Sponsor Reklamlar


 
Seçenekler
Alt 09.03.11   #1
Aleviyyun
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Feb 2011
Nereden: Hatay
Yaş: 34
Mesajlar: 64
Rep Puani : 10
Standart Gadir-i Hum Biatı


Gadir Hum Olayı ve Biatı

GADİR-İ HUM BİAT'I Allah Resulü'nün, ister hac sırasında, ister Gadir-i Hum'da, isterse Medine dönüşünde okuduğu bütün hutbelerde, Ehl-i Beyt'ini ümmete hatırlatıp Kur'an-ı Kerim'in yanı sıra Ehl-i Beyti'ni de ümmete ağır ve paha biçilmez bir emanet olarak bıraktığını ve onlara sarıldıkları müddetçe asla dalalete düşmeyeceklerini ve bu ikisinin kıyamete kadar birbirinden asla ayrılmayacaklarını vurgulamıştır.Gadir-i Hum'da Okuduğu Hutbe: Hac amelleri sona erip Mekke'den ayrıldıkları bir sırada, Mekke yakınlarında yolların birbirinden ayrıldığı nokta olan "Gadir-i Hum" mevkiinde okunmuştur.

Hicretin onuncu yılında, Zilhiccet-il Haram ayının on sekizinde Resulullah (s.a.a) vedâ haccından dönerken Gadir-i Hum bölgesinde, Cuhfe ismindeki bir menzilde, Medine, Mısır ve Şam (Suriye) yollarının ayrımında Resul-ü Ekrem'e (s.a.a) şu ayet nazil oldu:
"Ey Peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevi) yapmayacak olursan, O'nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır." (Maide, 67)
Bu ayet indikten sonra, Resul-i Ekrem (s.a.a) kervanlara durmalarını ve oracıkta bineklerinden inmelerini emretti. İleridekileri çağırttı, geride kalanlar da gelip yetiştiler.

Sonra ashabını, dağılmamaları için oradaki dikenlerin gölgesinde gölgelenmekten alıkoydu, ağaçların dibini de diken, çör-çöpten temizlemelerini buyurduktan sonra halkı cemaat namazına davet etti.
Ashap bir diken ağacının dalları üzerine elbiseler atarak Resulullah (s.a.a) için bir gölgelik hazırladılar. O hazret öğle namazını o yakıcı sıcaklıkta, o cemaatla birlikte kıldıktan sonra, hutbe için ayağa kalktı. Allah'a hamd u senâ ve insanlara öğüt ve nasihatte bulunduktan sonra şöyle buyurdu:
"Yakında ben (İlahî) davete icabet edeceğim; (dünyadan göçüp gideceğim). Ben de, siz de Allah katında sorumluyuz. O gün siz Allah'a ne cevap vereceksiniz?" Oradakiler hep bir ağızdan:
"Senin risaletini tebliğ ettiğine, bize nasihat edip hayrımızı istediğine tanıklık edeceğiz; Allah seni hayırla mükafatlandırsın!" diye cevap verdiler. Bunun üzerine Resulullah (s.a.a), "Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in onun kulu ve peygamberi olduğuna, cennet ve cehennemin hak olduğuna şehadet ediyor musunuz?" diye sorunca da insanlar, "evet" dediler. "Bütün bunlara tanıklık ederiz". Bu defa da, "Benim sesimi duyuyor musunuz?" diye sordu. Buna da "evet" cevabını verdiler. Bunun üzerine Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurdu:
"Ey insanlar! Ben sizden önce, sizden ayrılacağım ve siz Kevser Havuzu'nun başında bana geleceksiniz. O öyle bir havuzdur ki, genişliği Basrâ'dan San'â'ya kadardır. O havuzun kenarında, gökteki yıldızların sayısınca gümüş kadehler vardır. Ben orada, sizin aranızda emanet bıraktığım iki paha biçilmez şeyi soracağım. O halde benden sonra o iki şeye nasıl davranmanız gerektiğine dikkat edin!"

Bu arada halkın içinden biri seslenerek, "Ya Resulullah! O iki paha biçilmez şey nedir?" diye sordu. Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurdu:
"Onlardan biri, bir tarafı Allah'ın elinde ve diğer tarafı ise sizin elinizde olan Allah'ın Kitabı'dır. Ona yapışın; sapmayın ve değiştirmeyin; diğeri ise, İtretim olan Ehl-i Beytim'dir. Latif ve her şeyden haberdar olan (Allah), bu ikisinin (Kevser) Havuzu'nun başında bana ulaşıncaya kadar birbirinden ayrılmayacağını bildirdi. Ben Allah'tan bunu istedim. O halde, o ikisinden öne de geçmeyin, arkaya da kalmayın; yoksa helak olursunuz. Onlara bir şey öğretmeye kalkışmayın; çünkü onlar sizden daha bilgilidirler."
Sonra şöyle devam etti:
"Benim müminlere kendi nefislerinden daha evla ve üstün olduğumu (onlar üzerinde tasarruf ve yetki sahibi olduğumu) bilmiyor musunuz?"
Halk "Evet, ya Resulullah biliyoruz!" diyince şöyle buyurdu:
"Benim her mümine kendi nefsinden daha evla olduğumu bilmiyor musunuz?" Halk yine "evet, biliyoruz ya Resulullah!" dediler.

