Sponsor Reklamlar


 
Seçenekler
Alt 17.09.14   #31
kaya330
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2013
Nereden: İstanbul
Mesajlar: 6
Rep Puani : 10
Standart Cevap: CHP Kanseri...!!!!


Atatürk alfabeyi türkçe alfabeye değil latin alfabesine çevirmiştir... Mesela uygur alfabesine çevirse dediğiniz doğru olabilir...
Türk islam sentezine cumhuriyet otutturulsa bence tekke zaviyeler kapatılmaz aksine oraya piyonlar yerleştirilip oradaki cahil halk allah kitap denilerek bir de yanında türkçülük yapılarak bu sentez işlenebilir hem de çok hızlı bir şekilde gerçekleştirilebilirdi ...
Bırakın onu atatürk kendisine hilafet teklif edildiğinde bu teklifi kabul eder güneydoğuda istanbulu payitaht gören kürtleri bu şekilde çok daha kolay bu senteze getirebilirdi... Lakin atatürk onurlu bir insandır...

Tarihi bilgilerinizi kontrol etmek gerekli 1938 yılında başbakan inönü değil celal bayardır... tam aksine ismet inönünün ikinci operasyona karşı olduğu belirtilir.. İsmet inönüye kürtlük damarı tuttu lafı ne zaman söylenmiş öğrenmeniz gerekiyor...

Celal bayarın tayfasının neden chp den ayrıldığına iyi bakarsanız dersim oprasyonundaki adamların neden demokrat partiye geçtiğini çok iyi analiz edebilirsiniz...

Atatürkten gizli bir şey yapılmamış demek doğru bir yaklaşım değildir...Şöyle düşünelim Siz 1937 yılının sonunda hastalanıyorsunuz... 1938 yılınının başında siroz, tedavisi sor bir hastalık teşhisi konuluyor ... Öleceksiniz diye dünyanın en ünlü doktarları sizi uyarıyor... Siz dinlemiyorsunuz hatay için kafa yoruyorsunuz bütün anadoluya okul açmaya gidiyorsunuz ve artık ölümü beklemek için istanbula gidiyorsunuz ... Sizin yakınınızdaki herhangi biri yanlış işler yapmaya başlayamaz mı? hele hele sağcı muhafazakar bir adam olarak kızılbaş bildiğiniz adamlara bu kadar acımasızca danranması mümkün olamaz mı? Atatürkün cenazesi makbule hanımın zorlamasıyla kılınmıştır şaka değil.. Atatürk arkadaşları tarafından suikaste uğramış bir insandır.. Yürüttüğünüz mantık doğru bir mantık değildir...

Kaldı ki biz aleviyiz... Gadiri Hum olayını bütün dünya alem bilirken peygamber öldükten sonra ne olduğunu biliyorsunuz...
Bırakın ölmeden peygamber hasta yatağındayken mirasın nasıl yazılmadığını biliyoruz..
Allahın ayeti varken fatma anamıza fedek hurmalığının nasıl verilmediğini biliyoruz...

Şimdi bunlar varken daha iyi düşünmemiz gerektiğine inanıyorum ...

Şark ıslahat planı dediğiniz şey şeyh saitin işgüzarlığı ile oluşmuştur ... Bölge türkmenlerini yavuzun adamı idrisi bitlisinin namı değer kürt idrisin nasıl katlettiğini türkmen alevilerinin nasıl şafii kürt olduğunu söylememe gerek yok heralde... Bugün urfaya diyarbakıra giderseniz hala asimile olmamış cem tutan yol süren öz türmence konuşan muhteşem insanlar görürsünüz... Şimdi orada kürtçülük ve islamcılık yapan adamlara karşı plan hazırlamak asimilasyon mu oluyor... derebeyciliği yıkmak asimilasyon mudur ... Ermenilerden kalan topraklar gariban kürde mi kaldı zannediyorsunuz.. Zaten kürtçe konuşan kadına türkçe öğretmek topluma entegre etmek ikinci sınıf insan konumundan uzaklaştırmak asimilasyon mudur...

Geçen mayıs ayında mardinde idim... 80 yaşında ki sefil bir evde oturan teyze ile mardinli kürt arkadaşın sayesinde sohbet ettik .. Bir adamın ikinci karısı olmak iyi bir şey olmasa gerek... Bu kadın okusa bambaşka yerlerde olabilirdi... He iyi asimile olmamışmı diyeceğiz...

