Sponsor Reklamlar


PİRYOLU Bağımsız haberleri.

 Genel konular Katagorisinde ve  Pir Yolu Haber Merkezi Forumunda Bulunan  PİRYOLU Bağımsız haberleri. Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...


 
Seçenekler
Alt 15.01.14   #1931
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


ANASAYFA » İŞÇİ-SENDİKA

İşsizler ordusuna 202 bin kişi daha katıldı







İLGİLİ HABERLER

ETİKETLER

isşizlik - istihdam - işgücü - TÜİK -

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından Ekim ayı Hanehalkı İşgücü İstatistikleri açıklandı. İstatistiklere göre, Türkiye genelinde işsiz sayısı 2013 yılı Ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 202 bin kişi artarak, 2 milyon 743 bin kişiye yükseldi. İşsizlik oranı ise 0,6 puanlık artış ile yüzde 9,7 seviyesinde gerçekleşti. Tarım dışı işsizlik oranı 0,5 puanlık artış ile yüzde 11,9, 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı ise 1,2 puanlık artış ile yüzde 19,3 oldu.

TÜİK, istihdam edilenlerin sayısının 2013 yılı Ekim döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 139 bin kişi artarak, 25 milyon 648 bin kişiye yükseldiğini kaydetti. Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 294 bin kişi azalırken, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 433 bin kişi arttı.

İstihdam edilenlerin yüzde 23,5'i tarım, yüzde 19,1'i sanayi, yüzde 7,6'sı inşaat, yüzde 49,8'i ise hizmet sektöründe yer aldı. Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında hizmet ve sanayi sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 0,5 puan, inşaat sektörünün payı 0,2 puan artarken, tarım sektörünün payı 1,3 puan azaldı.

İSTİHDAM ORANI AZALDI

İstihdam edilenlerin oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,5 puanlık azalış göstererek, yüzde 46,4'den yüzde 45,9'a geriledi.

Türkiye genelinde işgücüne katılma oranı, 2013 yılı Ekim döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,2 puan azalarak yüzde 50,8 oldu. Aynı dönemler için yapılan kıyaslamalara göre; erkeklerde işgücüne katılma oranı 0,2 puanlık azalışla yüzde 71,7, kadınlarda ise 0,1 puanlık azalışla yüzde 30,6 olarak gerçekleşti.

Ekim 2013 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmadan çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 3,4 puan azalarak yüzde 36,3 oldu. Bu dönemde, geçen yılın aynı dönemine göre tarım sektöründe sosyal güvenlikten yoksun çalışanların oranı yüzde 85'den yüzde 82,9'a azalırken, tarım dışı sektörlerde ise yüzde 24,8'den yüzde 21,9'a geriledi. Sosyal güvenlik kapsamında olmayan ücretli ve yevmiyeli çalışanların oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 3,1 puan azalarak yüzde 19,9 oldu. (DİHA)

www.evrensel.net
Eklenme tarihi: 2014-01-15 11:09:24
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.01.14   #1932
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Yiyor ama

çalışıyor



Devletin kural koyucu yetkilerinin aşındırılması, serbest piyasa ekonomisinin öne çıkışı, inşaat ve yol yapımına dayalı büyüme ve ‘küçük Amerika’ olup ‘her mahallede milyonerler yaratma’ hedefi kaçınılmaz olarak yolsuzluğu da beraberinde getirecektir



Başlarken
Türkiye sağının tarihinde yolsuzluk oldukça önemli bir noktada duruyor. Sağ partilerin iktidar olma süreçlerinde kullandıkları dilden iktidar olduktan sonraki uygulamalarına kadar her noktada ‘yolsuzluk’ kavramına rastlamak mümkün. Türkiye’de çok parti döneminden itibaren belirli dönemler kesintiye uğrasa da günümüze kadar sağ partiler iktidarda. Bu iktidar süreçlerinde yer alan sağ partilerin neredeyse tamamına yakınının ismi yolsuzluklarla anıldı. Bugün kimilerince ‘demokrasi kahramanı’ olarak gösterilen Adnan Menderes’li Demokrat Parti iktidarında yaşanan yolsuzluklar çok partili dönemin ilk yolsuzluklarından. Bu dönemde yaşanan yolsuzluklar günümüzde neredeyse hiç tartışılmazken Demokrat Parti demokrasinin simgesi olarak gösterilmeye devam ediyor. Yolsuzluklar, Demokrat Parti sonrası Türkiye’sinde kendine yer bulan sağ iktidarlarca da devam ettirildi. Süleyman Demirel’in ailesinin iktidar olduğu süreçten itibaren zenginleşmesi ve kamu kaynaklarını hukuksuz biçimde kullandığı iddiası sürekli konuşuldu. ‘80 darbesi sonrasında neoliberal politikaların Türkiye ayağının ‘simge isimlerinden’ Turgut Özal’ın da ismi sık sık yolsuzluklarla anıldı. ‘Benim memurum işini bilir’ sözüyle cisimleşen Özal’ın sözü aslında politikalarının da özeti gibiydi. Özal sonrasında Türkiye siyasetinde daha görünür olan Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz da aynı yolsuzluk hikayelerinin aktörleriydi. Engin Civan ve Bedrettin Dalan’ın isimlerinin karıştığı yolsuzluklar Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluklarındandı. Dönemin bir diğer politik unsurlarından olan İslamcı yapılar hakkındaki yolsuzluk iddiaları da kamuoyunun gündemindeki yerini korudu. 2002 yılından itibaren ise iktidarı devralan AKP, ‘kayırmacı politikaları’ bir örgütlenme aracı olarak kullanmaya devam ederken hakkındaki yolsuzluk iddialarının üzerini ise ‘tek parti iktidarı’ olmasından dolayı kapattı. 17 Aralık’ta başlayan yolsuzluk operasyonu sonrasında AKP’li isimlerin karıştığı büyük yolsuzluklar kamuoyunun gündemindeyken yapılan yolsuzluklar aslında Türkiye sağının da ‘geleneğini’ yansıtıyor. Dikkatli bakıldığında Türkiye’deki yolsuzluk hikayelerinin geçmişten günümüze süreklilik arz ettiğini görmek mümkün.
Fatih Yaşlı

