Sponsor Reklamlar



 
Seçenekler
Alt 13.11.13   #1511
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Zana: Barzani ziyareti anlamlı ve değerlidir

Leyla Zana genel kurula pantolonla gelerek bir ilke imza attı.




Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana, Mesut Barzani'nin Cumartesi günü Başbakan Erdoğan'la Diyarbakır'da görüşmesini değerlendirdi.
Zana; "Bu ziyaret anlamlı ve değerlidir. Hiç kimse bu ziyarete seçim yatırım gözüyle bakmamalıdır. Önemli ve kalıcı olması gereken süreçtir. Bu ortak geziyi selamlamak gerekir" dedi.
Öte yandan Zana, Genel Kurul'da kadın milletvekillerinin çalışmalara ceket ve pantolonla gelmelerine imkan veren içtüzük değişikliği teklifi görüşmelerine pantolonla katıldı. Pantolon tartışması başörtülü milletvekillerinin Meclis'e geldiği gün, CHP 'li Şafak Pavey'in yaptığı konuşma ile gündeme gelmişti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan konuya ilişkin yaptığı açıklamada "Bu kadar şeyden sonra pantolon filan hallolur…" demişti.(ANKARA)

BDP PROTESTO EDECEK
BDP Diyarbakır İl Örgütü, Başbakan Erdoğan’ın Diyarbakır’a geleceği ve Federe Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesut Barzani ile görüşeceği 16 Kasım’da protesto gösterisi yapacak. Barzani’nin gelişinin Rojava’daki gelişmelerle ilgili olduğunu söyleyen BDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan Başbakan Erdoğan’a “Sizin propagandanızı Diyarbakırlılar dinlemeyeceklerdir. Diyarbakırlılar ‘Barış için ne yaptın’ diye soracaklar” sözleriyle yüklendi. (DİYARBAKIR)
evrensel
-------------------------------------
BUNLAR BOŞ HAMLELERDİR,
MECLİSTE MUHATTAP OLACAĞIN PARTİ,
ELİNDE TUTUKLU ÖRGÜT LİDERİ VARKEN,
BARZANİYLE GÖRÜŞMEK,
UYMADIĞIN BARIŞ SÜRECİNİ SULANDIRMAKTIR.
ÇOBANIN GÖNLÜ OLSA

TEKEDEN SÜT ÇIKARIR SÖZÜ,
İNSANIN AKLINA GELİYOR,
ZANAYA KATILMAK MÜMKÜN DEGİL.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.11.13   #1512
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Tunceli Üniversitesi açıldı ama elektrikleri kapalı!







-

Tunceli Üniversitesi sonunda açıldı! Açılışı sürekli ertelenen Üniversite, eksiklikleriyle beraber eğitim öğretim yılına başladı. Diğer üniversiteler vize haftasına girerken Üniversitesinin yeni açılıyor olması ise öğrencilerde tedirginlik yaratıyor. İnşaatın devam ediyor olması, kaloriferlerin henüz yanmıyor olması, aydınlatmanın olmaması ise daha birçok sorunun habercisi gibi. İkinci öğretim öğrencileri aydınlatmanın olmamasından dolayı karanlıkta ders işlemek zorunda kalıyorlar. Kaloriferlerin yanmaması ise öğrencilerin soğukta eğitim görmesine neden oluyor.
‘YURTSUZ KALDIK’

Tunceli Üniversitesini yeni kazanan öğrencilerin en büyük ortak sorunu ise barınma sorunu. Birinci Sınıf Öğrencisi Yıldız ev kiralarının pahalı olması nedeniyle uzakta bir ev kiraladıklarını. Bu durumda da ulaşım sorunu yaşadıklarını söyledi, “Okulun temizliği hâlâ duruyor, daha birçok eksikliği var” dedi.
Yeni kayıt yaptıran 1. Sınıf İşletme Öğrencisi Hasret Kanat da okula kayıt yaptırıp da yurt çıkmayan öğrencilerden. “Evsiziz, yurtsuzuz, ne yapacağımızı hangi koşullarda yaşayacağımız bilmiyoruz” diyen Kanat, Başbakanın öğrencilerin barınma sorununu çözmeden “kızlı-erkekli” ev gündemi yaratmasına ise tepkili. Özel yurtların ateş pahası olduğunu söyleyen Kanat “En ucuzu 350 TL, ev kiraları ise hayli yüksek” dedi.
Ankara’dan gelen Heval Yılmaz Temel de eğitimin sıkıştırılması ile birlikte çeşitli sorunları taşıyacağını düşünüyor. Arkadaşının evinde kaldığını söyleyen Yılmaz’a da yurt çıkmamış. Başbakana tepkili olan Yılmaz, “Başbakan bunları söyleyeceğine önce gelip burada öğrencinin halini görsün” dedi.
İnşaat Mühendisliği 1. Sınıf Öğrencisi Serhat ise geciken öğretim yılına tepkisini “Bütün üniversitelerde vizeler başladı ama bizim daha eğitim başlayacak mı başlamayacak mı bu bir muamma içerisinde. Üstelik kampüsün daha bir sürü eksikliği var, daha inşaat halinde, daha çevre düzenlemesi yok” diye konuştu. (Dersim/EVRENSEL)
www.evrensel.net
Eklenme tarihi: 2013-11-14 06:07:21
-------------------------------------------------]

hoş zaten tunceliye DERSİME ünveriste

fetullahın tarikatlarının cirit atması için açıldı,

oralara yurtlar açmak için,

alevi isimleri kullanılarak,

özelfetullahcı ilk öğretim okulları açmak için

DERSİME ünveriste açıldı,

söz gelmişken tuncelinin ismini DERSİM,

ünveristesinin isminide,

PİRSULTAN ABDAL ÜNVERİSTESİ OLARAK DEGİŞTİRSİNLER.
Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (14.11.13 Saat 11:22 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.11.13   #1513
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Arif Doğan:

JİTEM'in şu anda bile 10 bin elemanı var





Felat Bozarslan

Diyarbakır'da devam eden 16 sanıklı JİTEM davasında talimatla tanık olarak alınan ifadesi okunan emekli Albay Arif Doğan, JİTEM'in şu anda bile 10 bin elemanı ve 5 arşiv sorumlusunun olduğunu söyledi. 1990 yılından sonra donmaya bırakılan JİTEM'in personel sayısını da veren Doğan, "10 bin erkek, 650 bayan, 20 doktor, 30 da erkek ve bayan hemşire vardı. Bunların görev yeri tüm Türkiye genelidir" dedi.

Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak'ta çeşitli tarihlerde birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemini gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da bulunduğu 16 sanıklı JİTEM davasına devam edildi. Diyarbakır 6'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 16 sanığın katılmadığı duruşmada ilk olarak dosyaya gelen evraklar okundu. Mahkeme, gelen evraklara göre haklarında yakalama kararı bulunan 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım, Fethi Çetin, 'Hacı Hasan' kod adlı İbrahim Babat, Mehmet Zahit Karadeniz ve Muhsin Gül'ün yakalanamadığını belirtti.

