Sponsor Reklamlar


DÜNYANIN hali BAKIN neler oluyor.!!!

 Genel konular Katagorisinde ve  Siyaset,Politika ve Ekonomi Forumunda Bulunan  DÜNYANIN hali BAKIN neler oluyor.!!! Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

Ağaç Şeklinde Aç2Beğeni
  • 1 gönderen bilgeyol
  • 1 gönderen bilgeyol

 
Seçenekler
Alt 10.10.13   #1
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart DÜNYANIN hali BAKIN neler oluyor.!!!


Dünyadan haberler bölümü açmak aslında,

gündemi takip etmektir,

ülkemizdeki anti demokratik hareketleri,

haberler olarak veriyoruz,

ama dünyada haberler konusunu açmak,

ülkemiz durumuyla dünyadaki durumu karşılaştırmak,

amacı ile bu bu başlığı açıyoruz,

tüm kirli savaşların olduğu,

olması için çaba sarfedildiği bir süreçte,

emperyalizmin,

dünyaya bakışınıda görecegiz.

bakın dünyada neler oluyor
Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (10.10.13 Saat 17:41 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 10.10.13   #2
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: DÜNYANIN hali BAKIN neler oluyor.!!!


Maduro,

'asalak

burjuvazi'ye

savaş açıyor


Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Parlamento'dan ekonomiyi sabote etme girişimlerini artıran Venezuela'nın 'asalak burjuvazisi' ile savaşmak için 12 ay sürecek olan özel yetkiler istedi


Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, burjuvazi tarafından ülkesinin sürüklenmek istendiği ekonomik krizle mücadele için Parlamento'dan özel yetki istedi. 12 ay sürecek özel yetkilerle donatılmış olan yasa tasarısı ile ilgili Parlamento'da konuşma yapan Maduro, kendisine verilecek özel yetkileri, “ölüm kalım meselesi” olarak tanımladı. Maduro, özel yetkilerle, “asalak burjuvazinin sorumlu olduğu ekonomik kriz ve yolsuzlukla mücadele edileceğini” söyledi. Amacının Venezuela'da sosyalizmi halkla birlikte inşa etmek olduğunu söyleyen Maduro, “Yolsuzluk yayıldığı, tahrip edici kapitalist mantık devam ettiği sürece sosyalizme ulaşamayacağız” dedi.

SOSYAL POLİTİKALAR ETKİN
Ülkede yüzde 30'u aşan enflasyon oranına rağmen yoksulların zarar görmesi etkili sosyal politikalar sayesinde önleniyor. Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Ekonomi Komisyonu, Bolivar sosyal programlarını sayesinde okuryazar oranının yüzde 98,2’ye, ilköğretime devam eden öğrenci sayısının yüzde 92,7’ye ve liseye gidenlerin oranının yüzde 72,8’e çıktığını kabul ediyor. İnsani Gelişim Endeksi (HDI) sıralamasında Venezüela 2000 ile 2011 yılları arasında, 0,656’dan 0,735’e yükseldi. 2000 ile 2011 yılları arasında ortalama yaşam süresi dört sene, eğitim süresi ise iki-üç seneye arttı.

birgün
Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 11.10.13   #3
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: DÜNYANIN hali BAKIN neler oluyor.!!!