Sınıflı bütün toplumlarda devlet, iktisadi kaynakların ana ve esas dağıtıcısı olduğu, bu kaynaklara ulaşmanın yolu da devletten geçtiği için, bürokrasi ve siyaset her zaman potansiyel bir zenginleşme mekanizması niteliğine sahip olagelmiştir. Sermaye birikim sürecinin daha önce başladığı “gelişmiş” ülkelerde bu potansiyeli minimum seviyede tutmak ve böylelikle daha sağlıklı bir kapitalizmi var etmek için gösterilen çabalar ve önlemler büyük ölçüde sonuç vermiş, bürokratların ve siyasetçilerin konumlarını kullanarak zenginleşmeleri istisnai bir durum halini almıştır. Türkiye gibi kapitalistleşmenin geç başladığı ve dolayısıyla sermaye birikiminin de geciktiği ülkelerde halen devam etmekte olan “ilkel sermaye birikimi” süreci ise bürokrasiyi ve siyaset kurumunu hala önemli bir zenginleşme mekanizması kılmakta, sermaye-bürokrasi ve siyaset ilişkisi de bu minval üzerine şekillenmektedir. 19. yüzyılın sonlarından itibaren Türk milliyetçiliğinin ortaya çıkışıyla birlikte bir yerli ve milli burjuvazi yaratma sevdası kaçınılmaz olarak bürokrat ve siyasetçilerin aynı zamanda birer sermayedara dönüşmesine yol açarken, belli bir sermayeyi elinde tutanların da siyasete doğrudan dahil olmalarıyla sonuçlanacaktır. Bu ise kaçınılmaz olarak, çürüme ve yozlaşmayı beraberinde getirecektir.
İki örnek vermek gerekirse, Mithat Cemal Kuntay “Üç İstanbul” isimli romanında bir zamanların fedakâr ve idealist İttihatçılarının 1908 devriminin ardından nasıl birer tüccar/rantiyer/sermayedara dönüştüğünü kendine has üslubuyla ve gayet gerçekçi bir şekilde tasvir eder. Erken Cumhuriyet döneminin önemli isimlerinden Falih Rıfkı Atay ise “Çankaya” isimli eserinde, İş Bankası’nın kurulmasıyla birlikte, ki Cumhuriyetin kuruluşunun üzerinden sadece bir yıl geçmişken kurulmuştur, sermaye-siyaset-bürokrasi ilişkisinin nasıl birdenbire yozlaştığını ve ihalelerin, iş takiplerinin ve rüşvetlerin CHP kadroları içerisinde nasıl yaygınlaştığını, bu yozlaşmanın ortaya çıkardığı tipe verilen “aferist” (çıkarcı) adı üzerinden anlatır.
30’lar ve 40’ların planlı/devletçi yıllarında da 60’lar ve 70’lerin planlamaya dayalı ulusal kalkınma yıllarında da skandal mahiyetinde çok büyük yolsuzluklara rastlanmaz; ancak devlet kaynak dağıtımının ana mekanizması olmaya devam ettiği için bürokrasi ve siyaset kurumunun birer zenginleşme aracı olarak kullanımı da devam eder. Yolsuzluğun Türkiye siyasetine kesin olarak girişi ise önce Menderes döneminin liberal politikalarıyla birlikte söz konusu olur. Devletin kural koyucu yetkilerinin aşındırılması, serbest piyasa ekonomisinin öne çıkışı, inşaat ve yol yapımına dayalı büyüme ve “küçük Amerika” olup “her mahallede milyoner” yaratma hedefi yolsuzluğu da kaçınılmaz bir biçimde beraberinde getirecektir.

***
Menderes’le başlayan hortum
DP döneminden ‘tanıdık’ banka hikâyeleri


Demokrat Parti iktidarıyla birlikte 1950’li yılların Türkiye’sinde banka kurmak rağbet gören alanlardan biriydi. Menderes Hükümeti’nin birçok alanda gerçekleştirdiği ‘atılımlar’ bankacılık sektöründe de kendisini gösterdi. Banka kurmak giderek kolaylaşırken batık bankalardan kaynaklanan yolsuzluk iddiaları da dönemin en önemli gündemlerinden birisiydi.
1950’de 34 olan banka sayısı 1969’da 58’e çıkmıştı. Her köşe başında açılan pahalı lüks şubeler , dağıtılan ikramiyeler ve mevduata el altından ödenen yüksek faizler bankaları büyük külfetlerin altına soktu. Öte yandan bazı banka sahipleri de halkın parasını kendi işlerinde kullanıyorlardı. Uygulanan yöntemlerden biri kurulan paravan şirketlere kredi vermek, daha sonra bu şirketleri iflas ettirmekti. Kötü yönetim ya da yolsuzluklar nedeniyle art arda banka tasfiyeleri başladı. (…) Şüpheli kredilere yatırılmasından doğan zarar Merkez Bankası tarafından ödendi. Vatandaş ise parasını alabilmek için uzun süre beklemek zorunda kaldı. Tasfiye edilen bankaların ülkeye getirdiği 500 milyonluk mali yükün anlaşılması için 1968 yılında İngiliz şirkete ihale edilen Boğaz Köprüsü’nün maliyetinin 1 milyar 250 milyon lira olacağı yönündeki açıklamaya bakmak yeterli olacaktır. (Şafak Altun, Rüşvetten Özelleştirmeye Yolsuzluğun 100 Yıllık Tarihi)

***
Yolsuzlukları anlamak için kilit kavram: Klientalizm


Patronaj ilişkisi anlamına da gelen klientalizm Türkiye sağının yıllardır kullanageldiği bir politika. Siyasal otoritenin sunduğu hizmetler karşılığında kendisine destek sunulması çerçevesini ortaya koyan klientalist politikalar Türkiye sağı açısından seçim dönemleri başta olmak üzere her zaman can simidi olageldi. Seçim dönemlerinde ülkenin yoksul semtlerinde sağ partilerin klasik örgütlenme anlayışına paralel biçimde yürütülen klientalist politikalar kapsamında sağ partilerin siyasal iktidara yerleşmeleri durumunda, kendilerine oy veren seçmeni oy vermeyenlerden ayıracaklarını açıktan olmasa bile üstü örtülü biçimde ifade ettikleri biliniyor. Kamuda meydana gelen yolsuzluklar kayırmacılık kapsamında belirli konumlara yerleştirilen isimler aracılığıyla ‘görünmez’ kılınıyor. Üçüncü dünya ülkelerinde sıkça rastlanan klientalist politikalar, hak temelli bir yurttaşlık yerine ‘eş, dost, akraba ya da daha farklı yakınlıklar’ temelli bir ilişki biçimini kamuda hakim kılarken bu ilişki biçiminden ortaya çıkan yolsuzluklar da ‘normalleştirilir’. AKP dönemindeki makarna, kömür vb yardımlar da bu politikaların yansıması olarak bugün karşımıza çıkıyor.
***
Sınırsız liberalleşme sınırsız yolsuzluk
Yolsuzluğun ve rüşvetin iktisadi ve toplumsal yaşayışın bir parçası haline gelmesi, hatta dolaylı olarak teşvik de edilmesi, Türkiye ekonomisinin sınırsız liberalleşmeye açıldığı 24 Ocak 1980 Kararları’yla başlar. Planlamacı/kalkınmacı sermaye birikim modelinin tüm dünyada yaşadığı kriz Türkiye’yi de vurunca, yerli ve uluslararası sermaye açısından neo-liberalizm eksenli yeni bir birikim modeli kaçınılmaz hale gelmiş ve Türkiye 24 Ocak Kararları olarak anılan IMF anlaşmasıyla birlikte ihracata dayalı birikim modeline geçmiştir. Bu model esas itibariyle, yerli sermayenin uluslararası rekabet gücüne sahip olması adına maliyetlerin düşük tutulmasını gerektirir; maliyetlerin düşük tutulmasının temel yolu ise sefalet ücretine mahkûm edilmiş milyonlardır. Benzer bir şekilde devletin, uluslararası alanda rekabet gücü çok zayıf olan cılız yerli sermayeyi korumak adına teşvikler, vergi muafiyetleri ya da borçlanma gibi gelir transfer mekanizmaları yaratması da bir gerekliliktir.
12 Eylül, sefalet ücretine mahkûm edilmiş milyonların neoliberal hegemonyaya zor aracılığıyla biat etmesi adına gerçekleştirilmiştir; lakin buna bir de rıza eklenmelidir. Rızanın üretilmesi içinse elde iki araç vardır. Bunlardan birincisi İslamizasyon politikaları ve böylelikle tevekkülün hâkim kılınması; ikincisi ise “köşe dönme” zihniyetinin meşrulaştırılması ve yaygınlaştırılmasıdır. Köşe dönmenin bir yaşam felsefesi haline gelmesiyle yoksul yığınlara “size de çıkabilir” denmekte, böylelikle hem yığınların umut etmeye devam etmesi, sistemden kopmaması sağlanmakta, hem de yığınlar “suça ortak” edilerek, yani çürüme çarkının bir dişlisi haline getirilerek, suçun hesabını sormaları daha baştan engellenmek istenmektedir.

