Sponsor Reklamlar


ığdır ili alevi köyü

 Alevi Yerleşim Yerleri Katagorisinde ve  Iğdır Forumunda Bulunan  ığdır ili alevi köyü Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

 
Seçenekler
Alt 21.04.10   #1
yasamak_güzel
yasamak_güzel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Apr 2010
Nereden: ankara
Mesajlar: 267
Rep Puani : 10
Standart ığdır ili alevi köyü


koyunlu köyü
Koyunlu Köyü Tarihçesi


Halife Osman’ın öldürülmesinden sonra, Hz. Ali halife oldu. Muaviye Ali’yi öldürterek kendisini halife ilan ettiyse de halk, Ali’nin ölümünden sonra oğlu İmam Hasan’ı halife seçti. Muviye, Hasan’ı karısına zehirletti ve halif






Halife Osman’ın öldürülmesinden sonra, Hz. Ali halife oldu. Muaviye Ali’yi öldürterek kendisini halife ilan ettiyse de halk, Ali’nin ölümünden sonra oğlu İmam Hasan’ı halife seçti. Muviye, Hasan’ı karısına zehirletti ve halifelik Ali oğlu İmam Hüseyin’e geçtiği sırada, Muaviye miladi yıl 680 başında, oğlu Yezid’i resmen halife ilan etti. Yezid’in ilk işi, kendine rakip olmaması için Hüseyin’i kendisine biat etmeye davet etti. Hüseyin Yezid’e biat etmeyince, onun öldürülmesi gündeme geldi ve 10 Ekim 680’de bugünkü Irak’ın ‘Kerbela’ denen yerde savaş oldu ve bu savaşta peygamber sülalesi katledildi.
Irak’ta yaşayan ve Müslümanlığı kabul etmeyen Luvi (Alevi) dininden olan halk, haksızlığa tahammül göstermeyip iktidara karşı tavır aldı. (Alevilerin, Muhammed, Ali sevgisi bundan kaynaklanıyor) Yezid, Müslümanlığı bahane ederek çok şiddetli buyruklar verip, bu durumda olan halkların ıslah edilmesini istedi.
Bölgede yaşayan Kürtler, Türkmenler, Süryaniler ve diğer milletler gruplar halinde yurtlarını terk ediyordu. Yerlerini terk etmek istemeyenlerse Müslümanlığı kabul etmişlerdir.
Mezopotamya Kürtlerinin büyük çoğunluğu İran’daki Horasan bölgesine yerleşmişler.
O zaman Anadolu Bizanslıların yönetimindeydi. Anadolu halkının önemli bir bölümünü Luvi dinine mensup olanlar oluşturuyordu. Malazgirt Savaşında Bizans kuvvetlerinden büyük bir süvari birliği Türklerden yana geçmişti. Bunlar Türkçe konuşan Anadolu Luvilerinden başkaları olamazdı.
Selçuklu Sultanı Alpaslan’ın Anadolu’yu almasıyla (1071) Horasan’a yerleşen Mezopotamya halkı, Batı İran’a, Kafkas Dağlarının eteklerine, Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu’nun dağlık bölgelerine dağıldılar.
Mezopotamya’dan gelen Luvi’ler, (Işık Taifesi) Anadolu yerlileriyle kısa zamanda buluşarak Anadolu Aleviliğini oluşturdular. Osmanlılar, Anadolu Alevilerine “Işık Taifesi” diyordu.
Karakoçan’a yerleşik olan aleviler, daha sonraki yıllarda Osmanlı ve çevre baskısı sonucu burayı bırakarak, bugünkü Tunceli’nin Mazgirt ilçesinin dağ köyünün bir mezrasını (Mezra Mısti) satın alarak yerleşiyorlar.
Zamanla ortak alınan mezra arazisi, ailelerin çoğalmasıyla bölünüyor ve mülkiyet haline getiriliyor. Arazi bölüşümü adil biçimde yapılmadığı gerekçesiyle, aileler arasında anlaşmazlık oluşuyor. Bu anlaşmazlık yıllar sürerek sonunda kavgalara ve hatta ölümlere neden oluyor. En büyük kavga bizim dedemiz olan Haydar (Heydo Kuz) ile akrabaları (Derezaları) arasında oluyor.
Dersimdeki Kavga:
Hikâye şöyle cereyan ediyor:
