Sponsor Reklamlar


Yarınlar mücadele dolu olacak...

 Genel konular Katagorisinde ve  Siyaset,Politika ve Ekonomi Forumunda Bulunan  Yarınlar mücadele dolu olacak... Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

 
Seçenekler
Alt 05.09.14   #21
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Yarınlar mücadele dolu olacak...


Padişah, Sadrazam,
Yeni-Osmanlı

Fatih Yaşlı | 25 Ağustos 2014 | Alt Manşet, Gündem, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Yazarlar

“Tek adamın her şey olduğu, Başbakan ve Genel Başkan atadığı, kabineyi belirlediği, bir sonraki dönem kimlerin milletvekili olup olmayacağına karar verdiği bir parti-devleti rejimi.”

Fatih Yaşlı

Fatih Yaşlı / Erdoğan şu an Cumhurbaşkanı mı? Yüksek Seçim Kurulu kesin sonuçları açıkladığına göre öyle.
Ama hayır durun, sonuçlar günlerdir Resmi Gazete’de yayınlanmadığına göre öyle değil.

Erdoğan Başbakan mı peki? Başbakan sıfatıyla icraatlarına devam ettiğine göre öyle.

Ama bir dakika, YSK sonuçlarına göre Cumhurbaşkanı olduğuna göre, aslında Başbakan değil.

Gül Cumhurbaşkanı mı peki? Görevi 28 Ağustos’ta Erdoğan’a devredeceğine göre öyle.

Ama ya Erdoğan? Erdoğan seçilmiş Cumhurbaşkanı olduğuna göre?

Peki Erdoğan Cumhurbaşkanıysa neden hâlâ AKP’nin Genel Başkanı sıfatıyla hareket edebiliyor ve kongre öncesi halefini ilan edebiliyor?

Bu bir yana, AKP’de parti içi demokrasi varsa, Erdoğan nasıl partinin başına ve Başbakanlık makamına atama yapabiliyor?

Hep yazıyoruz, “Türkiye’de Cumhuriyet çökmüştür, rejim değişmiştir” diye, son on beş gündür yaşananlar da ispatlamıyorsa daha ne ispatlayacak bunu?

Tek adamın her şey olduğu, Başbakan ve Genel Başkan atadığı, kabineyi belirlediği, bir sonraki dönem kimlerin milletvekili olup olmayacağına karar verdiği bir parti-devleti rejimi.

“Padişah”ın “sadrazam”ı atadığı, parlamentonun süs işlevi gördüğü bir tür meşruti monarşi, “hayaldi gerçek oldu” diyerek söyleyecek olursak yeni-Osmanlı.

“Yeni Türkiye” dedikleri “yeni-Osmanlı” aslında demek ki.

***

Peki “yeni-Osmanlı” kurulur da atanan sadrazam yeni-Osmanlıcı olmaz mı?

Kendisinin ağzından resmi olarak hiçbir zaman duyamazsınız ama Davutoğlu bir yeni-Osmanlıcıdır.

Bir akademisyen olarak dünyaya “medeniyet” paradigması içerisinden bakar; tıpkı “Medeniyetler Çatışması” kitabının yazarı Samuel Huntington gibi dünya siyasetini medeniyetler arasındaki bir mücadele olarak görür.

Bizim medeniyetimiz “Türk-İslam medeniyeti”dir Davutoğlu’na göre, Cumhuriyet ise bizi ait olduğumuz medeniyet dairesinden almış ve Batı medeniyetine eklemlemek istemiştir. Bu ise hüsranla sonuçlanmıştır.

O halde yapılması gereken nedir?

Yapılması gereken Türkiye’yi yeniden ait olduğu medeniyet dairesine döndürmektir, yani Cumhuriyet parantezi kapatılmalı, Cumhuriyetin dış politika anlayışı da reddedilmelidir.

Yeni dış politika anlayışı ise Türkiye’nin Osmanlı bakiyesi topraklarda, yani Balkanlar’da, Kafkaslar’da ve bilhassa Ortadoğu’da emperyal bir vizyonla hareket etmesi üzerine inşa edilmelidir.

Yani Osmanlı, bu sefer kılıç-kalkanla değil ama diplomasiyle, ekonomiyle, kültürel ilişkilerle yeniden kurulmalıdır. Bunun adı ise “Stratejik Derinlik”tir.

Stratejik Derinlik 600 sayfalık bir kitaptır ve 600 sayfa özetle bunu anlatır.

Anlatır ama hayat kitaplarda anlatıldığı gibi değildir. 400 milyar dış borcu olan, ekonomisi katma değer üretmeyen, enerji kaynaklarından yoksun, sıcak para akımlarına göbekten bağlı bir devlet, imparatorluğu ancak hayallerinde görür, emperyal fantezi gider ikide bir hakikat duvarına toslar.

***

Marx, Hegel’e atıfla “tarihte her şey iki kere yaşanır, ilkinde trajedi, ikincide komedi olarak” der.

Osmanlı’nın yıkılışı yüz yıla yakın sürmüş, büyük savaşlara yol açmış, milyonlarca kişinin ölümüyle sonuçlanmıştı.

“İkinci Osmanlı”nın yıkılışı ise birkaç yıla sığdı; beslediği cihatçılar Ortadoğu’nun belası oldu, devirmek için her şeyi yaptığı Esad dimdik ayakta, Mısır’daki müttefiki darbeyle devrilmiş durumda, IŞİD’in elinde 49 rehine var ve fidye olarak Süleyman Şah Türbesi masada…

İlkinin çöküşü trajediydi, ikincisi kara mizah oldu.

Oldu da ne oldu? Stratejik Derinlik’in müellifi yeni-Osmanlı’nın ilk sadrazamı payesiyle mükâfatlandırıldı, geriye “gülelim mi ağlayalım mı” sorusu kaldı.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 05.09.14   #22
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Yarınlar mücadele dolu olacak...


