Sponsor Reklamlar



 
Seçenekler
Alt 15.03.14   #2241
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


çArşı'dan

Erdoğan'a yanıt

gecikmedi



Bu akşam yayınlanan ve gündeme bomba gibi düşen tapeye Beşiktaş taraftar grubu çArşı'nın yanıtı gecikmedi


Bu akşam yayınlanan ve gündeme bomba gibi düşen tapeye Beşiktaş taraftar grubu çArşı'nın yanıtı gecikmedi.
<H2>Haramzadeler 333 isimli Twitter hesabından yayımlanan yeni ses kaydına göre, Erdoğan 23.07.2013 tarihinde Fikret Orman’ın yakın dostu ve Beşiktaş’ın eski yönetim kurulu üyelerinden Hasan Gürsoy’u arıyor. İddiaya göre Erdoğan, Fikret Orman’ın çArşı grubunun Gezi Direnişi'ne katılmasını yanlış bulduğu yönündeki haberleri yalanlamasına öfkeli. Erdoğan, Fikret Orman'ın bu davranışına karşın İnönü Stadyumu'nu yapmamakla tehdit ediyor.


çArşı'nın yanıtı ise sert oldu. Siyah-beyazlı taraftarla #stadimizicinoluruz hastgahıyla cevap verdi. Ayrıca çArşı'nın resmi sayfasına görsel ekleyerek 'Haydi Kalk Ayağa Yürü Güneşe' isimli besteyi koydu.
(çArşı resmi web sitesi)
(Tape haberi)
Editör :

</H2>
Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.03.14   #2242
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.




KCK: AKP hükümeti işlevini kaybetti


Kırmızı Haber | 15 Mart 2014 | Alt Manşet, Gündem, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Siyaset

KCK Yürütme Konseyi 3-10 Mart tarihleri arasında yaptığı Yürütme Konseyi toplantısının deklarasyonunu yayınladı.


AKP hükümetinin şu anda siyasal zeminini yitirip, işlevini kaybettiğini belirten KCK Yürütme Konseyi ”Dış güçler her zaman olduğu gibi kendilerine bağlı ve çıkarlarına uygun bir politika izleyecek yeni bir iktidar blokunu Türkiye’de hükümet yapmak istemektedir. Ancak AKP iç ve dış siyasal zeminini ve toplumsal desteğini kaybederken, dış güçler ve onların Türkiye’deki uzantıları yeni bir iktidar bloku oluşturup kendi hegemonyalarını sağlama konusunda zorlanmaktadır” dedi.
KCK Yürütme Konseyi yaptığı yazılı açıklamada, Dünya, Türkiye ve bölgedeki siyasal gelişmelerin kapsamlıca değerlendirerek, aşağıdaki deklarasyonu Türkiye halklarına ve devrimci güçlere sunma kararı aldığı belirtildi.
“Halklar dünyanın her yerinde ayağa kalkmaktadır. Özellikle Ortadoğu’da egemen güçler halklar üzerindeki kontrollerini kaybetmiş bulunmaktadır. Toplumlar binlerce yıllık devletçi sistemin baskısından kurtulmak istemektedir. Eski hegemon güçler yıkılırken, halklar yeni hegemonya kurmak isteyenlere izin vermemektedir” denilen KCK Yürütme Konseyi Deklarasyonunda, devletin ilk ortaya çıktığı yerde devletçi sistemin krizinin yaşandığını belirtti.
‘ULUS DEVLETİN YÜKÜ ÇEKİLMEZ HALE GELDİ’
Son iki yüzyılda Ortadoğu’ya giren kapitalist modernitenin sorunları daha ağırlaştırdığı belirtilen deklarasyonda, “Ulus-devlet toplumların sırtındaki yükü çekilmez hale getirmiştir. Devletçi sistem ortaya çıktığı yerde kriz yaşarken, bu krize kapitalist modernite sisteminin ve bölge gerici güçlerinin çare bulması mümkün değildir. Sorunları bu güçler çıkardığına göre, çözüm de bunları aşmakla sağlanacaktır” dendi.
Ortadoğu halklarının sömürücü ve baskıcı, devletçi sisteme karşı ayağa kalktığı da belirtilen KCK Yürütme Konseyi Deklarasyonda şöyle dendi: ”Dış güçler artık kendi çıkarlarını karşılamayan bu işbirlikçilere sırt çevirmekte, halkların isyanlarını yönlendirip kendi çıkarlarını temsil edecek yeni işbirlikçileri iktidara getirmek istemektedir. Ancak halklar ve demokratik güçler kapitalist modernist güçlerin bu planını kabul etmemektedir. Bu ortamda demokrasi güçleri yeterince etkin olmayınca, yüzüne İslam maskesi takmış ve bölge halklarının kültürünü ve inancını istismar eden çeşitli güçler bundan yararlanmaya çalışmaktadır. Devletçi sistemin kriz içine girdiği, ama demokrasi güçlerinin de gereken hamleyi gösterip inisiyatif alamadığı yerlerde ortaya bir kaos çıkmakta, bu da halklara acı çektirmektedir.
’40 YILLIK DİRENEN BİR HALK GERÇEKLİĞİ ORTADA’
Kürt Özgürlük Hareketi kırk yıllık mücadelesiyle özgürlüğü için direnmekte ısrar eden bir halk gerçekliği yaratmıştır. Kürt Özgürlük Hareketi bu mücadelesini hem Kürtleri özgür ve demokratik yaşamına kavuşturmak, hem de Kürtlerin bulundukları ülkeleri demokratikleştirmek için yürütmektedir. Özellikle Türkiye’yi demokratikleştirmeyi mücadelesinin temel hedefi olarak görmüş, buna göre hareket etmiştir. Çünkü bu hareket Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümünün birbirinden koparılmayacak kadar iç içe olduğunu söyleyen bir yaklaşıma sahiptir. Bu açıdan Türkiye’nin demokratikleşmesine hep duyarlı olmuş, bu sorumlulukla mücadelesini yürütmeyi ideolojik ve politik duruşunun gereği saymıştır.
Kürt Özgürlük Hareketi bu sorumluluğun gereği olarak yirmi yıldan fazladır Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için defalarca ateşkes ilan etmiştir. Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için ondan fazla deklarasyon yayınlamış, çözüm projeleri sunmuştur. Türk devleti ve hükümetleri her defasında bu adımları zayıflık belirtisi ve taktik yaklaşım olarak görüp hiçbir karşılık vermese de, Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi Kürt sorununun siyasal demokratik çözümü temelinde Türkiye’nin demokratikleşmesinde ısrar etmiştir.
Çünkü böyle bir çözümün halkların çıkarına olduğuna inanmıştır. Kürt sorununun çözümsüzlüğünden dış güçlerin yararlandığını, bundan da başta Kürtler ve Türkler olmak üzere tüm Türkiye halklarının zarar gördüğünü her zaman vurgulamıştır. Bu nedenle çözüm ve demokratikleşme zemini ve umudu gördüğü her fırsatta Türkiye’nin demokratikleşmesi için adımlar atmayı halklara karşı sorumluluğunun gereği saymıştır.”
Kürt halkının özgürlük mücadelesinin Kürt gerçeğini tüm çıplaklığıyla ortaya çıkarıp, Kürt sorununun çözümünü, Türkiye halklarının önüne koyduğu gibi, Türkiye’deki devrimci, demokrasi güçlerinin onlarca yıldır büyük bedeller ödeyerek yürüttüğü özgürlük ve demokrasi mücadelesini de Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için gereken toplumsal ve siyasal zemini ortaya koyduğuna da dikkat çekti.
‘http://www.kirmizihaber.com/kck-akp-...vini-kaybetti/
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.03.14   #2243
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Yıpratma planı


