Sponsor Reklamlar


 
Seçenekler
Alt 08.09.09   #1
ayyil
ayyil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özel üye
Üye
Üyelik tarihi: Sep 2009
Nereden: İSTANBUL / SARIGAZİ
Yaş: 35
Mesajlar: 291
Rep Puani : 20
Standart Alevi Bektaşi Fıkraları


ALEVİ BEKTAŞİ FIKRALARI

KÖYDEKİ BOLLUK
Şehre uzak köylerden birinde oturan bir Alevi, Ramazan ayında şehre gitmiş. Bakmış fırınlar, lokantalar kapalı. Kimsenin bir şey yiyip içtiği yok. Aç susuz köyüne dönmüş. Komşularının;
-Şehirde ne var, ne yok diye, sormaları üzerine de;
-Şehirde herkes acından ölüyor, köydeki bolluğun kıymetini bilin, demiş.
MALA DAVARA ZARARI VAR MI?
Ömründe hiç şehre gitmemiş bir Alevi, malını,
davarını satmak için şehre gitmiş. O sırada minare
hoparlöründen kuvvetli bir şekilde gelen ezan sesi duyulmuş. Duyulmasıyla da köylünün malları ürkmüş. Köylü ise şaşkın, bir yandan mallarını toplarken bir yandan da, yanından geçen birine bu sesin ne olduğunu sormuş.
Adam;
Ezan sesi demiş,
Köylü bu sefer de,
-Mala, davara zararı var mı, diye sormuş,
Adam;
Yok, deyince, köylü de;
-Öyleyse bağırsın, bağırabildiği kadar, demiş.
SULU NAMAZ
Bir Alevi ile bir Sünni bahse tutuşmuş. Sünni, Aleviye;
-Namazı hatasız kılarsan, sana şu kadar para vereceğim, demiş. Alevi kabul etmiş. Namazı kılmış.
Sünni;
-Tamam da abdest almadın deyince,
Alevi;
-Senin dediğin sulu namaz, iki katı para da versen kılmam, demiş.
KANLI OSMAN, ŞANLI OSMAN
Çorum da bir Alevi köyünün ismi, “Kanlı Osman” imiş. Köylüler bu isimden rahatsız oldukları için, köylerinin ismini değiştirmek için mahkemeye başvurmuşlar. Uzun süren duruşmalardan sonra da hâkim köylüleri haklı bulmuş, köyün ismini, “Şanlı Osman” olarak değiştirmiş. Köylüler bu durumdan da memnun olmamış;
-Osman olduktan sonra, ha kanlı olmuş, ha şanlı, ne fark eder, demişler…
CIBLAH OSMAN
Bir tarihte Ăşık Veysel, Sivas’ta hastanede yatmaktadır. Ăşık Veysel’e, Osman adlı bir hastabakıcı hizmet etmektedir. Ăşık Veysel, hastabakıcı Osman’ı çok sever, O’na bir de lakap takar; “Çıblah Osman.” “ Çıblah Osman gel, Çıblah Osman git.” Ăşık Veysel’e, Çıblah Osman’ın” ne anlama geldiğini sorarlar.
Ăşıkta;
-Ali’siz Osman, der.
CAMİYE SOKMAMIŞ
Köyün birinde devrimci gençler, dedeyle sohbete tutuşmuş. Dedelerin yüz yıllardır, halkı sömürmesinden, dinin etkisinde bırakmasından ve benzer suçlamalarda bulunmuşlar. Halk için bir şey yapmadıklarından dem vurmuşlar.