Uğur Kurt için
106 gün sonra keşif yapılıyor

Kırmızı Haber | 04 Eylül 2014 | Alt Manşet, Manşet, Numaralı Haberler
uğur kurt
Okmeydanı Cemevi’nde cenaze beklerken polisin açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Uğur Kurt için 106 gün sonra olay yerinde keşif yapılıyor.
İSTANBUL - Okmeydanı Cemevi’nde cenaze beklerken polisin açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Uğur Kurt’un öldürülmesine ilişkin soruşturmada, tam 106 gün sonra bugün olay yerinde keşif işlemi yapılıyor. Soruşturmayı yürüten Savcı Hasan Yılmaz, kalabalık bir polis grubuyla mahalleye gelerek, hem polis memuru S.K.’nin ateş ettiği sokak başı ile Uğur Kurt’un vurulduğu cemevi avlusunun arasında ölçüm işlemleri yapılıyor. Keşif işlemi sırasında mahallede Terörle Mücadele Şubesi, Asayiş Şubesi, Olay Yeri İnceleme Şubesi ve Şişli Emniyeti’nden olmak üzere, çok sayıda birimden onlarca polis ve zırhlı araç görev alıyor.
Kurt Ailesi’nin avukatı Aslı Kazan Gilmore, mahalleye adeta bir polis ordusunun yığıldığını belirterek, “Savcı bey resmen bir ordu getirmiş. Bu asla kabul edilemez. Zaten savcı, soruşturmada meşru müdafaa ifadesini kullanarak, şüpheli avukatı olarak hareket ediyor. Şimdi de olay yeri incelemeyi ‘Kimseye haber vermeden yapalım’ deyip buraya bir polis ordusu yığarak, o iddiasının zeminini hazırlıyor. Bunları tutanağa geçireceğiz” dedi.
Bu arada, mahallede toplanan bir grup gösterici, polisler aleyhinde slogan atıyor.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 09.09.14   #23
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Yarınlar mücadele dolu olacak...


BEN DE ERDOĞAN’I AYAKTA ALKIŞLARDIM!..
Ahmet Nesin | 08 Eylül 2014 | Alt Manşet, Gündem, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Yazarlar


Ben alkışlardım, çünkü kendisini hergün görmeyecektim artık, meclis koltuklarında suçlanırken pişmiş kelle gibi oturan bir başzübük, boşbakan olmayacaktı artık. İçimden “Hadi güle güle, yolun açık olsun, evdekilere selam söyle…” der alkışlardım.

Ahmet Nesin

Ahmet Nesin / Beni devamlı okuyanların bu başlığa şaşırdığını biliyorum ama ona karşın attım bu başlığı. Bugüne değin sosyal demokrat parti başkanların içinde en çok Erdal İnönü’yü beğendim. Aydın kişiliğiyle, demokratlığıyla, hazır cevaplığı ve gülmece yeteneğiyle CHP yada sosyal demokrasi adına dört dörtlük birisiydi bana göre. İşin özü tam bir Avrupa sosyalistiydi Erdal bey. Onun çok sevdiğim bir yanıtı vardı, kendisine masaya neden yumruğunu vurmadığını soruyor çok bilmiş gazetecilerden biri. Onun yanıtı tam Türkiyelik: “Masaya vurayım da, masanın kabahati ne!..” Çözümün masaya vurmak olmadığını, bağırıp çağırarak konuşmak olmadığını anlatmaya çalışmıştı Erdal bey ama ben ne o soruyu soran gazetecinin ne de halkın bu yanıtı anladığını sanmıyorum.

HDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş Erdoğan’ı ayağa kalkarak alkışladı diye çok eleştirildi. Bu haberi duyar duymaz empati kurmaya çalıştım ve kendimi orada hazır bulunan milletvekili yerine koydum. Kendiniz de aynı şeyi yapın, meclistesiniz ve hergün Erdoğan’ı görüp dinliyorsunuz, nefret ettiğiniz biri, o yemin töreninden sonra ne yapardınız?

Ben alkışlardım, çünkü kendisini hergün görmeyecektim artık, meclis koltuklarında suçlanırken pişmiş kelle gibi oturan bir başzübük, boşbakan olmayacaktı artık. İçimden “Hadi güle güle, yolun açık olsun, evdekilere selam söyle…” der alkışlardım.

İkinci alkışlama nedenim Erdoğan’ın Çankaya’ya seçilmesiyle beraber bittiğinin güzel haberi olurdu. Kimse şu anki anayasanın cumhurbaşkanına çok yetki verdiğine aldanmasın, o kadar yetkiyi sorumsuz cumhurbaşkanına yedirmezler. Anlayacağınız bir protesto alkışı gönderirdim.

Peki Selahattin Demirtaş benim gerekçelerimden dolayı mı alkışladı Erdoğan’ı, hayır, aynen dediklerinden dolayı alkışladı, rakibi olduğu için alkışladı, halkın tercihi olduğu için alkışladı.

Ancak bana göre Demirtaş’ın alkışlamasında başka gerçekler var, bunu anlayabilmek için ilk olarak Selahattin Demirtaş’ın kişiliğini iyi bilmek gerekiyor, bir de Kürt sorununu ve bugün geldiği noktayı anlamak gerekiyor.

Önce şunu iyi irdelemek gerek, Selahattin Demirtaş normal bir parti başkanı değil, 35 yıldır süren bir savaşın içinden savaşarak, ölerek, yakınlarını kaybederek, hapislere, işkencelere maruz kalarak gelmiş bir lider. Demirtaş’ın her saniyesinde hapse girmek, yaralanmak, ölmek, işkence görmek, sürgüne gitmek var.

