Sponsor Reklamlar


Ağaç Şeklinde Aç831Beğeni

 
Seçenekler
Alt 09.09.13   #1271
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.





Pir Sultan’dan çağrı



Kırmızı Haber | 08 Eylül 2013 | Kırmızı Haber, Manşet, Numaralı Haberler, Üst Haberler

ALEVİ KURUMLARINA ÇAĞRI;
Değerli kurum yöneticileri;
Yarın (9 Eylül 2013/ Pazartesi) Saat 13.30′da;
Mamak’ta ORTAYA ÇIKAN DURUMU, ırkçı gerici oyunları ve AKP’nin sahte açılımını DEĞERLENDİRMEK ve GEREKLİ ORTAK TUTUMU BELİRLEMEK AMACIYLA;
Sizleri PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ GENEL MERKEZİNDE olağan üstü TOPLANTIYA ÇAĞIRIYORUZ…

Saygılarımla…
Kemal BÜLBÜL
PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ GENEL BAŞKANI
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 09.09.13   #1272
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Kentimizi de kendimizi de biz yöneteceğiz
HDP ,
YEREL SEÇİM STRATEJİSİNİ HAZIRLADI
Metin Akarsu / İsmail Afacan
<LI class=haberbody>

Halkların Demokratik Partisi (HDP), yıllardır siyaset dışına itilmiş bütün kesimleri, demokratik bir ülke ve demokratik yerel yönetimler için birlikte mücadele etmeye çağırdı. 2014 yılında gerçekleşecek yerel seçimlerin çalışmalarına başladığını Taksim Cezayir Restoran’da yaptığı basın toplantısı ile duyuran HDP, yerel seçimlere batıda Halkların Demokratik Partisi (HDP), bölge illerinde ise BDP çatısı altında girileceğini duyurdu.
Basın toplantısına BDP Eş Başkanı Gültan Kışanak, HDP Eş Başkanları Fatma Gök ve Yavuz Önen, BDP Milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder, Sebahat Tuncel, Pervin Buldan, İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, eski Milletvekili Ufuk Uras ve siyasi partilerin temsilcileri de katıldı.
ADAYLARI HALK BELİRLEYECEK
HDP’nin yerel seçim bildirgesini okuyan Yürütme Kurulu Üyesi Betül Çobanoğlu, adaylar belirlenirken toplumun farklı inanç, dil, kültür ve kimliklerinin, işçilerin ve emekçilerin, kadınların, gençlerin ve LGBT bireylerin temsil hakkının esas alınacağını belirtirken, adayların, demokratik mekanizmalar ve yerellerin özgünlükleri esas alınarak halk tarafından seçileceği vurgulandı. Açıklamada Gezi sürecine de vurgu yapılırken, Gezi süreci ile ortaya çıkan taleplerin HDK’nin demokratik, yerel ve yerinden yönetim anlayışı ile paralel olduğu belirtildi. Yerellerin artık merkezin tebaası olmak istemediğini ifade eden Çobanoğlu “kentimizi de kendimizi de biz yöneteceğiz” dedi.
ŞİMDİ ENERJİMİZİ BİRLEŞTİRME ZAMANI
Savaş yerine halkların eşit, özgür ve gönüllü birliğini savunacaklarını aktaran Çobanoğlu, HDP’nin statükocu, rantçı ve otoriter siyasal partiler karşısında tek demokratik seçenek olduğunu ifade etti. “Şimdi, ortak mücadele ve birlikte kazanma seçeneğini büyütme zamanı” denilen açıklamada, çevre ve ekoloji hareketinden, alevi örgütlerine, aydınlar ve işçilerden, gençlik hareketine kadar bütün demokratik kamuoyuna birlikte mücadele etmeye ve kazanma çağrısı da yapıldı.
BİLİMİN KILAVUZLUĞUNDA BİR YEREL YÖNETİM
Basın açıklamasından sonra konuşan HDP Eş Başkanı Yavuz Önen, kendilerinin yerel seçim projesinin “bilimin kılavuzluğunda, hem demokratik ve sömürüye karşı bir yerel yönetim tarzı, hem de suyun ticarileştirilmesine, ulaşımın ve bütün alt yapı hizmetlerinin sömürü aleti haline gelmesine karşı bir kampanya” şeklinde gelişeceğini belirtti. Bir diğer Eş Başkan Fatma Gök, iki sene önce HDK ile başlayan hareketlerinin, eşitlik ve barıştan yana olan herkesi yeni bir hayatı kurmaya çağırdığını ifade etti.
ARTIK SÖZÜ HALK SÖYLEYECEK
BDP Eş Başkanı Gültan Kışanak ise yaptığı konuşmada bugün Türkiye siyasi tarihinde yepyeni bir kulvar açacak bir sürecin başlangıcına tanıklık ettiklerini dile getirdi. Bugüne kadar devam eden “devlete hizmet etme” anlayışının devletin tekçi ve otoriter anlayışını güçlendirdiğini ifade eden Kışanak, yüz yıla yakın süredir demokrasi güçlerinin, demokrasiyi halk için var etmeye çalıştığını vurguladı. Bugünden itibaren yerelde de genelde de sözü halkın söyleyeceğini aktaran Kışanak halkın kendi kendini yönetmesinin olanaklarını yaratacaklarına dikkat çekti. “İşte bu seçim bildirgesi böyle bir stratejinin deklarasyonudur” diyen Kışanak, artık parti merkezlerinin hatta parti başkanlarının tek başına karar verdiği anlayışa son verdiklerini, ülkenin dört bir yanında adaylarını halk ile tartışarak belirleyeceklerini aktardı. Kışanak, “Yerel ve yerinden demokrasiyi önce kendimiz işleteceğiz ardından da halk iktidarı ve yönetimi olarak hayata geçireceğiz” dedi.
AZINLIKLARIN YEREL YÖNETİMDE GÖRÜNÜR OLMASI ÖNEMLİ
HDK Yönetim Kurulu Üyesi Garo Paylan HDK olarak yola çıktıklarında, ezilen ve yok sayılanların görünür olması gibi bir hedeflerinin olduğunu ve bu hedeflerinin devam ettiğini vurguladı. Paylan, “Hangi yerelde hangi azınlık varsa, hatta olmasa bile, azınlıkların yerel yönetimlerde görünür kılınması bizim için önemli ve HDK bu konudaki duyarlılığını açıklamasında da belirtiyor” diyerek HDK’nin azınlıkların temsiliyet noktasında görünür olması için gerekli iradeyi ortaya koyacağına inandığını belirtti.
HDK HERKESİN SESİNİ DUYURMAK İÇİN VAR
Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan ise ülkenin önünde çözülmesi beklenen onlarca sorun varken Hükümetin hem bölgemizde hem de iç politikada bir savaş politikası yürüttüğünü ve bu politikaların kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Politika dışına itilmiş büyük bir kesim olduğunu aktaran Gürkan, “Bizlerin oylarını alanlar bizim yerimize sermayenin ve rantçıların borusunu öttürüyorlar” diyerek, halkında sesini duyurmak için alanlara ve sokağa çıkması gerektiğini belirtti. HDK’nin de herkesin sesini duyurmak için var olduğunu söyledi.
KADINA YAKLAŞIM FARKIMIZ OLACAK
HDK seçim bildirgesinde kadınlar için özel bir bölüm yer alırken seçim stratejisinin esaslarından birinin de kadına yaklaşım olacağı vurgulandı. Kadınların eşitlik ve özgürlük arayışının bütün seçim süreçlerine damgasını vuracağını açıklayan HDK, kadınların eşit temsiline bütün kadın örgütleri ile tartışarak ve adaylar belirleyerek özel bir önem vereceklerini belirtti.
HDK’NİN YEREL SEÇİM HEDEFLERİ
- Yerinden ve yerel yönetimi güçlendirmek ve geliştirmek için, özerk meclisler idari yapısının toplumda benimsenmesi için mücadele etmek.
- Doğrudan demokrasiye uygun olarak katılımcı yerel yönetim modelini geliştirmek
- Bütçesini halkın belirlediği, rantı ve hırsızlığı taşeronu önleyecek belediyecilik
- Halkı mağdur eden kentsel dönüşüm politikalarını durdurmak
- Kamusal alanda anadil kullanımı ve çok dilli belediyeciliği geliştirmek (İstanbul/EVRENSEL)
evrensel.net -
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 09.09.13   #1273
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Çetin: MİT, Dink’in infaz emrini Kiril alfabesiyle verdi



