Sponsor Reklamlar


Alevileri sisteme entegrasyon süreci

 Genel konular Katagorisinde ve  Pir Yolu Haber Merkezi Forumunda Bulunan  Alevileri sisteme entegrasyon süreci Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

 
Seçenekler
Alt 25.01.10   #1
Alevi
Alevi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıbrısl�
Kurucu
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nereden: Schweiz(isvicre)
Yaş: 35
Mesajlar: 4.782
Rep Puani : 199
Standart Alevileri sisteme entegrasyon süreci


Türkiye de AKP’den CHP ye kadar birçok parti Alevileri sistem içine çekmek için mücadele ediyor


FUAT DOĞANSOY


Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Ali Balkız“ın yeni bir siyasi parti kurmak amacıyla başlatılan çalışmalara katılması Federasyon“da çatlağa neden oldu.

Ufuk Uras ve Ali Balkız“ın başını çektiği yeni sol parti Aleviler içinde ciddi bir tartışma yaşanmasına neden oldu. Bu tartışmayla beraber Aleviler arasında siyasi anlamda ciddi bir çözülme ve karamsarlık olduğu Alevi kurum temsilcilerinin görsel ve yazılı basın verdiği demeçlerden ortaya çıkıyor.

Bugün Türkiye“de AKP“den CHP“ye kadar birçok parti Anadolu halklarından en dinamik muhalefet anlayışına sahip olan Alevileri sistem içine çekmek için mücadele ediyor.

Aslında tıkanan rejim Alevi burjuvazisinin entegrasyonun dışında kalan yoksul ve muhalif Alevi halkını sistem içine çekerek nefes almak istiyor.

Anadolu topraklarında 600 yıllık tarihsel sürecinde 4 kez sisteme entegrasyonun sürecine sokulan Aleviler bugün bir kez daha entegrasyon tehdidi altında. Süreci daha iyi görmek için bu entegrasyonlar süreçlerin bakmakta fayda var.

ENTEGRASYON SÜREÇLERİ

Alevilik ve Bektaşilikle ilgili yapılan çoğu araştırmalar 13 yüzyılla kadar gider. 13 ve 16 yüzyıllarda Anadolu“da yaşayan Kürt ve Türkmen kökenli olarak aşiret ve gruplar Selçuklu feodal askeri otoritesine sonrada merkezi kuzeydoğu İran“daki Erdebil“de bulunan Safevi şeyh ve halifelerinin desteğiyle Osmanlının teokratik monarşist otoritesine karşı isyan çalışmalarına başlarlar.

Bu dönemde Kızılbaş Alevilerinin çalışmalarından haberdar olan Osmanlı devletinin başında İkinci Beyazıt bulunmaktadır. İkinci Beyazıt doğuda Şah İsmail önderliğinde kurulan Kızılbaş Safevi devletinin Anadolu“daki Bektaşilerle ilişkiye geçmesini önlemek amacıyla Makedonya“dan Balim Sultan“ın Bektaşi postuna atayarak çıkacak bir çatışma ortamında Bektaşilerle Kızılbaşların ittifakını engeller.

Bu dönemde Anadolu“da çıkan Alevi Kızılbaş isyanlarına Bektaşiler katılmazlar. Yavuz Sultan Selim“in iktidara geçmesiyle her şey tersine döner. Anadolu“da yaşayan binlerce Alevi katledilir. İlk başta Safevi tehlikesine karşı Bektaşilere dokunmayan Yavuz Selim 1524 yılında Çaldıran“da Şah İsmail“i yenmesinden sonra Bektaşiler üzerindeki baskısını artırır.

Bektaşi postunda oturan Kalender Çelebi liderliğinde Bektaşiler sosyo kültürel ve iktisadi baskılardan dolayı ayaklanırlar. Ayaklanma çok acımasız şekilde bastırılır. Osmanlı Alevileri sisteme entegre etme çalışmasında kısmen Bektaşi ve Kızılbaş Alevilerinin ittifakının engelleyerek ve Bektaşi dergahı üzerindeki otoritesiyle kısmen başarılı olur. Osmanlı Yeniçeri ocağının işlevselliğinin Bektaşi babalarından dolayı yapmasından dolayı entegrasyon kısmen başarılı olur.