***
Hayali ihracattan hortumlamaya

1980’lerin Banker Kastelli skandalıyla açılması tesadüf değildir, çünkü halk fahiş faiz oranlarına inanarak elindekini avucundakini bankerlere yatırır ve çok geçmeden büyük skandal patlar. ANAP iktidarıyla birlikte ise “hayali ihracat” dönemi açılır. “Boş sandıkları gümrükten geçirip devletten vergi iadesi almak” diye özetleyebileceğimiz bu yöntem 80’lerin türedi zenginlerini yaratır. Üstelik bu zenginleşme biçimi kanıksanır ve halka da Özal’ın “benim memurum işini bilir” veciz ifadesiyle, eğer işini bilirse kendisinin de köşeyi dönebileceği mesajı verilir. Aynı yılların, “yiyor ama çalışıyor” sözüyle sembolize olması da tesadüf değildir. “İcraatın içinden” dönemidir söz konusu olan ve önemli olan “yemek”, yani yolsuzluk yapmak değil, bunu yaparken “çalışmak”, yani icraata devam etmektir.
Özal sonrasında, yani 90’larda köşe dönmecilik büyük ölçüde kanıksanmış, benimsenmiş, örgütsüzlük, bireycilik ve kariyerizm “yükselen değerler” olarak zaferini ilan etmiştir. 90’ların ruhunu ise “hortumculuk” temsil eder. Yolsuzluk kavramı, yerini bankaların içinin boşaltılmasını anlatmak için kullanılan hortumlamak kavramına bırakmış durumdadır. Nasıl ki 80’ler “hayali ihracat” ve Özal zenginleri demekse 90’lar da “hortumculuk” ve Demirel demektir.
İşte AKP, başka birçok nedenin yanı sıra, 80’ler ve 90’lar boyunca merkez sağın yolsuzlukla özdeşleşir hale gelmesinin bir sonucu olarak iktidara gelmiş, merkez sağın siyaset sahnesinden silinişinin yarattığı boşluğu doldurmayı hedeflemiş ve bunu büyük ölçüde de başarmıştır. Söylemini de sürekli olarak “yolsuzlukla mücadele” üzerine kurmuştur; partinin adının “AK” şeklinde kısaltılması da tam olarak bununla ilgilidir. Ancak 17 Aralık 2013 tarihli son derece zekice kotarılmış Cemaat operasyonu, bu söylem ve imajı doğrudan hedef almış ve geçmişteki merkez sağ partiler gibi AKP’yle de yolsuzluk arasında varoluşsal bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Geçmişte merkez sağ partilerin başına gelenlerin ve yaşadıkları tükenişin AKP’nin başına gelip gelmeyeceğini ise zaman gösterecektir.




Editör : birgün
-----------------------------------
YİYOR AMA ÇALIŞIYORLAR SÖZÜ,
EGEMENLERİN,
CAHİL HALK KİTLELERİNİ UYTMAK İÇİN,
SÖYLEDİĞİ SAFSATADAN BAŞKA BİR ŞEY DEGİL,
SANKİ TÜRKİYEDE SOL İKTİDAR OLMUŞ,
BU SÖZ İKİ YÜZLÜLÜĞÜN,
HARAMI MEŞRU KILMANIN,
KIVIRGAN YOLUDUR.
GENELDE,
IRKCI VE YOBAZLAR TARAFINDAN,
TOPLUMA ENJEKTE EDİLMİŞTİR.
Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.01.14   #1933
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Daha

yer miydiniz?


AKP grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, 17 Aralık yolsuzluk operasyonunu komplo olarak niteledi, Cemaat’e sert biçimde yüklendi: Acırsanız, acınacak hale gelirsiniz



Okuyucu Modunu Aç Okuyucu Modu Kapat Yazıyı Büyüt: 12 14 16 18 20

AKP ve Camaat kavgası yargı ile operasyonlar üzerinden devam ederken Başbakan Erdoğan “eski ortaklarını” topa tuttu. Türkiye’de demokratik toplumsal muhalefetin itiraz ettiği birçok politikayı Cemaat’le birlikte hayata geçiren Erdoğan dünkü grup toplantısında Cemaat’e acımayacakları mesajı verdi. Hatay’da yakalanan ve aranamayan TIR için de savcıya yüklenen Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

İHANET PROJESİ
»İhanet projenin paydaşları da derhal harekete geçiyor. Malum medya, kendilerine servis edilen, gizlilik kaydı olan bu fotoğraf ve görüntüleri yayınlamaya başlıyor. Muhalefet, hükümete yönelik saldırılara başlıyorlar. Belli sermaye çevreleri harekete geçiyorlar. İçerde ve dışarda belli odaklar derhal harekete geçiyorlar. Yıllardır hazırlığı yapılan senaryo seçime 3,5 ay kala devreye sokulmuş.
»Faiz silah savaş lobilerinin kazanacağı operasyonun yerli olabilme ihtimali var mıdır? Bu operasyon milli olan ne varsa ona kast etmiştir.

SAVCI DÜŞMANLARA MAŞALIK ETTİ
»Bu ülkenin milli istihbarat teşkilatı, Türkmen kardeşlerimize yardım götürülürken Adana’dan bir savcı bunu engellemek için elinden geleni yapıyor. Dünyanın hiçbir yerinde bir yargı mensubunun, kendi ülkesinin istihbarat mensubuna hasmane tutum olduğu görülemez. Bir ülkenin istihbaratının düşmanı harici düşmanlardır, dahili değil. Hasmane tutum kesinlikle milli olamaz. Bir savcı Adana’dan kalkıp Hatay’a geliyorsa, o savcı yasaları çiğnemiştir. Açıkça söylüyorum, kendi ülkesine değil ülkesinin düşmanlarına maşalık etmiştir.