Dede dayanamayıp sonunda patlamış;
-Etmeyin çocuklar, gelmeyin fazla üstüme, hiçbir şey yapmadıysak, halkı bin yıldır camiye sokmadık, demiş.
ORUCU KAÇIRMIŞ
İki kişi kendi aralarında konuşuyorlarmış.
Biri diğerine;
-Kaza oldu, iki gün kaçırdım orucu, diye yakınmış.
Bunu duyan Bektaşi;
-Efendi, efendi sıkı tut bir daha, kaçırdığın oruçlar, iki gün, iki gece anamı ağlattı karakolda, demiş…
MEYHANE
Bektaşi bir kente gitmiş, meyhane aramış bulamamış. Birine sorsa ayıp olacak. Sonunda bir çözüm bulmuş, yanından geçen birine mescidin yerini sormuş,
Adam;
-Aha şu tarafta diye göstermiş.
Bektaşi;
-O taraftaki meyhane değil miydi? diye, anlamazdan gelmiş.
Adamda;
-Hâşâ, meyhane şu tarafta, falanca sokakta demiş.
Böylece Bektaşi, meyhanenin yolunu tutmuş.
SEN DE Mİ ÇOCUKLARA UYDUN
Mahallenin yaramaz çocukları bir gün, Bektaşi’yi taşa tutmuş. Bektaşi çocuklardan kaçıp zor kurtulmuş. Ama bu sefer de yukarıdan, ceviz büyüklüğünde dolu yağmaya başlamış. Bektaşi dayanamayıp, ellerini yukarı kaldırmış;
-Ey Allahım, sen de mi çocuklara uydun, diye yakınmış!
DÜNYA NEDEN DÜZ DEĞİL?
Bektaşiye;
-Dünya neden düz değil de böyle inişli, çıkışlı, dağlık, tepelik diye sormuşlar?
Bektaşi de;
-Neden olacak, altı günde yaratılan ancak bu kadar olur, diye yanıtlamış. (Kuran, İncil gibi kutsal kitaplarda, dünyanın, tanrı tarafından altı günde yaratıldığı yazılı.)
RAMAZAN GİDER GELİR
Bektaşi’ye;
-Koskoca Ramazan ayı geldi gidiyor da bir gün bile oruç tutmadın erenler, demişler.
Bektaşi;
-İmanım, Ramazan gider gelir de, bu can giderse, bir daha gelmez, demiş.
ZOR VE KOLAY OLAN
Bektaşi’ye;
-En zor ve en kolay olan nedir, diye sormuşlar?
Bektaşi de;
-Ne olacak, en kolay nasihat etmek, en zor olan kendini bilmek, demiş.
SİZ DE ATIN
Hoca camide içkinin kötülüklerini anlatıyormuş. Orada bulunan Bektaşi’nin canı sıkılmış, kalkıp gideyim derken, koynundaki şarap şişesini yere düşürmüş, bozuntuya vermeden;
-Mereti işte kaldırıp attım, siz de varsa siz de atın buyurmuş.
SIRAT KÖPRÜSÜ VE BEKTAŞİ
Bektaşi sık sık içermiş, yalpalayarak gezermiş. Bu durumu gören komşularından biri;
-Sen bu halinle sırat köprüsünü geçemezsin, demiş.
Bektaşi hazır cevap;
-Geçip de ne yapacağım, karşı tarafta mor sümbüllü bağlarım mı var, demiş.
HERKES KENDİNDE EKSİK OLANI İSTER

