Sponsor Reklamlar



 
Seçenekler
Alt 09.08.13   #1
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart SİYASİ tarihimiz ve ulaşamadığımız DEMOKRASİ


1951 – 1960 YILLARI ARASI ÖNEMLİ OLAYLARI;


• 14 Mayıs 1950; Demokrat Parti 14 Mayıs'taki seçimlerde 396 milletvekili çıkartarak tek başına iktidar oldu. CHP 68 milletvekili çıkartabildi. Celal Bayar Cumhurbaşkanı, Adnan Menderes Başbakan oldu.
• 29 Mayıs 1950: Başbakan Menderes sadece millete mal olmuş inkılâpları saklı tutacağız, dedi. (Böylece irticaya ilk yeşil ışık yakılmış oldu) .
• 6 Haziran 1950: DP hükümeti Genelkurmay Başkanını, Kuvvet Komutanlarını ve diğer bazı generalleri görevlerinden aldı.

• 16 Haziran 1950; DP iktidarının ilk icraatlarından birisi Türkçe okunan ezanın tekrar Arapça okunmasını sağlamak oldu.
• 5 Temmuz 1950: Radyodan dini program yayın yasağı kaldırıldı 2 gün sonra Dünya Bankası Türkiye’ye 16 milyon 400 bin dolar kredi açtı.
Temmuz 1950: Kuzey-Güney Kore Savaşı’nda Birleşmiş Milletler bütün ülkeleri, komünist Kuzey Kore’ye karşı ABD’nin geniş katılımıyla oluşturulacak askeri güce katılmaya çağırdı.

• 28 Temmuz 1950: Türk Barışseverler Cemiyeti'nin Türkiye'nin Kore’ye asker göndermesini protesto amacıyla bildiri dağıtmasına izin verilmedi. Cemiyet başkanı Behice Boran ve genel sekreter Adnan Cemgil tutuklandı.

• 1 Ağustos 1950: Türkiye NATO’ya başvurdu. Türkiye'nin, NATO’ya girme başvurusu reddedildi. Aynı günlerde bir yazarın okul tarih kitaplarından İnönü’nün adını çıkartması tartışmalara yol açtı.
• 25 Eylül 1950: General Tahsin Yazıcı komutasındaki 4500 kişilik bir tabur, tüm masrafları bize ait olmak üzere ve TBMM kararı olmaksızın Kore Savaşı’na gönderildi.

• 17 Ekim 1950; Meclise danışılmadan ABD ile kurulan ilişkiler neticesi ilk Türk Tugayı Kore'ye gönderildi.

• 3 Aralık 1950:Arap harfleriyle tedrisat yapmak için gizli ya da aleni dershane açanlar hakkında 23 Eylül 1931 gün ve 12073 sayılı kararnamedeki yasaklama kaldırıldı, böylece Kuran kurslarına yeşil ışık yakıldı.

• 12 Aralık 1950: Hükümet, CHP Genel Merkez Binası’na el koyarak Hazine’ye devretti.


• 20 Şubat 1951: Rus yazarların kitaplarının okul kütüphanelerinden çıkarılmasına karar verildi.
•
24 Şubat 1951: Kırşehir’de Atatürk büstü saldırıya uğradı. Bir ay sonra: DP Konya İl Kongresi'nde fes, çarşaf ve Arap harflerinin serbest bırakılması istendi.
• 13 Mart 1951: DP İzmir Belediye Başkanı Rauf Onursal, CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'nün Halife Abdülmecit gibi sınır dışı edilmesini istedi.

• 25 Mart 1951: Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri, solcu öğretmenlerin tasfiyesinin sürdüğünü açıkladı. Aynı günlerde DP Meclis Grubu’nda din eğitiminin genişletilmesi istendi.


• 4 Mayıs 1951: Menderes Meclis’te yaptığı konuşmada'Halkevleri, Halkodaları faşist anlayış ve düşüncelerin ürünüdür. Bunlar sosyal yapımız içindeki tümüyle gereksiz, boş, geri ve yabancı unsurlardır, dedi. Ardından da Menderes Hükümeti, işçi sendikalarının faşist ve komünist sistemlerin bir öğesi olarak kurulduklarını ileri sürdü. Yeni bir sendika yasası hazırlama kararı aldı.

• 22 Haziran 1951: İstanbul İnönü Stadı'nın adı Mithat paşa Stadı olarak değiştirildi.
• 1 Ağustos 1951: Yabancı Sermaye Yatırımlarını Teşvik Kanunu çıktı.
• 8 Ağustos 1951: Hükümet, Halkevlerine el koydu.

• 19 Eylül
1951: Kuzey Atlantik Paktı Konseyi, Türkiye ve Yunanistan'a NATO’ya katılma çağrısı yaptı. Ve Türkiye’nin NATO'ya katılması kabul edildi.

• 9 Ekim 1951: Devlet iç borçları 2 milyar 565 milyon liraya yükseldi.
• 26 Ekim 1951: İllegal Türkiye Komünist Parti’sine yönelik büyük çapta tutuklamalar yapıldı. Tutuklananlar arasında Zeki Baştımar, Mihri Belli, Sevim Tarı gibi tanınmış isimler vardı.

• 4 Kasım 1951: İlkokulların ders programlarına din dersi konuldu.
• 12 Ocak 1952: ABD yönetimi, Marshall Planı çerçevesinde Türkiye’ye 58 milyon dolarlık askeri yardım yapılmasını onayladı.

• 15 Ocak 1952: ABD, Türkiye'nin NATO”ya girişini onayladı.
• 18 Şubat 1952’de:NATO’ya katılma protokolünü 1951 yılında Londra’da imzalayan Türkiye 18 Şubatta örgüte resmen üye oldu. Bunun sonucu olarak da topraklarımızda ABD askeri üsleri kurulmaya başlandı.

• 5 Haziran 1952: Lozan Antlaşmasına göre Fener Rum Patrikhanesi’nin başındaki kişinin TC. Vatandaşı olması gerekir. Bu ilke ilk kez ABD’den uçakla gönderilen Athenagoras’ın Türkiye’ye sokulması ile ihlal edildi. Başbakan Menderes Athenagoras’ı ziyaret ederek elini öptü.
• 8 EKİM 1952: Balıkesir’e giden CHP lideri İnönü’yü vali kent dışında karşılayarak, kente girmemesini, eğer kente girerse olaylar çıkabileceğini ve kendisinin sorumluluk almayacağını belirtti. İnönü gezisinden vazgeçti.
• 24 Aralık 1952: Anayasayı yaşayan dile çevirmek şeklinde adlandırılan yasa önerisi ile
1945 yılında Türkçeleştirilmiş olan anayasa metni, yürürlükten kaldırıldı. 24 Nisan 1924’te kabul edilmiş olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu yeniden uygulamaya kondu, anayasadaki Türkçe kelimeler ayıklandı. (Örneğin; bakanlıklar, vekâlet oldu, Genelkurmay Başkanlığı’nın adı Erkan-ı Harbiye-yi Umumi Reisliği şeklinde değiştirildi.)

• 21 Ocak 1953: Petrollerimizin işletilmesiyle ilgili ilk anlaşma bir ABD şirketiyle yapıldı
.
• 21 Temmuz 1953: Profesörlerin politika ile uğraşmalarını yasaklayan kanun kabul edildi.
• 9 Eylül 1953: Millet gazetesi başyazarı Nurettin Ardıçoğlu 3 sene 2 ay, yazı işleri müdürü Hüsnü Söylemezoğlu 2 sene 1 ay hapse mahkûm oldu.

• 14 Aralık 1953: Hükümet, CHP'nin menkul ve gayrı menkullerinin Hazineye devredilmesine yönelik yasayı çıkardı. CHP’nin Ulus Gazetesine el konuldu.
• 18 Ocak 1954: Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu kabul edildi.
• 27 Ocak 1954: 6234 sayılı yasayla Köy Enstitüleri kapatıldı
• 7 Mart 1954: Petrol işletmeciliğini yabancı sermayeye açan ve Max Ball adlı bir yabancının hazırladığı Petrol Yasası Mecliste kabul edildi.
• 8 Mart 1954: Basını sıkı kontrol altına alan ve basın suçlarına yönelik cezaları yükselten Basın Kanunu kabul edildi. Hakaret suçuyla yargılananlara iddialarını mahkemede ispat hakkı tanınması isteği reddedildi.