Barış istiyorsak ki büyük bir çoğunluğumuz istiyor, Selahattin Demirtaş bu barış ayağının Kürtler cephesindeki en önemli 3 kişisinden biri, Kandil yönetimi, Apo ve HDP eşbaşkanı olarak bütün görüşmeleri yöneten, arkadaşlarıyla kararlar alan ve bunları uygulayan en önemli 3 kişiden biri.

Ben siyasi yaşamımım tümünde Kürt sorununun içinde oldum ve tavrımı hep Kürtlerden yana koydum. Ama bu tavrım Selahhattin Demirtaş’ı, Sebahat Tuncel’i, Ahmet Türk’ü, Gülten Kışanak’ı ve aklınıza gelen tüm isimleri onlar kadar anlayabilmeme yeter mi? Yeteceğini sanmıyorum, onları ancak 12 Eylül darbesi öncesi yaşadıklarımla, ne zaman, nerede ve kimin tarafından öldürüleceğimizin belli olmadığı dönemi birebir yaşadığım için daha iyi anlıyorum.

Kaybettiğim bütün arkadaşlarım adına, asılanlar adına, işkencede öldürülenler adına anlıyorum yada anlamaya çalışıyorum. Roboski adına, öldürülen çocuklar adına, yasaklanmış dilleri adına, faili meçhul cinayetler adına anlıyorum.

Bugün bu savaş barışa doğru gidiyorsa Selahattin Demirtaş bunu iliklerine kadar yaşıyor, bunun sorumluluğunu hissediyor. İşte şimdi empati yapın Demirtaş’a, attığı her adım artık çocuklar, insanlar öldürülmesin diye ve bunu AKP zamanında yakalamış.

Bu insanlar her saniye ölerek bugünlere geldiler ve Türkiye tarihinde ilk kez Kürt sorunu hükümet programına girdi. Benim bir sosyalist olarak buna katkım trilyonda bir ise Selahattin Demirtaş ve arkadaşlarının bunda payı binde bir.

Benim yaş grubum ve 68’lilerden sağ kalanlar tesadüfen yaşayan insanlar. Hiç tesadüfen yaşamanın ne olduğunu iliklerinize kadar hissettiniz mi bilmiyorum ama gerçekten çok ağır bişey. Bir bombanın 20 metre sağa yada sola atılmasıyla sağ kaldığınız ama en yakın arkadaşlarınızı kaybettiğiniz bir durum. Onlar öldürüldüğü için yaşıyorum ben yada diğer arkadaşlarım. 12 Eylül döneminde ilk yakalanan kişilerden biri olsaydım yada bugün aynı mücadeleyi veren bir arkadaşım olsaydı biz asılacaktık. O yüzden biz tesadüfen yaşıyoruz, onlar bizim yerimize ve inanarak öldüler.

Selahattin Demirtaş’ın Erdoğan’ı ayakta alkışlamasına bir de bu açıdan bakın. Bizim darbe öncesi ve sonrasıyla 10 yıl yaşadığımızı onlar yüz yıllardır yaşıyor ve son 35 yılı hepimizin malumu zaten.

Bu savaşı bu noktaya getirdiği için ben de Selahattin Demirtaş ve arkadaşlarını alkışlıyorum. Şunu hiç unutmayın, barışı durup dururken Özal, ANAP, Erdoğan yada AKP istemedi, bu savaş ve inanmışlık onları bu noktaya doğru itti.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 21.09.14   #24
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Yarınlar mücadele dolu olacak...


ERDOĞAN’IN ŞERİATÇI AÇIKLAMASI!..
Ahmet Nesin | 16 Eylül 2014 | Alt Manşet, Gündem, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Yazarlar


Erdoğan kendisini ister cumhurbaşkanı, ister yarı başkan yada ister başkan zannetsin, hatta padişah da zannetsin ama bu anayasa varken bu açıklamayı devlet adına yapamaz. Bu bir anayasal suçtur ve Erdoğan hakkında soruşturma açılmalıdır.





Ahmet Nesin

Ahmet Nesin / Neden bir insan cumhurbaşkanı olmak ister, bunca yıldır siyasetin içindeyim ama hiç düşünmemiştim. Düşünmedim çünkü bana göre cumhurbaşkanlığı siyasetin doruk noktası değil, tam tersine bittiği yerdir. İstediğiniz kadar 12 Eylül darbesinin faşist anayasasıyla idare edilin, o faşist anayasa Kenan Evren için bolca hak tanımış olsun, meclis yasası yürürlükteyken eşinizle ancak Çankaya Köşkü’nün bahçesinde ama elele ama gözgöze, Aziz Nesin’in öyküsündeki gibi “Peki, biz bu bohu niye yedik!..” diye dolanır durursunuz.

Erdoğan’ın yaşamı daha çok havaalanlarında geçtiğinden, yine bir yurt dışı çıkışında basın mensuplarına yaptığı açıklamada “ Bölgedeki terör örgütlerine karşı hassasiyetlerimiz devam ediyor. Gerek yabancı savaşçılar, gerek terör örgütü mensuplarıyla ilgili çalışmalarda müffetiklerimizle dayanışmamız devam edecek…” demiş.

Bu ülke siyasetinden iyice sıtkım sıyrıldığından dolayı neredeyse 10 gündür haberleri bile izlemediğimden bu açıklamasıyla ilgili uzmanlarımız bir açıklama yaptı mı bilmiyorum ama bana yazılı olarak denk gelmedi. Bu açıklama Türkiye anayasasına göre kişiyi cumhurbaşkanlığından indirecek bir açıklama.

Bunu cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ın rakibi olan Ekmeleddin İhsanoğlu’nun pozisyonuyla açıklayayım isterseniz. İhsanoğlu yıllarca İslam İşbirliği Teşkilatı’nın genel sekreterliğini yaptı. Yaptı ama bunu Türkiye adına değil, kişi olarak yaptı yada yapabildi, çünkü Türkiye anayasasına göre şeriatı savunan bir teşkilata Türkiye’nin devlet olarak üye olma olasılığı yok. O yüzden biz o konferanslara daha çok izleyici yada benzer sıfatlarla katıldık.