Lazkiye’deki katliam belgelendi


Kırmızı Haber | 11 Ekim 2013 | Alt Manşet, Gündem, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Ortadoğu
İnsan Hakları Örgütü: Lazkiye’de Suriyeli muhalifler en az 67′sini infaz ederek 190 sivili öldürdü. 4 Ağustos’taki katliam Alevilere yönelik planlı bir saldırıydı. Çok sayıda kaynağa göre muhalifler Suriye’ye Türkiye üzerinden giriş yapıyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) yayınladığı raporunda Suriye ‘nin Lazkiye vilayeti kırsalında 4 Ağustos 2013 tarihinde başlayan saldırılarda silahlı muhalif grupların en az 190 sivili öldürdüğünü, 200′den fazla kişiyi de rehin aldığını belirtti. Hükümet yanlısı Alevi köylerine yapılan operasyonda kurbanların en az 67′si infaz edildi. Çok sayıda kaynaktan edinilen bilgiye göre, muhalif gruplarda yer alan yabancı savaşçıların çoğu Suriye’ye Türkiye üzerinden giriyor. Silahlarını Türkiye üzerinden elde ediyor. Para ve diğer ihtiyaçlarını da yine Türkiye’den karşılıyor. Tıbbi tedaviye gereksinim duyduklarında da yine Türkiye’ye çekiliyorlar.
KANLARINI HÂLÂ GÖREBİLİRSİN
Radikal’in haberine göre; 105 sayfalık “’Kanlarını hâlâ görebilirsin’: Muhalif Güçlerin Lazkiye Kırsalında Gerçekleştirdiği İnfazlar, Rastgele Ateş Açmalar ve Rehin Almalar” başlıklı rapor aralarında saldırılardan kurtulan köy sakinleri, acil müdahale ekibi ve hem hükümet hem muhalefetten savaşçı ve aktivistlerin bulunduğu otuz beşi aşkın kişiyle görüşmeler yapılarak hazırlandı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, muhalif grupların 4 Ağustos’ta başlayıp 18 Ağustos’a kadar sürdürdükleri ve “Müminlerin annesi Ayşe’nin soyundan gelenlerin savaşı” “Baruda saldırısı” veya “sahili özgürleştirme operasyonu” olarak adlandırdıkları operasyona en az 20 farklı silahlı muhalif grubun katıldığını ortaya çıkardı. Raporda, bu gruplardan Ahrar El Şam, Irak ve Şam İslam Devleti, El Nusra Cephesi, Muhacir ve Ensar Ordusu ile Sukur El İz’in 4 Ağustos’ta yapılan katliama katıldığına dair güçlü veriler olduğu belirtildi.
EN AZ 67 SİVİL İNFAZ EDİLDİ
Örgüt, teşhis edilen 190 sivil ölüden en az 67′sinin muhalif güçlerce katledildiğini tespit etti. Rapora göre öldürülenlerin 43′ü kadın, çocuk ve yaşlı. Muhalif güçler ya kurbanlarını kasıtlı olarak kurşunladı ya da hedef gözetmeksizin açılan ateş sonucu bu kişiler yaşamını yitirdi. 123 sivilin nasıl öldürüldüğünün belirlenmesi için daha fazla araştırma yapılması gerekiyor.

SAVAŞ VE İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ SUÇ
Raporda, saldırıda rol alan Irak ve Şam İslam Devleti ile Muhacir ve Ensar Ordusu adlı iki muhalif grubun büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 200′den fazla kişiyi hâlâ elinde tuttuğu belirtildi. İnsan Hakları İzleme Örgütü, ellerinde rehine bulunan grupların bu kişilere insan? muamele etmesinin güvence altına alınmasını ve bu kişilerin derhal serbest bırakılmasını istedi. Bu gruplar üstünde etkisi olan ülkelere de rehinelerin serbest bırakılması için devreye girilmesi çağrısında bulunuldu. Örgüt, bulgulara göre öldürmeler, rehin almalar ve diğer ihlallerin, savaş suçu ve insanlığa karşı işlenen suç oluşturacak nitelik taşıdığını kaydetti.

ALEVİ KÖYLERİNE PLANLI SALDIRI
İnsan Hakları İzleme Örgütü Orta Doğu direktör vekili Joe Stork “Bu ihlaller bir takım kendini bilmez savaşçıların yaptığı münferit vakalar değildi” diyerek, “bu operasyonun Alevi köylerinde yaşayan sivil halka yönelik koordineli ve planlı bir saldırı” olduğuna dikkat çekti. Rapora göre, muhalif savaşçılar Baruda’da kasıtlı olarak bir Alevi ziyaretgâhını (dini şahsiyetlerin gömüldüğü yer) tahrip etti. 4 Ağustos’ta Baruda yerel Alevi din? lideri ve makam yöneticisi Şeyh Bader Gazzal kaçırılarak infaz edildi. El-Nusra Cephesi, gruba ait olduğu düşünülen bir web sitesinde yaptığı açıklamada, eski Suriye başkanı Hafız Esad’ın danışmanı Fadl Gazzal’ın akrabası olan şeyhin, Suriye hükümetini desteklediği için El-Nusra üyeleri tarafından infaz edildiğini kabul etti.

