Sponsor Reklamlar


 
Seçenekler
Alt 20.03.10   #11
S-e-r-k-a-n
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: Mar 2010
Mesajlar: 18
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Nusayrilik(Arap Aleviliği)


ARAP ALEVİLERİNDE ŞEYH VE İHVAN

Arap Alevilerinde cem ayinlerini yöneten şeyhler bulunur. Anadolu Alevilerinde ki dedelik kurumunun aynısıdır. peygamber soyundan geldiklerine(seyyid) inanılır. bunun dışında birde peygamber soyundan gelmeyenlere ihvan denir ki arapça halk demektir. şeyhlik yine Anadolu Aleviliğindeki gibi babadan oğula geçer. en büyük çocuk görevi devralır. eğer en büyük çocuk bu görevi istemezse görevi bir sonraki kardeş devralır. şeyh olacak kişi aynı zamanda belirli eğitimlerden de geçer. sadece şeyh olacak olan kişilerin bildiği bir takım bilgiler kendisine öğretilir ki bu bilgileri halk bilmez.


ARAP ALEVİLERİNDE AMCALIK KURUMU

Arap Alevilerinde dini bilgilerin aktarılışını sisteme döken kurumda amcalık kurumudur. tasavvufta mürid'in mürşid edinmesi, sufi'nin pir'e bağlanması esası Arap Alevilerinde amcalık kurumuyla yaşatılır. dini eğitimi alacak olan çocuğa bir amca seçilir. Arapçada amme seydi denir. amme amca demektir. seydi ise seyid sözünden gelir ki hem büyüğümüz, üstadımız anlamını verir hem de peygamber soyunu temsil eder. bu seçilen amca şeyhlerden seçilir ki böylece seçilen amca peygamber soyundan seçilmiş olur. amca dini eğitimi alacak olan çocuğun manevi babası olur. amcanın amcası da manevi dede olur. amcanın daha önce dini eğitim verdiği ve daha sonra da dini eğitim vereceği kişilerde manevi kardeş olur. amcanın genetik akrabaları/yakınlarıda aynı manevi akrabalar derecesinde saygı görür dini eğitimi alacak olan çocuktan ve ailesinden. bu dinieğitimi sadece erkek çocuk alır. arap alevilerinde kız çocuğu sınırlı bilgi edinir ve amcaya gitmez. (nedeni daha sonra açıklanacak. ayrıca kafalarda Arap Alevilerinde kadının yeri sorgulanabilir veya ikinci planda kaldığı düşünülebilir. ama öyle değil. Arap Alevilerinin sosyal ve ailevi ypısı incelenirken açıklanacak.)
çocuklara(kız ve erkek) dini bilgileri ilk verenler ailede ki kadın yakınlardır. kadın Arap Aleviliğinde çok önemli bir görev üstlenir. çocuklardan erkekler amcaya gidene kadar, kızlarda belli bir yaşa gelene kadar ilk sınırlı bilgiler kadınlar tarafından verilir ki aleviliğin temeli atılmış olur. ilk üç halifenin ve Aişe'nin sevilmediği, hz Ali'nin dindeki yeri ve önemi, ehlibeyt sevgisi, tevella ve teberra, ehlibeyte yapılan haksızlıklar, hz Ali söylenceleri(kendi tabutunu götürmesi, mucizevi doğumu vb) vb bilgiler çocuklara aşılanır. cocukları bayramlara ceme katılmaya zorlayan da kadınlardır.(babadan yada başka erkeklerden hiç sorun çekilmez ama ceme katılmak, yabanıyla evlenmemek vb şeylerde kadınların manevi baskısı hissedilir derecede fazladır.) daha sonra erkek çocuk amcya giderek dini bilgileri alır.
Sponsor Reklamlar

S-e-r-k-a-n isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 20.03.10   #12
S-e-r-k-a-n
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: Mar 2010
Mesajlar: 18
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Nusayrilik(Arap Aleviliği)


