Sponsor Reklamlar



 
Seçenekler
Alt 26.02.13   #31
seykek
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Feb 2013
Nereden: ailem
Mesajlar: 131
Rep Puani : 31
Standart Cevap: Atatürk Ve Bektaşilik ( Belgelerle)


sn dede-baba
bilimle ugrasan kisler her zaman egemenlerin hizmetinde ve resmi olan anlayisa ters dusmemek kaygisiyle islerini yapmislardir yani resmi ideoljiyi tekrar tekrar uretminde ortaya koydukalari eserle desteklemisler bazen arastirmalarinda tezlerinin tam tesi bir konuyla karsilastiklarinda kendi duygu ve ideoljilerine uygun eser ,urun ortaya koymuslardir elbette bunu istisnasi olan birki insan vardir ama geneli degsirtirmez.
sizi diyorsunuzki kaynaginiza bakin yanilmiyorsam size kaynak olarak nutuk u belirttim 1960 tarihli bu yeterli gelmedi sizde haklisiniz cunki 1960 dan sonra bir cok nutuk un yeni basimi yapildi ve birbirinden farkli olma durumundan kaynaklanan nedenle size inandirici gelmemis olabilir .
o zaman size ne diyeyim ki herkesin kaynagi kendine diyelim.
elbette sizin sevdiniz yazari beniim sevmemi bekleyemezsiniz cemal sener baki oz vs simdi ben bu benzer yazarlain olaylara turk milliyetcisi bakisyla urun yazdiklarini dusunuyorum bu nedenle tarafli bakarlar herseye burdan bilimsel bir yaklasim beklemek bosunadir.tipki cem vakfinin alevilige yaklasimi gibi ve cemvakfinin kurulus amaci belli zaten iliskide olduklari insanlara bakincada bu anlasilir ornegin avrupada serdar celebi turkiyden ise namik kemalzeybek sonra cem vakfinda mhp lierin yonetimde yer almasi vs iste tum bunalr bir tek amac guduyor alevilik +ataturk+ahmet yesevi bunun disindaki alevilik onlara gore ideolojiktir.
marksitliktir kurtculuktur vs sv dir yani varsa yoksa alevilik turkluktur msuatfa kemaldir bu ugurda bilim gerceklik tarihsel olgu yerle bir edilebilir gerisi teferruattir.siz kaynaklardan soz ettiniz sn can eger yaklsim ve kaygi ideolojik olursa var olan yazilmis eserlerin trafsiz oldugunu soyleyebilirmisiniz bu durumda eserlerin cogu boyle yazilmis simdi bizde burda kaynak yarisina girecegiz bu cok mantiksiz.
dedigim gibi sizin mustafa kemali sevmeniz tarafimdan saygi ile karsilanir her alevi sizin gibi dusunmuyor veya cemal sener gib veya cem vakfi gibi .
bana gore turk alevi kurt alevi arap alevi yok ALEVI var dikkatiniz cekmek isterim alevilige bir hancer gibi giren onu bolen yaklsimi ilk ortaya atan cem vakfi ve cemal sener vb leridir nasil olur anlamiuorum 80 oncesi turk alevi kurt alevi diye bir sey yoktu ama birden bire ortaya boyle yaklasim sundular iste ideoljik olan bu yaklasimdir yani alevili turkluge baglayip digerleirnin inkari.
size burda kaynaklarimdan soz ederdim ama yukarida da belirttigim gibi ayni konud afarkli farkli ideolojik yaklasim nedeniyle bilimsellikten uzak eserlerin coklugundan bu sagliklida olamz.
ama sizi kirmayayim bir kitap vereyim ali murat irat devletin bektasi hirkasi adli calsima dir.