‘DESTEKLERSNİZ SİZ DE SAVAŞ SUÇUNA ORTAK OLURSUNUZ’
Raporda Suriye’ye komşu ülkelere ve diğer hükümetlere tavsiyeler de yer aldı. Silahlı muhalifler üzerinde nüfuzu bulunan tüm hükümetlere, bu gruplara, halka yönelik kasıtlı, hedef gözetmeden ve orantısız saldırılarını sona erdirmesi için baskı yapmaları çağrısında bulunuldu. Savaş suçları ve insanlığa karşı suç işlediklerine dair inandırıcı deliller bulunan gruplara, silah, mühimmat ve malzeme satışı veya temininden de vazgeçilmesi gerektiği belirtilen raporda “Bu gruplara silahla asker? destek sağlayan veya satan herkes savaş suçlarına ve insanlığa karşı işlenen suçlara iştirak etmiş sayılabilir” denildi. Raporda, ‘Topraklarının ihlalci gruplara silah iletmek için kullanılmadığından emin olmak için Türkiye’nin daha fazla çaba göstermesi’ konusunda Birleşmiş Milletler ve koalisyon ülkelerine görev düştüğü vurgulandı.

TÜRKİYE’YE TAVSİYE: BU KİŞİLERİ SORUŞTURUN
İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün tavsiyeleri arasında Türkiye’ye yönelik olanlar dikkat çekiyor. Türkiye’ye sınır devriyelerini arttırılması önerilirken diğer tavsiyeler şöyle: Suriye’de sistematik insan hakları ihlallerine karıştığına dair güvenilir bilginin olduğu gruplara mensup savaşçıların ve bu savaşçılara ulaştırılan silahların ülkeye girişi kısıtlansın. Türkiye, Suriye’de savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlediğinden, bu suçların işlenmesine iştirak ettiğinden şüphelenilen veya komuta sorumluluğuna sahip kişilere soruşturma ve kovuşturma açsın
.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 11.10.13   #4
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: DÜNYANIN hali BAKIN neler oluyor.!!!


Devrim içinde

devrim yapmalı


Venezuela Latin Amerika’nın gerçekten umudu ve deniz feneri ama süreç adımadım örülmek zorunda. Ve gelinen noktada devrim içinde devrim yapmak gerekiyor


OZAN ÖZLEM

Maduro başkanlığında sürdürülen Chávez’in Bolivarcı hareketi dünyanın ilgisini çekmeye devam ediyor. Venezuela’nın İstanbul Başkonsolosu Jose G. Bracho Reyes, BirGün okurlarına Venezuela’daki süreci anlattı. Reyes ile Ürgüp İbrahimpaşa’da söyleştik.

»Komutanın ölümünden sonra yapılan seçimlerde halkın adayı Nicolas Maduro seçimleri oldukça küçük bir farkla kazandı. Bunun nedenleri üzerine gözlemlerinizi anlatabilir misiniz?
Her şeyden önce bir fenomenin açıklanması için yalnızca tek bir neden üzerinden hareket etmenin bizi yanlış sonuçlara götüreceğini bilmemiz gerekir. Özellikle “sosyal olan”a bir çok aktör ve etken etki etmektedir. Fakat her ne olursa olsun konuya dair ilk söylenmesi gereken şey, Nikolas’ın bu seçimleri bileğinin hakkıyla kazanmış olmasıdır. Farkın büyüklüğü veya küçüklüğü başka bir tartışmadır. Aslına bakılırsa, konunun bir garipsemeyle karşılanmasının, Chavez’in Venezuelalıları ve dünyayı açık farkla kazanmaya alıştırmış olmasıyla doğrudan bağlantılı olduğu düşünülebilir. Dünyanın çeşitli yerlerine bakıldığında Bush, Rajoy gibi devlet başkanlarının da seçimleri kıl payı farklarla kazanmış oldukları görülebilir. Elbette ki, yapılan herhangi bir seçimi Chavez gibi kazanmak oldukça zordur. Herkes bu alışkanlıkla Maduro’nun da böyle büyük bir farkla kazanacağını tahmin etmiş ama bu gerçekleşmemiştir. Bununla birlikte bu seçimlerin adil olduğu sonucunu değiştirmez. Farkın küçük olmasının ise, çok farklı nedenleri tespit edilebilir. Her şeyden önce bu seçimler başkanın ölümünden çok kısa süre sonra yapılmıştır. Birçok insan moral bozukluğu ile sandığa gitmemiştir. Onun dışında muhalefetin, yani faşist Venezuela sağının başarılı sayılabilecek kampanyasının da altı çizilmelidir. Muhalefet Chavez’in politik önermelerinin içini boşaltarak sahiplenmiş, bu çerçevede yürüttüğü kampanya da olumlu sonuçlar vermiştir. Ulusal sembollerin kullanımı, can düşmanları Chavez’in bile yeri geldiğinde yüceltilmesi, basın yayın organlarının bu doğrultuda seferber edilmesi, sosyal politikalarının devam edeceğinin garanti edilmesi gibi konular, Radonsky’nin kampanyasını yürütenlerin becerilerini gösterdiği konular olmuştur. Bu profesyoneller, Radonsky’den ılımlı bir sol lider yaratmışlardır. Bu durum politik bilinci sağlıklı gelişmemiş kitlelerin üzerinde etkili olmuştur.