Hoca camide duaya başlamış;
-Allahım, bana din iman ver diye yakarmış.
Bektaşi de;
-Allahım bana da şarap parası ver, diye dua etmiş.
Hoca, Bektaşi’nin ettiği duayı duyunca kızmış;
-Be hey melun böyle duamı olur, diye çıkışmış.
Bektaşi de;
-Kızma hoca, herkes kendinde eksik olanı ister, demiş.
HOCANIN MELEKLERİ
Bektaşi camiye gitmiş, hocanın yanında saf tutmuş. Hoca rukide sağa, sola selam verirken; Bektaşi, selamını almış. Hoca kızmış;
-Be hey melun! Ben selamı sana mı verdim, Allahın meleklerine verdim, deyince;
Bektaşi de;
-Kızma hoca, senin gibi hocanın, benim gibi meleği olur, demiş.
SAĞLAM KAZIK
Bektaşi, hoca ile arkadaş olmuş. Bir kente gitmek üzere, hoca atlı, Bektaşi eşekle yola koyulmuş. Akşam olunca, konaklama yerine varılmış. Hoca atını Allaha emanet edip, salıvermiş. Bektaşi ise eşeğini sağlam kazığa bağlayıp, Ali Baba’ya emanet etmiş.
Sabah kalktıklarında bakmışlar bir derede atı kurtlar parçalamış, eşeğe bir şey olmamış. Hoca üzgün;
-Ben atımı sana emanet etmiştim, bu ne iş, Allahım demiş. Bektaşi hocanın sitemini duymuş;
-İyi de hocam, Allahın bin bir işi var. Bu yoğunlukta sana sıra gelmemiş. Ali Baba’nın işi ise sadece bu demiş.
DOMUZUN SOFTASI
Bir Ramazan günü, köyün camisine bir domuzun dadandığını, Bektaşiye haber vermişler.
Bektaşi şaşırmış; “hayret” demiş, “softanın domuzluğunu görmüştüm de, domuzun softalığını ilk kez görüyorum”, demiş.
YUKARIDAKİ İLE ARAMIZ AÇIK
Bektaşinin yolu bir köye düşmüş. Bakmış ortalıkta hiç erkek yok. Orada bulunan kadınlara, bunun nedenini sormuş. Kadınlar da;
-Yağmur duasına gittiler. On beş gündür gidiyorlar, hala yağmurun yağdığı yok, demişler.
Bektaşi çayın kenarına inmiş, gömleğini yıkayıp, ağacın dalına asmış. Tam bu sırada gök gürleyip, yağmur yağmaya başlamış. Kadınlar bu duruma şaşırmış. Bektaşi durumu kadınlara açıklamış;
-Bu aralar yukarıdaki ile aramız açık da ondan, demiş.
ALTI ÜSTÜNDEN İYİDİR
Adamın biri sohbet sırasında, gündelik yaşamdaki zorluklardan, olumsuzluklardan bahsetmiş;
-Böyle giderse, kıyamet kopacak, dünyanın altı üstüne gelecek, diye yakınmış.
Bu yakınmayı duyan Bektaşi;
-Gelsin, gelsin belki altı üstünden iyidir, demiş.
NAMAZ
Bektaşi bir gün arkadaşını ziyarete gitmiş. Namaz vakti gelmiş, arkadaşı, Bektaşiye;
-Haydi namaz kılalım, demiş.
Namazı kılmışlar.
Namazdan sonra arkadaşı, Bektaşiye dönüp;
-Sen abdest almadan namaz kıldın galiba, demiş.
Bektaşi de;
-Uzatma, namaz kılalım dedin kıldım. Abdest al deseydin alırdım, diye yanıt vermiş.
PEŞİN NAMAZ
Hoca ile Bektaşi yola çıkmışlar, bir süre sonra hoca; “namaz vakti” deyip, başlamış namaz kılmaya. Bektaşi beklemekten sıkılmış;
-Namazın neden bu kadar uzun sürdü, diye hocaya sormuş.
Hoca da;
-Kaza namazlarım vardı. Onları da kıldım, demiş.
Yola koyulmuşlar. Mola yerinde, bu kez Bektaşi başlamış namaza.
Bu kez de hoca sıkılmış;
-Erenler, senin namazın da uzun sürdü, demiş.
Bektaşi;
-Önümüzdeki haftanın da namazlarını kıldım, diye karşılık vermiş.
Hoca şaşırmış;
-Bu nasıl olur erenler, deyince;
Bektaşi gülmüş;
-Yukarıdaki, senin veresiyeni kabul ediyor da, benim peşinimi mi kabul etmeyecek, demiş.
ALLAHIN KELAMI
Bir mecliste, Kurandan söz açılır.
Allahın Kelamı meth edilir.
“Olağanüstü güzeldir” denir.
Bektaşi oturduğu köşeden söze katılır;
“Ama yazısı biraz karışıktır”, buyurur
Orada bulunanlar köpürür;
“Nereden biliyorsun” diye, sorulur?
Bektaşi sakince;
Alnımın yazısından” diye yakınır.
BİR GÜN FAZLA TUTMUŞ
Bir toplantıda adamın birine sormuşlar:
-Ramazan da kaç gün oruç tuttun?
Adam da;
-Hasta idim bir gün tutabildim, demiş.
Aynı soruyu, Bektaşi ye sormuşlar
Bektaşi, bozuntuya vermeden:
-Bu arkadaş benden bir gün fazla tutmuş, demiş.
Sponsor Reklamlar