kisiel yaklasimim sudur. yapalan bir is olus eylem kanun vb den kimin ne oranda etkilendigidir bunuda tarihe bakinca buluabilir insan elbete egitimin modern harfle yapilmasi olumludur ama kapatilan dergahlarin sonucu bektasilik -alevilik ne kadar olumsuz etkilenmistir budur mesele .
dergahlarin kapatilmasi alevilere denirki bak uzulme dergahlar kapandi ama seriatcilar dergahlarida kapandi onlar yobaz seni asar keser bu nedenle her nekadar biz senin dergahini kapadiysak ve bu nedenle ibadet yol nunuzun devami sektey ugradiysa bunuda mesele yapma ses cikarma .buna razi ol .
oncelikle bektasilerin alevilerin dergah ve cem evlerinin konumu onemi vs sunni tarikatlarin dergahlariyle ayni konumada gorulmesi herkesi yaniltiyor bu yanilgi gorulmeli olaya bu acidan bakmaniz daha sakli.
sizden ricam kaynaklarina bir bakin acaba haci bektas dergahinin kapiltidiktan sonra ordaki KITAPLAR VE DIGER ESYALAR simi nerdedir?lutfen arastirin .
bilmeizde fayda var dersimliler 37-38 olaylarina resmi idelojinin yaydigi gibi isyan demez orda iyan olmadi ya ne oldu derseniz DIRENIS oldu.
elbete sonuclari itibariyle bunu yapanlar arkasina siginacaklari gerekcelride uretirler her zman oldugu gibi ve her olayd aoldugu gibi bunada sizin dediginiz gibi isyan dendi bu mantikta kitaplar yazildi demecler verildi vs simdi kitabi yazan insanalara bakinca hepsi konusunda uzman ama bu durum onlarin konulari carpitmaktan ali koymaz dedimya resmi idelojiyi uretmek amac.
ha birde dersim olaylarinda oldurulenlerin sayilari hep dusuk gosterilir ki is oyle buyutulsin cunki sonuclari agir ama en basit ornek vereyim size bir cok yazarda son zmanlarda oldurulen insnlarin sayini resmi ideloji yanlsi yzarlarinkinden farkli verir.
yani soyle durunmek daha yararli olacak sn dost ister bektasi ister alevi ister dersim isterse demkorasi vs hk yaza kitap yazanlar durdukari yerden bakarlar ve sonuc cikarir yazarlar ve o yazilanlarida sen ve ben gibilerde kaynak olarak ele alip sonsuz guvenle orda yazilanalrin dogrulugundan hic suphe etmeden kabul eder hayat ulkemize olaylara dair fikir ediniriz ama bu saglikli degil eger bilimselikten soz edeceksek ilk sunu bilme faydali SUPHE.
ben sait fikirli degilim kendi hezeyan ve duygularima gorede dusunmem her zman gelismeye acik yeniye acik gelisime acik insanim ama yasadigim ulkemde oylesi insanlar varki sirf savundugu ideolije zarar gelmesindiye onun yanlisinda kabuletmez ayrica tarihsel kisliklerin yaptigi yanlislarida goremek istemez hayat sabit noktadn bakar bu onlarin derdi beni ilgilendirmez bende bu gibi insanalrin soylediklerini tartarim bilimden uzaksa okumam.
insanalr yalan soylerler ve bu yalan kitap veya sozlerle insani bir yere kadar kandirilar toplumuda ama bu yalan ilelebet surmez yikilir tiki dune kadar bu ulkede kurt yoktur yalanin benimsendigi gibi simdi ne oldu aaaa bir baktik devlet baskanlarinin agzindan KURT REALITESINI TANIYORUZ lafi cikti simdi topluma yalan soyleyen kimdi ?ve hic kimse cikipta su su isimli kisiler toplumu bu konuda aldattilar diyemdi.yani bu kadar yanan seyler varken szi bana kaynaktan soz ediyorsunuz hangisi saglikli ve guvenilir.cok az var boyle kitaplar.
birde alevilikte sozlu gelenk vardir buda bize insnalrin bire bir yasadikalrinin ne oldugu konusunda acik net fikir verir.
sunuda ileve edeyim yakin zmana kadar ulkemizde uygulanan ilimlilik fikri var yani islam mi onunda ilimlisi alevilik mi solculuk mu sagcilik mi hepsinin ilimlisi makbul oldu 80 sonrasi yasanilanlar bir de bu acidan bakinca yazilanlarda ilimli olmak zorunda sozlerde .
ki fetulah gulenin kelimeyi sadeti de bu mantikla iliskili ha keza cem vakfininda bir soyelmi bundan bagimzi degil tabiki anli snli yazarlarimiznda bundan muaf tutamayiz .
ben kaynaklarima simdlik guveniyorum.
tekrar etmekte fayda size katilmiyorum siz soylediklerinizi aydinlik gazteside soyluyor dogu perincekte soyluyor bana hic de saglikli gelmiyor bu mantik onlarda leninle mao ile mustaf kemalin yan yana gelebilecgini soylerler ki uzaktan yakindan alakasi yok onlarin ataturkculugu ile diger ataturkculer de farkli .
gruyormusnuz herkesin ataturku farki oldugu gibi herkesin aleviligde farkli galiba sosyal sinifsal duruma gorede alevilik anlayisi farklilasiyor her kes fetva makami olmus kendi kendine ve hayat durudgu yerden kendi aleviligni diger alevilere dayatiyor sizce bunu yapanlar yani kendi alevilik anlayisini topluma dayatanlar toplumu kendi arzuladiklari dogrultuda etkileyebilecegini saniyorlar mi ?buna inaniyorlar mi ve siz de savunduklarinizin baskalri tafarafindan kolayca hic tartisilmadan kabul edilecegini mi sanuyorsunuz?derim konusundan ornekle bitireyim siz ve okudunuz yazarlar devlette derki orda isyan vardi yok ingiliz parmagi vs ama dersimliler yani bizat orda zulme ugrayanlar ve torunlari hicde boye soylemiyorlar peki siz bir olaya katilmayan kislerin masa basi yazilan kitaplarin dedigne mi deger veririseniz yoksa olayi yasayanlarin duygu dusuncelriyle mi yorum yaparsiniz mahkemde bile hakim olayin taraflarini dinlerde bir sonuca varir.kaynak kitapvs birde bu acidan bakin.size kolay gelsin.
ataturkle sorunumuz yok insnalrin saygi sevgi duydugu insana ve insanalar saygisizlik alevilik orfune gore kabul edilmez bende medeni insan gibi size saygi duyarim .ama ataturkunde bilme su bu kisininde yaptigi yanlis ve dogrulari bilmek bana mantikli geliyor .yaptigimiz bu koru korune inanmak mantikili degil kol kirilir yen icinde kalir mantigi dogru degil .
Sponsor Reklamlar