ARAP ALEVİLERİNDE AMCALIK KURUMU II

erkek çocuk ilk dini bilgileri ailenin kadın yakınlarından aldıktan sonra törenle amcaya gider. amcaya gidiş üç aşama da gerçekleşir. ilk törende ayini cem yapılır ve bitişinde çocuk içeri alınarak çocuğa bir kaç cümleden oluşan bir yazı ezberletilir. bu yazıyı kimseye söylememesi ve sabah akşam 100 defa tekrarlaması istenir. bundan bir kaç ay sonra ikinci törende yine ayini cem yapılır ve bitişinde çocuk içeri alınarak dört kelime ezberletilir. bu kelimeleri söylemekte bir sakınca görmüyorum. zira artık herkes biliyor. bu kelimeler sır-ayn-mim-sin dir. sır bildiğimiz sır anlamındadır. ayn mim sin ise daha önce anlatılan anlamları içerir ancak bu kelimeler çocuğa ezberletilirken anlamı kesinlikle söylenmez. yine çocuğa bunları kimseye söylememesi ve sabah akşam ilk ezberletilenlerle birlikte 100 defa tekrarlaması istenir. (100 defa tekrarlamanın özel bir anlamı yok. yani 200 de istenebilir. bu amcaya kalmış.) aslında bu ilk iki tören çocuk için bir sınavdır. çocuğun amcasına ne kadar bağlı kalacağı ve sır tutup tutamayacağı anlaşılır. çocuk ilk iki törende öğrendiklerini dışarı aktarırsa üçüncü törene alınmaz, dini bilgiler verilmez ve düşkün olur. ikinci törenden 7 veya 9 ay sonra üçüncü ve son tören yapılır. üçüncü törende de ayini cem yapılır ve çocuk bitişinde içeri alınır. yine bir kaç cümleden oluşan yazı ezberletilir. ki bu törenle artık çocuk dine girmiş olur. bu üçüncü tören çok önemlidir ki bu törenden çıkışta çocuğun miracı kutlanır. bu tören bitişinde çocuk evine değil amcanın evine gider. dini bilgileri amcasından alana kadar onun evinde kalır. amcanın evinde ilk olarak bazı dualar ezberletilir ki bu dualar el/yüz/ayak vb yerlerin temizlenmesinde okunur. yine banyo alırken okunan bir dua bulunur. ancak yeni nesilde bu duaların artık okunduğu pek görülmez. daha sonra 16 bölümden oluşan ve süe denilen yazılar tek tek ezberletilir. ilk verilen sure ezberletilmeden ikincisi verilmez. en kısa olanı bir kaç satırdan oluşan 9. suredir. en uzunu ise yerine göre üç dört sayfadan oluşan 11. suredir. dini öğrenmeye giden çocuklar kendi aralarında bu 11. sureye dağ ismini verirler. surelerden 2. 7. 8. ve 9. sureler ayini cemde okunan surelerdir ki bu sebeple 8. sure bittikten sonra çocuk ayini cemlere katılmaya başlar. tabi bu surelerin anlamı ve neyi anlattığı, Ali-Muhammed-Selam üçlüsü, ehlibeytin sırları, varolan her şeyin zahir batın ilişkisinde oluşu, kuranında bu zahir batın dan oluştuğu vb şeylerde bu surelerle anlatılır. 16 sure bittikten sonra ayini cemlerde okunacak olan bazı dualarda ezberletilir. çok uzun olyana bir kaç duadır. ayini cem bölümünde daha detaylı açıklanacak. bu dualarda bittikten sonra çocuk kurtuldu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. en zor kısım şimdi başlar. bütün ezberlediklerini baştan itibaren okutulur. eğer takılırsa bırakılmaz ve okumaya devam eder. taki takılmadan hepsini okuyana kadar. bitince çocuk artık serbest kalır. çocuğun ailesi amcanın evine ufak tefek bir kaç hediyeyle gelir ve çocuğu alır. ancak aileler arası bağ sonsuza kadar devam eder. çocuğun amcaya olan bağlılığı da aynen devam eder. erkek çocuk bundan sonra kalanları dedesinden, babasından(çünkü artık çocuk amcaya gittiği için onunla rahatlıkla konuşulabilir ve sırların anlamları verilebilir.) ve kendi araştırma çabasından öğreneceklerini öğrenir. ayrıca amcaya gitmeden önce kız çocuklarıyla beraber kuran öğretilir. arap alevilerinden kuran öğrenmeyen yok gibidir
Sponsor Reklamlar

S-e-r-k-a-n isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 20.03.10   #13
S-e-r-k-a-n
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: Mar 2010
Mesajlar: 18
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Nusayrilik(Arap Aleviliği)


BAYRAM, BAYRAM SAHİPLİĞİ VE AYİN-İ CEM

BAYRAMLAR

Arap alevilerinde bazı özel günler kutsaldır ve bu günlere bayram denir. Nusayrilikte hiç bir peygamber arasında ayrım yapılmaz.
Bakara(*) Sûresinin 285 . Ayetinde
Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.”

bu ayte dayanarak peygamberler arasında ayrım yapmazlar ve hepsinin özel günlerini bayram olarak kutlarlar. hal böyle olunca senenin neredeyse yarısı bayram olur. bu bayramların en önemlisi arapçada iydil ğadir(türkçe yazılışı tam olarak doğru değil çünkü arapçada bulunupta türkçede bulunmayan harf var. bu sebeple özür diliyorum) denilen gadir humm bayramıdır. zahiri olarak bu günde peygamber hz Ali'yi yerine vasi, veli, mevla, halife ve imam olarak seçip atadığı için kutlanır. ama bu arap alevilerinde görünen kısımdır ve dışarıya bu şekilde aktarırlar. batıni olarak ise bu gün peygamberin Ali ile ilgili bir çok sırrı açıkça ortaya koyduğunu ve ilan ettiğini söylerler. bu sebeple bu gün arap alevilerinin en büyük bayramıdır.