Zirve Yayınevi katliamını gerçekleştirenler geçtiğimiz günlerde tahliye edilmişti.


İLGİLİ HABERLER


ETİKETLER

İsmail Saymaz - Zirve Yayınevi - Erhan Tuncel - Hrant Dink - Alparslan Arslan -

İsmail SAYMAZ

Malatya Zirve Yayınevi’ni basıp üç Hıristiyan’ı bıçaklarla boğazlayarak öldüren beş katil, beş yıllık tutukluluk süresinden yararlanıp tahliye olunca, toplumun adalet hissi tabiatıyla can evinden vuruldu. Bu tahliyeyi, Hrant Dink cinayetinin azmettiricisi olduğu savunulan Erhan Tuncel’in bırakılması izledi. Bir grup çete mensubuyla birlikte Cumhuriyet gazetesi saldırısını ve Danıştay suikastını gerçekleştiren Alparslan Arslan’ın yakın gelecekte serbest kalacak olması, infiali arttırıyor. Ve herkes bu tahliyeler için bir sorumlu arıyor. Gariptir, iktidar partisi de şaşkınlar topluluğuna dahilmiş gibi bir görüntü veriyor.
Oysa iddia o ki, demokrasiye ve iç barışa kasteden bu saldırılar, sanki AKP iktidarını alaşağı etmek maksadıyla, Ergenekon adı verilen bir örgüt tarafından tasarlanmış ve hayata geçirilmişti. AKP iktidarı, cinayetlerdeki tüm sorumluluğunu azalttığı ve hatta TSK’ya karşı elini güçlendirdiği için, bu argümanı her fırsatta kullandı. Artık kimse, eski Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in Ermeni Konferansı öncesi TBMM kürsüsünden “Bu milleti arkadan hançerlemektir” dediğini hatırlamıyor bile.
AKP, bugün ‘Paralel Yapı’ adını verdiği, Gülen Cemaati ile ilişkili kamu görevlilerine karşı açtığı savaş kapsamında ilkin emniyete ve yargıya müdahale etti. ‘Paralel Yapı’ya karşı önlemler kapsamında, Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. maddesiyle yetkilendirilmiş mahkeme ve savcılıklar kaldırıldı, ‘terör’ suçlarındaki on yıllık tutukluluk süresi beş yıla çekildi. Yedi yıldır Türkiye’nin demokrasi karnesini çizikler içerisinde bırakan bu iki müessesede yapılan değişiklik, kuşkusuz isabetli... Ne var ki, değişiklikten ilk yararlanan ve tahliye talebi kabul edilen, katilliği kesinlik kazanmış sanıklar oldu.
BİR MEMURA BİLE DOKUNDURMADILAR

