Sponsor Reklamlar


Ay Tanrisi Kultu

 Genel konular Katagorisinde ve  Pir Yolu Haber Merkezi Forumunda Bulunan  Ay Tanrisi Kultu Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

 
Seçenekler
Alt 18.10.10   #1
AmaethoN
AmaethoN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jun 2010
Nereden: elazığ
Mesajlar: 203
Rep Puani : 10
Standart Ay Tanrisi Kultu


Ay Tanrısı Kültü Allahin Kizlari; Tevrat ve İncil metin ve cümleleri için de sure ve ayet ifadesini kullanmakta sakınca yoktur. Çünkü, Tevrat İbrani'ce (İsrail Dili),İncil Latince (Eski Yunan dili) ile yazılmışlardır.Türkçe’ye çevrilmiş hallerini okuduğumuzdan,İbrani’ce ve Yunanca Ayet ve Sure kelime karşılıklarını aramaya gerek de yoktur.
Ellah sözcüğünün günayı (tarihi); Allah sözcüğünün ilk kez Kur’anda geçmediğinin bulunması size şaşırtıcı gelmesin.Ortadoğu Araştırmacılarından H.A.R.GİB “Hz.Muhammed inananlarına “Allah” kelimesinin Muhammed’in doğmasından,Kur’andan önce olduğunu açıklamamıştır.(Muhammedizm”Tarihi Bir Bakış.N.Y Mentor Books 1955 s:38) İlk İslam araştırmacılarından Colombia Unv.Orta Doğu ve İslam Profesörü ve Çağdaş zamanların Batı İslam Alimlerinden olan Arthur Jeffery’den bir alıntı: Allah adı, Kur’an’ın da şahitlik ettiği islam öncesiArabistan’ında bilinmektedir.Aslında, kelime olarak “Allat” dişi formunda Kuzey Afrika yazıtlarında bulunmaktadır. (Islam,Muhammed,ve Dini N.Y.Liberal Arts 1958-s:85)

Allah kelimesi bileşik Arapça bir kelimedir.”El İlah”veya El Ellah'tır. EL belirteçtir.Türkçe’de olmayan bu özellik İngilizce’de THE yerine kullanılır.Yani bir ismi diğerleriyle karıştırmamak için konulan bir belirteçtir. İlah ise Tanrı anlamındadır. Arapça’ya girmiş yabancı,tanrısal özelliği olan bir kelime değildir. Saf Arapça’dır.İncil ve Tevrat’ta bulunan ne İbrani’ce ne de Yunanca bir kelime değildir.Arap Tanrısallığını ifade eden tamamıyla Arapça olan bir kelimedir.

Hastıngs’ Encyclopedıa of Relıgıon and Ethıcs 1:326,T.&T Clark der ki; Allah Arapların tanrılarına özgü özel bir isimdir. Dinler Ansiklopedisine göre de; Allah islam öncesi bir kelimedir ve Babil inanışında Bel'e karşılık gelir. (Encyclopedıa of Relıgıon 1:117 Washıngton D.C.Corpus Pub.1979)

Bu yüzden o”Allah” kelimesini islam öncesi putperest Arap inanışları zamanına ait özel bir Arap Tanrısı “ ismi olduğuna inanılmaktadır. Aşağıdaki alıntı bu konuda yardımcı olabilecektir.

Allah İslam öncesi Arap kitabelerinde bulunmaktadır.(Encyclopedıa Brıtanıca 1643)
Araplar Muhammed öncesi yaygın olarak Allah adlı üstün bir tanrıya ibadet etmişlerdir.(Encyclopedıa of İslam1:302 Leıden E.J.Brill.1913 Houtsma)

İlah sıklıkla islam öncesi Arap şiirlerinde “Allah” yerine kullanılmıştır.(Encyclopedıa off Islam III.1093-1971)

Allah kelimesinin Hıristiyan veya Yahudilerden Müslümanlara geçtiğini kabul etmeye dair bir neden veya bir fikir yoktur.” (İslam,İnançlar ve gözlemler N.Y.Barrons 1987 S:28)