Zaten aslen türk olan insanları korumak asimilasyonmudur... Bugün urfada oğuz boyundan insanlar yaşar konuşmaları azerilere benzer (şah ismaili düşündüğünüzde tesadüf müdür) ... Bu plan kürtleri asimilasyona uğratmak için değil aksine insanların asimilasyona uğramaması içindir... Karakeçili beğdill, isol aşiretleri öz türkmendir hepsi kürtçe de konuşur (ben demiyorum gidin onlara sorun ırkçı yapmayın beni sonra)

Kaldı ki bugün sosyalist olduğunu söyleyen insanlar bile bunu bir nevze atatürke borçuludur... 1925 ayaklanması amacını gerçekleştirse bugün atatürke sallayan arkadaşlar başında takke elinde tespih özgür düşünme yetisinden mahrum olacaktı... Atatürk öyle bir adam ki ırkçılık yapmayarak bu insanlara okul açan hastane açan kız çocuklarını okutan bir adamdır... Onun kurduğu okullarda özgür düşünmeyi öğrenen birey olmanın tadına varanlar şimdi ona söver oldular...

Deniz Gezmişin bahsettiğiniz konuşmasını çok iyi bilirim.. Kitap okuma alışkanlığı kazandığım orta sonda okudum ben onları ... dar ağacında üç fidan hayatımı değiştirmiş bir kitaptır ... Denizin mazlum kalmış kürtleri savunması kadar doğal bir şey var mı ... Her Biji kurdistan demek yerine yaşasın tam bağımsız türkiye demek benim de katıldığım bir görüştür ... Siz hiç bir hizmet almayacaksınız, ağanın kölesi olacaksınız, ırkçılar tarafından küçümseneceksiniz (atatürkün aksine demokrat partiden itibaren bu düzen devlette hüküm sürmüştür)... Devletin askerlik hizmeti dışında unuttuğu bir yer olacaksınız... Deniz de bunu kabullenecek ve buna meyil edecek...

Her şeyden önce deniz sınıf mücadelesi yapmış bir adamdır.. Kürtlerin sınıf içinde en çok ezilen geri bırakılan bir millet olduğunun farkındadır .. Mustafa Kemalin sosyalist bir insan olduğunu yaptığı devrimlerin yarım kaldığını aksine karşı devrimcilerin buna engel olduğunu söyler.. 1961 anayasası en özgür anayasadır bunu yıkmak yerine bu anayasayı uygulamayan adamlara isyan başlatmıştır ...

Denizin solunu ne kadar yaşarız bilemiyorum... Ancak en azından felsefesi olması gereklidir... Chpnin içine çöreklenmiş adamlardan kurtulunmuştur... 1980 lerde aslan demokratlar denildiğindi gibi halka tepeden bakmayan insanlarla bundan sonra yola devam edilecek ... Umarım hüsran olmaz ..
Sponsor Reklamlar

kaya330 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 17.09.14   #32
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: CHP Kanseri...!!!!


degerli kardeşim,
statükonun savunmasını dile getirmişsin,
atatürkün olduğu yerde celal bayarın esamesi okunmaz,
bunlar statükonun alevileri atatürkün etrafında toplanmasını sağlamak için savunmalarıdır,
1924 diyaneti kuran atatürk,
neden alevileri ve sünnilerin inanç merkezi diye kurmadı,
sünni inancın egemenlgine bıraktı korkuyormuydu,
buda yetmezmiş gibi,
alevi tekke ve dergahlarını,
üfürükçü ve muskacı kasamına koyarak 1925 de kapattı o zamandamı korkuyordu veya hastaydı.
inönüyü komutan olarak vermiştim,
sorunumuz o degil,
cumhurşyeti kurmuş bir paşa korkmaz.........
bayarda kemal paşanın emrindeydi atatürkün atadığı adamın,
atatürkü dinlemeden hareket ettiğini söylemek mantıksız olsa gerek.
oysa 1937 de ölüm döşşegindeki atatürk,
1938 in 7 yemmuzunda ziyaret etmesi nasıl açıklanır.
alıntı aşağıda.



ATA’MIZIN ADANAYI SON ZİYARETİ VE HATAY’IN ANAVATANA
KATILMASI
Mevhibe SAVAŞ
Atamızın Adana’ya yaptığı son seyahatinin öncesini yüksek
müsaadelerinizle sizlere arz etmeyi düşünüyorum. Çünkü vefatından 126
gün önce 7 Temmuz 1938 de Hatay’ın Anavatan’a katılmasını sağlayan 24
Mayıs 1938’de şehrimize yapılan seyahat
-------------------------------------------------------
son süreçte adeta mhp gibi faşist bir partiyle bütünleşen chp,
ne kadar denizlerin çizgisini takip edebilir.
baykalın genelbaşkan olduğundan beri partiyi sağa çekme politikaları,
kılıçdar oğlu dönemindede devam ediyor.
şark ıslahat planınıda detaylı incelemek gerek,
gelen iktidarlarca süreçlerine göre detaylı incelenseydi,
belki bu gün kanserleşmiş kürt sorunununda,
tanınmayan aralıklarla katliamlara uğratılan,
hert türlü hakaretin yapıldığı
asimilasyon politikalarının şiddetle uygulandığı,
ALEVİ sorunundada çok mesafe kaydedilecekti,
oysa toplum ayrıştırılarak kutuplaştırılmış bir yapıya bürünmüştür.
resmen statükonun yobaz dinci gurubu,
ırkçı gurubunda yönetimi devr almıştır,
chp ise statükonun muhalefet görevini layıkıla yerine getiriyor.
sevgilerle.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (17.09.14 Saat 23:32 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 18.09.14   #33
kaya330
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2013
Nereden: İstanbul
Mesajlar: 6
Rep Puani : 10
Standart Cevap: CHP Kanseri...!!!!


