Sponsor Reklamlar


Ağaç Şeklinde Aç1Beğeni
  • 1 gönderen Pir Mehmet

 
Seçenekler
Alt 20.11.11   #1
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Bu İşin Peşini Bırakmayacağız


Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Sivas’ta 2 Temmuz 1993'te 35 aydının yakılarak öldürülmesine ilişkin davada, IDAM cezasına çarptırılan firari sanık Vahit Kaynar'ın tutuklu bulunduğu Polonya'da kefaletle Serbest bırakılmasından sonra, “Bizler bu işin takipçisiyiz. Bu işin peşini bırakmayacağız” diyerek, Derneğin Avukatı Şenal Sarıhan aracılığı ile Türkiye’ye iadesi için bir daha Adalet Bakanlığına başvurduklarını açıklayarak, “Devlet katliam sanığını cezasını çekmesi için Türkiye’ye getirmelidir.” dedi.

Başvuru dilekçesinin tam metni:

Adalet Bakanlığı

Uluslarası Hukuk ve Dışilişkiler Genel Müdürlüğü

(Suçluların İadesi ve Hükümlü Nakil Bürosu)

2 Temmuz 1993 günü, polis kayıtlarına göre 15.000 kişinin katıldığı Sivas Madımak Oteli’nin yakılması sonucu, şenlikler nedeni ile otelde bulunan aralarında iki çocuk, genç ve aydınlarımızın bulunduğu 33 konukla, iki otel görevlisi yanarak ve dumandan boğularak yaşamlarını yitirmişlerdi.

Polis kayıtlarına 15.000 kişi olarak geçen bu örgütlü gerici kalkışmanın ve katliamın eylemcilerinden bugüne dek ancak 128 kişi yargı önüne getirilebildi. Bu sanıkların önemli bir bölümü, Ankara DGM’nin 26.12.1994 gün 1993/ 106 Esas -1994/ 190 Sayılı, eylemin cumhuriyet rejimine ilişkin bir kalkışma olduğunu göremeyen, olayı sıradan toplantı ve gösteri yürüyüşü yasasına aykırılık ve adiyen adam öldürme eylemi olarak niteleyen “ödül” niteliğindeki kararı ile serbest kaldılar.

Katılan tarafın temyizinin ardından Yargıtay 9. ceza Dairesi’nin 30.9.1996 gün 1996/ 688-4716 Sayılı kararları ile olayı 765 Sayılı TCY’nın 146/3. maddesine aykırılık olarak niteleyerek yerel mahkeme kararını bozdu.

Vahit Kaynar, 1993/ 106 Esas Sayılı ilk yargılamada,, Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 22.07.1993 gün 1993/2212 Haz. 1993/ 902 Esas Sayılı iddianamesinde 31 numaralı sanık olarak yer almış ve anılan iddianamede, otel önündeki polis barikatını yarıp otele ulaşmak, araçları ters çevirmek ve otel içindeki tahripkâr hareketleri nedeni ile 45 kez ayrı ayrı TCY’nın 450 / 4-5-6, 516-7, 517, 522. maddeleri gereğince cezalandırılması istenilmiştir. Aynı sanık hakkında Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 1993/318 Haz - 170 Esas Sayılı iddianamesinde 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasası’nın 7/ 1-2. maddelerine ve 1993-2460 iddianame ile de 2911 Sayılı Yasa’nın 32-1. maddesine aykırı davrandığı savı ile ceza istenilmişti. Ancak, yukarıda sunduğum gibi, 1993/106 Esas Sayılı ilk yargılamada, ödül niteliğindeki bir kararla Sanık, sadece Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na aykırılıktan üç yıl ceza aldı. Ayrıca da bu ceza, sanık 21.01.1975 doğumlu olmasına karşın yanlış bir değerlendirme ile yaş küçüklüğü nedeni ile iki yıla indirildi. Ancak Yargıtay 9. Ceza Dairesi, diğer sanıklarla birlikte bu sanık hakkında, eylemin Anayasal düzenin değiştirilmesi niteliği taşıdığını kabul ederek bu sanık hakkında da TCK’nun 146/ 1. maddesine aykırılıktan ceza verilmesi gerektiğini belirterek kararı bozdu.