İSTANBUL /ANF
Güncellenme : 09.09.2013 09:05
Eski Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ermeni gazeteci Hrant Dink cinayeti davasının avukatı Fethiye Çetin, MİT’in infaz emrini Kiril alfabesiyle verdiğini iddia etti.

Hrant Dink cinayeti davasının avukatı Fethiye Çetin dava sürecini ve perde arkasında yaşananları anlattığı “Utanç Duyuyorum-Hrant Dink Cinayeti’nin Yargısı” isimli kitabında, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) Dink’in infaz emrini Kiril alfabesiyle kriptolayarak verdiğine ilişkin bir iddiaya yer verdi.

Çetin iddiasını kendisine ulaşan ve MİT’te kriptoloji uzmanı olarak çalıştığını iddia eden Ramazan Dündar’ın anlatımlarına ve kendisine verdiği belgelere dayandırdı.

Musa Kesler’in Milliyet gazetesindeki haberine göre, Çetin’in kitabında esrarengiz ihbarcıyı ve ardından yaşananları anlattığı bölüm şöyle:

“16 Mart 2010 günü cep telefonumdan, gizli numaradan arayan ve isminin Ramazan olduğunu söyleyen şahıs, MİT Doğu Anadolu Bölge Başkanlığı’nda kriptografi ve haberleşme şifreleri geliştirme uzmanı olarak çalıştığını, elinde Dink cinayetine ilişkin önemli bir belge olduğunu, Halep’teki Fransız Konsolosluğu’na gitmemiz halinde elindeki belgeyi bize verebileceğini söyledi.(...)

‘BELGELER KRİPTOLU’

Gaziantep’te güvendiğim bir avukat arkadaşımı aradım, Anlattım, benim yerime gitmeyi kabul etti. Ramazan adlı kişi ile Skype üzerinden görüşmeye devam ettim; yüzünü göstermedi. MİT ambleminin bulunduğu bir sayfayı gösteriyor, hızlıca üzerinde ‘Gizli’, ‘hizmete özel’ damgaları bulunan başka belgelere geçiyordu. Belgelerden biri ‘Anka Kuşu’ amblemiyle imzalanmıştı. ‘hiçbir şey anlamadım, bunların Dink’le ilgisi nedir’ diye sordum. ‘Elimdeki evrak kriptolu evraktır, hiçbir devlet kurumu iç yazışmalarında ‘Git Hrant’ı öldür’ demez’ diye cevap verdi.”

‘MİT’TEN BİRİNE SORUN’

Çetin, kriptonun çözümünü de Ramazan Dündar’ın tarifiyle yaptıklarını belirterek, kriptonunu çözümü esnasında Dündar’la aralarında geçen diyalogları da şöyle anlattı:

“Dündar, ‘Osmanlı Mac: 00:0F:A3:34:76’, ‘Seri No. 1176M26600329’ şeklindeki bilgileri vererek “MİT’te çalışan tanıdık yani size bilgi verecek birini bulursanız bunu sorgulayın” dedi. Ayrıca, “Sayı: k.rip-2006-195, Konu: Türk-Amerikan İlişkilerinde Ermeni Diasporası’nın rolü, İlgi: Dışişleri Bakanlığı’nın 2009-kril-1-2-23-18-1-15-20, Kültür Bakanlığının: 2009-Kiril-1-/10-15-12 sayılı emrini sorun.

Çetin bu konuşmanın ardından internetten Kiril alfabesinin çıkışını aldıklarını belirterek, Dündar’ın tarifiyle kriptonun çözümünü de şu şekilde aktardı:

“Gerçekten Kiril alfabesini yukarıdan aşağıya saydığınızda 23. sıradaki harfi H harfiydi. 18’in karşısındaki harf ise “R” harfiydi. Diğer rakamlara da aynı yöntemle bakıldığında Hrant ismi ortaya çıkıyordu.”

‘AİHM’DE TANIK OLURUM’

Avukat Fethiye Çetin, kriptoyu çözdükten sonra Dündar’la yaptıkları görüşmeye de kitabında şu şekilde yer verdi:

“Evrakın sonunda MİT’in iç yönetmeliği gereği 80-85 kurum içerisinde infaz emridir(...) MİT içerisinde çözülmeler başladı. Kanada istihbarat servisinin (CSİS) bu konuda bilgisi var. MİT ile CSİS arasında bağlayıcılık sözleşmeleri var, ortaya çıkarmıyorlar. Davayı AİHM’ye taşıyın. Burada dava bitmez, katili yatar, azmettirenler gezer. AİHM’ye giderseniz tanık olarak bilgi veririm.”