15. yüzyıldan 16. yüzyıllara kadar resmen yüzyıllar savaşı yaşanarak Anadolu toprakları kan gölüne çevrilir. Bu savaşlar sonucunda Anadolu“nun nüfus yapısı değişir. 16. yüzyıldan sonra 2. Mahmut“a kadar Alevi ve Bektaşiler suskun kalırlar. 2 Mahmut Yeniçeri Ocağı“nı ve Bektaşi dergâhlarının kapatıp yöneticileri yargılanıp sürgüne gönderir. Ve dergâhlarının tüm mal varlıkları Nakşibendî dervişlerine verilir. Tüm bu baskılar sonucunda Bektaşi ve Aleviler 2. Abdülhamit dönemine kadar yeniden içlerine kapanırlar.

Osmanlı topraklarında başlayan etnik ve dinsel sorunlardan dolayı Balkanlarda kaybedilen topraklar sonucunda Bektaşi entelektüellerinin çalışmalarına hoşgörü gösterir. Aslında Osmanlı bu tavrıyla Balkanlarda hatırı sayılır Bektaşi nüfusunu etkilemek ister. Bunu bir diğer sebebi ise Osmanlı topraklarında azınlıklarının isyanlarıyla zor durumda kalan iktidara bir de Bektaşi entelektüellerinin sorun çıkarmasının önlemektir. Fakat Osmanlı bu çalışmalardan sosyal şartlarının oluşmamasından dolayı bu entegrasyon süreci başarısızlıkla sonuçlanır.



KEMALİZM ALEVİLERİ SİSTEME ENTEGRE ETTİ

İkinci Abdülhamit“in Bektaşilere karşı bu tutumunun sonucu ürkek de olsa yüz yıllardır Osmanlının teokratik monarşist yapısı tarafından katliamlara uğratılan Bektaşilerin (elit tabakasının) sisteme bakışında yumuşama oluşmaya başlar. Nitekim bu durumu Mustafa Kemal Anadolu“nun işgali sırasında kullanmakta gecikmez. Anadolu“nun emperyalist devletler tarafından işgal edilmesi sonucunda kemalistler Anadolu“da başlatılan savaşta Alevi ve Bektaşi entelektüelleri ve Kürtlere vaatler vererek etkin destek ister. Bu amaçla Mustafa Kemalin Hacı Bektaş dergâhının ziyaret ettiği ve postunda oturan Cemalettin Çelebi ile görüştüğü biliniyor.

Kemalistler tarafından verilen vaatler sonucunda Aleviler, Türkiye Cumhuriyeti“nin inşasına yardım ederler. Aleviler bununla beraber bu dönemde ilk defa toplum içerisindeki konumlarının düzeltme fırsatı elde ederek büyük oranda Mustafa Kemal“i desteklerler.

Aleviler, 1931“den sonra devlet yapısının merkezileşmesiyle birlikte yanıldıklarının çok kötü bir şekilde anlarlar. Devletin merkezileşmesiyle toplumda tüm etnik ve dinsel yapılara yapılan asimilasyonlardan Alevilerde üzerine düşünleri fazlasıyla alırlar ve bu dönemler Aleviler içinin mutlak sessizlik dönemidir. Fakat kemalizm Alevilerinin sistem entegrasyon sürecide kısmen başarılı olmuştur. Öyle ki bugünkü adıyla Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT)“in o zaman ki adıyla MAH“ın kurucusu Ali Rıza isimli bir Bektaşidir.

İKİ BOYUTLU ENTEGRASYON DEVREDE

1950“lerden sonra çok partili sisteme geçişte izlenen katı kemalist politikalar kısmen değişir ve kemalizmin yerini ağır ağır liberalizme bırakır. Çok partili dönemin sonlarına kadar siyasi partiler Alevilerinin desteğinden yararlanmak için Alevi aday göstermeyi siyasetinin gereği sayarlar. Alevilerde siyasilerin bu bakış tarzını destekleyerek Alevi adaylara oylarının verirler. Bu durum sonucunda şu nesnel durumun görülmesi zaten kaçınılmazdır. Alevi milletvekillerinin çoğu Alevi halkın isteklerinin yaşadıkları dinsel baskıları siyasal sorunları demokrasinin gereği olarak dile getirip direnmek yerine sisteme uyumu tercih ederler.