GEÇMİŞ YARGILAMALAR MESAJI
»Bugün artık geçmişte bazı yargılamalarında üzerinde çok büyük soru işaretlerinin oluştuğu görüyoruz. Sahte ihbar mektuplarıyla, tasarlanmış ve ayarlanmış yargı mensuplarıyla insanların nasıl mahkum edildiklerini belirgin şekilde görebiliyoruz.

ACIRSANIZ ACINACAK HALE
»
Biz bunları meydana çıkarmak durumundayız. Olayın aslı şu. Acırsanız acınacak hale gelirsiniz.

YARGI VE DÜZENLEME
»Eğer muhalefet anayasa değişikliğini beraber yapalım derse, biz yasa teklifini dondururuz. Gerekirse genel kuruluna indirmeyiz.
»Parlamento içinde grupların kendi gücüne göre, aynen RTÜK’te olduğu gibi HSYK içerisinde onlar da temsil edilme imkanını bulacaklardır. Hatta hatta hakimler kurumunu ayrı savcılar kurumunu ayrı olarak da planlayabiliriz. Yani birkaç maddelik bir anayasa değişikliğini süratle geçirmemiz halinde, biz şu andaki yasal düzenleme çalışmasını dondurur, anayasa değişikliğiyle devam ederiz.

7 ŞUBAT’I CEMAAT YAPTI
»Darbenin mimarı olan örgüt, daha önce de MİT Müsteşarını tutuklayıp devre dışı bırakma girişiminde bulunmuştur. Kimin ne olduğunu gayet iyi biliyoruz. Biz buna sessiz kalmış olsaydık, benim müsteşarım kim bilir nerede olacaktı?
***
Gülen’e çete lideri denecek
Gülen Cemaati’nin kurumu olan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, tarihinde ilk kez basın toplantısı düzenledi. Başbakan Erdoğan’ın Cemaat’e yönelik eleştirilerine cevap veren GYV “Gülen’e çete lideri denecek. İş dünyasından, siyasetten onunla görüşenlere de çete üyesi, denilecek” dedi.

HAŞHAŞİ DEĞİLİZ
GYV Başkanı Mustafa Yeşil’in yaptığı basın açıklamasında Başbakan Erdoğan’ın dünkü AKP grup toplantısında Cemaat’e yönelik sarf ettiği “virüs” ve “haşhaşiler” benzetmelerine “Hiçbir zaman haşhaşiler diye tabir edilen karanlık örgüt olarak tarihe geçmiş olan, hedefleri cinayet olan ve bütünüyle toplumda bir virüs olarak tarihe geçmiş olan bu katiller topluluğuyla hizmetin telif edilmesi söz konusu olamaz” yanıtını verdi.
Yolsuzluk operasyonu sonrasında başlayan emniyetteki görevden almaları ve yargı operasyonunu eleştiren Yeşil bu durumlardan kaygı duyduklarını söyledi. “Ne olursa olsun hukukun üstünlüğü konusunda ittifak etmek durumundayız” diyen Yeşil “Ancak elde herhangi bir delil, belge olmadan, bir kitleyi itham eden söylem üretmek, milyonlarca gönüldaşı olan bir anlayışı, bir düşünceyi, çeteyle, örgütle itham etmek ve yine yapılan bütün bu faaliyetleri görmezden gelerek, alabildiğine yanlış tarihi tanımları referans vermek fevkalade üzücüdür” ifadelerini kullandı. Yeşil konuşmasında Cemaat’ye yönelik paralel yapı eleştirilerini “iftira” olarak nitelendirirken bununla ilgili belgelerin ortaya konulmadığını belirtti.

SES KAYITLARI
Fethullah Gülen’in ortaya çıkan ses kayıtları ve Bank Asya üzerinden yürüyen tartışmalara da değinen Yeşil “Sayın Gülen’e itimat ederek, ama telefon ama ziyaretle açan insanların bu noktada fikirlerini almaktan tabii ne olabilir?” dedi. Yeşil, bu konuşmaların suç gibi lanse edildiğini sözlerine ekledi.
Ortaya çıkan ses kayıtlarıyla ilgili bir soruya da cevap veren Yeşil bu ses kayıtları içerisinde bir suç unsuru bulunmadığını, Cemaat’e karşı psikolojik bir operasyon yapıldığını söyledi.


‘ÖNCEDEN PARALEL YOKTU’
Yeşil sorulara verdiği cevapları şöyle sürdürdü: “17 aralık ile başlayan yolsuzluk soruşturma davaları öncesi, paralel yapılanma örgüt dendiği zaman hiç camiaya işaret edildiğini, hatırlayanınız var mı? Benim hatırladığım paralel yapılanma dediği zaman, başbakanın üç yıl önce dediği ‘bir ülkede iki devlet söz konusu olamaz. Paralel yapıya izin vermeyiz’ dendiği zaman KCK denmişti. Örgüt dediği zaman da PKK örgütünü anlamaktadır. Ne garip ve acı tecellidir ki, bugün birileri bu iki kavramı kullandığı zaman hizmet hareketine işaret etmektedir. Varsa böyle bir şey hukuk gereğini yapması lazım.


Editör :BİRGÜN
---------------------
YİYİN EFENDİLER YİYİN,
ÇATLAYINCAYA KADAR,
TIKSIRINCAYA KADAR YİYİN,
HARAMA KARŞI EFSUNLUSUNUZ,
HARAM YEMEK SİZE GÜNAH DEGİL.!!!!!!!!!!!!!!!
AMA UTANIN
Sponsor Reklamlar

bab'ül ilim bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.01.14   #1934
renk
renk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: istanbul
Mesajlar: 1.677
Rep Puani : 80
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


İki Kıtaya Nazım..



Nâzım Hikmet’in 112. doğum gününde ünlü heykeltıraş Mehmet Aksoy’un tasarımı olan “İki Kıtaya Nâzım Hikmet Köprüsü” adlı heykel dün saat 13.00’te Akatlar’daki Sanatçılar Parkı’nda açıldı.

(soL - Haber Merkezi)

Heykeltıraş Mehmet Aksoy’un “İki Kıtaya Nâzım Hikmet Köprüsü” adını verdiği Nâzım Hikmet heykelinin açılışı saat 13.00’de Akatlar Sanatçılar Parkı girişinde yapıldı. Aksoy'un 2012’de başladığı ve 70 ton Afyon grisi mermer kullanarak gerçekleştirdiği görkemli yapıt, Nâzım Hikmet’in kıtaları birleştiren kişiliğinin simgesi olma özelliğini taşıyor. Heykel'in açılışında Enver Aysever sunuculuk yaptı. Enver Aysever, Nazım'ın insanlığına, büyük şairliğine, sanatçılığının anlatılamayacak kadar önemli olduğunu ancak esas olarak Nazım'ın emekçi dostu olduğunu, örgütlü bir toplum ve eşit yaşayan insanlar istediğini çünkü büyük insan sevgisiyle birlikte devrimci olduğunu, bunu hatırlatmak ve devrimciliğine selam yollamak istediğini söyledi.