Ortadoğu Araştırmacılarından E.M.WHERRY’ye göre Kur’an’ın bu günkü tercümesinde,İslam öncesi zamanlarda Allah’a –İbadet, Ay, Güneş, Yıldızlara tapılan Yıldız Dinlerinde ve BA’al’a tapınmak gibidir.( Kur’anın kapsamlı yorumu Osnabruck:Otto Zeller Verlag 1973 S.36)

Yıldız Dinleri; Arabistan’da Güneş dişi bir Tanrıça ,Ay da erkek bir Tanrı olarak görülmüştür.Bu alanda araştırma yapan bir çok alimden biri olan Alfred Guılluame tarafından öngörüldüğü gibi “Ay Tanrı”sının bir çok çağırılış biçiminden biri de “Allah”tır.(İslam:S:7)

Allah ismi Ay Tanrısına verilen muhtelif isimler içinde şahsi özel ismidir. Allah ,Ay Tanrısı Güneş Tanrıçası ile evlenir .Birlikte üç tanrıça üretirler.Bunların isimleri,”El Lat”,”El Uzza”, ve “Menat” tır. “Allah’la beraber daha küçük tanrıçalar olarak ve Allah’ın Kızları adlarıyla tapınıldılar.”(Encyclopedıa of world mitology and legend 1:61)

Hac Görevi; Her yıl Mekke’de Kabe’nin önünde yapılan bir şiir yarışmasıyla sonuçlanır .En iyi seçilen şiir Kabe duvarına gelecek yılki hac görevine kadar asılı kalır ve şaire de Mekke esnafınca konulan en büyük para ödülü Kureyş Kabile Reisi yani “Allah’ın Bekçileri”nin reisi tarafından verilir. Seçilen bu şiir İlahi yani Tanrısal bir şarkı şeklinde de aşıklarca en az bir yıl boyunca söylenilirdi.

Kur'anın belli bir ses düzeni içinde okunması da bu geleneklerden gelmektedir.Süleyman Paşanın Mevlid'i de (Mevlütlerde okuduğumuz şiirin yazarıdır.) böyle bir içerikle yazılmıştır. Bütün dinlerde tanrıyı öven şiirler vardır.Aleviler sazla ve semahla bu işi yaparlar vs. vs.

Hilal Ay Simgesi; Arap kültüründe ve bütün orta doğu boyunca başka yerlerde de Ay Tanrısına ibadetin sembolü “Hilal”dir. Arkeologlar,Ay Tanrısına tapınmanın bir işareti olarak başlarının üstünde hilal bulunan bir çok tanrı ve tanrıça heykeli ortaya çıkardılar. Aynı anlamda da Mısır Tanrılarının başında da güneş resmedilmişti. İsa ve Havarilerinin Meryemin, Meleklerin ve de azizlerin resimlerinde de “Mısır-Sümer veya Mitra’nın sembolü olan güneşe atfen Yuvarlak Haleler bulunmaktadır. Topu aynı kültüre dayanmaktadır. Muhammed ile birlikte başının üstünde onu koruyan bir bulut olduğu vakası da aynı içerikten gelir. Önceki inanca bağlı olanları cezb etmede kullanılmıştır. Eski yakın doğuda Ay genellikle kadın–dişi olarak temsil edilirken Araplar onu Erkek olarak görmüşlerdir.

KUREYŞ TANRILARI: Muhammed’in doğduğu Kureyş Kabilesi Ay Tanrısı Allah’a (El Ellah veya HUBEL) ve onunla insanlar arasında iletişim kurduğuna inanılan üç kızına taparlardı. Mekke’deki Kabe’de El Lat,El Uzza,Menat adlı bu üç tanrıça başlıca rolü oynamaktaydı.Allah’ın ilk iki kızının isimleri Allahın dişi formuydu. (Babil Enuma Eliş Destanında olduğu gibi Tiamat (Dünya) ve Kingu (Ay) güneşten koparak oluşan ilk iki gezegendir. Marduk Tiamat'a savaş ilan ettiğinde onun bir kadın olduğunu söyler.Destanın sonunda da insanı Ay-Kingu'nun kanından yaratır. Buna göre de El Lat-Merkür, El Uzza Venüs ve Menat-Dünya olarak anlaşılmalıdır.

