Sponsor Reklamlar


Ağaç Şeklinde Aç831Beğeni

 
Seçenekler
Alt 14.07.16   #4591
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.



Savcı Bharara:
Beleş Rolex diye
bir şey olmaz

14.07.2016 12:33 GÜNCEL


Savcı Bharara: Beleş Rolex diye bir şey olmaz


Türkiye'deki yolsuzluk skandallarının kilit ismi Rıza Sarraf'ı ABD'ye girdiği sırada tutuklatarak cezaevine gönderen, New York Güney Bölge Federal Savcısı Preet Bharara, Reuters canlı yayınında soruları yanıtladı. Bharara'nın açıklamalarındaki "beleş Rolex" sözleri, Sarraf'tan rüşvet olarak servet değerinde bir saat aldığı iddia edilen Zafer Çağlayan'a gönderme yorumlarına neden oldu.

Cumhuriyet'te yer alan habere göre, Rıza Sarraf davası başta olmak üzere bakmakta olduğu dosyalar hakkında konuşmaktan kaçınan Bharara, canlı yayında siyasilerin ve bürokratların yolsuzlukları hakkında konuştu. Bharara, hükümet yetkililerinin yolsuzluklarından bahsederken, "Beleş Rolex saat diye bir şey olamaz" dedi.



ABD'li savcıların soruşturmalara hazırlanırken yasalara ve kanıtlara baktığını dile getiren Bharara,"Suçluların serbest kalması, ABD savcılarının kitabında yoktur" diye konuştu.

Canlı yayında, Savcı Bharara'ya politikaya atılıp atılmayacağı da soruldu. Savcı olarak mesleğinde 7 yılı dolduran Bharara, "Bundan sonra ne yapacaksınız" sorusuna, "Tek bildiğim bundan sonra iyi bir kahvaltı yapacağım" yanıtını vermekle yetindi.


http://www.birgun.net/haber-detay/sa...az-119895.html
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.07.16   #4592
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Politika

Demirtaş: AKP'li
Karadenizli iş adamları
PKK'ye ciddi yardımlarda bulundu


"SADAT, doğrudan Türkiye içinde ve dışında cihatçı faaliyetleri yürütmekle görevli bir şirkettir"

- A +
TARİH
14 Temmuz 2016 05:57

‘Belediyelere kayyum atama’ torba yasaya girdi
Kulis: 'Belediyelere kayyum atama' yasası bu hafta Meclis'e sunulacak
DBP'li belediye eş başkanları: Biz de Erdoğan gibi sandıktan çıktık, atanmış memurları tanımayız

1

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, AKP’nin HDP'li belediyelere yönelik "teröre destek" iddiasıyla kayyum düzenlemesinin "eşkıyalık ve darbe" olduğunu savunarak, “Eğer bazı kişiler ve şirketler PKK’ye yardım yaptı diye suçlanacaksa Rizeli iş adamlarından başlayabilirler. Özellikle Doğu’da; baraj, yol ve köprü ihalesi almış AKP’li Karadenizli iş adamları... Bunlar PKK’ye ciddi yardımlarda bulunduklarını da saklamıyorlar” iddiasında bulundu.

"AKP’ye yakın söz konusu şirketlerin PKK’ye çok büyük paralar verdiğini bildiğini" öne süren Demirtaş, “Belediyeler PKK’ye yardım yaptı yalanına sığınmak yerine mümkünse kayyum atayacaklarsa bu AKP’li büyük şirketlere atasalar daha iyi olur” diye konuştu.

Demirtaş, DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel'in "Lice'de PKK'ya yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 34 köylü özel bir birim tarafından yakılarak öldürülmek istendi" iddiasında işaret ettiği Sadat A.Ş.'yle ilgili de açıklama yaptı. Demirtaş, sitesindeki 'eğitim paketleri'nin arasında 'Gayri nizami harp kursu'nda da bulunduğu Sadat A.Ş.'ye ilişkin olarak, "Bu SADAT denen şirketin de aslında doğrudan Türkiye içinde ve dışında cihatçı faaliyetleri yürütmek, eğitmek bunları koordine etmekle görevli bir şirket olduğu anlaşılıyor. Bunlar AKP tarafından korunuyor. Bildiğim kadarıyla Emniyet ve ordu içerisinde de bunlardan rahatsızlık var" ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet'ten Mahmut Lıcalı'nın haberine göre, bir grup gazetecinin sorularını yanıtlayan Demirtaş'ın açıklamaları şöyle:

"Kayyım değil darbe"

-Hükümet kanadında belediyelere kayyum atanmasına yönelik yasa hazırlıkları sürüyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunun adı kayyum değil, darbedir. İsmine kayyım demekle kayyum atamış olmuyorsunuz. Kayyımın hukukta tanımı bellidir. Hükümetin hem bazı şirketlere uyguladığı kayyım uygulaması hem de belediyeler için düşündüğü tümüyle gasptır, eşkıyalıktır, darbedir. Hükümetin yanıldığı şudur: Gerçekten toplumu belediyelere el koyma suretiyle PKK’yi bitireceğine ve ‘terörle mücadelede’ etkili olacağına inandırmış durumda. PKK ve belediyeler bağlantısı kesinlikle bir yalandır. PKK’nin belediyelerden destek aldığı tümüyle bir iftiradır. İkincisi kayyım atanmış hiçbir belediye o belediyeyi yönetemeyecektir. Halk ve personel buna izin vermeyecektir. Tümüyle boşa çıkmış bir belediye olacaktır. Belediye hizmetleri belki de duracaktır. Kayyım atanmış şehirlerde artık belediyecililk faaliyeti uygulanamayacaktır.

"Erdoğan biliyor"

Eğer bazı kişiler ve şirketler PKK’ye yardım yaptı diye suçlanacaksa Rizeli iş adamlarından başlayabilirler. Özellikle Doğu’da ihale almış; baraj, yol ve köprü ihalesi almış AKP’li Karadenizli iş adamları... Erdoğan bunları ismen biliyor. Bunlar PKK’ye ciddi yardımlarda bulunduklarını da saklamıyorlar. Erdoğan’a bunu defalarca gidip şikâyet babında da ifade etmişlerdir. ‘Biz PKK’ye vergi ödemeden orada çalışamıyoruz’ diye. Erdoğan da bunu engellemediğini birkaç defa üstü kapalı toplantılarda söyledi. O AKP’li şirketlere kayyım atayacaklar mı? Çünkü onlar bildiğim kadarıyla PKK’ye çok büyük paralar verdiler. Gönüllü mü yoksa mecburi mi verdiler bilemem. Ama belediyeler PKK’ye yardım yaptı yalanına sığınmak yerine mümkünse kayyım atayacaklarsa bu AKP’li büyük şirketlere atasalar daha iyi olur.

İç Tüzük için uzlaşı şartı

-İçtüzük konusunda bir komisyon kuruldu. Bir sonuç çıkmasını bekliyor musunuz?

Mevcut İçtüzük’ün iyi olmadığını biz de düşünüyoruz. Daha demokratik bir İçtüzük yapmak lazım. Ama AKP’nin ve Erdoğan’ın istediği bu değil. Erdoğan muhalefetin yetkilerinin fazla olduğunu düşünüyor. Bir talimat verdiğinde şak diye görevini yerine getirecek bir parlamento istiyor. Komisyon bir araya gelecek ve ilk değerlendirmelerini yapacak. Partilerin yaklaşımlarını göreceğiz, eğer muhalefetin sesini kısmaya dönük bir teklifle AKP gelirse oradan uzlaşmayla çıkmak kesinlikle mümkün değil. İçtüzük’ü değiştirmek için yapacakları her hamle de biz en sert muhalefeti yürütürüz. Demokratik yeni bir İçtüzük yapmak isterlerse hazırız. Erdoğan’ın derdi anayasa değişikliklerini çok hızlı bir şekilde Meclis’ten çıkaracak ve muhalefetin muhalefet ederek engelleme Meclis’i tıkama yetkilerini elinden alacak bir değişiklik beklentisidir.