bilgeyol ve aris bunu beğendiler.
seykek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 4 Hafta önce   #32
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 43
Mesajlar: 394
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Atatürk Ve Bektaşilik ( Belgelerle)


"Atatürk ve Bektaşilik"

Her ne kadar Anadolu Aleviliginde soydan gelme, Alevi kimliginde önemli olsa da Alevi/
unutulmamalıdır ki,Bektaşi doğulmaz , Bektaşi olunur....



Bir Bektaşi Babasının bile çocukları Bektaşi olamayacağı gibi, ailesinde hiç Bektaşi olmayan birisinin nasip alarak Bektaşi olması mümkündür.Mustafa Kemal'in Doğup büyüdüğü Selanik ve genelde Rumeli bölgesi Bektaşi dergahlarının yoğun ve güçlü olduğu bir bölgedir. Bu nedenle gençlik yılları süresince bir şekilde bu dergahlardan biri ile münasebete geçmiş olması olağanüstü bir durum olarak karşılanmamalıdır.

Hal böyle iken önce Mustafa Kemal'in bu bağlantısı ile ilgili bilgileri incelemek daha doğru olacaktır;
Mustafa Kemal'in daha yüzbaşı iken Selanik’te Deli Hurşit Baba'dan el alarak Bektaşiliğe girdiğini araştırmacı yazar Dursun Gümüşoğlu baba erenler açıklamıştı.

Sağlığında kendisi ile ilgilenen doktoru Ragıp Erensel’in de bir Bektaşi Babası olması Mustafa Kemal'in Bektaşiler ile olan ilişkisinin kanıtıdır. `Baba erenler` lakaplı Dr. Hasan Ragıp Erensel 1953`te vefat ettiğinde yine Çankaya`da oldugu kaydedilir, bu defa Celal Bayar`ın başhekimi olarak vazifesine devam eder.

Mustafa Kemal'in Ragıp Erensel vasıtası ile Cumhurbaşkanlığı köşkünde Haydar Cemil Baba ile Ali Nutki Baba’yı konuk edip, gece de köşkte yatırdığı yakın çevresine Bektaşilikten nasip alanları yerleştirdigi;

Özel Kalem Müdürü, özel doktorunun Bektaşi olduğu, İstihbaratın başına (MAH -Milli Amala Hizmet Teşkilatı,şimdiki MİT yerine o dönemde olan teşkilattır.)

Erenlerden Alb. Hüsamettin Öztürk'ü, hatta posta telgraf amirliğine Ali Naci Baykal dede babayı getirdigi anlatılır.

Mustafa Kemal’e esin, duygu ve duşünceleri için esin kaynağı olan Namık Kemal de Bektaşi’ydi. Bektaşi bir ailenin çocuğuydu. Anne yoluyla dedesi olan Adüllatif Paşa inançlı bir Bektaşiydi. Namık Kemal bu dedesince büyütülmüş ve eğitilmişti. Namık Kemal’in geçliğinden itibaren entellektüel gelişmesine bu Bektaşi etkeni damgasını vurmuştu.