Hristiyanlıktaki Üçleme -Teslis'in de Güneş,Ay ve Dünya ile ilişkilendirilmesi yanlış olmaz. İsa ve Havarilerinin ve de meleklerin başlarındaki hale Mitra-Zerdüşt inancı, Mısır ve Sümer İnançlarının sembolü olan Güneşi temsil etmektedir.) Muhammed’in babasının adı kelimesi kelimesine Abd-Allahtır. Türkçe’ye Abdullah olarak geçer. Yani Allah’ın Kölesi anlamındadır. Babası, Muhammed henüz ana karnında altı aylıkken vefat etmiştir.Yani ortada İslamiyet falan da yoktur. Kabilesi olan Kureyş’lilerinde görevi “Kabeyi korumaktır ve bu yüzden bu kabile Allah’ın bekçileri adı ile anılır. Yani Allah ismi pagan bir tanrıya aittir. Ay Tanrısına aittir. Arapların Arap olmayan kavimlere illa da Allah diyeceksiniz diye diretmeleri de sadece “Arap Kültür Emperyalizmi” yaratmaktan başka bir anlam içermemektedir.

Mekke'ye doğru İbad-et (Kölelik); Mekke’de bulunan Kabe’deki 360 putun orada barındırılmaları nedeniyle bütün pagan yani çok tanrılı Araplar ibadetlerini Mekkeye dönerek yaparlardı. Diğer adı “Hubel” olan en büyük putları El Ellah veya “Türkçe söylenişiyle Allah’ın yani Ay Tanrısının heykeli de burada bulunmaktaydı. Ay tanrısına tapınmak Arabistan ve bereket hilali boyunca yani Mısır-Mezopotamya arasında da yaygın bir inanıştır. Bu Araplar arasındaki inanç birliği de İslam inancının bu bölge boyunca yaygınlaşmasını kolaylaştırmıştır. Hilal Ay'ın Müslümanlarca sembol kabul edilmesinin ve Müslüman ülkelerin bayraklarında “Hilal” bulundurmalarının sebebi Mekke’deki Ay Tanrısına tapınma kültüne bir atıf olarak yorumlanmaktadır. Allah kelimesi bizlere öğretildiği gibi sadece Kur’an da geçen ve 99 ismiyle tanımlanan Allah kavramı ile alakalı değildir. Her kavim kendi diline göre Tanrı diyebilmelidir. Bunun hiç bir bağlayıcılığı olmadığı da açıkça görülmektedir.

ALLAH’IN KIZLARI VE ARAPLARDA İNSAN KURBANI

Türkleri çeşitli işkencelerle eş ve kız çocuklarına gözleri önünde tecavüz ederek zorla Müslüman etmişlerdir.Daha sonraları iyice sindirdiklerine inandıkları zamanlarda da Cuma namazlarına gelenlere para vererek teşvik eden Arapların (O paralarda Türklerin el koydukları mallarından kazandıkları paralardandı zaten),kendilerini Yahudi’lerin soyundan olmakla “Üstün Irk “ olarak gösterip,diğer yandan,Müslüman olanları da “kıyamette Allah’a karşı savaşacak Yecüc Mecüc” soyu olarak niteledikleri,aşağıladıkları Türk Milleti artık uyanışa geçmiştir. Şimdi Vehhabiliğin öğreticisi İngiliz ajanı Hemper ‘ın 250 yıl sonraki ardılı olan E.Siraceddin veya namı diğer Martin Lings’e hazırlattıkları kendi kitaplarından Arapların Allah’ının ne olduğunu okuyunuz;

İsmail peygamberin ikinci karısının kendi kabilelerinden olması nedeniyle Yemen’den gelerek Mekke’ye yerleşen Cürmühi kabilesinden uzun yıllar sonra Kabe’nin korunması görevini üstlenen Huzaa kabilesinin şeflerinden biri Suriye ziyaretinden dönerken orada bulunan putperest Moabi’lerden Kabe’ye koymak için bir put ister.Onlar da Hubel adlı putu verir.Daha sonra Kabe’nin baş putu olacak olan bu puta sonradan konulan ad ise El Ellah'tır, yani Allah.