Heykeli yapan Mehmet Aksoy, "Çok heyecanlıyım, duygularımı anlatamam. 63 yaşında Nazım öldüğünde tanıdım ben onu maalesef. Yasaktı, kulaktan kulağa konuşulurdu. Bugün parlementodaki takiyeciler, utanmadan Nazım'ın mezarını getireceğiz diye bir şeyler söylediler. Kendisi İstanbul'a hasret, seviği yer Kız Kulesi'nin karşısına dikmek istedik heykeli. İzin vermediler. Heykel ile söz sanatı bir araya nasıl gelir ben ondann öğrendim. Nazım, biz sanatçıysak, sanatımız bir aynadır diyor. Bugün Sanatçıları toplumdan, olaylardan uzak tutmaya çalışıyorlar. Öyle şey olmaz. Özgür düşünceye, sanata karşılar. Neye düşmanlarsa hayır diyeceğiz. Kars'ta yıktırılan "İnsanlık Anıtı'nı" yeniden dikeceğim. Sivas katliamında yaşamını yitirenler için, acıları anlatan bir heykel yapacağım, Madımak Otel'inin önüe dikilecek. Burada olan herkesi teşekkür ediyorum. İyi ki doğdun Nazım"

Aziz: bu pisliği akıtacağız
Nazım Hikmet Vakfı Başkanı Rutkay Aziz "Bazı toplumlarda felaketler olur. En büyük felaket güven duygusunun kaybedilmesidir. Biz böyle adaletsizlik, böyle hırsızlık, böyle yolsuzluk, bu kadarını hiç yaşamamıştık. Ama bu düşmana, bu pisliğe inat, yurtsever, barışsever büyük şair Nazım var, bu düşmanlara inat onun heykelini açacağız. Tartışmalı Heykeltıraş Mehmet iki yakayı biriktiriyor. Boğaz'a Nazım'la su akıtıyor. Her atasözünü sevmem ama bu akıllara bir atasözü getiriyor: 'Akan su pislik tutmaz' Bu pisliği akıtacağız, hepsini ayrı yerlere akıtacağız, hepimize önemli görevler düşüyor. Birlikte mücadele edelim, iyi ki doğdun şair"

Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal açılıştan dolayı çok mutlu olduğunu, Nazım Hikmet'e olan borçlarını ödemek istediklerini ve ona bu güzel heykeli hediye ettiklerini söyledi.

Heykelin açılışını yazar Yaşar Kemal yaptı. Yaşar Kemal Nazım'ın herşeyden önemli ve büyük olduğunu, onun için çok bişey demeye gerek olmadığını söyledi.
Sponsor Reklamlar

bilgeyol bunu beğendi.
__________________
"Dünya vatanım, tüm insanlar kardeşim ve iyilik yapmak dinimdir."

Thomas Paine
renk isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.01.14   #1935
renk
renk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: istanbul
Mesajlar: 1.677
Rep Puani : 80
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Afyon Valisi'nden taciz açıklaması: Abartıldığı gibi 30-40 kişi değil


Afyonkarahisar Valisi İrfan Balkanlıoğlu, Afyonkarahisar Kız Yetiştirme Yurdu ile ilgili cinsel istismar haberlerine ilişkin yaptığı konuşmada, "istismardan 2 kişi tutuklanmış. Abartıldığı gibi 30-40 kişi yok" dedi.

Afyonkarahisar Valisi İrfan Balkanlıoğlu, Afyonkarahisar Kız Yetiştirme Yurdu ile ilgili basında çıkan "Yetiştirme yurdu kızlarına fuhuş tuzağı" başlıklı haberlere ilişkin, "Emniyet kayıtlarında doğru olan bilgiler var. Söz konusu olay 3 ay önce olan bir hadise. İhmal ve istismara uğrayan yaşı küçük 3 kızımız bulunuyor. 16 Ekim 2013 tarihinde Ö. H. adlı kızımızın istismarı nedeniyle 2 kişi, A.A. isimli kızımızın istismarından da 2 kişi tutuklanmış. Abartıldığı gibi 30-40 kişi yok" dedi.

AA'nın haberine göre, yaşı küçük çocukların istismar edilmesinin kendilerini çok üzdüğünü dile getiren Balkanlıoğlu, şöyle devam etti:

"Afyonkarahisar'da kız yetiştirme yurdu kapanalı 1,5 ay oluyor. Söz konusu yurt, resmi olarak da yılbaşında tamamen kapatıldı. Problemli tipler artık başka şehirlere gözlem ve rehabilitasyon merkezlerine gidiyor. Bizim buradaki çocuklarımız, evlerde kalıyorlar. Başlarında onlara sahip çıkan son derece iyi eğitimli annelerinin nezaretinde, değerlerine bağlı olarak yetişiyorlar. Bunlar tamamen eski haberler. Bu çocuklar, daha sıkı gözlemlerin yapıldığı rehabilitasyon merkezlerinde barındırılıyorlar. 'Devletin koruması altında kalan çocukların böyle çok fazla istismara uğruyorlar, fuhuş çetelerinin tezgahına düşüyorlar' diye bir şey yok. Bu haberlerin tamamı 3 ay öncesine ait. 3 kızımızın başına gelen hadisede bir anda olmuş değil, 2013 yılı boyunca olan hadise."

Abartıldığı 30 kişi yok
Balkanlıoğlu, olayla ilgili 30 tutuklama olduğu iddiasının hatırlatılması üzerine, "Emniyet kayıtlarında doğru olan bilgiler var. Söz konusu olay 3 ay önce olan bir hadise. İhmal ve istismara uğrayan 3 çocuk bulunuyor. 16 Ekim 2013 tarihinde Ö. H. adlı kızımızın istismarı nedeniyle 2 kişi, A.A. isimli kızımızın istismarından da 2 kişi tutuklanmış. Abartıldığı gibi 30-40 kişi yok. Kurum personelinden bu işe müdahil olan yok. Bir kişi hakkında şüpheler oluşmuş, şirket elamanı olarak çalışan o şüphe edilen şahısta acaba dahil olmuş olabilir mi? diye savcılığa suç duyurusunda bulunulmuş. En ufak endişe edilen şahıs dahi buralarda barınamayacağı için işten çıkarılmış. Olay bundan ibaret" diye konuştu.
Sponsor Reklamlar

bilgeyol bunu beğendi.
__________________
"Dünya vatanım, tüm insanlar kardeşim ve iyilik yapmak dinimdir."

Thomas Paine
renk isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.01.14   #1936
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Maraş'ta Kürt ve
sosyalist öğrencilere
yönelik saldırılar sürüyor








İLGİLİ HABERLER

ETİKETLER

Maraş Sütçü İmam Üniversitesi - ülkücü saldırılar -

Maraş Sütçü İmam Üniversitesi Avşar Kampüsü'nde Kürt ve sosyalist öğrencilere yönelik başlayan saldırı ve linç olayları ikinci gününde devam ediyor.
Üniversite kampüsünde dün öğlen saatlerinde yaşanan kavganın ardından akşam saatlerinde Kürt ve sosyalist öğrencilerin evlerine yönelik saldırılar gerçekleştiren ülkücü gruplar, kapılarını kırarak girdikleri evlerde kalan öğrencilere saldırdı. Bıçaklı saldırılarda 9 öğrenci yaralandı.

