Sponsor Reklamlar


DEMOKRATİK çözüm için MÜCADELE.!!!.

 Genel konular Katagorisinde ve  Siyaset,Politika ve Ekonomi Forumunda Bulunan  DEMOKRATİK çözüm için MÜCADELE.!!!. Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

Ağaç Şeklinde Aç28Beğeni

 
Seçenekler
Alt 02.12.13   #31
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: DEMOKRATİK çözüm için MÜCADELE.!!!.


Kendimizi konteynerle birlikte
ateşe mi verelim?










ETİKETLER

Van - Erciş - deprem - depremzede - konteyner - AKP - Fatih Çiftçi - Beyar Özalp - Vanlı depremzedeler -

Beyar Özalp
Erciş

Van ve Erciş’te 23 Ekim 2011’de meydana gelen 7.2 şiddetindeki depremden sonra uzun süre yazlık çadırlarda kalan ve daha sonra konteyner kentlere yerleştirilen depremzedelerin bir kısmı hâlâ insanca yaşayabilecek bir konuta sahip değil. Van ve Erciş’te 200’den fazla depremzede 4 konteyner kentte yaşamlarını sürdürüyor. Ancak ağustostan bu yana buralarda yaşayan depremzedelere dünya adeta zindan edildi. Barınma sorunları çözülmeden konteyner kentleri terk etmeleri istenen depremzedelerin elektrikleri kesildi ve depremzedeler de açık grevine başladı. Son olarak geçtiğimiz Cuma günü Erciş’te bulunan Alkanat Konteyner Kentteki depremzedeler polis zoruyla çıkartılmak istendi, itirazlar üzerine depremzedelere bir hafta süre tanındı. Bu bir haftadan geriye 4 gün kaldı ve depremzedeler kara kara ne yapacaklarını düşünüyor. Yüzbinlerce Suriyeli mülteciye konteyner sağlamakla övünen hükümetin barınma sorununu çözmediği Ercişli depremzedeler yaşadıklarını gazetemize anlattılar.
‘KORKUDAN GECE NÖBET TUTTUK’

Cuma günü Erciş Emninet Müdürü Murat Hoş’un uzun namlulu silahlar taşıyan 20’den fazla polis ile konteyner kente geldiğini söyleyen depremzedelerden Cengiz Gün, Hoş’un kendilerine hakaret ettiğini ve tehditler savurarak “Bir hafta içinde konteyner kenti boşaltın” dediğini söyledi. Emniyet müdürünün tehditlerinden dolayı tedirgin olduklarını söyleyen Gün, “Cuma gecesi boyunca yatamadık ve emniyet müdürünün gelip bize zarar vermesinden korktuğumuz için tüm gece nöbet tuttuk” dedi. Gün, “Emniyet Müdürü ‘burada devlet biziz, sizin devletle başa çıkacak gücünüz yok’ dedi. Aslında burada bir saat bile yaşanmaz ama başka imnkanımız yok” dedi.
Konteyner kentte yaşayan diğer bir depremzede Dilek Demir ise TOKİ’ye başvurmalarına rağmen hak sahibi olamadıklarını belirterek, “TOKİ kura çekimlerinde hile oldu. Konutların büyük çoğunluğu AKP Van Milletvekili Fatih Çiftçi’nin akrabalarına verildi. Şehrin diğer varlıklı aileleri de TOKİ konutlarının büyük çoğunluğunu aldı. Asıl ihtiyacı olanlara konut verilmedi” iddiasında bulundu.

‘YENİDEN ÇADIRDA KALACAĞIZ’

Demir, “Emniyet Müdürü bize bir hafta süre verdi ama gidebileceğimiz hiçbir yer yok” dedi. Demir, kendilerine başlarını sokabilecekleri bir konut temin edilmezse yeniden çadırda yaşamak zorunda kalacaklarını dile getirdi.
‘VEKİLLER BURADA YAŞAYABİLİR Mİ?’

Gazetemiz aracılığıyla AKP Van Milletvekili Fatih Çiftçi’ye seslenmek istediğini söyleyen Taner Özgür ise “Çiftçi’yi bizimle aynı şartlarda, elektriği, suyu olmayan bu kümes gibi konteynerlerde ailesi ile beraber yaşamaya davet ediyorum. Eğer o ve ailesi burada yaşabilirse biz hiçbir talepte bulunmayacağız” dedi. Kirli su ve çöpler nedniyle bir çok depremzedenin hastalandığını söyleyen Özgür yetkililere; “Gelip buradaki şartları inceleyin, nasıl yaşadığımızı görün siz karar verin” çağrısı yaptı.

‘BAŞBAKAN SÖZÜNÜ TUTMADI’
Başbakanın geçtiğimiz ay Erciş’te 1000 TOKİ konutunun kiracı depremzedelere verileceğini açıkladığını hatırlatan Ercan Gün ise “TOKİ konutlarından yüzlercesi boş. Neden bizlere vermediklerini bilmiyoruz. Başbakan ve diğer yetkililer milyonların karşısında konuşup söz verdi ancak sözlerini tutmadılar” dedi. Hiçbir yetkilinin sorunlarını çözmek için adım atmadığını söyleyen Gün “Televizyonlarda görüyoruz ağaçta kalan bir kediyi kurtarmak için polis ve itfaiye seferber oluyor. Bizim bir kedi kadar kıymetimiz yok” şeklinde konuştu. Başbakan’ın sürekli kardeşlik vurgusu yaptığını söyleyen Gün, “Kim kardeşinin böyle mağdur olmasını ister” diye sordu.

‘GİDECEK YERİMİZ YOK’
Kendilerine 1 hafta süre verildiğini ancak gidecek hiçbir yerleri olamadığını söyleyen Gün, “İki çocuğum var. Eğer bir hafta sonra bizi buradan çıkartmak için gelirlerse elimden çocuklarımla beraber kendimi konteynere kilitleyip ateşe vermekten başka bir şey gelmez” dedi.

20 yıldır kiracı olan ve oyunu AKP’ye verdiğini belirten Başhanım Yardımcı ise “Verdiğim oya karşılık AKP benim hakkım olan TOKİ konutunu zenginlere verdi” dedi. Üzerlerine kayıtlı hiçbir mülk olmamasına karşın kendilerine konut verilmediğini söyleyen Yardımcı, “Başbakan en az 3 çocuk yapın diyor. Benim 9 çocuğum var. Ama başbakan beni ve çocuklarımı bir sığıntı gibi konteyner kentte kaderimize terk etti” dedi.
DEPREMZEDE EV BEKLİYOR, HÜKÜMET CAMİ YAPIYOR!

Erciş’te depremzedelerin barınma çilesi devam ederken önceki gün ‘kentsel dönüşüm’ kapsamında yapılacak olan caminin temel atma töreni gerçekleşti. AKP Van Milletvekili Fatih Çiftçi’nin de katıldığı törende konuşan AKP’li Erciş Belediye Başkanı Zülfikar Arapoğlu, Erciş’in yeniden inşa edilmesi için TOKİ’nin 700 milyon liralık bir bütçe ayrıldığını söyledi. Erciş’i cezaibe merkezi yapmaya çalıştıklarını söyleyen ve en önemli sorun olarak trafik sorunundan söz eden Arapoğlu, depremzedelerin durumuna değinmedi.

HİZMET İÇİN AKP ŞARTI!
AKP Van Milletvekili Fatih Çiftçi ise “Yerel seçimlerde Erciş ile beraber Van büyükşehir belediyesinde de iktidara gelirsek yatırımlarımız devam edecek” sözleriyle hizmet gelmesi için belediyenin AKP’de olmasını şart koştu. Çiftçi’nin, Erciş’te hizmet gitmeyen yerlerin BDP’li Van Büyükşehir Belediyesi’nin yetki sınırları içinde olduğuna ilişkin sözleri de itiraf niteliğindeydi. Depremin ardında o başta eğitim, sağlık ve ulaşım olmak üzere bir çok sorunu çözdüklerini öne süren Çiftçi “Erciş halkına verdiğimiz tüm sözleri tuttuk” dedi. Ancak Erciş sokaklarında gezdiğimizde karşılaştığımız tablonun hiç de Çiftçi’nin söylediği gibi olmadığını görüyoruz. Çiftçi, depremin ardından Erciş’te derslik sayısını iki katına çıkardıklarını, köylerde bile lise yaptıklarını söyledi. Oysa Erciş ilçe merkezinde yıkılan bir çok okul yeniden yapılmadı. Bunun yerine TOKİ konutlarında yapılan okullarla birleştirildi. Örneğin 19 Mayıs İlkokulu öğrencileri taşımalı eğitim ile başka okullara dağıtılırken, öğretmenleri kadro açığı olan okullara görevlendirildi. TOKİ’lere ilişkin yaptığımız incelemede de ulaşım ve su sorunlarının devam ettiğini, birçok dairenin boş olduğunu gözlemledik.