NOT:bayramlar, tarihleri ve içerikleri daha sonra yazılacak

BAYRAM SAHİPLİĞİ

Arap alevilerinde bayramlarda cem icra edilir. cemde ise birlik beraberlik söz konusudur. çok zorunlu olmadıkça bayrama herkes katılır. bayramları herkes kendi evinde kutlamaz. burada bayram sahipliği devreye girer. her yöre için geçerli olan bu sistematik olay herkesin bayramlarda bir arada olmasını ve bayramın hep beraber kutlanmasını sağlar. bir yörede herkes bir bayramı sahiplenir ve her sene o bayramda ev sahipliğini üstlenir. yöredeki herkes bayram sahipliğini üstlenen ev sahibinde toplanır ve bayram kutlanır. bayramda cem icra edilir. böylece bütün bayramlarda farklı evlerde o yörenin insanları bir arada olur ve bayramları beraber kutlamış olurlar.
Sponsor Reklamlar

S-e-r-k-a-n isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 20.03.10   #14
S-e-r-k-a-n
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: Mar 2010
Mesajlar: 18
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Nusayrilik(Arap Aleviliği)


AYİN-İ CEM

bayram sahipliğini üstlenen ev sahibi, bayramdan bir kaç gün önce evini bayrama hazırlar. cemin icra edileceği önceden belirlenmiş büyükçe bir oda temizlenir. odada ki koltuk, kanepe, masa, sandelye vb bütün büyük eşyalar çıkartılır. oda yıkanır ve temizlenir. sadece cem de kullanılmak için saklanmış olan temiz halılar serilir. o halılar cemden sonra yıkanıp bire sonra ki ceme kadartekrar saklanır. yine sadece cem için saklanan minderler odanın duver diplerine dizilir. ortalarada minderler koyulur. bayramda bir gün önce kurban kesilir. kurbanı genelde bir büyük baş(dana) ve bir kaç küçük baş(koyun) oluşturur. bir gün önceden başlamak üzere yemekler hazırlanır. çoğu yöresel olan bir çok çeşit yemek hazırlanır. yemekler büyük tencerelerde ve küçük kazanlarda 300 ile 600 kişiye yetecek kadar yemek pişirilir.
bayram sabahı erkenden(genelde saat 4 cıvarı) bir gün önceden kesilen ve suda bekletilen kurban etinden her bayram hazırlanan ve hırise adı verilen yöresel yemek hazırlanır. bu yemek çok büyük kaznlarda pişirilir. kurban etinden, darıdan vb oluşur. bayram günü en az iki olmak üzere bir kaç seferde misafir ağırlanır. her seferde 100-150 arası kişi ağırlandığı için bütün gün sadece 300-600 arası misafir ağırlanmış olur. gelen misafirler önce hazırlanan cem odasında cemi icra ederler. cemi yöneten kişi peygamber soyundan geldiğinr inanılan şeyhtir. sağında nakip adı verilen solunda da necip adı verilen iki görevli bulunur. cemi bu üçü idare eder. şeyh hz Ali'yi sağında ki nakip hz Muhammed'i solunda ki necip ise Selamn-ı Farisiyi(ki arap alevileri ona seyidi silmen derler) sembolize eder. şeyh ve nakip peygamber soyundan gelmek zorundadır ancak necipte böyle bir zorunluluk yoktur. şeyh nakip ve necip kendilerine hazırlanan biraz yüksekçe bir minderde herkesin kendisini görebileceği bir yerde oturur. diğerleri önce duvar diplerine ve daha sonra da odanın ortasına hazırlanan minderlere otururlar. cem oturarak icra edilir. cemde bir kıbleye yönelinmez. cemi yöneten şeyh ile ceme katılanlar yüzyüzedirler. şeyh nakip ve necip dışında bir iki ikişide cemde içerisiyle dışarının irtibatını sağlar. ayak işlerini yaparlar. cemde amcada öğrenilen sırlar icra edildiği için ceme bu sırlara sahip olmayanlar katılmaz. böylece arap alevisi olmayanlar, kadınlar ve henüz amcaya gidip sırları almayan erkek çocuklar katılamaz. birde düşkünler ceme katılamaz. cemde önce fatiha ve sonra amcada öğrenilen üç dua okunur. odada bağur yakılır. tütsüye benzer. ardından arınma duası okunur. bu duada ehlibeyte ve aleviliğe zararı dokunanlar lanetlenir. bu lanete safevi seferi dönüşü halepte yetmiş bin arap alevisini katleden Yavuz Sultan Selimde katılır. daha sonra amcada öğrenilen süreler okunur. bu arada bir gün önceden hazırlanan ve üzüm suyundan oluşan nakfe adı verilen bir içecek(eskiden şarap kullanılırmış) sembolik olarak dem şeklinde alınır. cemde anadolu aleviliği gibi saz yoktur ama şarkısal bir dille hep beraber şiir okunur. cemin dili tamamiyle arapçadır. cem bitişi bayram sahipliğini üstlenen kişi fakirlere zekat verir. cem yaklaşık olarak 45 dakika sürer. cemden sonra cem odasında sofralar dizilir. hırisi ve diğer yemekler ceme katılanlara serilir. ceme katılmayanlar ise oturma odasında otururlar ve onlarada orada sofralar dizilir. ev sahibi bir küçük plastik kaplarda genelde hırisi(bazen bulgur pilavı)bir ekmek ve ekmeğin arasına da haşlanmış kurban eti haırlatır. buna pay adı verilir. bunlar poşetlere konulur ve ceme katılan misafirlere evlerine götürmeleri için birer tane verilir. yine bayramda ev sahibi komşulara ve yakınlara haşlanmış et, hırisi ve kurban eti dağıtır.

