Sponsor Reklamlar



 
Seçenekler
Alt 11.04.13   #681
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


TSK'da sendikaya izin çıktı




Anayasa Mahkemesi, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında çalışan sivil memurların sendika kurmasını ve sendikaya üye olmasını yasaklayan kanun hükmünü iptal etti.

Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında çalışan sivil memurlara sendika kurma ve sendikaya üye olma izni çıktı.

AA'nın haberine göre, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde çalışan sivil memurlar, 21 Ekim 2011 tarihinde Sime-Sen'i kurdu. Sendika yetkilileri, kuruluşundan 6 ay sonra sendikanın 1. genel kurulunu yapmak için Ankara Valiliğine müracaat etti.

Ankara Valiliği, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 15. maddesinin (g) fıkrasındaki ''Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) kadrolarında çalışan sivil memurlar ve kamu görevlileri sendikaya üye olamaz ve sendika kuramaz'' hükmü gereğince Sime-Sen'in faaliyetlerinin durdurulması talebiyle Ankara 8. İş Mahkemesine dava açtı.

Dava kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda Sime-Sen'in kurucularının tamamının Milli Savunma Bakanlığı ve TSK kadrolarında memur olarak çalışan ve sivil memur olarak adlandırılan devlet memurları olduğuna işaret edilerek, ''Kuruluş bildirimi yapılan Sime-Sen'in 4688 sayılı Kanun hükümlerine tabi kamu görevlileri sendikalı olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır'' denildi. Raporda, 4688 sayılı Yasa'nın ilgili hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesi'ne gidilebileceği bildirildi.

Davaya bakan 8. İş Mahkemesi, ''4688 sayılı yasanın 15. maddesinin (g) fıkrasının Anayasa'nın 10 ve 51. maddelerine aykırılık iddiası nedeniyle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına ve Anayasa Mahkemesi'nin vereceği kararın beklenmesine'' hükmetti.

Anayasa Mahkemesi, dün yaptığı toplantıda Milli Savunma Bakanlığı ile TSK kadrolarında çalışan sivil memurların sendika kurmasını ve sendikaya üye olmasını yasaklayan kanun hükmünün iptal istemini esastan görüştü ve iptaline karar verdi. Buna göre, Milli Savunma Bakanlığı ile TSK kadrolarında çalışan sivil memurlar, artık sendika kurabilecek ve sendikaya üye olabilecek.



tam bir komedi,

emniyette sendika istiyenler fişleniyor,

pasifize ediliyor belkide görevden atılıyor,

ama hükümet askeriyede,

sendikalılaşmaya izin veriyor,

bu tam bir KOMEDİDİR.

halkı aptal yerine koymaktır,

amaçlarının ne olduğu belli...............
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (11.04.13 Saat 12:19 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 11.04.13   #682
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Rusya'dan ABD ve Güney Kore'ye uyarı



Japnoya, KDHC'nin füze rampalarının “hedef alır” hale getirdiğini iddia etti. Rusya ise, ABD ve Güney Kore'yi ortak askeri tatbikatlar konusunda uyardı.

Kore yarım adasında gerginlik devam ediyor. Japonya merkezli Koyodo haber ajansına göre, dün Japon bir yetkili Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin (KDHC) füze rampalarını hareketlendirdiğini iddia etti. Japonya Savunma Bakanlığı sözcüsü, ülkenin kuzeydoğusundaki Wonsan kenti yakınlarına konuşlandırılan “Musudan” füzesi rampalarını “hedef alır” konuma getirildiğini söyledi. Pyongyang yöentiminin daha önce de füzelerini ülkenin doğu kıyılarına getirdiği yönünde haberler basına yansımıştı.

İddiasını uydu görüntülerine dayandıran yetkili, KDHC'nin komşularını caydırmak için de böyle bir yola başvurmuş olabileceğini ifade etti. Japonya Savunma Bakanı İtsunori Onodera da KDHC’de yaşanan bu hareketlilikle ilgili bilgi toplamaya devam ettiklerini söyledi.

Rusya uyardı
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise dün yaptığı bir açıklamada ABD ve Güney Kore’nin yaptığı ortak askeri tatbikatın bölgedeki tansiyonu yükselttiğini dile getirdi. Londra’daki G8 dışişleri bakanları toplantısında ABD’li mevkidaşı John Kerry’yle bir basın toplantısı düzenleyen Lavrov, “ Kimse başka birini askeri tatbikatlarla korkutmamalı. Hala her şeyin yatışması için bir şans var” dedi.

(soL- Dış Haberler)





DÜNYA TEKRAR İKİ BLOĞA DÖNDÜ,

EMPERYALİST ABD BLOĞUNA KARŞI,

ÇİN,RUS,İRAN,HİNDİSTAN İTTİFAKI.
Sponsor Reklamlar

BERF62 bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 11.04.13   #683
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Grup Yorum meydan okuyor


Kırmızı Haber | 08 Nisan 2013 |

Yunan bir filozofun “Bir ülkenin türkülerini yapanlar yasalarını yapanlardan daha güçlüdür” sözü sanıyorum bugün karşılığını Grup Yorum’da buluyor… Onlarca baskı, gözaltı ve tutuklamalara rağmen türkülerini söylemeye devam ediyorlar… Hem de yüzbinlerin korosu eşliğinde…

Bu yıl üçüncüsü yapılan Bağımsız Türkiye konseri 14 Nisan’da Bakırköy’de gerçekleşecek… Geçen yıl 300 bin kişinin katıldığı konsere bu yıl 500 bin kişi bekleniyor. 500 bin aynı anda Grup Yorum şarkıları söyleyecek. Sahnede sadece Grup Yorum olmayacak tabii; yine aynı geleneğe uygun ve her yıl olduğu gibi sanatçılar, tiyatrocular, yazarlar da yer alacak… Şu ana kadar netleşen isimler arasında Adile Yadırgı, Yaşar Kurt, Derya Petek, Apolas Lermi, Cahit Berkay, Erdal Bayrakoğlu, Grup Abdal, Hakan Yeşilyurt, Karmate, Marsis, Nejat Yavaşoğulları, Niyazi Koyuncu, İsmail Hakkı Demircioğlu, Selçuk Balcı, Suavi, Yasemin Göksu yer alıyor. Genco Erkal da okuyacağı şiirlerle konserde sahne alacak. Bu senenin farkı ise uluslararası konukların da konsere geliyor olması. Sanatın gücü Bakırköy meydanından tüm dünyaya duyurulacak….