Mahkeme, İstanbul 15'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde tanık sıfatıyla ifadesi alınan emekli Albay Arif Doğan'ın açıklamasının da dosyaya ulaştığını belirtti. Dosyaya ulaşan ifade metninde JİTEM'in yapılanmasını anlatan Arif Doğan, daha önce Cumhuriyet Savcısı Zekeriye Öz'e 3 gün boyunca ifade verdiğini söyledi.

İfadesinde Diyarbakır 6'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki JİTEM dosyasında yargılanan kişilerin çoğunu tanığını belirten Doğan, "Birçoğu itirafçıdır. Jandarma sırasıyla bir Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı, iki Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı olmak üzere denemek amacıyla iki ayrı yapı kurmuştur. JİTEM bu ikinci kuruluşun göbeğinden çıkarılmıştır. Operatif istihbarat yapma amacıyla kurulmuştur. Bunu ben kurdum. Bu kuruluş Jandarma Genel Komutanı onaylı değildi. Deşifre edilmesine tahammül yoktu. Elemanlarını Türkiye genelinden ben seçtim. 10 bin erkek, 650 bayan, 20 doktor, 30 da erkek ve bayan hemşire vardı" dedi.

'ARŞİVDE 10 BİN KİŞİNİN KOD ADLARI KAYITLIDIR'

JİTEM elemanlarının görev alanının yönerge gereği Türkiye geneli olduğunu belirten Doğan, "Ben bu kişilerle ilgili hiç kimsenin bilmediği bilgileri bilmekteyim. Örneğin Hacı Hasan isimli 'Mete' kod adlı İbrahim Babat, Suriye Kamışlılı'dır. Ana hareketli birliği çok iyi bilen siyasi komiserdir. Agit'in birliğinden kaçarak gelip, itirafçı olmuştur. JİTEM'in içinde itirafçı ve asker yoktur. Ama Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı ve Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı içerisinde hem itirafçı, hem asker bulunmaktadır. İtirafçılardan pratik olarak değil, teorik olarak faydalanılmıştır. JİTEM 1990 yılından sonra donmaya bırakılmıştır. Şu anda bile JİTEM'in 10 bin elemanı, 5 tane arşiv sorumlusu vardır. Arşivde 10 bin kişinin kod adları kayıtlıdır. Fethi Çetin kahraman bir istihbaratçıdır. Bir olayda ölümü pahasına PKK militanını etkisiz hale getirmiştir. Ali Ozansoy, ilkokul öğretmeni olup, bize PKK'yı tanıtan kişidir. Çok zeki biridir ve şu anda bildiğim kadarıyla emniyet teşkilatında çalışmaktadır. Benim iznimi alarak JİTEM'den ayrılmıştır" ifadelerini kullandı.

MAHKEMEDEN JANDARMAYA: YEŞİL'İN ADRESİNİ NASIL TESPİT ETTİNİZ?

Mahkeme, Bingöl'in Solhan İlçe Jandarma Komutanlığı'na 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın tespit edilen Ankara'daki adresinin neye isnaden tespit edildiğinin sorulması için yazılan müzekkereye cevap beklenmesine karar verdi. Mahkeme ayrıca, Yeşil'in bu adreste oturup oturmadığının, bu adresin gerçek adresi olup olmadığının, başka ikamet kaydı bulunup bulunmadığının da sorulmasına karar verdi.

Duruşmaya kısa bir ara veren mahkeme, daha sonra ara kararlarını açıkladı. Mahkeme, hakkında yakalama kararı bulunan sanık Mahmut Yıldırım, Hacı Hasan, Mehmet Zahit Karadeniz ve Muhsin Gül hakkındaki yakalama emri ile sanık Abdülkadir Aygan için çıkartılan gıyabi tutuklama kararlarının devamına karar verildi. Mahkeme eksiklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

6'ncı Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ve aralarında 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdulkadir Aygan'ın da bulunduğu toplam 16 sanık hakkında 'cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak' ve 'birden fazla kişiyi öldürmek' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 15'er yıl arasında değişen hapis cezaları isteniyor. (Diyarbakır/DHA)
www.evrensel.net
Eklenme tarihi: 2013-11-14 17:18:53
---------------------------------------
yavuzdan beri jitem eksik oldumuki bu ülkede
hep halka zulüm ve baskı oldu.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (14.11.13 Saat 18:36 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.11.13   #1514
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Şıvan hoş mu geliyor?..