S-e-r-k-a-n
Sponsor Reklamlar

S-e-r-k-a-n isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 09.03.11   #15
Aleviyyun
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Feb 2011
Nereden: Hatay
Yaş: 35
Mesajlar: 64
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Nusayrilik(Arap Aleviliği)


ALEVİ MÜSLÜMANLAR (NUSAYRİLER - ARAP ALEVİLERİ)

ALEVİLİK NEDİR?
Alevilik; Kaynağını Kuran’dan alan, Hz. Muhammed’in (s.a.a.v.) hadisleri ve Ehlibeyt imamlarının (a.s.) öğretileriyle şekillenen İslam’ın özüdür, sırat-ı müstakimdir. Yani doğru ve hak olan yoldur.

Alevilik, Hz. Ali’nin (a.s.) taraftarı (Şiası) olmak demektir. Onun taraftarı olmak demek Hz. Muhammed’in (s.a.a.v.) taraftarı olmak demektir; yani Allah’ın taraftarı olmak demektir. Hz. Muhammed (s.a.a.v.) hadis-i şerifte “Her kim Ali’yi severse, beni sevmiş olur; beni seven de Allah’ı sevmiş olur. Ali’ye kim düşmanlık ederse bana düşmanlık etmiş olur.” diye buyurmaktadır. Kur’an, Allah’ın (c.c.) kelamı; Hz. Muhammed (s.a.a.v.) Kuran’ın dili, Hz. Ali (a.s.) de konuşan Kuran’dır. Hadis-i şerifte; “Kuran Ali’yle, Ali de Kur’an’la beraberdir. Kıyamet Günü’ne kadar birbirlerinden ayrılmayacaklardır.” diye buyrulmaktadır. Hz. Ali (a.s.) Sıffin’de bir hutbesinde “Konuşan Kur’an benim.” diye buyurmuştur. Kısaca Kur’an, Hz. Muhammed (s.a.a.v.) ve Hz. Ali (Ehlibeyt) (a.s) birbirini destekleyen, insanın doğru yolda yürümesini sağlayan ana kaynaklardır. Alevilik bu kaynaklara dayandığından hak yoldur.

Hz. Muhammed (s.a.a.v.) amcasının oğlu ve damadı olan Hz. Ali’yi (a.s.) çok severdi ve Hz. Ali, kendisine en yakın kişiydi. Tebük Seferi’ne çıktığında Hz. Ali’yi kendi yerine Medine’de vekil olarak bırakması ona olan güveninin bir göstergesidir.

Hz. Peygamberin Hz. Ali’ye olan sevgi ve güvenini belirleyen birçok hadisi vardır. “Ali bedenimde baş gibidir.” ... “Her nebi için bir vasi ve varis vardır, Ali de benim vasiyyim ve varisimdir.” Gadir-i Hum’da; “Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır.” gibi hadislerle Hz. Ali’yi kendisinden sonra vasi olarak tayin etmiştir. Nusayriler, Hz. Muhammed’in (s.a.a.v.) vasiyetini dinlediği ve ona uyduğu için ALEVİDİR.