• 14 Mart 1954: DP’den istifa ederek CHP’ye geçen Adnan Menderes’in yeğeni Özdemir Evliyazade, Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a hakaret ettiği gerekçesiyle tutuklandı.
• 18 Nisan 1954: Mersin’de seçim konuşması yapan ana muhalefet lideri İnönü DP’lilerin saldırısı ile engellendi, İnönü alandan zorlukla kaçırılıp kurtarılabildi.
• 2 Mayıs 1954: Genel seçimler yapıldı. Oyların %57,6'sını alan Demokrat Parti 503 sandalye kazanırken, %35,4 oy alan CHP yalınız 31 milletvekili çıkarabildi.

• 30 Mayıs 1954: Muhalefet lideri Osman Bölükbaşı’yı seçen Kırşehir, ceza olarak il olmaktan çıkarılıp ilçe yapıldı. Bununla da yetinilmedi ve bölünerek eski ilçelerinden bir kısmı ile Nevşehir ili kuruldu. Yine seçimlerde CHP’ye oy veren Malatya ceza amacıyla bölünerek Adıyaman ili kuruldu.

• 21 Haziran 1954: DP kendi kadrolarını kurmak için devlette tasfiyeye yöneldi. Yeni çıkarılan bir yasayla hükümete, 60 yaşını ya da 25 hizmet yılını doldurmuş yargıç ve profesörleri emekliye ayırma yetkisi verildi. Ardından da Memur Tasfiye Yasası çıktı. Artık memurlara bir süre için işten el
çektirebilecek ya da emekli edilebilecekti.
• 7 Ağustos 1954: Millet gazetesi sahibi Fuat Arna, bir yazısında Başbakan Adnan Menderes’e hakaret ettiği gerekçesiyle tutuklandı.
• 18 Ağustos 1954: Millet gazetesi yazarı Nurettin Ardıçoğlu ile yazı işleri müdürü Hüsnü Söylemezoğlu gazetede çıkan bir yazıdan dolayı 7’şer ay hapis cezasına çarptırıldılar.
• 21 Ağustos 1954: Liseler 11 sınıfa indirildi.
• 28 Ağustos 1954: Emekli General Sadık Aldoğan tutuklandı. Tutuklanma gerekçesi ise Millet Gazetesine yazdığı bir yazıda adliyenin manevi kişiliğine hakaret etmek.
• 23 Eylül 1954: Yeni Ulus gazetesindeki yazıları nedeniyle Hüseyin Cahit Yalçın, Cemal Sağlam, İbrahim Cüceoğlu hapis, Nihat Erim para cezasına çarptırıldı.
• 1 Aralık 1954: DP’ye muhalif Yeni Ulus Gazetesinin yazarlarından Hüseyin Cahit Yalçın, hükümetin manevi şahsiyetini tahkir ettiği gerekçesiyle 26 ay hapse mahkûm edildi ve 79 yaşında hapse girdi. Akis dergisi yazı işleri müdürü Cüneyt Arcayürek tutuklandı. Hükümetin nüfuzunu kıracak neşriyat yapması ve bu suçu işlemekte devam etmesi ihtimalinin bulunması gerekçesiyle 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
• 20 Temmuz 1955: Polis CHP Isparta İl Kongresini dağıttı. Genel Sekreter Kasım Gülek kürsüden indirildi.
• Ağustos 1955: Karadeniz gezisine çıkmış olan CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek, Sinop’ta tutuklanarak İstanbul’a getirildi ve bir gün hapiste kaldı. (Ertesi yıl benzer bir geziye kalkışması ve Rize’de dükkân sahiplerinin elini sıkması, gösteri yürüyüşü sayılarak 6 ay hapse mahkûm olacaktır) .

• 5 Eylül 1955: İstanbul Ekspress Gazetesinde Atatürk’ün Selanik’deki evine bomba atıldığı haberi yayınlandı. Bu haber üzerine, Kıbrıs Türk’tür cemiyetinin İstanbul Taksim Meydanında düzenlediği açık hava toplantısı, 6–7 Eylül olaylarını başlattı. Çok önceden planlandığı anlaşılan gösteriler, kısa zamanda Rum vatandaşların işyeri ve evlerine yönelik yağmaya dönüştü. İstanbul, Ankara, İzmir’de sıkıyönetim ilan edildi.
• 7 Eylül 1955: Olaylar diğer kentlere de sıçradı TBMM olağanüstü toplandı. Hükümet kendi tertibi olan olayları muhaliflerinin üzerine yıkmak, bir taşta iki kuş vurarak onlardan da kurtulmak amacıyla yeni bir planı uygulamaya koydu. Emniyet amirliklerince komünist olarak bilinen 48 kişi, tahrik ve tahrip suçlamasıyla tutuklanıp Harbiye’ye getirildi. İdam talebiyle yargılanması öngörülen bu kişiler arasında Aziz Nesin, Kemal Tahir, Dr. Can Boratav, Asım Besirci, Hasan İzzettin Dinamo’da bulunuyordu.

• 9 Eylül 1955: İstanbul’da 3, Ankara ve İzmir'de birer askeri mahkeme kuruldu.
• 10 Eylül 1955: İçişleri Bakanı Namık Gedik ile İstanbul Emniyet Müdürü Alaaddin Eriş görevlerinden istifa etti.
• 12 Eylül 1955: TBMM sıkıyönetimi 6 ay uzattı.
• 16 Eylül 1955: İzmir’de Sabah Postası gazetesi kapatıldı, gazete sorumlu yazı işleri müdürü ve başyazarı Orhan Rahmi Gökçe tutuklandı.
• 19 Eylül 1955: Muhalif yayınlarından dolayı Ankara’da Ulus Gazetesi süresiz, İstanbul’da ise Hergün, Hürriyet ve Tercüman gazeteleri 15 gün süreyle kapatıldı.
• 15 Ekim 1955: Demokrat Partide muhalefet yaptığı gerekçesiyle 9 milletvekili partiden ihraç edildi. Onları destekleyen 10 milletvekili de kendi isteği ile partiden ayrıldı. Onbirler Hareketi diye anılan bu milletvekilleri, bakanlar hakkındaki iddialarda, ispat hakkını yasaklayan kanunun kaldırılmasını sağlayacak bir fıkranın anayasaya eklenmesini istiyorlardı.
• 24 Ekim 1955: Bayındırlık Bakanı, Demokrat Parti İzmir Milletvekili Muammer Çavuşoğlu, (Nazlı Ilıcak ile Ömer Çavuşoğlu’nun babası) 6–7 Eylül olaylarında zarar gören Yunanistan'ın İzmir Konsolosluğu'na gitti. Hükümetin geçmiş olsun dileklerini iletti ve hükümet adına konsolosluk gönderine Yunan bayrağı çekti.
• 20 Aralık 1955: Demokrat Parti'den ayrılan 19 milletvekili, Hürriyet Partisi’ni kurdular.
• 8 Şubat 1956: Ekonomik sıkıntılar nedeniyle gazetelerin sayfaları 6’ya indirildi.
• 2 Mart 1956: Cumhurbaşkanına hakaretten sanık Ulus gazetesi yazarı Şinasi Nahit Berker 1 yıl hapse mahkûm oldu

• 8 Nisan 1956: Başbakan Adnan Menderes, muhalefeti, Siyasi sapıklık, sahte ihtilalcılık, inkârcılık, adi ve alçak iftiracılık, sahte hürriyetçilik ve tedhişçilikle suçladı.