Anlayacağınız, sözüm ona laik Türkiye’de devlet yada parti olarak şeriatı şiar edinemezsiniz. Kişi olarak şeriatı savunabilir, ancak bunu devlet işleyişi anlamında kullanamazsınız. Bunun bikaç nedeni var ama bence en önemlisi laik ve demokrasiyle yönetildiği iddia edilen ülkelerde devletin dini olmaz. Oysa İslamiyet bir devlet dinidir, Kur’an anayasadır. Türkiye’deki dincilerin en büyük sıkıntısı da budur.

Erdoğan ve arkadaşları dindar değil dincidir, ülkenin şeriatla yönetilmesini isterler ve bunu da defalarca açıkladılar. İşte Erdoğan’ın bu konuşmasında söylediği “Yabancı savaşçılar” sözcükleri esasında anayasaya aykırıdır ve cumhurbaşkanı olarak suç işlemiştir. Erdoğan bu konuşmayı IŞİD’e karşı yapılan koalisyona imza atılmamasının nedeni sorulduğunda yanıtlıyor. Yani bitakım ülkeler şeriat devletini savunan yada kurduğunu iddia eden IŞİD’e karşı savaş açmışken, onları terörist ilan etmişken, Erdoğan buraya imza attırmıyor ve onları “Yabancı savaşçılar” olarak ilan ediyor.

Erdoğan kendisini ister cumhurbaşkanı, ister yarı başkan yada ister başkan zannetsin, hatta padişah da zannetsin ama bu anayasa varken bu açıklamayı devlet adına yapamaz. Bu bir anayasal suçtur ve Erdoğan hakkında soruşturma açılmalıdır.

IŞİD’in elinde rehineler olması bu açıklamayı yapması için kurtarıcı bir neden olamaz. Dünyada hiçbir ülke yada devlet rehinelere göre yönetilemez. Rehineler dolayısıyla savaşa girmeyebilirsiniz ama onları savunan açıklama farklı bir olaydır. O zaman akla şu geliyor ki –bana göre hem öyle hem de daha büyük bir suç- Erdoğan rehineler için bişey yapmıyor, onlar olduğu sürece o koalisyona imza atmama şansını elinde tutuyor. İşte % 50’nin oy verdiği sanıldığı AKP ve o mantık Türkiye’yi böyle yönetiyor.

IŞİD bir gün bizden de kelle kesmeye başlarsa, işte o zaman bu seçmen yukarıda yazdığım gibi “Peki, biz bu bohu niye yedik!..” diye ya evinde yada Çankaya dolaylarında dolaşmaya başlayacaktır.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 22.09.14   #25
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Yarınlar mücadele dolu olacak...


Ana Sayfa path img Politika
Erdoğan IŞİD ile
pazarlığı
kabul etti


ANKARA - DİHA
Güncellenme : 21.09.2014 15:15

IŞİD ile diplomatik görüşmeler ve pazarlık yapıldığı iddialarını kabul eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Siyasi noktada diplomatik bir pazarlıktan bahsediyorlarsa siyasi bir diplomasi pazarlık söz konusudur" dedi. Erdoğan, TSK ve ABD'nin sınırda tampon bölge oluşturma çalışmalarının olduğunu söyledi.

BM Genel Kurul görüşmelerine katılmak üzere New York'a giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, havaalanında basın toplantısı düzenledi. BM Genel Kurulu'na ilişkin bilgiler veren Erdoğan, IŞİD çeteleri tarafından alıkonan 49 konsolosluk personelinin serbest bırakılmasına ilişkin basın mensuplarının sorularını yanıtladı. 49 personelin MİT ve TSK tarafından yapılan operasyonla kurtarıldığını iddia eden Erdoğan, fidye ve pazarlık iddialarına ilişkin soruya "Siyasi noktada diplomatik bir pazarlıktan bahsediyorlarsa siyasi bir diplomasi pazarlık söz konusudur. Bu zaten diplomasi zaferidir. Çok zor şartlar içerisinde sabırla bu işi sürdürdük. Ama çok açık ve net. Maddi pazarlık asla mümkün değildir, olmamıştır. Siyasi, diplomatik oldu" diyerek, AKP hükümetinin IŞİD çeteleri arısında yapılan pazarlıkları kabul etti.

IŞİD'e yönelik uluslararası müdahaleye dahil olmama gerekçesi olan 49 rehinin serbest bırakılmasının ardından Erdoğan, "Bundan sonra ne tavır alacağız Başbakanımla konuştuk. Bu tavrı artık belirlememiz lazım. Operasyon denilince sadece uçaklar, tank, top geliyor. Bunların olması anlamına gelmez. Diplomatik bir siyasi çeşidi de vardır onu yaparsınız. Şu an yapılan ikinci söylediğimdir" sözleriyle, IŞİD ile AKP hükümeti arasında diplomatik görüşmelerin devam edeceğini söyledi.

TSK ve ABD tampon bölge çalışmaları

TSK ve ABD'nin sınırda tampon bölge oluşturma çalışmalarının olduğunu söyleyen Erdoğan, "Tampon bölge oluşturulması NATO zirvesinde işlediğim bir konuydu. Sayın Obama'ya bahsetmiştim, detaylarını açıklamıştım. Bir hafta içerisinde savunma bakanı, dışişleri bakanı ülkemizi ziyaret ettiler. Müşterek adımlarımızı konuştuk, ne adımlar atabiliriz bunları konuştuk. Obama ile geniş detaylı bir görüşme yapabileceğimizi sanmıyorum. Programda böyle içerik yok. Daha yeni NATO zirvesinde 1,5 saat oturduk görüştük. Başkan yardımcısının bir görüşme talebi söz konusu. Geniş bir görüşme yapma imkanımız belki olacak" diye konuştu.