“Alevilik” Hz. Ali’ye bağlılıktır, Hz. Ali’nin yandaşı olmaktır, Hz. Ali’yi sevmektir, Hz. Ali’yi yüceltmektir. Çünkü Alevilik; Hz. Muhammed’in Hz. Ali’ye olan sevgi, bağlılık ve telkinleriyle oluştu. İslam diniyle beraber Aleviliğin tohumları ekildi. İsim “Müslümanlık” kimlik “ALEVİLİK” olduğu için Aleviyiz.

Aşağıda yazılanlar okunduğunda neden Alevi olduğumuz daha iyi anlaşılacaktır:
“Selman El Farisi” dedi ki: Resûlullah (s.a.a.v.) imam Ali’ye hitaben : “Bu vasim sırrımın yeri ve terk ettikle-rimin en hayırlısıdır.”
(Mizanul-itidal, 1/635)
“Hz. Muhammed (s.a.a.v.) Hz. Fatıma’ya: “Senin kocan dünya ve ahirette seyyiddir. Kendisi ashabım içinde İslam’a ilk gelendir. Âlem içinde en fazla ilme sahip olan ve âlem içinde en kuvvetli hilme sahip olandır.”
(El-istiab,1099 El istiab.1091)

Bir hadisinde (s.a.a.v.); “Dünya ve ahirette bayrağımı Ali taşıyacaktır.” demiştir.

İbni Abbas diyor ki:
“Ali’nin dört özelliği var ki, başkasında yoktur:
1- Kendisi Acem ve Araptan önce Resûlullah (s.a.a.v.) ile ilk namaz kılandır.
2- Her çarpışmada peygamberin (s.a.a.v.) bayrağı onun elindeydi.
3- Başkaları Peygamberi (s.a.a.v.) terk edip kaçtıklarında ancak kendisi sebat edip Peygamber’in yanında kalmıştı.
4- Kendisi Resûlullahı (s.a.a.v.) vefatından sonra yıkayıp kabrine defnedendir.”
(El-istiab, 3/1090)

Selman-ı Farisi diyor ki: Resûlullah (s.a.a.v.) şöyle buyurdu: “Ümmetimden Kevser Havuzu’nun başında bana ilk erişecek olan Ali bin ebi Talip’tir.”
(El istiab.1091)

Hz. Ali’nin bu yüce konumu ile Hz. Peygamberin bu hadisleri, Müslüman insanın "Alevi" olması için yeterlidir. Hz. Muhammed tarafından Hz. Ali’nin bu kadar yüceltildiğini gören ve Hz. Ali’nin faziletlerine şahit olan samimi Müslümanlar "Alevi" ismini aldı.

Muhammed ibn-i Nusayr'in isminden türeyen Nusayri sözcüğünün kendileri için kullanılmasını istemediklerinden Türkiye'de genelde "Arap Alevisi" denir. Nusayri ismini kullanmak istememelerinin sebebi Muhammed ibn-i Nusayr'in sadece Ehl-i Beyt öğretisini yaymış olmasıdır, yani mezhep kurmamıştır.

Anadolu Aleviliği (Bektaşilik) ile benzer yönü sadece Kur'an-ı Kerim ve Ehl-i Beyt sevgisidir. Caferiyye Şiiliği ile itikadi yönden benzemektedir.

Mezhebin kurucusu ve Muhammed ibn-i Nusayr'in isminden türeyen Nusayri tanımlaması kullanılmaktadır. Ancak, Nusayrilere göre Muhammed bin Nusayr mezhep kurucusu değil, sadece 11. İmam Hasan El Askeri'nin öğrencisi ve Ehlibeyt öğretisini yayan kişidir.
11. İmam Hasan El Askeri'nin öğrencisi Muhammed bin Nusayr'ı (ö. 883) otorite kabul ettikleri için bu adı alırlar. Ancak Nusayriler bu ismi kendileri için asla kullanmazlar.

Dil
Anadilleri Arapçadır. Yaşlı nesil hâlâ Arapça konuşmaktadır.
Türkiye'de ise Hatay'ın katılmasından (1939) sonra doğmuş olan daha genç nesil tarafından Türkçe konuşulmaktadır.
Bugün Arapça ile Türkçenin bir karışımı konuşulur.