• 29 Nisan 1956: Ankara’da gazeteciler Oktay Ekşi, Hikmet Tanılkan, Altan Öymen, Aydın Köker ve Seyfettin Turhan götürüldükleri Çankaya Karakolunda hakarete uğradılar.
• 1 Mayıs 1956: 6–7 Eylül olaylarında zarar gören kiliselere 10 milyon lira avans verildi.
• 31 Mayıs 1956: CHP Genel Başkanı İsmet İnönü; Adım adım mutlakıyete gidiyoruz, dedi.
• 7 Haziran 1956: DP hükümetinin hazırladığı yeni Basın Kanunu Mecliste kabul edildi. Hürriyet Partisi adına konuşan Turan Güneş, bu kanunla, değil basın özgürlüğü, basın bile kalmayacak, dedi.
• 9 Haziran 1956: Halk gazetesi toplatıldı.
• 14 Haziran 1956: CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek, TBMM'nin manevi şahsına hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl hapse ve 4 ay Bursa’da ikamete mahkûm oldu.
• 15 Haziran 1956: En etkili muhalif yayınlardan haftalık Akis dergisi toplatıldı.
• 27 Haziran 1956: Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanunu görüşmelerinde, İnönü; aramızdaki farkı bilelim. Biz mutlakıyetten bugüne geldik, siz bugünden mutlakıyete gidiyorsunuz, dedi. Muhalefet topluca salonu terk etti. Tasarı DP’lilerin oylarıyla yasalaştı.
• 22 Temmuz 1956: Akis dergisinin yine toplatıldı.

• 30 Temmuz 1956: Ordu, Giresun ve Trabzon’da CHP’lilerin siyasi toplantı yapmalarına izin verilmedi.

• 4 Ağustos 1956: Ulus gazetesi toplatıldı.

• 13 Ağustos 1956: Bakanlar Kurulu’nca ortaokullarda din dersi okutulmasına karar verildi.

• 14 Eylül 1956: Akis dergisi toplatıldı.
•
28 Eylül 1956: Maliye, İstanbul’da hazineye ait 10 bin arsa ve 500 binayı satışa çıkardı.

• 11 Şubat 1957: CHP Genel Başkanı İnönü'nün damadı ve Akis Dergisi başyazarı Metin Toker tutuklanarak cezaevine girdi.

• 14 Şubat 1957: Başbakan Menderes, Ankara’da Kocatepe camisinin yapımı için cami yaptırma derneğine 100.000 TL bağış yaptı.
• 11 Nisan 1957: Halk gazetesi sahibi Ratip Tahir Burak, bir karikatürü nedeniyle tutuklandı.
• 17 Nisan 1957: Atatürk Orman Çiftliğinden arazi satılabilmesine olanak tanıyan kanun kabul edildi. (Atatürk’ün elleriyle oluşturduğu ve Türk halkına armağan olarak bıraktığı bu çiftliğin bugün yarı yarıya yağmalanmış olmasına yol açan süreç de böylece başlamış oldu) .
• 6 Mayıs 1957: İstanbul, Ankara, Eskişehir, Adana ve Bursa’da işçi sendikaları kapatıldı.
• 11 Mayıs 1957: Zaman Gazetesi’nden Nusret Safa Coşkun ve Rıfat Ekinci birer yıl hapse mahkûm oldular.

• 19 Mayıs 1957: Kayseri’de konuşan Menderes, DP'nin iktidarda olduğu yedi yıl içinde 15.000 yeni cami inşa edildiğini ve başta Süleymaniye olmak üzere 86 caminin de onarıldığını açıkladı.

• 27 Mayıs 1957: Demokrat İzmir gazetesi 1 ay süreyle kapatıldı.
• 31 Mayıs 1957: Bakırköy Derbi Lastik Fabrikası hammadde yokluğundan kapandı, 720 işçi işsiz kaldı.
• 2 Temmuz 1957: CMP Genel Başkanı ve Kırşehir milletvekili Osman Bölükbaşı tutuklandı.
• 6 Temmuz 1957: Hükümet, İstanbul Gazeteciler Sendikası’nı bir süre için kapattı.

• 20 Ekim 1957: DP’nin din istismarlığı hızlandı. Menderes Adana’da, elinde Kuran’la yaptığı seçim konuşmasında İstanbul'u ikinci bir Mekke, Eyüp Sultan Camiini de ikinci bir Kâbe yapacağız, dedi.
• 1
Kasım 1957: Yeni meclisin toplanacağı bugün halkın tepkisinden çekinen iktidar başta meclisin çevresini tanklarla çevirmek dâhil kentin tüm önemli noktalarına askerî birlikler yerleştirdi.

• 28 Kasım 1957: Hürriyet Partisi fesih kararı aldı. CHP ile güç birliğine karar verildi.
• 27 Aralık 1957: Basının TBMM çalışmalarına ilişkin haberlerini kısıtlamak üzere Meclis iç tüzüğünde yapılan değişiklikleri eleştiren Anayasa Profesörü Hüseyin Nail Kubalı, hükümet tarafından İstanbul Üniversitesi'ndeki görevinden uzaklaştırıldı.
• Mart 1958: Demokrat Parti örgütlerinin ramazan ayı boyunca camilerde düzenlediği mevlitlerin propaganda amacıyla devlet radyosundan naklen yayını uygulaması başlatıldı.
• 9 Nisan 1958: CHP”nin yayın organı olan Ulus Gazetesi üçüncü kez bir ay süreyle kapatıldı. Kapatmaya, Ankara Milletvekili Bülent Ecevit’in bir yazısı yol açtı. Gazetenin sorumlu müdürü Ülkü Arman 1 yıl, karikatürcü Halim Büyükbulut da 14 ay hapis cezası aldı.
• 30 Nisan 1958: Et sıkıntısını gidermek için Yeni Zelanda'dan koyun eti dışalımı yapıldı.

__________________________________________________ ___________________________________________


Benzer Konular
I Mega Platform


__________________________________________________ ___________________________________________
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (11.08.13 Saat 23:01 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 11.08.13   #2
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: SİYASİ tarihimiz ve ulaşamadığımız DEMOKRASİ


ittihat terraki cemiyeti
"Sopalı Seçimler" ve Bâb-ı Âli Baskını[değiştir]

Cemiyet zamanla içinde birliği sağlamakta güçlük çekmeye başladı ve 1911’de meclis içinde yeni muhalif partiler ortaya çıktı. Eylül 1911’deki kongreden sonra kurulan Hürriyet ve İtilaf Fırkası, en büyük rakipti. Şubat 1912'de yapılan meclis seçimleri, yaşanan şiddet olayları ve yolsuzluklar nedeniyle tarihe "Sopalı seçim" olarak geçti ve hemen her yerde İTC adayları kazandı. Bunun üzerine muhalefet seçim sonuçlarını gayrimeşru ilan ederken; ordu içinde Halâskâr Zâbitân adıyla, İTC iktidarına son vermeyi hedefleyen bir örgüt ortaya çıktı. 16 Temmuz 1912'de, Halâskâr Zâbitân grubunun muhtırası üzerine Sait Paşa başkanlığındaki İTC kabinesi istifa etmek zorunda kaldı.
Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın kurduğu Büyük Kabine'si, İTC egemenliğine son vermeyi hedefliyordu. Bu amaçla öncelikle Şubat 1912 seçimi iptal edilerek meclis feshedildi.
Ekim 1912'de çıkan Balkan Savaşı'nın kısa zamanda hezimete dönüşmesi üzerine şiddetli bir milliyetçilik politikası benimseyen cemiyet; yenilginin suçunu hükümete yükledi. 23 Ocak 1913’te Enver Bey öncülüğünde silahlı bir grubun Bâb-ı Âli'de toplantı halindeki hükûmeti basması, Harbiye Nazırı Nâzım Paşa'yı öldürmesi ve sadrazam Kâmil Paşa'nın kafasına silah dayayarak istifaya zorlaması ile İttihat ve Terakki, bir askeri darbe yapmak suretiyle iktidarı ele geçirdi.
Cemiyet, iktidarı ele geçirdikten sonra da kendi hükümetini kurmaktansa, Mahmut Şevket Paşa'yı sadrazamlığa getirmeyi seçti. Ancak 11 Haziran 1913'te Mahmut Şevket Paşa'nın bir suikaste kurban gitmesi üzerine, cemiyet iktidarda ağırlığını koydu.
Düzenlenen kongrede artık hükümeti denetleyen bir örgüt değil, iktidar partisine dönüşmeye karar verildi. Fırka reisi Sait Halim Paşa sadrazamlığında kapsamlı bir diktatörlük yönetimi kuruldu. Mahmut Şevket Paşa suikastı ile ilgili görülen 24 kişi idam edildi, cemiyete muhalif 250 dolayında kişi Sinop’a sürüldü; muhalif gazeteler kapatıldı.
Cemiyetin ileri gelenlerinden Enver Bey’in I. Balkan Savaşı’nda yitirilen Edirne’yi geri alması ile cemiyetin saygınlığı yeniden arttı. Harbiye Nazırı olarak atanan Enver Paşa, Talat ve Cemal Paşa’larla birlikte partinin önderi oldu.
İktidar partisi olarak İttihat ve Terakki Fırkası[değiştir]