"Öldürmekle çözülmez"

-PKK’li Bahoz Erdal’ın öldürüldüğü yönünde çelişkili haberler gündeme geldi

Bizim elimizde istihbarat kaynakları yok. Devletin istihbarat örgütü var. Devletin resmi ajansı bu haberi ilk geçti. Birincisi PKK’nin üst düzey bir yetkilisinin öldürülmesinin gerçekten de sorunun çözüleceğine dair bir inanç yaratıyor olması çok hazin bir durumdur. PKK’de bugüne kadar neredeyse 30 bine yakın insan öldürüldü. Aralarında çok üst düzey PKK’liler de vardı. Fakat gördük ki bu süre zarfında PKK’nin kadro sayısı bin ise on bin oldu. Ortada Kürt sorunu var; Bahoz Erdal sorunu yok. Başbakan’ın, istihbaratın ve AA’nın ortaya koyduğu bilginin de kesinlikle güvenilir olmadığını söylebilirim. Bir bakarsınız hükümetin ‘Yüzde yüz teyit ettik’ dediği bilgi yüzde yüz yanlış da çıkabilir.

"Önce bakanlar buyursun"

-Dokunulmazlığın kaldırılmasının ardından vekillere yönelik ifade çağrılarında yanlış uygulamalar gündeme geldi. Bunu nasıl buluyorsunuz?

Muhalefetin bu anayasa değişikliğini desteklemiş olmasının ne kadar vahim bir hata olduğu her gün ortaya çıkıyor. CHP’deki milletvekillerinin büyük bir kısmı hayır oyu verdiler ama sonuçta CHP yönetiminin desteğiyle bu çıktı. CHP yönetimi desteklemeseydi; bu teklif Meclis’e sunulmayacaktı bile. CHP yönetimini çıkıp bundan sonraki süreçte özeleştiri vermesi lazım. AKP’nin ne mal olduğunu belli de fakat CHP’nin bu tuzağa düşmüş olması kabul edilebilir değil. Başbakan ‘Vekiller gitsin ifade versin’ diye çağrı yapıyor. Biz kendisine çağrı yapalım: Hırsızlıkta suçlanan bakanlarınız önden buyursun. Madem adil yargılama var onları neden yargıdan kaçırdınız?

-Vekillere yönelik savcılık ifadesi verilmeden yargı sürecinin başlayacağı yorumları yapılıyor...

Savcı bunu yapabilir. İfade almadan dava açabilir ama mahkeme savunma almadan yargılama yapamaz. Savcı ifadeye çağırır gelmezse dava açıyorum diyebilir. Ama dava açıldıktan sonra mahkeme savunma almadan ilerleyemez. Şu ana kadar hiçbir milletvekillimiz ile ilgili zorla getirme kararı alınmadı.

"Emniyet ve ordu SADAT’tan rahatsız"

-SADAT adlı bir şirketin faaliyetleri kamuoyunda tartışılıyor. Sizin değerlendirmeniz nedir?

Devlet içerisinde AKP’nin desteğiyle örgütlenmiş bir cihatçı IŞİD anlayışı var. Bu SADAT denilen şirketin de aslında doğrudan Türkiye içinde ve dışında cihatçı faaliyetleri yürütmek, eğitmek bunları koordine etmekle görevli bir şirket olduğu anlaşılıyor. Bunlar AKP tarafından korunuyor. Bildiğim kadarıyla Emniyet ve ordu içerisinde de bunlardan rahatsızlık var. Bunlar çok ayrı bir birim gibi çalışıyorlar. Kendilerini doğrudan saraya bağlı gibi hissediyorlar. Böyle yansıtıyorlar.

"Gelsinler..."

-Başbakan’ın CHP ve MHP’ye bölgede siyaset yapın çağrısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

CHP ve MHP’nin bölgeye gelmesinde Başbakan’dan çok biz memnuniyet duyarız. Çünkü gerçekten de boylarını ölçüsünü almak istiyoruz. Gelsinler boylarının ölçüsünü alsınlar istiyoruz. Çünkü AKP’nin boyunun ölçüsünü aldık; ama CHP ve MHP de bence şansını denemeli. Başbakan; HDP’nin aldığı oylara hiçbir şekilde saygı duymadan CHP ve MHP’yi ‘Gelin işinizi kolaylaştıracağız yeter ki HDP’yi bitirelim’ çağrısı yapıyor. Bu çok terbiyesizce ve saygısızca bir yaklaşımdır. Düşük profilli Başbakanı da terbiyeli olmaya, haddini bilmeye davet ediyoruz. Oradaki insanların verdiği oylar gayrimeşru mudur? HDP’ye oy verenler bu ülkenin yurttaşı değil mi? Biz Kürtlerin yaklaşık yüzde 55’inin oyunu aldık. Sadece Şırnak’ta değil İzmir’de de aldık. MHP’nin Hakkâri’den aldığı oydan çok daha fazlasını Osmaniye’den alıyoruz.

"Putin’le platonik aşk"

-Önce Cemil Çiçek, ardından Başbakan "içerideki dostlarımızla barışmalıyız" açıklaması yaptı. HDP kendini "içerideki dost" olarak görüyor mu?

Hayır. Şu anda Esad’a ve Putin’e karşı kullandıkları dile bir bakın, bize karşı kullandıkları dile bir bakın. Putin ile neredeyse platonik aşk noktasına geldiler, bize karşı düşman için kullanmadıkları dili kullanıyorlar. Barış derken, içeride barıştan söz etmiyorlar. Kendi aile içi barıştan söz ediyorlar. Rantı paylaşamadıkları için birbirine girmiş AKP’lilerin artık kendi içlerinde barış kurmasından bahsediyorlar. Türkiye toplumuyla barışmaktan bahsetmiyorlar. Putin’e bu kadar yalvar yakar olmalarının nedeni içeride artık muhalefete karşı güç kaybetmelerindendir. İsrail ile bu kadar aleni bir şekilde rezilce bir anlaşma yapmalarının tek nedeni içeride muhalefet ile baş edemiyor olmalarından dolayıdır. Yoksa içeride barış, Kürtlerle Alevilerle, sol kesimle olacaksa; baş göz üstüne, çok saygın olur. Yapmaları da gerekir ama böyle bir niyetleri yok.

"HDP değil onlar yanlış"

-HDP’li Kadir Yıldırım’ın yaptığı açıklamalar çok tartışıldı. Sizin düşünceniz nedir?

Kadir Yıldırım ve Altan Tan arkadaşlarımız da parti içerisinde sert bir şekilde eleştirildiler. Hepsine HDP çizgisi hatırlatıldı. Yanlış olan HDP değil, yanlış olan onların durduğu yerdi. Zannedersem arkadaşlarımız bu konuda daha dikkatli olacaklardır. Asıl olan HDP’nin sözcülerinin yaptıkları açıklamalardır.

http://t24.com.tr/haber/demirtas-akp...bulundu,349828
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.07.16   #4593
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Kışanak: UNESCO
Sur konusunda
Türkiye'ye boyun eğiyor

GÜNCEL14 Temmuz 2016 11:32

İstanbul'da süren UNESCO Dünya Miras Komitesi 40. Oturumuna katılan Kışanak Sur'un gündeme alınmamasını Türkiye'nin direnişine bağladı.


İstanbul'da süren UNESCO Dünya Miras Komitesi 40. Oturumu'nda Sur İlçesinin bir türlü gündeme alınamamasını Türk diplomatların direncine bağlayan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak, "Neden bu konunun tartışılmasından çekiniyor?" diye sordu.

UNESCO Dünya Miras Komitesi 40. Oturumu Kültür ve Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde İstanbul Lütfü Kırdar Kongre Salonu'nda 5'inci gününde devam ediyor. Oturumda dün dünya genelinde tehlike altında olan 100 kültürel mirastan 40'ının tartışılmasına başlandı. 100 kültürel miras arasında bulunan Sur'un durumu ise şu ana kadar gündeme alınmadı. Tartışılan kültürel miraslar Dünya Miras Komitesi Sekreteryası, komite başkanı ülke ve komite başkanvekili ülke tarafından yapılacak öneriyle belirlenirken, Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda Sur'un bu gün de gündeme gelmesi beklenmiyor.

