Sponsor Reklamlar


 
Seçenekler
Alt 23.10.12   #1
HURUFİCAN
HURUFİCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 104
Rep Puani : 0
Standart Asr-i saadet mi?siyaset mi?


Peygamberimizin yaşadığı dönemi tanımlamak için kullanılan Asr-ı Saadet, “mutluluk çağı” anlamına gelir. Bu kavram, İslâm kültüründe özel olarak İslâm Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.s.)'e vahyin gelişinden sonraki dönemi tanımlamak için kullanılır. Bu dönemin, Hz. Muhammed’in peygamberlik görevini almasıyla başladığı, vefatıyla sona erdiği kanaati yaygındır…..
Kimileri bu dönemi, Hulefa-i Raşidin denilen dört halife devrinin sonuna kadar uzatır, bazı ilim adamları, Emevi halifesi Ömer b. Abdülaziz devrini de bu dönemin içine katarlar.

Bununla ilgili çeşitli yazılar aktarmıştım. İnternette googlede çok çeşitli yazılar mevcut. Özellikle siyasi İslam açısından bu böyledir.
Kuranı kerimin vahiylerinin gelmeye başladığı Mekke’de Müslümanlığı yaymaya çalışan Hz. Resul il dönemlerde kuranıkerimden anlaşılıyor ki bazı şeyleri başaramamış.Hatta kendi akrabalarının bile dalga konusu olarak görülmüştür.Bir karısı ve de amcasının evladı olan ve bakımını üslendiği 6-8 yaşlarında Hz. Ali den başka sana inanan yok diye deli gibi lakaplar takılmıştı..
Mekke’den, Medine’ye hicrette bu mutsuzluğun işkencelerin dayanılmaz bir halde olmasıdır.
Daha sonraki yıllarda ise Medine’de gelişmeler sonra savaşlar kan nefret kin ,eşler dul,çocuklar babası kalınan baya çileli mücadele..
Peki nerede asr-ı saadet!!
!!
Bu anlayıştı buna asrısaadet kim demiş. Neyi kimi kandırmaya çalışmışlar…
Acaba güçlenen kabile devleti cariyeleri ve köleler ele geçirerek mi saadete erdiler. O zaman en iyi dönem emevi Abbasi dönemi olmalı..Tabi bu bakış açısı insani değil taraflı bir açıdır…

Hz.Resulun Medine ye gelince kardeşlik(musahiplik ve-yazılı Medine vesikası)paylaşımcı köminal anlayışla yayma daha sonra kureşin ileri gelen kabileleriyle barış yaparak sulh ortamı yaratarak yakın kabilelerin bir birlerine karşı geçmişten buyana gelen birbirlerini iğdiş eden anlayışın değişe bileceğini de göstermiştir. İnsanların sorunlarını çözme(İslam-i ilk hukuk) onları eğitme sağlık ve ekonomi bilime icaata çalışmaya yönlendirmiş kısa bir iki yıl saadet olduğunu söyleye biliriz. Lakin köminal dönemde az nüfus ile bunu yapmak yönetmek ve paylaşmak basitti.

Son dönemleri çıkar bazı kabilelerin iştahlarını artınca köminal dönemde (geçmişte var olan ilk küçük nüfus yönetimi-Toplumsal iş bölümü ve hukuku) saldırganlık bitmiştir..

Kavramlar kuramlar ve onun getirdikleriyle kavramlaştırdığımız düşler bizi biz edip ötekinden ayırıyor. Bu ne kadar siyasal değilse bunu düşleyen akılda o kadar siyasal olmaktadır. Şimdiye kadar öngörülen veya uygulanan hiçbir siyasal anlayış tarzı mutlak anlamda insan huzuru ve sevinç içinde kalmasını sağlayamamıştır. Bundandır ki insanlar her dem ölçüde bir isyan bir başka arayış içine girmiştir. Kimi bunun sırrı- kutsiyet bilerek düşlerindeki düş-ü kuram kurallar ile yeni sosyal ve toplumsal yaşama biçimi haline getirip devamlılık için ruh-uda bunun içine iterek kutsayarak din eğlemiştir. Bazı anlayışlar ise yaptıklarını da beğenmeyerek beğenilmeyeceğini bildiğinden bununda güzelini göreceksiniz. Bu cennettir. Söylemi geliştirmiştir. İşte siyaset budur. Akıl ise bunu yalanlamaktadır.

Kafama takılan bir şeyde yönetimin seçimle mi yoksa soyla mı gelmesiydi?
Kuranı yönden bakışla görünenler arasında alenen farklarda var olduğunu görmekteyim. Yanlız bu görüş sabit değil değişken olduğunu da söylemeliyim.

Medinede kısa zamandaki sistemi arzulayanlar ve bunu yüz yıllar sonra kitaplara alanların neyi nasıl algıladıkları veya kendi yaşamları erk-e bakışı ve kaleme alışlarında resulün o dönemine benzer benzetilen 4.halifeyi katandan kendini kutsayan sonraki sultanlara kadar bu anlayışı görmekteyiz..
Kitaplar arasına mutluluk ve dindar mistik kelimeler yerleştirilmiş olması siyasal bir dönem iyi algılamak gerekir. Bu söylem bugünde işlemektedir…
Bilimsel gerçekleri arkasına koyan anlayış bu günde bu özlemi söylesede gerçekleşemeyen gerçekleşemez hakkaniyetli siyasi İslam-ı dillerine dolasalarda geçmişin muaviye ve debdebeli arap saraylarının burjuvazisi yaşayarak görüyoruz. Salla sümük kandırmacı ve dini söylemleri görmemek kandırılanlar ve kandıranlar açısından yeni bir düşünmenin adı olmaktadır.
Günümüz açısından evet birileri baskı cebir kendi hukuk anlayışını ve sermayesini geliştirerek asrı- saadeti yaşadığı kesin..
Monarşinin şeklimi değişti evet. Cemaatleşme İsraililahiyatlaşma anlayışı görüyoruz…
Sponsor Reklamlar

HURUFİCAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Saadet Partisi milletvekili adayları Alevi Seçimler 3 13.04.11 15:32
alevi hırkası ile siyaset yapılmaz hasan Pir Yolu Haber Merkezi 0 04.12.09 15:20




Totobo Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2