Oysa akıbet, böyle olmayabilirdi. Dink’in öldürülmesinden sonra İstanbul Savcılığı’nın tüm ısrarına karşın kamu görevlileriyle ilgili soruşturmalar, ana dava ile birlikte değil, bulundukları illerde görüldü. İstanbul ve Trabzon’daki polisler idari engellemeler nedeniyle yargı karşısına çıkarılmadı. Çıkarılmadıkları gibi, adları anılan şüpheliler, ya Cemaat’e yakın olduğu söylenen Ramazan Akyürek gibi İstihbarat Daire Başkanı oldu, ya da AKP’nin desteklediği ileri sürülen Engin Dinç gibi Akyürek’in yerine geldi. Sonuçta, bu şüphelilerin her biri tek tek ödüllendirildi. Yalnızca Trabzon Jandarması hakkında dava açıldı; o da cüzi bir cezayla kapandı. AİHM’in Türkiye’yi mahkum etmesinden sonra İstanbul’da 35 kamu görevlisi hakkında açılan göstermelik soruşturma, yolsuzluk soruşturması sonrasında görevinden alınan Savcı Muammer Akkaş tarafından yürütüldü. Akkaş’ın yolsuzluk soruşturmasında yer alan tüm bilgiler basına yansırken, üç buçuk yıl elinde tuttuğu Dink soruşturmasından tek bilgi dahi sızmadı. Dosya üzerindeki gizlilik kararı, soruşturmayı kamuoyundan kaçırmak amacıyla kullanıldı. Savcı Akkaş’ın suskunluğu sürerken, elindeki dosyada adı yazılı Muammer Güler, İçişleri Bakanı oldu. Kader bu ya, Akkaş ve Güler yolsuzluk operasyonunun iki yanına düştü.
Bir de MİT’çiler vardı. Dink’i 2004 yılında İstanbul Valiliği’nde tehdit ettiği iddia edilen iki MİT görevlisi hakkında Müsteşar Hakan Fidan izin vermediği için soruşturma açılamadı. Başbakan Erdoğan izni verdiğinde ise dosya, zamanaşımından düştü. Bu iki MİT görevlisinden biri olan Özel Yılmaz, Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındığı halde, Savcı Zekeriya Öz de Dink cinayeti hakkında soru yöneltmedi. Yılmaz sadece Bedrettin Dalan’a “Kaç” deyip demediği iddiasından ötürü soruşturuldu.
Davaya gelince... İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi basit öğrenci eylemlerinde pekala bulabildiği örgütü, Hrant Dink cinayetinde tespit edemedi. Yargıtay’dan döne dolaşa gelen davada, Dink’in mahalle çetesi eliyle öldürüldüğü sonucuna varıldı.
Özetle AKP iktidarı Dink cinayetinin, kendisini alaşağı etmek amacıyla işlendiği iddiasını sonuna kadar sömürürken, failleri ve ihmal sahibi olanları tek tek korudu ve terfi ettirdi. Keza Gülen Cemaati de kendi grubuna yakın olduğu düşünülen kim varsa, olası soruşturmalardan uzak tuttu.
BIÇAKLI KATİLLER KAPIDA...

Dink cinayetinden hemen sonra, 18 Nisan 2007’de, Zirve Yayınevi’ni basarak üç Hıristiyan’ı öldüren beş katil zanlısı, 2011 yılında tam cezalandırılacakken, davaları karar aşamasına gelmişken; Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz tarafından yapılan yeni bir soruşturmayla yargılamanın seyri değişti. Savcı Öz’ün yaslandığı gizli tanığın iddiasına göre bu cinayet, TUSHAD adlı, TSK bünyesinde emekli Orgeneral Hurşit Tolon’a bağlı birim tarafından gerçekleştirilmişti. Malatya Jandarması bu illegal yapının üyesiydi. Başkaca hiçbir veri ve tanık anlatımıyla doğrulanmayan gizli tanığın ifadeleriyle, iki dava birleştirildi. İddianamede, cinayetin AKP iktidarını alaşağı etmek amacıyla yapıldığı savunuluyordu. Fakat sanıklar AKP’ye oy verdiklerini söylüyordu.
Zirve Cinayeti de Dink’te olduğu üzere sadece jandarmaya uzandı. Malatya polisi, katil zanlılarını cinayetten önce atış taliminden dönerken yakalayıp bıraktığı halde, dönemin İl Emniyet Müdürü Ali Osman Kahya koltuğunu korudu. Kahya ancak, yolsuzluk soruşturması sonunda görevinden alındı. Bir tazminat davasında Zirve cinayetine neden katliam denemeyeceği, bin yıl önce Danişment Gazi’nin Malatya’yı fethettiği gün Sivas’tan getirdiği öküz ve karasabanları bu şehirde Hıristiyan halka dağıtmasıyla açıklayan dönemin Vali Yardımcısı Erdinç Filiz de mülkiye başmüfettişi oldu.
Sanık sayısı 25’i geçen dava, toplam 92 celseye ulaştı. Zaten karar aşamasına gelmiş olan cinayet davası ile yeni açılmış örgüt davası ayrı şekilde görülse, kaos yaşanmayacak, beş katil zanlısı uzun tutukluluktan yararlanmayacaktı. Şimdi, 2007 yılından beri tutuklu yargılanan beş katile salıverilme imkanı doğdu. Cinayeti azmettirdikleri iddiasıyla yargılanan asker sanıklar ise 2011’den beri tutuklu oldukları için içeride kaldı.
Şimdi, AKP iktidarı dahil, hiç kimse bu cinayetlerin iktidar partisini alaşağı etmek amacıyla işlendiğini düşünmüyor. AKP yalnızca bir tehlikeden söz ediyor: O da, bir zamanlar bu davaların seyrinin değişmesinde etkili olan cemaate bağlı kamu görevlileri... Hakim bloktaki bu iki eğilimin kavgası dün nasıl bu davaları çıkmaza sürüklediyse bugün de katillerin tahliye edilmesine yol açıyor. Sonuçta, eğer bir ‘yıpratma planı’ varsa, o da iktidara değil, iktidar ve onun eski ortağı eliyle adalet inancına ve toplum vicdanına karşı uygulanıyor.
www.evrensel.net
Eklenme tarihi: 2014-03-16 07:10:18
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.03.14   #2244
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