Gerçekleştirilen saldırıların ardından kaçan ülkücü grupların yakalanması için polise verilen eşgallere rağmen hiçbir saldırgan yakalanmadı. Bu durum öğrencilerin can güvenlikleri konusunda tedirginliğe yol açtı. Polisin hiçbir önlem almaması üzerine öğrenciler, saldırılara karşı kendi güvenliklerini sağlamak için geceyi 4-5 evde bir araya gelerek geçirdi.

Can güvenlikleri olmadığı için bugün okula yine gruplar halinde gidip gelen öğrencilerden 5'i Fen Edebiyat ve İktisadi ve İdari Birimler Fakültesi arasında bulunan alanda oturdukları sırada, ortada hiçbir gerekçe yokken polislerin coplu saldırısına maruz kaldı.

Öğrencilerin can güvenliklerinin kalmadığını gösteren bir olay da bugün akşam saatlerinde yaşandı. Dünkü saldırılarda yaralanması üzerine bugün kontrol için bir arkadaşının nezaretinde yeniden Maraş Devlet Hastanesi'ne giden bir öğrenci, yine 15-20 kişilik bir ülkücü grubun saldırısına maruz kaldı. (Maraş/DİHA)

www.evrensel.net
Eklenme tarihi: 2014-01-15 23:30:49

-----------------------------------------
BİZ ALEVİLER,
MARAŞI İYİ TANIRIZ.!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.01.14   #1937
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Roboskîli

Serhat ve

Naif Encü'nün sağlık durumları iyi









Roboski - Şırnak - Serhat Encü - Uludere - Naif Encü -

Şırnak'ın Uludere ilçesi Roboskî köyünde bugün askerle halk arasında yaşanan gerginlik sırasında yaralanan 17 yaşındaki Serhat Encü hayati tehlikeyi atlattı.
Kaldırıldığı Şırnak Devlet Hastanesi'nde ameliyata alınan Encü'nün ameliyatının başarılı geçtiği belirtildi. Encü, hastanenin yoğun bakım ünitesine alındı. Encü'nün tedavisi devam ediyor.
Olayların son bulmasınının ardından Naif Encü (60) isimli yurttaş da kalp krizi geçirmişti. Olay yerine gelen ambulansla Şırnak Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Naif Encü'nün hastanede müşahade altına alındığı ve durumunun iyi olduğu öğrenildi.
KÖYE DÖNDÜLER

Öte yandan karanlığın çökmesiyle olayların sona erdiği köyde, köylüler olay yerindeki bekleyişini bir süre devam ettirdi.
BDP PM üyesi Ferhat Tarhan, Şırnak İl Eş Başkanı Baki Katar, BDP Merkez İlçe Örgütü Başkanı Üzeyir Kılınç, BDP Uludere İlçe Eş Başkanı Yunus Ürek ve İl Genel Meclis Başkanı Erşad Ediş'in de aralarında bulunduğu BDP heyeti, Şırnak Valisi İpek ile görüştü. Vali İpek'in iş makinelerinin çalışmayacağını söylemesi üzerine köylüler Roboskî'ye döndü. (Şırnak/DİHA)
Roboskîlilere saldırı: 1 yaralı - http://www.evrensel.net/haber/76414/...l#.Utbb3_u6rxU

www.evrensel.net
Eklenme tarihi: 2014-01-15 21:05:00
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.01.14   #1938
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


‘Kırmızılı Kadın’a gaz sıkan
polise kötü haber



Kırmızı Haber | 15 Ocak 2014 | Alt Manşet, Gündem, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Son Dakika

Gezi’de ‘Kırmızılı Kadın’a gaz sıkan polis için meslekten men ve hapis istemi…

Gezi Parkı eylemlerinin sembolü haline gelen “Kırmızılı kadın ” Ceyda Sungur’a biber gazı sıkan polise dava açıldı. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Adnan Çimen tarafından hazırlanan iddianamede 23 yaşındaki polis Fatih Zengin hakkında “görevi kötüye kullanmak” suçlamasıyla 2 yıla kadar hapis cezası istendi. Savcı, polis Zengin’in meslekten çıkarılmasını da istedi.
‘HİÇBİR UYARIDA BULUNMADI’

Milliyet gazetesinden Musa Kesler’in haberleştirdiği 9 Ocak 2014 tarihli iddianameye göre 28 Mayıs 2013’te İTÜ Taşkışla kampüsü civarlarında ve Gezi Parkı’nda çok sayıda göstericinin katıldığı bir eylem düzenlendi. Bu bölgede görevli polis memuru Fatih Zengin, Ceyda Sungur’a ve yanındakilere hiçbir uyarı yapmadan biber gazı sıktı. Savcılığın değerlendirmesine göre Zengin, bu şekilde hareket ederek, “Toplumsal Olaylarda Görevlendirilen Personelin Hareket Usul ve Esaslarına Dair Yönerge” ile “Göz Yaşartıcı Gaz Silahları ve Mühimmatlarını Kullanım Talimatı”na aykırı hareket etti.
İddianamede Savcı Adnan Çimen, bilirkişi raporunu da dikkate alarak, polisin suç oluşturan davranışlarını da ayrıntılı olarak anlattı. Savcıya göre polis Zengin, Ceyda Sungur’a bir metreden daha az mesafeye kadar yaklaştı, yüzünü hedef aldı, uyarı yapmadan biber gazı sıktı, gazdan etkilenen Sungur arkasını dönmesine rağmen gaz sıkmaya devam etti, aynı şekilde diğer kişilere de gaz sıktı ve hatta tekme attı. Sungur, olay öncesi ve sonrasında herhangi bir taşkınlık yapmadığı halde bu muameleye maruz kaldı.

Sembol oldu
Taksim Gezi Parkı’nda olayların başladığı ilk gün, Reuters muhabiri Osman Örsal’ın çektiği “kırmızılı kadın” fotoğrafı, simge haline gelmişti. Fotoğrafın medyada yer almasının ardından “kırmızılı kadın”ın İstanbul Teknik Üniversitesi, Şehir ve Bölge Planlamacılığı Bölümü’nde asistan olarak görev yapan Ceyda Sungur olduğu anlaşılmıştı. Ceyda Sungur, “mevzunun kendisi ve bu fotoğraf üzerinden şekillenmesini istemediğini” dile getirmiş, “Burada bir sürü insan nöbette, onlar da gaz yediler, benden bir farkları yok” demişti.

------------------------------
İNANSAKMI ACABA!!!!!!!
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.01.14   #1939
bab'ül ilim
bab'ül ilim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: TERCAN
Mesajlar: 429
Rep Puani : 50
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


"1 numara çete reisi Başbakan"

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın HSYK’da “RTÜK” modeli önerisine, “Benim bir tavsiyem olacak Başbakan’a, partili hakim, parti kontenjanından hakim istiyorsa Başbakan’a diyorum ki hakim olmasına da gerek yok, madem artık cozuttunuz işi, parti tüzüğüne parti programına hakim olsun yeter. Onlar gerçekten partinin il başkanı gibi olurlar" dedi. İnce, “Bütün bu çabaların amacı bir numaraya gitmemesi içindir” derken, “Bir numara kim?” sorusuna da “Çete reisi, Başbakan” yanıtını verdi.