»Peki bu tip bir başarı yaklaşmakta olan valilik seçimleri için de söz konusu olabilir mi?
Kamuoyu araştırmaları kazananın biz olacağımızı gösteriyor. Eğer bu beklenti doğru çıkarsa bunu özellikle Başkan Maduro’nun “Sokak hükümeti” politikasının başarısı olarak yorumlamak doğru olacaktır. Maduro zeki bir insandır ve iyi bir koşucudur. Süreçlerin yönetimini gerçekten iyi becermektedir Aynı zamanda hükümetin yolsuzluğa karşı giriştiği mücadele de “Sokak Hükümeti” politikası gibi seçimler üzerinde oldukça olumlu bir etkiye sahip olacak gibi görünmektedir. Bence önümüzdeki seçimlerden sonra valiliklerin çoğu kızıl olacaktır.

»Sanırım Maduro’nun sosyal ve politik açıdan güvenilirliği de ağırlıkla bu politikalar çerçevesinde artıyor. Sürecin ayak bağı haline gelebilecek yolsuzluk meselesine el atması ve öz yönetim aygıtları olarak “komünler”in güçlendirilmesinin birbiriyle ilişkili olduğu düşünülebilir mi?
Maduro’nun yönetimine duyulan güvenin iki temel nedeni var aslında. Yolsuzluğa karşı mücadele ve “sokak hükümeti”. Bunlardan ikincisi liderin halka ve hayata temas etmesini sağlıyor. Birincisi ise oldukça önemli. Biliyoruz ki yozlaşma veya yolsuzluk, bizim sürecimiz de dahil olmak üzere her devrim sürecini yok edebilir. Fakat şu ana kadar, hükümetin önemli noktalarını işgal eden birçok figürün hapse atılmasını da beraberinde getiren bir mücadele söz konusu. Bu önemlidir. Yine bu süreçle bağlantılı olarak, Başkan Chavez’in “komünler ya da hiçbir şey!” diye ısrarla vurguladığı komünlerin öneminin altının çizilmesi gerekiyor. Komün yani “örgütlü halkın iktidarı”. Bu anlayış devrimci sürecin sorumluluğu yalnızca bir lider tarafından değil örgütlü kitleler tarafından sırtlanmasına dayanıyor ve bu da yolsuzluğa karşı bir strateji olarak görülebilir. Venezuela’daki devrimci sürecin motoru bu komünlerdir. Bugün Venezuela’da komünal konseylerin bir yasası bulunmakta ve kendilerine doğrudan bütçe tahsis edilmektedir. Dediğim gibi bu tarz yapılar devrimin hem motoru hem de varoluş nedenidir. Bugün devrimin ana sorunlarından biri, burjuva demokrasisinden niteliksel bir sıçrama ve devletin yeniden yapılandırılmasıyla katılımcı devrimci bir demokrasi modeline geçiştir. Burjuva demokrasisi denen şey ise, bir gösteri, bir tiyatrodur. Halkın izleyici olarak katıldığı, bir senaryosu olan ama halk ile herhangi bir bağlantısı olmayan bir tiyatro. Oyuncular, ki bunlar profesyonel politikacılardır, bir senaryo yazıp bunu oynarlar. Halk ise, pasif biçimde bunu izler. Bolivarcı Devrimin geliştirmeye çalıştığı katılımcı/devrimci demokrasi ise, oyun ile izleyici ayrımını ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Bu durum yolsuzlukların önüne geçilmesi için de önemlidir.