Osmanlı'nın ordusunun temeli Yeniçerilerdi. Devletin temeli ve padişahın muhafız gücü olan Yeniçerilerin 94. alayında mürşit olarak bir Bektaşi Babası otururdu. O vefatı ile yeni "Baba" Hacıbektaş'tan gönderilirdi.

Sofya Ataşe militeri iken, verilen kostümlü baloya yeniçeri kıyafeti ile gitmiştir.Büyük resmi törenlerle karşılanır ve makamına oturtulurdu.

Yeniçerilerin Avrupa'ya kadar yayılmış olan bu savaşçı ünü elbette Mustafa Kemal'i de etkilemiştir, Kurmay Yüzbaşı iken çektirdigi fotograftaki Yeniçeri bıyıkları bunu ispatlamaktadır.Ayrıca Sofya Ataşe militeri iken, verilen kostümlü baloya İstanbul'dan istedigi yeniçeri kıyafeti ile gitmiş ve etrafında derin bir hayranlık uyandırmıştır.

Mustafa Kemal’in Harbiye ( Harp Okulu) yıllarında, tatillerde Selânik’e gittiğinde, bir dergahı ziyaret ettigi duyumunu yazan kişi, Falih Rıfkı Atay’dır.
( o dergahın bektaşi değil Rıfai dergahı olduğu çeşitli kaynaklarda yazmaktadır) Atay, bu duyumu şöyle anlatır:

“…Atatürk’ün çocukluğunu ve gençliğini yakından bilen Kılıçoğlu Hakkı, bana yazdığı mektupta der ki: ‘Ailece pek yakındık. Zübeyde Molla’yı ikinci defa kocaya veren benim kaynatam Şeyh Rıfat Efendi’dir. Mustafa Kemal tatillerde, Selânik’te sılaya geldiği vakit, büyük kaynatamın tekkesini ziyaret ederdi.”

"Atatürk, bir milletin yeniden doğuşu" adli Atatürk biyografisinin yazarı, gazeteci Kahire'deki İngiliz büyükelçiliginde görev yapmış İngiliz Lord Patrick Kinross da, Mustafa Kemal’in gençliğinde, bir ara Selânik’te Bektaşi toplantılarına katıldığını, belirtir.

Mustafa Kemal Kurutuluş Savaşı öncesi yaptığı Erzurum Kongresi`nin ardından 22 Aralık 1919`da Hacı Bektaş Veli Dergahı`nı ziyaret etmiştir.

Ziyaretinde dönemin dergah postnişi olan Cemalettin Çelebi Dede`den savaş için destek istemiş `Cemalettin Çelebi Mustafa Kemal`e destek sözü vermiştir`.

Cemalettin Çelebi`nin, Mustafa Kemal`e savaşı kazandıkları takdirde Cumhuriyet`i ilan edip etmeyeceğini sorduğunu, Atatürk`ün de Bektaşi Babası'na `O günün ilanına kadar aramızda kalmak şartıyla, `evet` diye yanıt verdiği anlatılır.

Savaş sırasında ayni yardımların yanısıra dergah kasasında bulunan 1800 altın lira da Mustafa Kemal Atatürk`e verildi. Atatürk savaşla ilgili tüm gelişmeleri de Hacı Bektaş Dergahı`na hemen bildiriyordu.

Atatürk Nutuk`ta bunu şöyle belirtiyor: `2 Ocak 1920 günü cemiyetin merkez kurullarına ve Hacıbektaş`ta Çelebi Cemalettin Efendi`ye, Mutki`de Hacı Musa Bey`e ayrıca bir bildirim yaptık.`

Son olarak şunu belirtmek gerekir ki; bir kişi nasip alıp Bektaşilige katılmışsa, bu katılım “Hizmet Erkanı” ile yıllık olarak tazelenmediği takdirde o kişinin Bektaşiliği bir anlamda buzdolabına kalkar, ya da uykuya yatar.

Bir tasavvuf okulu, eğitim sistemi gibi düşünürseniz, okulu bırakmiş kişi durumunda olur.
Dolayısıyla Mustafa Kemal bir dönemde Bektaşiliğe sadece bu kültür içinde büyümek şeklinde değil de bizzat dahil olmuş olsa da bu üyeliğini devam ettirmemiş olması büyük olasılıkla doğrudur.