İNANÇ VE İTİKAT
Din: Semavi dinlerin sonuncusu ve en mükemmeli, yüce Allah’ın kullarına hidayet için gönderdiği son Peygamber Hz. Muhammed’in (s.a.a.v) bildirdiği "İSLAM" dır. "Allah’ın yanında din İSLAM'dır” (Ali İmran 19), “Kim İslam’dan başka bir din ararsa onun dini asla kabul olunmayacak. O, ahirette kaybedenlerden olacaktır.” (Ali İmran 85)
İslam: İki şahadete ikrar etmektir. “Eşhedü enla ilahe illellah ve eşhedu enne Muhammeden Resûlullah” demek ve Hz. Peygamber’e (s.a.a.v), Yüce Allah tarafından emredileni tatbik etmektir.
İman: Yüce Alah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, ölümden sonra tekrar dirilmeye, Allah’tan başka ilah olmadığına ve Hz. Muhammed’in Allah’ın resulü olduğuna kayıtsız şartsız inanmaktır.
Bunun yanında Nusayrilerin inancında usul beştir. Tevhid, adalet, peygamberlik, imamet ve dirilmedir.

Bunları tahmin ve taklitle değil; delillerle, Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamber ve Ehlibeyt'in hadisleriyle bilmek gerekir.
1-Tevhid: Nusayrilerin İnancında, bütün âlemi Allah yaratmıştır. Allah yalnız ve tektir, ortağı yoktur. “Onun hiçbir benzeri yoktur. Hem o işitir ve görür.” (Şura 11) Kur’an-ı Kerim’de Hz. Peygamberine: “Deki; O Allah birdir. Ululuk onda nihayet bulmuştur. Doğmamış, doğurulmamıştır. Onun hiçbir eşi de yoktur.”(İhlas Suresi)
2- Adalet: Yüce Allah âdildir, hiç kimseye zulüm etmez. “Senin Rabbin hiçbir yerde zulüm etmez.” (Kehf 49) Adaletinin ispatı için de insanlara yalnız ıslahları için emir verir, kötülüklere uğramamaları için de yasak koyar “Her kim iyi iş işlerse kendisi için işler, her kim kötülük yaparsa yine kendine eder, Rabbin kulları hakkında asla zalim değildir.”(Fussilet 46)
3- Peygamberlik: Nusayri inancında, yüce Allah, lütuf ve adaletinden doğru yoldan sapmamaları için kullarına peygamberler gönderdi. Peygamberlerin ilki Hz. Adem’dir. Sonuncusu da Abdullah oğlu Hz. Muhammed’dir.
4- İmamet: İnsanların maslahatları için yüce Allah imamlara ilahî bir makam verdi. Her bir Peygamber vefatından önce kendisine bir vasi tayin etti. Peygamberlerin sonuncusu olan peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.a.v) kendisi için on iki vasi tayin etti. “Benden sonra 12 halife olacaktır, hepsi Kureyşten dir.”
(Sahihi Buhari 8/105 Sahihi Müslim 3/1452)
Bu imamlar, Peygamberin ümmetine bıraktığı dinî hükümlerin değiştirilmesini ve usulleriyle oynanmasını önlemek için yüce Allah’ın emriyle makam aldı. Yüce Allah İmamları tıpkı peygamberler gibi, insanların kendilerine inanmaları ve tutunmaları için yanılmaktan, hata yapmaktan ve günah işlemekten masum kıldı ve inanırız ki; son zamanda son imam Muhammed el-Mehdi gelecek ve dünyayı nasıl zulüm ve çirkinliklerle dolduysa, adalet ve merhametle dolduracaktır.
5- Mead (Dirilme): Yüce Allah iyilik yapanı iyilikle mükâfatlandırıp, kötülük yapanı da kötülükle cezalandırması için insanları kabirden kaldıracaktır. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de kıyamet gelecektir. Onun kopmasında şüphe götürecek hiçbir şey yoktur. Allah kabirdekileri kaldıracaktır.” (Hac 7)
Yine Kur’an-ı Kerim’de; "Her kim zerre ağırlığında hayır işlerse onu görecek, zerre ağırlığında şer işleyen de onu görecektir.” (Zilzel 7-8)
Nusayrilerin, Kur’an-ı Kerim’de geçen her kelime ve ayete inancı tamdır. “Ey Rabbimiz! Bize indirdiğin kitaba inandık, Resule de uyduk, bu hâlde bizi şahitler ile beraber yaz.” ( Ali İmran 53)

Bu beş madde altında topladığımız ana din usulünde filizler (furu-uddiyn) de vardır. Bunlar;

1- Namaz Kılmak: Günde beş vakit namaz kılmaktır. Vakitleri; öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabahtır.
Bu beş vaktin farz rekâtları on yedidir. Yolculuk ve zaruretler de dört rekâtlı namazlar, iki rekât olarak kılınabilir. İsteğe bağlı rekâtlar ise otuz dörttür. Bunlar (Nafile) sünnettir.