Grup Yorum; yasaklanmasına, onları dinleyenlerin tutuklanmasına, biletlerini satanların gözaltına alınmasına, Yorum dinlemenin ‘suç’ sayılmasına rağmen 14 Nisan’da Bağımsız Türkiye konserinde hep birlikte türkü söylemeye çağırıyor.

-14 Nisan’da ‘Bağımsız Türkiye’ adını verdiğiniz halk konserinizi gerçekleştireceksiniz… Bu konserin geçen diğer iki konserden farkı ne olacak?
Bu sene Bağımsız Türkiye konserlerimizin 3.sünü yapıyoruz. Yine Bakırköy Halk Pazarı’nda. Büyük konserlerimizin başlangıcını 2010 yılında gerçekleştirdiğimiz İnönü Stadı Konseri’yle yaptık. Sonrasında ise 2011’de 150 bin kişinin katıldığı, 2012’de 350 bin kişinin katıldığı konserlerimizi gerçekleştirdik. Bu sene ise 500 bin dinleyicimizle bir araya gelmek istiyoruz, hedefimiz bu. Bağımsız Türkiye konserleri; iktidarların sömürüsünden nasibini almış, her geçen gün daha da yoksullaşmış olanların, baskıya uğramış muhalif kesimlerin buluştuğu konserlerdir. Aynı zamanda emperyalizme karşı Anadolu halklarının birlikte mücadele ederek, bağımsızlığı elde edeceğinin ve Sosyalizm’in kurulacağının iddialı bir sahnesidir. Geçmiş yıllarda dört-beş konuklu bir sahnemiz vardı ve gelen dostlarımız Yorum şarkısı ve kendi şarkısını söylüyordu. Bu sene ise onlarca sanatçı dostumuz son dönemde Grup Yorum’un yaşadığı saldırı ve baskılara karşı Yorum şarkıları söyleyecekler. Bu senenin bir farkı da uluslararası konuklarımızın da yoğunluğu. Birçok ülkeden devrimci, sosyalist, demokrat kurum, örgüt ve kuruluşların temsilcileri 4. Eyüp Baş Emperyalizme Karşı Uluslararası Halkların Birliği sempozyumu nedeniyle ülkemize gelecekler ve bizim konserimizle bu sempozyuma da bir başlangıç yapmış olacağız.

-İki yıl boyunca yüzbinleri alanlara topladınız… Sadece dinleyici kitleniz değil sanatçılar da sizlere destek verdi…. Grup Yorum’un yüzbinleri peşinden getiren sırrı nedir?
Grup Yorum halktır diyoruz. 28 yıllık sanat yaşamı, halkın mücadelesi ve sosyalizm mücadelesiyle geçmiştir. Halk gibi yaşar, halktan biridir. Ezilenlerin sesi olmuştur ve bunun bedelini ödemiştir. Halk, kendisine emek vereni unutmaz. İlk kurulduğu günden bugüne hem emekçilerin, halkın yanında, içinde olması hem de müziğinde sanatında estetik bir başarı yakalamasıyla dilden dile, kulaktan kulağa yayılan bir ses olmuştur Yorum. Hem sanatsal hem içeriksel başarı bu gücü doğurmuştur dersek sanırız abartmış olmayız.

-Yaklaşık 25 yıldır müziğinizi icra ediyorsunuz… Ama bunun yanında sokakta, okullarda, gecekondularda, işçilerle birlikte vs… Kısaca hayatın her alanında yer aldınız… Büyük halk kitlelerini Bakırköy’de buluştururken bu 25 yıllık zaman diliminde nelerden feragat etti Grup Yorum?
Aslında hayatın her alanında olma çabasının da bir sonucu Bakırköy konserlerimiz. Bağımsız Türkiye sloganı evet birçok şey ifade ediyor insanlar için. Adaletsizliklerin, sömürünün, yoksulluğun, işgallerin olmadığı bir ülke bir dünya özlemini ifade diyor. Ama sadece bu sloganla büyük kitleleri toplamak çok mümkün değildi. Kimin çağırdığı da bir o kadar önemli. Biz de tarihimiz boyunca konserlerimizin yanı sıra mücadelenin her alanında yer alarak, şarkılarımızın her satırını her notasını Bağımsızlık mücadelesine armağan ederek yürüdük. Şarkılarımızın yanı sıra ödediğimiz bedeller, bu bedeller pahasına geri adım atmamamız da etkili oldu elbette ki. Şimdi de böyle bir meydan okuma olacak. Bizi yok etmek isteyen egemenlere yine en büyük cevabı Bakırköy’deki yüzbinlerle vereceğiz.

-Konserlerinize herkesi çağırıyorsunuz… Oyuncular, tiyatrocular, rockçılar vs… Grup Yorum herkesle yan yana duran bir Grup mu ya da Grup Yorum’un yanında herkes yan yana mı duruyor?
Halkın her kesimini olduğu gibi sanatçıları da saflaştırıyorlar. Herkesi kapitalizmin çarkları arasında öğütmeye, hizaya getirmeye, becerebilirlerse halkın mücadelesinin karşısına dikmeye çalışıyorlar. Biz de kirlenmeyen, bu düzene hizmet etmeyen, çıkarı halkın çıkarıyla aynı olan sanatçıların bir arada olmasını, birlikte üretmesini, birlikte söylemesini istiyoruz. Bir Sanat Cephesi olarak çıkmak istiyoruz bu düzenin sahiplerinin karşısına. Hem sanatçıların kendi hakları kendi özgürlükleri için mücadele etmesini, hem halkın hakları için mücadele etmesini istiyoruz. Güçlenmesini, özgüven sahibi olmasını istiyoruz. Hayatın her alanında olduğu gibi kültür sanat alanında da güçlü olabilmek için örgütlü olmak gerektiğini savunuyor ve bunun zeminlerini yaratmaya çalışıyoruz. AKP ve onun kolluk gücü de bizi terörize etmeye, tecrit etmeye, sanatçılardan ve halktan koparmak istiyor. Operasyonlarla, tutuklamalarla, komplolarla, yalanlarla istiyorlar ki yalnız kalalım. Ne halk olsun etrafımızda ne de sanatçılar. İşte bu nedenle hem yüzbinlerin toplanması, hem de sahnemizin sanatçı dostlarımızla dolup taşması güzel bir cevap oluyor. Onlar yok ederiz dedikçe biz daha güçleniyoruz. Onlar tutukladıkça biz çoğalıyoruz. Onlarca kişi gelip Yorum’a solistlik yapıyor. Bu kimin haklı olduğunu, kimin güçlü olduğunu da gösteriyor.