Çünkü,ilk gençlik yıllarının ardından son derece yoğun bir yaşantısı vardır. Yaşantısının da hemen her dakikası da gözler önündedir. Ancak, bu da hiçbir şekilde bir “nasip alma” olayını yaşamadığı anlamına da gelmez.

Pek muhtemeldir ki, ilk gençlik yıllarında böyle bir deneyim de yaşamış olsun...

(@lıntı)
Sponsor Reklamlar


Konu Dede-baba tarafından (4 Hafta önce Saat 21:22 ) değiştirilmiştir.
Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 4 Hafta önce   #33
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 43
Mesajlar: 394
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Atatürk Ve Bektaşilik ( Belgelerle)


"Atatürk ve Bektaşilik"

Her ne kadar Anadolu Aleviliginde soydan gelme, Alevi kimliginde önemli olsa da Alevi/
unutulmamalıdır ki,Bektaşi doğulmaz , Bektaşi olunur....



Bir Bektaşi Babasının bile çocukları Bektaşi olamayacağı gibi, ailesinde hiç Bektaşi olmayan birisinin nasip alarak Bektaşi olması mümkündür.Mustafa Kemal'in Doğup büyüdüğü Selanik ve genelde Rumeli bölgesi Bektaşi dergahlarının yoğun ve güçlü olduğu bir bölgedir. Bu nedenle gençlik yılları süresince bir şekilde bu dergahlardan biri ile münasebete geçmiş olması olağanüstü bir durum olarak karşılanmamalıdır.

Hal böyle iken önce Mustafa Kemal'in bu bağlantısı ile ilgili bilgileri incelemek daha doğru olacaktır;
Mustafa Kemal'in daha yüzbaşı iken Selanik’te Deli Hurşit Baba'dan el alarak Bektaşiliğe girdiğini araştırmacı yazar Dursun Gümüşoğlu baba erenler açıklamıştı.

Sağlığında kendisi ile ilgilenen doktoru Ragıp Erensel’in de bir Bektaşi Babası olması Mustafa Kemal'in Bektaşiler ile olan ilişkisinin kanıtıdır. `Baba erenler` lakaplı Dr. Hasan Ragıp Erensel 1953`te vefat ettiğinde yine Çankaya`da oldugu kaydedilir, bu defa Celal Bayar`ın başhekimi olarak vazifesine devam eder.

Mustafa Kemal'in Ragıp Erensel vasıtası ile Cumhurbaşkanlığı köşkünde Haydar Cemil Baba ile Ali Nutki Baba’yı konuk edip, gece de köşkte yatırdığı yakın çevresine Bektaşilikten nasip alanları yerleştirdigi;

Özel Kalem Müdürü, özel doktorunun Bektaşi olduğu, İstihbaratın başına (MAH -Milli Amala Hizmet Teşkilatı,şimdiki MİT yerine o dönemde olan teşkilattır.)

Erenlerden Alb. Hüsamettin Öztürk'ü, hatta posta telgraf amirliğine Ali Naci Baykal dede babayı getirdigi anlatılır.

Mustafa Kemal’e esin, duygu ve duşünceleri için esin kaynağı olan Namık Kemal de Bektaşi’ydi. Bektaşi bir ailenin çocuğuydu. Anne yoluyla dedesi olan Adüllatif Paşa inançlı bir Bektaşiydi. Namık Kemal bu dedesince büyütülmüş ve eğitilmişti. Namık Kemal’in geçliğinden itibaren entellektüel gelişmesine bu Bektaşi etkeni damgasını vurmuştu.

Osmanlı'nın ordusunun temeli Yeniçerilerdi. Devletin temeli ve padişahın muhafız gücü olan Yeniçerilerin 94. alayında mürşit olarak bir Bektaşi Babası otururdu. O vefatı ile yeni "Baba" Hacıbektaş'tan gönderilirdi.

Sofya Ataşe militeri iken, verilen kostümlü baloya yeniçeri kıyafeti ile gitmiştir.Büyük resmi törenlerle karşılanır ve makamına oturtulurdu.

Yeniçerilerin Avrupa'ya kadar yayılmış olan bu savaşçı ünü elbette Mustafa Kemal'i de etkilemiştir, Kurmay Yüzbaşı iken çektirdigi fotograftaki Yeniçeri bıyıkları bunu ispatlamaktadır.Ayrıca Sofya Ataşe militeri iken, verilen kostümlü baloya İstanbul'dan istedigi yeniçeri kıyafeti ile gitmiş ve etrafında derin bir hayranlık uyandırmıştır.