VEKİL VE BAŞKAN SUSKUN
Depremzedelerin iddiaları ve taleplerine ilişkin AKP’li vekil Çiftçi’yle görüşme taleplerimiz karşılık bulmadı. Tören sırasında konuştuğumuz Çiftçi, AKP Erciş ilçe başkanlığında toplantısı olduğunu, daha sonra bizimle görüşeceğini söyledi. 2 saati aşkın beklediğimiz Çiftçi, bu kez de bir taziyeye gitmesi gerektiğini söyledi ve “Ondan sonra görüşebiliriz” dedi. Daha sonra defalarca aradığımız Çiftçi’nin telefonuna cevap veren kişi ‘Biz sizi arayacağız’ dedi ama bir daha dönen olmadı. AKP’li belediye başkanı Zülfikar Arapoğlu da gazetemize konuşmaktan kaçındı. Görüşme talebimizi ilettiğimiz Arapoğlu’dan da geri dönüş olmadı.
www.evrensel.net
-----------------------------------------------------------
akp vanda gereken cevabı yerel seçimlerde alacaktır,
gezi direnişinde kitleselleşen halk,
sandıkta bütünleşerek,
akp diktasına dersini vermelidir.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (02.12.13 Saat 12:15 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 02.12.13   #32
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: DEMOKRATİK çözüm için MÜCADELE.!!!.


ANASAYFA » BÖLGE

Apê Musa'nın katili hakim karşısında







İLGİLİ HABERLER

ETİKETLER

Musa Anter - Mahmut Yıldırım - Abdulkadir Aygan - Savaş Gevrekçi - Tahir Elçi -

Yazar Musa Anter'in öldürülmesi, Orhan Miroğlu'nun ise yaralanmasına ilişkin Hamit Yıldırım, 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım, hakkında yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi'nin yargılandığı davaya Diyarbakır 7'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlandı. Duruşmaya önceki duruşmalara Adana F Tipi Cezaevi'nden getirilemeyen dosyanın tek tutuklu sanığı Hamit Yıldırım ve tutuksuz sanık emekli Albay Savaş Gevrekçi katıldı. Duruşmada taraf avukatları ve Musa Anter'in oğlu Dicle Anter de hazır bulundu. Duruşmanın tek tutuklu sanığı olan ve Musa Anter cinayetinde tetiği çeken zanlı olduğu iddia edilen Hamit Yıldırım duruşmaya ilk kez katıldı.
Sanık korucu Hamit Yıldırım, bir dönem Şırnak'ta faili meçhul cinayetlerin adresi olan Botaş Karakolu'nu bilmediğini iddia etti. Anter ailesinin avukatlarının soru yönelttiği Yıldırım'ın gergin hali dikkat çekerken, avukatların sözü sık sık mahkeme başkanı tarafından kesildi. Avukatlar yaptığı savunmalarda, Yıldırım ve Gevrekçi'ye yöneltilen suçlamaların gerçeği yansıtmadığını iddia etti. Ardından duruşma avukatların sanık Yıldırım'a sorular yöneltmesi ile devam etti. Sanık Yıldırım'ın sorulara verdiği yanıtlarda heyecanlanması, agresifleşmesi ve ses tonunu yükseltmesi dikkat çekti.

İlk olarak söz alan avukat Selim Okçuoğlu'nun, sanık Yıldırım'a "Mustafa Bakıcı'yı tanıyor musun?" sorusuna "Bir defa gördüm. Askeriye tarafından düzenlenen bir yemekte gördüm ve orada tokalaştım" cevabını vermesi dikkat çekti. Yine Okçuoğlu tarafından sorulan "Osman Demir kimdir? Sorusunu yanıtlayan Yıldırım, "Bizim aşiretin reisidir. Yanına sürekli üst düzey yetkililer gelir" dedi.

BOTAŞ KARAKOLUNU BİLMİYORMUŞ!

Avukatlar tarafından Botaş Karakolu'na ilişkin sorulan sorularda sanık Yıldırım'ın sürekli "Botaş karakolunu bilmiyorum" demesi dikkat çekti. Avukatlar tarafından dava kapsamında "gizli tanık" olarak ifade veren "Ahmet"in beyanlarının sorulmasına ise Yıldırım, "Gizli tanığın beyanlarını kabul etmiyorum. Yalan beyanlardır. Gelsin burada ifade versin" dedi. Yıldırım'a avukatların soru sorduğu esnada sanık emekli Albay Savaş Gevrekçi'nin duruşma salonundan çıkarılarak hastaneye götürüldüğü görüldü. Yıldırım, itirafçı Abdulkadir Aygan'ın kendisine ilişkin verdiği beyanlarına ilişkin olarak ise, avukat Okçuoğlu'na dönerek "Belki adımı sen vermişsin" dedi. Bunun üzerine Okçuoğlu, Yıldırım'a "Şu anda çok ciddi bir ithamla karşı karşıyasın. Sorulara ciddi cevaplar verirsen senin açından iyi olur" dedi. Ardından araya giren mahkeme başkanı ise Yıldırım'a "Duygusallaştırmasan iyi olur" dedi. Avukatların sorularına sanık avukatların sürekli müdahalede bulunması ise dikkat çekti.

'RUH HALİ TUTANAKLARA GEÇSİN'

Ardından avukat Mehmet Emin Aktar, mahkeme heyetine sanık Yıldırım'ın ruh halinin tutanaklara geçmesini talep ederek, Yıldırım'a sorularını yöneltti. Ardından söz alan Baro Başkanı Tahir Elçi, Yıldırım'a "Senin ailende sanırsam çok korucu var. PKK'liler ile daha önce bazı husumetleriniz olmuş. Bu açıdan sizin PKK'ye yakınlığı olan birilerini de sevmezsiniz" sorusuna, "Evet, bizim ailede çok sayıda korucu var. Ben kendim bir PKK'li ile yan yana oturamam. PKK'liler bizim aileye saldırdılar. Ben Apo'yu sevmem" yanıtını verdiği esnada sanık avukatları Elçi'nin sorusuna itiraz etti. Bunun üzerine mahkeme heyeti duruşmaya 5 dakika ara verdi. Aranın ardından mahkeme, Elçi'nin sorusunun davanın gidişatına bir katkısı olmayacağına karar vererek soruyu ret etti. Elçi ise mahkeme heyetinin verdiği bu kararı tanımadığını belirtti.

STAJYER AVUKATLAR MAHKEME İÇİN TEHDİTMİŞ

Duruşmada stajyer avukatların salona alınmaması üzerine Elçi, mahkeme başkanına stajyer avukatların yanlarında kalmasını istedi. Mahkeme başkanı ise "Bu talep benim güvenliği tehdit ediyor. Burada otorite benim" diyerek ret etti. Elçi'nin sanık Yıldırım'a soru soracağı esnada Cumhuriyet Savcısı'nın mahkeme başkanına fısıldayarak bir şeyler söylemesi üzerine Elçi tepki gösterdi. Savcının, Elçi'nin tepkisine "Benim söylediğimi başkan anladı. Sizin anlamanıza gerek yok" demesi dikkat çekerken, mahkeme başkanı Elçi'ye "Bugün çok gerginsiniz. Sakin olun" dedi. Ardından söz alan Musa Anter'in oğlu Dicle Anter, "Botaş Karakolu'nu ben bile biliyorum. Orada koruculuk yapmış birinin tanımıyor olmasını anlamıyorum. Herkes için korku saçan bir karakolu bilmemesi dikkat çekiyor" dedi.

TARTIŞMA DİYALOGLARI

Avukat Tahir Elçi, çapraz sorguda Hamit Yıldırım'a fotoğraf çektirmeyi sevip, sevmediğini de sordu. Fotoğraf çektirmeyi sevmediğini söyleyen Hamit Yıldırım, "Niye, manken mi olayım?" dedi. Bunun üzerine araya giren Cumhuriyet Savcısı, sorunun konuyla bağlantısı olmadığını söyleyerek, itiraz etti. Gerginliğin olduğu duruşmada, taraflar arasında tartışma yaşanırken, şu ifadeler kullanıldı:

Savcı: Ben Başkan Beye söylüyorum. Senin anlamana gerek yok.