İttihat ve Terakki Fırkası bir iktidar partisi olarak yönetimde bulunduğu dönemde milliyetçi ve batı yanlısı bir siyaset izledi. Eğitimin çağdaşlaşması, hukukun laikleşmesi için çalışıldı. Türk Ocağı gibi milliyetçi kültür derneklerinin kurulması ve girişimcilik, kooperatifçilik desteklendi. 1914 seçimlerini çoğunlukla kazanan parti, Almanya ile askeri bir yakınlaşma başlattı. Enver Paşa’nın Alman hayranlığı fırkanın siyasetini etkiledi.
I. Dünya Savaşı Yılları[değiştir]

Cemiyetin üst yönetimi ile Almanya arasında 2 Ağustos 1914'te hükümete ve padişaha haber vermeden imzalanan ittifak antlaşması sonucunda Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı'na Almanya safında katıldı. Bu olay cemiyet içinde eleştirilere ve bölünmeye yol açtı. Cavit Bey, Ahmet İzzet Paşa, Çürüksulu Mahmut Paşa gibi önemli İttihatçılar hükümetten ve askeri görevlerinden ayrıldılar. Fethi Bey, Rauf Bey, Mustafa Kemal gibi bazıları da görevde kalmakla birlikte Enver Paşa başkanlığındaki cemiyet yönetimine karşı çeşitli derecelerde tavır aldılar.
Savaş sırasında Talat Paşa sadrazamlığa getirildi. Harbiye nazırı ve başkomutan Enver Paşa'nın komutasındaki ordunun savaşın ilk aylarında Sarıkamış'ta, daha sonra ise Süveyş'te ve Irak'ta ağır yenilgiler alması ve Enver'e yakınlığıyla tanınan İaşe Nazırı Topal İsmail Hakkı Paşa'ya atfedilen büyük mali yolsuzluklar rejimi yıprattı.
İttihat ve Terakki'nin sonu[değiştir]

Birinci Dünya Savaşı'ndaki yenilginin kesinleşmesinden sonra Talat Paşa hükümeti 8 Ekim 1918'de istifa etti. 1 Kasım'da yapılan olağanüstü kongrede İTC kendini fesh ederek "Teceddüd Fırkası" (Yenilenme Partisi) adıyla yeni bir parti kurulmasına karar verdi.
Enver, Talat ve Cemal Paşalar; 1 Kasım 1918'i 2 Kasım'a bağlayan gece Alman torpidobotu 'R-1' ile İstanbul'dan ayrılarak 3 Kasım 1918'de Sivastopol'a ulaştılar.[13]
İttihat ve Terakki ve Millî Mücadele[değiştir]

İttihat ve Terakki’nin kendini hukuken feshetmesi, siyasetten çekilmesi anlamına gelmiyordu çünkü halen güçlü bir örgütü vardı[14]. Örgüt üyeleri değişik adlarla çalışmayı sürdürdüler, Müdafaa-i Hukuk ve benzer oluşumlara dönüşerek Kurtuluş Savaşı’na katıldılar[14] İstanbul’un işgalinden sonra Talat Paşa’nın direktifiyle kurulan Karakol Cemiyeti’nin çekirdeğini de İttihatçılar meydana getirdi. Cemiyet, milli mücadele kadrosunun büyük bölümünü İstanbul’dan Ankara’ya kaçırdı, milli mücadelenin Anadolu kolu olarak faaliyet gösterdi ve silah kaçırdı[14]. İngiliz işgal güçleri hükümetin işbirliği ile İttihatçıları tutuklamaya, sürgüne göndermeye başlaması üzerine pek çok İttihatçı Anadolu’ya kaçarak savaşa katıldı.
Milli Mücadele kadrolarının büyük bölümü eski İttihatçılardan oluştu. Başta Mustafa Kemal olmak üzere Rauf, Fethi, Kâzım Karabekir, İsmet (İnönü), Celal (Bayar), Adnan (Adıvar), Şükrü, Rahmi, Çerkes Reşit, Çerkez Ethem, Bekir Sami, Yusuf Kemal, Celaleddin Arif, Ağaoğlu Ahmet, Recep (Peker), Şemsettin (Günaltay), Hüseyin Avni, Ziya Hurşit Beyler gibi milliyetçi liderlerin tümü eski İTC kadroları ve hatta Teşkilat-ı Mahsusa görevlileri idiler.
İttihatçı hareketin basın ve propaganda sözcülerinden Ziya Gökalp, Mehmet Emin (Yurdakul), Mehmet Akif (Ersoy), Celal Nuri (İleri), Yunus Nadi (Abalıoğlu), Falih Rıfkı (Atay), Velid Ebüzziya ve diğerleri Milli Mücadele'nin de savunuculuğunu üstlendiler.
Bu durum işgal kuvvetleri ve İstanbul hükümetinin milli hareketin ittihatçı bir hareket olduğu yönünde propaganda yapmasına yol açmış; Mustafa Kemal Paşa, milli davaya zarar vermeme adına ittihatçı olmadıklarını her fırsatta belirtmiştir[14].

vikiped
-----------------------

ilk askeri darbemiz 1913 yılında,

enver bey tarafında yapılmıştır
.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (12.11.13 Saat 11:38 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.08.13   #3
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: SİYASİ tarihimiz ve ulaşamadığımız DEMOKRASİ


Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşu



Vikipedi, özgür ansiklopedi





Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 23 Nisan 1920'de Osmanlı Devleti'nin İtilaf Devletleri'nce işgali sırasında direniş gösteren Türk Milletinin oluşturduğu irade kurulan (asli kurucu iktidar) ve yine bu iradenin sahibi Türk Milletinin anayasa ile verdiği yetki ile yasama görevi yapan Türkiye Cumhuriyeti anayasal devlet organıdır. "Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir" ilkesi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin varoluşunun temel dayanağını oluşturur.[3]

Hali hazırda tali kurucu iktidar olan TBMM, diğer anayasal devlet organlarından üstün değildir. Yasama yetkisi yasa veya kanun yapma yetkisidir. Yasalar anayasaya aykırı olamaz. TBMM'nin anayasada da değişiklik yapma yetkisi bulunsa da bu yetki de Anayasa'nın Başlangıç bölümünde yer alan anlayışla ve anayasal bütünlüğe uygun olarak hareket etme ve ancak bu çerçeve içerisinde Anayasa'da değişiklik yapabilme ile sınırlıdır ve bu çerçevede meşruiyet kazanır. Anayasa’nın 6. maddesinde yer alan “hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa’dan almayan bir Devlet yetkisini kullanamaz.” ifadesiyle yasama organı olan TBMM'nin, kendisinin yasal dayanağı olan anayasanın bütününü veya temel ilkelerini reddederek yeni bir anayasa yapma yetkisi yoktur.[4][5][6] Anayasaya bağlılık yemini eden milletvekili veya partilerin bu girişimlerde bulunması, yetki aşımı ve yetki gaspı girişimi yönünden suç olan bu durum milletvekilliklerinin meşruiyetini sorgulanır hale getirir ve cebir kullanarak anayasayı değiştirmeye teşebbüsten yargılanma durumu ortaya çıkabilir.[7] Yasa ve anayasa değişikliklerinin halka ait egemenlik haklarını da koruyan bir toplumsal sözleşme olan anayasaya aykırı olup olmadığı Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenir.