IŞİD pazarlığı kabul etmişti

IŞİD'e yakınlığı ile bilinen haber siteleri Türkiye ile IŞİD arasında 3 ay süren görüşmelerin olduğunu yazmıştı.

------------------------------


AYNI ZURNANIN DELİKLERİ OLDUĞUNU DEFALARCA YAZMIŞTIK,
HALKLAR ÇOK DİKKATLİ OLMALI,
IŞİDİ ÜLKE İÇİNDEDE KULLANACAKTIR.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (22.09.14 Saat 00:09 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 23.09.14   #26
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Yarınlar mücadele dolu olacak...


Yalan üretenlerden kahraman çıkmaz!
Necdet Sara� | 22 Eylül 2014 | Alt Manşet, Gündem, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Üst Haberler, Yazarlar


“…Erdoğan’ın da fiili olarak kabul ettiği takasta IŞİD’e ne verildiği de, “diplomatik pazarlığın” içeriği de, rehinlerin nasıl pazarlandığı da, ne zaman serbest bırakıldığı ve kimden “teslim alındığı” da yakında ortaya çıkar… Yeter ki; Konunun içinde din varsa, milli ve manevi değerler edebiyatı varsa, ağızlarını açmak bir yana, gölgesinden bile korkar hale gelen “koca koca adamların” sayısı azalsın, “Kral çıplak” diyenlerin sayısı hiç değilse biraz da olsa artsın!”



necdetsarac01111



Necdet Saraç - IŞİD’in 49 rehineyi bir pazarlık sonucu bıraktığından aslında hiç kimsenin en küçük bir şüphesi yok. Ortada operasyon yok, dolayısıyla adına “kurtarma operasyonu” da denen “operasyonda” çatışma da yok! Bu çıplak gerçeğe rağmen ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, ordusu, polisi sürekli yalan üretiyor. Bu yalana gazetelerin, televizyonların büyük bölümü de açıkça ortak oluyor…

Kurtarma yalanlarına belli ki rehineler de ortak: Baksanıza, Başkonsolos IŞİD’cilerden sakladığını iddia ettiği telefonla her gün hem de birkaç kez Bakanla, Başbakanla görüşmüş ama ne hikmetse hem telefonun şarjı hiç bitmemiş, hem de bunu hiç kimse görmemiş! Yalana tamam ama bu kadarına da pes doğrusu!

IŞİD, ”iki devlet pazarlık masasına oturdu ve rehineler bizzat halifenin (Ebu Bekir El Bağdadi) emriyle Türk hükümetinin İslam Devleti karşıtı koalisyona girmeyeceği açıklamasından sonra serbest bırakıldı” diye açıklama yapıyor ama bu açıklama ne görülmek ne de duyulmak isteniyor! Çünkü yalan üretenlerin ortak derdi belli: Yalanlardan IŞİD de dahil yeni kahramanlar üretmek!

Kahraman yaratacaksın ya, bu iş “milli ve manevi değerlere” vurgu yapılmandan olmaz! Yalanlarını bir de “milli ve manevi değerlerle” besledin mi, arkasından da “vatandaşlarımızın getirilmesine üzülenler var”diye bir de demogoji yaptın mı, en muhalifin bile ağzını “geçmiş olsun” diye açmak zorunda kalır! Arkasından da seni kutlar!

Operasyon “milli operasyon” da olunca bir anda “iklim değişir, Akdeniz olur” ve hep beraber gülümsersin!

3 yıldır ölen onbinlerce insan, dökülen kan ve gözyaşı kabahatin olmaktan çıkar!

Özgürlük ve demokrasi söylemlerin, üç yıl içinde yüzbinlerce insanın ölümünün, milyonlar için evsizliğin ve yurtsuzluğun, tarifi bile zor yoksulluğun adı olmuş, ne gam! Sen 49 rehineyi “çok zor şartlar içerisinde 101 günde titiz bir operasyonla” kurtardın ya, gerisi laf-ı güzaf!

Konsolosluğu boşaltmayarak aslında fiili olarak kendi elinle teslim ettiğini bile unutturmakla kalmazsın, sayısını bile tam bilmediğin rehineleri “büyük bir operasyonla” kurtarmış olursun! Arkasından da “bir tek kişinin bile burnu kanamadı, kılına zarar gelmedi” diye kahramanlık edebiyatı yaparsın!

Üstelik, besleyip, büyüttüğün IŞİD teröründen kaçanlara sınırı açmayı ise büyük bir lütuf olarak sunarsın! “Kobani’den gelenlerin sayısı 100 bini aştı” diye böbürlenirsin! IŞİD’in siyasi liderlerinden birini halen İstanbul’da koruduğunu da, onunla “içli dışlı” olduğunu unutturur ve bu operasyon hikayesi ile IŞİD’ten “masaya oturulacak ve görüşülecek” bir örgüt görüntüsü yaratırsın!

Bütün bu manevralara rağmen, bu devirde yalanın dolanın ömrü çok uzun olmuyor. Yakında mutlaka “gerçekler” ortaya çıkar: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da fiili olarak kabul ettiği takasta IŞİD’e ne verildiği de, “diplomatik pazarlığın” içeriği de, rehinlerin nasıl pazarlandığı da, ne zaman serbest bırakıldığı ve kimden “teslim alındığı” da ortaya çıkar… Yeter ki; Konunun içinde din varsa, milli ve manevi değerler edebiyatı varsa, ağızlarını açmak bir yana, gölgesinden bile korkar hale gelen “koca koca adamların” sayısı azalsın, “Kral çıplak” diyenlerin sayısı hiç değilse biraz da olsa artsın!