Kitapta Fethiye Çetin ile Ramazan Dündar arasında geçen konuşmanın devamı ise şöyle;

F.Ç.: Gaziantep’te belgenin fotokopisini verecek misiniz?

R.D.: Fransız istihbaratı izin verirse...

F.Ç.: Onların ne ilgisi var?

R.D: Fransız istihbaratı izin vermezse verememem. Çünkü güvenliğimi ve çıkışımı onlar sağlayacaklar. Etrafta sivil görürsem görüşmem. Yakalanırsam da inkâr ederim.

F.Ç.: Uyarmanız gereksiz...

R.D.: Bu yaşımıza kadar kurumda vatansever olarak yetiştirildik. Vatan haini değilim ama son gelen iç yönetmelik gereği operasyon kısmında çalışan herkes bir suça bulaşık ve kurumda dosyası bulunacak. (...)

F.Ç.: (R.D’nin Halep’e gideceğini söylemesi üzerine) Halep’te görüşemez miyiz?

R.D.: Elçilikte görüşürüz.

F.Ç.: Nasıl?

R.D.: İstanbul’daki Fransız Konsolosluğu’nu bilgilendirin, perşembe günü gideceğimi ve orada elçilikten sığınma talebi isteyeceğimi ve belgeleri teslim edeceğimi...

MİT YALANLADI

Çetin ertesi gün sabah, görüşmeye gönderdiği arkadaşının kendisini aradığını, R.D.’nin birtakım şahıslarla kapısına dayandığını, etraftaki adamların Fransız istihbaratının adamları olduğunu anlattı.

Çetin, Hrant Dink’in ağabeyi Hosrof Dink hemen Dündar ile görüşmeye gidip belgeleri alıp döndüklerini, fotokopi belgelerden birinin Hrant’ın; Anka Kuşu yazılı diğerinin ise Savaş Buldan’ın infaz emri olduğunu yazıyor kitabında. Çetin, şöyle devam ediyor:

“Ertesi gün Fransa’nın İstanbul Başkonsolosluğu’na gittim, Ramazan Dündar’ı sordum. Şahsın Halep Konsolosluğu’na sığındığını, sonra Lübnan’a gitmek üzere ayrıldığını ve nereye gittiğini bilmediklerini söylediler. Savcılığa gittim; dilekçemde MİT’in cevaplandırması istemiyle sorular yazdım. MİT’ten gelen kısa cevapta Ramazan Dündar isimli bir personelleri olmadığı, fotokopi belgelerin ise MİT’e ait olmadığı yazıyordu.”


gündem
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 09.09.13   #1274
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Pazartesi, 9 Eylül 2013 - 21:55
İkitelli'de

foruma çeteler saldırdı!



İkiltelli'de düzenlenen park forumuna çeteler saldırdı. Demirlerin, sopaların, satırların, köpeklerin kullanıldığı saldırı sürüyor.
Güncelleme: 22:46
İkitelli'de foruma saldırı sırasında ortalarda görünmeyen polis, saldırı sonrası İkitelli Emniyet Müdürlüğü önünde güvenlik önlemi aldı.
Güncelleme: 22:10
Saldırı sırasında forum civarında tek bir polisin olmaması dikkat çekti.Saldırganlar halk tarafından kovuldu. Sık sık "faşizme karşı omuz omuza" sloganları atıldı.
Forum alanında yaralılar var.
(soL - İstanbul) Gezi Direnişi ile başlayan park forumlarını uzun süredir devam ettiren İkitelli Park Forumu'na akşam saatlerinde ellerinde satır, demir çubuklar olan ve yanlarında köpekler getiren 50 kişilik bir güruh saldırdı.
Forumdakiler saldırganları püskürtürken, çatışma devam ediyor.

Gelişmeleri aktaracağız...
sol haber

http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-si...i-haberi-79374
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 09.09.13   #1275
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Meraklısına ODTÜ ruhu!