Siz kendiniz diyorsunuz atatürkün olduğu yerde bayarın esamesi okunmaz diye ... Olmadığı yerde okunduğunu bir önceki yazımda belirtmiştim... Atatürkün son yılları karanlık yıllardır... Okumanızı tavsiye ederim.. Verdiğiniz tarihlerde beni doğruluyor ... Hatayın anavatana katılması çoktan belli olmuştur... yanlış bilgilendirilmişsiniz...

Sizin savunduğunuz üfürükçü tayfası yerine koyduğu için mantıkı değil... Bu sefer de haklı olarak alevilere torpil geçti iddiası var olmayacak mıydı? Ya da alevileri bu mantığa göre daha kolay da asimile edebilirdi ... Türkçe ibadet eden adamı kadın erkek aynı yerde ibadet edeni asimile etmek pek atatürkün işi gibi duruyor mu

Diyanetin sünni egemen çatı altında kurulduğunu söylemek komik değil mi...

Bugün sünni inancı bilmeyen bir insan bunu dese anlarım sizin bildiğinize inanıyorum... Yapılan devrimler sünni egemen anlayışla taban tabana zıttır ... İslamcıların atatürkü sevmemesinin en büyük nedenleri yapılan bu devrimlerdir atatürk diyaneti kurdu oh ne güzel sünni diyen adam da yok yani ... siz diyanetin kurulmasını anlayabilmek için ruhban okuluna kadar gitmeniz gerekir nasıl siyasi amaç için kullanıldığını bakmanız gerekir... Bir de Karşı devrimin eline geçtikten sonra yapılan icraatlere bakın sonra o diyanet ile bu diyanet bir mi çok iyi anlarsınız... kaplan gibi atatürk düşmanını yetiştirmiş bir kurumdur diyanet ...

Ateist arkadaşım atatürkün kuran tercümesi yaptırmasını peygamberin hayatının yazdırılmasını dinlerinin ne kadar kötü olduğunu anlaması için der... o da o pencereden bakıyor ...
Gökten indiği sanılan kitaplar hayatımızı çizmeyecek diyen bir adam nasıl sünnilik asimilasyonu yapmış o da komik ...

Yani atatürk kuranı yasakladı.. din adamlarını astı... karıları kızları açtı.. ezanı değiştirdi vb. bunlarda söylenilen sözler..
hakikaten atatürkü nereye koyacağını herkes şaşırdı ... Bu adam din düşmanı mı din asimilasyoncusu mu ..

Benim mantığıma göre de alevileri atatürkün kalbinden silmek statükonun işi gibi geliyor hatta emperyal güçlerin ekmeğine yağ sürmektir ... Bilinir ki aleviler de atatürke düşman olursa ortada cumhuriyet falan kalmaz ... sünni laik azınlık bunlarla başa çıkamaz ... Bu kadar yoğun propaganda yapılması boşuna değildir ... tayyinin bu kadar dersim diye yırtınması da öyle dersimlileri alevileri çok sevdiğinden değildir ... orda ölen çocuk onun umrunda bile değildir olsaydı dersimli berkin de olur du ... o da alevilerin atatürkü sevdiğini hedeflerine ulaşmak için ilk önce o sevgiyi yıkması gerektiğini bilir ...
Aleviler aydın insanlardır bu oyunlara gelmezler... gelmeyince de çıldırıyorlar ...

Partinin sağa kaydığına katılmıyorum ... statükonun muhalafeti demekte haksızlık değil mi..
Efendim bu ülkede statüko marshall yardımıyla oturur yerine bundan sonra gelen herkes bunu devam ettirir ... Ecevit bu planın parçası olmadığı için her seferinde ambargo ve ekonomik darbelerle gider... gelen de sömürü politikasını yerine getirir..
bu statükocular kenan evren darbe yaptğında bizim çocuklar başardı der... aynı adamlar tayyibi bopun eşbaşkanı yapar... konjektöre göre politika belirlenir ve işletilir ... o statükonun chpyi kullanmaya gücü yetmez... chpnin bu kadar yıpratılması normal bir durum değildir... ulusal bir politika uygulamak en son istenecek şeydir...

sağdan adam almak sağcılık olmaz günay akp de diye akp solcu altan tan hdp de diye hdp şeriatçı olmaz..
siz iktidar olmak istiyorsanız sağcının oyunu da alacaksınız.. bunun ilk şartı onlara tepeden bakmakla değil onları tanımakla olur.. bu insanları partide barındırmak iyidir ... bunlar koyundur cahildir dendikçe bu işler yürümez ...