22 Eylül 2014, İstanbul

Necdet Saraç

-----------------------------------------
ABD EMPERYALİZMİ KUKLASI,
AKP FAŞİST DİKTATÖRLÜĞÜNDE,
EN FAZLA IŞİD ÇIKAR,
AKP FAŞİST DİKTATÖRLÜĞÜDE IŞİDDE,
EMPERYALİZM İSTEDİĞİ AN TOKADI YİYECEKLER...
ÇÜNKÜ İKİSİDE EMPERYAL OYUNCAĞI.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 25.09.14   #27
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Yarınlar mücadele dolu olacak...


“Dindar gençlik” için bir adım daha atıldı!
Kırmızı Haber | 23 Eylül 2014 | Gündem, Manşet, Numaralı Haberler, Son Dakika, Üst Haberler
AKP “dindar gençlik” yetiştirmede bir adım daha attı. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Arınç, “Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullardaki öğrencilerin kılık ve kıyafetlerine dair yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının E bendinde yer alan ‘başı açık’ ibaresi ve aynı bendin son cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır” dedi. Böylece eğitimin dincileştirilmesinde yeni bri adım daha atılmış oldu.

Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı okullarda öğrencilerin türbanla okula girmesine dair yasal engel kaldırıldı. AKP hükümeti, bir süredir türbanlı öğrencilerin girişine fiilen göz yumuyordu.

Bugün hükümet sözcüsü Bülent Arınç, ilgili yönetmelikteki maddenin kaldırıldığını açıkladı.

Arınç, “Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullardaki öğrencilerin kılık ve kıyafetlerine dair yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının E bendinde yer alan ‘başı açık’ ibaresi ve aynı bendin son cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır” dedi. Söz konusu son cümle, yönetmelikte daha önce de var olan “Kız öğrenciler, imam-hatip ortaokul ve liseleri ile çok programlı liselerin imam-hatip programlarında tüm derslerde, ortaokul ve liselerde ise seçmeli Kur’an-ı Kerim derslerinde başlarını örtebilir” ifadesine atıfta bulunuyordu.

Sadece liseler mi, ana okulları dahil mi?
Söz konusu yönetmelik, MEB’e bağlı tüm bağlı resmî ve özel tüm okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin kıyafetlerini düzenliyordu. Yönetmelik değişikliğinin Resmi Gazete’de nasıl yayımlanacağı merak konusu. Zira Arınç, açıklamasında önce ortaöğretim, yani liselere atıfta bulundu, ardından yönetmeliğin o maddesinin kaldırıldığını söyledi: “Milli Eğitim Bakanlığımız, orta öğretimle ilgili yönetmeliğinde, özellikle bazı kız öğrencilerimizin hasretle beklediklerini biliyorum. Son Bursa ziyaretimde de okulların açılışında öğrencilerle bir araya geldiğimizde onlar heyecanlı bir şekilde bu müjdeyi bekliyorlardı. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul öğrencilerinin kılık ve kıyafetlerine dair yönetmelikte değişiklik yapılmasına hakkında yönetmelik gözden geçirilmiş ve bu yönetmeliğin 3. ve 4. maddelerinde bir değişiklik yapılarak, 4. maddesinin birinci fıkrasının e bendinde yer alan ‘baş açık’ ibaresi ve aynı bendin son cümlesi yürürlülükten kaldırılmıştır. Bununlar orta öğretim kurumlarında baş örtülü olarak eğitime devam etmek isteyen kız öğrenciler için bir zaruret, 30 Eylül’den sonraki demokratikleşme paketimizde bazı hususlar yerine getirildiği için, bugün böyle bir yönetmelik değişikliğinin de yapılması zaruret görülmüştür.”

--------------------------------------------------------------
AKP FAŞİST DİKTATÖRLÜĞÜNÜN,
DİNİ KULLANARAK,
TÜRBAN İSTİSMARININ SUYU ÇIKTI,
IŞİD AKP DİKTASINA BİRLEŞMİŞ MİLLETLERDE,
TERS TAKLA ATTIRDI ABD NİN DÜMEN SUYUNA GİRDİ,
IŞİDE DESTEGİ KESİLECEKMİ HAYIR,
GİZLİ BİR ŞEKİLDE DÜŞÜK ORANDA DEVAM EDCEKTİR.
MURSİ NEYSE AKP,AKP NEYSE IŞİD ODUR,
IŞİD, ÖZLEMİNİ DUYDUKLARI,
DİN TÜCCARI DİKTATÖRLÜĞÜN ALT YAPINI HAZIRLAMAKTIR.
AMA ORTA DOĞUDA,ROJAVA,
DİRENİŞ VE MÜCADELESİYLE EMPERYALİZME,
VE ONUN İŞBİRLİKCİLERİNE KARŞI DİMDİK AYAKTADIR,
ROJAVA DİRENİŞİNE BİN SELAM.
TÜRKİYE DİN TÜCCARI
YOBAZ DİKTATÖRLÜĞE TESLİM OLMAYACAKTIR.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 29.09.14   #28
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Yarınlar mücadele dolu olacak...


Fırıldak

Özgür Mumcu | 27 Eylül 2014 | Alt Manşet, Gündem, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Yazarlar


Mezhepler arası savaş ya da hangi İslamın gerçek olduğu kavgasından bir iki adım geri çekilip bakmak ve devletlerin siyasetlerine asıl yön verenin çıkar ilişkileri olduğunu gözden kaçırmamakta fayda var.

özgür mumcu

Özgür Mumcu / Obama, BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada bütün dünyanın ama özellikle Müslümanların IŞİD’i kınaması gerektiğini söyledi. Neden özellikle Müslümanlara böyle bir kınama görevi verildiğini anlamak güç. Bu, bir dinin mensuplarını o dinin diğer mensuplarının din adına yaptıklarından şu ya da bu şekilde sorumlu tutmaya gidebilecek tehlikeli bir yol.