Okuyucu Modunu AçOkuyucu Modu KapatYazıyı Büyüt: 1214161820
Hedefte yine ODTÜ var
Melih Gökçek’in güzergâh üzerindeki ağaçları keserek ODTÜ ormanından geçireceği yol, yeni bir direnişin önünü açtı. ODTܒnün, iktidarın yeni vandallığı karşısında sessiz kalması beklenemezdi. Kalmadı da. Üstelik kampusten yükselen itiraz, ülkenin başka yerlerinde de yankısını bularak büyüyecek gibi görünüyor.
Aynı günlerde bir başka olayla daha gündeme geldi ODTÜ. Youtube üzerinden kamuya yansıyan görüntüler spekülasyona müsaitti. Biraz suskun ve mahcup türbanlı kızlar, solcu oldukları anlaşılan iki kız öğrenci tarafından “paylanıyor” ve orayı terketmeleri konusunda “uyarılıyorlardı”.
İktidarın ve Cemaatin resmî ve yarıresmî yayın organları tahmin edileceği gibi görüntülerin üzerine atladı: ODTܒde başörtülü öğrencilere saldırılmıştı!
• • •
Şimdi biraz geriye gidelim...
Yanlış hatırlamıyorsam ODTܒde 1978-79 öğretim yılının açılış töreniydi. Tören Devrim Stadında düzenleniyordu ve adet olduğu üzre İstiklal Marşı‘yla başlamıştı. Bazı aklı evvel arkadaşlarımız kendilerince “milliyetçiliğe tepki olarak” marş esnasında ayağa kalkmadı.
Dönem siyasetin ziyadesiyle sert yürüdüğü bir dönemdi. Okul, Milliyetçi Cephe hükümetinin rektör olarak görevlendirdiği Hasan Tan’ın gözetiminde ODTܒyü işgal etmeye çalışan Ankara’nın en kanlı faşistlerine karşı destansı bir direnişin örgütlendiği “9 aylık boykot”tan yeni çıkmıştı. Ki o boykot ve direniş, faşizme karşı çıkan bütün bir demokrasi cephesinin kalbini kazanmıştı. İstiklal Marşı hadisesi bütün gerici-faşist basın açısından ODTܒye yeni bir saldırı için fırsata dönüştürülmeye çalışıldı. ODTÜ öğrencileri İstiklal Marşını protesto etmişti, hem ayağa kalkmamışlar hem de Enternasyonal’i söylemişlerdi; bu komünist güruh vatan hainiydi, falan...
ODTÜ öğrencilerinin tüm ülkedeki itibarını hedef alan karalama kampanyası karşısında, epey bir uğraşmak zorunda kalmıştık. Onca enerji ve zaman hiç hesapta olmayan bir hadisenin telafisine harcanmıştı.
• • •
Bugün, yukarda sözünü ettiğimiz görüntüler karşısında AKP ve Cemaat medyasının tavrı, 35 yıl öncekine benzer bir kampanyanın farklı bir düzlemde yeniden üretilmesi.
Zaman’a göre “Başörtülü öğrencilere yapılan saldırı Türkiye’yi ayağa kaldırmış”, “ODTܒdeki zorbalığa tepki yağıyormuş”. Yeni Şafak failleri de tespit etmiş, “ODTܒde başörtülüleri ‘cemaat dışarı’ pankartlarıyla taciz eden öğrencilerin terör örgütü TKP mensubu olduğu öğrenilmiş”. (Bu arada hızını alamayıp TKP’yi de “terör örgütü” ilan etmiş Yeni Şafak.) Hadisenin arkasındaki maksadı da çözmüş: “Saldırının ağaç kesme iddiasıyla başlayan eylemler başarısız olunca sağ görüşlü öğrencileri kışkırtarak üniversiteye çekmek amacıyla düzenlendiği belirlendi.” Yeni Akit her zamanki tiksinti verici üslubuyla yaklaşmış olaya: “ODTܒde köpekler serbest.”
Bu üç örnekle yetinelim.
Görüldüğü gibi, haberlerin tamamında hâkim olan unsur, yalan! Adeta bir grup ODTÜ öğrencisi, başka bir grup ODTÜ öğrencisine başörtülü olduğu için saldırıyor. Oysa biliyoruz ki, ODTܒde böyle bir sorun yok ve hiç olmadı. Aksine üniversitede başörtüsü yasağına ilk karşı çıkan okulların başında ODTÜ geliyor. Bugün de başörtülüsü başörtüsüzü uyumlu bir birliktelik içinde. Tepki gösterilenler ODTÜ öğrencisi falan değil. Belki öğrenci bile değil. Açıkça Cemaat misyonerliği için dışardan gelmişler; üstelik “ODTÜ yurtlarında fuhuş yapıldığı, içki içildiği, kızların çocuk düşürdüğü” gibi ipe sapa gelmez saçmalıklarla yeni öğrencilerin ve ailelerinin kafasını karıştırmak derdindeler.
• • •
İki hususun altını çizmek gerekiyor. ODTÜ elbette “yol geçen hanı” değil, önüne gelenin, üstelik yalan ve demagojiyle “adam kafalamasına” sessiz kalınmaz. Ama biliyoruz ki, gerici örgütlenme girişimleri karşısında bunları teşhir edecek zeki, muzip ve etkili yollar bulmak zor değil; tabii demokratik bir meşruiyet içinde... Özellikle iktidarın ODTܒyü başlıca hedef haline getirdiği bu dönemde, yandaş medyanın eline yeni iftira kampanyaları için malzeme vermeyecek bir hassasiyete ihtiyaç var.
İkincisi... İktidar ve şürekâsı bu defa (ve bir kez daha) sert bir kayaya çarptığının farkında mı, bilmiyorum. Uzun uzun ODTÜ tarihini anlatmaya gerek yok; ne zorbalar gelip arkalarına bile bakmadan çekip gittiler... Bu memleketin ve halkın haysiyetine, özgürlüğüne sahip çıkmak için canını vermiş ODTܒlülerin sadece isimlerini sıralasak şuraya, o bile kâbusunuz olmaya yeter.
Şimdi iktidar koltuklarında kasım kasım kasılanlara bir bakın Allah aşkına! Hepsini toplasak bir tek Sinan Cemgil eder mi?

birgün
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 10.09.13   #1276
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Alevilerden İzzettin Doğan'a tepki

Bu yeni bir asimilasyon girişimidir!

03 Eylül 2013 Salı 18:13


Cem Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan’ın Fethullah Gülen ile Ankara’da cami ve cemevinin birlikte olacağı bir ibadethane yapmak üzere anlaştıklarını açıklamasına Alevi örgütlerinden tepki yağdı. Bunun bir asimilasyon politikası olduğunu vurgulayan Aleviler İzzettin Doğan’a tepki gösterdi.
GEÇMEZ: YENİ BİR ASİMİLASYON GİRİŞİMİDİR

Cami ile Cemevinin iç içe olamayacağını ve bu durumun camiye de cemevine de saygısızlık olduğunu vurgulayan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez:

“Caminin ve cemevinin ritüelleri birbirinden çok farklı. Bu yeni bir siyaset, yeni bir asimilasyon girişimidir. İzzettin Doğan’ın geçmişi ortada ve geçmişte kimlerle işbirliği yaptığı, güçlünün yanında yer aldığı biliniyor. Şimdi de Gülen cemaatini güçlü gördü ki onların yanında yer alıyor.” Açıklamasında bulundu.


BÜLBÜL: İZZETTİN DOĞAN HOCA EFENDİ’Yİ HOŞ GÖREMEYİZ

İzzettin Doğan’ın bu hamlesinin hükümetin İslamcı, ırkçı anlayışın ihtiyaçlarını gidermek için yapmış olduğu bir asimilasyon projesi olduğunu vurgulayan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Kemal Bülbül ise; “Bu sinsi oyun hakikati faş etmeyi gerektirecek kadar derindir.” dedi.

Bülbül açıklamasında şu görüşlere yer verdi.

“Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak inancımız ve yolumuz için yaptığımız çalışmalara, hizmetlere, eylem, etkinlik ve mitinglere “Bunlar Alevi değil terörist” diyen zihniyetin varacağı nokta burasıdır. İzzettin Doğan Hoca Efendi, CEM Vakfı’nı (Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi) 12 Eylül Askeri Darbesi ile ortak kurmuştur. Bu güne kadar Alevilere ve Alevi inancına karşı yapılan hiçbir saldırıya, katliama karşı çıkmamış, tavır almamıştır.