Kırmızı Haber Yazarları | 14 Kasım 2013 | Alt Manşet, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Yazarlar
“Kinem” diyerek başladığı şarkısında sanki trans haline geçerdi Şıvan. Ve sesi yaktığı ağıdın rengine bürünürdü. Sürgündaşım Şıvan geliyormuş… Hoş mu geliyor…
Adil Okay / Kürtçe bilmiyorum. Yoksa “sürgündaşım” sözcüğünü Kürtçe yazar Şıvan Perwer’e onun diliyle seslenirdim. Ne çok sürgündaşım var… Mahpusdaşlarımdan fazla. Öyle ya, sürgünde bir ömür geçirip, sürgünü de tek bir ülkede değil, Ortadoğu’dan Avrupa’ya uzanan geniş bir coğrafyada ve dolu dolu yaşayınca “sürgündaşlar” çoğalıyor.
Ne çok yazdım değil mi “sürgün” konusunda. Makale, şiir, öykü, anı belgesel kitabım “12 Eylül ve Filistin günlüğü”… Arkadaşlarım keyifle okudukları söyleseler de yazdıklarımı, “Artık yeter. Sürgünü yaşamadık ama artık empati yapabiliyoruz…” dediklerini duyar gibiyim.
Ama arkadaşım Şıvan geliyormuş ülkesine… 36 yıl süren sürgünden sonra…
Şıvan’la ilk kez Moskova’da sohbet ettim
İlk kez Şıvan’ı canlı olarak Paris’te bir etkinlikte dinlemiştim. Sonra Almanya’da. Sonra İsviçre’de. Sonra yine Paris’te. “Kinem” diyerek başladığı şarkısında sanki trans haline geçerdi Şıvan. Ve sesi yaktığı ağıdın rengine bürünürdü. Geldiği coğrafyanın renklerini yansıtırdı. O hali bana da geçerdi. Yani hüzün ve isyan hali aynı anda. Elbette ikimiz de çok gençtik o zamanlar.
Ama o konserler-etkinlikler döneminde birebir/baş başa görüşme şansım olmamıştı. Onunla ilk kez 1985 yılında ‘Dünya Öğrenci ve Gençlik Festivali’nde, Moskova’da tanışmış, aynı otelde kalmış ve sohbet etmiştim. Gorbaçov dönemiydi… ‘Dünya Öğrenci ve Gençlik Festivali’ne davetli bir gruptuk. Ben gençlik kontejanından, Şıvan ise sanatçı kontenjanından davet edilmiştik. Aramızda Şanar Yurdatapan, Melike Demirağ, Ömer Polat, Yaşar Miraç, rahmetli Nurşani ve şimdi anımsamadığım yazar şair ve sanatçılar vardı. Gündüzleri mitingler, ziyaretler bitince geceleri de kaldığımız Kosmos Oteli’nde eğlenirdik. Şıvan ve Nurşani çalıp söylerlerdi. Hatta Şıvan festivalin sloganına uygun doğaçlama beste yapmıştı.
Şıvan’ın hem Kürt halkının ulusal bilincinin gelişmesine hem de sözel kültürün yaşamasına büyük hizmetleri oldu.
Ama İbrahim Tatlıses’le ve Başbakan Erdoğan’la olmadı Şivan..
Şivan, Mesud Barzani ve Tayyip Erdoğan’ın konuğu olarak 36 yıl sürgün hayatından sonra ilk kez Diyarbakır’a geliyor. Ve rivayete göre İbrahim Tatlıses ile düet yapacak.
Barzani’ye diyeceğim yok. Kürtlerin liderlerinden biri. Rojava konusunda politikasını ve bölgesinde uygulanan vahşi kapitalizmi eleştirmem onun Kürt halkının önemli liderlerinden biri olduğu gerçeğini değiştirmez. Şıvan da Barzani’nin davetine icap edebilir.
Ama gönül isterdi ki Diyarbakır Newroz’unda Diyarbakırlıların davetini kabul edip gelseydi ve anavatanında halkıyla kucaklaşsaydı. Ülkeyi karanlığa sürükleyen Başbakan Erdoğan’la kucaklaşmayı kabul etmeseydi.
Şıvan’a, AKP’nin ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 11 yıllık iktidarı sürecinde yarattıkları yıkımdan, doğa ve insan tahribatından söz etmek gerekiyor. Haziranayaklanmaları boyunca katledilen, sakat bırakılan, zindanlara doldurulan gençlerden söz etmek gerekiyor. Delilsiz, mesnetsiz rehin politikasıyla zindanlara doldurulan 10 bin Kürt muhaliften, milletvekili, belediye başkanı, meclis üyesi, yazar ve gazetecileri hatırlatmak gerekiyor… Ve hapishanelerde ölüme terkedilen hasta mahpuslardan…
Şıvan bunları bilmiyor mu? Biliyor elbette. Ve ben de biliyorum ki: Siyasette duygusallık olmaz. Diplomasi var. İnsan düşmanıyla da aynı masaya oturmak zorunda kalabilir… Ama bunu söyleyen siyasi kimliğim. Bir de şair kimliğim var ya. İşte o kimliğim duygularıyla konuşuyor. Yapmasaydın Şıvan diyor. Halkınla kucaklaşsaydın. Halkının temsilcilerinin davetini kabul etseydin. Erdoğan’ı reddetseydin. Sen bir sanatçısın. Politikacı değil.
“Küçük orospu”
Şıvan’ın birlikte düet yapacağı düşünülen İbrahim Tatlıses kim? Onu da Hasret Birsel anlatmış “Küçük orospu” adlı yazısında. Yazı 3 yıl önce yayınlanmış ama Şıvan’a Tatlıses’in kim olduğunu hatırlatmak babında iyi bir özet.
Hani bir adam var sahnelerde imparator olarak anılan. Çorabını seyirci karşısında çıkarmakta bir beis görmeyen, kadın tokatlayan, kendine ait televizyonun canlı yayında olduğu bir esnada mafya babası yürüyüşü ve konuşması ile gencecik bir programcıya, kendi çalışanına ‘şerefsiz, derhal bu stüdyoyu terk et’ derken ekranları başındaki izleyiciye ve o genç programcıya nasıl hakaret ettiğini hiç umursamayan…
(…) Doğrusu hiç hazzetmem bu adamı. Yok, Kürtlüğünü inkar ettiğinden değil, kendini inkar eden o kadar Kürt var ki, İbo`ya kızmama zaman kalmıyor. Kaldı ki insan kendisini ne hissederse odur. İbo da kendisini Türk ve mafya ve dahi maganda ve dahi şarlatan hissediyorsa ‘neden’ deme gereği duymam. Doğrusu kabadayılık değil, ama mafya bozuntuluğu tiplemesi adama cuk diye de oturmuş. Bayram nedeniyle lüks bir otelde Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın da izleyiciler arasında olduğu bir konser veren İbo, sahneye çıkardığı on yaşındaki küçük bir kızın, ‘Ben seni Antalya’da izlemedim’ demesi üzerine ‘Vay küçük orospu’ diyerek, aklı sıra espri yapmış. Buyrun buradan yakın. On yaşında bir kız 800 izleyicinin içinde orospu ilan ediliyor…
demiş Hasret Birsel… ne güzel de demiş… az bile demiş… Sevgili Sürgündaşım Şıvan Perwer duymamış olabilir mi İbo’nun bu “meziyetlerini”. Başka sanatçı mı yoktu düet yapacak…
Sonsöz: Şair yanım, duygusal yanım “başlarım diplomasiye, protokole” diye isyan ediyor. Halkın sanatçısı, halkın davetine icap etmeliydi diyorum. Ezgi Başarankonuyla ilgili yazısını. “Tüm bunlara rağmen bir büyük sanatçının ülkeye dönüşü diye bir gerçekle de karşı karşıyayız. Memleketine, toprağına kavuşacak, halkıyla kucaklaşacaktır diye sevinmek, kalpten bir hoş geldin demek icap eder. Hayırlara vesile…” diye bitiriyor.
Ben de… Ama eleştirilerime rağmen yine de büyüksün Şivan diyorum… Araf’ta bile günahlar-sevaplar tartılır. Şıvan’ın, dili-kimliği yok sayılan, acılarla renkleri soldurulan halkına sunduğu hizmet unutulmaz… (alınteri)
----------------------------------------
şivan,

barış için adımların atıldığı bir ülkeye gelmiyor,
son dönemde kürt bölgesinde,
diktatörlüğün kaybolan itibarını,
Barzani ile birlikte onarmaya geliyor,
pazarlıkların rojova için yapılacağı kesin,
Barzani rojovadaki kürtleri satarmı,
şivan buna nederecede alet olur bunu göreceğiz.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (14.11.13 Saat 18:24 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.11.13   #1515
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Barzani: Devrim yok, Esad var