-80 sonrasında kurulan bir grupsunuz… Grup Yorum denildiği zaman aklımızda sadece bir kare olurdu… Ne isim bilirdik ne de herhangi bir yüz…. Ama bugün Grup Yorum üyelerinin hepsini tanıyoruz… Bu bir tercih miydi yoksa kendiliğinden gelişen olağan bir durum muydu?
Elbette ki böyle bir tercihimiz yok bizim. Grup Yorum ‘isimsiz ve resimsiz gölgeler ordusudur’. Ama eskiye oranla kitle iletişim araçlarının artmış olmasından tutalım, yaşadığımız her baskı, gözaltı ya da karşılaştığımız keyfi uygulamanın haber olması bu durumu yaratıyor olabilir. Grup elemanımız Seçkin Aydoğan iki yıla yakın bir süredir tutuklu. Ayfer Rüzgar yine birkaç aydır tutuklu. Birçok Yorum üyesi ev hapsi cezası aldı. Bütün bunlarla ilgili yaptığımız eylemler kampanyalar oluyor. Burada mesele kişilerin adının duyuluyor, ezberleniyor olması değil, bütün bunları yaşıyor olmamız ve kabul etmiyor olmamız. Tartışılması gereken de Yorum üyelerinin isimlerinin biliniyor olması değil, bunları neden yaşadıklarıdır diye düşünüyoruz.

-Değişen dünya konjektöründe aynı kalmak mümkün değil elbette… Grup Yorum hapishanelerde üretti, sürgünde üretti, bütün üyeleri gözaltına alındığında halk koroları oluşturuldu… 25 yıldır da aynı baskılara maruz kalıyorsunuz… Geçtiğmiz günlerde bütün üyeleriniz gözaltına alındı… 14 Nisan’ın da garantisi yok… Bu durumu hiç düşündünüz mü?
Elbette ki 14 Nisan’a kadar ne olacağının bir garantisi yok. Ama bildiğimiz, tarihimizden öğrendiğimiz ve artık herkesin de öğrendiğini sandığımız bir gerçek var:

Her ne yaşanırsa yaşansın, o konserimiz olur… Ama sahnedekiler değişir, ama sahnenin yeri değişir, ama konserin biçimi değişir, o konser mutlaka ama mutlaka olur… Bunu bilmek yeterli.

-Şimdi siz karşı olduğunuz popüler kültür araçlarını kullanıyorsunuz… 14 Nisan’daki konserle de bağlarsak sanıyorum yine oyuncular, sanatçılar yer alacak… Sahne oldukça farklı… Grup Yorum’un dünya görüşü ve savunduğu değerler bu oluşturduğu platformun neresinde? Neler söyleyecek; sanat bireyselleşirken Grup Yorum bunun aksini mi söylüyor?
Biz araçların kendisine karşı olmaktan çok, o araçların nasıl kullanıldığıyla ilgileniriz. O araçların neye hizmet ettiğiyle ilgileniriz. Devrimden yana olan, devrimi büyütecek olan, emperyalistlere ve işbirlikçilerine öfkemizi haykırmamıza hizmet edecek olan, bu düşüncemizi büyük halk kitleleri ile buluşturmamızı sağlayacak olan her aracı kullanabiliriz. Bu çağrıya ortak olan aydın sanatçı dostlarımızla birlikte olmamız da yine bizi güçlendirecektir. Sinemacı dostlarımızın, tiyatrocu dostlarımızın, müzisyen dostlarımızın, şair dostlarımızın bizimle aynı heyecana sahip olarak ‘Yaşasın Bağımsız Türkiye’ diye haykırması, bizim şarkılarımızı bizimle birlikte söylemesi, aynı hedef etrafında bir araya gelmesi, aslında ‘sanatın bireyselleştiği’ tespitinin ne kadar ayakları havada olduğunu gösteriyor. O gün orada 500 bin izleyici, onlarca – yüzlerce sanatçı ama BİR BÜYÜK HALK KOROSU olarak söyleyeceğiz şarkılarımızı.

-Yılların devrimci sanatçısı/grubu bir de film yaptı… Adına da F tipi dedi… Grup Yorum müziğin ötesinde sinema dilini kullanmayı tercih etmesinin nedeni nedir?
Grup Yorum olarak bizim geliştirdiğimiz bir projeydi F Tipi Film. F Tipi Hapishanelerde 12 yıldır uygulanan tecrit işkencesini sinema yoluyla da anlatmak istiyorduk. Yönetmen dostlarımıza çağrı yaptık, 9 yönetmenle birlikte bu filmi oluşturduk. Grup Yorum olarak değil de, Yorum’u da içinde barındıran İdil Kültür Merkezi’nin sinema çalışmaları zaten hep vardı. Ama bunlar amatör düzeyde ve kısa filmler şeklindeydi. Ama F Tipi Film’le birlikte yepyeni bir yola da girdik. Artık ülkemizin tüm gerçeklerini; yıkımları, yoksullukları, sömürüyü, direnişleri, kahramanlıkları… halka dair ne varsa filmler yoluyla da anlatmak istiyoruz. Devrimci Sinemacılık adına önemli örnekler ortaya koyacağımızı düşünüyoruz.