ÇOK CİDDİ YIKIMLAR YAPILDI
Toplantıya katılan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak, toplantıya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Geçen yıl Almanya'nın Bonn kentinde gerçekleştirilen ve Sur'un Dünya Miras Listesi'ne alındığı UNESCO'nun 39'uncu toplantını hatırlatan Kışanak, "Bonn'daki toplantı bizim için tarihi önemi olan bir toplantıydı. Çünkü Diyarbakır Surları ve Hevsel bahçeleri Dünya Kültür mirası olarak tescillendi. Ne yazık ki bu karardan sonra yıkım politikası devreye girdi. Sur'da çok ciddi yıkımlar ortaya çıktı" dedi.

'UNESCO'NUN YAKLAŞIMI SİYASİ'
UNESCO'nun bir devletler organizasyonu olduğuna dikkat çeken Kışanak, bu yüzden her ne kadar ana çalışma konusu kültürel çalışma ve insanlık mirası olsa da siyasi yaklaşımlardan azade olmadığını vurguladı. Kışanak, "Devletler arası ilişki ne yazık ki UNESCO'nun çalışmalarına yansıyor. UNESCO üye ülkelerin etkisinde daha az kalmak istediği için bağımsız bilimsel heyetler kuruyor. Sadece Sûr'daki durumla değil dünyadaki tüm tehlike altındaki tarihi eserlerle yakından ilgilenen uzman bir ekip bu. Fakat onlar bir anlamda bir danışma organı gibi çalışıyor" diye konuştu. Kendileri gibi dünyanın farklı ülkelerinden yerel temsilcilerin hazırladıkları dosyalarla toplantıya katıldıklarını belirten Kışanak, asıl karar vericilerin devletlerin büyükelçileri olduğunu söyledi.

'TÜRKİYE'NİN YANITLARI GERÇEĞİ YANSITMIYOR'
UNESCO Dünya Miras Komitesi'nin 27 Haziran'da Fransa'da yaptığı hazırlık toplantısında Sur'a ilişkin hazırladığı karar taslağını da değinen Kışanak, UNESCO'nun Sur'un durumunu takip ettiğini kaydederek, bunu gerçekleştirilen toplantıda da yetkililer tarafından kendilerine aktarıldığını söyledi. Türkiye'nin UNESCO'ya 11 Mayıs günü gönderdiği yanıtların gerçeği yansıtmadığını ifade eden Kışanak, yanıtların geç verilmesinin Sur'da yaşananları UNESCO'dan saklamak şeklinde yorumladı.

'TÜRKİYE NEDEN ÇEKİNİYOR'
Oturumda Sur'un durumunun gündeme getirilmemesine ilişkin de konuşan Kışanak, şunları söyledi: "Bu toplantının ev sahibi Türkiye. Neden bu konunun tartışılmasından çekiniyor. Konuşalım ve diğer üye ülkelerinde ne düşüncesi varsa söylesin dedik. İşte 'Bu bizim iç sorunumuz, dünyanın gözü önünde tartışmayalım, biz zaten gereken her şeyi yapacağız, biz UNESCO kriterlerine bağlıyız' yaklaşımı içerisindeler."

Kışanak, UNESCO'nun yıkımlar karşısındaki tutumunu, "Devlet politikaları bir yerde belirleyici olduğu için istenilen sonuçlar elde edilemiyor. Onun için karşı forumlarının, gençlik forumlarının çok büyük önemi var" dedi. Kışanak, UNESCO üzerindeki kamuoyu baskısının devam etmesi gerektiğini de dile getirdi. (DİHA)

www.evrensel.net
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.07.16   #4594
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


TEROLAR'DA
POLİS SALDIRDI,
DİRENİŞ ÇADIRLARI ATEŞE VERİLDİ

Salı, 12 Temmuz 2016 08:24
AKP İktidarı bu demokratik hak arayışını yüzlerce asker, korucu ve polisle basarak çadırlara ve insanlara müdahale ettiler…



Maraş Pazarcık Terolar’da yapılması süren mülteci kampının aslında İŞİT ve türevlerinin yerleştirilmesi olduğu apaçıktır. İnsanların yaşam alanlarını ellerinden almak daha önce Maraş’ta kaçırtıp göçürtemediklerini şimdi bu İŞİT artıklarıyla yapmak istemektedirler.


6–7 alevi köyün tam ortasına yerleştirilmek istenen bu mültecilerin bir kısmının Suriye'de ki Alevi katliamlarıyla meşhur çeşitli cihatçı terörist örgütlerden gelen kişiler ve aileleri olduğu bilinmektedir. Orada cihat için savaşan katillerden oluşan bir güruh var. Ve sen de onu getirip en olmadık yere tam da ‘onların düşman gördüklerinin burnunun dibine yerleştireceksin!’

Bu insanlar Maraş katliamından sonra zaten bu bölgede çok ay sayıda kaldı. Her geçen günde daha da azalıyorlar. Maraş'ın haritadaki yeri sosyolojisi ve coğrafik konumu gereği O bölgede yaşayan Alevi halkın nüfusunu geçen yoğunluktaki böylesi bir mülteci kampı yaparak kalan az sayıda kişileri de kaçırmak, yerinden yurdundan yaşam alanlarından etmek ancak şeytanın aklına gelebilecek bir uygulamadır. Bunu da ancak ırkçı, mezhepçi, şeriatçı bir zihniyet yapar. AKP İktidarın bu girişimi bir alevi tehcir’idir.

Irkçı, mezhepçi, şeriatçı siyasi zihniyetin AKP iktidarı kanalıyla diğer tüm politikalarında olduğu gibi mülteci politikası iflas etmiştir.


Yerel Alevi Halkı AFAD Kampı olarak inşası süren yaşam alanına müdahaleye uzun süredir direniyor.

İktidarın müdahalesine, çadırların sökülüp yakılmasına karşı yeniden çadırlarını kurup AFAD Kamp inşasına karşı direnişlerini sürdürdüler.

Ama AKP İktidarı bu demokratik hak arayışını yüzlerce asker, korucu ve polisle basarak çadırlara ve insanlara müdahale ettiler…


Kamuoyuna sesleniyoruz…


Yaşam alanlarımıza müdahaleye

Demografik yapının Aleviler aleyhine bozulmasına

Yeni Alevi kırımı ve tehcirine boyun eğmeyeceğiz

Bu zulme karşı tüm demokrasi güçlerini birlikte mücadeleye çağırıyoruz


Alevi Bektaşi federasyonu ve bileşenleri olarak yaşam alanlarımıza yönelik bu müdahaleyi red ediyoruz.



ABF

ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU



Basın Bürosu


28 HAZİRAN'DA İSTANBUL ATATÜRK HAVALİMANI'NDA GERÇEKLEŞTİRLEN HAİN SALDIRIYI LANETLİYORUZ. SALDIRIDA HAYATINI KAYBEDENLERİN AİLELERİNE VE YAKINLARINA BAŞSAĞLIĞI, YARALILARA DA ACİL ŞİFALAR DİLİYORUZ.
Perşembe, 30 Haziran 2016 15:54



Açık söylüyoruz;


Türkiye, de insan hak ve özgürlüklerinin yok edildiği; kişilerin hürriyetinden yoksun bırakıldığı; savaşın ve ölümlerin arkasının hiç kesilmediği, kesilmesinin istenmediği, ortalığın kan gölü haline getirildiği, getirilmeye çalışıldığı bir dönemdeyiz.


Yasama, Yürütme, Yargının; Biatçi, Emir eri birkaç kişi üzerinden tek bir adamda birleştiği ve o tek adamın da güç odaklarının ve kendi (amaçlarını) korumak için, Bugüne kadar sisteme yönelik her türden toplumsal muhalefetin soluğunu keserek, sesi çıkanın sesini keserek, tekleştirilmiş, fiili bir sistem yaratma gayreti içinde olması ülkemizi ateş çemberine dönüştürmektedir.

Evet dostlar, canlar dört bir yanı kan gölüne çevrilmiş coğrafyada ki ülkemizde bu gün açıkça da görülüyor ki birkaç kişinin çıkarlarını korumaktan başka bir fonksiyonun kalmadığı; AKP ve onun iktidarıyla her şey kötüye gitmektedir.

Yakıp, yıkmayı, yok etmeyi, öldürmeyi sıradanlaştırıyorlar. Yetmiyor metropol kentlerde canlı bombalarla siviller havaya uçuruluyor... Yetmiyor “bir kadının saçındaki tokanın bile görüldüğü ve geçilmesine izin verilmeyen” hava alanlarımız da ellerini kollarını sallayarak planlı saldırılar yapılmaya insanlar vahşice öldürülmeye devam etmektedir.