ayyil isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 08.09.09   #2
ayyil
ayyil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özel üye
Üye
Üyelik tarihi: Sep 2009
Nereden: İSTANBUL / SARIGAZİ
Yaş: 35
Mesajlar: 291
Rep Puani : 20
Standart Cevap: Alevi Bektaşi Fıkraları


İTİBAR

Softa, Bektaşiye:
“İyisin, hoşsun, ilim, irfan sahibisin bir de oruç tutup, namaz kılsan, bizim aramızda da itibarın olur”, demiş.
Bektaşi gülümsemiş:
“Size iyi görünmek için, tanrının önünde itibarımdan olamam”, demiş.
BAYRAMDAN BAYRAMA
Bektaşiye sormuşlar:
-Namaz kılar mısın?
Bektaşi, çabuk, çabuk;
-Bayramdan bayrama, bayramdan bayrama,
-Peki içki içer misin?
Bu kez de uzatarak;
-Akşamdaaan akşama, akşamdaaan akşam, demiş.
RÜYA
Bir Musevi, bir sofu ve Bektaşi, kendilerine ikram edilen bir tepsi baklava için rüyaya yatarlar. Kim en iyi rüyayı görürse, baklava onun olsun derler…
Bektaşi gece kalkar, baklavayı bir güzel yer. Sabah kalkınca da sıra ile gördükleri rüyaları anlatırlar:
Musevi:
-Ben bu gece rüyamda göklere çıktım, göklerde uçtum, diye anlatır.
Sofu:
-Ben de düşümde, cennete gittim, cennette dolaştım der.
Bektaşiye:
-Baba erenler, sen rüyanda neler gördün? Diye, sorarlar.
Bektaşi de:
-Ben de rüyamda birinizin göklerde uçtuğunu, diğerinizin cennette dolaştığını görünce, bunlar artık fani dünyaya dönemezler diye, kalktım baklavayı bir güzel temizledim, der.
ORASINI ALLAH BİLİR
Padişah, içkinin yasak olduğu yıllarda, denetleme amaçlı büyük bir bağı olan Bektaşi Babasını ziyarete gitmiş. Bağın etrafını gezmiş. Bağ oldukça büyükmüş.
Padişah, Bektaşiye:
-Erenler, maşallah, bağın çok büyükmüş, Üzümünü ne yaparsın? Diye sormuş.
Bektaşi:
-Canlarla birlikte yeriz, Sultanım, diye karşılık vermiş.
Padişah, bu açıklamayı pek yeterli bulmamış:
-Buradaki üzüm yemekle bitmez, erenler, deyince,
Bektaşi:
-Yemediklerimizi de sıkıp fıçılara doldurur, içeriz Sultanım, diye açıklamada bulunmuş.
Padişah:
-Peki ama, sıkılmış üzümler, şarap olmaz mı? Diye sorunca:
Bektaşi:
-Ona ben karışamam. Orasını Allah bilir Sultanım, demiş.