Bozmanın ardından yapılan yargılamada Mahkeme, 1999/ 5 - 2000/ 87 Esas Sayılı kararı ile bozmaya uyarak sanık hakkında o gün yürürlükte olan biçimi ile TCY’nın 146. maddesine aykırılık savı ile idam cezası verdi. Bu ceza, Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 04.05.2001 gün 2000/3160 Esas - 2001-1471 Sayılı kararları onanarak kesinleşti. Ancak, idam cezalarının kaldırılmış olması nedeni ile 1 Haziran 2005 günü itibariyle yürürlüğe girmiş olan 5237 sayılı TCY gereği, anılan ceza, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüşmüş bulunmaktadır.

Yerel Mahkeme’nin karar gerekçesinde sanıkla ilgili olarak aynen şu saptamalar yer alıyor:

“…Hükümet Konağı önünde güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatı zorlayarak yardıkları, devlet ve hükümet temsilcisi olan valiye “Şerefsiz Vali, Vali İstifa”, Cumhuriyetçilik ve laiklik ilkelerine aykırı biçimde “ “Şeriat gelecek, zulüm bitecek”, “Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak.”,Yaşasın şeriat, kahrolsun cumhuriyet Kahrolsun laiklik.”,”Şeriat isteriz.” Şeklinde slogan attıkları, bir kısım iş yeri, mesken ve araçları yaktıkları, güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatı cebir kullanmak sureti ile açtıkları, 35 kişinin öldüğü Madımak Oteli’ni taşladıkları, otelin önündeki arabaları ters çevirip tahrip ettikleri, Madımak Oteli’ne girerek otel içindeki koltuk, masa, perde gibi eşyaları dışarı attıkları ve bu eşyalar üzerine benzin dökerek Madımak Oteli’ni yakmak sureti ile 35 kişinin ölümüne, çok sayıda sivil kişinin ve güvenlik görevlisinin yaralanmasına sebebiyet verdikleri, Türk inkılâbının temel taşlarından biri olan Sivas Kongresi’nin imzalandığı bina önündeki Atatürk Heykelini tahrip ettikleri dosyadaki delillerle sabittir.”

Duruşma aşamasında salınmış ancak daha sonra haklarında gıyabi tutuklama kararı verilmiş olan sanıkların infaz amacı ile yakalanmaları işlemi doğrudan doğruya İnfaz Savcılıklarının sorumluluğu altında olduğundan bırakılan sanıkların hangilerinin hükmen tutuklandıkları, katılan savunmanları olmamız nedeni ile durumları hakkında bilgi edinmemiz tesadüfü bilgilenmelerle olmaktadır. Ancak, davalar sürerken yakalanmamış olan bu nedenle haklarındaki davalar tefrik edilen sanıkların aranmakta olduklarını biliyorduk.( Örneğin Cafer Erçakmak ). Vahit Kaynar’ın kaçak oluşu hakkında da ne yazık ki 05.10.2011 tarihine dek özel bir bilgiye sahip değildik. Yurt dışından tarafıma ulaşan, Polonya’da yakalandığı bilgisi üzerine aynı gün Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı ve Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulunduk.

Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi’nin 16. maddesine göre tutulma süresinin 40 gün olduğuna dikkat çekerek, iade işlemlerinin tezelden yapılmasını talep ettik. Aşamaları, büronuz kaleminden defalarca sormamıza ve ilgili yargıçla görüşme isteğimize yanıt alamadık.15 güne yakın bir süreden bu yana Polonya ve Almanya basınında yer alan bilgilerden sanığın avukatının istemi üzerine kefaletle salındığı bilgisi gelmesine karşın bu bilginin doğruluğu yolunda kesin bir belgeye ulaşamamıştık. Ancak, Alman basınında bilginin doğruluğu güvenilir bir kaynağa atıfla açıklandı. Bu açıklamanın ve olaya ilişkin Türk makamlarının ihmaline ilişkin yakınmalarımızın basında yer alması üzerine 12.11.2011 günü Adalet Bakanlığı ilginç bir açıklama yaptı. Bu açıklamaya göre, Adalet Bakanlığı sanığın yakalanmasından 25.09.2011 günü haberdar olmuş. 26 Eylül 2011 de, interpol kanalı ile bilgi doğrulanmış, 27 Eylül 2011 de diplomatik kanaldan başvuru yapılmış, sanık 04.11.2011 tarihine dek 40 günlük süre için tutuklanmış. Ancak, iadesi için gerekli evraklar, İnfaz Savcılığı’ndan İç ve Dış İşleri Bakanlıkları’na 13.10.2010 da gönderilmiş. Bu evraklar da 27. Ekim 2011 de Polonya makamlarına ulaşmış. Adalet Bakanlığı, kendilerine bir yanıt verilmediği için 10 Kasım 2011 günü sanığın akıbeti hakkında bilgi istemiş. İletişimin bu çağında yapılan işlemlerin aldığı süre dikkate alındığında durumun vahameti çok açıktır.