Bu tehlikeli yol memleketimizde de Yahudilere karşı tutuldu. İsrail’in Gazze saldırısını kınamaları için Yahudilerin üzerinde tam saha baskı kuruldu.
Erdoğan’ın “Affedersiniz Ermeni” sözü üzerine Ermenilerden beyefendiye tepki göstermeleri istendi.
Bu, insanları sadece etnik kimliklerine ya da dini inançlarına indirgeyen bir yaklaşım. İnsan sadece etnik ve dini kimliğinden çok daha fazlasıdır. Kimse de bir dini seçtiği, o dine doğduğu için ya da etnik kökeni sebebiyle kimseyi kınamak mecburiyetinde değildir.
Bu tartışmalarda başka bir tuhaflık da IŞİD’in aslında “gerçek İslam”ı temsil etmediği açıklamaları.
IŞİD’in akıl almaz bir vahşet makinesi olduğu ve bölgeyi belli uzun seneler sürebilecek bir cehenneme sürüklediği aşikâr.
Ancak bu, IŞİD’in kendi içinde tutarlı bir dini görüşü olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Gerçek İslam kimsenin tekelinde değil. Bir IŞİD mensubuna sorarsanız o da en hakiki İslamı kendilerinin temsil ettiğini söyleyecektir.
Bu bir teolojik tartışmadır ve kamusal politikalar oluşturulurken belirleyici bir veri olarak ele alınmasının manası yoktur. Elbette fanatizmle mücadelede dinin barışçıl yönlerini ön plana çıkarmak gerekir. Ancak bu meseleyi sadece dini bir çerçeveye hapsetmek “yanlış bir tartışma”.
İş hangisi gerçek İslam tartışmasına saplanırsa yarın IŞİD’i aratacak bir örgüt de çıkabilir. Daha çok yakın zamanın büyük canavarı El Kaide bile IŞİD’in yanında neredeyse masum gösterilmeye başlanmadı mı?
İşi dini bir meseleye getirmek, dini en köktenci yorumlayanlara gerekçe üretmek ve ikna etmek için geniş bir arazi vermek anlamına gelir.
Doğrudur, iktidar Esad’ı bir an evvel devirip yerine kendine yakın Sünni bir iktidar getirmek için müthiş acul davranmıştır. Esad’a vursun da ne olursa olsun diyerek sınırı bulanıklaştırmış ve IŞİD de dahil birçok örgütün palazlanmasında pay sahibi olmuştur.
Mısır ve Suriye üzerinde benzer iktidarlarla bir ağabeylik vesayeti kurma hevesiyle patlamak üzere olan bir coğrafyada istikrarı değil kargaşayı körüklemiştir.
Bunda siyasal İslamcı kökenlerinin rolü vardır. Fakat unutmamak gerekir ki şayet Arap Baharı olmasa AKP bu ağabeyliği Esad üzerinden yapmaktan da hiç çekinmeyecekti. Yine Arap Baharı’nın devirdiği Kaddafi’den Erdoğan’ın nasıl “insan hakları ödülü” aldığı hâlâ hafızalarda.
İktidarın dün, Maliki ve Esad’a karşı olduğu için en hafif tabiriyle göz yumduğu“IŞİD”e karşı ABD baskısıyla tavır alması şaşırtıcı değil. “Libya’da NATO’nun ne işi var” çıkışının geçerliliğinin kaç gün sürdüğünü hatırlamak kâfi.
Yani işin dini bir boyutu elbette var. Ortadoğu’dayız neticede. Ancak ana amacın devletlerin kendilerine yeni iktidar ve çıkar sahaları kazanma arzusu olduğu unutulmamalı.
Bakın ne demişti Davutoğlu:
“Ortadoğu bataklık değil, insanlığı ayağa kaldıran o aziz vahyin merkezidir, Hira’nın merkezidir.”
Erdoğan da “Ortadoğu’ya bataklık demek ırkçılıktır” demişti.
Peki, ne dedi ABD’deki Erdoğan:
“IŞİD bataklığının kurutulması için Irak ve Suriye’ye birlikte bakılmalı. Bataklığın bir ayağı Suriye’de, bir ayağı Irak’ta. Bu bataklığın buralardan tamamen temizlenmesi gerekiyor.”
Mezhepler arası savaş ya da hangi İslamın gerçek olduğu kavgasından bir iki adım geri çekilip bakmak ve devletlerin siyasetlerine asıl yön verenin çıkar ilişkileri olduğunu gözden kaçırmamakta fayda var.
Özellikle iktidarı destekleyenlerin daha çok dikkat etmeleri gerek. Erdoğan’ın ağzına bakarak onun her pozisyon alışında fırıldağa dönmek yorucu olsa gerek.

Cumhuriyet
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 29.09.14   #29
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Yarınlar mücadele dolu olacak...


Zamlar peş peşe gelecek
Kırmızı Haber | 27 Eylül 2014 | Alt Manşet, Ekonomi, Gündem, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler
Hükümetin 2015 yılı bütçe çalışmaları zam mevsiminin açıldığının işareti. Hem 2014 bütçesinde hazirandan itibaren görülen kötüleşmenin giderilmesi hem de dolar kurundaki yükselişin elektrik ve doğalgazda yarattığı zam baskısı var. 17 Ekim öncesi tüm zamlara karar verilmek zorunda.

zam zam zam

2015 yılı bütçe hazırlıkları başladı. Haziran ayından itibaren bütçede görülen kötüleşmenin etkilerini gidermek amacıyla elektrik, doğalgaz ve vergilerde ne tür ayarlamalar yapılacağı masaya yatırıldı. Bu ay ilk olarak elektrik fiyatlarına zam için bir değerlendirme yapılacak. Eğer zam yapılırsa 1 Ekim’den itibaren geçerli olacak. Ancak yapılacak zamların enflasyona etkisi de önem taşıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız AA’ya yaptığı açıklamada, kurun önemli bir tehdit edici unsur olduğunu belirterek, 29 Eylül Pazartesi akşamına kadar vakitlerinin olduğunu söyledi. Eğer bir zam kararı alınacaksa 30 Eylül itibariyle alınmak zorunda.