YOLSUZLUK OPERASYONU
AVRUPA'NIN GÜNDEMİ
ARAP COĞRAFYASI'NDA GEÇEN HAFTA
YEREL SEÇİM 2014
BUGÜN NE OLDU?
ANASAYFA » 16 Mart 2014

O hep

koşan çocuk…



İLGİLİ HABERLER



ETİKETLER

Melda Onur - Berkin Elvan -

Melda ONUR*

Keşke onu yeşil tişörtü, bej pantolonlu haliyle elinde uçurtmasıyla koşarken tanısaydım. Berkin bir yoğun bakım odasında uyurken bir sürü fotoğrafı çıktı. Piknikte, okulda, satranç tahtası önünde… Ama en çok elinde uçurtmasıyla koşarken fotoğrafı sanki Berkin’in enerjisini hissettiriyordu.
Sabah ekmek almaya giderken de koşuyordu muhtemel. Gazdan kurtulup bir an önce ekmeğe kavuşmak için koşuyordu. Uçurtmasıyla koşar gibi…
Berkin uyurken onu önce Türkiye ardından tüm dünya tanıdı. Ama o zaten mahallesinde tanınan bir çocukmuş. Kara kaşları yüzüne öyle tipik bir ifade veriyor ki, bir kez gören unutamaz. Kara kaşlarının ciddiyetini, gülünce patlayan bembeyaz kocaman dişleri alıp götürüyor. Ciddiyetle neşenin buluştuğu bir yüz.
O BİZİM ÇOCUĞUMUZDU...

Aylar önce Okmeydanı’nda, vurulduğu yerde Berkin için yapılan bir basın açıklamasına gitmiştim. Biraz da geç kalmıştım. Ana caddeye, hani şu ekmek almak için ulaşamadığı fırının caddesine girdiğimde kalabalık artmış ve açıklama başlamak üzereydi. Çaresiz bakınırken solda gördüğüm ilk otoparka girdim ve hemen basın açıklamasına yetiştim.
Babası olay gününü anlatıyordu. Aslında Berkin’in eviyle fırının arasında kestirme dar bir yol vardı. Ancak o yolda yoğun gaz etkisi vardı. Berkin orayı kullanamadı ve yan sokaktan dolaşmayı denedi. Ama hedef oldu. O gün herkes bir şeyler anlatıyordu Berkin’le ilgili.
Basın açıklaması ardından otoparka dönerken yanıma para almadığımı fark etmiştim. Kartım vardı bir yerlerden çekebilirdim. Herhangi bir banka şubesi, herhangi bir ATM olabilirdi. Bir süre ana caddede yürüdüm. Her tür dükkan vardı ama 1 tane banka görünmüyordu. Bir esnafa sordum, bana minibüs durağını gösterdi: “Şuradan minibüse bin, ilerde Perpa’nın orda var, 5 dakika” dedi. Ben de “Yahu burada yok mu 1 ATM bile…”, cevap trajikti tabii: “Abla ne yaptın ya, burada ne arar banka, atm” dedi. Kös kös otoparka gittim, durumu anlattım, “ben milletvekiliyim, söz size borcum olsun” dedim. Otoparkın sahibi “siz buraya Berkin için geldiyseniz, para falan istemeyiz, buyurun bir kahvemi için. O bizim çocuğumuzdu, tanırdık…” dedi.
Görünen o ki, mahallenin tanınan çocuğuydu Berkin…
AKILLARDA KALANLAR