İsa’dan 400 yıl sonra İsmail soyundan gelen Arap Kureyş kabilesinden Kussay,Huzza Kabilesinin lideri Huleyl’in kızı ile evlenir.Damat Huleyl’in kendi evlatlarına baskın çıkar ve Araplar arasında olan saygınlığı nedeniyle de sivrilmiş kişiliği onun tercih edilmesini sağlamıştı. Sonunda iki kabile arasında çıkan büyük bir savaş sonunda Kabe’nin korunması Kureyş kabilesine geçer.Mekke ve çevresinde de tepelere yerleşmiş olarak yaşayan “civar Kureyşlileri de vardır.Zaman Hz.Muhammed’in dedesi Abdülmuttalip dönemini göstermeye başladığında Kueryş kabilesinin “Kabe’nin koruyuculuğu” diğer adıyla “Allah’ın Bekçileri” sıfatı ile de bilinen görevi devam etmektedir.

Kabe’nin baş putu yine El Ellah (Allah Türkçe söylenişidir, Arap alfabesi Elif harfi ile yani E ile başlar.) gerçek adıyla Moabi putu Hubel’dir.Yüzyıllardır tapınağın en büyük en saygı gören,maneviyat telkin eden “bereketin timsali” olarak sayılmaktadır. Arap yarımadasında Kabe dışında da büyük tapınaklar vardır ve bunların en önemlileri de Hicaz bölgesindeki “Allah’ın kızları” olarak bilinen Lat,Menat ve Uzza’dır.

Hz.Muhammet’in dedesi Abdülmutallip de diğer Yesrip (Medine) Arapları gibi Kızıldeniz’deki Kudayd’da bulunan Menat’ın tapınağına götürülmüştü.Kureyş için bunlardan en önemlisi Mekke’nin deve yolu ile bir günlük güneyindeki Nahle ovasında bulunan Uzza putu idi.Bir günlük daha güneye yol gidilirse,Havazin kabilesinden Sakif tarafından yönetilen ve “Yeşil Cennet” denilen Taif’e varılır.Ki burada da Lat’ın gösterişli bir putu tapınağa konmuştu.Lat,Taif’li bir kadını simgeliyordu.Havazin kabilesi bu puta verilen değer nedeniyle kendilerini Mekkelilerle bir tutuyorlardı.Kureyşliler de bunu “İki Şehir” diye niteleyerek Mekke ve Taif’i eş gösteriyorlardı.Hicaz’ın bostanı olarak adlandırılan Taif,bereketinin kaynağını bu puta bağlıyordu.Ayrıca iki kabile de İsmail soyundan geliyorlardı.”

Araplarda İnsan Kurban etme; Muhammed'in dedesi Abdülmuttalip'in ,Hz.Muhammed'in babası Abdullah'ı adak olarak Kabe’de Hubel Put’una (Allah) kurban etme olayı vardır. Annesi Fatıma ile kabilenin ileri gelenlerinin itirazları üzerine karşılığında bir bedel ödenerek Abdullah’ın kurtarılması için danışmaya karar verilir.Abdulmuttalip Abdullah ve bir oğlunu da alarak doğduğu şehir olan Yesrib’e (Medine’ye) gider.Aradığı kahin Hayber’e gitmiştir.Kahini bulurlar ve kadın olan bu kahin gece ruhlarla konuşup sabah bilgi vereceğini söyler.Sabahleyin de “insan karşılığı kan bedeli” miktarını sorar. Miktar “on devedir”.