chp faşist bir parti ise biz bittik demektir... bir partinin başka partide müşterek şeylerde birleşmesi faşistlikse ecevit erbakan kadar hoca .. erdal inönü demirel kadar godoş olur... hatta öcalan bile tayyip kadar imam olabilir...

saygılarımla
Sponsor Reklamlar

kaya330 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 18.09.14   #34
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: CHP Kanseri...!!!!


korkarımki siz yanlışta ısrar ediyorsunuz,
dersim harekatında hasta olan atatürk ölümüne dört ay kala hataya gidiyor,
bunda biraz empati yapmak lazım kendimizi kandırdıkça,
emperyalizm üzerimizdeki baskısını dahada artıracaktır.
yalış bilgilendirilmedim,
sadece her söylenene inanmıyorum,


olayı geçiştirmeden cevap verin,
1924 de atatürk diyaneti sünni islamın merkezi yaptımı yapmadımı bunu açıklayın diyanetin alevileri görmezden gelmesi tesaddüfmü,
bilinçli bir yaklaşımmı* ama bunuda geçiştireceksiniz.

sizce alevileri görmezden gelen atatürk,
alevilerce neden tabu yapılıyor,
sakın dersimde yapılan katliam ve soykırım olmasın.
yapılan dersim alevi katliamından sonra yaratışan korku olmasın,
atatürkü ,
tabu olarak savunlmamalı yanlışta yapa bilir yanlışlarıda eleştirilmelidir.
bu gün kutuplaşma geçmişte yapılan yanlışların eseridir.
şark ıslahat planı,
şark ıslahat planı bugünkü istikrarsız türkiyenin temelidir,
ama bunuda statükonun yorumuyla cevaplayacaksınız.

bu kadar saf olmaya gerek yok,
sovyet ekim devriminden sonra,
atatürke yapılan rus destegini görmezden gelmemek lazım,
aslında acaba siz merak ettinizmi,
izmirde yunanlılar kovulduktan sonra,
acaba istanbuldaki işgal kuvvetleri neden bir kurşun yemeden edirne dışına çekildi.
bir sonraki mesajım,
senin bölücü ve şeriatcıdır diye göz önüne almadığın mesaj olacak,
derinlemesine oku fakat rivayet tipi cevap yazma.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (18.09.14 Saat 20:57 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 18.09.14   #35
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: CHP Kanseri...!!!!