Bu süreçte ailenin yanında ne kadar olabildik bilemiyorum. Akılda kalan yüzlerce soru var. Soruların yanıtlanmasının Berkin’i geri getiremeyecek olması ayrı bir sızı, ama her şey cevaplansın.
Berkin’in cenazesini Okmeydanı SKK hastanesinden Adli Tıp’a götürdüklerinde biz de milletvekili arkadaşlarım İlhan Cihaner, Aykut Erdoğdu, Müslüm Sarı, Mahmut Tanal ve Hüseyin Aygün ile adli tıpa geldik. Bir tartışma geçiyordu avukatlar ve İstanbul Adli Tıp görevlileri arasında.
Konu şuydu: Berkin’in aile avukatları da otopsiye girmek istiyorlardı. Ancak yetkililerden bu izin çıkmıyordu. Oysa Berkin’in soruşturmasını yürüten savcı bunun için olumlu görüş vermişti. CMK 38’de “avukat otopsiye girer” yazmıyordu ama “giremez” de yazmıyordu. Aslında bu teamüllerle de ilgiliydi. Otopsi sırasında aile avukatının da bulunması geçmişten gelen bir teamüldü ama bunun uygulanmaması yönünde kimi adli tıp kurumlarında katı bir irade var. Uygulayanlar var mı? Var…
En son Ankara Adli Tıp’ta Ethem Sarısülük için bu izin çıkmıştı. O zaman da bu konu tartışılmıştı.
Berkin’in bedeni otopsi için İstanbul’da Adli Tıp’ta beklerken milletvekillerimiz Mahmut Tanal bir yandan İlhan Cihaner diğer yandan yoğun bir telefon trafiği yaşadılar. Amaçları zaten Berkin’in soruşturma savcısının da olur verdiği “otopsiye avukat girebilir” görüşünün uygulatılmasını sağlamaktı.
Oysa Adli Tıp yetkililerinde bir direnç vardı. “Zaten TTB’den gelen bağımsız bir doktor girecekti. Ne gerek vardı. Bu işlerde manipülasyon zaten olamazdı.” İşte tam da bu yüzden avukat girmeliydi. Madem ki her şey usulüne uygun yapılacaktı, neden avukat bunu izlemesindi.
Ailenin avukatlarıyla sohbet ederken, İstanbul Adli Tıp’ın yaklaşık 10 yıldır böyle bir izni vermediğini söylediler. Bunun kendilerine göre çeşitli nedenleri var anlaşılan. Örneğin özellikle işkence nedeniyle ölüm var ise, avukatların buna tanık olması pek istenmiyor.
Ancak diretildi… Biraz bekledik ama değdi. İzin çıktı, evet 10 yıl sonra izin çıktı. Berkin’n ailesinin avukatı otopsiye girdi.
İyi ki de girdi… Böylece aile için bu olay daha da şeffaflaşmış oldu.
Çünkü Berkin’in küçücük bedeninde yatak yaraları vardı ve bunların arasında bir plastik mermi izi karışmış olabilirdi, olmayabilirdi de… Çünkü o uzun bekleyişte, hele ki soruşturmanın “balta nerde suya düştü, su nerde inek içti, dağa kaçtı” seyrinde izlemesi her türlü şüpheye açık alan bırakıyordu.
Berkin’in bacağının arkasında yara izi bir plastik mermi izi olabilir miydi? Bu şüpheyi gidermenin en iyi yolu otopsiye avukatın da girmesiydi. Peki Adli Tıp doktoruna güvenmiyor muyduk? Güveniyorduk ama ikinci bir gözün ne sakıncası vardı.
Evet girdi, çok iyi oldu… Şimdi rapor gelecek. Bakalım Berkin’in ölümüne neden olan gaz fişeğinin işbirlikçisi var mı yok mu göreceğiz.
Şimdi ikinci talebimiz artık 8 aydır yürütülen soruşturmanın hızlandırılarak Berkin’i hayattan koparan sorumlunun açığa çıkarılması.

*CHP İstanbul Milletvekili
www.evrensel.net
Eklenme tarihi: 2014-03-16 07:26:11
Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.03.14   #2245
renk
renk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: istanbul
Mesajlar: 1.677
Rep Puani : 80
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Ukrayna'da Yahudiler ülkeyi terk etmeye zorlanıyor


Kiev'de Hatzalah'ın yerel ayağının başkanının dövülmesinin ve Sinagog'a yapılan saldırının ardından pek çok Yahudi, aşırı sağcı gruplar tarafından ülkeyi terk etmeye zorlanacaklarını düşünüyor.

(soL - Dış Haberler)


Kiev'deki Yahudi hareketinin temsilcisi, bilinmeyen birisi tarafından hakaretler ve anti-semitik küfürler edilerek dövüldü.

Reuters'a konuşan Haham Hillell Cohen'ın karısı, Hahamın sokakta iki kişi tarafından anti-semitik küfürler edilerek saldırıya uğradığını ifade etti. Saldırganlar arabayla olay yerinden kaçtılar.

Haham Cohen Ukrayna'daki Hatzalah'ın lideri (uluslararası gönüllü acil servis organizasyonu) polislerin şuan bu olayı araştırdıklarını ve saldırganları yakalamaya çalıştıklarını belirtiliyor.