-Meclis’te CHP’lilerin konuğu olmanız çok fazla eleştirilerin de odağı oldu… “Grup Yorum sisteme entegre oluyor” denildi… Siyaseti reddeden bir Grup bugün meclis’e gidip derdini anlattı… Bu eleştirilere, bu bakış açısına Grup Yorum nasıl bakıyor? Konserde siyasetçileri de görecek miyiz?
İki ay önce büyük bir operasyon yapıldı. Birçok demokratik kurum polis baskınlarıyla talan edildi ve demokrasi mücadelesi veren birçok kişi tutuklandı. Bu operasyon bize de yapılmıştı. Kültür merkezimiz kapımız parçalanarak basılmış, hepimiz işkencelerle gözaltına alınmıştık. Kültür merkezimizde hemen her şey parçalanmıştı. Her şeye ama her şeye el konulmuştu. Bunlar içinde kayıtlarını büyük oranda tamamladığımız albümümüz de vardı. Tam bir polis terörü yaşamıştık. Tam bir hukuksuzluk yaşamaktaydık. Ve medya eliyle hakkımızda ’11 çelik kapıları vardı, kozmik odaları vardı’ gibi birçok yalan haber üretiyordu. Gizli işler çevirdiğimiz havası yaratılıyor, böylece baskın meşrulaştırılıyordu. Bunu kabul etmedik. Bu yalanları ve yaşadıklarımızı her yerde anlattık. Eylemler yaptık. Bu süreç içinde CHP milletvekilerinden bir davet geldi ve mecliste basın toplantısı yaparak yaşadıklarımızı anlatabileceğimiz söylendi. Biz de yaşanan gerçekleri halka anlatmak istediğimizden, herkesin neler yaşandığını duymasını istediğimizden ve bu basın toplantısının etkili olacağını bildiğimizden, daveti kabul ettik. Ki gerçekten de yalanlarını büyük oranda teşhir ettik bu basın toplantısında. Mesele bundan ibarettir. Bunun dışında anlamlar aramak biraz komik olmaktadır. Düzen partilerine de, CHP’ye de, meclise de nasıl baktığımız gayet açık ve net bilinmektedir.

-Bu konserde yeni albümden de şarkılar olacak mı?
Evet daha çıkmadan fiilen toplatılmış olan albümümüzden de şarkılar söyleyeceğiz. Bu şarkılarımız ilk kez halkımızla, dinleyicilerimizle buluşacak.

-Bu soruyu sormuşken emniyetteki kayıtların akibeti ne durumda?
Avukatlarımız sürekli soruyorlar ve aldıkları cevap hep aynı: Aktarma ve inceleme bitmemiş, bittiğinde iade edeceklermiş! Yasa da neymiş, biz bildiğimizi okuruz, yaptığımız eşkiyalık da yanımıza kar kalır diyorlar… Biz de elbette ki böyle bir keyfiyete teslim olamazdık, kayıtlarımıza yeniden başladık.

-Türkiye’de sanatçılar yan yana durmaktan imtina ediyor… Ancak siz yıllardır öyle bir şeyi başardınız ki, yan yana gelmek, birlikte aynı sahneden seslenmek… Örgütlü olunmadan bir güç olunmaz mı diyorsunuz? Sanatçılara mesajınız nedir buradan?
Haklarınızı almak mücadele etmekten geçiyor. Sistematik, planlı ve programlı bir mücadele ile alınmayacak hak, yenilmeyecek zorbalık yok. İstediğimiz kadar bu düzene öfke duyalım, bu iktidara öfke duyalım, tek başımıza olduktan sonra bunu bir etkisi bir gücü olmuyor. İşte bu nedenle gücümüzü birleştirmek yani örgütlenmek gerekiyor. Sanat Cephesi çalışması da kültür sanat alanındaki bütün aydınları bir araya getirmeyi hedefleyen, sanatçıların tüm özlük haklarından (dizilerdeki vahşi çalışma koşullarından sigortaya kadar), yapımcı teröründen üretim koşullarını iyileştirmeye kadar, kendi özel gündeminden ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmelere tepkisini ortaya koymasına kadar hayatının tüm yanlarını içinde barındıran bir çalışma. Sanat Cephesi ile çok daha güçlü olacağımızı, dayanışmamızla birbirimizi de büyüteceğimizi düşünüyoruz.

Gülşen İşeri

(insanhaber.com)

alıntı kırmızı haber


14 NİSANDA BAKIRKÖY ÖZGÜRLÜK MEYDANINDA OLALIM.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 12.04.13   #684
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Yurt Hatay muhabiri tutuklandı




Dün gözaltına alınan Yurt gazetesi Hatay muhabiri aynı zamanda Hatay Asi gazetesi çalışanı Hasan Kabakulak "Suriye’ye bilgi taşıdığı" gerekçesiyle bugün çıkarıldığı mahkemede tutuklandı.

Dün geceyi Terörle Mücadele Şubesinde gözaltında geçiren Kabakulak’ın bölgeyi iyi bilen, sınırdaki güvenlik mensupları tarafından dahi tanınan bir isim olduğu belirtiliyor.

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Yurt gazetesi muhabiri Ömer Ödemiş bu olayın Hatay bölgesinde artan baskı ile ilgili olduğunu, bu hamlenin Türkiye’den saklanan gerçekleri kamuoyuna duyurmak için mücadele eden gazetecilerin gözünü korkutmak amacını taşıdığını düşündüğünü belirtti.

Ödemiş kendilerinin dahi kısa süre önce olaydan haberdar olduklarını belirterek, tutuklama işleminin hızlı bir şekilde gözden kaçırılarak yapılma gayreti taşıdığına dikkat çekti. "Bilgi taşıma" gibi bir gerekçenin çok tehlikeli ve ucu açık olduğunu belirten Ödemiş, istenildiği takdirde suçlamanın "vatan hainliğine" kadar vardırılabileceğini, bunun da gazeteciler üzerinde bir basınç oluşturacağını ifade etti.

Ödemiş tutuklama gerekçesi olarak hiçbir delil sunulmadığını, ortada yalnızca bir ihbar olduğunu da ekledi.

Ödemiş bölgede artan baskıya bir örnek olarak geçtiğimiz günlerde yaşanan bir olayı aktardı. Kısa süre önce eli silahlı çetelerin baskısı ve eylemleri yüzünden zor günler geçiren Suriye halkına yardım amacıyla toplanan para ile birlikte Suriye’ye geçmek için sınıra giden 3 kişiye polisler tarafından engel olunduğunu aktaran Ödemiş, bu üç kişinin pasaportlarına el konularak yurt dışına çıkış yasağı getirildiğini belirtti. Ödemiş, üç kişiden birinin Alman vatandaşı olduğu için Almanya’ya da dönemediğini söyledi. Bölgede sınır güvenliği adına zaten bir şey kalmadığını belirten Ödemiş, iş çetelere değil, Suriye halkına yardıma geldiğinde güvenlik gerekçesi adına baskılar ile karşılaşıldığını kaydetti.