DERSİM SOYKIRIMI



Cemal Weli
Birinci Dünya Savaşı ve sonrası
Dünya savaşı Osmanlı ve müttefiki Almanya imparatorluğunun yenilgisiyle sonuçlanmıştı. Savaş döneminde iktidarı elinde bulunduran İttihatı Terakki Fırkasının öncü kadrolarından ve aynı zamanda ermeni soykırımının mimarları olan Talat, Enver, Cemal Paşa ve Dr.Bahaeddin Şakir ve yakın çevreleriyle birlikte yurdışına kaçmışlardı. Kaçarlarken arkasında yalnızca bir yenilgi değil, aynı zamanla savaş durumundan faydalanarak gerçekleştirdikleri soykırım sonucunda 1.5 milyondan fazla ermeni ceseti bırakmışlardı. Cemiyetin öncü kadrolarının kaçışıyla doğan boşluktan, yine cemiyetin orta kadrolarından Mustafa Kemal ve arkadaşları yararlanıp iktidarı ele geçirdiler. İttihatı Terakki cemiyetinin adını Cumhuriyet Halk Fırkası olarak değiştirip, kendilerinide Kemalistler olarak adlandırarak yeni bir imaj yarattılar. Aslında yeni oluşan bu kadro belli derecelerde ermeni soykırımında ve rum katliam ve göçertmelerinde rol almış insanlardı ve çoğunluğu asker kökenliydi. Her nekadar ermeni soykırımından ötürü dünya çapında teşhir olmuş önderleriyle aralarına mesafe koyup, Kemalistler adını almış olsalarda ideolojik ve politik olarak önderlerini izleyip yine onların formule etmiş olduğu islam eksenli türkleştirme programına sıkı sıkıya bağlıydılar. Nitekim Talat ve Enver’in başlattığı ancak yenilgiyle birliktte kesintiye uğrayan türkleştirme projesi kendisini kemalist olarak adlandıran bu kadro tarafından devam ettirildi.. Lozan’da belirlenen sınırlar (misaki milli) içinde farklı inanışlara, etnisiteye ve dile sahip halklar yaşamaktaydı. Kemalistlerin projesi ise tek ulus (türk), tek inanış(sunni islam), tek dil (türkçe) den ibaret bir milli devlet yaratmayı hedeflemekteydi. İttihatçıların projesi ile reel durum arasındaki bu çelişki bir şekilde çözümlenecekti. Bu farklılıkların ortadan kaldırılması için esas olarak imha ve göçertme yöntemini benimsediler. İmha yöntemi soykırım derecesinde Talat ve Enver kliği tarafından 1915 yılında Ermenilere uygulanmış, rumlara ve süryanilere karşı ise sınırlı katliamlar ve göçertme yöntemine başvurmuşlardı. Savaş bittiğinde ve Mustafa Kemal kadrosu yönetime geldiğinde durum yaklaşık olarak yukarıda izah edildiği gibiydi. Projenin bu noktadan sonra devamı ve başarıya ulaştırılması esas olarak Kemalist kadronun omuzlarında kalmıştı. Kısacası tek ulus yaratma projesinin önünde en büyük engel olarak görülen gayri müslüm halkların imhası yada göçertilmesi Kemalist kadro tarafından devam ettirildi.
Kemalistler, müslüman olupta türk olmayan halkların asimilasyonunun daha kolay olacağını düşünüyorlardı. Ancak yanıldıklarının farkına kısa zamanda vardılar. Kürdler, Lozan'da sınırların belirlenmesi ve ardından cumhuriyetin ilanından sonra oluşan siyasal sistem içinde kendilerinde bir ulus olarak temsil edilmeleri doğrultusunda taleplerini sundular.
Bırakalım kürdlerin siyasal sistem içinde temsil edilmelerini, kemalistler, onların varlığına bile tahammül edemiyorlardı. Nitekim bu talepler yeni ilan edilmiş cumhuriyete karşı bir isyan olarak telakki edilip yüzbinlerce kürd katliamdan geçirildi. Ruhani ve siyasi liderleri ise idam edildi (1925 Diyarbakır -1927 Koçgiri -1930 Ağrı katliamları).
Yüzyılın ikinci soykırımının eşiğindeki tartışmalar
Ancak kemalistleri özel olarak kaygılandıran bir mesele daha vardı; Dersim. Kemalistler, Dersim’i tek ulus yaratma projesinin önünde ciddi bir engel olarak görmekteydiler. Bırakalım Dersim’in türkleştirilmesi, merkezi otoriteyi bütünüyle tanımasını sağlamak bile bir sorundu. Dersim, Osmanlı döneminden itibaren merkezi otoriteyle ilişkileri zayıf bir nevi özerk statüsüne sahip, özgürlüğüne düşkün halkın yaşadığı bir bölgeydi.
Ayrıca Dersimde yaşayanların büyük bir çoğunluğunun kızılbaş geride kalanların ise hiristiyan inanışına sahip ermeni olmalarını da Kemalistler kendileri için bir zorluk olarak görmekteydiler.
Esas olarak 20’li yılların sonuna doğru askeri ve sivil bürokrasi Dersim gibi bir engeli ortadan kaldırmanın yolları üzerine tartışmaya başladı. Birbirlerini iknaya yönelik tartışmada iki ana eğilim ortaya çıkmıştı. Birinci eğilim: Kapsamlı bir askeri hareketle Dersimlileri toptan imha ederek sorunu kökten çözmekten ibaretti. İkinci egilim ise yer yer sınırlı askeri hareketlerle beslenen ve uzun zaman dilimine yayılmış bir asimilasyonu önermekteydi. Nitekim mesliste ve diğer alanlarda yapılan tartışmalar ve ikna faaliyetleri sonucunda M. Kemal'in temsil ettiği birinci egilim hakimiyet kazanmış oldu.
Bölgeye gönderilen müfettişler M. Kemal ve kiliğinin ‘’kökten çözüm’’ önerisini haklı çıkartacak raporlar hazırlamaktaydılar. Meclise yansıyan bu tartışmalar aslında bir formaliteydi. Herhalukarda imha yoluyla sorunu çözme eğilimi baskın gelecekti. Çünkü bu eğilimin temsilcisi Mustafa Kemal idi. Aldığı kararları uugulamaya koymadan önce tartıştırmak Mustafa Kemal’in klasik taktiklerinden bir tanesiydi. Böylece ne derece demokrat ve modern bir lider olduğu imajinı yaratıyordu.