En son İstanbul Atatürk Havalimanı'nda Gerçekleştirilen katliamda ölü sayısının 41’e ulaşmıştır.

Geçtiğimiz bir yılda, ülkemizin çeşitli yerlerinde on’un üzerinde bombalı saldırı gerçekleştirildi. Bu saldırıda yüzlerce canımızı kaybettik, binin üzerinde insanımız, yaralandı sonuç olarak 12 katliam, 659 ölüm. Daha öncede olduğu gibi İstanbul Atatürk Havalimanı’nda 41 kişinin yaşamını yitirdiği silahlı ve bombalı intihar saldırılarının üzerinden bir saat geçmeden hemen yayın yasağı getirilmesi hükümetin daha önceki katliamlardaki reflekslerini akla getirdiği gibi Saldırı ve katliamlar sonrası yapılan açıklamalar gösteriyor ki, inandırıcılıktan uzak ve adeta alay edercesinedir.


Ölümler, katliamlar gündemi değiştirme kontrol altında tutma aracı olarak görülmeye devam ediyor yaşamlarımız, canlarımız onların hırslarına, politik manevralarına kurban gitmektedir.

Hem sömürüsünü tehdit eden engellerden kurtuluyor hem de kendi düzenlerine uygun kafalar, bedenler yaratıyorlar… İnsanlarımızı körü körüne, gördüğünü anlayamaz, duyduğunu bilemez hale getirdiler. Ve üstelik artık bu durumu, kabul ettirdiler de!


İddia ediyoruz

Sömürenler, kör edenler, kanıksatıp bu durumları kabul ettirenler hiçbir sorunu çözemeyeceği gibi daha da büyüteceklerdir de. Herkesi bu mücadelede yer almaya çağırıyoruz.


Faşizme karşı örgütlenmediğimiz ve karşı çıkmadığımız sürece onlar öldürmeye, yakmaya, yağmaya ve talan etmeye devam edecekler.


TARİHLERİNDE SEVİNÇLERİNDEN DAHA ÇOK ACI’LARI OLAN BİZ ALEVİLER ACI’NIN NASIL OLDUĞUNU İYİ BİLİYORUZ.


Biz Aleviler; Bu ülkeyi, bizleri öldürmek isteyen değil; barıştan, emekten, özgürlükten, insandan yana yeni bir düzen kurmak isteyenlerin ülkesi yapmak için mücadelemize devam edeceğiz. Onların! Yarattıkları bu karanlık, kirli ve kanlı dünyaya teslim olmayacağız.



Biliyoruz ki özgürce yaşamak, dolaşmak için, savaşsız, kansız bir ülke, bir dünya yaratma gücümüz var.


Saldırıları münferit olaylar olarak göstererek alışmamızı istiyorlar





“ALIŞMAYACAĞIZ”

“KABUL ETMEYECEĞİZ”

“RED EDECEĞİZ.”

“SESSİZ KALMAYACAĞIZ”

“KORKMAYACAĞIZ”

“KORKMUYORUZ DA.”

“DİRENECEĞİZ…”



Tekrar 28 Haziran'da İstanbul Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirilen hain saldırıyı lanetliyoruz.

Saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı, yaralılara da acil şifalar diliyoruz.



ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU

GENEL BAŞKAN

Baki Düzgün
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.07.16   #4595
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Gündem
Ahmet Altan:
Bütün Kürt şehirlerini topa tutuyorlar;
insanları diri diri bodrumda yaktılar!


"Bütün dünya 2011'e kadar Erdoğan'ı destekledi; bu şansını boşa harcadı"

- A +
14 Temmuz 2016 21:35


Haberdar yazarı Ahmet Altan, Güneydoğu ve Doğu bölgesinde yapılan operasyonları eleştirerek, “Bütün Kürt şehirlerini topa tutuyorlar. İnsanları diri diri bodrumda yaktılar” dedi. Altan, 2011 yılına kadar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın desteklendiğini ifade ederek “Bu şansa sahipti. Ama Erdoğan kendi şansını da Türkiye'nin şansını da boşa harcadı” diye konuştu.

Altan, CHP'nin 12 milyona yakın seçmeni olduğunu hatırlatarak "Oldukları yerde zıplasalar Türkiye sallanır, ama bunu bile becermekten acizler" ifadelerini kullandı.

Nazlı Ilıcak ve Mehmet Altan’ın Can Erzincan TV’de sunduğu Özgür Düşünce’ye konuk olan Altan’ın ifadeleri şöyle:



AKP ile ittihatçılar arasında müthiş benzerlik var. AKP de İttihatçılar gibi seçim kazanabiliyor ama ülkeyi yönetemiyor...

Enver ile Erdoğan arasında büyük bir parallellik var. Enver de bütün Türklerin lideri olabileceğine inandı. Erdoğan da bütün Sünnilerin padişahı olacağına inandı.

Erdoğan "Bütün yargı sistemi bana bağlıdır ben başkan oldum" dedi, bu suçtur, anayasaya aykırıdır.

Tayyip Erdoğan kendi fikirleriyle bu ülkeyi bir adım ileri bile götüremez. Erdoğan gibi adamlar iyi kalfadır. Hazır bir plan varsa iyi uygularlar...

Tayyip Erdoğan usta olamaz, öyle bir yeteneği yok.

Erdoğan'ın siyasi vizyonu yok.

Beş yıllık politikalarını beş günde değiştirdiler.

Batı doğu çatışmasında çatışmayı önleyebilecek tek ülke Türkiye idi.

Bütün dünya 2011'e kadar Erdoğan'ı destekledi. Bu şansa sahipti. Ama Erdoğan kendi şansını da Türkiye'nin şansını da boşa harcadı.

Hırsızlık konusunda AKP'nin tarihteki tek rakibi İttihatçılardır. İttihatçılarda da hırsızlık korkunçtu.

Askeri vesayetin her türlü fantezisini Erdoğan ve adamları yapıyor. Bütün Kürt şehirlerini topa tutuyorlar. İnsanları diri diri bodrumda yaktılar.
http://t24.com.tr/haber/ahmet-altan-...aktilar,349967
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.07.16   #4596
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Nice'te
kamyonlu saldırı:
84 kişi yaşamını yitirdi

DÜNYA15 Temmuz 2016 00:40

Fransa'nın güneyindeki sahil kenti Nice'te Bastille Günü kutlamalarına kamyonlu saldırı gerçekleşti. 84 kişi yaşamını yitirdi.


Fransa'nın güneyindeki sahil kenti Nice'te bir kamyon, Bastille Günü kutlamaları sırasında Promenade des Anglais caddesinde kalabalığın içerisine daldı. Katliamda 84 kişi hayatını kaybetti, 18 kişi ağır yaralandı. Toplam 100'ün üzerinde yaralı var. Kamyon sürücüsü ise öldürüldü.

Associated Press'e konuşan bir görgü tanığı, olay anında kamyon sürücüsünün araçtan çıkarak kalabalığa ateş açtığını bildirdi.

Guardian'ın aktardığı bilgiye göre görgü tanıkları, kamyonun cadde üzerinde daha çok kişiye zarar verebilmek için yaklaşık 40 km hızla zikzaklar çizerek ilerlediğini belirtti.

Saldırıyı henüz üstlenen örgüt olmazken saldırganın 31 yaşındaki Mohamed Lahouaiej Bouhlel(Muhammed Buhlel) olduğu belirlendi. Tunus vatandaşı olan Fransa'da oturma hakkı bulunan şahsın hırsızlık ve şiddet gibi suçlardan sabıkasının bulunduğu ancak Fransız istihbaratının 'terör' takibinde olmadığı belirtildi.

SALDIRI ANI

Halk saldırı sonrası panik içerisinde bölgeden uzaklaşmaya çalıştı.



Olay sonrası rehin alma olayı yaşandığı iddiası yalanlandı. Kamyonda sahte tüfek ve pimi çekilmemiş bomba bulunduğu bildirildi.