İki hoca efendinin 'hoşgörü' adı altında asimilasyon oyunu… Bu sinsi oyun hakikati faş etmeyi gerektirecek kadar derindir. İnancımız ve yolumuz gereği Hak'kın, hakikatin, ulularımızın, velilerimizin, mürşitlerimizin, pirlerimizin, aşıklarımızın, sadıklarımızın, ermişlerimizin, dervişlerimizin, erenlerimizin, evliyalarımızın huzurunda İzzettin Doğan hoca efendiden davacıyız. İzzettin Doğan hoca efendinin 'Pensilvanyalı hoca efendi' ile ortak yürüttüğü proje bir 'Hoşgörü projesi' değil, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana inancımıza karşı yürütülen türlü oyun, hile, aldatmaca ve katliamların yeni versiyonudur. İnancımızı, asimilasyoncu, katliamcı egemen zihniyete karşı nice bedeller ve canları pahasına yaşatan ulularımız 'Yol cümleden uludur. Gönül kalsın yol kalmasın!' dediler. Ama İzzetin Doğan hoca efendi bu tavrı ile 'Ben yoldan uluyum!' deme noktasına gelmiştir.

Örgütlü ve Yola Bağlı Aleviler olarak, kişiliksiz, tutarsız, kendi inancına, kültürüne ve tarihine yabancılaşan, “Mürşit” konumunda olduğu halde kendi toplumundan kopan Hoca Efendiyi “Hoş göremeyiz!”

DEMİR: ALEVİLERİ CAMİYE GÖTÜRMENİN BİR BAŞKA YOLU BU

Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir ise bunun bir asimilasyon projesi olduğuna dikkat çekerek gelişmeleri kaygıyla izlediklerini ifade etti.

“Alevileri camiye götürmenin bir başka yolu bu. İzzettin Doğan da bir yandan bu girişime alet oluyor, tepkimiz biraz da ona. İnsanların özünde öncelikle cemevlerinin varlığını kabul etmesi gerekir. Süreçte böyle bir projenin doğru olmadığını düşünüyorum. Bu zihniyet cemevlerinin yasal statüye kavuşması bir tarafa ibadet yeri olarak bile görmüyor, inançlarımızı yok sayıyor. Bu girişimi doğru bulmuyorum.”

ÖZEL: BİZİ BU PROJE İLE ASİMİLE EDEMEZLER

Cami cemevi projesine sıcak bakmadığını belirten Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Selahattin Özel ise tepkisini; “Bin yıldır bizi asimile edememişler böyle bir proje ile bizleri asimile edemezler. Aleviler, “ibadethanemiz cemevidir” diyorsa cemevidir. İlk önce bu kabul edilmeli.” Sözleriyle dile getirdi.

ERBİL: ALEVİLERİ BİTİRME PROJESİDİR

Bir tepki de İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı İsrafil Erbil’den geldi. Erbil;

“Yıllardır Sünnilik anlayışı ve öğretisiyle Aleviliği tarif eden İzzettin Doğan bugüne kadar yapamadığı Aleviliği Sünnileştirme görevini bugün Cami ile Cemevini aynı avluda buluşturarak yapmak istiyor. Planlanan şeyin tam anlamıyla Aleviliği değiştirme dönüştürme olduğunu bilmemek aptallıktır. Nesimi ‘rızkımı veren hüdadır, yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem’ demişti ama bugünün hınzır paşaları utanmadan Aleviliği birkaç arsa ya da lokmaya pazarlıyorlar” açıklamasında bulundu.

SANATÇILAR’DAN İZZETTİN DOĞAN’A TEPKİ

Sanatçılardan da İzzettin Doğan’a tepki geldi.

26 Ekimde Ankara’da Cem vakfı gençlik komitesi tarafından öğrencilere burs sağlayabilmek için yapılacak olan konserde sahne alacak olan Türk Halk Müziği sanatçıları Tolga Sağ ve Gani Pekşen katılmama kararı aldı.

Tolga Sağ ve Gani Pekşen resmi sosyal paylaşım sitelerinden yaptıkları açıklamada Cem Vakfı’nın Fethullah Gülen ile hareket etmesini eleştirerek, Cami cemevi projesinin Alevi kültürünü yok etmeye yönelik bir girişim olduğunun altını çizdiler. Ve konserde sahne almayacaklarını duyurdular.



Anahtar Kelimeler: Bu, Yeni, Asimilasyon, Girişimidir!

www.yoltv.eu/gundem/alevilerden
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 10.09.13   #1277
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Salı, 10 Eylül 2013 - 10:05
TKP 93 yaşında:

'Ya sosyalizm, ya barbarlık'



10 Eylül 1920'de kurulan Türkiye Komünist Partisi, kuruluşunun 93. yılı dolayısıyla bir açıklama yayınladı.
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Merkez Komitesi tarafından yayınlanan açıklama şu şekilde:
Türkiye Komünist Partisi'nin 93. yılı kutlu olsun
DAHA KARARLI, DAHA UMUTLU ve DAHA GÜÇLÜYÜZ
10 Eylül 1920'de devrimci, yurtsever, enternasyonalist bir parti kuruldu Türkiye'de. Türkiye Komünist Partisi, partimiz, o günden bu yana eşitliğin, özgürlüğün, aydınlığın, adaletin, barışın bayrağını taşıdı.
Bugün o bayrak emperyalizme, AKP faşizmine, gericiliğe, sömürüye karşı dalgalanıyor. TKP, boyun eğmeyen halkın boyun eğmeyen öncü partisi olarak bu zor zamanda geleceğe umutla bakıyor.
AKP yenilmiştir. AKP halkımızın kararlığı karşısında bocalamaktadır. Komşu halkların kanını dökmek için yanıp tutuşan AKP, bölgede yapayalnızdır.Yenilgiyi bir türlü kabul etmeyen AKP işçilere, emekçilere, öğrencilere, çiftçilere, aydınlara, sanatçılara kural tanımaksızın saldırmakta ve hâlâ kazanacağını sanmaktadır.
Dün gece Hatay'da Ahmet Atakan kardeşimiz, iktidarın "halka saldırın" komutuna uyan polis tarafından alçakça öldürülmüştür.
Kaybeden AKP'nin yeniden dirilmesine izin vermeyelim. Yalana, şantaja, zulme, savaş çığırtkanlığına, cehalete ve kötülüğe teslim olmayalım. Örgütlenelim, siyasete el koyalım. 93. yılında, Türkiye'nin en eski ve genç partisi, Türkiye Komünist Partisi'nde birleşelim.
Unutmayalım… Ya sosyalizm ya barbarlık!
Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komite

http://haber.sol.org.tr/soldakiler/t...k-haberi-79394
sol haber
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 10.09.13   #1278
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