Develer ile Abdullah arasında ikisinden birini gösterecek şekilde ortya geçen falcı “kan bedeli” olan 10 deve ile kuraya başlar. 10 kez Abdullah’ın kurban edilmesi yönünde ok gelir. 11.kezinde ok develeri gösterir. Üç kez daha ard arda ok develeri gösterince “Tanrının kanaati” olarak kabul edilir ve Abdullah kurban edilmekten kurtulur ve 130 deve kan bedeli kurban kesilir. Muhammed de bu kan bedeli sonrası kurtulan babadan olmadır.Yani Yahudiler İbrahim ile insan kurban etmeyi bırakmışsa da İsmail soyu Mekke-çevresi Arapları ile diğer Arap kavimleri bu geleneği sürdürmüştür.

Kaynak E.Siraceddin. Hz.Muhammedin Hayatı. İnsan yayınları. Başbakanımız R.T.Erdoğan’ın damadının çalıştığı şirketin satın aldığı gazete olan Sabah tarafından ücretsiz dağıtılan bir kitap olduğunu belirtirim. Kimse iftira atıyor falan demesin. (
bible-allahs-daughters-Tablet_of_shamash -worship-archealolgy- britishmuseum.boundary_stone - Kuranın İmlası Bu Taştamı Kollarını açarak ay tanrısına dua eden bir inançlı heykeli ve diğer ay ve yıldız sembolleri islammonitor - Hacerül esved resmi islam-meteorite- Eski Babilde kabe benzeri ay'a tapım mabedi ve ibrahim kabe bağlantısı ve ay' a kollarını açıp dua edenlerin tarihi eserleri; islam-phot - Alttaki linke tıkladığınızda resimler çıkacak en alt sağdaki resme dikkatlice bakın ellerini göbeğine bağlamış bir insan figürü göreceksiniz. Putperestlerinde namaz kılıp hac yaptıklarını, oruç tuttuklarını eski arap şiirlerinden öğrenmiştik.

Biz Türkler arap dinini kabul etmeden önce de büyük bir millettik. arap dinini kabul ettikten sonra bu din ne arapların ne de aynı dinde bulunan farsların mısırlıların bilmemnenin Türklerle birleşip bir millet oluşturmasını sağlamadı. Tersine Türklük bilincimizi gevşetti, milli duygularımızı uyuşturdu-doğal olarak-. Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin amacı uluslarüstünü kapsayan bir Arap milliyeti siyasetine varmıştı. Bu arap düşüncesi "ümmet" sözü ile ifade edildi. Muhammed'in dinini benimseyenler kendilerinin "ne olduğunu" unutmaya yaşamlarını Allah sözünün her yerde yükseltilmesine adamaya mecburdu. ayrıca allaha kendi dilinde değil allahın arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet (İbad-et/Kölelik)edecek dua okuyacaktı.

Arapça öğrenmedikçe allaha ne dediğini bilmeyecekti. Bu durum karşısında ulusumuz yüzyıllar boyunca ne yaptığını ne yapacağını bilmeksizin adeta bir sözünün bile anlamını bilmediği halde kuranı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndü. Kuran da muhammedin koyduğu esasların toplu olduğu kitaptır. islam geleneğinde bu ayetlerin muhammede cebrail adında bir melek aracılığıyla allah tarafından vahiy edildiği kabul edilir. ancak bilinmelidir ki; Muhhamed birdenbire allahın resulüyüm diyerek ortaya çıkmamıştır. kendisi arapların bozulduğunu bu yüzden de bir ıslaha muhtaç olduklarını anlamış, içinden çıktığı bozuk toplumu ıslah etmek için tenha yerlere çekilerek yıllarca düşünmüş bu yıllarca düşünmeden sonra kendisinde vahiy-ilham fikri doğmuştur. Türklük bilincini yitirip arap diniyle uyuşmak bize çok zarar vermiştir.
Sponsor Reklamlar

AmaethoN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...





Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2