Aydın Çubukçu: Bireysel IŞİD’cilik!
54 ÇOCUK YARALANDI


Katliamda çocukların da aralarında olduğu 84 kişi hayatını kaybetti, 18'i ağır olmak üzere çok sayıda kişi de yaralandı.

Toplam 100'ün üzerindeki yaralıdan 54'ünün çocuk olduğu bildirildi.

Fransız savcılar yerel saatle 17.00'de (TSİ 18.00) basın açıklaması düzenleyecek.

HOLLANDE: CANAVARCA
Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande dün olayın ardından Paris'e geçerek İçişleri Bakanlığı'ndaki kriz merkezine gitti.

Hollande saldırıyı "canavarca" şeklinde niteledi. Sınır bölgelerinde güvenliğin artırılacağını söyleyerek "Frabsa, her zaman için kendisine saldırmak isteyenlerden daha güçlü olacaktır" dedi.

OHAL UZATILDI
Ülkede 26 Temmuz'da bitmesi planlanan olağanüstü hal uygulamasının 3 ay daha uzatıldığı belirtildi.

Fransa'da 3 günlük ulusal yas ilan edildi.



BASTİLLE GÜNÜ KUTLAMALARI HEDEF ALINDI
Fransa'da bugün 1789 Fransız Devrimi'nin başlangıcı sayılan 14 Temmuz Bastille Günü sebebiyle pek çok kentte havai fişek gösterileri ve kutlamalar yapılıyor.

Görgü tanıkları, söz konusu kamyonun havai fişek gösterileri sırasında bölgede olduğunu ve gösterileri izlediğini dile getirdi.

Katliam sonrası Promenade Des Anglais yolu yayalar dahil olmak üzere her türlü trafiğe kapatıldı.





Nice Üniversite Hastanesi yakınlarına ulaşamayanların 04 93 72 22 22 numarasını aramasını istedi.

Le Parisien gazetesi, katliamın ardından hazırladığı manşetinde 'Nice'te dehşet' başlığını kullandı.



EYFEL'İN ÜSTÜNDEKİ DUMANLAR HAVAİ FİŞEKTEN


Saldırıyla aynı saatlerde Paris'te Eyfel Kulesi çevresinde dumanlar yükseldiği görüldü.

Dumanların havai fişeklerden kaynaklandığı açıklandı. (DIŞ HABERLER)



Son Düzenlenme Tarihi: 15 Temmuz 2016 16:20

www.evrensel.net

***********************
DİKTATÖR VE YALAKALARI,
ELLERİNİ OĞUŞTURUYORDUR!!!!!!!!!!
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.07.16   #4597
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Demirtaş:
Bin tane Bahoz Erdal öldürsen
Kürt sorunu çözülmüş olmaz ki...



Demirtaş, Bahoz Erdal'ın dün bir radyo programına canlı bağlandığını savundu

- A +
15 Temmuz 2016 12:55
İLGİLİ HABERLER
Al Jazeera: Bahoz Erdal hayatta
Karayılan: Bahoz arkadaş çıkıp açıklama yapabilir, görevinin başındadır
Bahoz Erdal'ın ses kaydı yayınlandı: Yerimi AKP’ye söylemek zorunda mıyım?
Tel Hamis Tugayları: Bahoz Erdal Malikiye’deki hastanenin morgunda


inPaylaşın

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, beraberindeki partililerle, Ankara'da aynı binada faaliyet gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ile Alevi Bektaşi Federasyonunu ayrı ayrı ziyaret etti. Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Demirtaş, “Bin tane Bahoz Erdal öldürsen Kürt sorunu çözülmüş olmaz ki” dedi.

Bahoz Erdal kod adlı PKK'lı Fehman Hüseyin'in öldürülmesine ilişkin kendisine ulaşan bir bilginin bulunup bulunmadığı sorusu üzerine Demirtaş, Bahoz Erdal'ın dün bir radyo programına canlı bağlandığını savundu. Bundan başka nasıl bir delilin olacağını kendisinin bilmediğini dile getiren Demirtaş, şunları söyledi:

"İstihbarat birimleri de eminim ki teyit etmiştir. O ses, suikast veya öldürme iddialarından sonra alınmış bir ses kaydı olarak tespit edildi. Ama burada ilginç olan şudur, 40 yılda 50 bin kişi öldü. Birileri ölünce bu mesele çözülürmüş gibi günlerce tartışılması resmen bir acziyettir. Ortada 100 yıldır Kürt sorunu var, Bahoz Erdal sorunu yok. Kürt sorununu çözmeden bin tane daha Bahoz Erdal öldürsen bu sorun çözülmüş olmaz ki."

http://t24.com.tr/haber/demirtas-bin...lmaz-ki,350051
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.07.16   #4598
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


'Türkiye cihatçıları silahlandırıyor’
ABD Temsilciler Meclisi alt komisyonunda düzenlenen oturumda, Türkiye’nin El Kaide’nin Suriye’deki kolu El Nusra’ya yıllarca yardım edip silahlandırdığı açık bir şekilde kayda geçirildi.

Yayınlanma tarihi: 14 Temmuz 2016 Perşembe

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesine bağlı Avrupa, Avrasya ve Yükselen Tehditler Alt komitesinde Cumhuriyetçi Milletvekili Dana Rohrabacher’in başkanlık ettiği toplantıda ‘’Türkiye’de gerileyen Demokrasi’’ başlığıyla Türkiye’deki son gelişmeler tartışıldı.

Alt komitede uzman olarak Washington’daki Woodrow Wilson Center’dan Henri Barkey, Center for American Progress’den Alan Makovsky ve Rethink Institute’den Fevzi Bilgin’den görüş alındı. Milletvekilleri daha sonra sorularını uzmanlara sordu.

İlhan Tanır'ın Haberdar'da yer alan haberine göre, komite toplantısında Türkiye’nin belki de ilk kez açık bir şekilde El Kaide’nin Suriye’deki kolu olan El Nusra’ya yıllarca yardım ettiği, silahlandırdığı kayda geçti.

Komite üyelerinden Michigan Cumhuriyetçi Milletvekili David Trott, uzmanlardan ABD ile Türkiye’nin Suriye politikasına bakışlarındaki farkı değerlendirmesini istedi.

Bu soruya Henri Barkey şöyle cevap verdi: ‘’İlk dönemde Türkiye ile ABD, Suriye politikalarında yakın pozisyonlarda idi ve Esad’ın altı ay içinde ayrılacağını düşünüyordu. Muhalefet başarısız kalınca Türkiye’nin El Nusra'ya (El Kaide) destek verdiğini gördük.''

''Obama, Erdoğan'dan El Nusra'ya Yardımını Kesmesini istedi''

Barkey devam etti: ''2013 yılında (Mayıs ayında) Erdoğan Beyaz Saray’a geldiğinde kendisinden El Nusra’ya desteğini durdurması istendi. Problem ise şu oldu: El Nusra desteklenmesi sürecinde Türkiye’de cihadçıları desteklemek için büyük bir altyapı oluşturuldu. Bu yapı El Nusra’ya eleman ve silah gönderdi, bunu hükümetin desteğiyle yaptı. Bu süreçte ayrıca insanlar IŞİD’e de gitti bu kanaldan. Şu an ABD için öncelik IŞİD. Erdoğan için ise önce PYD, sonra Esad ve daha sonra IŞİD. Bu açıdan aynı sayfada değiliz.''

Bir süre sonra söz hakkını alan Demokrat Partiden Kongre Milletvekili Tulsi Gabbard ise aynı konuda sorular sormaya devam etti ve Barkey ile şu konuşmalar geçti:

Kongre Üyesi Gabbard: Türkiye doğrudan IŞİD, El Kaide ve El Nusra’yı Güçlendirdi

Gabbard: Barkey’in bahsettiği Türkiye’nin silandırdığı ve doğrudan yardım ettiği El Nusra -ki El Kaide bağlantılı, bu konu bugünkü konuşmamızın da tam kalbi olan Türkiye ile ilişkilerimize gidiyor aynı zamanda. Bizim bir numaralı önceliğimiz IŞİD, El Kaide ve diğer cihadi grupları mağlup etmek olmalı.