Kırmızı Haber | 14 Kasım 2013 | Alt Manşet, Gündem, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Ortadoğu, Siyaset
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani, “Demokratik Birlik Partisi (PYD), Rojava’da devrim yaptığını iddia ediyor. Kime karşı kazanılmış bir devrim bu? Tek yaptıkları şey, rejimin onlara teslim ettiği yerlerde söz sahibi olmak” dedi.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani, “Demokratik Birlik Partisi (PYD), Rojava’da devrim yaptığını iddia ediyor. Kime karşı kazanılmış bir devrim bu? Tek yaptıkları şey, rejimin onlara teslim ettiği yerlerde söz sahibi olmak” dedi.
Barzani, yaptığı yazılı açıklamada son zamanlarda gerginlik yaşadığı PYD’yi oyun bozanlık yapmakla suçladı.
“PYD’nin izlediği politikalarla ilgili birçok eleştirimizin olduğu doğrudur ancak Kürt halkının geneline hitap etmeleri arzumuzdur” diyen Barzani, “PYD’nin kendi başına hareket etmesi ne onlara ne de Kürt halkına yarar. Bu yüzden gerçeklerin açık olmasından ve Kürdistan halkının bunlardan haberdar olmasından yanayız. Kaygımız Rojava’daki ( Suriye ‘nin kuzeyi) kardeşlerimizin geleceğine dair çözüm bulmak ve mevcut durumun kötüleşmesini engellemektir” şeklinde konuştu.
Barzani, Suriye’deki Kürtlerin birlikte hareket etmesi için 11 Temmuz 2012′de Erbil anlaşması çerçevesinde Kürt Yüksek Konseyi kurulduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti:
“Ancak üzüntüyle belirtmeliyim ki PYD, o anlaşmaya bağlı kalmadı, bütün tarafları dağıttı. Silah zoru ve rejimle yaptığı gizli anlaşmalarla emrivaki yaparak kendisini askeri güç ilan etti.” Daha önce Suriyeli Kürtlerin 28 Kasım 2011′deki ilk toplantısına katıldığını belirten Barzani, bu toplantıda bütün taraflara “Siz bizim kardeşimizsiniz, sizinle birlik olmak için her zaman iş birliğine hazırız. Rejime, muhalefete veya başka herhangi bir tarafa karşı verdiğiniz kararların arkasındayız” dediğini aktardı.
Suriye ile Irak arasındaki Peşhabur Sınır Kapısı’nın kapatıldığı şeklindeki iddiaların gerçekçi olmadığını belirten Barzani, kapının insani yardımlara ve geçişlere her zaman açık tutulduğunu kaydetti.
----------------------------------------------------
ÖZERK STATÜ ALMALARI ZORUNAMI GİDİYOR BARZANİ,
EMPERYALİZME OYUNCAK OLMA,
ESAD DESTEKLİ ÖZERK YÖNETİM KURULABİLİR,
BUNUDA ANLAYIŞLA KARŞILAMAN LAZIM,
YOKSA EL NUSRA VE ÖSO EGEMENLİĞİMİ İSTİYORSUN ROJOVADA.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (14.11.13 Saat 19:07 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.11.13   #1516
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Direnişin desibeli

Waters'ı hayran

bıraktı


Roger Waters, The Wall turnesi kapsamında “Her Yer Taksim, Her Yer Direniş” sloganlarıyla gerçekleşen 4 Ağustos İstanbul konseri için, “Dünyadaki en yüksek sesli hayranlar İstanbul’daydı." yorumunda bulundu.


Okuyucu Modunu Aç Okuyucu Modu Kapat Yazıyı Büyüt: 12 14 16 18 20
Roger Waters, The Wall turnesi kapsamında “Her Yer Taksim, Her Yer Direniş” sloganlarıyla gerçekleşen 4 Ağustos İstanbul konseri için, “Dünyadaki en yüksek sesli hayranlar İstanbul’daydı." yorumunda bulundu.

Rolling Stone dergisine konuşan Roger Waters, “Dünyadaki en yüksek sesli hayranlar İstanbul’daydı. Orada grupla durup ‘Hey You’ çalışımızı hatırlıyorum. Duvarın arkasındaydık ve kimse bizim çalışımızı görmüyordu. ’Don’t give in without a fight,’ sözleri geldiğinde birbirimize bakıp “Bu ses de ne? dedik, bunu hissedebiliyordunuz. Bir çatı olmasa da sanki çatı üstümüze çöküyordu. İnanılmazdı” dedi

İTÜ Arena'da Waters'ın sahneye çıkıp efsanevi The Wall şarkısını söylemesi ve 'duvar'ın yıkılmasıyla başlayan konserde Gezi direnişi sürecinde yaşamlarını yitiren Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş ile komiser Mustafa Sarı’nın fotoğrafları duvara yansıtılmış, ardından sanatçı Türkçe olarak, ‘Merhaba İstanbul. Hoşgeldiniz, burada olmaktan çok mutluyum. Adalet için aramızda olmayanları anmak istiyorum. Bu konseri devlet terörü mağdurlarına adıyorum’ ifadelerini kullanmıştı.
------------------------------------
gezi direnişi,
ülkemizde diktatörlüğe karşı,
demokratik ortak muhalefet mücadelesinin miladıdır,
dünyaya bir haykırış ve mücadele çağrısıdır
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.11.13   #1517
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Wink Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Dersim ’38 kırım kararnamesi







İlgili Haberler

Etiketler

Seyit Rıza - Nevzat Onaran - Dersim katliamı - Mustafa Kemal Atatürk -

Nevzat Onaran

İstanbul-Avcılar’da bir sabah, komşumun tanıştırmasıyla sohbet ettiğim kişi, ailesinin ’38 Dersim sürgünü olduğunu ve aile geçmişinin Düzgün Baba’ya kadar uzandığını anlattı.
Sohbetimiz “Dersim’deki kırımı kim yaptı?” sorusuna kadar geldi. Dersimli dede, “Bildiğim kadarıyla bu işte Atatürk’ün haberi yok… Celal Bayar ve Fevzi Çakmak yaptı…” dedi.
Bu düşüncenin, ailesinden birçok insan öldürülen ve sürülen Dersimli dede ile sınırlı olmadığını bildiğim için şaşırmadım…
Bu ne saflık?..
Ermeni soykırımından Koçgiri’ye, Pontos kırımına, Ağrı’ya ve Dersim’e…
Böyle bir zulüm zincirinin Ermenisi’nde, Rumu’nda, Kürtü’nde, Alevisi’nde ve kısaca tüm Anadolu insanında yarattığı tahribatı ve oluşturduğu düşünce yapısı, psikologların analiz etmesi gereken sosyal bir hadisedir…
Kolayca Stockholm Sendromu denilip geçilemeyecek kadar ciddi bir tahribattır…
1930’lu yılların başından beri askeri operasyonun zaman zaman sürdürüldüğü Dersim’de, 4. Umumi Müfettişlik ile Tunçeli vilayeti kurulduğu 2 Ocak ve 4 Ocak 1936’dan itibaren yeni program yürürlüğe konuldu.
1937 yazına gelindiğinde operasyonların yoğunlaştırıldığı bir sırada devletin Dersim’de isyanın lideri olarak gösterdiği Seyid Rıza, 11 Eylül 1937’de kendi ayağıyla Erzincan’a gidip jandarmaya teslim oldu. Elâziz’de yargılanmasına 12 Ekim 1937’de başlandı ve 15 Kasım 1937’de altı yoldaşıyla birlikte idam edildi.
Seyid Rıza nasıl bir isyan lideri ya da devlet nasıl bir ilişki kurdu ki, bir anlamda sonunun ne olacağını bilerek devlete teslim oldu?
Seyid Rıza’nın idamı sonrasında da imha operasyonuna devam edildi.
1938 yazında yeni bir kararnameyle uygulanan 17 günlük askeri operasyonlarla binlerce Dersimli öldürüldü.