ÇİFT HANE ENFLASYON RİSKİ

Hürriyet’ten Neşe Karanfil’in haberine göre, elektrik ve doğalgaza kurun etkisiyle zam ihtiyacı artıyor. Yaz aylarında yaşanan kuraklık nedeniyle maliyetlerde artış oldu. Ayrıca kur da hareketli seyrediyor. Son olarak dolar 2.26 liraya kadar yükseldi. Elektrik fiyatları 3 ayda bir, doğalgaz fiyatları ise her ay değerlendirmeye alınıyor. Bu yıl yaşanan kuraklık nedeniyle elektrik daha çok doğalgaza bağlı üretilmek zorunda kalındı. Geçtiğimiz günlerde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız da kuraklık nedeniyle elektrik üretim maliyetlerinin arttığını dile getirmişti. Elektrikle birlikte doğalgaza da zam gelebileceği tahmin ediliyor. Ancak oranlar belirlenirken artan enflasyonun da dikkate alınması bekleniyor. Ekim ayında yapılacak elektrik ve doğalgaz zammı yıl sonu enflasyonunu çift hanelere taşıyabilecek.

GELİRLER NE OLACAK?
Bütçede özellikle Katma Değer Vergisi (KDV) gelirleri zayıf seyrediyor. Eğer harcamalardaki artış aynen devam ederse vergilerde de artış kaçınılmaz. Bunun için 2015 yılı bütçesinin sunulacağı 17 Ekim öncesinde yapılacak zamlara karar verilmesi gerekiyor. Çünkü 2015 yılına ilişkin vergi tahminleri yapılırken bu yıl sonunda elde edilecek vergi gelirleri baz oluşturacak. Yurtiçinde satılan mallar üzerinden alınan ve bütçeye hemen etkisi olan dahilde KDV hem temmuz hem de Ağustos aylarında geriledi. Temmuzda dahilde alınan KDV yüzde 8.6, ağustosta ise yüzde 9 oranında düştü. Yılın ilk 8 ayı itibariyle KDV’deki artış binde 4, Özel Tüketim Vergisi’ndeki (ÖTV) artış ise yüzde 4.2 düzeyinde oldu.

SİGARA VE İÇKİ ZAMMI
Bütçe için önemli bir gelir kaynağı olan KDV’deki gerileme eğer yılın kalan aylarında devam ederse geliri artırmak için yeni vergi artış kararları almak kaçınılmaz hale gelecek. Ancak KDV’deki gerileme için KDV oranlarında bir artış söz konusu değil. Çünkü ürünlerden belli oranlarda KDV alınıyor. Ancak KDV’yi yükseltecek olan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ürünlerinde bir artış yapılabilecek. ÖTV’deki artışlar ise genellikle içki ve sigara üzerinden yapılıyor.

‘Dolar 2.25’i aştı bizim için tehdit’

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, önümüzdeki dönemde elektrik ve doğalgaza zam yapılıp yapılmayacağına ilişkin, “Zam için pazartesi akşamına kadar vaktimiz var. Dolar 2.25’leri buldu. Bizim için çok ciddi tehdit edici unsur. Biz dövizle alıp TL ile satan bir ülkeyiz. O yüzden her maliyet artışı bizim bu direnç noktamızı tabii ki etkiliyor” dedi. TL/dolar paritesinin 2.26 liranın üzerine çıktığı için Merkez Bankası daha önce 10 milyon dolar olarak belirlediği günlük dolar satış miktarını 29 Eylül’den itibaren 40 milyon dolara çıkardığının belirtilmesi üzerine Yıldız, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ben bunu yerinde, uygun bir müdahale olarak görüyorum. Enerji sektörü açısından baktığım için, virgülden sonra artan her rakam bizim maliyetlerimizi çok ciddi etkiliyor. Ham petrol fiyatı 100 dolar civarında salınıyor, 2 dolar yukarı, 2 dolar aşağı… 2013 yılının haziran ayında 102 dolardı, şu anda hemen hemen aynı fiyatta. Ama o zaman parite 1.92 idi. Şu anda 2.26’dan bahsediyoruz. 2013 yılı haziran ayına göre Avrupa ülkesi için sabit kalan fiyat bize göre sabit kalmamış durumda. Bunların her birini bizim maliyetlerimizde absorbe etmeye çalıştık. Paritenin artıyor olması enerji sektörü açısından ciddi bir tehdit unsurudur.”

Radikal

--------------------------------------------------------
iş verenlerden tanzim edemeyeceği vergileri,
halkın sırtında çıkaracak,
BU ÜLKEDE HALK MUHALEFETİ GEREKLİ.......
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
DEMOKRATİK çözüm için MÜCADELE.!!!. bilgeyol Siyaset,Politika ve Ekonomi 1406 18.07.16 09:41
Bu günü kurtara bilirizde YA YARINLAR........ bilgeyol Yaşam 13 18.08.13 00:33
ALEVİLER Organize ortak mücadele vermeli. bilgeyol Pir Yolu Haber Merkezi 5 19.03.13 11:51
Pirsultan Cemevinde Mücadele Kazandı jetlii11 Pir Yolu Haber Merkezi 0 12.06.12 21:18
Ayrımcılıkla mücadele projesi anketi Alevi Alevi Basın-Yayın Organları 0 24.01.10 06:16




Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2