Türkiye ise doğrudan ve dolaylı olarak onları (El Kaide) yıllardır destekliyor. İfade özgürlüğü, yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü, demokratik eksiklikler, insan hakları ihlallerine bakıldığımızda.. Yine geçen yıl yapılan seçimlerin ne şekilde Erdoğan’ın avantajına manipüle edildiğine şahit olduk. Suriye içinde de Esad’ı düşürmek isteyen Erdoğan’ın tam karşımızda olduğumuzu görüyoruz. Sahada şüphesiz IŞİD’e karşı en istikrarlı, sadık müttefikimiz olan Kürtleri bombaladığını görüyoruz.Türkiye’nin yaptıkları IŞİD, El Kaide ve El Nusra gibi grupları doğrudan güçlendirdi.

ABD Kongre Üyesi: Türkiye’nin müttefiklik statüsünü korumasını nasıl savunabiliriz?

Kongre üyesi Gabbard konuşmasına şu şekilde devam etti:

Gabbard: Soru şu, NATO müttefiki ve ortağı oldukları iddiası var ama gerek demokratik değerlere bakıldığında gerekse ABD’nin çıkarlarına doğrudan zıt olan ve bizim güvenliğimize tehdit oluşturan hedeflerine bakıldığında Türkiye’nin müttefik statüsünü devam ettirmesini nasıl savunabiliriz? Bunlara son bir ek olarak sorarsam, şu anki hükümetin politikalarını değiştirme kapasitesine, hatta bunu istediklerine dair bir yol görüyor musunuz ki böylece gerçekten bir müttefik, ortağımız olsunlar?

Barkey: ABD Türkiye’yi zorlamayı istemiyor

Bu sorulara karşılık olarak başkentte on yıllardır Türkiye ve bölgesi hakkındaki yorumları ve analizleri tanınan Barkey şu cevabı vedi:

"Bu 64 bin dolarlık bir soru. Bu durum biraz da ABD’nin tuttuğu pozisyona göre değişir. Biz her zaman için Türkleri zorlamaktan çekindik. Günlük olarak Türk ve Amerikalı bürokratlar binlerce farklı konuyu konuşurlar yakın müttefikler olarak. Bu ittifağın hitap ettiği bir altyapı bulunuyor Türkiye’de. ABD, pozisyonlarında ısrarcı olmaz. Bakınız Putin’e örnek olarak değil ama Putin: pozisyonunda ısrar etti ve Erdoğan tamamen taviz verdi ona karşı. "

Barkey: Obama, Kobani’de Kürtleri Destekleme kararını yardımcılarına rağmen aldı

Kongre üyesi Gabbard’ın sorusu: Çok seyrek bir şekilde ABD’nin pozisyonunda ısrarcı olduğunu söylediniz. Nedir ABD’yi korkak yapan ve kendi pozisyonunu korumakta çekingen kılan?

Barkey: Her zaman için NATO müttefikliği zemini var. Biz Türkiye ile çok içiçe geçmiş durumdayız. Genel olarak (Amerikan) bürokrasisi oldukça korkak. Örneğin Kobani’de Kürtleri destekleme kararı Başkan Obama’dan çıktı, Dışişlerinin ve Beyaz Saray’daki danışmanların karşı gelmesine rağmen. Bundan sonra Türkiye İncirlik’i de açtı. Erdoğan problem olsa da Türkiye temelde uzun dönemli bir müttefik, her ne kadar biz bu ilişkileri iyi yönetememiş olsak da.

Kongre Üyesi Weber: Türkiye El Kaide yerine ülkedeki basınla kavga etmedi mi?
Bir başka Cumhuriyetçi Parti Kongre üyesi Texaslı Randy Weber de Türkiye’nin El Nusra’yı silahlandırması konusunda sorular sordu. Weber ile Barkey arasındaki diyalog şöyle geçti:

Weber: Siz Türkiye’nin El Nusra’yı silahlandırdığını mı söylediniz.

Barkey: Evet, silahlandırıyordu.

Weber: Ne zaman (Türkiye’nin El Nusra’yı silahlandırması) durdu?

Barkey: Tam olarak belli değil. 2013 yılında biz Türkiye’den silahlandırmayı durdurmalarını istedik ama bunun durması zaman aldı. Bununla birlikte hükümetten bağımsız olarak birçok gayri resmi ağlar bulunmakta ve bunlar hem IŞİD hem de El Nusra yı desteklemeyi devam etmekte. Örneğin son havaalanı saldırısında bu ağların yardımı oldu. Bu hükümet tarafından destekli değil.

Weber: Eğer Türk hükümeti haber kanalları, basın ve muhalefetle uğraşır, gözlerini kaparsa olacağı bu değil mi?

Barkey: Tamamen.

Alan Makovsky: ABD İmkanlardan Mahrum Kalacağından Korktuğu İçin Türkiye’yi Eleştirmiyor


Kongre’nin Dışilişkiler Komitesinin en kıdemli profesyonel danışmanı olarak 2001 ile 2013 arasında görev almış Makovsky ilk kez bu kez uzman olarak Kongre’de konuştuğunu açıkladı. Alan, Türkiye’nin özellikle bulunduğu yer nedeniyle önemli bir müttefik olduğunu hatırlatma gereği duydu. ABD’nin eğer Türkiye’yi eleştirirse ülkedeki İncirlik gibi bazı önemli imkanlardan mahrum kalmaktan korktuğunu kayda geçirdi. ‘’Bu korkuya yenilmemek gerekir çünkü birçok Türk meşru olarak özgürlük konularında ABD’den tepki bekliyor. Dost gibi eleştirebiliriz, düşman gibi değil.’’

Makovsky, Türkiye ile ilişkilerde dört prensip saydı: Türkiye’yi dışarıdan gelen tehditlere karşı savunmamız gerekir. Patriot’ların geri çekilmesi hataydı. İkinci olarak Türkiye’yi PKK’ye karşı meşru müdaafada desteklemeliyiz. Türkiye’nin bazı Kürt şehir ve bölgelere saldırıları ise sadece Kürtleri daha da ötekileştirmektedir. Basın konusunda tepkilerimizi göstermeliyiz. Kürtlerin kültür hakları ve demokratik ifade özgürlüğünü de desteklemeliyiz.

Makovsky: ABD, Türkiye’ye bağımlılığını azaltlmanın yollarına bakmalı

Bölgede uzun dönemli olarak İncirlik’in yerine başka alternatifler olup olmadığına ABD hükümetinin bakması gerektiğini vurgulayan Makovsky bu şekilde hiç değilse Türkiye’ye olan bağlılığın azaltılmasının yollarına bakılmasında yarar olduğunu da ekledi. Türkiye’deki gidişatın ‘’daha çok bağımsızlığa doğru’’ olduğunu da ekleyen Makovsky, bu trendin değişeceğine dair bir işaret olmadığını düşündüğünü söyledi.

Makovsky: Türk Hükümetinin Kürtlere Saldırısı Büyük Hata

Türkiye’nin demokasisi her yönüyle hızla kötüleşiyor. Erdoğan IŞİD’i Gülenciler veya PKK kadar ciddi bir tehdit görmüyor. ‘’Kürtlere karşı güneydoğudaki saldırı büyük bir hata bence. PKK de hatasız değil. PKK’nin farklı yerlerde otonomi ilan etmesi hataydı, silah hazırlığı yapması hataydı ama Türk Ordusunun cevabı büyük bir yıkımı getirdi, yüzbinlerce insan yerlerini terketti ve bu çok az ilgi gördü. Cizre’deki resimler Kobani’yi anımsattı. PKK hatasız değildi ama Türkiye’nin cevabı Kürt toplumunun ötekileştirdi. Diyalogu da daha zorlaştırdı.’’

Makovsky: ABD-Türkiye arasındaki bir numaralı sıkıntı şu an PYD konusu. Türkiye, ABD’nin terörizm grubuna desteği olarak görülüyor ABD’nin PYD yaklaşımını.

Makovsky: Türk hükümetini Gülen Hareketini terörist ilan etmesi saçmalık.

Onların barıştan başka hiçbir şey desteklediğini görmedim. Ayıca fen bilimlerine ağırlık vermeleri çok önemli. Ama poiis ve yargının içinde ciddi bir azınlık Gülenist çünkü birçok kişi güç kullanmak istedi. Şartların gösterdiği kanıtlar Gülencilerin özellikle 2008-2011 arasındaki asker karşıtı davalarda kullandığı görülüyor.