2-Oruç Tutmak: Her yıl mübarek Ramazan ayında Kur’an-ı Kerim’in emrettiği şekilde otuz gün oruç tutmaktır.

3- Zekât Vermek: Yılda bir defaya mahsus her kişi malının zekâtını ehline vermesidir. Miktarı gelirinin yüzde beşidir.

4- Hacca Gitmek: İmkânlar çerçevesinde maddî, manevî ve yol emniyeti olması durumunda ömürde bir defa Mekke’ye gidip Beytullahıl Haram’ı ziyaret ve tavaf etmektir.

5- Cihad: İslam dinini müdafaa etmek, bilmek, öğrenmek, öğretmek ve peygamberlerin izini takip etmektir.

6- Marufa Emir (El-emru bil maruf): Her Müslüman kadın-erkek kendi hükmünde olabilecek Müslümanları (ailesi ve yakınları) iyi ve hayırlı işler görmeye davet etmektir.

7- Münkerlere Yasak (En-nehy anil münker): İnsanları kötü işlerden alıkoymak, haramdan sakınmaya davet etmektir.

8- Elvela (Tevella): Yüce Allah’ın tek olduğuna, Hz. Muhammed’in (s.a.a.v) onun peygamberi olduğuna inanmak ve Ehlibeyt imamlarına velayet (bağlılık) etmek ve velayet edenine de veli (kardeşlik) olmaktır. Hz. Muhammed (s.a.a.v); “Mümine vazife olan şey Allah’ın velisini bilip ona velayet etmek, düşmanını bilip de düşmanlık etmektir” buyurmuştur.

9- El-bera (Teberra): Yüce Allah’a, Allah’ın Peygamberine, Peygamberinin Ehlibeytine ve imamlara düşmanlık eden herkesi düşman bilmek ve benliğimizi onlardan arındırmaktır.

Yukarıda yazdığımız gibi dine olan itikadımız Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim’de geçtiği gibidir. Kur’an-ı Kerim Allah’ın kelamıdır. “Ona ne önünden, ne de ardından batıl gelemez. O, hüküm ve hikmet sahibi, övülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir.” (Fussılet 42)

İSLAMIN ŞARTLARI
Hz. Peygamberimizin hadislerinde Hz. Ali’nin şiası (taraftarı) olarak adlandırılmışız. Hz. Muhammed’den (s.a.a.v.) sonra “Alevi” ismi Hz. Ali’nin yandaşlarına (Şiası) verildi. İslam’ı sevenler İslam’ın şartlarını Hz. Ali ile yerine getirmekten büyük haz duymuşlardır. Hz. Ali, Hz. Peygamberden sonra İslam’ın kurallarını hatasız şekilde yaymıştır. Birçok rivayette İslam’ı sevenler namaz kılmayı Hz. Ali’den öğrenmek istemişlerdir. Namaz kılmaktan zevk almak isteyenler de Hz. Ali ile namaz kılmışlardır. Yüce Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de Müslümanlara farz kıldığı ve tediyesini emrettiği vecibelere ‘İslam’ın Şartları’ denmiştir. Bu İslamî şartlar beştir.
Aşağıda gösterilen farzlar birinin edası durumunda, eda eden kişinin Müslüman olduğuna işaret eden şartlardır.

İSLAMIN BEŞ ŞARTI
Bu beş farizadan birini veya hepsini ancak Müslüman olan biri eda eder.

1- Kelime-i şahadet getirmek
2- Namaz kılmak
3- Oruç tutmak
4- Hacca gitmek
5- Zekât vermek

1-Kelime-i şahadet: “Eşhedü enla ilahe illellah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü ” (“Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in onun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ederim”)

2-Namaz kılmak: Yüce Allah’ın farz kıldığı İslam’ın şartlarının en önemlisidir. Hz. Muhammed’le (s.a.a.v) ilk namaz kılan Hz. Ali’dir. Kur’an-ı Kerim’de “Namazı dosdoğru kılın, zekat verin, rüku edenler ile beraber rüku edin” (El bakara, 43) der. Ve Kur’an-ı Kerim’de namaza işaret eden ayetler elliden fazladır. Aşağıda namaz kılma şekli gösterilecektir.

3-Oruç tutmak: Yüce Allah’ın farz kıldığı İslam’ın şartlarından biridir. Ramazan ayında oruç tutmak Kur’an-ı Kerim’de: “Ey iman edenler! Sizden evvelkilere oruç nasıl farz edilmiş ise maziden sakınasınız diye size de öyle farz kılındı.” (El barka 183.) Oruç, Bakara suresinin 185-187. ayetlerinde de zikredilmektedir.