Katillerin merhameti: öldürmeden önce bir tas su
Dersim soykırımı sürecinin aşamaları
Birinci aşama: Benzeştirme, simgeler kullanma, kin ve nefret üretmek, Dersim’i hedef tahtası haline getirmek.
Kemalistler adıyla ortaya çıkan bu ittihatçı kadronun ermeni soykırımından kalma tecrübeleri vardı. Dersimlilere yönelik düşündükleri soykırım onların ilk pratiği değildi. Ayrıca elleri oldukça serbest kalmıştı. O güne değin, bir dizi katliamlar ve göçertmeler gerçekleştirmişlerdi. Ve bunun hesabını onlardan hiç kimse sormamıştı. Bu durumun verdiği cesaretle yeniden işe koyuldular. Dersimde bir soykırım yapmak için önlerinde pek engel yoktu. Yanlızca bir tek engelden söz edilebilirdi, o da soykırımın hedefi olacak olan dersimlilerin bu duruma karşı ellerindeki bütün araçlarla karşı koyup direnecekleri ihtimaliydi. Nitekim kemalistler bu ihtimalide hesaba katan askeri hazırlık içindeydiler. Bir taraftan askeri hazırlıkları yaparken diğer taraftan psikolojik bir savaş da başlatmayı ihmal etmediler.
Ancak tamda Ermeni soykırımında olduğu gibi, ittihatçılar imha öncesi psikolojik bir süreç başlattılar. Bu sürec adeta imhanın açılış sahnesiydi. Bu ortamın, soykırıma hazır hale getirilmesiydi. Dersimliler tıbbı kavramlarla tanımlanmaya başlamıştı. Dersimlilerin ’’çıbanbaşı’’ oldukları ve toplumun bu çıbanbaşından ebediyen kurtulması için cıbanı kökünden kesip atmak gerektiği biçiminde demeçler veriliyor ve yine bu demeçlere uygunluk arzeden makaleler gazetelerde yayınlanıyordu. Devletin en yetkili şahısları daha da ileri giderek Dersimlileri ’’haydut’’, ’’eşkiya’’, ’’cahil’’ ve ’’ hain’’olarak tanımlıyor ve onların savaş yıllarında ruslarla işbirliği yaparak osmanlı devletini ermenilerle birlikte sırtından vurmaya çalıştıkları doğrultusunda açıklamalar yapıyorlardı. Bu tür tanımlamaların bir kısmın daha önce yani ermeni soykırımı sürecinde de kullanılmıştı. Yeni bir keşif değildi. Böylece tüm kamuoyunda Dersimlilere karşı bir nefret ve kin yaratılmaya çalışılıyordu. Ermeni soykırımı sırasında Dersimlilerin devletin tüm ısraralarına rağmen bölgelerindeki yerleşik ermenileri askere teslim etmemiş olması, kendilerine sığınan ermenilere sahip çıkmaları, ittihatçılar ve onların devamı olan Kemalistlerde kapanmayan bir yara idi.
İkinci aşama: Askeri hazırlık ve soykırıma uygun bürokratik ve hukuksal düzenlemeler
Ittihatçılar/kemalistler bir taraftan ortamı bir soykırıma hazır hale getirirken diğer taraftan da askeri hazırlıklara hız vermişlerdi. Sivil ve askeri bürokrasi koordineli olarak hazırlıkları sürdürüyordu. 25 Aralık 1935’de 2884 sayılı Tunceli İlinin İdaresi Hakkındaki Kanun çıkarıldı ve Dersim’in adı Tunceli (‘Tunç Eli’) olarak değiştirildi. Ardından Birinci Umumi Müfettişlik bölgesi kapsamında bulunan Elazığ, Tunceli, Erzincan ve Bingöl’ü içeren Elazığ merkezli Dördüncü Genel Valilik kuruldu. Bu genel valiliğin başına General Abdullah Alpdoğan atandı.
Daha 1930' lu yılların ilk yarısından itibaren giriş çıkışlar tamamen denetim altına alınmış dışarıdan erzak alımı önemli ölçüde sınırlandırılmış halk adeta açlığa mahkum edilmişti. Askeri yığınakların hızı ve büyüklüğü dikkat çekiciydi. Stratejik noktalara karakollar inşa ediliyor okul adı altında ise cephane depoları inşa ediliyordu. Yine dikkate değer bir nokta ise yurtdışından getirtilen mühendisler hummalı bir faaliyet içindeydiler; köprüler ve yollar inşa ediyorlardı. Bütün bunların ne anlama geldiğini Dersim’in ileri gelenleri çok iyi biliyorlardı; yol ve köprü yapımının olağanüstü bir askeri sevkiyatın sinyali olduğunu bunun da bir katliam yada soykırıma hazırlığın parçası anlaşılıyordu. Nitekim Ermeni soykırımı henüz hafızalardan silinmemişti. Yine mevcut durumda Dersimliler için iki secenek vardı: ya soykırıma karşı direnecekler yada soykırımı passif bir şekilde karşılıyacaklardı. 1937 yılının Mart’ında Dersim’in etrafı tamamen asker tarafından kuşatılmış, giriş çıkış yolları kontrol altına alınmıştı. Türk askerinin taaruza geçmesi için artık saatler sayılıyordu. Direnişci güçler ordunun ilerleyişini engellemek için 20-21 martta ahşap pah köprüsünü yaktılar. Böylece türk ordusu köprünün yakılmasını bir isyan olarak lanse edip, taaruza geçti. Böylece iki aşamalı askeri hareketin birinci aşaması başlamış oluyordu.