Rohrabacher: Gülen Hareketi Masonları Anımsatıyor

Alt Komite Başkanı California Eyaletinden Cumhuriyetçi Parti Milletvekili Dana Rohrabacher’in açılış konuşmasında Türkiye’ye ağır eleştiriler getirmesi ile dikkat çekti. Erdoğan’ın politikalarının Türkiye’yi bölgede yakın tarihte hiç görülmemiş şekilde izole hale getirdiğini kaydeden Rohrabacher, ayrıca ülkedeki basın, ifade özgürlükleri başta olmak üzere genel olarak özgürlüklerin çok üzücü bir gerileme yaşadığını vurguladı.

Rohrabacher, Türkiye ile Pakistan’ı karşılaştırdı. Erbil veya Kuveyt’in İncirlik’e alternatif olarak hava üslerinin kullanabileceğini hatırlattı. Rohrabacher Gülen Hareketine bağlı bazı kimselerle konuştuğunu, grubun hoşgörülü bir İslam’ı desteklediğini gördüğünü söylerken, yine Gülen Hareketini Rotary veya Masonlara benzer bir gruplaşmaya sahip oldukları izlenimini verdiğini not etti.

Gregory Meeks

Komitedeki Demokrat Partinin en kıdemli milletvekili olan New Yorklu Gregory Meeks, Kongre’nin Türkiye’deki demokrasi gelişiminden endişeli olduğunu, son zamanlarda Türkiye’deki üniversite ve basına karşı baskının özellikle kaygı verici verici olduğunu söyledi.

David Trott: Brookings’de böyle davrananlar Türkiye’de neler yapmaz

Komitenin üyelerinden Michigan eyaleti temsilcisi David Trott, Türkiye’yi her eleştirdiklerinde Türkiye’den ‘’ama biz NATO müttefiğiz’’ bahanesi geldiğini ama gidişatın kaygı verici olduğunu not etti. Son zamanlarda İnsan Hakları İhlalleri İzleme Örgütünün Türkiye’nin güneydoğunda soruşturma yapma talebiniin reddedildiğinin görüldüğünü vurguladı. Brookings kurumunun önünde medya mensuplarını taciz eden, saldıran hatta kurumdan dışarı atmaya çalışan Erdoğan’ın korumalarının Türkiye’de nasıl hareket edebileceklerini hayal etmeye çağırdı.

Henri Barkey: Her kesim baskı altında

Barkey konuşmasında ise Türkiye’deki basının olağanüstü bir baskı altına olduğunu söyledi ve ekledi: ‘’Gazeteciler işten atılıyor, gazetelere el konuyor, diğer tarafta ise hükümete ve cumhurbaşkanına hizmet eden bir propaganda medyası oluşturuluyor. Freedom House’ın Türkiye medyasını ‘özgür değil’ demesi önemli. Sivil toplumdaki her kurum baskı altında. İş dünyası, akademi ve akademiden atılan öğretmenler. Yargı. Hatta özel kişiler dahi büyük baskı altında. İki bine yakın kişi cumhurbaşkanına hakaretten mahkemeye verildi.’’

Barkey: Erdoğan’ın iki zayıflığı

‘’Erdoğan değişti çünkü hep kazandı ve kendisini halen korumasız hissediyor. Anayasal olarak asıl güç başbakanlıkta.’’

Erdoğan’ın kendisini korumasız hissetmesinin ikinci nedeni ise PKK ve Kürtlerle müzakerelerini bitirmesinden geliyor. PYD’nin PKK ile birleşip tehdit oluşturacağını düşündü. Barkey, Erdoğan’ın PYD’yi Türkiye’ye yönelen en büyük tehdit olarak gördüğünü kaydetti. Barkey’e göre halbuki PYD, aynen KRG gibi Türkiye ile iyi ilişkiler arıyordu.

Barkey: Gülen Hareketi Kürt Ulusal Hareketine Çok Sert Davrandı

Gülen Hareketi Erdoğan ilk geldiğinde ona büyük destek verdi. Ama Kürtlere karşı çok sert davrandı. Gülenci hakim ve savcılar Kürtleri hapise göndermekte hiç tereddüt etmedi. Gülenciler Kürt Ulusal Hareketine karşı çok sert davrandılar. Eskiden Erdoğan ve Gülenciler Askere karşı idi ve şimdi Erdoğan ile Asker Gülencilere karşı, ittifak değişti denebilir.

Fevzi Bilgin

Başkentte Gülen Hareketine yakınlığı ile bilinen Rethink Institute’nün kurucularından ve başkanı Bilgin, konuşmasının büyük kısmını Gülen Hareketini anlatmakla geçirdi. Gülen Hareketinin Aralık 2013’deki yolsuzlukluk davaları sonrasında Erdoğan’ın hedefine oturtulduğunu, Hareketin kısa zamanda büyüklüğüyle birlikte siyasi etki göstermek isteyenlerce zaman zaman kullanıldığını da ekleyen Bilgin, Gülen Hareketinin AKP ile yakınlaşmasıyla AKP’ye düşman olan birçok farklı grubu küstürdüğünü de söyledi.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/d...ndiriyor_.html
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.07.16   #4599
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Suruç'un
sembol fotoğrafındaki
genç doktor görev başında

15.07.2016 18:21 GÜNCEL

Suruç'un sembol fotoğrafındaki genç doktor görev başında


Şanlıurfa'nın Suruç ilçesindeki patlamada ağır yaralanan ve yanında yatan Gökçe Çetin'le el ele tutuşmuş fotoğrafı sembol olan Dr. Çağla Seven, geçen salı günü beyaz önlüğünü giyerek 1 yıl sonra göreve başladı.



Patlamanın ardından vücudundan 100'ün üzerinde bilye çıkarılan, üst üste sayısız ameliyat geçiren Seven bir yandan fizik tedavisi görürken bir yandan da psikolojik destek alıyor.

Habertürk'ten Ümran Avcı'ya konuşan Seven, patlama sonrası hem ruhi hem de bedensel yaraların izlerinin kaldığını anlattı:

"20 Temmuz'da tam bir yıl olacak. Her patlama sonrası kötüleşiyorum. Yeniden geri sarıyorum ve desteğe ihtiyacım oluyor. Fizik tedavim sürürken bir yandan da psikolojik destek alıyorum. Türk Psikologlar Derneği, toplumun büyük kısmını etkileyen patlama travmaları sonrası bir çalışma ağı oluşturuyor. Oradan destek alıyorum. İlaç tedavisi de sürüyor. Ancak yaşanan patlamalar sonrası tedaviye devam isteksizliği baş gösteriyor. Mesela fizik tedaviye gitmek istemiyorum. Sosyal ortamlardan kaçınıyorum. Dışarı çıkmak istemiyorum. Vezneciler'deki patlama sonrası bir hafta psikiyatri servisinde yatarak tedavi gördüm. Çıkınca da havalimanı patlaması oldu. Yeniden kötüleştim."
http://www.birgun.net/haber-detay/su...da-120084.html-----
**********************************
BİR YILI AŞKIN SÜREDİR,
SURUÇUN KATİLLERİNİ ORTAYA,
ÇIKARMAYAN DİKTATÖRLÜK
,ANKARA KATLİAMINDA OLDUĞU GİBİ
DAVAYI ZAMANA YAYARAK
ERİTME TAKTİGİNİ UYGULUYOR,
FAŞİZM ZATEN BU DEGİLMİ,
EGEMENLERE VE UŞAKLIK EDEN,
İKTİDARLAR.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 17.07.16   #4600
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Ne darbe ne tek adam diktatörlüğü

17 Temmuz 2016 05:00

İhsan ÇARALAN
[email protected]

15 Temmuz akşam saatlerinde İstanbul’daki boğaz köprülerinin geçişe kapatılması ve Ankara’da jetlerin uçmasıyla başlayan TSK içinde örgütlenen cuntanın darbe girişimi, dün öğle saatlerinde artık tamamen bastırılmıştı.

Genelkurmay Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, TRT Harbiye Orduevi, Ankara’da Akıncılar Üssü binalarını ele geçiren darbeciler, Genelkurmay Başkanını da “rehin almışlar”dı. Ele geçirdikleri F-16’lar ve savaş helikopterleriyle darbeciler, TBMM binası başta olmak üzere birçok hedefi de bombaladı.