ANKARA- CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.

İnce, suç duyurusuna ilişkin şöyle dedi: “Başbakan yargıda çete var, diyor. Başbakan örgüt var, diyor. Yargı bir örgüt tarafından teslim alınmıştır, diyor. Peki, bu açıklamalar doğruysa Başbakan gereğini yapmış mıdır? Bu konuda ne yapmıştır? Başbakan gereğini yapmamış ise görevini suistimal etmiştir. Yargılamayı etkilemiştir ya da iftira atmıştır. O zaman hal böyle ise Cumhuriyet savcısının Başbakan hakkındaki fezlekesinin Meclis’e gelmesi gerekir. Hangisi doğru bunların? Başbakan doğru söylüyorsa görevini yapmalıdır. Başbakan’ın amacı bir çeteyi çökertmek değil, Başbakan’ın amacı HSYK içinde kendine bağlı bir çete yaratmak. Bu HSYK’yı Başbakan kurduğuna göre orada da çete varsa çete reisi Başbakan’ın kendisidir.”

RTÜK MODELİNE YANIT VERDİ
İnce, Başbakan’ın HSYK’da RTÜK modeli önerisine değinerek şöyle dedi: “Şimdi partili hakime doğru gidiyor tartışmalar. Benim bir tavsiyem olacak Başbakan’a, partili hakim, parti kontenjanından hakim istiyorsa Başbakan’a diyorum ki hakim olmasına da gerek yok, madem artık cozuttunuz işi, parti tüzüğüne parti programına hakim olsun yeter. Hakim olmasına gerek yok, parti tüzüğüne hakim olsun yeter. Mesela HSYK üyelerini partiler kurultaylarında seçsinler. Nasıl genel başkan seçiyoruz, bir de orada HSYK üyeleri seçilsin. Biz paralel devlete de parti devletine de karşıyız. Biz diyoruz ki Adalet Bakanı ve Müsteşarı burada olmasın diyoruz. Başbakan diyor ki Adalet Bakanı’nın yetkileri artırılsın.”

CHP’NİN YANITI NE OLACAK?
AKP’nin HSYK konusunda dün yaptığı ziyareti hatırlatan İnce, şöyle devam etti: “Dün bize ziyarete geldiler, anayasa değişikliği için. Ne kadar samimiyetsiz olduklarını ne kadar devlet ciddiyetinden uzak olduklarını bir göstergesidir bu. Bir taraftan geliyorsun ana muhalefet partisine, bir teklifte bulunuyorsun, biz de dedik ki kendilerine Perşembe sabahı MYK’mız var, Parti Meclisimiz var, partinin yetkili organlarında bunu görüşelim. Size cevap verelim dedik. Böyle bir teklifle gelen iktidar partisinin ne yapması gerekir, komisyondaki görüşmelerin durdurulması gerekir. Samimi bir insanın, siyasetin kurallarını öğrenen bir insanın bunu yapması lazım. Eğer siz ana muhalefet partisine bir teklif ile gitmişseniz o yasanın görüşmelerini durdurmanız lazım, bu nezaketi göstermeyen, devlet ciddiyetinden uzak bir yapıya partimin yetkili kurulları yarın ne cevap verir, onu bilemem, peşin peşin konuşmak istemem.”

“BAŞBAKAN’IN BU CÜMLESİNİ TAMAMLAYAYIM”
Bir basın mensubunun, “Başbakan dün ‘Haşhaşiler’ ifadesini kullandı, ne diyorsunuz?” sorusuna İnce, “Haşhaşilere ne istediler de vermedik ben de Başbakan’ın bu cümlesini tamamlayayım o zaman” dedi.

İnce, “AKP’liler Sayın Başbakan’dan söz ederken ne diyorlar, ‘beyefendi’ diyorlar değil mi. Bir beyefendiye böyle tanımlamalar yakışır mı? Bir kere Başbakan beyefendi değil. Bu tanımlamaları hoş bulmam. Beyefendiye böyle tanımlamalar yakışmaz diyorum” diye konuştu.

“PARTİNİN İL BAŞKANI GİBİ OLURLAR”
“HSYK ile ilgili RTÜK modeline ne diyorsunuz?” sorusuna da İnce, “Madem böyle partilerin kontenjanı olacaksa hakim yargıç olmasına gerek yok, parti tüzüğüne hakim olsun. Hiç de doğru bulmam. Türkiye’de o uzlaşı kültürü yok, onlar gerçekten partinin il başkanı gibi olurlar. Sağlıklı bulmam” dedi.

“YÖK benzeri bir öneride bulunduğunuz ifade ediliyor, ne diyorsunuz?” sorusuna ise İnce, “Bunları tartışmak için erken. Yarın MYK, PM ne karar verecek önce, konuşalım mı diyecek, konuşmayalım mı diyecek, gerek yok, bunlar samimi değil, bir taraftan bize böyle bir teklifle gelirken diğer taraftan yasa görüşmelerine komisyonda devam ediyorlarsa bunlarla görüşülecek bir şey yok derlerse böyle bir karar çıkarsa o zaman bu tartışmaların hepsi anlamsız olur. Önce görüşüp görüşmeme konusu var.”

Bir soru üzerine İnce, “Yok bir taraftan teklifle gelecek diğer taraftan görüşmelere devam edecek onu orada sopa gibi tutacak, bu siyaseten doğru bir tavır değil” diye konuştu.

“BÜTÜN BU ÇABALARIN AMACI BİR NUMARAYA GİTMEMESİ İÇİNDİR”
İnce, “2 binin üzerinde polisi görevden aldılar, bütün bu uğraşları çabaları nedir, bir numaraya gitmesin diyedir. Bütün bu çabaların amacı bir numaraya gitmemesi içindir” derken, "Oğlunu makam arabasına alıp da hukuk devletine meydan okuma, meydan okuyorsun sen. O bir meydan okumadır" diye konuştu.

İnce, hukuksuz dinlemelere karşı olduklarını belirterek, “Türkiye’de ne yazık ki kötü günler için kaset biriktiriyorlar artık” dedi.

Bir soru üzerine İnce, “Yeniden yargılamaya gerek yok. Suçlu olduklarına inanmıyorum” ifadelerini kullandı.

“BAŞBAKAN DA JETON BİRAZ GEÇ DÜŞÜYOR”
Bir basın mensubunun, “Başbakan, insanlar sahte delillerle yargılandı dedi, ne diyorsunuz?” sorusuna İnce, “Başbakan da jeton biraz geç düşüyor, köşeli demek ki, yuvarlak jeton kullanmasını tavsiye ederim, köşeli kullanmasın” diye konuştu.