»Seyircilerin tribünden sahaya indiği bir durum öngörülüyor olmalı...
Evet. Hem de senaryonun birlikte yazılmasına dayanan bir durum. Bana kalırsa şu an için yapılması gereken ilk şey, halk iktidarının güçlendirilmesi; birincisinden daha önemsiz olmamakla birlikte ikincisi ise, yolsuzluğa karşı mücadele etmek ya da bir dürüstlük kültürü yaratmaktır. Hatırlamak gerekir ki, Latin Amerika’nın kendisi büyük bir yolsuzluktan doğar ve bu yolsuzluk fetihtir. Fetih ve aynı zamanda şiddet. Bunun içindir ki, bu iki şey toplumun gözeneklerine kadar sinmiştir. Bu birkaç yılda çözülecek bir iş değildir. Bu bir kültürdür. Buna karşı yasayla olduğu kadar eğitimle, devrimci eğitimle de mücadele vermek gerekmektedir...

»Muhalefetin sınıfsal durumunu ve karakterini olduğu kadar, 2002 Petrol sabotajından bu yana yapıp ettiklerini de biliyoruz. Sanırım sabotajcılık konusunda bir geri adım hâlâ yok?
Devrim yapmaya soyunanlar, karşı devrimin de bilincinde olmak durumunda. Küçük bir azınlığın faydalanması için çok uzun yıllar iktidarı halktan gasp edenler bundan elbette ki çok kolay vazgeçmeyecekler. Sabotajcılık da bunun doğal bir uzantısı. Bizim ise bunları boşa çıkaracak bir kurumsallaşmamız mevcut.

»Yeri gelmişken Amuay rafinerisi patlamasının sabotaj olduğunu düşünüyor musunuz?
Seçimlere çok kısa bir zaman kala gerçekleşen Amuay patlaması kesinlikle bir sabotajdı ve bunu herkes biliyordu. Zaten PDVSA’nın yaptığı teknik araştırmalar da bunu doğruladı. Bu olay çok farklı biçimlerde yorumlanabilir. Görülüyor ki, bizim zayıflıklarımız var. Venezüela Petrol Şirketi (PDVSA) bizim onlarca yıldır birikmiş olan sosyal borcumuzu ödememize olanak sağlayan, sosyal projelere kaynak aktaran, ekonominin motoru olan bir firma ve biz bunu her şekilde koruyabilmeli, sabotajın önüne geçebilmeliydik.

»Peki devrimin kurumsallaşması için özellikle Maduro dönemini göz önünde bulundurursak neler yapılmaya çalışıyor? Başkan bu konuda başarılı mı? Popüler biçimde sorarsak Maduro, Chavez’in yerini doldurabiliyor mu?
Her şeyden önce Chavez’in yerini kimsenin doldurma şansının olmadığını bilmemiz lazım. Chavez Venezuela için gerçekten kilit bir figürdür. Bununla birlikte, ne ülkede, ne Latin Amerika’da, ne de dünyada böyle figürler söz konusu olduğunda bir yerine geçme durumundan ziyade, bir devamlılık söz konusu edilebilir. Chavez örneğin Fidel’in yerine geçmez, Fidel, Fideldir. Maduro’yu da bu çerçevede ele alırsak kendisi Chavez’in neredeyse oğlu gibidir ama ondan farklıdır. Bir işçi, emekçi, sendikacı ve doğuştan liderlik vasıfları taşıyan bir şehir insanıdır Maduro. CELAC, ALBA gibi oluşumların kuruluşunda önemli roller oynamış; çok okuyan, tecrübeli, karizmatik bir liderdir ve bu özellikler gerçekten çok önemlidir. Biz Nicolas’ın Venezüela için tarihsel öneme sahip bir figür olacağına inanıyoruz. “Sokak Hükümeti” anlayışı çerçevesinde sokakta olan, halkın dilini konuşan bir lider Maduro ve yolsuzluğu bitirme konusundaki kararlılığı başarısında büyük rol oynayacak. Aynı zamanda Maduro, uluslararası bağlantıları da oldukça güçlü biri, Latin Amerika liderleri “Venezuela’nın yenilme lüksü olmadığını” söyleyerek ona destek olmaya çalışıyorlar.
Bugün Venezuela gerçekten Latin Amerika’nın umudu ve deniz feneri ama süreç hâlâ adım adım örülmek zorunda, bugün uzunca bir tarihi olan Küba devriminin dahi bittiğini söylemek mümkün değil. Bu bir süreç ve devrim içinde devrim yapmak gerekiyor.