Gecenin ilerleyen saatlerinde Ankara, İstanbul, İzmir ve başka pek çok ilde halk sokaklara dökülerek darbeye karşı açıkça tutum almaya başladı. Darbecilerin elindeki birçok tank, sokağa inen kalabalıkların arasında ilerleyemez hale geldi. Tankların üstündeki askerlerin birçoğu da halka teslim oldu!

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar dün sabah saatlerinde Akıncı Üssünden kurtarıldı. Ancak genelkurmay ikinci başkanı ve genel sekreteri, kara ve hava kuvvetleri komutanları hakkında bu yazının yazıldığı saatlerde henüz bir bilgi verilmemişti.

NAKLEN DARBE GİRİŞİMİ VE FETÖ İNDİRGEMESİ
Darbe girişiminin, büyük olasılıkla önceden haber alınması ve Hükümet tarafından deşifre edilmesiyle darbe girişimi, “naklen darbe girişimi”ne dönüştü. TRT’den kendilerine “Yurtta Sulh Konseyi” diyen darbecilerin muhtırası okunurken diğer kanallarda ise Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanların, darbeye karşı çıkan siyasi partilerin ve kişilerin çağrıları ve açıklamaları yayımlandı.

Çatışmalar ve halkın sokaklara inerek darbeye karşı tutum ifade etmesi TV kanallarından adeta canlı yayımlandı.

Şu da açıkça görüldü ki, darbeciler ne siyaset alanındaki parti ve çevrelerden ne de medyadaki tek bir odaktan destek gördü. Tersine bütün bu çevreler darbe girişimini lanetleyerek, darbelerin ülkenin sorunlarını çözmeyip büyüttüğüne, bugün de ülkenin büyük sorunlarının çözümünün yolunun özgürlüklerin ve demokrasinin geliştirilmesinden geçtiğine yeniden yeniden vurgu yaptılar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hükümet ve AKP’nin siyasetteki ve basındaki sözcüleri, darbe girişimini FET֒nün bir girişimi olarak gösteriyor. Ancak gerek darbenin planlanma biçimi, gerekse TSK içinde en yukarılara kadar uzantıları, girişilen eylemin boyutları (Birçok ilde ve kara, hava, deniz ve jandarma kuvvetlerinde darbe girişimine katılımın olması) dikkate alındığında, darbe girişiminin “FETÖ planı” olduğu iddiası açıktır ki, gerçeği yansıtmaya yetmemektedir. Tersine TSK içinde hayli örgütlü bir cuntanın içinde elbette Cemaatin TSK içindeki uzantıları rol almış olabilir ama olup biteni FET֒nün marifeti olarak göstermek, gerçeğin sadece bir yanı olabilir.

Çünkü silahlı kuvvetlerin siyasete çekilmiş olması, ordu içinde de çeşitli mihrakların oluşması ve bunların birbiriyle de çatışması, siyaseti yönetmede ülke yönetimine el koymaya kadar götürmeleri hem siyaset biliminin hem de Türkiye’nin son 150 yıllık tarihinin en önemli dersidir. Dolayısıyla askeri, siyasetin aktif gücü olarak kullanmak, bunun için asker içinde kadrolaşma, askeri partizanlaştırma, darbe girişimlerinin de zeminini oluşturma anlamına gelmektedir. Nitekim FETÖ bunu yaparken AKP de ondan geri kalmamış, iktidar gücünü de kullanarak asker içindeki siyasete müdahale eğilimini güçlendirmiştir. Bu yüzden de YAŞ’taki “tasfiye ihtimali”nin cuntayı harekete geçirdiği, “Darbe girişimini tetiklediği” iddiası da zaten bunun itirafıdır.
Kısacısı, bu darbe girişimi “FET֒nün bir organizasyonudur. TSK ile bir ilgisi yoktur” demek aşırı indirgemeciliktir.

DARBECİLERE KİMSE İNANMADI VE DESTEK VERMEDİ
Kuşkusuz darbe girişiminin kimler tarafından, hangi nedenler üstünden yapıldığının saptanması; bundan sonraki TSK’nin yeniden örgütlenmesi, Kürt sorunu, laisizm, başkanlık sistemi ile ülkenin iç ve dış politikasının yansımaları bakımından önemlidir. Darbe girişimine başvuranların hangi sorunların çözümsüzlüğü üstünden ve hangi güç odaklarının amaçlarını gerçekleştirmek üzere harekete geçtikleri bu yüzden önemlidir.

Bir darbeler ülkesi olma tarihine sahip Türkiye’de yaşayanlar bilmektedir ki, darbecilerin söyledikleriyle yaptıkları hep çelişmiş, ülkeyi yönetenleri suçlayarak yönetime el koyan darbeciler her seferinde de faturayı ülkenin ilerici güçlerine, halklarına, işçi sınıfına çıkarmıştır. Bu yüzden de darbecilerin bildirilerinde söylediklerinin önemli bir bölümü “kulağa hoş gelen vaatler” olsa da darbecilerin vaatlerine kimse inanmamıştır.

DARBELER DEMOKRATİKLEŞMEYİ İLERLETEREK ÖNLENEBİLİR
Darbe girişiminin bastırılmasından sonra, teorik olarak da olsa Erdoğan-AKP Hükümetinin önünde iki yol vardır: Bu yollardan birincisi; darbe girişimi ve onun yarattığı maddi ve manevi zayiatın ortadan kaldırılması; ülkenin demokratikleştirilmesi, laik ve demokratik bir Türkiye doğrultusunda adımlar atılması, Kürt sorunu ve Alevi sorunu gibi büyük sorunların barışçıl ve yığınların taleplerini gözeten bir çizgide çözülmesi, basın özgürlüğü başta olmak üzere özgürlüklerin geliştirilmesi yoludur. İkinci yol ise; iktidarın, darbe girişiminin yarattığı mağduriyeti, kaosu ve hassasiyetleri istismar ederek kendi gücünü daha da artırmak için kullanması, örneğin “tek parti tek adam rejimi” için başkanlık sistemini getirmek, muhalefeti daha da etkisizleştirecek önlemler almak, muhafazakar toplum girişimlerinde ısrarlı olmak, FET֒ye karşı önlemler alıyor gösterilerek muhalif güçleri, hak talep eden toplumsal kesimleri sindirmek, susturmak için kullanan yoldur. Ki, AKP’nin bugüne kadar izlediği politikalar, onun bu ikinci yolu izleyeceği düşüncesini güçlendirmektedir.

Kuşkusuz ki; Türkiye’nin ilerleme yoluna girmesi, darbelerin bir daha olmaması için ülke sorunlarının demokratik biçimde halkın da müdahil olduğu mekanizmaların işletilmesi, laik ve demokratik Türkiye’ye giden yolda atılacak adımlarla olacaktır.

Bu yüzdendir ki, bugün darbeye karşı çıkan geniş kesimler içinde AKP iktidarının ülkeyi “tek parti tek lider rejimi”ne sürükleyen girişimlerinden endişeli olan azımsanmayacak büyüklükte kesimler, darbe girişiminin püskürtülmesinden elbette memnundurlar ama aynı zamanda da ortaya çıkan durumu iktidarın kendi amaçları için kullanmasından da ciddi biçimde kuşku duymaktadırlar. Onun için de bu kesimler, darbe girişimi karşısındaki tutumlarını, “Ne darbe ne tek adam diktatörlüğü” diye ifade etmektedirler.


www.evrensel.net
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 9 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 9 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Zaytung haberleri. dAbBe Komik Bölüm 33 26.03.14 22:44
Bu Yolu Sürenler Bilir Yılmaz Bakar Şiir ve Türkü-Ezgi Bölümü 0 09.01.12 11:41
“Bağımsız Türkiye” Düşünü Gerçeğe Çevireceğiz… yorum111 Alevi Konser - Alevi Dernek Etkinlikleri 3 27.03.11 00:59
Turgut Öker, AABK adına bağımsız milletvekili adayı Pir Mehmet Siyaset,Politika ve Ekonomi 8 20.02.11 09:10
Sefire Yolu Gösterin !!! akdora Mustafa Kemal ATATÜRK 0 23.05.10 00:48




Totobo Totobo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2