Millete ait egemenlik yetkilerinin kuvvetler ayrılığı prensibi ile verilmesinin, kuvvetler ayrımının, devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir iş bölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu anlamına geldiği Anayasanın başlangıç bölümünde belirtilmiştir.[8]

Anayasanın 108'nci Maddesine göre, yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Milletvekili genel seçimleri, dört yılda bir, serbest, eşit, tek dereceli, genel oy esaslarına göre, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır. Seçilen milletvekili adayları, anayasaya bağlı kalacağına dair Türk milleti önünde namusu ve şerefi üzerine yemin ederek 4 yıllığına TBMM üyeliği (milletvekilliği) hakkı kazanırlar. TBMM üyeleri (milletvekilleri), yasama dokunulmazlığına sahiptir.
VİKİPED
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (13.08.13 Saat 19:55 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.08.13   #4
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: SİYASİ tarihimiz ve ulaşamadığımız DEMOKRASİ


1921 Anayasası


TBMM'nin yaptığı ilk Anayasanın görüşmeleri, 19 Kasım 1920'de başladı ve 20 Ocak 1921 günü yapılan oylamayla kabul edildi. Böylece millî egemenlik ilkesine dayalı ilk Anayasa yürürlüğe girdi. 1921 Anayasası 23 maddeden oluşan oldukça kısa bir metindi. İlk dokuz maddesi devletin dayandığı temel ilkeleri sayıyordu.Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu, yasama ve yürütme yetkilerinin milletin tek ve gerçek temsilcisi olan TBMM'de toplandığı esasları, halka daya


1921 Anayasası hakkında ansiklopedik bilgi
TBMM'nin yaptığı ilk Anayasanın görüşmeleri, 19 Kasım 1920'de başladı ve 20 Ocak 1921 günü yapılan oylamayla kabul edildi. Böylece millî egemenlik ilkesine dayalı ilk Anayasa yürürlüğe girdi.

1921 Anayasası 23 maddeden oluşan oldukça kısa bir metindi. İlk dokuz maddesi devletin dayandığı temel ilkeleri sayıyordu.

Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu, yasama ve yürütme yetkilerinin milletin tek ve gerçek temsilcisi olan TBMM'de toplandığı esasları, halka dayalı devlet ve güçler birliği ilkelerini en kesin ve açık biçimde ifade ediyorduAncak, 1921 Anayasasında, Devlet başkanının bulunmayışı, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin düzenlenmeyişi, yargı ile ilgili hükümlerin olmayışı önemli eksikliklerdi.
1921 Teşkilatı Esasiye Kanunu
Madde 1- Hakimiyet bilâ kaydü şart milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir.

Madde 2- İcra kudreti ve teşri salahiyeti milletin yegâne ve hakiki mümessili olan Büyük Millet Meclisinde tecelli ve temerküz eder.

Madde 3- Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur ve hükûmeti “Büyük Millet Meclisi Hükûmeti” ünvanını taşır.

Madde 4- Büyük Millet Meclisi vilayetler halkınca müntehap azadan mürekkeptir.

Madde 5- Büyük Millet Meclisinin intihabı iki senede bir kere icra olunur. İntihap olunan azanın azalık müddeti iki seneden ibaret olup fakat tekrar intihap olunmak caizdir. Sabık Heyet lâhik heyetin içtimaına kadar vazifeye devam eder. Yeni intihabat icrasına imkân görülmediği takdirde içtima devresinin yalnız bir sene temdidi caizdir. Büyük Millet Meclisi azasının herbiri kendini intihap eden vilayetin ayrıca vekili olmayıp umum milletin vekilidir.

Madde 6- Büyük Millet Meclisinin heyeti umumiyesi teşrinisani iptidasında davetsiz içtima eder.

Madde 7- Ahkâmı şer’iyenin tenfizi, umum kavaninin vazı, tadili, feshi, ve muahede ve sulh akti ve vatan müdafaası ilânı gibi hukuku esasiye Büyük Millet Meclisine aittir. Kavanin ve nizamat tanziminde muamelatı nasa erfak ve ihtiyacatı zamana evfak ahkamı fıkhiye ve hukukiye ile adap ve muamelat esas ittihaz kılınır. Heyeti Vekilinin vazife ve mesuliyeti kanunu mahsus ile tayin edilir.

Madde 8- Büyük Millet Meclisi, hükûmetinin inkısam eylediği devairi kanunu mahsus mucibince intihap kerdesi olan vekiller vasıtası ile idare eder. Meclis icrai hususat için vekillere veçhe tayin ve ledelhace bunları tebdil eyler.

Madde 9- Büyük Millet Meclisi Heyeti Umumiyesi tarafından intihap olunan reis bir intihap devresi zarfında Büyük Millet Meclisi Reisidir. Bu sıfatla Meclis namına imza vazına ve Heyeti Vekile mukarreatını tasdika salahiyettardır. İcra Vekilleri heyeti içlerinden birini kendilerine reis intihap ederler. Ancak Büyük Millet Meclisi Reisi vekiller heyetinin de reisi tabiisidir.
İdare
Madde 10- Türkiye coğraafi vaziyet ve iktisadi münasebet noktai nazarından vilayetlere, vilayetler kazalara münkasem olup kazalar da nahiyelerden terekküp eder.
Vilâyat
Madde 11- Vilâyet mahalli umurda manevi şahsiyeti ve muhtariyeti haizdir. Harici ve dahili siyaset, şer’i adlî ve askeri umur, beynelmilel iktisadî münasebat ve hükûmetin umumi tekâlifi ile menafii birden ziyade vilâyata, şâmil hususat müstesna olmak üzere Büyük Millet Meclisince vaz edilecek kavanin mucibince evkaf, Medaris, Maarif, Sıhhiye, İktisat, Ziraat, Nafia ve Muaveneti içtimaiye işlerinin tanzim ve idaresi vilâyet şûralarının salâhiyeti dahilindedir.

Madde 12- Vilâyet Şûraları vilâyetler halkınca müntehap azadan mürekkeptir. Vilâyet Şûralarının içtima devresi iki senedir. İçtima müddeti senede iki aydır.

Madde 13- Vilâyet Şûrası, azası meyanında icra amiri olacak bir reis ile muhtelif şuabatı idareye memur azadan teşekkül etmek üzere bir idare heyeti intihab eder, İcra salahiyeti daimi olan bu heyete aittir.

Madde 14- Vilâyette Büyük Milet Meclisinin vekili ve mümessili olmak üzere vali bulunur. Vali, Büyük Millet Meclisi hükûmeti tarafından tayin olunup vazifesi devletin umumi ve müşterek vazaifini rüyet etmektir. Vali yalnız devletin umumi vazaifile mahalli vazaif arasında tearuz vukuunda müdahale eder.
Kaza
Madde 15- Kaza yalnız idari ve inzibati cüzü olup manevi şahsiyeti haiz değildir. İdaresi Büyük Millet Meclisi hûkümeti tarafından mansup ve valinin emri altında bir kaymakama mevdudur.
Nahiye
Madde 16- Nahiye hususi hayatında muhtariyeti haiz bir manevi şahsiyettir.

Madde 17- Nahiyenin bir şûrası, bir idare heyeti ve bir de müdürü vardır.

Madde 18- Nahiye şûrası, nahiye halkınca doğrudan doğruya müntehap azadan terekküp eder.

Madde 19- İdare heyeti ve nahiye müdürü, nahiye şûrası tarafından intihap olunur.

Madde 20- Nahiye şûrası ve idare heyeti kazai, iktisadi ve mali salahiyeti haiz olup bunların derecatı kavanini mahsusa ile tayin olunur.