Adalet Bakanlığı basın bülteninde yer alan diğer bilgi ise, sanığın Almanya’da olduğunun 20.03.2006 tarihinde öğrenildiği ancak Alman Adalet Bakanlığının 11.06.2007 tarihinde verdiği yanıtta, Alman Sulh Ceza Mahkemesi’nin sanık hakkında “Korunan bireysel hakları ihlal ettiğine dair yeterli şüphe elde edilmediğini” belirterek sanığı iade etmediği bilgisidir. Bu ne demektir? Türk Makamları, sanığın Almanya’da olduğu bilgisine sahiptir. Bu karardan önce ve sonra ne yapmıştır? Sanık hakkındaki dava dosyası ve karar örnekleri tam olarak Alman ve Polonya makamlarına gönderilmemiş midir? Gönderilmişse, bu iki Avrupa ülkesi, 35 insanın yakılarak öldürülmesini “ korunan bireysel hakları ihlal etmiyor.” diye mi yorumlamaktadır? Yoksa bu iki ülke devleti, insan haklarına ve Türk Yargı kararlarına karşı kayıtsız kalabilecek bir hukuk anlayışı ve üstünlüğe mi sahiptir? Sanık, 35 insanımızın yakılarak öldürülmesinin eylemcisidir? İşlenen bir insanlık suçudur. Sanığın iadesi, uluslararası hukuk açısından mümkündür. Bu konuda neden ısrarlı davranılamamış mıdır?

Bugün karşılaştığımız bu tablo, ülkemizin düşüncelere, inançlara ve etnik kökenlere göre parçalanmaya çalışanlara cesaret verecektir. Bu konuda en büyük sorumluluk Adalet Bakanlığındadır. Adalet Bakanlığı en kısa sürede anılan sanığın iadesi için yeterli belge ve bilgi ile Alman ve Polonya makamlarına başvurmalıdır.

Ayrıca, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlıkları’nın, 02.07.2011 günü yakılarak katledilmiş 35 insanımızın yakınlarının ve onların acılarını kendi acıları bilen milyonlarca yurttaşın sarsılan güveninin onarılması için Sivas Katliamı nedeni ile ceza almış olan sanıkların, kaçının cezasının infaz edildiği, kaçının yurt içi ve yurt dışında arandığı ve henüz bu olay nedeni ile aranması gereken 15.000 kişiden hangilerinin aranmakta olduğu yolundaki resmi bilginin bütün kamu oyu ile paylaşmalıdır.

İstem Sonucu: Yukarıda açıkladığımız nedenlerle sanık Vahit Kaynar’ın iadesi konusunda gerekli işlemlerin yapılmasını ve halen yurt dışında bulunan ve aranmakta olan dava sanıklarının kimlikleri ve dava nedeni ile ceza almış olan sanıklardan kaçının cezasının infaz edilmekte ya da infazının tamamlanmış olduğu konusunda Bilgi Edinme Yasası Çerçevesi’nde tarafımıza bilgi verilmesini saygı ile dileriz.16.11.2011

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Katılanlar Adına

Genel Merkezi Av. Şenal Sarıhan
Eki:
1- PASAKD Gen. Merkezi Vekaleti2- Yeter Gültekin Vekaleti
( Tüm vekaletler dosyada olduğundan örnek olarak sunulmuştur.)
Sponsor Reklamlar

Alevi bunu beğendi.
__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...



Totobo Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2