Bu da Alevi tabanının tepkisini çekmesine sebep olur. 1968 Türkiye“de öğrenci eylemlerinin artması sonucunda Alevi topluluğuna karşı çok sayıda saldırılar düzenlenir. (MHP“nin 1970“lerde elde ettiği başarıdaki en önemli etkende iç düşmanlar olarak görülen komünist Alevilere ve Kürtlere karşı kullandığı saldırgan ve fanatik yapısıdır.)

Bu dönemin nitelik olarak Aleviler için anlamı farklıdır. 1968“den itibaren radikal şekilde söylenen sol söylemlerin Alevi gençliği ve toplumunda etkili olmasından dolayı kemalist sistem iki boyutlu entegrasyon faaliyetini devreye sokar. Birinci temelde siyasi parti temelinde yürütülerek Alevilerinin ilk siyasi partisi Birlik Partisinin kurulması. İkinci boyutu ise feodal geleneksel Alevilere hitaben kanat önderi anlayışıyla İzzettin Doğan“ın ortaya çıkarılmasıdır.

BİRLİK PARTİSİ SÜRECİ

Peki rejim neden böyle bir şeye neden ihtiyaç duymuştur?

Bu sebeplerinin arasında kabaca politik ve sosyolojik sebepleri gösteriliriz. Sosyolojik açıdan bakıldığında Aleviler için şüphesiz en belirleyici etken 1965“lerde doruk noktasına ulaşan ekonomik sebeplerden dolayı kırsal kesimlerden kentlere göçler olmuş ve kaçınılmaz olarak yeni kentsel ifade biçimleri dayatmıştır. Hızlı kentleşme Aleviliğin toplumsal yapısında köklü dönüşümlere yol açmıştır. Kent yaşamı sosyo psikolojik ve toplumsal sorunları da beraberinde getirmiştir.

Ülkede yaşanan 68 sol öğrenci eylemlerinin Alevi tabanıyla birleşmesi engellenmek için Birinci boyut tamda bu noktada geleneksel ve arada kalan Alevi toplumunu etkilemek için kemalizim 17 ekim 1966“da Hasan Tahsin Berkman başkanlığında aralarında emekli generallerinden olduğu Birlik Partisi kurulmuştur. Geleneksel Alevi tabanının etkilemek için Birlik Partisi“nin amblemi Hz Ali“yi simgeleyen bir aslan ve önün çevresinde 12 imamı simgeleyen on iki yıldızdan oluşmaktadır. O kadar ki parti programında din ve vicdan özgürlüğü bile vurgulanmaktan geri kalınmaz. 1969 seçimlerinde yüzde 2.8 oy oranı ile 8 milletvekilliği kazanılır ve 1977 de sonra siyasal etkinliği tümüyle yitirdi.

ALEVİ BURJUVAZİSİNİN ÇIKIŞI VE İZZETTİN DOĞAN

Hızlı kentleşme Aleviliğin toplumsal yapısında köklü dönüşümlere yol açar. Bu dönemde eğitim görmüş Alevilerinin sayısında büyük artış olur. Bu durum beraberinde bir Alevi burjuvazisini ortaya çıkmasını sağlar. Fakat Alevi burjuvazisinin kurumsallaşmayı başaramamasından dolayı kemalist sistemle ilişkilerinin yürütecek ve ona yardımcı olacak hem tüm siyasi bürokrasinin hem de askeri bürokrasinin sorun çıkarmayacağı bir Alevi entelektüeline ihtiyaç duyulur.

Bu da Alevi toplumunda hukuk Prof. kariyerine sahip olup kendisini Fransız ekolüne göre yetiştirerek bu misyonu yüklenecek olan İzzettin Doğan“dır. Fakat gerek Alevi burjuvazinin kendi içinden kurumsallaşmayışı gerekse İzzettin Doğan“ın bilinçsel paradigmasının dayatmasından dolayı bu süreçte kısmen tıkanmış olsa da Alevi burjuvazisi sisteme entegrasyonu sağlamış durumdaydı. Hatta bilinçli olarak sistem tarafından teşvik kredileri dahi verilerek gelişmesi dahi sağlanmıştır.