»Biliyorsunuz, ABD’nin bir yalan kampanyasıyla Irak’ta 2 milyon insanı katletmesinden sonra Suriye’de benzeri bir katliamın amigoluğunu yapan birçok Müslüman ülke oldu. Venezuela’nın konuya yaklaşımı nasıl?
Bizim dış siyasetimizin hattı Chavez ve Maduro tarafından çizilmiştir ve ana fikri barış ve insan hakları olarak özetlenebilir. Her şeyden daha fazla, halkların kendi kaderlerini belirlemesine önem veririz ve dış müdahaleye kesinlikle karşıyız. Bizim görüşümüze göre her müdahale halklara bir saldırıdır. Her problemin diplomatik bir çözümü bulunur. Suriye’deki sorunları dışarıdan emperyalist bir müdahale aracılığıyla çözmek imkânsızdır.

»Chavez’in emaneti emin ellerdedir diyebilir miyiz?
Chavez’in emaneti emin ellerdedir. Bazı “sol” burjuva unsurlar iktidar boşluklarını işgal etmeye kalksa da en sonunda defedileceklerdir. Halk, iktidarı bir kez gerçekten ele aldığında burjuvazi asla geri dönemeyecektir.


BİRGÜN
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.10.13   #5
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: DÜNYANIN hali BAKIN neler oluyor.!!!


Ali Murat Hamarat
-
Bir Olimpiyat, iki kutup, üç direniş




Okuyucu Modunu AçOkuyucu Modu KapatYazıyı Büyüt: 1214161820
Spor tarihinin belki de en etkileyici karesi... Bir madalya töreni sırasında sıkılmış iki sımsıkı yumruk havada. İki siyah atlet kardeşlerinin öfkesini dile getiriyor, başkaldırı canlı yayında tüm dünyaya aktarılıyordu. Yıllardan isyan, yerlerden Olimpiyat'tı...
1968 Mayısı'nda Paris'ten başlayan rüzgâr tüm dünyayı sarıyordu. Yılın başında Çekoslovakya'daki iklimi ılımanlaştıran Prag Baharı yerini Ağustos'ta kışa bırakıyor, Sovyetler Birliği ile Romanya haricinde Varşova Paktı üyeleri ülkeyi işgal ediyordu. Bu ahval ve şerait içinde Meksika'da yapılacak Olimpiyat Oyunları merak ediliyordu.
Fakat Azteklerin diyarı da kaynamaktaydı. “Olimpiyat değil, devrim istiyoruz” diyen Meksikalı gençler ayaktaydı. '48 ayın sultanı'nın başlamasına 10 gün kala kan akıyor, öğrenciler keklik gibi avlanıyordu. 2 Ekim 1968'de Tlatelolco kan gölüne dönüyordu. Ölü sayısı deseniz; otuz diyen de var, binler diyen de...
Yine de 12 Ekim'de meşale yanmıştı; hem de tarihte ilk defa bir kadın tarafından Kim bilir bu onurun Meksika'nın en iyi kadın atleti Norma Enriqueta Basilio’ya bahşedilmesinin esbab-ı mucibesi bile halka ilişkilerde saklıydı.
16 Ekim 1968'deki unutulmaz 200 metre yarışında Amerikalı atletler Tommie Smith birinci, John Carlos üçüncü olmuş, gümüşse Avustralyalı Peter Norman'a gitmişti.
Amerikan Millî Marşı çalınmaya başladığında, siyahi atletler yumruklarını sıkıp göğe kaldırdılar. Smith’in sağ, Carlos’un sol eli havadaydı. Sıktıkları yumruklarındaki siyah eldiven dikkat çekiyordu. Sağ yumruk Siyah Amerika’nın gücünü, sol yumruk Siyah Amerika’nın birliğini, Smith’in boynundaki siyah atkı da siyahların gurunu temsil ediyordu. Sadece çorapları vardı zira o çoraplar Amerika’daki siyahların yoksulluğunu betimliyordu. İkinci olan Avustralyalı Norman - ki daha sonra Avustralya’nın çıkaracağı Olimpiyat şampiyonu Aborjin Cathy Freeman’a ilk destek veren olarak bilinecekti- göğsüne Olympic Project for Human Rights’ın (İnsan Hakları için Olimpiyat Projesi) amblemini iliştirmişti.
Bu proje Harry Edwards adındaki bir sosyoloji öğrencisi tarafından geliştirilmiş ancak hayata geçmemişti. Hedeflenen Amerikan takımındaki siyah atletlerin Oyunlar’ı boykot etmeleriydi. Afrika’dan da bu projeye destek beklendiyse de, beklenen olmamış ve boykot yapılamamıştı.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) Başkanı Amerikalı Avery Brundage spora politika karıştırılmasına köpürmüştü. 1929’da Amerikan Olimpiyat Komitesi’nin başına geçen spor insanı, 1936 Berlin Olimpiyatları’nda yarışacak iki Amerikalı Yahudi sporcu Sam Stoller ile Marty Glickman’ı son gün koşturmayarak Nazilerin ekmeğine yağ sürmüştü. Yaptıkları adeta yapacaklarının teminatı olacak, 1972 Münih Olimpiyat Oyunları'nda İsrailli sporcu ve antrenörlerin öldürülmesinden sonra organizasyonun devamına karar verecekti.
Başta büyük tepki çeken bu iki cesur Amerikalı, otuz sene sonra sayısız ödülle mükâfatlandırılmış, heykelleri bile dikilmişti. Eğer boykot gerçekleştirilseydi, sadece boykotçular arasında anılacaklardı. Onun yerine Martin Luther King’in vurulmasından birkaç ay sonra tüm dünyanın gözleri önünde sadece onurlarıyla var oldular. 9 Ekim 2006'da da arkadaşları Peter Norman'ın tabutunu taşıdılar.
O posterden geriye iki siyah yumruk kaldı...