Üçüncü aşama: İki aşamalı askeri hareketle Dersim'in toptan imhası ''Kökten temizlik''
Askeri hareketin birinci aşaması ve hedefleri
Askeri hareketin birinci aşaması Dersimlilerin ruhani ve dogal liderlerine ve onların aile ve yakın cevresini ve direnişin dinamik güçlerini hedeflemekteydi. Çünkü hedefe alınan bu kesim yok edilmeden sorunu ‘’kökten çözmek’’ ‘’kökten temizlemek’’ mümkün görülmüyordu. Soykırım yoluyla sorunu kökten çözmeye karşı direnci kırmanın en pratik yolu soykrıma karşı bir dreniş gösterecek güçleri ilk etapta imha etmek gerekiyordu. Böylece doğal liderlerini ve gençlerini yitirmiş dersim halkını ortadan kaldırmak daha kolay olacaktı onlar için. Nitekim askeri hareketin birinci aşamasında bu hedefe ulaştılar; Başta ruhani lider Seyit Rıza ve ailesi olmak üzere bir çok direniş gösteren aşiret liderleri ve yakın cevreleri ve yaşadıkları köyler sakinleriyle birlikte imha edildi. Geriye ise tarafsız aşiretler ve doğal yöneticileri imha edilmiş halk kalmıştı. Ordu iklim koşullarınıda dikkate alarak kışa doğru harekete son vermişti. Devlet önemli ölçüde bölgeyi kontrolü altına almıştı. Askeri hareket sona erdiğinde İsmet İnönü şöyle diyordu: ’’Dersim meselesini ortadan kaldırdık, son verdik. Dersim müşkilesinden kurtulduk. Dersim'i her türlü askeri hareketlerle temizledik’’ .
Ancak başından beri amaç bölgede merkezi otoritenin tesisinden ziyade, toptan temizlik olduğundan ikinci aşama bir askeri hareketin hazırlığına başlandı.

''Mağaralara iltica etmişlerdi. Ordu zehirli gaz kullandı. Mağaraların kapısının içinden. Bunları fare gibi zehirledi. Yediden yetmişe o Dersim Kürtlerini kestiler. Kanlı bir hareket oldu. Dersim davası da bitti''.İhsan Sabri Çaglayangil

Askeri hareketin ikinci aşaması ve nihai hedef

Katiller ve Kurbanlar
1938’in baharına doğru diğer bölgelerden takviye birlikleri Dersim’e doğru sevk edildi. Giriş çıkışlar tamamen kontrol altına alınmıştı. Bölgeye gıda maddelerinin girişi kısıtlandığından halk neredeyse açlığa mahkum edilmişti. Bırakalım bölge halkının direnmesini hayatta kalma mücadelesi vermekteydiler. İkinci askeri harekete tatbikat süsü verildi. İkinci askeri hareketle soykırım süreci tamamlanmış olacaktı. İkinci askeri hareketin hedefi birinci askeri hareket sonucunda ruhani liderlerinden ve onları yönlendirebilecek doğal yöneticilerinden ve onları savunabilecek direnişcilerinden yoksun bırakılan halkın imahasıydı. Nitekim birinci askeri hareketten yaklaşık bir yıl sonra 1938’in ilkbaharında ikinci askeri hareket başlamış oldu. İkinci askeri hareketin ile ilişkin dönemin başbakanı Celal Bayar yıllar sonra anılarında şöyle diyordu: ’’ *******; ‘ sorumluluğu üzerime alıyorum, vuracağız Dersim’i ‘ dedi ve vurduk’’
Böylece ikinci askeri hareket başlamış oluyordu.
Askeri hareketin birinci aşamasında olduğu gibi ikinci aşamasında da , türk ordusu, önce havadan köyleri bombalıyor arkasında da kara saldırılarını başlatıyordu. Hava bombardımanlarından korunmak amacıyla köylerini terk ederek mağaralara sığınan aileler zehir gazlar yoluyla imha edildi. Köyünde kalanlar ise askerler tarafından etrafı samanlarla cevrilmiş köy meydanına getirilip, diri diri yakıldı. Can havliyle alevlerin içinden çıkanlar mitralyözlerle tarandı. Genç kızlara tecavüz edildikten sonra kurşunlandılar. Türk askerinin eline geçmemek için yüzlerce dersimli kız genç bedenlerini uçurumlardan bırakarak hayatlarına son verdiler. Türk askeri bir kısım halkı ise genç yaşlı cocuk kadın demeden ''sürgüne gönderileceksiniz'' diye toplayıp, köprü üstlerine getirip her iki taraftan tarayarak imha ettiler. Köprüden nehre atlayarak canını kurtarmaya çalışanlar nehrin iki yakasında mevzilenmiş askerler tarafından daha havadayken kurşunlandılar. Erkekler boyunlarından zincirlenerek askeri kışlalara götürülüp, kurşuna dizildi. Diğer bölgelerde askerlik hizmeti yapmakta olan dersimliler birliklerinden alınıp, imha edildiler.
İmha sırasında ceviz ve armut ve ağaçlarına tırmanarak kurtulan çocukların bir kısmı ve yine tesadüf eseri kurtulan bazı köylülerle birlikte batı kentlerine sürgün edildiler. Böylece dersimlilerin katledilmediğini ipdai yerlerden alınarak daha da modern bölgelere yerleştirildikleri imajını yaratmaya çalışıyorlardı.