Kiev'deki Russia Today muhabirinin aktardığına göre ise Ukrayna'daki Yahudiler için bu durum endişe yaratıyor. Yüz binden fazla Yahudi'nin yaşadığı ülkede faşist grupların tırmandırdığı şiddet olaylarından önce verilen sözlerin tutulmadığını, kendini hükümet ilan eden gruplar en başta tüm radikal kalkışmalarla savaşacaklarını söylediklerini aktardılar.

Ukrayna ve Sivastopol'un hahamı Mikhail Kapustin RT'ye yaptığı açıklamada sinagogta gamalı haç gördükten sonra buna daha fazla dayanamayacağını belirtti, 20 yılın ardından ilk kez sinagogun saldırıya uğradığını ifade etti.

"Ben burayı terk etmek istemiyorum,ama terk etmeye zorlanıyorum. Ben çocuklarımın güvende hissetmesini istiyorum,özgür olmasını istiyorum, ne düşünüyorlarsa onu söyleyebilmelerini. Bu sadece benim için değil, çocuklarım ve ailem için"

Kapustin'in aktardığına göre ise sinagogun duvarına faşistler tarafından kan donduran bir mesaj yazılmış: "Yahudilere Ölüm"

Polis ise güvenlik kameralarına yakalanmasına rağmen bu olay yaşandıktan iki hafta sonra sinagoga gelerek araştırmada bulundu. Haham yaşananlar üzerine ise şu sözleri ekledi:

"Bizler kimsenin bize yanlış bir şey yapamayacağını çünkü Ukrayna yasalarıyla korunduğumuzu düşündük. Ancak bu günlerde yasa kalmadı her şey çok hızlı değişiyor, şuan Yahudilerin başına bir şey geldiğinde kimsenin bizi koruyacağını sanmıyorum"

Rusya'nın Yahudi Cemaati Federasyonu sözcüsü Angrey Gloster'ın aktardığına göre Zaporozhye'deki başka bir sinagoga molotof atılmıştı. Kimsenin yaralanmadığını ancak binanın duvarlarının hala hasarlı olduğunu aktardı.

Gloster iktidarın zayıflamasıyla birlikte, radikallerin Yahudi mülklerine saldırmakta daha cesur davranmaya başladıklarını ifade etti.

Ukrayna'daki Yahudilerin, gelebilecek saldırılara karşı eski İsrail ordusu mensuplarından kendilerini koruma dersleri aldıkları yönünde bir iddia bulunuyor. Bu kurslara katılanların kamera karşısına çıkmayı reddettikleri ancak sadece bir kişinin yüzünü gizleyerek bir açıklama yaptığı söylendi. Açıklamasında, "Buradaki koşullara bakacak olursak herkes kendini korumayı öğrenmeli. Biz Maidan'daki hareketin ırkçı ve faşist bir hareket olduğunu biliyoruz" dedi.
Sponsor Reklamlar

bilgeyol bunu beğendi.
__________________
"Dünya vatanım, tüm insanlar kardeşim ve iyilik yapmak dinimdir."

Thomas Paine
renk isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.03.14   #2246
renk
renk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: istanbul
Mesajlar: 1.677
Rep Puani : 80
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


İşte Erdoğan’ın Bilal’le konuştuğu an




Başbakan Erdoğan’ın “montaj” diye yalanladığı oğlu Bilal Erdoğan’la yaptığı telefon görüşmesine ilişkin önemli bir ayrıntıya dikkat çekildi. Erdoğan’ın 17 Aralık’ta Konya Havalimanı önünde makam aracında oğluyla telefonda görüştüğü kolundaki saatten anlaşıldı.

(soL-Haber Merkezi)

Başbakan Erdoğan’ın “montaj” dediği Bilal Erdoğan’la yaptığı telefon görüşmesinin doğruluğuna ilişkin önemli bir ayrıntı ortaya çıktı. Şeb-i Arus törenlerine katılan Başbakan’ın Konya’dan Ankara’ya gitmek üzere havaalanına geldiği sırada makam aracındayken oğlu ile yaptığı görüşmenin görüntülendiği iddia edildi.

DHA muhabirinin çektiği fotoğrafta Emine Erdoğan’ın da bulunduğu araçta Başbakan Erdoğan’ın ses kaydında belirtilen saatte telefonla konuştuğu ve bunun da kolundaki saatten görüldüğü anlaşıldı. DHA’da yayınlanan haberde de “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, törenin ardından eşi Emine Erdoğan ile havaalanına geldi. Başbakan Erdoğan'ın bir süre aracından inmeyip telefon görüşmesi yapması dikkat çekti. Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ile birlikte özel uçak 'ANA' ile Ankara'ya hareket etti" ifadeleri yer almıştı.

Yayınlanan ses kayıtlarında Erdoğan 23.15’te yaptığı konuşmada, “Büyük ölçüde sıfırladınız mı” diye sorduğu Bilal Erdoğan’dan “Sıfırlayamadı. 30 milyon avro gibi bir miktar daha var, şey yapamadık eritemedik henüz, bu şey aklına geldi beratın Ahmet Çalık’ın alacağı ekstra bir 25 milyon dolar kalmış onu oraya verip üstüyle de Şehrizardan daire alabiliriz” yanıtı alıyordu.