Antakya’da polis saldırısı:
22 yaşındaki Ahmet Atakan yaşamını yitirdi



Kırmızı Haber | 10 Eylül 2013 | Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler


Antakyalıların Tuzluçayır, ODTÜ ve Okmeydanı direnişini selamlamak için gerçekleştirdikleri yürüyüşe polis saldırdı. Çatışmalar sırasında gaz bombasıyla kafasından vurulan 22 yaşındaki Ahmet Atakan hayatını kaybetti. Hastane önünde bekleyenlere polis saldırdı. Halk, Ahmet’in vurulduğu yerde sabaha kadar nöbet tuttu.
Antakya’da her pazartesi gerçekleştirilen Abdullah Cömert ve direniş şehitleri anmasında bu sefer Tuzluçayır, ODTÜ, Okmeydanı’na selam gönderildi. Uğur Mumcu Meydanı’nda toplanan Antakya direnişçileri Armutlu’ya yürürken BP önünde oturma eylemi yaptı ardından polis saldırdı.
Çatışma gece yarılarına kadar sürerken polis ilerleyen saatlerde saldırıyı artırarak barikatı tomayla aşıp akreplerle ara sokaklara saldırmaya başladı. Saldırı sırasında Halkevleri üyesi Fırat Nişli omuzundan yaralandı, bir direnişçi nefes darlığı geçirerek, bir direnişçi de bayıldığı için hastaneye kaldırıldı.
Ardından Halkevleri üyesi Ahmet Atakan 5 metre mesafeden hedef gözetilerek başına atılan gaz bombası nedeniyle Antakya Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Uzunca süre yaşam mücadelesi veren Atakan, yaşamını yitirdi.
Aralarında Abdullah Cömert’in abisinin de olduğu Antakya halkı ise Ahmet’in kaldırıldığı Hatay Devlet Hastanesi önünde nöbet tutmak istedi. Polis hastane önünde bekleyenlere de saldırdı, 2 kişi yaralandı.
Saldırının ardından halk Armutlu’ya geri dönerek, Atakan’ın vurulduğu yerde nöbet tutmaya başladı. Yaralanıp hastaneye kaldırılan bazı direnişçiler de omuzlarda getirildi. Ahmet anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu ve Ahmet’in öldürüldüğü yerde mum yakılarak beklemeye geçildi.
Sabah saatlerine kadar nöbet ve polis saldırısı devam etti. Atakan’ın cenazesi şafak vakti Adana’ya gönderildi.
------------------------

akp diktatörlüğü her muhallif hareketi,

teröristlik ve örgüt üyeliği ile suçlayıp,

elindeki devlet imkanlarıyla kendi terörünü uyguluyor,

bunun adınada ileri demokrasi diyor,

hayatını kaybeden,

devrim ve demokrasi mücadelesi şehidi,

ahmet atakanı anıyoruz.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 11.09.13   #1279
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: PİRYOLU Bağımsız haberleri.


ahmet atakanın polis tarafından ölümünü,

protesto etmek için akşam adanada,

beş ocak meydanında atatürk parkına kadar yürüdük,

yaklaşık ikibini aşkın kişinin katılımıyla gerçekleşen yürüyüş,

canlı ve hareketliydi herhangi bir olay olmadı basın açıklamasından sonra,

kalabalık dağıldı,

bazı illerde polisin göstericilere gaz sıkarak,tomalarla,

joplarla müdahale eetiğini haberlerde öğrendik,

diktatörler tarihin çöplüğünde yerini alır,

BELİRLEYİCİ OLAN HALKTIR,

HALKIN ÖNÜNDE HİÇ BİR GÜÇ DURAMAZ.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 11.09.13   #1280
adsizkowboy
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Jun 2013
Nereden: Adsiz
Mesajlar: 347
Rep Puani : 0
Standart Derviş Tur Dede'nin Gül'den Ricası


Alevi Dede'nin Gül'den ricası!

Alevi-Bektaşi dernekleri düzenlediği iftara Gül katıldı.


Alevi Dedesi Derviş Tur, Cumhurbaşkanı Gül'den 3. köprünün isminin değiştirlemesini rica etti.

Alevi-Bektaşi dernekleri Polat Otel Residance'ta iftar yemeği düzenledi. Yemeğe, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, sanatçı Ajda Pekkan, eski milli futbolcu Arif Erdem ile çok sayıda davetli katılıyor. Gecenin sunuculuğunu oyuncu Oktay kaynarca katılırken, gece Beyazıt Camisi İmam Hatibi Suat Gözütok'un okuduğu Kur'an-ı Kerim ve ezan ile başladı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yaptığı konuşmada, etkinliğin düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Geçen yıl da aynı etkinliğin düzenlendiğini ve bu iftarın artık gelenekselleştiğini dile getiren Gül, iftarı düzenleyen iş adamları İbrahim Polat ve Zeynel Abidin Erdem'e ve Türkiye'nin çeşitli yerlerinden bu etkinliğe katılmak için gelenlere teşekkür etti.

"ALEVİ, BEKTAŞİ VATANDAŞLARIMIZIN BEKLENTİLERİNİ, ONLARIN ARZULARINI, GAYET DİKKATE ALMAK DA DEVLETİN GÖREVİDİR"

Ramazan ayının insanlara huzurlu olmayı, saygıyı, sevgiyi, hürmeti, güzel konuşmayı hatırlatan, herkesin birbirini daha iyi anlamasını teşvik eden bir iklimi olduğunu aktaran Gül, burada yapılan konuşmaların da bu çerçevede gerçekleştiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Gül, şöyle devam etti: "Türkiye'nin buna ihtiyacı var. Özellikle çevremize baktığımızda, bütün İslam dünyasında olup bitenler hepimizi derinden üzüyor. İslam dünyasının çok büyük bunalımlar içinde olduğu, çok büyük ayrışmalar içinde olduğu, sıkıntılı bir dönemden geçtiği, kendi birikimini ve enerjisini adeta kendi içinde harcadığı böyle bir dönemden geçerken, Türkiye olarak bizlerin, daha büyük bir dayanışma içinde, daha büyük bir birlik içinde olmamız, hepimizin fark ettiği bir husus. Onun için burada yapılan bütün konuşmalarda hep altını çizip, dikkati çektiğimiz konu bu. Ben de doğrusu Cumhurbaşkanınız olarak yaptığım konuşmalarda özellikle bunun altını çiziyorum. Birbirimizi ne kadar çok anlarsak, kendimizi başkasının yerine ne kadar çok koyarsak, ne kadar çok empati yaparsak, o kadar çok bu ülke içinde dayanışmayı gerçekleştiririz. Nihayette, sözün nereye gittiğini bazen bilmiyoruz. Söz, laf o kadar güçlü ki. Bununla ilgili çok güzel sözler var. Bu sözleri, dayanışmayı, birliği, beraberliği, birbirimize saygı yönünde kullanırsak, o zaman ülkemizdeki huzuru da pekiştirmiş oluruz."