Ölüme Yolculuk
Sonuç
Birinci ve İkinci askeri hareketten geriye genç, yaşlı, çocuk ve kadın olmak üzere binlerce ceset kalmıştı. Böylece, Ermeni milletini imha ederek yüzyılın ilk soykırımını gerçekleştiren İttihatçıların devamı olan Kemalistler de 20. yüzyılın ikinci büyük soykırımını gerçekleştirmenin mutluluğu ile zafer nidaları arasında siyasi ve askeri karargahlarına geri dönmüşlerdi.
Kasım 2008/dersimsoykirimi.org
----------------------------------------------------
yuıkarıdaki alıntıda sizin hoşunuza gitmeyecek bir görüştür.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (18.09.14 Saat 20:50 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 18.09.14   #36
kaya330
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2013
Nereden: İstanbul
Mesajlar: 6
Rep Puani : 10
Standart Cevap: CHP Kanseri...!!!!


Ben sizin son yazdıklarınıza tek tek cevap vermiştim... Bence siz benim yazdıklarımı okuma tenezzülünde bulunmamışsınız ... Ya da bana verilecek cevabınız kalmamış... aynı şeyleri tekrarlıyorsunuz...
Anlattıklarım rivayetler değil tarihi gerçeklerdir... Ölümünden 4 ay önce hataya gitti diyorsunuz dersim katliamı adı verilen operasyonun ne zaman yapılmış bak mıyorsunuz ...

Cemal Weli de uçmuş adam roman yazmış buna inanan varsa gitsin tedavi olsun ...
Katliam oldu dersin anlarım da bunu bile sağlam delillerle ortaya koyarsın öyleymiş böyleymiş demekle bu iş olmaz ... Paylaştığı resimlerin altına yorum yazmakla hiç olmaz... adama sorarlar bu adamlar kim sonunda ne oldu... Kesikbaş resmi vardı hatırladığım onu paylaş canımı ye anlarımda o resimlerden katliam çıkaramazsın aksine o resme bakan bir de yoruma bakan adam bu nasıl katliam der hiç mi düşünmez..

"havadanki adamı kurşunlamak nedir ya (hani kurşun pahalı dipçikle öldürülecekti)"
tesadüfen kurtulan adamı sürgüne yollamak nedir ya zaten katliam yapıyon onu mu düşünüyon buldun mu sıkarsın onlamı uğraşacan (hani karavagon belgeseli vardı hani sürgün daha önceden belliydi)" seyit rızanın torunlarını unuttular heralde
"Karakollar, köprüler hazırlık için yapılıyormuş allah allah hani dersimli kıza tecavüz edilmişti de o karakol basılmıştı"

onlarca sayfa bu adamın yazdıkları şeylerde çelişki gösteriririm... Analitik düşünme yetisine sahip her insan bu yazıdan onlarca çelişki bulur ...

Yani daha çok yazabilirim... Adamın kürtçülük yapacağım diye yazdığı tarihi şeyler mantık süzgecinden geçtiğinde aşağıya düşen tanecik bulamazsınız...
Bir adam aleviyim deyip şeyh saiti savunuyor sonra ah dersim diyorsa ırkçılığın hezeyanıdır... İşte ırkçılık böyle bir şeydir bütün düşünme yetilerinizi elinizden alır... şeyh saidin ağrının alevilikle ne ilgisi var onu söylesin biz de öğrenelim... bunların baş sorumlusu baytar nuri denen düzenbazın alevilikle ilgisi ne onu da öğrenelim..

atatürk tabu haline ikinci dersim olmasın diye sokuluyormuş tuhaf ... yani bu asimilasyoncu atatürk ankaranın bir kaç kilometre ötesini asimile edememiş... manisayı balıkesiri,eskişehiri, kütahyayı, dobrocayı, yozgatı, tokatı, antalyayı, tokatı yani onlarca ili falan asimile edememiş garibim demiş ki şu dersimi o kadar masraf yaparak operasyon yaparak asimile edeyim... şaka mıdır nedir yahu ...
Sponsor Reklamlar

kaya330 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kanser Neden En çok Şekeri Sever Deniz Sağlık Servisi 4 09.01.13 20:31
Kanser Hastalarına Yeni Umut Işıgı miSbon Sağlık Servisi 0 27.06.11 00:40
İyileşeyim Derken Kanser Olmayın miSbon Sağlık Servisi 0 27.06.11 00:37
Nouma kanser! Alevi Beşiktaş 0 19.07.10 23:14
Kanser Hakkında On Temel Gerçek... tuncer yilmaz Sağlık Servisi 0 06.09.09 23:02




Totobo Totobo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2