4 - Hacca gitmek: Yüce Allah’ın ömürde bir defa maddi ve manevi gücü olana farz kıldığı İslam’ın şartlarından biridir. Kur’an-ı Kerim’de “Hac” İbadeti için Ali İmran suresinin 97. Ayetinde “Onda apaçık işaretler ve İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren güvenlikte olur. Hac için bir yol bulabilenin Beyti ziyaret etmesi ise, Allah'ın insanlar üzerindeki hakkıdır. İnkâr edenlere gelince, Allah'ın âlemlerde hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.” diye buyurmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de “Hac” konusunda ondan fazla ayet vardır.

5 - Zekât vermek: Yüce Allah’ın farz kıldığı İslam’ın bir şartıdır. Müslüman’ın malından gelirinin yüzde beşini zekât vermesidir. Kur’an-ı Kerim’de: “Namazı dosdoğru kılın, zekât verin, nefsiniz için evvelce ne hayır gönderirseniz onu da Allah’ın yanında bulursunuz.” (El bakara 110) Kur’an-ı Kerim’de zekâtla ilgili yirmi beşten fazla ayet vardır. Burada İslam’ın beş farzı özetle zikredilmiştir.

Şunu bilmek gerekir ki, Aleviler Müslüman’dır. Alevilikleri ise Hz. Ali’ye yandaşlıkları, taraftarlıkları ve sevgileridir. İmam Hz. Ali, Hz. Peygamberin amcasının oğlu, damadı ve vasisidir. İlk iman eden ve Müslüman olan kişidir.
Rabbimiz Allah’tır. Peygamberimiz Hz. Muhammed’dir. İmamımız Emiyrül Müminin Ali Bin Ebi Talip’tir. İslam dinine zıt olan bütün dinlerden aklanırız. Dini hükümleri İslam Dini Anayasa’sı olan Allah’ın Kitabı Kur’an-ı Kerim, sünneti nebevi ve Ehlibeyt imamlarının rehberliğinde öğrenir ve uygularız.
Müslüman Alevi olarak adlandırılan bizlerin itikadı budur. Alevi kardeşimiz bu bilgiler ışığında büyümüştür. Bizleri daha farklı görenlerin basiretleri bizleri bu şekilde görmekle açılacak ve bizi yanlış tanıyan gözlerin önünden bizi kapatan perdeler açılacaktır.
Bu bilgiler bizim gerçek kimliğimizi göstermektedir. Bu deyimler asıl inancımızı anlatmaktadır. Bin dört yüz yıldır doğrularla haykıran bu Alevilerin sesi duyulmadı. Kendilerini tanıttılarsa da onları duymak istemeyenler duymadı.
“İnsanlar bilmediklerinin düşmanıdır.” hadis-i şerifi insanların birbirlerini anlayamadıkları ve tanıyamadıkları için söylendiğine işarettir.
Yüce Allah bizleri en doğru ve gerçek yola hidayet etmiştir. Bu doğru yolda dünyanın en kutsal inancına, İslam’ın özüne sahip olmakla onurlandırıldık. Çünkü İnsanlığın en kutsal inancını en yüce kaynaklardan öğrendik. Yüce Allah’ın hidayetiyle Hz. Muhammed’in sünnetiyle, Ehlibeytin rehberliğiyle, Müslümanlığın temelinde Aleviliğimizle ne kadar övünsek azdır. Bu kutsal inanca mensup olmakla dünyanın en mesut ve huzurlu kulları olarak ahirette sevinecek ve bahtiyar olacağız. Yüce Allah’ın ve Peygamberinin emrettiği şekliyle Ehlibeyt ipine sımsıkı tutunmaya ve Aleviliğimizin gereklerini yerine getirmeye yüce Allah bizi muvaffak etsin.
Allah’ın rahmeti; Hakkı görüp Hakka tapanlara olsun.

ALLAH BİZLERİ EHLİBEYT YOLUNDAN AYIRMASIN...
Sponsor Reklamlar

Aleviyyun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Anadolu Aleviliği Üzerine Birkaç Söz 2 Alevi Alevi Araştırmaları 1 14.08.11 10:15
AKP Aleviliği öldürmek istiyor Alevi Siyaset/Politika Tartışma Mekanı 1 27.02.11 15:40
Aleviliği tanımlama, tanı! Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 1 26.04.10 04:37
Ehl-i Beyt Ve Arap Aleviliği Alevi Alevi Kitaplari 0 15.02.10 19:16
Bana Aleviliği Anlatırmısınız alternatif Sorularla Alevi'lik 2 09.02.10 19:24




Totobo Totobo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2