SİYASAL İSLAMA KARŞI ALEVİLER TEYAKKUZA GEÇİYOR

Kürt ulusal kurtuluş mücadelesinin başlamasıyla telaşa kapılan sistemde tıkanan siyasi bürokrasiye karşı askeri bürokrasinin homurdanmaları arasında Türkiye“de hızla 12 Eylül“ün ayak seslerinin duyulduğu yıllarda Maraş“ta Sivas“ta Çorum“da Alevi halka karşı sivil faşistler tarafından katliamlar uygulanır. 1980“li yıllarda Aleviler için temel sorun Anadolu“da islami köktendinciliğin daha doğrusu siyasal islamın 12 eylül askeri darbesinden sonra hızla yükselmesidir. Aleviler bu durum karşısında teyakkuza durumuna geçerler.

2 Temmuz 1993 yılında Sivas“taki Pir Sultan şenliklerine katılan sistem karşıtı muhalif ozanlar, yazarlar, sanatçılara karşı sistemin desteğiyle gerici faşistler tarafından katliam yapılır. Bu olayla hem laik kesim hem de Alevi kesim kendilerinin yeni Neo İslami eğilimin tehdidi altında hissederek siyasal islamcılığın yükselişi karşısında kurulan derneklerle siyasi birlik yaratma çabalarına yol açtığı düşünülebilir. Günümüzde kurulan derneklerden sol ve Kürt Alevi tabanın en yoğun olarak katıldığı ve kendini ifade ettiği dernek radikal muhalefet çizgisiyle daha sonra Alevi Bektaşi Federasyonu çevresinin taban bulacağı Pir Sultan Derneği çevresinidir.

Kürdistan“da PKK önderliği tarafından başlatılan Kürt ulusal kurtuluş mücadelesi sistemi her alanda zorlamaya başladığı yıllardır artık. Sistem yaşanan ekonomik siyasal baskılar karşısında zor durumda kalan Alevilerinin Kürt ulusal mücadelesine katılımını engellemek için özel psikolojik savaş taktiklerine başvurur. Sistemin bu manevraları geleneksel Alevi kitlesi içinde kendine taban bulur.

YENİ ENTEGRASYON SÜRECİ

Ergenekon operasyonuyla eski özel harekatın başkanı İbrahim Şahin“in toplumda Alevi kurum yöneticileri Ali Belkiz ve Kazım Genç e suikast planladığı ortaya çıkar. Bu gelişmelerle birlikte Alevi toplumu içinde Ali Balkız isminin ön plana çıkmaya başladığına ve popülaritesinin artığı görülmektedir. Bu durumunun kimi çevreler tarafından siyasi ranta çevirmek için muhalefet Alevi anlayışını dinamik olarak taşıyan genç ve tepkisel Alevilerin sistem içine çekilmesi için manevralar yapılır.

Aleviliği nasıl tanımlarsa tanımlansın Alevilerin partileşmesi Alevi hareketin demokratik ilerici yer yer yurtsever tarzda öne çıkan özünü tümüyle yitirilmesi anlamını taşımaktadır. Zaten rejimin 1970“li yıllardaki entegrasyon sürecinde Alevi burjuvazisinin sistem içine çektiğinde sistemin dışında kalan muhalif yoksul Alevileri sisteme çekerek yarım bıraktığı entegrasyon çalışmasının tamamlamak istemektedir. Zira Aleviler ne toplumsal sınıftır ne bir ulusal kimlik ne de toplumsal olarak tek ve yek dokudurlar.

Günümüzde Aleviliğin tanımında bile uzlaşılmış birçok nokta yokken, Alevilerin hangi temelde nasıl kime ve neye karşı örgütlenecek. Bu daha önce yapılan yanlışları beraberinde getiriyor.

Kaldı ki bu girişimi Alevilerinin geleneksel kesimindeki örgütlenmeleri Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu, Cem Vakfı, katı Bektaşi çizgisindeki hiçbir kurum, kuruluş tarafından desteklenmemektedir.

KİM KAZANÇLI ÇIKACAK?

Peki bu girişimden kimler siyasal olarak kazançlı çıkar?