Madde 21- Nahiye bir veya birkaç köyden mürekkep olduğu gibi bir kasaba da bir nahiyedir.
Umumi Müfettişlik
Madde 22- Vilâyetler iktisadi ve içtimaî münasebetleri itibariyle birleştirilerek umumi müfettişlik kıtaları vücuda getirilir.

Madde 23- Umumi müfettişlik mıntakalarının umumi surette asayişinin temini ve umum devair muamelatının teftişi, umumi müfettişlik mıntakasındaki vilâyetlerin müşterek işlerinde ahengin tanzimi vazifesi Umumi müfettişlere mevdudur. Umumi müfettişler Devletin umumi vazaifile mahalli idarelere ait vazaif ve mukarreratı daimi surette murakebe ederler.
Maddei Münferide
İşbu kanun tarihi neşrinden itibaren meri olur. Ancak elyevm münakit Büyük Millet Meclisi 5 Eylül 1336 tarihli nisabı müzakere kanununun birinci maddesinde gösterildiği üzere gayesinin husulüne kadar müstemirren müçtemi bulunacağı cihetle işbu Teşkilatı Esasiye Kanunundaki 4 üncü, 5 inci, 6 ncı maddeler gayenin husulüne elyevm mevcut Büyük Millet Meclisi adedi mürettebinin sülüsanı ekseriyetle karar verildiği takdirde ancak yeni intihabdan itibaren meriyül icra olacaktır.


alıntı
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.08.13   #5
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: SİYASİ tarihimiz ve ulaşamadığımız DEMOKRASİ


Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (1924)

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Atla: kullan, ara
1924 AnayasasıTarih20 Nisan 1924MeclisTürkiye Büyük Millet MeclisiMadde sayısı105 maddeVikikaynak'ta 1924 Anayasası
Türkiye'de anayasal süreç
Anayasal belgeler[göster]

Anayasalar[göster]

Referandumlar[göster]

Anayasa Mahkemesi · Yargı teşkilatı
20 Nisan 1924'te yürürlüğe giren 1924 Anayasası Teşkilât-ı Esasîye Kanunu'nu yürürlükten kaldırmıştır. Birkaç önemli değişiklikle (Altı ilkenin eklenmesi, devletin dininin İslam olduğuna dair ibarenin kaldırılması ve kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi gibi) 1961'e dek yürürlükte kalmıştır. 1 Ekim 1945'te içeriği değiştirilmeden, dili Türkçeleştirilerek yeniden kabul edilmiştir. 27 Mayıs 1960 ihtilalinin ardından, 1961'de yeni bir anayasa hazırlanarak kabul edilmiş ve 1924 Anayasası yürürlükten kaldırılmıştır.
  1. Madde: Devletin Yönetim şekli Cumhuriyettir.
  2. Madde: Türk Devleti'nin dili Türkçe, başkenti Ankara'dır, (13 Ekim 1923'te başkent olmuştur.)
  3. Madde: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bu egemenliğin tek temsilcisi TBMM'dir.
Hükümet sistemi yerine kabine sistemi getirilmiştir.
Seçme ve Seçilme hakkı yalnızca erkeklere değil kadınlara da tanınmıştır.
1928 yılında- "Devletin dini islamdır." ibaresi çıkarılmış
1937 yılında Laiklik ilkesi anayasaya girmiştir.
1924 Anayasası’nın temel özellikleri şunlardır: Cumhuriyet İlkesi: 1924 Anayasası Cumhuriyet ilkesini temel almıştır. Nitekim anayasanın 1. Maddesi “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” demektedir. Bu hükümle devletin yönetim şeklinin “cumhuriyet rejimi olduğu” belirtilerek, ülkeyi idare edeceklerin ancak seçim yoluyla bu hakkı elde edebilecekleri kabul edilmiştir.
Milli Egemenlik İlkesi: 1924 Anayasası 3. Maddesinde “hâkimiyet kayıtsız milletindir” denilmektedir. Bu hükümle anayasa millet egemenliğini kabul etmiştir. Bu hüküm aynı zamanda demokratik bir devlet düzeninin ilk hareket noktası olmuştur. Türk Milleti, egemenliğinin sahibi olduğunu verdiği Millî Mücadele ile bütün dünyaya kabul ettirmiştir. Bu egemenlikte artık hiçbir kişinin veya dini inanç ve kurumun ilişkisi yoktur. Millet egemenliğinin sahibidir. Bu egemenlik Türkiye Büyük Millet Meclisi aracılığıyla kullanılır. Türkiye büyük Millet Meclisi, milletin tek ve gerçek temsilcisi olup millet adına egemenlik hakkını kullanmaya yetkili tek organdır.
Güçlerin Birliği ve Büyük Millet Meclisi’nin Üstünlüğü: 1924 Anayasası da güçler birliği sistemini kabul etmiştir. Anayasanın 5 nci Maddesi “yasama yetkisi ve yürütme gücü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde belirir ve toplanır” demektedir. Bu anayasada da kuvvetler ayrılığı ilkesi benimsenmemiştir.
Büyük Millet Meclisi’nin üstünlüğü vardır. Meclisin üstünde bir kuvvet yoktur. Bu nedenle meclis ancak kendini fesh edebilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi devletin organları içinde en üst organdır. Milletin tek temsilcisidir, yasama yetkisini meclis doğrudan kendisi kullanır. Yürütme yetkisini kendisi tarafından seçilecek bir cumhur başkanı ve onun atayacağı bakanlar kurulu aracılığıyla kullanır.
1924 Anayasası’na göre devletin temel nitelikleri bu anayasanın devrimci yapısını da yansıtmaktadır. 1924 Anayasası’nın 2 nci Maddesi ile; Türkiye Devleti’nin dininin İslâm olduğu, resmi dilinin Türkçe olduğu ve devlet merkezinin Ankara olduğu açıklanmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren gerçekleştirilen köklü atılım ve devrimlerle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sosyal ve ekonomik karakteri de ortaya konmuş ve bunlar 1937 de Anayasa’nın 2.nci maddesinde yapılan değişikliklerle anayasaya dahil edilmiştir. Böylece Türkiye Devleti’nin “Cumhuriyetçi, milliyetçi, laik, halkçı, devletçi ve inkılâpçı” bir devlet olduğu anayasayla da belirtilmiştir. Bu özellikleri ile Türkiye, hukuksal olarak çağdaş ve modern bir devlet olmuştur.
1924 Anayasası’na göre yasama organı Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Meclis egemenliği millet adına kullanacak olan tek yetkili organdır. Meclis yasama görevini doğrudan kendisi yapmaktadır. Bu görevler arasında; “Kanun koymak, tefsir etmek, kanunları değiştirmek, kaldırmak, devletlerle sözleşmeler yapmak, barış yapmak, savaş ilan etmek, devlet bütçesini incelemek, para basmak, genel ve özel af çıkarmak, idam kararlarını onaylamak” gibi yasama görevleri bulunmaktadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa’yı, üyelerinden 1/3 nün teklifi ile 2/3 nün çoğunluk oyuyla değiştirebiliyordu. Ayrıca yürütme meclisi fesih edemiyordu.
1924 Anayasası’nın beşinci maddesi ile yürütme kudreti Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde toplanmıştır. Ancak Meclis bu görevini kendisi tarafından seçilen bir Cumhurbaşkanı ve onun tayin edeceği İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu) aracılığıyla kullanmaktadır. Yürütmenin en üst organı olarak Cumhurbaşkanı öngörülmüş ve yürütme görevini yapacak organ olarak bugünkü anlamda bir Başbakan ve onun belirlediği bakanlardan oluşan Bakanlar Kurulu olarak belirtilmiştir. Bakanlar, Başbakan tarafından belirlenir, Cumhurbaşkanınca tasdik edilir ve meclisin onayına sunulurdu. Türkiye Büyük Millet Meclisi her zaman Hükümeti denetleyebilir ve düşürebilirdi.
1924 Anayasası yargı yetkisini bağımsız mahkemelere vermiştir. Anayasa yargı organlarının verdiği kararların, Türkiye Büyük Millet Meclisi ile İcra Vekilleri Heyeti’nce değiştirilemeyeceğini ve yerine getirilmesine mani olunamayacağını hüküm altına alarak, yargı kararlarına hem teminat hem de bağımsızlık getirmiştir. 1924 Anayasası, 1921 Anayasası’nın aksine yargı kuvvetini Meclise vermemiş, bağımsız mahkemelere bırakmıştır.
1924 Anayasası’nda Yapılan Değişiklikler: 1924 Anayasası’nda 1924’ten 1960 yılına kadar bazı değişiklikler yapılmıştır. Bu değişiklikler şunlardır:
10 Nisan 1928 tarihinde yapılan değişiklikle Anayasa’nın 2 maddesinde yer alan “Türkiye Devleti’nin dini İslâm’dır” hükmü çıkarılmıştır. Ayrıca milletvekillerinin yeminlerindeki vallahi kelimesi “namusum üzerine söz veririm” ifadesiyle değiştirilmiştir. Yine Meclisin görevleri arasında yer alan “ahkam-ı şer’iye’nin tenfizi” (dinsel hükümlerin yerine getirilmesi) hükmü anayasadan çıkartılmıştır.
Bu değişikliklerle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin çağdaş ve laik bir devlet olması amaçlanmış ve laik devlet anlayışına yönelinmiştir.
5 Aralık 1934’de yapılan değişikliklerle kadınlara milletvekili seçme ve seçilebilme hakkı verilmiş ve seçmen yaşı 18’den 22’ye çıkartılmıştır.
5 şubat 1937’de aslında Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilkeleri olan “Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılâpçılık” Anayasanın 2. maddesine dahil edilerek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel nitelikleri olarak belirtilmiştir.
10 Ocak 1945’de ve 24 Aralık 1952’de yapılan değişikliklerle Anayasa’nın dili üzerinde değişikliklere gidilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin en uzun süre yürürlükte kalan Anayasası niteliğindeki 1924 Anayasası, 27 Mayıs 1960 hareketine kadar yürürlükte kalmış ve bu hareketle birlikte yürürlükten kalkmıştır.
Modern hukuk kurallarını benimsemek durumunda olan genç Cumhuriyet, aynı zamanda laiklik ilkesini hukuk alanına da uygulamak ve kanun koyarken dini esaslara bağlı kalmadan, kanunları, modern çağın gereklerine dayandırmak zorundaydı.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.08.13   #6
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: SİYASİ tarihimiz ve ulaşamadığımız DEMOKRASİ


Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı


Vikipedi, özgür ansiklopedi




Diyanet İşleri Başkanlığı, 3 Mart 1924 tarihinde Şeriye ve Evkaf Vekaletinin yerine kurulan, İslam dininin inançları, ibadet ve ahlâk esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmekle görevli kurumdur. Mustafa Kemal Atatürk'ün emriyle 429 sayılı kanunla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığına bağlı bir teşkilat olarak kurulmuştur.

Anayasanın 136. maddesinde; "Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasî görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışmayı ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir." hükmü yer almaktadır.

Örgütte Din Şurası, Merkez Disiplin Kurulu, Teftiş Kurulu, Hukuk Müşavirliği, Din İşleri Yüksek Kurulu, Dini Görevler ve Din Görevlilerini Olgunlaştırma Müdürlüğü, il ve ilçe Müftülükleri, bucak ve köy İmamlıkları, Vaizlikler, Cami görevlileri.
VİKİPED
--------------------------
http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BC...B1%C4%9F%C4%B1
--------------------------------------------

DİYANET KURULURKEN,

NEDEN ALEVİ VATANDAŞLARIN HAKLARI VERİLMEMİŞTİR.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (12.11.13 Saat 11:39 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.08.13   #7
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: SİYASİ tarihimiz ve ulaşamadığımız DEMOKRASİ


Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması
Vikipedi, özgür ansiklopedi


“Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması”, 30 Kasım 1925 tarihinde kabul edilip 13 Aralık 1925 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı kanun ile uygulamaya konmuş bir Atatürk Devrimi’dir.

Konya milletvekili Refik Bey (Koraltan) ve beş arkadaşının önerisiyle meclise sunulup kabul edilen Tekke ve Zaviyeler ile Türbelerin Seddine ve Türbedarlar ile Bazı Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun; bütün tarikatlarla birlikte şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük, gaipten haber vermek ve murada kavuşturmak amacıyla muskacılık gibi, eylem, unvan ve sıfatların kullanılmasını, bunlara ait hizmetlerin yapılmasını ve bu unvanlarla ilgili elbise giyilmesini de yasaklamıştır. Ayrıca yasa ile Türkiye Cumhuriyeti içinde padişahlara ait ya da bir tarikata çıkar sağlamaya yönelik tüm türbeler kapatılmış, türbedarlıklar kaldırılmıştır. Yasaya aykırı davrananlara para ve hapis cezası getirilmiştir.

Yasa, 1982 anayasasında "inkılap kanunları" (anayasanın 174. maddesine göre anayasaya aykırılığı iddia edilip iptal edilemeyecek kanun) arasında kabul edilerek koruma altına alınmıştır [1].

Konu başlıkları [gizle]
1 Yasanın Çıkma Süreci
2 Yasada Değişiklikler
3 Kaynakça
4 Dış bağlantılar
Yasanın Çıkma Süreci[değiştir]Ana maddeler: Nakşibendilik ve Şeyh Said
Yasanın çıkmasında, Doğu Anadolu bölgesinde gerçekleşen Şeyh Sait İsyanı’nın hızlandırıcı rolü oldu[2].

Bir Nakşbendiyye şeyhi olan ve 1925 yılında Mustafa Kemal ve arkadaşlarının İslâm dininin temelini yıkmaya çalıştıklarını iddia eden bir fetva yayınlayarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı ayaklanan Şeyh Said, başlattığı isyanda gücünü tekke, zaviye ve dergâhlara yerleşmiş tarikatçılardan alıyordu. İsyancıları yargılayan Diyarbakır İstiklal Mahkemesi, 28 Haziran’da okunan karar metninde “şeyhlerin tekke ve zaviyelerde kendilerine Allah süsü vererek halkı kendilerine taptırmak gibi fiiller işlediğinin anlaşıldığını" bildirmiş ve yargı bölgesi içindeki tekke ve zaviyeleri kapatmıştı[3]. Bu gelişme, tekke ve zaviyelerin kapatılmasına dair kanunun çıkışı hızlandırdı. Ankara İstiklal mahkemesi de tekke ve zaviyelerin kapatılması için hükümete başvuru yaptığı gibi Konya milletvekili Refik Bey ve arkadaşları bu konuda bir yasa önergesi hazırlayıp Meclise verdiler.

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, 30 Ağustos 1925’teki ünlü Kastamonu söylevinde "Ölülerden medet ummak, medeni bir cemiyet için, şindir(lekedir). Efendiler ve ey millet, biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz. En doğru en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır." sözleriyle tüm yurtta tekke ve zaviyelerin kapatılacağının işaretini verdi[4] Cumhurbaşkaı Ankara’ya döner dönmez bu konuda bir hükümet kararnamesi yayımlandı. 2 Eylül 1925 tarihli kararname ile tekke ve zaviyelerin kapatılması kararı alındı.

Ceza yaptırımı içeren yasanın çıkması, Refik Bey ve arkadaşlarının hazırladığı 677 sayılı yasa önerisinin 30 Kasım 1925 günü Meclis’te tartışılması sonucu yürürlüğe girdi.

Yasada Değişiklikler[değiştir]

http://tr.wikipedia.org/wiki/Tekke,_...4%B1lmas%C4%B1

-------------------------------------

ALEVİLİĞİN YASAKLANMASI,

VE CEM EVLERİNİN KAPATILMASI,

BU YASAYLA YÜRÜLÜGE GİRİYOR,
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 01.11.13   #8
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: SİYASİ tarihimiz ve ulaşamadığımız DEMOKRASİ


chp nin 17 kasım 1947 deki 7. kurultayında,

okullara dindersi konulması kararı alınmış,

-köy ensütüleri kapatılmış ilahiyat fakülteleri yeniden açılmış.