(soL -Haber Merkezi)



diktatörleşen iktidarlar muhalefeti ezip posasını çıkarırlar,

akp ninde yaptığı budur,

suriye konusunda saplandığı bataklıktan çıkmak için çırpınıyor,

çırpındıkca batıyor.
Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 12.04.13   #685
gülveşeker
Avatar mevcut degil.
Üye
Üye
Üyelik tarihi: Mar 2013
Nereden: gaziantep/çepni
Yaş: 31
Mesajlar: 54
Rep Puani : 31
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


CHP Adana Milletvekili Ümit Özgümüş, Adana'da özellikle Alevi vatandaşların ev ve işyerlerine cihat çağrısı yapan ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'a destek verenlerin başının gövdesinden ayrılacağı yönünde tehditler içeren Türkçe ve Arapça yazılı bildiriler dağıtıldığını iddia etti. Adana Valisi Hüseyin Avni Coş, bildirileri dağıtanların birkaç kişi olduğunu, amacın vatandaşlar arasında huzuru bozmak olduğunu söyledi.


İstanbul- Milletvekili Ümit Özgümüş, yaptığı yazılı açıklamada, 9 Nisan’da kim olduğu belli olmayan kişi veya kişilerin, adı daha önceden duyulmayan Şeyh Muaz-el Hatip Taburu isimli bir örgüt imzasıyla Alevi vatandaşlarının ev ve iş yerlerinin kapılarının altına bildiri attığını söyledi.

Sükunet çağrısı yapan Ümit Özgümüş, "Cihat çağrısı yapan ve Esad’a destek verenlerin başının gövdesinden ayrılacağı yönünde tehditler içeren bildirileri, ev ve işyerlerinin kapılarının altından atarak dağıtmışlardır. Sosyal medyada hızla yayılan bu bildirilerle ilgili, ne gibi önlem alınması ve nasıl bir tepki gösterilmesi yönünde çok sayıda telefon ve mesaj aldık" dedi.

DHA'nın haberine göre; Türkiye’nin geldiği hassas noktada, Alevi kesimini, özellikle Arap Alevi kesimini ve gençlerini kışkırtmaya yönelik bazı oyunların tezgahlandığını ileri süren Özgümüş, açıklamasında şöyle dedi:

"Bu bildiriyi kimin dağıttığı, gerçekten böyle bir örgüt olup olmadığı, provokatif profesyonel işi mi veya fanatik bir grup işi mi olduğu belli değil. Konu güvenlik güçlerimizin takibindedir. Bu aşamada tepki göstermek veya birlik olunduğu yönünde bir güç gösterisi, tam olarak bu provokasyonu tezgahlayan alçakların amacına hizmet edecektir. Tüm Alevi kesimini ve özellikle gençlerimizi sakin olmaya ve araştırmanın sonucunu beklemeye davet ediyorum."

Adana Valisi Hüseyin Avni Coş, söz konusu bildirilerle ilgili güvenlik güçlerinin çalışma yaptığını, olayla ilgili ipuçlarına ulaşıldığını açıkladı. Vali Coş, vatandaşların endişeye kapılmaması gerektiğini de belirterek şunları söyledi:

"Bildirilerin provokatif amaçlı olduğunu, vatandaşlarımızı birbirine düşürmek, tedirginlik yaratmak, mezhep esasına dayalı bir sorun çıkartmak için huzur ve barış ortamından rahatsız olan çevrelerin yaptığını düşünüyoruz. Güvenlik birimlerimiz çalışıyor, gerekli ipuçlarına ulaşıldı. Sorumlular Türk yargısına teslim edilecektir. Vatandaşlarımız da müsterih olsun. Bunlar bir kaç kişi, grup değil. Her türlü tedbir güvenlik güçlerimiz tarafından alınmıştır. Benzen olaylar yaşanması halinde vatandaşlarımız polisin 155 ve jandarmanın 156 numaralı ihbar telefonlarına bilgi versin. Güvenlik güçlerimiz gerekeni yapacaktır."

12 Nisan 2013


Cumhuriyet Haber Portalı
Sponsor Reklamlar

bilgeyol bunu beğendi.
gülveşeker isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 12.04.13   #686
Haydar-ı Kerrar
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jan 2013
Nereden: İstanbul
Mesajlar: 297
Rep Puani : 60
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Zaman'ın yalanı işe yaradı, çocuk kütüphanesi camiye çevrildi!



Fotoğrafın solunda yer alan büyük camiye rağmen, Zaman'ın habelerinin ardından sağdaki çocuk kütüphanesi de camiye çevrildi

"Bursa Nilüfer Belediyesi 700 yıllık camiyi halkın tepkisine rağmen çocuk kütüphanesi yaptı" şeklinde gerçek dışı bir haber yaparak kamuoyu baskısı oluşturan Zaman gazetesinin baskısı sonuç verdi. 10 metre yakında başka cami bulunmasına rağmen çocuk kütüphanesi camiye çevrildi.

Bursa Nilüfer Belediyesi bir süredir Zaman gazetesi tarafından hedef haline getirilerek, 700 yıllık camiyi kütüphanesine dönüştürdüğü söyleniyordu. Zaman'ın haberleri işe yaradı ve çocuk kütüphanesi, camiye çevrildi.

Zaman bugünkü haberinde halkın oldukça mutlu olduğunu belirtirken, yine gerçekleri söylemekten ısrarla kaçındı.

Zaman'ın söyleyemediği gerçekleri yeniden hatırlatıyoruz:

-700 yıllık bir tarihi olan ve yıllardır süren bakımsızlık yüzünden yıkılmak üzere olan ve harabeye dönüşmüş olan eski yapıyı restore eden belediye, 2009 yılının Ağustos ayında Demirci’de “Restorasyonu tamamlanacak olan tarihi caminin ne olarak kullanılmasını istersiniz?” şeklinde bir anket hazırlayarak halkın görüşlerini aldı.

- Bu anket sonucuna göre mahalle sakinlerinin yüzde 59’u kütüphane, yüzde 14’ü gençlik merkezi, yüzde 10’u kültür merkezi, yüzde 9’u cami, yüzde 5 kütüphane+kuran kursu, yüzde 2’si kuran kursu, yüzde 1 top sahası yanıtını verdi.

- Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu mekânın bölgeye yeni bir cami yapıldığından dolayı, yeni bir fonksiyon verilerek, sergi-eğitim-konferans salonu ve kütüphane olarak kullanılabileceği şeklinde bir karar aldı.

Tüm bunlara rağmen yandaş basının hedef haline getirmesi sonucu çocuk kütüphanesi bugün yeniden cami olarak hizmete başladı.



(soL - Haber Merkezi)
Sponsor Reklamlar

bilgeyol ve renk bunu beğendiler.
__________________
Aliyyen Veliyullah...
Haydar-ı Kerrar isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 12.04.13   #687
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Hizbulkontra hortluyor mu?