GENELKURMAY TALEBİ

Hükümetin kırım kararnamesini kabulü öncesinde dönemin Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak, Başvekâlete gönderdiği 26 Temmuz 1938 tarihli yazısında, yapılacakları şöyle sıraladı:
1- 3. Ordu, tüm Tunçeli’de tarama yapacak ve halkın silahtan tamamen tecridiyle haydutluk vakalarına son verecektir.
2- 4. Umumi Müfettişlik ve Dâhiliye Vekâleti’nin teklif ettiği hudutları belirlenen 1’inci ve 2’nci yasak bölgelerin tayini ve tespiti kabul edilmiştir.
3- Tarama harekâtıyla ilgili 3. Ordu ve Genelkurmay Başkanlığının direktiflerinde bir değişiklik yapılmamıştır.
4- Bu yasak bölgelerde 5000-7000 kişinin sürgün edilmesi Başvekâletten alınacak direktife göre yapılacaktır.
5- Tutuklanacak kişilerin listesi 4. Umumi Müfettişlik tarafından 3. Ordu’ya bildirilecektir.
Bunun üzerine Başvekil Celâl Bayar’ın, Milli Müdafaa, Dâhiliye, Maliye, İktisat, Sıhhat ve İçtimaî Muavenet vekillerine ve Genelkurmay Başkanlığına gönderdiği 28 Temmuz 1938 tarihli yazısında program taslağı şöyle belirlenmiştir:
1- 2000 kişi olan sürgün listesine 5000 kişi daha eklenecektir. Endüstri merkezlerine 1500 kişi iskân edilecektir.
2- İsyana iştirak edenler tutuklanacak ve mahkemeye sevk edileceklerdir. Bunların isimleri 4. Umumi Müfettişlikçe hazırlanıp 3. Ordu Müfettişliğine verilecektir.
3- Askerliğini yapmayanlar, askere alınacak ve sonra da ait oldukları iskân bölgesine sevk edilecektir.
4- Silah toplamaya devam edilecektir.
5- İskân bakımından ilân edilecek 1’inci ve 2’nci yasak bölgesinin hudutları 4. Umumi Müfettişlikçe belirlenecek ve bildirilecektir.
6- Yasak bölgenin muhafazası için karakol yapılacaktır.
7- Programın icrası için gerekli para temini sağlanacaktır.
8- Bu hususta son mütalaanızı bildiriniz.
‘HAYAT HAREKÂTI’YLA KIRIM

Milli Müdafaa, Dâhiliye, Maliye, İktisat, Sıhhat ve İçtimaî Muavenet vekillerinden ve Genelkurmay Başkanlığından gelen değerlendirmeler üzerine, hazırlanan 6 Ağustos 1938 tarih ve 2/9409 sayılı kararnamede Dersim’de yapılacaklar şöyle sıralandı:
1- 3. Ordu’nun yapacağı operasyon için sınırları çizilen bölge 3 No’lu yasak bölge olarak ilân edilecektir.
2- 20.5.1937 tarih ve 2/6662 sayılı kararnameyle garp illerine sürgün edilecek 2000 kişiye tarama bölgesinden 3-5 bin kişi daha eklenecektir.
3- Yasak bölge haricinde oturanlardan 4. Umumi Müfettişlikçe belirlenen “aşiret reisleri, kolbaşları, seyitler ve şerirler” ile aile yakınları da garba sürülecektir.
4- Sürgün edileceklerden 1500 kişi İzmit, Zonguldak, Divriki, Karabük gibi endüstri merkezlerine iskân edilecektir.
5- Tarama sonunda isyana katılanlar mahkemeye sevk edilecek ve evvelce mahkûm olanlar yakalanacaktır.
6- Askerliğini yapmamış olanlar askerliğe alınacak ve askerlikten sonra da iskân bölgesine gönderileceklerdir.
7- Silah toplama sürdürülecektir.
8- Yasak bölgenin muhafazası için gerekli kuvvet sağlanacaktır.
Reisicümhur K. Atatürk, Başvekil Celâl Bayar ve diğer vekillerin imzasının bulunduğu 6 Ağustos 1938 tarihli kararnamenin icrasına dört gün sonra 10 Ağustos 1938’de başlandı.
Hatta Çankaya Muhafız Alayının Dersim’de görevlendirilmiş olması bile, sohbet ettiğim Dersimli dedeyi ikna etmeye yeterli, amma…
3. Ordu’nun 10-17 Ağustos 1938 ve 6-16 Eylül 1938 tarihleri arasında 17 günde yapılan askeri operasyonlarla resmi belirlemeye göre 7 bin 954 kişi öldürüldü.
Bu resmi rakam, elbette dağda taşta mağarada dikkate alınmayanları da düşünmek gerekmektedir…
Tüm Ege’yi ve İzmir’i Yunanistan işgalinden kurtaran 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz Harekâtında ise 2 bin 542 asker ve subay ölmüştür.
Binlerce T.C. vatandaşı Dersimliyi öldüren, dağı ve taşı bombalayan ve mağaralarda insanları gazla boğan imhayı, 3. Ordu’nun ‘Hayat Harekâtı’ olarak tanımlaması en hafifinden vicdansızlığın alaycı bir biçimde ifade edilmesidir…
6 Ağustos 1938 tarihli Kararname sonrasında Dersimli Kürt Alevisi’nden binlercesinin öldürülmesi ve binlercesinin sürülmesiyle Dersim, Ankara kriterine göre ‘medenileştirildi.’
KAYNAKÇA:

1 TBMM Zabıt Ceridesi, devre: V, cilt: 7, tarih: 25.12.1935, s.175-182; DÜSTUR, 3. Tertip, cilt: 17, Ankara-1936, s. 165-170 ve 171-172; Resmi Gazete, 2.1.1936, sayı: 3195 ve 4.1.1936, sayı: 3197.
1 BCA, Fon: 030..10.0.0, Kutu: 111, Dosya gömleği: 745, Sıra: 20, s.7; Cumhuriyet gazetesi 13.9.1937, s.1; Cumhuriyet, 16.9.1937, s. 3; Cumhuriyet, 21.9.1937, s. 1 ve 4; Cumhuriyet, 6.10.1937, s.3; Cumhuriyet, 13.10.1937, s.1 ve 8; Cumhuriyet, 16.10.1937, s.1 ve 7; Cumhuriyet, 19.10.1937, s.1 ve 7; Cumhuriyet, 5.11.1937, s.1 ve 5; Cumhuriyet, 16.11.1937, s.1; İhsan Sabri Çağlayangil, Anılarım, 2. Baskı, Yılmaz Yayınları, İstanbul-1990, s.45-55.
1 BCA, Fon: 030..10.0.0, Kutu: 111, Dosya gömleği: 748, Sıra: 1, s.22-23.
1 BCA, Fon: 030..10.0.0, Kutu: 111, Dosya gömleği: 748, Sıra: 1, s.1-2.
1 Böylece, üç yasak bölge tespit edilmiştir. N.O.
1 Amaç, ucuz emek gücü olarak yararlanmaktır! N.O.
1 BCA, Fon: 030..18.1.2, Kutu: 84, Dosya gömleği: 73, Sıra: 8; BCA, Fon: 030..10.0.0, Kutu: 111, Dosya gömleği: 748, Sıra: 1, s.3-9.
1 BCA, Fon: 030.10.0.0, Kutu: 111, Dosya gömleği: 745, Sıra: 18 ve 19; BCA, Fon: 490.01, Kutu: 1137, Dosya gömleği: 146, Sıra: 4.
1 Reşat Hallı, Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar, Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı, Ankara, 1972, s.478.
1 Sabahattin Selek, Milli Mücadele, Ulusal Kurtuluş Savaşı, cilt: 2, Örgün Yayınları, 2. baskı, İstanbul-1982, Ek-19.
1 BCA, Fon: 030..10.0.0, Kutu: 111, Dosya gömleği: 745, Sıra: 19, s.16-17; BCA, Fon: 030..10.0.0, Kutu: 111, Dosya gömleği: 749, Sıra: 1, 4 ve 6-11; BCA, Fon: 030..10.0.0, Kutu: 111, Dosya gömleği: 750, Sıra: 27-29, 38 ve 41-42; Nokta dergisi, yıl: 5, sayı, 25, 28 Haziran 1987, s.20-21; Nevzat Onaran, Ankara’nın Dersim Şifresi ‘Hayat!’, Tiroj, sayı: 64, Eylül-Ekim 2013, s.20-24.
1 BCA, 030..10.0.0, Kutu: 111, Dosya gömleği: 751, Sıra: 30; BCA, 030..18.1.2, Kutu: 87, Dosya gömleği: 51, Sıra: 6; Tarih Vakfı-Necmeddin Sahir Sılan Arşivi-4, Dersim Harekâtı ve Cumhuriyet Bürokrasisi (1936-1950), Derleyen: Tuba Akekmekçi, Muazzez Pervan, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul-2011, s.519.
1 Yunus Nadi, ‘Maksad tenkil değil, temdindir’, Cumhuriyet, 18.6.1937, s.1 ve 6; Yunus Nadi, ‘Tarihe Gömülen Dersim’e dair’, Cumhuriyet, 18.7.1937, s.1 ve 6; Naşit Uluğ, Tunceli Medeniyete Açılıyor, Cumhuriyet Matbaası, İstanbul-1939.
BELGELER


www.evrensel.net
---------------------------------------------------
ÜLKEMİZDE YÜZLEŞEMEDİĞİMİZ ACI GERÇEKLERİMİZ,
BUGÜN BİZİ EMPERYALİZME KÖLE KONUMUNA GETİRMİŞTİR,
HER GELEN İKTİDAR KATLİAMLARLA YÜZLEŞMEMİŞ,
HALININ ALTINA SÜPÜRÜP GÜNÜ KURTARMAYA ÇALIŞMIŞTIR,
ASLINDA SORUNLARLA YÜZLEŞMESİNİ BİLİP,
YAPILAN KATLİAMLARDAN ÖZÜR DİLENSE,
DERSİMDEN,MARAŞDAN.SİVASDAN,ROBOSKİDEN
TOPLUMSAL KAYNAŞMANIN SAĞLANMASI İÇİN
EN BÜYÜK ADIMI ATILMIŞ OLACAKTIR.
KAYNAŞMIŞ BİR CUMHURİYET,
DÜNYANIN BELKİDE BARIŞ MERKEZİ OLACAKTIR,
ÖZÜR DİLEMEK ÇOKMU ZOR.
DERSİM KATLİAMINDA,
YAŞI KÜÇÜLTÜLEREK ASILAN SEYİT RIZANIN,
KATLİAMDA HAYATINI KAYBEDENLERİN ÖNÜNDE
SAYGIYLA EGİLİYORUZ.
Sponsor Reklamlar

lipanali bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.11.13   #1518
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


RedHack

belgeleriyle

açıkladı: AKP

kendi ordusunu

kuruyor


Kızıl hacker grubu RedHack'in resmi twitter hesabı üzerinden yayınladığı belgeye göre, AKP Ordu Milletvekili Fatih Ünal, Emniyet Genel Müdürlüğü Eğitim Dairesi Başkanı Metin Varol'dan polis eğitim merkezleri öğrenci alımı sınavına girecek bazı isimler için 'özel ilgi ve yardım' talep ediyor.


Okuyucu Modunu Aç Okuyucu Modu Kapat Yazıyı Büyüt: 12 14 16 18 20
AKP Ordu Milletvekili Fatih Ünal, Emniyet Genel Müdürlüğü Eğitim Dairesi Başkanı Metin Varol'dan polis eğitim merkezleri öğrenci alımı sınavına girecek bazı isimler için 'özel ilgi ve yardım' talep ediyor.

RedHack'in "Akp çalı(şı)yor. Durmak yok; çalmaya, yetim hakkı yemeye, kendi ordusunu kurmaya ve halkını katletmeye devam"sözleriyle

twitter hesabı üzerinden duyurduğu Fatih Ünal imzalı belgede şu ifadeler yer alıyor:

Sayın Metin Varol,

Aşağıda isim ve bilgileri bulunan şahıslar, Polis Meslek Eğitim Merkezlerine öğrenci alımı değerlendirme ve seçme işlemleri mülakat sınavına gireceklerdir. Bu konuda ilgi ve yardımlarınızı beklerim,

selamlarımla 23.10 2013


Fatih Ünal

AKP Ordu Milletvekili


İşte o belge:



-----------------------------------------------
İKTİDARA GELDİĞİ GÜNDEN BERİ ALDIĞI POLİSLERİN,
YÜZDE DOKSAN BEŞİ AK POLİS YANİ MİLİS.
DEVRİMCİ HALK MUHALEFETİ GELİŞMEZSE,
EMPERYALİZMİN OYUNCAĞI,
AFGANİSTANDAN BETER OLURUZ.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.11.13   #1519
lipanali
lipanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2013
Nereden: almanya
Mesajlar: 13
Rep Puani : 20
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


---------------
Basına ve Kamuoyuna;

Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenmiş suçtur.

Madımak katliamı davasında sanıklar lehine “Zaman aşımı kararı” vermek insanlığa karşı işlenmiş 2. Suçtur.

Başbakanın “Zaman aşımı kararı” için “Bu karar Türkiye’ye hayırlı uğurlu olsun!” demesi insanlığa karşı işlenmiş 3. Suçtur!