Tahir Elçi: Nasıl benim anlamama gerek yok? Ben avukat değil miyim? Ben yargının kurucu unsuru değil miyim?

Mahkeme Başkanı: Avukat Bey sorularınızın neredeyse tamamını sormanıza izin veriyoruz. Çok gerginsiniz. Lütfen konuyla ilgili soru sorun.

Tahir Elçi: Tabii ki soracağım. Ben burada yargının kurucu unsuruyum. Burada soru sormak için bulunuyorum.

Mahkeme Başkanı: Çok gerginsiniz. Lütfen tabii ki demeyin

Tahir Elçi: Gergin değildim. Ancak, burada beni siz gerdiniz.

Savcı: Ben burada Cumhuriyet savcısıyım. Ben de yargının kurucu unsuruyum. Benim müdahale etme yetkim var. Ben itirazımı başkan beye söylüyorum

Mahkeme Başkanı: Tahir Bey az önce belge sunan sanık avukatını fırçaladı.

Tahir Elçi: Estağfurullah, ben kimseyi fırçalamadım.

Savcı: Ortamı yeterince geriyorsunuz. Bağırmaya gerek yok. Ben gizli saklı birşey yapmıyorum. Bu benim görüşüm. Bu tür sorular konuyla bağlantılı değildir.

Tahir Elçi: Hangi tür konuların bağlantılı olmadığını tutanağa geçelim.

Savcı: Fotoğraflarla ilgili konu bağlantılı değildir. Katılanlar vekilinin sanığa 'Niçin fotoğraf çektirmeyi sevmiyorsun?' sorusu sordu. Bu sorunun konuyla bağlantılı olmadığını düşünüyorum.

Tahir Elçi: Bu konuyla ilgili vereceğiniz kararı merakla bekliyorum.

FOTOĞRAF SORUSUYLA İLGİLİ VERİLEN KARAR

Mahkeme Başkanı Savcı'nın itirazı üzerine, yöneltilen soru ile ilgili ara karar verdi. Kararda, sanığın soruya açıklıkla cevap verdiğini belirten Mahkeme Başkanı, "Sorunun sorulmasının dosyaya bir yenilik katmayacağı görüldüğünden, Mahkeme Başkanı tarafından sorunun sorulmasına gerek olmadığına karar verildi" dedi.

Karara itiraz eden avukat Tahir Elçi, kararın sadece mahkeme başkanı tarafından değil, mahkeme heyetince görüşülerek verilmesini istedi. İtiraz üzerine söz alan üye Hakim, "Yasa Başkan'ın karar vereceğini söylüyor. Siz neye itiraz ediyorsunuz" diyerek tepki gösterdi. Daha sonra söz alan Musa Anter'in oğlu Dicle Anter ise, koruculuk yapan bir kişinin Botaş Karakolu'nu bilmemesinin kendisine inandırıcı gelmediğini belirterek, sorunun bir kez daha sorulmasını istedi. Bunun üzerine konuşan Hamit Yıldırım, "Benim karakolla bir işim yok. Yol kenarlarında askeriye olur. Ama ben Botaş'ı bilmiyorum. Orada karakol olduğunu biliyorum. Birine tarif edersem Botaş'ın yanındaki karakol olduğunu söylerim" dedi. Duruşma, avukatların taleplerinin alınması için öğleden sonraya ertelendi.

İddianamede, Hamit Yıldırım, 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım, Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi, hakkında 'Taammüden adam öldürmekten' ağırlaştırılmış ömür boyu, 'Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvikten de 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

YEŞİL'İN ŞEMDİN SAKIK'A SUİKAST PLANI MİT'E SORULACAK
Davanın öğleden sonraki oturumuna, rahatsızlandığı için hastaneye sevk edilen tutuksuz sanık emekli Albay Savaş Gevrekçi de katıldı.
Duruşmada, MİT, Emniyet ve jandarmadan mahkemeye gönderilen evraklar da okundu. Almanya'da öldürüldüğü iddia edilen 'Hogir' kod adlı PKK itirafçısının Türkiye'ye getirilip, getirilmediğine dair mahkemeye cevap veren Milli İstihbarat Teşkilatı, Jandarma Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğü, yapılan araştırma sonucunda herhangi bir bilgiye rastlanmadığını bildirdi. Mahkeme, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne daha önce Yeşil'in üzerinde yakalanan Hasan Tanrıkulu sahte kimliği ile kimsenin yurtdışına çıkıp çıkmadığını sordu. Gönderilen yazıda açık kimlik bilgileri olmadığından, belirtilen kişinin yurtdaşına çıktığına dair bilgi verilemediği ifade edildi.
ALBAY GEVREKÇİ: YEŞİL'İ TANIMIYORUM
Duruşmada müdahil avukatları tutuksuz sanık Savaş Gevrekçi'ye, Yeşil'in Şemdin Sakık'ı öldürmeyi planladığına ilişkin Kutlu Savaş'ın hazırladığı Susurluk Araştırma Raporu'nda bilgiler olduğunu sordu. MİT'le o dönemde Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nin toplantıları ve ayrı masalarda oturmak şartı ile bir yerde bulunduklarını belirten Gevrekçi, "Bunun haricinde bir diyalog ve istihbarat paylaşımımız olmadı. 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım benim yanıma gelerek, Şemdin Sakık'ı öldürme talebini söylemedi. Kitaplardan edindiğim bilgiye göre Yeşil, MİT'in elemanıymış. Ben Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ı tanımıyorum" dedi.
1993'TE CEM ERSEVER İLE ÖLDÜRÜLEN İTİRAFÇI 2009'DA İSTİFA ETMİŞ
Müdahil avukatı Mehmet Selim Okçuoğlu, özellikle 'Hogir' kod adlı itirafçının bazı eylemlerde kullanıldıktan sonra Almanya'ya gönderilerek, öldürülmesi konusunda MİT, jandarma ve Emniyet'te belge olmadığını belirterek, "Benzer durum Mustafa Deniz için de geçerlidir. 1993 yılında Cem Ersever ile birlikte öldürülen Mustafa Deniz ve Hogir kod adlı kişi için öldüklerinden bahisle takipsizlik kararı verilmiştir. Nüfus kaydında bu iki kişi sağ olarak görünmektedir. Mustafa Deniz'in Cem Ersever olayında öldürülen diğer kişi olduğu iddianamede geçmiştir" dedi.
Avukat Okçuoğlu, daha sonra Jandarma Genel Komutanlığı'nın Diyarbakır 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen bir dava için gönderdiği belgeyi okudu. Belgede 1993 yılında öldürülen Mustafa Deniz'in Ankara Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı'nda memur olarak görev yaptığı ve 18 Mart 2009 tarihinde istifa ettiği belirtildi. 1993 yılında öldürülen Mustafa Deniz'in resmi yazıyla 2009 yılında istifa ettiğinin söylendiğini anlatan Okçuoğlu, buna ilişkin dosyasının gönderilmesini istedi.Okçuoğlu, Kutlu Savaş, Mehmet Eymür ve Orhan Taşanlar'ın tanık olarak dinlenmesini isterken, "Kurumlar Yeşil ile ilgili doyurucu bilgi vermiyor. Bu nedenle 3 kuruma da yazı yazılarak Mahmut Yıldırım'ın nerede, ne sıfatla istihdam edildiğinin sorulmasını istiyoruz. Bize göre Yeşil yaşıyor. Bu nedenle uluslararası mekanizmalar harekete geçirilerek, hakkında kırmızı bülten çıkarılmalıdır" dedi.
KUTLU SAVAŞ'IN DİNLENMESİ TALEBİ REDDEDİLDİ
Sanık Hamit Yıldırım'ın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, Yeşil Kod adlı Mahmut Yıldırım hakkında çıkarılan yakalama kararının sonucunun beklenmesine hükmetti. Mahkeme Susurluk Raporu'nu yazan Kutlu Savaş'ın tanık olarak dinlenmesi istemini hazırlanan rapor dosyada olduğu için kabul etmedi. Mahkeme, Mehmet Eymür ve Orhan Taşanlar'ın tanık olarak dinlenmesi istemini gelecek duruşmada değerlendirmeye karar verdi.
Mahkeme, müdahil avukatlarının JİTEM ve Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nin tüm arşivlerinin istenilmesine ilişkin talebinin, arşivlerin büyüklüğü göz önününe alındığında öncelikli olarak mümkün olmadığını vurguladı. Mahkeme ayrıca arşiv gelse dahi, bu arşivden neyin talep edildiğinin belirtilmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verdi.
YEŞİL'İN İNFAZ TALEBİ MİT'E SORULACAK
Mahkeme MİT'e yazı göndererek, Susurluk raporunda yer aldığı belirtilen Şemdin Sakık'ın infaz edilmesine ilişkin Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın talebi olup- olmadığının sorulmasına da karar verdi. MİT'e yazılacak yazıda, Yeşil'in bu konuda herhangi bir aracı kişi ya da kurumca talepte bulunup bulunmadığı ve eylem sonrası İsviçre'ye götürülme isteminin olup, olmadığının arşivlerden incelenerek bildirilmesi istenecek.
Mahkeme MİT Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'na, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın herhangi bir sıfatla kendi kurumlarında veya başka bir devlet kurumunda çalışıp çalışmadığının da sorulmasına hükmetti.
Mahkeme, müdahil avukatların Mustafa Deniz ve 'Hogir' kod adlı Cemil Işık ile ilgili verilen takipsizlik kararının kaldırılması istemimin de reddine karar verdi. Mahkeme 2009'da istifa ettiği belirtilen itirafçı Mustafa Deniz'in emekli olma durumunun da Jandarma Genel Komutanlığına sorulmasına hükmetti. Duruşma eksiklerin tamamlanması için ertelendi. (DİYARBAKIR)
www.evrensel.net

