesi kuvvetli olan Kürt siyasi güçlerini Meclis dışında bırakma ihtimali üstünden yapılıyor. Ki, bu durum baraj sorununu “çözüm süreci” ile de bağlamış bulunmaktadır.
Aslına bakılırsa, yüzde 10 barajı tartışması böylece Kürtlerin parlamentoda temsili ve Türkiye’nin demokratikleşmesi sorunuyla birlikte tartışılmaya başlanarak normal mecrasına girmiş, daha gerçekçi biçimde tartışılmaya başlanmıştır.
12 Eylülcüler, yüzde 10 barajını Anayasaya koyarken, “siyasi istikrar”, filan arkasında, Kürtlerin parlamentoya bağımsız bir grup olarak girmesini önlemeyi esas almıştır. Sonraki yıllarda da bunun tartışılmaz biçimde böyle olduğunu herkes kabul etmiştir. Nitekim bu yüzden bütün partilerin “anti demokratik”, “dünyada böyle bir baraj yok” dediği, medyada “değiştirilmeli”, “Biz iktidar olursak değiştireceğiz” diye atıp tuttuğu yüzde 10 barajı bir türlü değiştirilememiştir. Çünkü cuntanın amacı bütün sermaye partileri için bir amaçtı!
Özellikle 2011 seçiminde bütün baskı ve entrikalara karşın Mecliste 35 kişilik bir grup oluşturmayı başaran Kürt siyasi güçleri elbette bu ambargoyu aşmıştır. Ama şu da bir gerçek ki, baraj olmasa belki 100’e yaklaşacak bu grup yüzde 10 barajı tarafından çok ciddi biçimde sınırlanmıştır.
Kısacası;
1-) Yüzde 10 barajı, Kürtlerin parlamentoya girmesini önlemek için konmuştur. Bugün de bu amaç çok çarpıcı biçimde ortaya çıkmıştır.
2-) Yüzde 10 barajıyla artık, barajın siyasi bir kaosun, bir siyasi krizin aletine dönüşme aşamasına gelinmiştir. Çünkü Kürtlerin seçim barajı yoluyla parlamento dışında bırakılması tartışılmaz biçimde büyük bir siyasi krize yol açacağı gibi, Kürtlerin bağımsız adaylarla seçime girerek krizi önlemesi için Kürtlerden “bir kez daha fedakarlık yapmasını” istemek ne ahlakidir ne de siyasi gerçeklerle bağdaşabilir. Ki, HDP ve Kürt siyasi güçlerini buna razı etmek de kolay olmayacaktır. Nitekim önceki gün yaptığı açıklamada HDP’nin seçim barajının kaldırılması için her girişime destek vermeye hazır olduğu açıklanmıştır.
3-) AKP’nin iktidarda kalmasının nedeni seçim barajıdır. Çünkü seçim barajının yüzde 10 düzeyinde olması AKP’ye sadece psikolojik üstünlük sağlamamakta aynı zamanda HDP başta olmak üzere diğer partilerden 50-100 dolayında vekili AKP’ye aktarmaktadır. Bunu Başbakan Yardımcısı Arınç da itiraf etti! Ve barajı tartışmaya açan Anayasa Mahkemesi’nin girişimini “AKP Hükümetini devirme girişimi” olarak göstererek, seçim barajını kaldırmanın Hükümete karşı “darbe girişimi” olduğunu söyleyen AKP propagandasına destek verdi. Yani Arınç’a göre de eğer yüzde 10 barajı olmazsa, AKP iktidarda kalamaz!
4-) Yüzde 10 barajı konusunda CHP ve HDP’nin görüşlerinin yakınlaşması AKP saflarında paniğe yol açmakta, “CHP-HDP ittifak yapacak” propagandasıyla AKP, CHP ve HDP tabanında yarılma yaratma amaçlanmaktadır. Ama şu da bir gerçek ki, CHP ve HDP’nin ortak bir tutum alması, bir ittifak biçimi bulması, baraja sarılarak iktidarını sürdüren AKP için gerçek ve büyük bir tehdittir. CHP de bunu herhalde görmektedir. Ama CHP buradan kendisine düşen rolü oynayabilecek midir; bu tartışmalıdır!
Öyle görünmektedir ki; AKP Hükümeti Kürt siyasi güçlerini “Çözüm süreci ben olmazsam tehlikeye girer!” şantajıyla baskılayarak 2015 seçimini de barajla kurtarmayı hesaplamaktadır. Ama siyasi ortam, buna izin verecek gibi görünmediği gibi, Kürt siyasi güçleri de “siyasi istikrarın” şantajla değil ama özgülüklerin genişletilmesiyle sağlanmasını tercih edecektir.

Barajın yol açacağı krizin faturası bu sefer, bugüne kadar barajın rantını yiyen AKP’ye çıkarılmalıdır. Ki, bölgenin, ülkenin ve siyasetin gerçekleri de bunu gerektirmektir.




Etiketler: Seçim barajı, AKP, HDP, Anayasa, CHP
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Alevilerin Demokratik Anayasa Konferansı Hakkında Alevi Alevi Konser - Alevi Dernek Etkinlikleri 0 17.12.11 22:44
Yüzde 50 Aldık, Defolun Gidin _Siranli_ Siyaset,Politika ve Ekonomi 4 20.06.11 23:50
Seçim Barajı İle İlgili Düşünceleriniz Nelerdir ? mechul Seçimler 5 06.05.11 17:52
Referandumda Yüzde 97 Hayır Diyen Damal'a Dikkat... DevrimChe Pir Yolu Haber Merkezi 1 27.09.10 13:31
Memurun yüzde 65'i döviz borçlusu Alevi Türkiye Ekonomisi 0 15.09.09 19:04




Totobo Totobo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2