Madımak Katliamı, Türkiye’de yapılan katliamların, insanlığa karşı işlenen suçların toplamı niteliğindedir. Madımak Katliamı 2 Temmuz 1993’te başlayıp bitmemiştir. Anadolu topraklarında Alevilere, aydın düşünceye, sanata karşı çıkan, saldırgan, gerici güçlerin, devlet gözetiminde ve denetiminde yaptığı bir katliamdır. Madımak Katliamı, Baba İshak, Şah Kalender Çelebi, Pir Sultan Abdal’ın egemen, inkarcı güçler tarafından katledilmesinin devamıdır. Madımak Katliamı Koçgiri, Dersim, Maraş, Malatya, Sivas (4 Eylül 1978), Çorum katliamlarının devamıdır. Tüm bu katliamların dava dosyaları “Bağımsız yargı” tarafından kapatıldı, silindi, ortadan kaldırıldı. Bildiğiniz gibi Madımak Katliamı davası 20 yıldır devam ediyor! 20 yıldır “Aranan” hükümlü katiller “Bulunamıyor!” 19 yıl güya aranan, katliamın bir numaralı hükümlüsü Cafer Erçakmak, Madımak Oteline 500 m. Mesafede evinde ölüyor! Madımak Katliamı hükümlüleri, aranırken askerlik yapıyor! Nikah kıyıyor! Doğan çocuğunu nüfusa kaydettiriyor! Sürücü belgesi alıyor! İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin şirketlerinde çalışıyor! Ve “Bağımsız yargı” 19 yıl sonra Madımak Katliamı davası için “Zaman aşımı kararı” veriyor! Başbakan R. Tayyip Erdoğan “Zaman aşımı kararı” için sıkılmadan “Bu karar Türkiye’ye hayırlı, uğurlu olsun!” diyor. 20 yıldır Madımak yanmaya devam ediyor. Bu tüyler ürpertici, onur kırıcı, hukuk dışı manzara karşısında susan, makamının yetkilerini kullanmayan Sayın Cumhurbaşkanımız birden bire “Madımak Hadisesini araştırmak üzere” Devlet Denetleme Kurulu’nu görevlendiriyor!!! Sayın Cumhurbaşkanı “Sivas’taki 114 sivil toplum kuruluşunun konunun tekrar incelenmesi talebi” üzerine bu görevlendirmeyi yapıyor! Soruyoruz; “Sivil toplum kuruluşu” dediğiniz bu “Kuruluşlar” ne kadar sivildir? Bu “Sivil toplum kuruluşları” Madımak Katliamı sırasında neredeydi? Bu “Sivil tolum kuruluşları” Madımak Oteli önünde toplanan katil sürüsü “Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak!” derken neredeydi? Bu “Sivil toplum kuruluşları” Sivas’ta katliama davet bildirileri dağıtılırken, cihat çağrıları yapılırken neredeydi? Madem bu kadar “Siviller” madem “Gerçeğin ortaya çıkmasını” istiyorlar, neden Madımak Otelinin müze olmasına karşı çıktılar? Sayın cumhurbaşkanımız, bu “Sivil toplum kuruluşlarını” kabul ederken, neden Madımak’ta yakınlarını yitiren mağdur ailelerin randevu talebini kabul etmemiştir? Sayın Cumhurbaşkanı bu kadar masum ve insani bir görüşme talebini kabul etmediği gibi “Sivas Valiliğine havale” etmiştir. Oysa Cumhurbaşkanlığı Makamı çok iyi bilmelidir ki, Sivas’ta yaşayan aile yoktur! Çünkü Madımak’ta yakınlarını yitiren ailelerin Sivas’ta yaşama koşulları yoktur! Soruyoruz; Madımak Katliamı davası hakkında “Zaman aşımı kararı” verilirken, Başbakan “Zaman aşımı kararı Türkiye’ye hayırlı uğurlu olsun!” derken Sayın Cumhurbaşkanının vicdanı sızlamış mıdır? “Madımak hadisesini araştırmak üzere” Devlet Denetleme Kurulunu görevlendiren Sayın Cumhurbaşkanımız, Madımak Katliamı davasında, katliam sanıklarının avukatlığını yapanların AKP’de “Bakan” ve “Milletvekili” olduklarından “Bihaber” olamaz! Soruyoruz; bunca yargı kararına karşın, Madımak katilleri 20 yıldır serbest gezerken Sayın Cumhurbaşkanımızın vicdanı sızlamış mıdır? Soruyoruz; kamulaştırılan Madımak Otelinde saldırganlarla, katliamda yaşamını yitiren canlarımızın adının yan yana yazılmış olması hangi vicdanın, hangi hukukun ürünüdür? Madımak Katliamında yakınlarını yitiren biz aileler, katliamdan tesadüfen sağ kurtulan bizler, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu ve Türkiye kamuoyu “Zaman aşımı kararını” tanımıyor! “Zaman aşımı kararı” insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Bizler Sayın Cumhurbaşkanımızın görevlendirdiği Devlet Denetleme Kurulu’nun Madımak Katliamı hakkında objektif, tarafsız, hukuka uygun bir araştırma yapacağına inanmıyoruz! Bu “Görevlendirme” şu anda yürütülen politik konseptin parçası niteliğindedir. Ortada bu kadar hukuksuzluk, bu kadar skandal varken DDK’nın “Araştırmasına” neden güvenelim?
Bir başka skandal ise şu anda Madımak Katliamı hükümlülerinin “Hasta” oldukları gerekçesiyle Metris Hapishanesine getirilmiş olmalarıdır. Avukatımız Sayın Şenal Saruhan’ın konu hakkında bilgi almak amacıyla Sivas Cumhuriyet Savcılığına sorduğu sorular, savcılık tarafından “Bilgi veremeyiz!” gerekçesiyle ret edilmiştir. Madımak katliamı hükümlüleri “Hasta oldukları gerekçesi” ile tahliye edilmek isteniyor!
Madımak katliamı söz konusu olduğunda yakıcı olan bir başka hakikat daha vardır! Aleviliği tüketmek için “Cami, cemevi projesi” yapan Hoca Efendiler Madımak Katliamını görmeyecek kadar kör, anaların çığlıklarını duymayacak kadar sağır ve hakikati dile getiremeyecek kadar dilsiz ve basiretsizdir! İçinde bulunduğumuz Yası Kerbela Orucunda köşklerde, lüks restoran ve otellerde, inancımızda olmayan “İftar yemeği” verenler ve yiyenler hangi vicdanın sahibidirler?
Değerli Dostlar, Değerli Basın emekçileri;
Madımak Katliamı davası hakkında verilen “Zaman aşımı kararı”
Karar hakkında başbakan tarafından yayınlanan “Kutlama mesajları”
Başbakanın cemevimize “Ucube” demesi,
3. Köprüye bir Alevi katili olan “Yavuz’un” adının verilmesi,
Bir devşirme “Milletvekilinin” cemevlerimiz için “Terör yuvası” demesi,
4 yıldır devam eden ve sahte “Demokrasi paketi” ile sonuçlanan “Alevi açılımı…”
Bunların tamamı AKP iktidarı tarafından yürütülen sistematik bir politikadır. Devşirme “Aleviler” marifetiyle Aleviliği bitirme projesidir.
Hal böyleyken! Uygulanmayan, ihlal edilen yargı kararları varken, Madımak katilleri açıkça devlet ve hükümet tarafından korunup, kollanarak, 20 yıldır turistik gezi yaparken! “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusudur???” Hangi gerekçeyle “DDK” görevlendirilmiştir? Biz bu görevlendirmenin “Haklı ve meşru” olduğuna neden inanalım?... Sayın Cumhurbaşkanının Madımak Katliamı “Araştırması” için Devlet Denetleme Kurulunu “Görevlendirmesi” hukuki, vicdani, objektif bir karar değil, siyasi bir karardır. (15 Kasım 2013)

Madımak Katliamından tesadüfen sağ kurtulan canlar,

Katliamda yakınlarını yitiren Aileler

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği adına
Kemal BÜLBÜL
PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ GENEL BAŞKANI
--
iste sayin bülbülün özetledigi gibi..bu günkü durumumuz
yavuzun torunlari dünde yezitti,bu günde...dünde hinzir pasalarimiz vardi bu günde-
--
sevgilerimle,,lipanali
Sponsor Reklamlar

bilgeyol bunu beğendi.
lipanali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.11.13   #1520
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Diyarbakır buluşması geri dönülmez noktanın tescilidir...