Bunun üzerine Resulullah (s.a.a) Ali'nin elinden tutarak koltuğunun altındaki beyazlık görününceye kadar kaldırıp şöyle buyurdu:
"Ey insanlar! Allah benim mevlamdır, ben de sizin mevlanız-efendinizim. O halde ben kimin mevlası isem, bu Ali de onun mevlasıdır." "Allah'ım! Onu seveni sev, ona düşman olana düşman ol. Ona yardım edene yardım et, onu yalnız bırakanı yalnız bırak. Ona muhabbet edene muhabbet et, ona buğz edene buğz et." Sonra şöyle buyurdu: "Allah'ım sen de şahid ol"
Ravi der ki, daha bu ikisi (Resulullah ve Ali) birbirinden ayrılmamıştı ki şu ayet nazil oldu: "Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçip-beğendim." (Mâide/3)

Bunun üzerine Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Dini mükemmelleştiren, nimetleri tamamlayan, benim risaletimden ve Ali'nin velayetinden hoşnut olan Allah en yücedir."
Bu törenin ardından Ömer b. Hattab Hz. Ali'yi görerek şöyle dedi: "Ey Ebu Talib oğlu, ne mutlu sana! Erkek ve kadın her mu'minin velisi-efendisi oldun."

Bunun üzerine bütün Müslümanlar Hz. Ali'nin huzuruna gelerek itaatlerini belirtip kendisine biat ettiler.

Bu hutbeyi duyan Elhars bin Numan elfahri adında biri merkebine binip Hz. Peygamberin huzuruna gelip şöyle der: "Ey Resulullah bize emrettiğin şekliyle Allah'ın birliğine, ve senin onun kulu ve resulü olduğuna şehadet getirdik. Emrettiğin gibi beş vakit namazımızı kıldık. Emrettiğin şekliyle zekatımızı'da verdik. Emrettiğin gibi Ramazan'da orucumuzu'da tuttuk. Emrettiğin gibi hacca'da gittik. Bütün bunlara rıza göstermeyerek amcan'nın oğlu Ali'yi elinden tutarak: "Ben kimin mevlası isem, bu Ali de onun mevlasıdır. Allah'ım! Onu seveni sev, ona düşman olana düşman ol Dedin. Bu (emir) sendenmi Allah’tan mıdır? "

Bunun üzerine "Resulullah (s.a.a)Bu (emir) Allah’tandır" diye buyurur.
Bunun üzerine elHars hiddetle "Ey Allah'ım Muhammed yalancı ise Gökten başına taş düşür'ki kendisinden sonrakilere ibret olsun. Eğer Muhammed sadık ise başıma Gökten taş düşür'ki benden sonrakilere ibret olayım"der.
Sözlerini tamamlamadan yüce Allah kendisi'nin başına taşlar düşürür, ve ölü olarak yere yıkılır.
Bunun üzerine Resul-i Ekrem'e (s.a.a) şu ayet nazil olur: "Bir soran inecek azabı sordu: İnkârcılar için;ki onu savacak yoktur." (elMeâric/1/2)

__________________________________________________
Kaynak: Alleme Emini’nin ELGADİR Kitabı ve gösterdiği sayısız Sünni kaynak.Bu kaynaklardan bir kaçı Belazuri ( ölm. Hicri. 279) Ensab-ul Eşraf ta. İbn-i Kuteybe ( Ö.h. 276) el-Mearif ve el- imame ve s-Siyase de. Taberi ( . h. 310) bu konu ile ilgili özel kitabında. İbn-i Zulak-i Mısri ( . h. 387) Tarih-i Bağdat ta. Hatib-i Bağdadi (Ö.h. 463) Tarih kitabında. İbn-i Abdulbirr ( . h. 463) el- stiab de Şehristani (Ö.h. 548) el-Milel ve n-Nihal de. İbn-i Asakir (Ö.h. 571) Tarih-i Dimaşk te. Yakut-i Himvi (Ö.h. 626) Mucem-ul Udeba da. İbn-i Esir (Ö. h. 630) Üsd-l Gabe de İbn-i Ebil Hadid (Ö. h. 656) Şerh-i Nehc-Ül Belaga da. İbn-i Hallikan (Ö. h. 681) Vefeyat-ul Ayan da. Yafii (Ö.h. 768) Mirat-ul Cinan da. İbn-i Şeyh el-Belevi (Ö. h. 605) Elif-Ba da. İbn-i Haldun (Ö. h. 808) Mukadime de. Şemsuddin-i Zehebi (Ö. h. 748) Tezkiret-ul Huffaz da. Nuveyri (Ö. h. 833) Nihayet-ul Ereb Fi Funun-il Edeb de. İbn-i Hacer-i Askalani (Ö. h. 852) el- sabe ve Tehzib-ut Tehzib adl kitaplar nda. İbn-i Sabba - Maliki (Ö. h. 855) el-Fusul-ul Muhimme de. Makrizi (Ö. h. 845) "el-Hutat-ul Makriziyye"de. Celaleddin-i Suyuti (Ö. h. 910) bir çok kitab nda. Kirmani-i DimaŞki (Ö. h. 1019) Ahbar-ud Duvel de. Nuruddin-i Halebi (Ö. h. 1055) Siret-ul Halebiyye de ve daha yüzlerce eserde

-----------------------------------------------------------------------

AKAD Dergisi, Eylül 2007, sayı 1'den alıntı yapılmıştır.
Sponsor Reklamlar

Aleviyyun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...



Totobo Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2