“Dinlemeyi yapabilecek teknoloji kim de var?” sorusuna da İnce, “Bu çok tehlikeli bir soru. Benim uzmanlık alanıma girmiyor. Ben dinlesem dinlesem müzik dinlerim” yanıtını verdi. “Bir numara kim?” sorusuna da İnce, “Çete reisi, Başbakan” yanıtını verdi.
Sponsor Reklamlar

__________________
Nur-ı Nebi, Kerem-i İmam-ı Ali, Pirimiz Hunkar Hacı Bektaşı Veli, gerçekler demine hû
bab'ül ilim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.01.14   #1940
bab'ül ilim
bab'ül ilim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: TERCAN
Mesajlar: 429
Rep Puani : 50
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Erdoğan'ın da ses kaydı ortaya çıktı




Artı 1'de yayınlanan ve Can Dündar'ın sunduğu Canlı Gaste adlı programda Erdoğan'ın da "tapelerde" olduğuna yönelik bir haber yayınladı.





İSTANBUL-Yolsuzluk operasyonu kapsamında Başbakan Erdoğan'ın da dinlendiği ve polis tarafından takip edildiği ortaya çıktı.

Canlı Gaste'de yayınlanan programında Gazeteci Yavuz Oğhan, "Polis Başbakan'ı dinliyor. Bir ülkede bundan büyük ne haber olabilir ki? Erdogan'ın dinlendiğini, takip edildiğini net olarak anlıyoruz. Bu kayıtlar bir sene bekletilmiş" dedi.

Erdoğan'ın ses kayıtlarında Beykoz'daki orman arazisine ilişkin talimat verdiği belirtiliyor.

İşte ARTI1'de yayınlanan o kayıtlar ve haber:

Konu özel orman arazilerinde yapılaşma. telefonun bir ucunda Başbakan Erdoğan var, Diğer ucundaysa ikinci yolsuzluk soruşturmasında savcının gözaltına almak istediği ancak polis engeline takıldığı BİM marketlerinin sahibi Latif Topbaş var.

Latif Topbaş: Abi bu şey çıkacak mı yav 6, %6 meselesi diyordunuz. ihtimali var mı onun.

Başbakan Erdoğan: Tabi, tabi

Latif Topbaş: iyi hayırlısı bakalım

Başbakan Erdoğan: Bunu %6 şeyde de irtifadan da 9.50 altında kalıyor, denizden 9.50

Latif Topbaş: Anladım, anladım Allah razı olsun ağabeycim

Başbakan Erdoğan: Şey gelmiş galiba

Latif Topbaş: Evet evet bizdeydi 2 gündür beraberiz elhamdülillah

Konuşma geçen yıl 8 şubatta geçiyor. simpaş'ın sahibi avni çelik ile kiptaş'ın genel müdürü ismet yıldırım konuşuyor. konu özel orman arazilerinde yapılaşma biçiminin değiştirilmesi için çıkarılacak kanun. kiptaş genel müdür sonuçtan emin, Başbakan ile görüşüldüğünü söylüyor ve simpaş'ın sahibine arazi almasını tavsiye ediyor.

Polis fezlekesinde bu durumu anlatabilmek için bir telefon dinleme tapesi daha yer alıyor. o tape'de konuşanlar SİMPAŞ inşaat firmasının sahibi Avni Çelik ile belediyenin toplu konut yapan şirketi KİPTAŞ'ın genel müdürü İsmet Yıldırım. Avni Çelik, İsmet Yıldırım dan yüzde altı konusunda yargıtayın verdiği kararın yasa ile değiştirilip değiştirilemeyeceğini öğrenmeye çalışıyor. Aldığı yanıt son derece çarpıcı !

İsmet Yıldırım: Kanun çıkartıyoruz abi kanun... bu torba yasasına giriyor, Tayyip bey ile görüştük bu konuyu uzun uzadıya... kanun olayından sonra işler daha kolaylaşacak, bu danıştay mı yargıtay mı iptal etti? bir takım şeyler koydu, dedi ki, işte yüzde 6'lık kesim atıyorum, yüz dönüm arazide 6 dönümü kullanırsın diye anormal bir karar verdi. artı kanuna şeyi de koyuyoruz, yollar ve otoparklar hariç diye, onu takip ediyorum, ben bakanımızla, su bakanımız Veysel abi ile.

Avni Çelik: Yer alayım mı?

İsmet Yıldırım: Alabilirsin abi

Avni Çelik: Böyle bir yer alayım mı?

İsmet Yıldırım: Şerefle alabilirsin abi

Avni Çelik: Yani sonucu kesin gözüküyor mu? Eğer o şekildeyse yaramaz. Mevcut hali ile işime yaramaz.

İsmet Yıldırım: Pazarlığını yap, birkaç ay sabrederek yap. Alıp almamakta serbestlik gibi bir şey ile al adamdan. o kanun bir iki ayda çıkacak. O zaman rahatlarız. Öbür türlü yine şeyden izin çıkacak, yani kanun çıktıktan sonra olsa olmasa bana göre değil, yani bakanlık vermese vermeyebilir yani.

Avni Çelik: Yok, o ayağını çözeriz de, yasa engel olmadığı sürece

İsmet Yıldırım: Yasadan sonra pahalılaşır mı?

Avni Çelik: Yani epeydir müzakere ediyorlar, 500 dönüm bir yer. ya bugünlerde alacağım ya da almayacağım.

İsmet Yıldırım: Abi al dursun. bunun önü açılacak abi. bana göre öyle

Avni Çelik: Kanun teklifinde ekip mutabık mı?

İsmet Yıldırım: Tabi tabi yani şey yok bir problem yok kanunda abi biz onu bekliyoruz kanunu biz takip ediyoruz

Polis bütün bu bilgileri fezlekesine yerleştirdikten sonra şöyle diyor: 'beykozda yapılaşma için danıştay engelinin yasa ile aşılacağı bilgisi üzerine bölgeden 500 dönüm gibi büyük arazilerin kanundan önce alınabilmesi için çete üyeleri arasında görüşme trafiği başlıyor, görüşmelerde 'kanun çıkarıyoruz abi kanun, bu torba yasaya giriyor' şeklinde müjdelerin verildiği görünüyor. yani polis bu istihbaratı çete içinde rant amaçlı paylaşım olarak değerlendiriyor.
Sponsor Reklamlar

__________________
Nur-ı Nebi, Kerem-i İmam-ı Ali, Pirimiz Hunkar Hacı Bektaşı Veli, gerçekler demine hû
bab'ül ilim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Zaytung haberleri. dAbBe Komik Bölüm 33 26.03.14 22:44
Bu Yolu Sürenler Bilir Yılmaz Bakar Şiir ve Türkü-Ezgi Bölümü 0 09.01.12 11:41
“Bağımsız Türkiye” Düşünü Gerçeğe Çevireceğiz… yorum111 Alevi Konser - Alevi Dernek Etkinlikleri 3 27.03.11 00:59
Turgut Öker, AABK adına bağımsız milletvekili adayı Pir Mehmet Siyaset,Politika ve Ekonomi 8 20.02.11 09:10
Sefire Yolu Gösterin !!! akdora Mustafa Kemal ATATÜRK 0 23.05.10 00:48




Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2