-------------------------------------------------------
musa anter cinayeti,

karanlık geçmişimizin noktalarından biri,

musa anterite saygıyla anıyoruz.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 02.12.13   #33
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: DEMOKRATİK çözüm için MÜCADELE.!!!.


*Roboski 700 gün oldu.
Sen istihbaratı kimden aldığını izah edemiyorsun.
Civanımla Şıvanım buluşup gülüştü diye,
bize unutturacağınızı sanıyorsunuz,
ama biz Roboski'yi unutmayız.
REDHACKTAN İKTİDARA
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 03.12.13   #34
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: DEMOKRATİK çözüm için MÜCADELE.!!!.


Adalet çok güzel

uyuyordu

uyandırmaya

kıyamadık...


Ethem Sarısülük’ün katili polis Ahmet Şahbaz’ı yargılayamayan Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, davadan çekildi. Savcının uyuduğu duruşmada Şahbaz, Ethem’in ölümüne eylemcilerin sebep olduğunu iddia etti


Okuyucu Modunu AçOkuyucu Modu Kapat Yazıyı Büyüt: 12 14 16 18 20
ESRA KOÇAK ANKARA

Gezi direnişi sırasında Ankara’da Ethem Sarısülük’ü silahla vurarak öldüren polis Ahmet Şahbaz’ın yargılandığı davanın 3. duruşması da skandallara sahne oldu. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada savcı iddianamenin okunduğu sırada uyurken, mahkeme Başkanı Affak İllez, mahkemenin tarafsızlığı ve adil yargılama hakkı konusunda şüpheler ortaya çıktığı gerekçesiyle heyetin davadan çekildiğini açıkladı. Dava dosyası ise bir üst mahkemeye gönderildi. Mahkeme heyetinin kararı duruşma salonunda bulunan izleyiciler tarafından “Ethem Sarısülük ölümsüzdür” sloganlarıyla protesto edildi. Davanın dünkü duruşması yoğun güvenlik önlemleri altında başladı.

TELEKONFERANSLA İFADE VERDİ
Urfa’ya koruma polisi olarak atanan sanık polis Ahmet Şahbaz, telekonferans sistemiyle ifadesini verdi. Şahbaz’ın kimlik tespiti Urfa’daki mahkeme tarafından yapıldı. Şahbaz, “Ayrıntılı şekilde savunmamı hazırladım, dosyaya sunuyorum. Ayrıca savcılık ve mahkemede verdiğim ifadelerim doğrudur. Başka bir şey söylemek istemiyorum” dedi. Sarısülük ailesinin avukatlarının talebi üzerine heyet başkanı, Şahbaz’ın savunmasının okumasını istedi.

GÖSTERİCİLER ÖLDÜRMÜŞTÜR!
Her iki ifadesini aynı şekilde yazılı hale getiren Şahbaz, bunu savunma olarak duruşmada okudu. Şahbaz, “Ben kimseyi hedef alarak ateş etmedim. Silah kullanma yetkisinin doğduğuna inanıyorum. Ethem Sarısülük’ü ben öldürmedim. Ben ateş ettiğim sırada bana taş atanlar öldürmüştür” dedi. Şahbaz’ın sözlerine Sarısülük ailesi ve salonda bulanlar tepki gösterdi.

GİZLİ SANIK AHMET ŞAHBAZ
Sarısülük ailesinin avukatlarından Kazım Bayraktar, “Kimlik tespiti sanığın gerçek kişi olup olmadığının tespiti için yapılır” diyerek sanık polisin dosyada resmi olmadığını, dolayısıyla kimsenin tanımadığını söyledi. Bayraktar, sanığın ilk duruşmaya peruk, takma bıyık ve takma kaş ile geldiğini hatırlatarak, “Sanığın fotoğraflarını dosyada görmek ve karşılaştırmak istiyoruz” dedi. Mahkeme heyeti kısa bir aranın ardından, sanığın resimli kimlik belgesinin fotokopisinin ve resminin çekilerek mahkemeye gönderilmesine karar verdi. Mahkeme Başkanı ikinci kez sanık Ahmet Şahbaz’ın kimlik tespitini yaptı. Başkan Şahbaz’a ikamet adresini sordu. Ahmet Şahbaz “şu anda bir ikamet adresim yok” diyerek adresini mahkemeden sakladı.

SAVCI UYUDU
Taleplerin dinlenmesinin ardından 15 sayfalık iddianamenin okunmasına geçildi. Hem iddianame okunurken hem de katılan avukatlarının savunmaları sırasında mahkeme savcısının gerek koltuğa yaslanarak gerekse de kürsüden kolunu uzatarak uyuması dikkat çekti. Şahbaz’ın avukatı “Sanığın ifadesi vekil olmadan alınmıştır, hukuk ihlal edilmişti. Suç sabit olan kadar herkes masumdur. Bir suçlu arıyorsanız aynaya bakın” dedi.

BELGE TESPİTİ YAPILAMADI
Sarısülük ailesinin avukatlarından Murat Yılmaz kameraya Şahbaz’ın imzasının bulunduğu olay yeri tutanağını gösterdi. Ancak sanık, belgeyi tam olarak göremediği için belgenin tespiti yapılamadı.
Yılmaz savunmasına şöyle devam etti: “Olay yeri tutanağında sanık Ahmet Şahbaz’ın imzasının olduğu görülüyor, ancak sanık Şahbaz ifadesinde ben olayları iki gün sonra televizyonlardan gördüm, öğrendim diyor. Şimdi biz olay yeri tutanağına mı yoksa sanığın ifadesine mi inanacağız? Siz 86 doğumlu bir çevik kuvvet memurunu buraya getirmekten acizsiniz. Arınç, “Sanığa 37 tane taş isabet ediyor” diyor, biz Şahbaz’a bir tane bile taş isabet etmediğine ilişkin bir bilirkişi raporu verdik. Siz ya Bülent Arınç hakkında bir suç duyurusunda bulunun ya da bilirkişiler hakkında.”


SANIĞIN KAÇMA ŞÜPHESİ VAR
Şahbaz’ın bir önceki celse perukla duruşmaya katılmasının arkasında mahkeme heyetinin de olduğunu kaydeden Av. Bayraktar, “Hukukunuzda gizli tanık maalesef vardı, şimdi gizli sanık uygulaması yapılıyor. Sanık ikametgah adresim yok diyor. Bu kaçma şüphesinin olduğunu gösterir” diye konuştu.

***
Sarısülük davavasında katil polis Ahmet Şahbaz imzasının bulunduğu olay yeri tutanağıyla ilgili sorulan soruların hemen hepsine ‘bilmiyorum’, ‘hatırlamıyorum’ gibi yanıtlar verdi. Şahbaz birçok soruya ise susma hakkını kullanmak istediği gerekçesiyle yanıt vermedi.
***
Sarısülük davasını Ankara ve Başkent Dayanışması’nın çağrısıyla birçok yurttaş adliye önünde takip etti.