Kırmızı Haber | 12 Nisan 2013 |


Diyarbakır’da ‘barış’tan çok ‘Hizbullah, PKK, derin’ sözcükleri duyuluyor. Üst düzey yöneticilerinin 2011 yılında tahliye edilmesiyle yeniden ayağa kalkan ve partileşen Hizbullah, yeni süreçte “ben de varım” yolunu seçti.

Cumhuriyet Ankara’ dan Türkey Köse ve Mahmut Oral’ ın haberi .

Nevruz’da çözüm umudu yükselen Diyarbakır’da, Dicle Üniversitesi’ndeki son çatışmaların ardından “1990’ların başındaki PKK-Hizbullah kavgası yeniden mi hortluyor” kaygısı büyümeye başlamış. Hizbullah yanlısı grupların kutlu doğum haftasında planladıkları bir toplantı için Nevruz parkının kendilerine verilmemesi, üniversitede düzenledikleri konferansla ilgili bildiri-pankart kavgaları ve çıkan çatışmalar sırasında “PKK-BDP’nin kalesi olarak görülen bir üniversitede ‘Kahrolsun PKK’ sloganları atılması” kentte gerilimi yükseltmiş. “Derin provokasyon” kuşkuları ve “Hizbullah, ‘Ben de varım’ diyor. Seçime giderken yeni çatışmalar yaşanabilir” kaygıları dile getiriliyor.
Diyarbakır’da Nevruz’un ardından hava yumuşarken güzellik yarışması hazırlıkları ve polis panzerleri önünde poz veren güzeller sürece “magazin” boyutunu da ekleyivermişti. Ancak, Hizbullah yanlılarının tepki gösterdiği Dünya Medeniyetler Kraliçesi Yarışması, kutlu doğum haftasına denk geldiği gerekçesiyle iptal edildi. Arkasından Dicle Üniversitesi’nin karıştığı haberi geldi. Kendilerini “yurtsever, solcu” olarak nitelendiren gençlerle, Hizbullah’a yakınlığı ile bilinen Bilge Gençlik Kulübü üyesi gençler arasında çatışmalar çıktı. Basında “karşıt görüşlü öğrenciler arasında çatışma çıktığı” haberleri yer alırken Dicle Üniversitesi kampusunda konuştuğumuz gençler öncelikle bu ifadeye tepki gösteriyor. “Dicle Üniversitesi’nde karşıt görüş olmaz. Gelenler dışarıdan. Yurtsever öğrencilere saldırdılar” diyorlar. “Yurtsever gençler, bu üniversitede ‘Kahrolsun PKK’ sloganları atılmasını kabul edemez” sözleriyle de olayın hâkimiyet kavgası boyutunun altını çiziyorlar. Hizbullah geçen yıl partileşmiş ve HÜDA-PAR kurulmuştu. HÜDA-PAR ise “Bilge Gençlik Kulübü üyesi öğrencilere PKK’li bir grup öğrenci tarafından saldırıda bulunulmuştur” görüşünü savunuyor.


resimler ve ayrıntı aşağıdaki linkte.


http://www.kirmizihaber.com/hizbulkontra-hortluyor-mu/


geçmişte yargısız infazlar yüzünden hayatını kaybeden,

17 bin insanımız hizbullah kullanılarak yapılmıştı,

aynı sürecin tekrarını düşünmek istemiyor toplum,

kirli savaştan beslenen rant tüccarları ve egemenlere,

hükümet meydan vermemeli.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 12.04.13   #688
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Hizbulfaşizm!




Hakan Gülseven | 12 Nisan 2013 |



Hakan GÜLSEVEN / Almanya’da faşizmin yükselişi çok trajiktir… Ama insanlık kendi trajedilerine yanmaktan ziyade, o trajedilerden bir şeyler öğrenmelidir; aksi takdirde yeni trajediler yaşamaya mahkûm oluruz. O sebeple, Almanya derslerini iyi bellemek lazım.

Almanya’da Nazilerin karşısında durabilecek iki büyük güç vardı: Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) ve Almanya Komünist Partisi (KPD)… Komünistler, uzun süre, yükselen faşizme karşı özel bir siyaset izlemediler. Sosyal Demokrat Parti’yi de ‘sosyal faşist’ olarak tanımlayıp, Nazi partisiyle aralarında bir fark olmadığını öne sürüyorlardı. Haliyle, her ikisi de işçiler ve yoksullar içinde hayli büyük bir tabana sahip olan Alman Komünist Partisi ile Sosyal Demokrat Parti, Nazilere karşı birleşik bir işçi cephesi oluşturamadı.

1933’e gelindiğinde, Naziler mutlak iktidarlarını ilan etmişti. Sokak çeteleri her demokratik kuruluşu dağıttı, sendikalar iktidardaki Nazilerin hizmetine girdi, binlerce insan öldürüldü. Naziler ülkedeki en ufak muhalefet kırıntısını dahi ortadan kaldırdılar ve Alman toplumu kısa süre sonra başlayacak olan İkinci Dünya Savaşı’na büyük bir histeri içinde hazırlanmaya başladı… Neticede, milyonlarca insanın yaşamını yitirdiği korkunç bir kıyım yaşandı.

***

Bugün Türkiye’de ulusalcıların, CHP’nin ya da geçmiş rejime dair ne varsa herhangi birisinin, AKP iktidarından bir farkı olmadığı, bunların birbirinin mantıksal devamı olduğu, hatta AKP’nin inşa ettiği yeni rejimin, Kemalizme göre daha evla olduğu gibi bir sürü acayip laf ediliyor solda. Bu laflar, kimileri tarafından AKP ile yan yana durmanın fikri gerekçesi yapılıyor.

İşler böyle değildir.

Bir milli bağımsızlık ve ulus-devlet inşa fikri olarak Kemalizm, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı sonrasında ruhunu ve bedenini NATO’ya teslim etmesinin ardından içi boş bir kabuk haline gelmişti ve yoz siyasetçiler her pisliklerini Kemalizm örtüsü ardına gizledi.

Şimdi devletten tasfiye edilen, bir boş kabuk haline getirilmiş olan Kemalizmdir. Çünkü Kemalizm artık yeterince kullanışlı bir demagoji malzemesi sunmuyor. Neticede, “Yurtta sulh, cihanda sulh,” diyerek savaşa gidemezsiniz. Ortadoğu’daki uzun süreli savaş haline daha uygun düşecek bir Sünni-İslam doktrini geliştiriliyor. Osmanlı’nın yayılmacılık dönemine gönderme yapılıyor ki, savaş ve fetih kültü yeniden kurulabilsin, Türkiye’nin askeri, emperyalizmin hizmetinde yeni savaşlara gönderilebilsin.