-1948-1949 ilkokulların 4 ve 5 ci sınıflarına seçmeli dindersi konmuş.

-1948 imam hatip okulları açılmış.

-1950 ezan arapça okunmaya başlanmış.

-1953ilk öğretim okullarındaki seçmeli dindersi zorunlu hale getirilmiş.

-1956 orta okullara zorunlu dindersi konulmuş.

-1967 liselere dindesi seçmeli olarak konmuş.

-1973 chp-msp koalisyonu döneminde imam hatip okullarının orta kısmı açılmış.

-1982 nihayet anayasayla sorun kökünden çözülüp,

ilk ve orta öğretim okullarına zorunlu dindersi konmuş.

ALINTIN ALEVİ bektaşi federasyonu kitapçığı.

VE SON ÇIKAN 4+4+4 YASASIYLA

DİN VE DİN AĞIRLIKLI DERSLERİN SAYISI 4 DE

DERS SAATİ HAFTADA 6 SAATA ÇIKARTILMIŞTIR.

BİLGİNİZE.
Sponsor Reklamlar


Konu bilgeyol tarafından (01.11.13 Saat 21:17 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 11.11.13   #9
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: SİYASİ tarihimiz ve ulaşamadığımız DEMOKRASİ


Tayyip öğrenci

evlerini bırak

elemanlarına bak


Hakkari Üniversitesi'ne yönelik 8 Kasım günü yapılan operasyon ile aralarında akademisyenlerinde bulunduğu 15 kişinin ‘fuhuş operasyonu’ kapsamında göz altına alınmasının ardından düzenlenen protesto gösterisinde


Okuyucu Modunu Aç Okuyucu Modu Kapat Yazıyı Büyüt: 12 14 16 18 20
Hakkari Üniversitesi'ne yönelik 8 Kasım günü yapılan operasyon ile aralarında akademisyenlerinde bulunduğu 15 kişinin ‘fuhuş operasyonu’ kapsamında göz altına alınmasının ardından üniversitede okuyan ve Cölemêrg Öğrenci Derneği (CÖDER) üyesi çok sayıda öğrenci Hakkari Üniversitesi İlahiyat Fakültesi önünde bir araya gelerek protesto gösterisi düzenledi.

Üzerinde CÖDER yazılı pankart ve 'Tayyip öğrenci evlerini bırak elemanlarına bak', ‘fuhuşa hayır’, ‘kirli ellerinizi üzerimizden çekin’, ‘asimilasyona geçit vermeyeceğiz’, ‘fuhuş = kirli sınav ve ‘dengê xwe bilind bike’ dövizleri ile Pehlivan Mahallesinde buluna rektörlük binasına kadar yürüyüşe geçen öğrencilere BDP Hakkari İl Eş Başkanı Esmer Tekin ve Rahmi Kurt, HDP Hakkari İl Eş Başkanı Rahmi Temel, Belediye ve il genel meclis üyeleri ve kentteki sivil toplum örgütü temsilcileri destek verdi.



"ÜNİVERSİTEMİZ SADECE YOLSUZLUK VE FUHUŞLA ANILDI"

Rektörlük binası önünde öğrenciler açıklama yapan Üniversite öğrencisi Mahsun Demir, Üniversitenin kurulduğu günden beri sadece yolsuzluk ve fuhuş ile anıldığını belirterek, “Hakkâri Üniversitesi kuruluşundan bu yana geçen 5 yıllık süre zarfında gündemde sadece fuhuş ve yolsuzluklarla yer bulması, kültürümüz, değerlerimiz ve toplumsal ahlakımız açsından içler acısı bir durumdur. Fuhuş sömürgeci yaşamı dayatan faşist zihniyetlerin toplumu ahlaksızlaştırma yoluyla kendilerini toplumda var etme ve yaşatma politikalarıdır”dedi

"YAPILANLAR KİRLİ SAVAŞIN PARÇASIDIR"

Yapılanın kirli savaşın bir parçası olduğunu savunan Demir, “Bu tarz ahlaksız ve onur kırıcı furyaların Hakkâri gibi bir yerlerde baş göstermesininim sebebi sistemin bu bölgede sıcak savaşta başarı sağlayamamasından ötürü kirli savaş politikalarını uygulamasıdır. Bu kirli politikaların tek amacı sisteme muhalif olan bölgenin adını kötüye çıkarmak ve bu bölgede yaşayan insanların ve yurtsever öğrencilerin birlikteliklerini serhildan ruhlarını ve onurlu yaşam mücadelelerini yok etmektir” diye konuştu.

"YAPILANLARA BOYUN EĞMEYECEĞİZ"

Demir açıklamasına şöyle devam etti. “Biz Hakkâri üniversitesi öğrencileri olarak bu kirli politikaların maşası olan, gerek öğretim görevlileri gerek daire başkanları, gerekse öğrencileri şiddetle kınıyoruz. Ve onlara şöyle sesleniyoruz; bu ve bu tarz oyunlara boyun eğmedik ve ne pahasına olursa olsun boyun eğmeyeceğiz. Kadın bedeni üzerine kendi çıkarlarını dayatan vücudunu meta haline getiren bu ahlaksız zihniyetlere geçit vermeyeceğiz. Son olarak; bu tarz olaylara karışan tüm suçluların derhal açığa çıkarılmasını ve bu suçluların hakkında gereken tüm yaptırımlar uygulanarak cezalandırılmalıdırlar. Biz Hakkâri üniversitesi öğrencileri olarak bu işin takipçisi olacağız” şeklinde konuştu.

“REKTÖR OLAYDAN SORUMLUDUR”

Yapılan açıklamanın ardından BDP Hakkari Eş Başkanı Rahmi Kurt, Rektöründe olayın sorumlusu olduğunu ve gerekeni yapması gerektiğini belirterek, “Aslından bir aileden ibaret olan güzel Hakkari’mizden oynan oyunlara birkaç gündür yenileri eklendi. Biz bunlar aslında yabancı değiliz. Siirt’te olanlar çok iyi biliyoruz. Kadın bedeni üzerinde oynanan sistematik oyunları kınıyoruz. Üniversitede sözüm ona gençlerimize temiz ahlakı öğretecek olanların bulaştığı kirli emelleri buradan tekrar kınıyoruz. Rektör bu işten kendisini kurtarmaz. Bir yeri yönetiyorsanız orada olup bitenlerden haberdar olmalısınız. Hukuki anlamda bunun en ağır şekilde cezalandırılması gerekiyor. İzler burada öğrencilerimizi bu göstermiş olduğu duyarlılığı tekrardan kutluyor ve olayın takipçisi olmada devam edeceğiz” dedi

Yapılan açıklamanın ardından Öğrenciler 5 dakikalık oturma eyleminin ardından ellerindeki dövizleri rektörlük merdivenlerine bırakarak sessizce dağıldı.


Kadir Kaya/yuksekovahaber.com
birgün
Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 12.11.13   #10
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: SİYASİ tarihimiz ve ulaşamadığımız DEMOKRASİ


HDP ilk grup toplantısını gerçekleştirecek



ANKARA - DİHA
Güncellenme : 11.11.2013 15:01
Halkların Demokratik Partisi (HDP) yarın Grup Toplantısı'nı gerçekleştirecek.

Meclis'te grubu bulunan partiler her Salı günü grup toplantılarını gerçekleştirirken, yarın BDP yerine HDP'nin grup toplantısını gerçekleştireceği belirtildi. Grup toplantısında HDP Eş Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü'nün konuşacağı öğrenildi.

gündem
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
DEMOKRASİ ve Barış Konferansı. bilgeyol Siyaset,Politika ve Ekonomi 2 27.05.13 20:29
Ve.lİbya'da demokrasİ baŞladi...hayirli olsun. Alevi Siyaset/Politika Tartışma Mekanı 1 29.10.11 12:14




Totobo Totobo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2