Editör : birgün
------------------------------------------------------
uyuyan sırf adalet degilki,

halkında yarısından fazlası kış uykusunda.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 03.12.13   #35
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: DEMOKRATİK çözüm için MÜCADELE.!!!.


Erhan Tuncel:

Hrant Dink

cinayetinin arkasında

Ramazan Akyürek

ve çetesi var


Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve BirGün yazarı Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin davanın bugünkü duruşmasında 15 sayfalık bir savunma yapan Erhan Tuncel, cinayetin arkasında dönemin İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek ve ekibinin olduğunu iddia etti.


Okuyucu Modunu Aç Okuyucu Modu Kapat Yazıyı Büyüt: 12 14 16 18 20
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve BirGün yazarı Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin davanın bugünkü duruşması İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde saat 11'de başladı. Mahkeme Erhan Tuncel ve Yasin Hayal'in tutukluluk halinin devamına karar verirken, duruşmayı 7 Ocak 2014'e erteledi
Duruşmada sanıklarından Osman Hayal, Tuncay Uzundal, Ersin Yolcu, Zeynel Abidin, Yasin Hayal ve Erhan Tuncel yer aldı.
Sanık Erhan Tuncel kendi el yazısıyla yazdığı 15 sayfalık bir savunma yaptı.
Tuncel savunmasında cinayetin jandarmayla bir alakası olmadığını savunarak, cinayetin arkasındaki ismin dönemin İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek ve çetesi olduğunu iddia etti.

Başbakan'ın cinayeti aydınlatmak için çok çaba harcadığını bunun için Devlet Denetleme Kurulu ve Başbakanlık müfettişlerini görevlendirdiğini, ancak Ramazan Akyürek'in soruşturmayı etkisi altına alarak, araştırmayı engellediğini savunan Tuncel," Cinayetle ilgili ihbarı emniyete bildirerek görevimi yaptım ancak Ramazan Akyürek beni bu davanın bir numaralı sanığı haline getirerek kendisini ve çetesini gizlemiştir'' dedi.

Erhan Tuncel Dink davasına ilişkin Yargıtay'ın bozma kararının yerinde ancak eksik olduğunu söyleyerek McDonalds'ın bombalanmasıyla ilgili savcılığa yeminli ifade verdiğini ve tanık koruma programına alınmayı talep ettiğini açıkladı.

Tuncel, Dink cinayeti davasında önce tanık olduğunu ardından sanık, şimdi de mağdur olduğunu iddia ederek "Dink cinayetini sonuna kadar engellemeye çalıştım" dedi.

Tuncel Celalettin Cerrah ve Muammer Güler'in ise cinayetin arkasındaki organizasyonla bir ilişkisinin olamayacağını böyle bir organizasyonu kurabilecek bir kabiliyette olmadıklarını savundu.

Savunmasının sonunda kaçma şüphesinin olmadığını, şimdiye kadar istese yurtdışına kaçabileceğini belirten Tuncel beraatini istedi

Tuncel'in avukatı: Amiri Erhan'ın gönlünü alarak grup içinde kalmasını sağladı
Erhan Tuncel'in avukatı Erdoğan Soruklu ise Trabzon McDonalds'ta meydana gelen patlamada kullanılanın bomba olmadığını savunarak basit bir patlayıcı olarak niteledi. Soruklu bu saldırının öldürmeye teşebbüs olarak algılanamayacağını söyledi.

Soruklu Tuncel'in bağlı olduğu emniyet personeline cinayete ilişkin yapılan hazırlıkları ve hedefi bildirdiğini savunarak, "Ancak personelin görevini yapmadığını görmüş ki 'operasyonda bulunun' diye üstlerine telkinde bulunuyor 'ya da ilişkimi kesin' diyor. Bu talebin oldukça baskın olması üzerine bağlı olduğu amiri gönlünü alarak grup içinde kalmasını sağlamıştır" dedi.

Yasin Hayal: Dink'in fotoğraflarını önümüze seren Erhan Tuncel'dir
Yasin Hayal ise savunmasında "Erhan Tuncel'in gözaltına alındığında bu olayı asker yaptı diye bir ifadesi var. Merhum Hrant Dink'in fotoğraflarını bilgisayardan çıkarıp önümüze seren Erhan Tuncel'dir. Bunu kendisi de kabul ediyor. Öldürülen bir insanın resimlerini bilgisayardan çıkarıp göstermek azmettirmektir. Benim masumiyetim ortaya çıkmıştır" diyerek beraatini talep etti.

Yasin Hayal duruşma salonundan çıkmak istedi, jandarmanın izin vermemesi üzerine bağırmaya ve küfretmeye başlayan Hayal, mahkeme heyeti tarafından duruşma salonundan çıkarıldı.

'Simitçi, kahveci, gazozcudan örgüt olmaz'
Yasin Hayal'n kardeşi Osman Hayal avukatı olmamasına rağmen, "Buralara kadar geldik. Geleceğimin karartıldığı bu davada benim de söyleyecek birkaç sözüm olsun" diyerek savunma yaptı. Hayal, McDonalds'taki bombanın Erhan Tuncel'İn avukatı Erdoğan Soruklu'nun dediği gibi basit yaralamaya sebep olacak, maytap gibi bir patlayıcı olmadığını savundu. Hayal, "simitçi, kahveci, gazozcudan örgüt olmaz" diye konuştu.

Ara karar açıklandı
Sanık ifadelerinin ardından ara kararını açıklayan mahkeme Erhan Tuncel ve Yasin Hayal'in tutukluluk halinin devamına, Ahmet İskender hakkında yakalama emri çıkartılmasına karar verildi. Bir sonraki duruşma 7 Ocak 2014'te yapılacak.



Editör : birgün
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 03.12.13   #36
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: DEMOKRATİK çözüm için MÜCADELE.!!!.


Roboski sınırına tel örgü çekilmesini halk durdurdu







Şırnak - Uludere - Roboski - tel örgü - sınır -



Şırnak'ın Uludere ilçesi sınırları içinde bulunan Beyaztepe ve Karaçalı isimli tepelerin arasında kalan Federal Kürdistan Bölgesi sınırındaki alana askerler tarafından "Güvenlik yolu" yapılarak tel örgü çekilmesini halk durdurdu.

TSK'ya bağlı savaş uçaklarının 28 Aralık 2011 tarihinde yaptığı bombardıman sonucu 34 sivil yurttaşın katledildiği Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyü sınırları içerisinde bulunan ve askeri üslerin konuşlandırıldığı Beyaztepe ve Karaçalı isimli tepelerin arasında kalan Federal Kürdistan Bölgesi sınır hattına askerler tarafından "Güvenlik yolu" ve tel örgü çekiliyor. Geçtiğimiz hafta başladığı öğrenilen inşaat çalışmaları çevre köylerin tepkisi üzerine durdurulmuştu. Ancak köylerin ileri gelenleriyle yapılan görüşmelerin ardından durdurulduğu öğrenilen çalışmalar, bu sabah saatlerinde tekrar başlatıldı. Bölgede iş makinelerinin çalışma yaptığını gören köylülerin haber vermesiyle inşaat alanına Roboski ve Gülyazı köylerinden çok sayıda yurttaş olay yerine akın etti. Çalışma alanına ulaşan köylüler, yol inşaatında çalışan iş makinelerinin önüne geçerek, çalışmaya engel olmak istedi. Yurttaşların tepkisiyle karşılaşan şantiye çalışanları iş bırakmak zorunda kalırken, köylülerin eylemini haber alan çok sayıda asker, inşaat alanına sevk edildi.
YÜZLERCE ASKER GÖNDERİLDİ
Gülyazı Jandarma Alay Komutanlığı'ndan gelen yüzlerce askerin yanı sıra Şırnak 23'üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı'ndan da Skorski helikopterlerle olayın meydana geldiği Beyaztepe bölgesine çok sayıda robokop olarak bilinen askerler gönderildi. Uzun süre askerlerle köylüler arasında devam eden tartışmalar sonuçsuz kalırken, köylüler şantiye alanında oturma eylemi başlattı. Köylülerin kararlı duruşu üzerine askeri yetkililer, tekrar köylülerle diyalog kurma çabası içerisine girdi. Yapılan görüşmelerde askeri yetkililer, köylülere kendilerinin yapabileceği bir şeyin bulunmadığı, inşaatın Şırnak Valisi'nin kararıyla başlatıldığı bilgisini verdi. Bunun üzerine köylüler inşaatın yetkili isminin olay yerine gelmesini istedi; ancak askeri yetkililer yanında getirdiği yazılı bir belgeyi köylülere göstererek, inşaatın olduğu bölgeye yakın bir zamanda sınır kapısının açılması için çalışmanın başladığını iddia etti. Yapılan görüşmelerden sonuç alınamayınca askeri yetkili köylüleri Şırnak Valiliği'ne yönlendirdi.