***
Aynı Olimpiyat, dünyanın diğer tarafının da kaynadığını canlı yayında göstermişti. Çekoslovak Vera Caslavska madalya töreninde çalınan Sovyetler Birliği marşı sırasında başını eğerek adeta bir Bloka meydan okuyordu.
Prag Baharı sırasında Ludvik Vaculik tarafından hazırlanan İkibin Söz manifestosuna imza atanlardan biriydi efsanevi jimnastikçi. İgalden sonra tutuklanmaktan korkmuş, bir köyde saklanmıştı. 1964 Olimpiyat Oyunları'nda üç altın kazanmış sporcuya Meksika izni son dakikada çıkmıştı.
Yer hareketlerinde bütün salon Çekoslovak yıldızın altın kazandığını düşünedursun, jüri üyeleri kırk dereden su getirerek Sovyet Larisa Petrik'in puanını onunla eşitlemişti. Seremonide her iki ülkenin de milli marşı çaldığında olaylar gelişmişti. Gerçi Brundage, Caslavska'nın sivil itaatsizlik eylemine pek ses çıkarmamıştı.
Sovyetler Birliği'nin desteklediği yeni rejim, Meksika'dan dört altınla dönen en iyi sporcusuna "artık yarışmayacaksın" demişti. Çalışma izni yoktu. Seyahat deseniz ancak rüyasında görebileceği bir şeydi. Evde durduğundan otobiyografisini yazdıysa da bu ancak Japonya'da basılabilmişti.
Yıllar sonra 1980’lerde IOC Başkanı Juan Antonio Samaranch’ın emriyle hocalığa başlamıştı. Doğu Bloku'nun çökmesinden ardından önce dönemin Devlet Başkanı Vaclav Havel’in danışmanlığını yapmış, ardından ulusal Olimpiyat Komitesi’nin başkanı olmuştu.
Spor sadece spordur mu demiştiniz...

birgün
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bak şu DÜNYANIN Haline. bilgeyol Yaşam 21 05.09.13 12:12
Sosyal demokrasi ve chp nin acınacak hali. bilgeyol Siyaset,Politika ve Ekonomi 6 13.04.13 23:36
İnsan olanın hali başkadır. Alevi Duygusal Bolum 1 26.10.11 22:05
Pir yolunda neler oluyor acil okuyun salih0221 Sepet 2 24.06.11 02:15
İnternette 1 Dakikada Neler Oluyor? miSbon Hayata Dair 0 21.06.11 17:35




Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2