Sümeyye Erdoğan’ın geliş saati
Bir diğer dikkat çeken ayrıntı ise Sümeyye Erdoğan’ın İstanbul’a geldiği saatte görülüyor. Ankara’dan kalkan THY’ye ait uçağın Business Class bölümünde 1 F koltuk numarasıyla seyahat eden Sümeyye Erdoğan, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanına inerek saat 11.00 sularında Kısıklı’daki evine geçiyor. Ses kaydına göre telefon görüşmesinin geçtiği saat 11.17’de Bilal Erdoğan Başbakan Erdoğan’a Sümeyye’nin az önce geldiği bilgisini veriyor. Bu konuşmalar Sümeyye Erdoğan’ın İstanbul’a geliş saatiyle örtüşüyor.
Sponsor Reklamlar

__________________
"Dünya vatanım, tüm insanlar kardeşim ve iyilik yapmak dinimdir."

Thomas Paine
renk isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.03.14   #2247
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Kırım Rusya'yla birleşmeye

evet dedi



İLGİLİ HABERLER



ETİKETLER

Kırım - Rusya - ABD -

Kırım'da yapılan referandumun resmi olmayan sonuçlarına göre, referanduma katılanların yüzde 93'ü Rusya ile birleşmeye evet dedi.

Kırım'da bugün yapılan referandumun oy sayma işlemleri devam ederken, resmi olmayan sonuçlar açıklandı. Buna göre, referanduma katılanların yüzde 93'ü Rusya ile birleşmeye onay verdi. Rusya yanlısı Kırım halkı, Lenin Meydanı'nda kutlamalara başlarken, referandumu protesto eden Kırım Tatarları evlerine kapandı. Batı ve Amerika Birleşik Devletleri sonuca ve referandum gözlemcilerinin olumsuz bir rapor bildirmemesine rağmen referandumu tanımayacakları konusunda ısrarcı oldu.

Tepkisini ilk gösteren Beyaz Saray olurken, Rusya'nın Ukrayna için bedel ödeyeceği uyarısında bulundu.

Ardında AB Parlamento üyelerinden de referandum sonuçlarını tanınmayacağı açıklamaları geldi.

Beklendiği gibi Rusya referandumda çıkan sonuca saygı göstereceğini ifade ederken, Batı'nın zaman kazanmak için beklediği referandum sonuçlarının ardından kararlarında ve yaptırımlarında ne kadar ısrarcı olacakları konusunda tartışmalar sürüyor.

www.evrensel.net
Eklenme tarihi: 2014-03-16 20:24:01

-----------------------------------------------
SURİYEYİ ABD EMPERYALİZMİNE YEDİRMEYEN RUSYANIN,
UKRAYNA YI ABD,AB EMPERYALİZMİNE BIRAKACAĞINI SANMAK SAFLIKTIR.
Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.03.14   #2248
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


ANASAYFA » GÜNCEL

Bilal Erdoğan’dan babasına cemaate operasyon önerisi



İLGİLİ HABERLER



ETİKETLER

Ses kaydı - Tayyip Erdoğan - Bilal Erdoğan - cemaat -

Başçalan adlı twitter sitesi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan’a ait olduğu iddia edilen ses kayıtları yayınladı.
Ses kayıtlarında Bilal Erdoğan’a ait olduğu iddia edilen ses babası Tayyip Erdoğan’a “Babacığım bunlara hemen karşı bir operasyon yapılması gerekiyor. Savcılık üzerinedn cemaatin büyükbabalarının alınması gerekiyor” diyor.
Başbakan Erdoğan’a ait olduğu iddia edilen ses ise “Neyse oğlum onu karıştırma şimdi dur” diyor.
Bilal Erdoğan’a ait olduğu iddia edilen ses ise “Böyle emniyet müdürüyle, savcıyla, görevden almayla, görev yeri değiştirmekle hiçbir şey olmaz” diyor

Ses kaydının tamamını izlemek için tıklayınız

www.evrensel.net
Eklenme tarihi: 2014-03-16 18:50:00
-------------------------------------------------------
DEREBEYLİK,
PADİŞAHLIK DÖNEMİNDE OLMAYAN YAĞMA VE TALAN,
SÖZDE CUMHURİYETE DÖNÜŞEN ÜLKEMİZDE OLUYOR,
UTANÇ DUYUYOR VE TİKSİNİYORUM.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.03.14   #2249
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


16 Mart 1978

Kırmızı Haber | 16 Mart 2014 | Alt Manşet, Gündem, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Sol Haber, Üst Haberler

Yedi devrimci, demokrat öğrenci MİT’in bilgisi dahilinde ülkücülerin bombalı ve silahlı saldırısı sonucu katledildi
Beyazıt Meydanı 16 Mart 1978 günü bir katlima tanıklık etti. Yedi devrimci, demokrat öğrenci MİT’in bilgisi dahilinde ülkücülerin bombalı ve silahlı saldırısı sonucu katledildi.

İstanbul Üniversitesi Merkez Binası’ndan çıkan öğrencilere Eczacılık Fakültesi önünde 16 Mart 1978 Perşembe sabahı bombalı ve silahlı saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda Abdullah Şimşek, Baki Ekiz, Cemil Sönmez, Hamit Akıl, Hatice Özen, Murat Kurt, Turan Ören isimli yedi öğrenci katledildi. Kırkbir öğrenci yaralandı.