Yapılan eylem üzerine iş bırakmak zorunda kalan iş makineleri şantiye alanının bulunduğu askeri üs bölgesine dönerken, çalışmayı durduran köylüler, çalışmanın tekrar başlaması durumunda daha kitlesel eylemler yapacaklarını açıkladıktan sonra olay yerinden ayrılarak, köylerine döndü. "Güvenlik yolu" yapılmasına tepki gösteren köylülerin eylemini duyan BDP Şırnak il ve Uludere ilçe örgütü yöneticileri ile çok sayıda kişi askerlerin yola koyduğu dev kaya kütleleri nedeniyle olay yerine gidemediği öğrenildi. (Şırnak/DİHA)


www.evrensel.net
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 04.12.13   #37
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: DEMOKRATİK çözüm için MÜCADELE.!!!.


‘Hukuk tekniği açısından’ sorgu: Alevi misin?


Kırmızı Haber | 04 Aralık 2013 | Alt Manşet, Kırmızı Haber, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler


Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Ankara’da bir Anadolu lisesinde soruşturma yürüten Milli Eğitim Bakanlığı denetçilerinin, kendilerinden önce okulda soruşturma yapan müfettişler ve iki öğretmenin Aleviliği ile ilişkili sorgulama yapmasını “hukuk tekniği” ifadesi ile savundu


Ankara ’nın Mamak ilçesindeki Yunus Büyükkuşoğlu Anadolu Lisesi’nde Müdür Yardımcısı Tuncer Küllücek’in yönetim tarzı ve işlemleri okuldaki çok sayıda öğretmen tarafından Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne şikâyet edilmişti. Müdürlükten görevlendirilen eğitim denetmeni Cengiz Karahan, incelemelerinin ardından hazırladığı raporda, Küllücek hakkında, “öğrenci dövmek ve hakaret etmekten” maaş kesimi; felsefe öğretmeni Suat Özcan’a yönelik sözleri nedeniyle, “Görevin yerine getirilmesinde siyasi düşünce, din ayrımı yapmak”tan kademe ilerlemesinin durdurulması; küfürlü sözleri nedeniyle aylıktan kesme cezalarının verilmesi ve başka okula atamasının yapılmasını istemişt
‘ALEVİ MİSİN’ DEDİLER
Cumhuriyet’te yer alan habere göre, okulda kısa bir süre sonra ikinci bir soruşturma başlatıldı. İlk soruşturmada şikayet edilen Müdür Yardımcısı Küllücek, kendisini şikâyet eden felsefe öğretmeni Özcan’ın yanı sıra Okul Müdürü Turan Kantos ve ilk soruşturmayı yapan eğitim denetmeni Karahan’ı Alevilik üzerinden ayrımcılık yapmakla suçladı. Küllücek, üç eğitimcinin de Alevi olduğunu, ilk soruşturma safhasında, “Sunulan belgelerin ‘gerek yok’ diyerek soruşturmaya dahil edilmediği”, “Tanık göstermelerine izin verilmediği” iddialarında bulundu. Bakanlık merkezinden gelen iki denetçi, soruşturmayı söz konusu eğitimcilerin, yani iddia sahiplerinin Aleviliği üzerinden sürdürdü ve okuldaki diğer öğretmenlere, bu konuda sorular yönelterek açıklamalar istedi. Öğretmenler, bu soruşturma tarzına tepki gösterdi.

ALEVİLİK SORGUSU MAHKEMELİK OLUNCA

“Alevilik sorgulaması” şeklinde skandala dönüşen ikinci soruşturmada üç eğitimci hakkında herhangi bir usulsüzlük tespit edilmezken Aleviliği sorgulanan felsefe öğretmeni Suat Özcan, Bakanlık denetçileri hakkında tazminat davası açtı. Ankara 5. İdare Mahkemesi’nde görülen davaya Milli Eğitim Bakanlığı da hukuk müşavirliği aracılığıyla bir savunma gönderdi. Ancak savunma ikinci bir skandala dönüştü. Bakan adına hukuk müşaviri Sevgi Kara’nın kaleme aldığı savunmada şöyle denildi:
“Bakanlık denetçilerimiz özel olarak söz konusu bu soruşturmada, genel olarak ise tüm soruşturmalarda soruşturma konusu kişi ya da kişiler hakkında ileri sürülmüş olan iddiaların sahibi olmayıp başta gerçek kişiler olmak üzere kendileri dışındaki gerçek ve tüzel kişilere ait iddialar konusundaki maddi gerçeğin ne olduğunu tespit ederek bunun hukuk normları karşısındaki durumunu ortaya koymaktadırlar. Bu yapılırken de kişilere ait vaki iddialar, soruşturma konusu kişilere sorulmaktadır. Yani bu sorunun sorulması soruşturma ve hukuk tekniği gereğidir. Zaten bir kişinin bu inanca sahipliğini ispatlayacak başta nüfus cüzdanı olmak üzere hukuksal bir veri kaynağı da olmadığı için kişilere sadece mezhepten kaynaklı olarak ayrımcılık yapılıp yapılmadığı hususu soruşturulmuştur.”
--------------------------------------------

FETUL İZZETTİN,

BU HABERLERİ GÖRMEZDENMİ GELİYORSUNUZ.




Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 04.12.13   #38
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: DEMOKRATİK çözüm için MÜCADELE.!!!.


Altınova Katliamı davasında tutuklama yok erteleme var



Katliamda Nasır Öğüt, hamile eşi ve 7 çocuğu yanarak can vermişti.





Muş-Korkut'a bağlı Altınova beldesinde 1993 yılında 9 Kürt yurttaşın güvenlik görevlilerince yakılarak katledilmesi olayına ilişkin açılan davanın güvenlik gerekçesi ile Kırıkkale'ye alınan duruşması Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.
Duruşmaya, tutuksuz sanıkların yanı sıra, müşteki avukatlar ile yaşamını yitirenlerin yakınları katıldı. Duruşmaya ayrıca ÇHD ve İHD avukatları ile BDP Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık da katıldı. Duruşma kimlik tespiti ile başladı. Kimlik tespitinin ardından müşteki avukatlardan Kadri Karaçelik, davanın Muş'ta görülmesini isterken, mahkeme heyeti ise bu talebi reddetti. Ardından iddianame okundu. İddianamenin okunmasından sonra ise sanık savunmalarına geçilirken, ilk savunmayı yapan sanık jandarma astsubay Turan Nurdoğan, daha önce verdiği ifadeleri tekrarlayarak, Altınova'da bir şey görmediğini iddia etti ve olay gününde sıcak bir çatışmanın olmadığını ileri sürdü.

SAKIK'TAN TEPKİ
Dönemin komando birliği komutanı olan sanık Hanifi Akyıldız ise TSK mensubu birisinin böylesine bir olayda adının anılmasının kendisini incittiğini söylerken, Sırrı Sakık ise Akyıldız'a "Bunu siz yaptınız niye inciniyorsunuz ki" diye tepki gösterdi. Akyıldız, savunmasına devam ederek, aradan 20 yıl geçtiğini ve kendisinin o dönemi hatırlamadığını söyledi ancak konuşmasının devamında yangını PKK'nin yaptığını iddia etti! Akyıldız, 9 kişinin yanarak öldüğünü olaydan sonra duyduğunu ileri sürdü.
Müşteki avukatları sanıklara yaşananlara ilişkin soru yöneltti. Müşteki avukat Kadir Karaçelik'in soru sorduğu sırada hakim sorulara müdahale ederek, soruların sanığa direk sorulmamasını istedi. Karaçelik ise bunun uygun olmadığını ve sanıklara doğrudan soru sorma haklarının olduğunu belirtti. Kısa süreli gerginliğin ardından avukatlar sanıklara soruları yöneltti. Sanıkların avukatların sorduğu soruların neredeyse tamamına "hatırlamıyorum" yanıtını vermesi dikkat çekti.