AKP cephesinden bakıldığı zaman yeni kurulacak bir Alevi parti çalışmasının her halükarda destekler. Çünkü iktidar her şeyden önce sözde „demokratik açılım“ söylemlerinin taban bulmasına en sert tepkiyi iki muhalefet partisi CHP ve MHP göstermektedir. Yeni kurulacak sol bir parti ve Mustafa Sarıgül başını çektiği TDH hareketinin taban bulmasını desteklemek bir yana maddi ve manevi olarak her türlü yardımı kapalı kapılar ardından vereceğine kimsenin kuşkusu olmasın.

Pir Sultan Derneği ve Alevi Bektaşi Federasyonu ABF çevresi cephesinden baktığımız zaman karşımıza ilginç bir durum çıkar. Varolan Alevi örgütlenmeleri içinde tabanı en demokratik hatta radikal sol ve Kürt Alevilerine dayanmasından dolayı bu dinamizmi isteyerek yada istemeyerek atıl hale getirmesine sebep vererek Kürt ulusal mücadelesi karşısında tıkanan sistemin kısmen de nefes almasına fırsat verilmiş olur. (Varolan Alevi kurumları incelendiği zaman sistemin katliamlarına gözaltındaki kayıplara baskınlarına basın açıklamalarıyla bu kurumların karşı çıktığı görülmektedir.) Bunun dışında parti çalışmalarını bir yere kadar götürülür ve zaten şu anda kendi içlerindeki bölülmelerde ifade edildiği gibi ya CHP yada Mustafa Sarıgül oluşumuna giderek bazı imtiyazlar alınarak o gruba katılır.

SARIGÜL CEPHESİ

Mustafa Sarıgül cephesinden bakıldığı zaman karşımıza ilginç bir durumla karşılaşırız. Sarıgül, belediye başkanlığı yaptığı zaman Alevi kurum ve kuruluşlarına siyasi geleceği için yaptığı maddi ve manevi yardımlardan dolayı zaten bir Alevi kesiminde tabanı vardır. Hatta kimi bölgelerde Alevi Bektaşi federasyonun bölge kurumları içinde de etkili durumda olmasından dolayı ve sol parti söyleminden kesinlikle etkilenmeyecek bir durumdadır.

KÜRT CEPHESİ

Kürt ulusal kurtuluş cephesinden baktığımız zaman verilen mücadeleyle sistemin iyice çıkmaza girdiğini ve bunun sonucu olarak özellikle Alevileri halkın geleneksel kesimin dışındaki ilerici Kürt Alevilerinin ve demokratik özelleri taşıyanların mücadeleye sempati duydukları bir gerçektir. PKK önderliği Abdullah Öcalan“ın da DTP“nin kapatılma sürecinde yeni kurulacak partide namuslu onurlu Alevilerin de yer alması gerektiğini söylemesi bize sistem dışında kalan Alevilerin ne pahasına olursa olsun kazanılması gerekliliğinin görülmesi acısından manidardır.

Günümüzde devletin Ermenilerle, Asurilerle, Süryanilerle Kürt halkıyla, irtica tehdidi altında muhafazakar kesimle yani toplumun her katmanı ve mozaiğiyle sorunları bulunmasına rağmen Alevi kesimin geleneksel kanadıyla sorunları olmadığı tam tersine bugün ki varlığını Alevilerinin bu geleneksel kanadıyla yaptığı ittifaka borçlu olduğunun bilinmektedir. Şimdi tıkanan sistemine nefes aldırmak için Alevilerin yoksul ve muhalefet anlayışında olan kesimi de sistem içine çekerek iyice nefes almak istiyor. Tabiî ki başarabilirse.
ANF
Sponsor Reklamlar

Alevi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Damal alevileri Alevi Kars 1 20.11.11 00:23
Din Dersi Alevileri Yok Sayıyor! cem24d Alevi'lik Dersleri 17 19.09.11 19:54
Tunceli Alevileri Dinsizdir profet Alevi'lik ile ilgili Genel Videolar 8 19.03.11 19:38
urfa alevileri mazlum Şanliurfa 1 08.12.09 03:21
1980 Sonrası Aleviler Süreci Alevi Alevi Araştırmaları 0 06.09.09 23:59






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2