Daha sonra açığa çıktığı üzere, katliam planı ülkücü öğrencilerin içerisinde faaliyet yürüten istihabaratçılar tarafından, ülkücülerin 8-10 gün içinde İstanbul Üniversitesi çıkışında solcu öğrencilerin üzerine dinamit atıp, silahlı tarama yapacakları İstanbul Emniyeti’ne bilgi olarak geçilmiş.

Günümüz Türkiye’sinin Hrant Dink gibi “faili meçhul” cinayetlerinde, Gezi direnişçilerinin katledilişinde olduğu gibi 16 Mart katliamının failleri de görmezden gelinmiştir. Bugün sokaklarda terör estiren iktidarın palalıları, eli sopalıları için de aynı yol izleniyor.

Burjuvazinin iktidar geleneği benzer katliamları kendi geleceğinin sigortası olarak görür. Burjuva iktidarı parçalayacak bir çıkış olmadığı sürece de benzer saldırıların tamamen ortadan kalkması mümkün olmayacak. Fakat toplumsal duyarlılık ve tepkinin güçlenmesi, sokak hareketinin basıncı bu tür saldırıları sınırlandıracaktır.
-----------------------------------------------------------
FAŞİZM BU ÜLKENİN KADERİ OLMAYACAK.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.03.14   #2250
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


KILIÇDAROĞLU:

Gözünü dolar

doyursun ey

Başçalan!


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yolsuzluklar üzerinden AKP’ye yüklenirken Başbakan Erdoğan’ı kışkırtıcı bir dil kullandığını söyledi


Kırşehir’de halka seslenen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yolsuzluklar üzerinden Başbakan Erdoğan’a yüklenirken “Bizim 3 çocuğumuz hayatını kaybetti. Gözünden bir damla yaş düştü mü?” dedi.
Yerel seçim mitingi için Kırşehir’de konuşan Kılıçdaroğlu “17 Aralık’ta bütün gerçekler ortaya çıktı, maskeleri düştü. Türkiye bir gerçekle karşı karşıya. Cumhuriyeti soyan, devleti soyan iktidarla karşı karşıyayız” dedi. Alandaki yurttaşların “Hırsız Tayyip” sloganı atması üzerine ise “Siz öyle slogan atarsanız o gider yarın telif hakkını alır, ayrıca sizden para ister. Biliyorsunuz hayatı para üzerine kurulu’’ dedi.


‘GÖZYAŞI DÖKTÜ MÜ?’
Başbakan Erdoğan’ın Suriye ve Mısır politikalarını eleştiren Kılıçdaroğlu Suriye ve Mısır’da akan her damla kanın sorumlusunun Erdoğan olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:
“Mısır’da eylemde bir kız çocuğu hayatını kaybetti; Esma. Esma için ağladı. Eyvallah. Kimsenin ölmesini istemeyiz. Öldürülmesini istemeyiz. Esma için ağladı. Bizim 3 çocuğumuz hayatını kaybetti. Birisi Burak Can, birisi Berkin, diğeri polis Ahmet’ti. Gözünden bir damla yaş düştü mü? Yüreğinde insan sevgisi var mı? Onun gözünü dolar doyursun ne diyeyim. İnsanları birbirine düşürüyor. Sakın ola ki hiçbir zaman ayrışmayacağız. O bizi bölmek, kavga ettirmek istiyor asla bölünmeyeceğiz ve kavga etmeyeceğiz. Bu güzel topraklarda barış içinde yaşayacağız.”


YOLSUZLUĞUN BOYUTU
17 aralık operasyonuyla ortaya saçılan yolsuzlukların boyutunu da anlatan Kılıçdarğolu “85 milyon Euro 247 milyar, eski parayla 247 katrilyon. Bu para hortumlanmasaydı 2 milyon 831 bin işsizimize 8 yıl asgari ücretten maaş ödeyebilirdik. 300 bin atama bekleyen öğretmenin atamasını yapardık, bunlara 30 yıl maaş ödeyebilirdik. Her emekliye 25 bin lira eski parayla 25 milyar lira ikramiye ödenebilirdi. 6 GAP, 8 Marmaray yapılabilirdi. Yenen paranın boyutu bu” dedi.



Editör : Deniz Sarı
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Zaytung haberleri. dAbBe Komik Bölüm 33 26.03.14 22:44
Bu Yolu Sürenler Bilir Yılmaz Bakar Şiir ve Türkü-Ezgi Bölümü 0 09.01.12 11:41
“Bağımsız Türkiye” Düşünü Gerçeğe Çevireceğiz… yorum111 Alevi Konser - Alevi Dernek Etkinlikleri 3 27.03.11 00:59
Turgut Öker, AABK adına bağımsız milletvekili adayı Pir Mehmet Siyaset,Politika ve Ekonomi 8 20.02.11 09:10
Sefire Yolu Gösterin !!! akdora Mustafa Kemal ATATÜRK 0 23.05.10 00:48




Totobo Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2