'ASKER BABAMIN EVİNİ YAKTI'

Soruların ardından dönemin tanığı ve mağduru olan Aysel Öğüt dinlendi. Öğüt, "Gece saat 3 civarında silah seslerini duydum. Dışarı çıkmak istedik. Askerler bırakmadılar. Babamların kaldığı ev çembere alınmıştı. Oraya gitmek istediğimizde ise askerler küfür ederek bizi engelledi. Sonra evin yandığını gördüm. Ağlayarak ailemin içerde olduğunu söyledim fakat eve yaklaşmama izin vermediler. Asker babamın evini yaktı. Evin önünde de panzer vardı. O gece köyde çatışma çıkmadı" dedi.
Öğüt, kendilerinin Muş'tan Kırıkkale'ye gelerek mağdur olduklarını bundan dolayı davanın tekrar Muş'a alınmasını istedi.

'YÜZBAŞI KÖYÜ YAKACAĞINI SÖYLEDİ'

Tanık İsa Öğüt ise evin yanmadan önce köye askerlerin geldiğini belirterek, askerlerin köye geldikten sonra bütün köylüyü topladığını kaydetti. Öğüt şunları aktardı: "Herkese hakaret ettiler. Köyde bulunan bütün dükkanları silahla taradılar. Köye gelen yüzbaşı köyü yakacağını söyledi. Gece geç saatlerde ise köyün yandığını gördük. Evi ateşe verdiklerini gördük. Daha sonra askerler köylüleri belediye önünde topladılar. Orada bazılarına işkenceler yaptılar."
Avukatlar, sanıkların tutuklanmasını ve davanın Muş'a alınmasını talep etti.
Kısa bir ara verdikten sonra kararını açıklayan mahkeme heyeti avukatların taleplerini reddederek, duruşmayı 19 Şubat 2014 tarihine erteledi. (Ankara/DİHA)
www.evrensel.net
---------------------------------------------------

HER GÜN DEMOKRASİDEN,

BİR ADIM UZAKLAŞIRKEN.................

Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 05.12.13   #39
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: DEMOKRATİK çözüm için MÜCADELE.!!!.


Kılıçdaroğlu: Cemaat dahil herkesin

oyuna talibiz



CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ABD'nin başkenti Washington D.C'deki temaslarının ardından Türkiye'ye dönüş hazırlıkları öncesinde Ulusal Basın Binası'nda bir basın toplantısı düzenledi.
Kılıçdaroğlu, bir soru üzerime Gülen Cemaati'ne yakınlığı ile bilinen çatı kuruluşu TAA temsilcileriyle kahvaltı programının Türkiye'de iken ayarlandığını belirterek, 'Amerika'ya gelirken oldukça ayrıntılı bir program yaptık, bütün kuruluşlarla görüştük. Gelen hiçbir daveti reddetmedik. Oradan da bir davet geldi, bir sabah kahvaltısı vermek istediler, biz de gittik. Aslında medyaya kapalıydı ama açık olmasını çok isterdim' dedi. TAA temsilcilerinin ABD'de yaptıkları çalışmaları bütün ayrıntılarıyla kendilerine anlattıklarını belirten Kılıçdaroğlu, 'Bir kahvaltı yaptık ve bir tek sözcük dahi, Gülen sözcüğü dahi kullanılmadı. Kullanılsaydı ne olurdu? Hiçbir şey olmazdı. Biz toplumun her kesimi ile görüşüyoruz zaten. Davet geldi, siz ne yapabilirsiniz? Biz sizin davetinizi kabul etmiyoruz Amerika'da. Niçin?' diye konuştu. Kendisine öz güveni olmayan kişi ya da kurumların bu tür ilişkilerden kaçınabileceğini, ama kendilerine güvendiklerini belirten Kılıçdaroğlu, 'Öz güvenimiz var. Laik, demokratik, sosyal hukuk devletini savunuyoruz. Medya özgürlüğünü, kadın erkek eşitliğini savunuyoruz. Bunu her yerde, her ortamda dile getiriyoruz. İnançlara saygılıyız, etnik kimliğe saygılıyız. Bunun dışında, bir siyasal partinin kendisini belli kurumlardan dışlamasını çok doğru bulmuyorum. Düşüncemiz var, programımız var, ilkelerimiz var. Bunu zaten her yerde söylüyoruz. Kaçınmanın, gizlenmenin bir anlamı da yok. Böyle baktık biz olaya' diye konuştu. Kılıçdaroğlu bir gazetecinin, 'Cemaatin hitap ettiği kesimden oy beklentiniz var mı?' sorusuna, 'Burada yaptığımız görüşmeler sonucu, Gülen hareketi CHP'ye oy verir mi vermez mi? Biz bütün yurttaşların bize oy vermesini isteriz. Dünya görüşü farklı olan yurttaşlara, 'siz bize sakın oy vermeyin, sizin oyunuzu istemiyoruz diyebilir miyiz arkadaşlar? Siyasette böyle bir şey var mıdır? Herkesin oyunu istiyoruz. Altını çizerek, özenle söyleyeyim. Cumhuriyetten yana olanlar, kadın erkek eşitliğine inananlar, ülkenin bütünlüğünden yana olanlar, barış içinde yaşamak isteyenler, işsizim diye gezenler, atama bekleyen öğretmenler, toplumun her kesiminde sorunu olanların oylarını bekliyoruz. Herkesten oy istiyoruz' yanıtını verdi.

'TÜRKİYE RAYDAN ÇIKMIŞ BİR TRENE BENZİYOR'

Türkiye'nin 'raydan çıkmış bir trene benzediğini' söyleyen Kılıçdaroğlu, 'Nereye gittiği belli değil. O treni yeniden rayına oturtmamız gerekiyor. Yönünü Batı'ya çevirmiş, çağdaş uygarlığa çevirmiş bir Türkiye'yi yeniden inşa etmek zorundayız. O nedenle herkesin oyunu istiyoruz, herkesten oy bekliyoruz. Bu kadar açık, bu kadar net' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, son günlerde basında yer alan AKP hükümeti döneminde alınmış Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararları belgeleri ile ilgili soruya da, 'Bu konuda düşüncelerimi daha önce ifade etmiştim. İkili oynayan bir siyasal parti var. Kapının önünde farklı konuşuyor, kapının arkasında farklı eylem yapıyor. Gerçek bu kadar açık. MGK'nın öyle bir belgesi olduğunu, belge açıklanmadan söyleselerdi kimse inanmazdı. En büyük tepkiyi de Erdoğan ve arkadaşları yapardı. Ama bugün öyle bir belge çıktı ortaya, kimse de reddetmiyor, tam aksine bu gizli belgeyi kim yayınladı diyorlar, nereden çıktı diyorlar. Kimse yalanlamıyor. İkili bir yapı var, yani güvensizlik dediğimiz olay sadece dış politikada kendisini göstermiyor. Türkiye'de sık sık kullandığım bir cümle var, 'Yalancıdan başbakan olmaz' diye, bunları bildiğim için söylüyorum zaten' yanıtını verdi. Kılıçdaroğlu, görüştüğü ABD'li ilgililerin, Türkiye'nin ekonomisi konusunda kaygılı olduklarını kendilerine ilettiklerini ve bu konuda tablonun ne olduğu konusunda kendilerinden bilgi istendiğini sözlerine ekledi.

'AKP'NİN, DIŞ POLİTİKADA GÜVEN YARATMADIĞI BİZE DEFALARCA İFADE EDİLDİ'

Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde belli bir güvensizliğin egemen olduğunu belirten CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, gerek iç, gerekse dış politikanın belli bir güven üzerine kurulması gerektiğini belirterek, 'Özellikle dış politikada, ikili bir davranış ülkeler arasında güvensizlik yaratır. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, dış politikada güven yaratmadığı bize defalarca ifade edildi. Neden güven yaratmıyor? Onu ben de çok iyi biliyorum, siz de çok iyi biliyorsunuz. Bir söylediği ertesi gün yalanlanıyorsa, veya birisinin söylediğinin tam aksini bir başka yetkili ifade ediyorsa, kapalı kapılar ardında verilen sözler daha sonra yerine getirilmiyorsa, sonuçta güvensizlik çıkıyor' dedi. Samimiyetin dış politikada çok önemli olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu şunları söyledi: 'Düşüncelerinizi, karşı tarafın düşüncelerine katılmıyorsanız, açık ve net ifade etmek zorundasınız. Siz samimi olduğunuz sürece saygınlık kazanırsınız, farklı düşündüğünüz için saygınlık kazanırsınız. Ama onun düşüncesine katılıyormuş gibi yapıp, daha sonra vazgeçerseniz veya farklı bir söylem geliştirirseniz sonuçta güvensizlik çıkar. Benim gördüğüm Türkiye ile ABD arasında ciddi bir güvensizlik zemini oluşmuş durumda. Bunun giderilmesi lazım. Bunu da samimi olarak ifade ediyoruz'.