Mustafa Kemal’in Harbiye ( Harp Okulu) yıllarında, tatillerde Selânik’e gittiğinde, bir dergahı ziyaret ettigi duyumunu yazan kişi, Falih Rıfkı Atay’dır.
( o dergahın bektaşi değil Rıfai dergahı olduğu çeşitli kaynaklarda yazmaktadır) Atay, bu duyumu şöyle anlatır:

“…Atatürk’ün çocukluğunu ve gençliğini yakından bilen Kılıçoğlu Hakkı, bana yazdığı mektupta der ki: ‘Ailece pek yakındık. Zübeyde Molla’yı ikinci defa kocaya veren benim kaynatam Şeyh Rıfat Efendi’dir. Mustafa Kemal tatillerde, Selânik’te sılaya geldiği vakit, büyük kaynatamın tekkesini ziyaret ederdi.”

"Atatürk, bir milletin yeniden doğuşu" adli Atatürk biyografisinin yazarı, gazeteci Kahire'deki İngiliz büyükelçiliginde görev yapmış İngiliz Lord Patrick Kinross da, Mustafa Kemal’in gençliğinde, bir ara Selânik’te Bektaşi toplantılarına katıldığını, belirtir.

Mustafa Kemal Kurutuluş Savaşı öncesi yaptığı Erzurum Kongresi`nin ardından 22 Aralık 1919`da Hacı Bektaş Veli Dergahı`nı ziyaret etmiştir.

Ziyaretinde dönemin dergah postnişi olan Cemalettin Çelebi Dede`den savaş için destek istemiş `Cemalettin Çelebi Mustafa Kemal`e destek sözü vermiştir`.

Cemalettin Çelebi`nin, Mustafa Kemal`e savaşı kazandıkları takdirde Cumhuriyet`i ilan edip etmeyeceğini sorduğunu, Atatürk`ün de Bektaşi Babası'na `O günün ilanına kadar aramızda kalmak şartıyla, `evet` diye yanıt verdiği anlatılır.

Savaş sırasında ayni yardımların yanısıra dergah kasasında bulunan 1800 altın lira da Mustafa Kemal Atatürk`e verildi. Atatürk savaşla ilgili tüm gelişmeleri de Hacı Bektaş Dergahı`na hemen bildiriyordu.

Atatürk Nutuk`ta bunu şöyle belirtiyor: `2 Ocak 1920 günü cemiyetin merkez kurullarına ve Hacıbektaş`ta Çelebi Cemalettin Efendi`ye, Mutki`de Hacı Musa Bey`e ayrıca bir bildirim yaptık.`

Son olarak şunu belirtmek gerekir ki; bir kişi nasip alıp Bektaşilige katılmışsa, bu katılım “Hizmet Erkanı” ile yıllık olarak tazelenmediği takdirde o kişinin Bektaşiliği bir anlamda buzdolabına kalkar, ya da uykuya yatar.

Bir tasavvuf okulu, eğitim sistemi gibi düşünürseniz, okulu bırakmiş kişi durumunda olur.
Dolayısıyla Mustafa Kemal bir dönemde Bektaşiliğe sadece bu kültür içinde büyümek şeklinde değil de bizzat dahil olmuş olsa da bu üyeliğini devam ettirmemiş olması büyük olasılıkla doğrudur.

Çünkü,ilk gençlik yıllarının ardından son derece yoğun bir yaşantısı vardır. Yaşantısının da hemen her dakikası da gözler önündedir. Ancak, bu da hiçbir şekilde bir “nasip alma” olayını yaşamadığı anlamına da gelmez.

Pek muhtemeldir ki, ilk gençlik yıllarında böyle bir deneyim de yaşamış olsun...

(@lıntı)
Sponsor Reklamlar

Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 2 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 2 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Atatürk'e - Yalçın Korucu (Atatürk'e Şiir) Dersim Kartalı Mustafa Kemal ATATÜRK 1 15.12.13 01:25
Pir Sultan ve Bektaşilik Dede-baba Pir Sultan Abdal 7 21.02.13 21:31
fıkralarla bektaşilik... jetlii11 Komik Yazılar & Bektaşi Fıkraları 6 07.01.13 10:38
Atatürk'ün hayatı ve kaliteli Atatürk resimleri folklorist Mustafa Kemal ATATÜRK 1 29.10.12 12:40
Pir Sultan ve Bektaşilik Dede-baba Pir Sultan Abdal 13 15.02.10 02:16




Totobo Totobo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2