NERESİ OLACAK MEYHANE
Bektaşiyi rica minnet camiye götürürler. Hoca başlar anlatmaya:
-Bir yer var ki orada zengin, fakir ayrımı yoktur. Dertli giren neşeli çıkar. Herkesin gönlü ferahtır. Orada herkes mutludur, benzeri açıklamalar yapar. “Cennettir” diye karşılık alacağını düşünerek sorar;
-Bilin bakalım, anlattığım yer neresi?
Bektaşi;
-Neresi olacak, meyhane, der...
BİRİ BİRİNE KARIŞTIRDIN
Bektaşinin biri sarı diğeri de kara iki öküzü varmış. Sarı öküz çalışkan mı çalışkan, kara öküz ise işten kaytaran, yaramaz mı yaramazmış. Bu durum Bektaşiyi çileden çıkarıyormuş. Bektaşi kara öküzden kurtulmak için günlerce Tanrıya dua etmiş. Kara öküzün canını alması için yakarmış durmuş. Günlerden bir gün ahıra girdiğinde ne görsün: Sarı öküz ölmüş, kara öküz duruyor. Bektaşi çileden çıkmış. Komşularını çağırarak onlara sormuş;
-Söyleyin komşular, yerde yatan kara öküz mü, sarı öküz mü diye sormuş.
Komşuları;
-Sarı öküz, deyince de ellerini gökyüzüne açarak;
-Ey Tanrım! sana kırk yılda bir rica da bulundum, sen de sarı öküzle kara öküzü karıştırdın, demiş.

YAĞMUR DUASI
Bektaşi, köylülerle birlikte yağmur duasına çıkıyormuş. Yolda giderken, kendi tarlasına gelince, göğe bakarak, tarlayı işaret etmiş;
-Bizim ki burası, demiş.
Sonra bir yağmur, bir yağmur, başka yere fazla zarar vermeden, Bektaşinin tarlasında ne varsa alıp götürmüş.
Bektaşi ellerini yukarı kaldırıp;
-Kabahat sende değil, sana tarlayı gösterende, demiş.
BİR DE SENİN KULUNA BAK
Bektaşi İstanbul’da gezerken, görkemli bir sarayın önünde durur. Saraydan çıkan sırma elbiseli bir adam görür. Adam binanın önünde şatafatlı bir faytona binerken, muhafızlar selam durur.
Bektaşi oradakilere;
-Faytona binen Padişah mı? diye sorar,
-Hayır Padişahın kuludur, yanıtını alınca, bir adama bakar, bir de kendine, ellerini yukarı açarak;
-Ey Allahım, bir padişahın kuluna bak, bir de senin kuluna, diye yakınır.
KAYIK KÜÇÜK
Bektaşi kiraladığı kayıkla karşı kıyıya geçmektedir. Dalga çoğalır. Bektaşi telaşlanır. Kayıkçı;
-Korkma, Allah büyüktür diye, Bektaşiyi teselliye çalışır.
Bektaşi;
-Öyle, Allah büyüktür de, kayık küçüktür, diye uyarır.
CAMİDE VAAZ
Hoca camide vaaz verir. Uzun, uzun içkinin kötülüklerinden dem vurur. Sonra bir de örnek verir;
-Eşeğin önüne bir kova su, bir kova da şarap konsa, hangisini içer, diye sorar.
Bektaşi;
-Suyu içer, der.
Hoca bu yanıta sevinir, neden diye sorar,
Bektaşi bu kez;
-Neden olacak, eşekliğinden der.
BİTSİN BU DAVA
Bektaşi bir gün, konuklar gelecek diye, komşusu Yahudinin keçisin çalıp kesmiş. Yahudi durumu anlamış. Bir sonuç alamam diye dava etmemiş. Davayı öbür dünyaya bırakmış.
Günü gelince dava öbür dünyada başlamış.
Yahudi, mahkemede durumu anlatmış, ama şahit gösterememiş.
Bu kez hakim söze başlamış;
-İnkar etme, günahlarının arasında yazılı diye, açıklamada bulunmuş.
Bektaşi;
-Hakim şahitlik yapamaz, diye itiraz etmiş.
Hakim kükremiş;
-O zaman getirin keçiyi ona soralım, demiş.
Bektaşi;
-Keçi burada mı, diye sormuş. “Burada” yanıtını alınca
da;
-Öyleyse verin keçiyi sahibine de, bitsin bu dava, demiş.