'TÜRKİYE KENDİ DIŞ POLİTİKASINI GÜVENSİZLİK ÜZERİNE İNŞA EDEMEZ'

Türkiye'nin kendi dış politikasını güvensizlik üzerine inşa edemeyeceğini vurgulayan CHP Genel Başkanı, 'Her aşamada kan kaybediyor, zemin kaybediyor. Bu sonuçta Türkiye'ye zarar veriyor. O kadar zarar verdi ki, sadece Amerika ile olan ilişkilerde değil, Mısır ile olan ilişkilerde, Suriye olan ilişkilerde, Irak ile olan ilişkilerde, bütün bölgeyle benzer sorunlar çıktı ortaya. Sıfır sorun diye başlandı, çok sorun diye devam ediyor. Nereye kadar devam edecek, önümüzdeki günlerde bunu göreceğiz' dedi. Kılıçdaroğlu, 'Büyük Ortadoğu Projesi'nin sürüp sürmediğine ilişkin soruyu da, 'Büyük Ortadoğu Projesi devam ediyor mu, etmiyor mu, onu sizler de, bizler de izliyoruz. Ama bir proje hiçbir zaman güvensizlik temelinde ilerleyemez. Böyle bir projenin bugün için geçerli olduğunu düşünmüyorum' diye yanıtladı.

'BİZ İCAZETİ SADECE TÜRK HALKINDAN ALIRIZ'

Kemal Kılıçdaroğlu, gazetecilerin 'ABD ziyaretinin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından icazet almaya gitti' diye değerlendirildiğinin anımsatılması üzerine 'Biz icazeti sadece Türk halkından alırız' karşılığını verdi. Kılıçdaroğlu, 'Onun dışında görüşlerimizi herkesle paylaşırız, herkesle tartışırız' diye konuştu.
JOHN HOPKINS ÜNİVERSİTESİ'NDE KONUŞTU

ABD'nin başkenti Washington'da 4 gün süren ziyaretinin son gününde Johns Hopkins Üniversitesi'nde konuşma da yapan Kılıçdaroğlu, ağırlıklı olarak Gezi Parkı olaylarına değindi. 'Yeni Bir Türk Dış Politikasına Doğru' başlıklı konferanstaki konuşmasına 'Gezi Belgeseli' izleterek başlayan Kılıçdaroğlu, Taksim Meydanı'ndaki ağaçların kesilmesiyle başlayan olayların halk direnişine dönüştüğünü belirterek, 'Dünyanın neresinde olursa olsun, bizler, özgürlük ve demokrasi isteyen kitlelerin sesine hep kulak kabartmak ve onlara sahip çıkmak durumundayız' diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, iktidarın 'komşularla sıfır sorun' politikasını da eleştirerek 'Kaderin cilvesine bakın ki şu anda komşumuz kalmadı. Bütün komşularımızla kavgalıyız. 'Sıfır sorun' diyeceksiniz ama herkesle kavga edeceksiniz, bu kolay becerilecek bir başarı değil' dedi.
CHP'nin dış politikasını sorumlu, güvenilir, tutarlı ve sonuç odaklı olarak niteleyen CHP Genel Başkanı, Avrupa Birliği'ne tam üyeliğin CHP'nin stratejik hedefi olduğunu vurguladı.
Kılıçdaroğlu ABD'nin Türkiye'ye tepki gösterdiği Çin füzeleri konusunda da ilk kez ABD'de konuşarak, 'Çin'le sürdürülen füze müzakerelerinin Türkiye ile NATO arasında sorun çıkarmasına taraflar izin vermemelidir. NATO müttefikleri Türkiye'nin hava savunma ihtiyaçlarını NATO standartlarında karşılayacak kolaylık ve adımları atmalıdır' dedi.

'DERSİM ARŞİVLERİ AÇILSIN'

Dersim Katliamı ile ilgili bir soruyu da arşivlerin açılması çağrısıyla yanıtlayan Kılıçdaroğlu "Eğer siz bütün bilgileri kamuoyuna açıklarsanız gerçekler de ortaya çıkar, gerçeklerden kimse korkmaz. Ama AKP henüz bunu yapmadı. Bizi suçluyor ama arşivi açacak onlar, biz değiliz ama bu arşivler bir gün açılacak ve gerçekler ortaya çıkacak. Özür dilenecekse Dersim olayıyla ilgili elbette bunu Başbakan yapacak. Biz hiçbir zaman 'belgeler açıklanmasın' demedik" diye konuştu. (DHA)
www.evrensel.net

------------------------------------------------------

İKTİDAR HIRSI NELER YAPTIRIYOR.........
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 06.12.13   #40
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: DEMOKRATİK çözüm için MÜCADELE.!!!.


Ali İsmail Korkmaz davasında
sanıkları Yozgat'a kaçırdılar



Ali İsmail Korkmaz davasında tanıkların Eskişehir’de dinlenmesine yapılan itiraz reddedilirken, Eskişehir’de tutuklu bulunan biri polis 5 sanık ‘güvenlik' gerekçesiyle Yozgat E Tipi Kapalı Cezaevi’ne nakledildi


Okuyucu Modunu Aç Okuyucu Modu Kapat Yazıyı Büyüt: 12 14 16 18 20
CEREN BÜYÜKTETİK

Eskişehir'de Gezi direnişçisi 19 yaşındaki üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz’ın dövülerek öldürülmesine ilişkin davada yargılanan 1'i polis 5 sanık Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevi’nden Yozgat E Tipi Kapalı Cezaevi’ne nakledildi. 3 Şubat 2014’te Kayseri’de görülecek duruşma öncesinde gelen nakil işleminin gerekçesi ise ‘güvenlik.'

Davanın valiliğin güvenliği sağlayamayacağı gerekçesiyle Eskişehir’den Kayseri’ye gönderilmesinin ardından, Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir yazı yazarak Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan sanıklar M.S, R.K, M.V., E.H, ve İ.K’nın 3 şubatta görülecek ilk duruşma öncesi Kayseri Kapalı Cezaevi’ne nakledilmesini talep etti. İlk olarak Kayseri Kapalı Cezaevi’ne getirilen sanıklar daha sonra güvenlik gerekçesiyle Yozgat E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na nakledildi.

TANIKLAR SANIKLARDAN ÖNCE DİNLENECEK

Öte yandan Korkmaz ailesinin avukatlarının tanıkların Eskişehir’de ve sanıklardan önce dinlenilmesine yaptığı itiraz da reddedildi. Aralarında kamera görüntülerinde sokağa giren gençleri copladığı görülen polis S.B’nin de bulunduğu 25 tanık 6 Ocak’ta Eskişehir’de dinlenecek. Avukat Ayşegül Kumaş, tanıkların sanıklardan önce dinlenmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, “Sanıklar mahkemede tanıkların ifadelerine göre ezbere konuşacaklar. Sanıklar dinlenmeden, iddianame okunmadan, duruşma başlamadan tanıkları dinlemek hukuka aykırıdır” dedi. Kumaş tanıkların Eskişehir’de dinlenmesine de tepki göstererek, “Sanıklar güvenlik gerekçesiyle başka illere götürülüyor ancak 25 tanığın güvenliği söz konusu değil. Güvenlik sadece sanık için var” diye konuştu.



Editör : birgün
----------------------------------------------------

DAVALARI İSTEDİKLERİ KADAR KAÇIRSINLAR,

KAZANAN HALK VE ÖNCÜLERİ OLACAK.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 3 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 3 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Özgür Demokratik Alevi Hareketi Hacklendi Cihan Tanışma/Kaynaşma Bölümü 2 29.09.12 21:08
Alevilerin Demokratik Anayasa Konferansı Hakkında Alevi Alevi Konser - Alevi Dernek Etkinlikleri 0 17.12.11 22:44
Alevilik din mi, Mezhep mi, yoksa İslam'ın demokratik bir yorumu mu? Alevi Alevi Araştırmaları 0 19.09.10 23:38




Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2