Türkiye gibi büyük bir ülkede farklılıkların ve çeşitliliklerin olmasının tabii olduğunu dile getiren Gül, "Tarihi, sosyolojik gerçekler, hepimize farklı özellikler yüklemiştir. Dolayısıyla bütün bunları iyi anlayabilmemiz ve bütün bunlara saygı göstermemiz huzurun da birinci şartıdır" dedi. Gelişmiş demokrasilerin en önemli fonksiyonlarından birisinin, temel hak ve hürriyetleri garanti altına almak olduğunu ifade eden Gül, "Ülkemiz içinde de bütün inançlara, bütün farklılıklara, bunlar İslam dairesi içinde olduğu gibi, ülkemizde çok az da olsa Müslüman olmayan vatandaşlarımız da var. Onlara da aynı şekilde yaklaşmak ve onları ve herkesi kucaklamak hepimizin en önemli vazifelerinden birisidir. Ayrıca, büyük İslam caddesi içinde farklı farklı mezheplerin, yorumların, anlayışların ve farklı farklı inançların olduğu da bir gerçektir. Bu çerçeve içinde baktığımızda, ülkemizdeki Alevi, Bektaşi vatandaşlarımızın beklentilerini, onların arzularını, gayet dikkate almak da devletin görevidir" şeklinde konuştu.

"TÜRKİYE'NİN ÇOK ÖNEMLİ BİR FOTOĞRAFI VE GERÇEĞİ VAR BU SALONUN İÇİNDE"

Hepimizin bu ülkenin eşit vatandaşları olduğunu ve kimsenin üstünlüğünün olmadığının altını çizen Gül, "Memlekete sahip çıkmanın, ülkeye sahip çıkmanın ve ülkede huzurlu bir ortamın sağlanmasında da hepimizin eşit sorumluluğu vardır. Daha yapacak çok iş var bu ülkede. Her ne kadar son yıllarda Türkiye hızlı bir kalkınma süreci içine girse de, büyüme süreci içinde olsa da gelişmiş ülkelerle, Avrupa ülkeleriyle mukayese ettiğimizde hala ne kadar mesafe almamız gerektiğinin herkes farkındadır. Bu açıkların kapatılması için ülkede huzurun, istikrarın olması da şarttır. Bunun için de birbirimize saygı ve sevgi yine birinci şarttır. Onun için bu buluşmaları çok önemsiyorum" dedi. Ramazan ayında çok nadir dışarı çıktığını belirten Gül, "Toplu olarak katıldığım tek iftar bu diyebilirim. Önem veriyorum. Türkiye'nin çok önemli bir fotoğrafı ve gerçeği var bu salonun içinde. Bunu ne kadar görür ve anlarsak ve ne kadar ona göre hareket edersek, hepimiz birbirimizin işini de, Türkiye'nin işini de kolaylaştırırız. Onun için bu toplantıyı tertipleyenleri tebrik ediyorum" diye konuştu. Toplantıya çok önemli yazarlar, fikir adamları, iş dünyası temsilcileri, siyasi parti temsilcilerinin katıldığını aktaran Gül, "Böyle bir topluluk, böyle bir beraberlik görüldüğünde bütün Türkiye'ye moral verir. Bu resim bile bütün Türkiye'ye moral verir. Bu bakımdan birbirimizin kıymetini bilelim ve daha büyük bir dayanışma içinde olalım. Hepimiz kendi yurdumuzda, memleketimizde mutlu olalım, müreffeh olalım ve Türkiye'yi çok daha güçlü yapalım" ifadelerini kullandı.

"ANADOLU ALEVİSİ SÜNNİSİ GÖNLÜNDE TÜTER EHLİBEYT SEVGİSİ"

Gül'den önce bir konuşma yapan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da konuşmada, bir ramazan gününde dostlar sofrasında, Alevi Bektaşi Federasyonu ve Dernekleri tarafından ağırlanmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Burada arkamda yazılı olan cümleyi çok hoşuma gittiği için ifade etmek istiyorum. 'Anadolu Alevisi Sünnisi gönlünde tüter Ehlibeyt sevgisi'. Sanıyorum hepimizin ortak görüşü bu" dedi. Arınç, bir Alevi kardeşinin, Alevi Bektaşi dostunun, Hazreti Ali'yi, Peygambere damat olma şerefini kazanmış ilim şehrinin beldesi, kapısı, evliyaların, asfiyaların hocasını çok sevmesinin ancak imrenilecek ve şeref duyulacak bir şey olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Biliyorum ki aynen Hazreti Ali gibi Alevi Bektaşi dostlarımız da, kardeşlerimiz de Peygamberimizi bu kadar çok seviyorlar ve hatta Hazreti Ali'nin yattığı gibi ölüm döşeğine yatıyor, canlarını feda etmek istiyorlar. O gün o döşeğe yatan Haydar-ı Kerrar, İslam için, İslam Peygamberi için dünyaya meydan okumuştu. Bu cesaret ve yiğitlik ne kadar Hazreti Ali'ye yakışıyorsa, kendisini büyüten Peygamberimize olan sevgisini de ifade ediyor."