SEN NE İŞE YARARSIN
Hoca ile Bektaşi içki içerken yakalanır. Doğruca kadının huzuruna çıkarılır. Kadı, Hocayı idama mahkum eder. Bektaşi, Kadıya;
-Ben gayrımüslümüm, der cezadan kurtulur. Sonra da;
-Kadı Efendi, ben Müslüman olsam, Hocayı affedermisin? Der. Kadı, kazanacağı sevabı düşünür, kabul eder.
Her ikisi de Kadının huzurundan ayrılır.
Hoca, Bektaşiye;
-Sen ne biçim adamsın, din, iman yok mu sende? Diye çıkışır.
Bektaşi de;
-Daha ne istiyorsun, gavur oldum kendimi, Müslüman oldum seni kurtardım, der.
HER ŞEY ALLAHTAN
Bektaşinin biri, kasabada her gün, “Her şey Allahtan, her şey Allahtan” diye, dolaşırmış. Bir gün kasabanın serserilerinden biri, Bektaşinin arkasından sessizce yaklaşıp, ensesine okkalı bir şamar atmış. Bektaşinin canı fena halde yanmış. Adama ters ters bakmış.
Adam da;
-Bana ne bakıyorsun, Baba Erenler, hani her şey Allahtandı, diye dalga geçmiş.
Bektaşi;
-Her şey Allahtan da, ben hangi deyyusu aracı ettiğine bakıyorum, demiş.
AHİRETTE DE YAŞADIK
Bektaşi camide vaaz dinliyormuş. Hoca vaazında, içkinin kötülüklerini sayıp, dökmüş. İçki içenlerin sırat köprüsünden, boyunlarında dünyada içtikleri içki şişelerinin asılı olduğu halde geçeceklerini açıklamış.
Bektaşi merak edip;
-Peki hocam şişeler boş mu olacak, dolu mu? Diye sormuş.
Hoca, incecik köprüden, dolu şişelerle geçmenin daha zor olacağını düşünerek;
-Elbette dolu olacak, diye yanıtlamış.
Bektaşi;
-Hay ağzını öpeyim hocam, orada da yaşadık desene, demiş.
NASIL BECERDİN
Bektaşinin konukları gelmiş. Karpuzcuya karpuz almaya gitmiş. İyisinden bir karpuz istemiş. Karpuzcu, bir karpuz seçip vermiş.
Bektaşi yemekten sonra karpuzu kesmiş. Keser kesmez de karpuzun pis kokusu içeri yayılmış. Bektaşi mahcup olmuş. Sabahı zor etmiş. Sabah olur olmaz da soluğu karpuzcuda almış;
-Erenler seni tebrik ederim, demiş.
Karpuzcu şaşırmış;
-Hayrola Baba, niye tebrik ediyorsun? diye sormuş.
Bektaşi;
-Ulan, kesmeden, delmeden o karpuzun içine nasıl sıçtın. Doğrusu şaşıp kaldım. Seni onun için tebrik ediyorum, demiş.
NİYET
Bektaşiye;
-Zöhürde nasıl niyet etmeli? Diye sorarlar.
Bektaşi;
-Tıka basa yedikten sonra, dayanırsam tutarım, dayanamazsam yutarım, diye niyet edip, ağzını çalkamalı diye yanıt verir.
DİLENCİ
Dilencinin biri, Bektaşiye;
-Bir sadaka ver, sana dua edeyim, der.
Bektaşi, dilenciye on para verir;
-Duanı istemem, der.
Dilenci nedenini sorar.
Bektaşi;
-Duan kabul olsaydı, dilenci olmazdın, der.
Derleyen : Veysel KAYMAK
Sponsor Reklamlar

ayyil isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Alevi Bektaşi Fıkraları ayyil Komik Yazılar & Bektaşi Fıkraları 2 18.07.12 18:54
alevi bektaşi fıkraları 3 UYSAL VE ASİ Komik Yazılar & Bektaşi Fıkraları 14 13.05.10 13:08
Alevi Bektaşi Fıkraları 2 ayyil Komik Yazılar & Bektaşi Fıkraları 14 24.03.10 14:03
alevi-bektaşi dergahları gezgin1881 Alevi Dedeleri - Pirleri - Ocakları 0 05.02.10 00:53
Alevi-Bektaşi Kaynakları Dede-baba Alevi Kitaplari 0 01.01.10 14:39




Totobo Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2