***

Bir sokak, yıldırma ve terbiye gücü olarak da, geçmişte devlete üstün hizmetleri olmuş Hizbullah yeniden sahneye sürülüyor. Her cinsten şeriatçı-faşist odak güçlendiriliyor. Polis bunlarla beraber solculara saldırıyor. Devletin kolluk kuvvetleriyle faşist-mollalar arasındaki sınır belirsizleşiyor. AKP aslına rücu ediyor, faşistleşiyor.

***

“Bunlarla geçmiş rejim arasında bir fark yoktur,” derseniz, fena halde yanılırsınız. Bunu geçmiş rejimin işkencehanelerini yakından tanımış biri olarak yazıyorum. AKP, iktidarı esas şimdi fethetmeye hazırlanıyor ve bu fetih süreci, Emek Sineması önünde protesto yapan sanatçıları bile ‘terörist’ ilan edip kafalarını kırarak, muhalefeti ezerek, hapsederek ve öldürerek ilerleyecektir.

Bu karşıdevrimci fetih sürecinin önünde durabilecek kuvvetler birleşik bir mücadele örgütleyemezse, tarihsel trajedilerden ders çıkaramamış her toplum gibi, ülkemiz, geleceğimiz ve çocuklarımız uzun süreli bir savaş ve cahiliye devrine teslim olacaktır.

Yurt Gazetesi
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.04.13   #689
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Patriotlar yetmez uçak kullanalım!
ABD’li General Breedlove, Türkiye’deki Patriotlar Suriye’ye yöneltildiğinde Türk hava sahasını koruyamayacağını, tampon bölge için uçakların kullanılması gerektiğini söyledi


ABD Başkanı Barack Obama’nın NATO Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanlığı’na aday gösterdiği Orgeneral Philip Breedlove, Suriye’de tampon bölge oluşturulması konusuyla ilgili önemli açıklamalar yaptı. ABD Hava Kuvvetleri üyesi Orgeneral Breedlove, Senato Silahlı Hizmetler Komitesi’ne verdiği yazılı ifadesinde, “Türkiye’deki Patriot bataryaları (Suriye’ye karşı) bir güç sergilenmesinde kullanılabilir. Bu mümkün. Ancak füzelerin menzili kısıtlı. Üstelik, Suriye’ye yöneltilmeleri durumunda Türk hava sahasını koruyamazlar. Suriye’nin kuzeyinde bir tampon bölge için savaş uçaklarının kullanımı ve Suriye hava savunma sisteminin çökertilmesi de gerekir” dedi. ABD’li komutan ayrıca Suriyeli muhaliflere silah yardımı yapılması önerisine destek verdiğini açıkladı. Breedlove, ABD Senatosu tarafından onaylanması halinde Orgeneral James Stavridis’in yerine NATO Müttefik Kuvvetleri Komutanlığı görevini üstlenecek.


Siviller kalkan


İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporunda isyancıların sivillerin hayatını kurtarmak için gerekli asgari özeni göstermediğine dikkat çekildi. Örgütün Suriye’ye gönderdiği ekip, rejimin füze saldırısı düzenlediği 41 olayda, sivillerin vurulduğu hedefin isyancıların mevzilerinden 50 ila 400 metre uzaklıkta olduğunu bildiriyor. Örgüt yetkilileri, isyancıların mevzilenirken sivillerle arasındaki mesafeyi göz önünde bulundurması gerektiğini söyledi.

Lübnan bombalandı

Suriye’ye ait bir savaş uçağının Lübnan’ı 24 saat içinde tekrar bombaladığı bildirildi. Güvenlik yetkilileri, Lübnan’ın doğusunda Sünnilerin yaşadığı Arsal kentine yakın Acrem kasabasına düzenlenen saldırıda 4 kişinin yaralandığını belirtti.

Şu barış sürecine bak hele... Umarım hükümet ve akil adamlar bu olası Amerikan terörüne karşı da merhem olabilirler.
Sponsor Reklamlar

bilgeyol bunu beğendi.
__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.04.13   #690
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Her gidiş biraz daha ölümdür

Ali Murat İrat | 13 Nisan 2013 |



Ali Murat İRAT / Neden aşk diye sarıldıklarımız parça parça dökülüyor? Neden uğruna ölebileceğimizi düşündüklerimiz gün geliyor ellerimizden kayıp gidiyor? Neden daha dün bir dakika bile aklımızdan çıkmayanlar ertesi gün “unutulanlar” kısmına kolayca ayrılıveriyor? Neden bohçasından yeni çıkarılan bir aşk, henüz kente akşam çökmeden dürülüp kaldırılıyor eski yerine? Neden herkes aşk denilen bir ütopyanın peşinde? Neden bulunduğu anda kaybedilen aşklarla dolu ortalık? Eksik olan nedir öyleyse. Aşklar neden eskisi gibi uzun sürmüyor? Neden hızla tüketiliyor? Neden pervasız bir israfla savruluyor ilişkiler ve insanlar?

Şair ne demişti: “İnsan yaşadığı yere benzer/ O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer.” Eskiden böyleydi işte. İnsan toprağına benzerdi, yaşadığı yere benzerdi. Toprak gibi tutardı üzerinde yeşerttiği her şeyi. Oysa artık insanlar ne başka bir insanı ne de nesneyi tutamıyorlar, onlara “tutunamıyorlar”. İnsanlar yaşadıkları yerlere değil yaptıkları işlere benziyorlar artık. Ne iş yapıyorsa o olup çıkıyor herkes. Baksanıza “önemli” insanlarla dolu etrafımız. Dünyanın en önemli işleriyle uğraştıklarını sanıyor kimileri. Ne de büyük edalarla geziyorlar iş yerlerinde, sokaklarda ve hatta kendi yatak odalarında. Oysa bence dünyanın en güzel işleri en gereksiz olanlarıdır. Nerede gereksiz bir iş varsa dünyayı hep o güzelleştirmiştir. Gereksiz işlerle uğraşın ki dünya güzelleşebilsin diyorum. Gereksiz işlerle daha çok uğraşın ki dünya daha çok değişebilsin diyorum. Aşk olsun diyorum. Karanfil Sokak’ta, gece yarısı bir çocuk üç tane mum yakıp yere dikmiş, başında durmuş izliyordu geçenlerde. O çocuk yalnızca Karanfil Sokağını değil bütün dünyayı aydınlatmıştı o gece. İşte buydu yaşam denilen asıl oyun ve eğlence.