"SEVGİDEN NEFRET ÇIKMAZ"

Arınç, sevgiden nefret çıkmayacağını belirterek, "Muhabbetten garaz da doğmaz. Bizleri bir araya getiren bu iftar akşamında sevginin, muhabbetin ve ramazanın bereketini görüyoruz" dedi. Bundan sonraki ramazanlarda da tekrar birlikte olmak ve bugün içinde
bulunulan bazı sıkıntılardan veya şikayet konusu olan olaylardan uzak, gerçek dostluğu, sevgiyi, kardeşliği bir arada yaşamanın nasip olmasını temenni eden Arınç, şunları kaydetti:

"İki konuşmacı da özellikle bize atıfta bulunarak, bazı taleplerini ifade ettiler. Derviş Tur dede ve Cengiz Hortoğlu arkadaşımızın konuşmalarına, Sayın Cumhurbaşkanım birkaç cümleyle müsaade ederseniz cevap mahiyetinde birkaç şey söylemek istiyorum. Esasen ne hükümeti temsil eden ve ne de siyasetçi hüviyetimle bu gece aranızda bulunmuyorum. Ama madem ki bu sıfatımla aranızda bulunuyorum, birkaç cümleyi söylemek umuyorum benim için de bir görev olacak.
Alevi kardeşlerimizin, yurttaşlarımızın, yüzlerce yıldır birlikte yaşadığımız, inançlarımızla beraber olduğumuz, geleneklerimizle, örf ve adetlerimizle Türkiye topraklarında birbirimizi kardeşçe sevdiğimiz bu güzel insanların elbette haklı talepleri, istekleri, şikayetleri, eleştirileri mutlaka olacaktır. Ülkemizin birinci sınıf yurttaşlarıysak hepimiz, bu taleplerin mutlaka karşılanması, yerine getirilmesi ve bunlara karşı hiçbir zaman ret ve inkar içinde olunmaması gerekir."


"BUGÜN BU İFTARA BEN BÜYÜK BİR GÖNÜLLE, BÜYÜK BİR HOŞLUKLA KATILARAK GELDİM"

Arınç, bu topraklar üzerinde geçmişten bu yana çok kırılgan noktalar olduğunu ve çok büyük travmaların yaşandığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şu anda da içinde bulunduğumuz şartlarda da bunun izlerini görmek mümkün. Esasen sadece Aleviler veya Sünniler konusu değil, İslam toplumunda bazen çok büyük çatışmalara yol açan fikir ayrılıkları, düşünce farklılıkları oluştu. En yakın coğrafyamızda cereyan eden bazı olaylarda bunların hala çok güçlü olduklarını, yaşıyor olduklarını görmek mümkündür. Sadece bir misal vermek istiyorum. Bugün bu iftara ben büyük bir gönülle, büyük bir hoşlukla katılarak geldim. Beni davet ettikleri için ayrıca teşekkür ediyorum. Ancak ajans notlarını şöyle gözden geçirirken, isimlerini ve cisimlerini sizlerin de bildiği veya tahmin edebileceği birtakım kuruluşların bu akşam bu güzel iftarı reddettiklerini ve iftara katılanlar hakkında nahoş şeyler söylediklerini okudum. İsimler vermeyeceğim, onlar zannediyorum geçen yıl da aynı şeyleri söylemiş olmalı, bu yılda aynı şeyleri tekrarlıyorlar. Pek çok şey söylemişler ama bir cümle çok dikkatimi çekti. 'Bu iftar gecesinde Alevi ve Sünni kardeşliğini göstermek istiyorlarmış' diye devam ediyor." Arınç, Alevi-Sünni kardeşliğini reddeden, böyle bir şeye yol açabilecek gelişmeleri hiçbir zaman olumlu karşılamayacaklarını ifade eden bir anlayışı, Türkiye'de sayıları belki azdır ama mevcudiyetini ifade etmek istediğini dile getirdi.

"SİZ İSTEYECEKSİNİZ HAKLI OLARAK ELBETTE, BİR HÜKÜMET, ÜLKEYİ YÖNETEN BİR İKTİDAR BUNLARI MUTLAKA YERİNE GETİRECEKTİR"

Bir hükümet olarak talepler konusunda neler yapabileceklerini çok düşündüklerini vurgulayan Arınç, bu taleplere mutlaka olumlu karşılık da vermek istediklerini belirterek, "Ama bunları verirken veya bu konuda karar verirken, daha doğrusu çünkü temel hak ve özgürlükler birisinin cebinden çıkarıp da vereceği bir bahşiş değil, kesinlikle bunu reddederim. Siz isteyeceksiniz haklı olarak elbette, bir hükümet, ülkeyi yöneten bir iktidar bunları mutlaka yerine getirecektir" diye konuştu.


"YAVUZ SULTAN SELİM YERİNE YUNUS EMRE OLSUN"

Alevi Dedesi Derviş Tur'da gecede bir konuşma yaparak, Cumhurbaşkanı Gül'den, cemevlerinin yasal statüye kavuşmasını ve İstanbul Boğazı'na yapılacak 3. köprünün isminin Yunus Emre olarak değiştirilmesini talep etti. Yavuz Sultan Selim ismine Alevilerin adeta "alerji" duyduğunu önesüren Tur, "Tarihte olan savaşları, kavgaları, birtakım olumsuzlukları bugüne getirirsek, milletimiz ve memleketimiz için hayırlı olmaz. Düşmanlık yaratır,insanlarımızı birbirine düşürür. Aleviler hep birlikten yana olduğu için bunu istemiyor. Şimdi üçüncü köprü yapılıyor. Sayın Cumhurbaşkanı'ndan benim bütün ricam, büyük bir erdemlilik göstererek, Alevi ve Sünnileri kucaklayan, birlik ve beraberliğe işaret eden Yunus Emre ismini vermesidir" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Gül'e konuşmasının sonunda iş adamı Zeynep Abidin Erdem bir tablo hediye etti.


GECEYE ÜNLÜLER DE KATILDI

Geceye Süper Star Ajda Pekkan, Oyuncu Şafak Sezer, Yöentmen Hamdi Alkan da katıldı. Geceden çok etkilendiğini ve gecenin çok güzel olduğunu söyleyen Pekkan, "İnşallah Türkiyemiz bu kardeşlik üzerine hiçbir ayırım ayrıştırma yapmadan bundan böyle aynı güzelliklerde olur" dedi. Geceye katılan eski futbolcu Arif Erdem ise "Bu kadar anlamlı bir gecede bulunmaktan dolayı mutluluk duyduğunu belirtti.

Alıntıdır.
Sponsor Reklamlar

adsizkowboy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 2 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 2 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Zaytung haberleri. dAbBe Komik Bölüm 33 26.03.14 22:44
Bu Yolu Sürenler Bilir Yılmaz Bakar Şiir ve Türkü-Ezgi Bölümü 0 09.01.12 11:41
“Bağımsız Türkiye” Düşünü Gerçeğe Çevireceğiz… yorum111 Alevi Konser - Alevi Dernek Etkinlikleri 3 27.03.11 00:59
Turgut Öker, AABK adına bağımsız milletvekili adayı Pir Mehmet Siyaset,Politika ve Ekonomi 8 20.02.11 09:10
Sefire Yolu Gösterin !!! akdora Mustafa Kemal ATATÜRK 0 23.05.10 00:48




Totobo Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2