Fehim Işık

Merakla beklenen Diyarbakır buluşması gerçekleşti. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani, yanına 37 yıldır sürgünde olan Kürt sanatçı Şivan Perwer’i de alarak Diyarbakır’a geldi. Başbakan Erdoğan’da uçağına bir başka Kürt sanatçıyı, İbrahim Tatlıses’i alarak Diyarbakır Havaalanına indi.
Tartışmalar daha gezi başlamadan boy göstermişti. BDP cephesinden ilk günlerde kaygılı açıklamalar yapılmasına rağmen akabinde sağduyu egemen geldi ve Başbakan, Büyükşehir Belediyesi’nde Başkan Osman Baydemir’in yanı sıra DTK ve BDP yetkilileri tarafından karşılandı. Ha keza Diyarbakır halkının bir kısmı da Başbakan’ın Diyarbakır’a gelmesinden hemen önce IKYB Başkanı Mesud Barzani’yi Kürdistan bayrakları ve sloganlarla karşılamıştı.

Diyarbakır buluşması öncesinde tartışmalar daha çok verilecek mesajlara yoğunlaşmıştı.
Mesajların ne olacağı, hesapların ne üzerine kurulacağı merak ediliyordu.
Bu mesajlar AKP’nin organizasyonu ile düzenlenen hükümetin toplu açılış töreninde verildi.
Toplu açılış töreninde ilk konuşmayı IKYB Başkanı Mesud Barzani yaptı.
Barzani’nin konuşması, hakkını vermek gerekir ki ihtiyatlı bir konuşmaydı.
Barzani’nin önemle vurguladığı noktalardan biri barış süreciydi. Barzani, silahlı mücadelenin devrini tamamladığını ifade etmenin yanı sıra barış için mücadelenin ne kadar uzun sürse bile bir saatlik savaştan çok daha değerli olduğunu ısrarla vurguladı.
Barzani’nin konuşmasından anlaşılması gereken bir diğer nokta da barış sürecinde rol çalmak yerine kolaylaştırıcı olmaya özen göstermesiydi. Barzani, “Biz barış sürecinin devamı için üstümüze düşen her şeyi yapmaya hazırız” diyordu.

Elbet Barzani’nin barış sürecinin mimarlarından olan bir diğer tarafı konuşmasında eksik bırakması eleştirilebilir. Çünkü çok açık ki barış süreci yalnız Başbakan’ın mimarlığında değil, aynı zamanda PKK lideri Abdullah Öcalan’ın da mimarlığında gelişen bir süreçtir. PKK lideri, BDP, KCK kabul edilsin ya da edilmesin, bu sürecin ilerlemesinde önemli mesafeler kat etmeselerdi bugün belki de Diyarbakır’da böylesine önemli bir adım atılamazdı.
Barzani’nin bu sürecin mimarlarından olan bir tarafın etkilerini kısa konuşmasında eksik bırakması eleştirilebilir ama bir rol çalma niyetinin olmadığının altını da çizmek gerekir. Bu yönüyle baktığımızda Diyarbakır buluşmasının, en azından IKYB Başkanı Mesud Barzani açısından sürecin ilerlemesine hizmet edebileceğini söyleyebiliriz.
Başbakan’dan önce konuşan Şivan ve İbo ile ilgili uzun uzadıya yazmaya gerek yok. Şov yönü ağır basan konuşmalarında Başbakan’a aşırı methiyeler dizilmesi bu ikilinin niçin Diyarbakır’a geldiklerinin de göstergesiydi adeta.
Barzani iyi hazırlandığı konuşmasında deneyimli yüzünü gösterirken ne yazık ki Şivan ve İbo, sadece Başbakan’ı övmekle yetindiler. Oysa siyasetçilerden bağımsız davranıp sanatçı özgünlüğü ile daha cesur davranabilirlerdi.

Başbakan’a gelince; yaptığı esasen bir seçim konuşmasıydı. Uzun konuşmasında 2005 yılında Diyarbakır’da yaptığı konuşma minvalinde bir konuşma yaptı.
Başbakan’ın 2005 konuşması belki Kürtleri heyecanlandıran bir konuşmaydı. Bir Türkiye başbakanı tarihinde ilk kez Kürtlerin varlığını kabul ederek onların değerlerine sahip çıkıyordu ve vurgulayarak söylemese bile nihayetinde Kürtlerden özür diliyordu. Ama aynı minvalde bir konuşma aradan 8 yıl geçtikten sonra Kürtleri heyecanlandırmaz kanaatindeyim.

Başbakan’ın konuşmasında elbet dikkat çekilmesi gereken farklı ibarelerde var. Örneğin ilk kez kamuya açık bir biçimde Kürdistan kavramını kullandı. “Kuzey Irak” demek yerine, “Kürdistan Bölge Yönetimi” dedi.
Elbet bu ilerlemedir ve önemsenmelidir.
Bu ilerleme, aynı zamanda Başbakan’ı bağlayan bir noktaya yürümesini de beraberinde getirmiştir kanaatindeyim. Başbakan, artık somut bir biçimde süreci sahiplenmiştir ve ondan beklenen, söylediklerini pratize edecek adımlar atmasıdır.
Başbakan, cezaevlerini mi boşaltacak? Bunun adımını atmalı.
Başbakan, kardeşlik hukukunu mu tesis edecek? Bunun adımını atmalıdır.
Başbakan, Qamişlo’dan Hewlêr’e tüm Kürt coğrafyasını mı sahipleniyor? Bunun adımını Neo-Osmanlıcılık yapmadan pratize etmelidir.
Ve en önemlisi de sürecin asıl muhataplarını göz ardı etmeden yürümelidir.
Sürecin tüm aktörlerine hak ettiği değeri vermelidir.
Seçim mi dediniz?
Elbet hükümetin bir seçim hesabı var. Ama işin geldiği boyut Erdoğan’ın seçim hesaplarını çok çok aştı. Yani seçim gölgede kaldı, kanaatindeyim...


www.evrensel.net
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 4 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 4 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Zaytung haberleri. dAbBe Komik Bölüm 33 26.03.14 22:44
Bu Yolu Sürenler Bilir Yılmaz Bakar Şiir ve Türkü-Ezgi Bölümü 0 09.01.12 11:41
“Bağımsız Türkiye” Düşünü Gerçeğe Çevireceğiz… yorum111 Alevi Konser - Alevi Dernek Etkinlikleri 3 27.03.11 00:59
Turgut Öker, AABK adına bağımsız milletvekili adayı Pir Mehmet Siyaset,Politika ve Ekonomi 8 20.02.11 09:10
Sefire Yolu Gösterin !!! akdora Mustafa Kemal ATATÜRK 0 23.05.10 00:48




Totobo Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2