Önemli işler yaptığımızı sandığımız anda düşüyoruz biraz da tuzağa. Sabah işe gitmek için çıkılan evlere birer ölü gibi dönüyoruz. Tutkusu olmayan bu hayat büyüsü yitmiş bir dünyayı karabasana çeviriyor. Sorun tam da burada işte. Artık büyüsü olmayan bir dünyada büyünün kendisini, aşkı arıyoruz. Oysa aşk, cinsellik ve pornografi arasında ezilmektedir artık. Erotizmse çoktan ebedi istirahatgahına çekiliverdi. Erotizmin tutkusu, yerini pornografinin tüketim çılgınlığına terk etti bile. Aşklar da tüketilen bir nesneden başka bir şey değil bu büyüsü gitmiş pislik dünyada.

Oysa erotizm yoksa, onun tutkusu yoksa, aşk yoktur. Tutku yoksa devrim yoktur. Tutku yoksa hiçbir şey yoktur. Bu yüzden devrimler bile her şeyden önce erotik olmalıdır. Tüketimin çılgınlığını değil erotizmin tutkusunu taşımalıdır. Bir devrim bütün bedeni tutkulu bir aşkla donatmadığı sürece başarıya hiçbir zaman ulaşamayacaktır. Ve bizlerse şu çok gerekli işlerimizden sıyrılmadıkça günyüzü göremeyeceğiz hiçbir zaman. Ve bizler bir gün işlerimize gitmekten vazgeçinceye kadar daha çok arayacağız kaybolan aşkın nereye gittiğini.

Aşk bir daha dönmemek üzere terk etti bu dünyayı. Yüzeysel ilişkilerimizi görmemek için sıyrılıp gitti aramızdan. O, artık hoyrat makasların biçtiği güzelliklerin anısı olarak hafızalarda sadece. Metin Altıok aşkın en güzel durum şiirini yazmıştı hatırlayınız: “…Beni hoyrat bir makasla/ Ah eski bir fotoğraftan oydular/ Orda kaldı yanağımın yarısı/ Kendini boşlukla tamamlar/ Ah omzumda bir kesik el/ ki hala, hala durmadan kanar…”. Eskiden aşıklar birbirlerinden ayrıldıklarında keserlerdi diğerinin yüzünü fotoğraflardan. Altıok onu söyler işte burada. Omuzda kalan ele bile değer yükleyen aşklar yok artık. Çünkü aşklarımız sistemin hoyrat makaslarıyla doğranıyor her gün yeniden.

Yeri gelmişken söylemek gerek ki, Sivas’ta aslında işte bunlar yandı. Orada yanan önce aşktı, tutkuydu, aşkın ve tutkunun şiiri, sesiydi. Milyonlarca yıllık bir “dil” yangınıdır Sivas. Türkçe’nin değil, Kürtçe’nin ya da Ermenice’nin değil hepsinin ortak dilidir Sivas denen o zavallı köhnemiş şehirde yanan. Birileri hala soruyor mu aşk nerede diye? Aşk, yakalayabilirsen Kürtçe’de, Türkçe’de ya da Urduca’da. Ben aşkın dilinden söz ediyorum. Yakılan da, horlanan da o dildir diyorum. Kaybedilen aşkın dilidir diyorum. Dilini anlamadığım Djivan Gasparyan benim acılarıma, dilini anladığım ama acılarıma acılar katan faşistlerden daha fazla derman olmuştur. Şivan Perwer’in “Kîrive”sindeki aşkı ben yaşadım ben. Mohsen Namjoo’nun “Ey Sareban”ı için bütün gözyaşlarını ben döktüm. Tahir ile Zühre’de bahsedilen benim bu yüzden.

Biliyorum ki birileri de Neşet Ertaş söylerken onun dilini anlamadı, ama aşkını onunla yaşadı. Oysa ben, bir gün, bir müezzinin minareye çıkıp ezan yerine şu dizeleri söyleyeceği o aşk halini bekleyip duruyorum hala. Biliyorum, öncesinde şu okunacak bir vakit namazının: “Cahildim dünyanın rengine kandım/Hayale aldandım boşuna yandım/ Seni ilelebet benimsin sandım/ Ölürüm sevdiğim zehirim sensin/ Evvelim sen oldun, ahirim sensin”
Aşkın dilini bilenlerin yanağının yarısı Sivas’ta hoyrat bir makasla kesilivermişti. Sonra da o makas hep işledi. Yanağımızın yarısı en son Roboski’de dağ başında bombalandı. Aşk nerede diyenler var ya, aşktan önce onu lâl eden neydi, onu dilsiz kılan neydi onu bilmek isteselerdi keşke. Neden pervasız bir israfla savruluyor aşklar? Çünkü aşkın dili yanıyor, yok ediliyor her yerde. Rutin ve ruhsuz bir dünyada Ahmet Telli’nin dediği gibi “Ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde/ Menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri/ Bir su sesi, bir fesleğen kokusu şimdi uzak/ Yangınları anımsatıyor genç ölülere…” Ve bu sessiz oyun her gün yeniden tekrarlanıyor. İnsanlar yaptıkları işlere benziyor. Tutkusuz, aşksız ve sevgisiz bitiyor günler. Olsun siz pazartesi gidin işlerinize. Her gidiş biraz daha ölümdür bunu unutmayın ama, yine de.



BirGün

kırmızı haber
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 3 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 3 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Zaytung haberleri. dAbBe Komik Bölüm 33 26.03.14 22:44
Bu Yolu Sürenler Bilir Yılmaz Bakar Şiir ve Türkü-Ezgi Bölümü 0 09.01.12 11:41
“Bağımsız Türkiye” Düşünü Gerçeğe Çevireceğiz… yorum111 Alevi Konser - Alevi Dernek Etkinlikleri 3 27.03.11 00:59
Turgut Öker, AABK adına bağımsız milletvekili adayı Pir Mehmet Siyaset,Politika ve Ekonomi 8 20.02.11 09:10
Sefire Yolu Gösterin !!! akdora Mustafa Kemal ATATÜRK 0 23.05.10 00:48




Totobo Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2