Bir gün Haydar’ın küçük oğlu Ali Abbas yazıda tarla sularken, karşı taraf gençlerinden biri bunun tarlasına gelen suyu kesiyor ve görünmemek için oradaki çalılıkta saklanıyor. Ali Abbas su arkının başına gidip yeniden suyu kendi tarlasına bağlıyor. Biraz sonra su tekrar kesilince, yeniden ark başına gidip suyu bağlıyor ve bu işi kimin yaptığını görmek için çalılıkta saklanıyor. Genç tekrar suyu kesince, Ali Abbas’la aralarında tartışma ve sonra da kavga çıkıyor. Ali Abbas elindeki kürekle adama vurup öldürüyor. Bunun üzerine köyde iki aile arasında silahlı çatışma çıkıyor ve aynı gün Haydar’ın oğlu Alhas (Ali Has) ve karşı taraftan da bir kişi daha öldürülüyor. Bunun üzerine taraflardan birinin köyü terk etmesi gerekiyor ve onlar da bizim Haydar’ın ailesi, (Büyük oğlu Hüseyin, oğlu Ali Abbas ve torunu Hasan Ali) Haydar’ın karısının kardeşi ve Haydar’ın üvey kardeşidir.
Erzurum ilinin Hınıs ilçesinin bir alevi köyüne (Büyük olasılıkla bu köy ‘Emera’ olacak) yerleşiyorlar. Üç ya da beş yıl kadar bu köyde yaşadıktan sonra, yerleri, düşmanları tarafından tespit ediliyor ve bir gece evlerine baskın düzenleniyor. Baskın olayından sonra köy halkı toplanarak, muhacirlerin köyü terk etmesi için karar alıyor.
Hınıs’tan sonra nereye gideceklerini bilmeyen muhacirler, kendilerine yer bulmak için büyük pire başvuruyorlar. O da Varto (Gımgım) deki taliplerinin köyünde daimi kalmak üzere muhacirleri yerleştiriyor.
Bizimkiler 20–30 yıl kadar, belki de daha fazla yâda az bu köyde yaşıyorlar. Babaları İhtiyar Haydar bu köyde ölüyor. Mazgirt’te öldürülen Alihas’ın oğlu bu köyden evleniyor. Yetişkin kızları bu köyde gelin oluyor. Aradan bunca zaman geçmesine rağmen Mazgirt’te öldürülenlerin çocukları, babalarının intikamını almak için Varto’daki köye baskın düzenliyorlar ve bir kayıp daha vererek çekiliyorlar. Bu son ölüm olayı bizimkileri korkutuyor.
Bunun üzerine burada da huzur bulamayan muhacirler, yeniden yer değiştirme gereği duyuyorlar ve sonunda buluyorlar.
Yerleştikleri köydeki insanlarla sıkı fıkı akrabalığa rağmen, çok sevdikleri köyden ayrılıp hiç kimsenin tahmin edemeyeceği bir yere taşınma kararı alıyorlar.
Ağustos başlarında mahsullerini topladıktan sonra eşyalarını atlara, öküz ve ineklerin sırtına yükledikleri gibi köyden ayrılıyorlar.
Herkes muhacirlerin Varto dâhilinde veya yakın diğer ilçe köylerinden birine yerleşeceğini sanıyormuş. Gidecekleri yeri gelinleri, köyde evlendirdikleri kızları ve pirleri bile bilmiyormuş.
Göçerlerimiz haftalarca yolculuktan sonra amaçladıkları yere Merdinik’e (Göle) varıyorlar. Kasabanın bir yerine kıldan çadırlarını kuruyorlar. Bu sure zarfında hem dinleniyorlar ve hem de çevreyi tanıyorlar.
Büyük kardeş Hüseyin, dönemin Merdinik ağasının (Göle Paşası da deniyor) huzuruna çıkıp hikâyesini anlattıktan sonra kendisinden kışı geçirmek için barınabilecekleri bir yer ve iş istiyor. Ağa, bunca illeri aşıp kendisine sığınan yabancılara yardımcı oluyor ve bu günkü köyümüzün kurulduğu yerdeki komlarına gönderiyor.
Büyük Altunbulak köyü o ağanın köyüymüş ve bu günkü Koyunlu köyünün bulunduğu yerde de o ağanın koyun ağılları varmış.
O zaman köydeki büyük çeşmenin iki yakasında erkek koyun ağılları ve yanlarında da çobanların barınmaları için evler varmış. Bu mevkiin adı ‘Gome Ağa’ (Ağanın Komu) olarak anılıyormuş. Bizimkiler bu yeni yurtlarını çok beğeniyorlar ve zaman kaybetmeden yerleşiyorlar.
O zaman köyün kuzey yamaçları ‘Çala’ mevkisi çam ağaçlarıyla kaplıymış. Ağa, yeni hizmetkârların bakması için yeniden sürü oluşturuyor. Göçerler, o kışı eski ağıllarda geçirdikten sonra, ertesi yıl kendilerine yeni evler yapıyorlar. Haydarın büyük oğlu Hüseyin ve kardeşleri birlik olarak, Nesimigilin evinde, (Rahmetlik Celal Özdemir’in evlerinin bulunduğu yer), akrabaları olan iki aileden biri, Rahmetli Bekir Kat’ların evlerinin yerinde ve diğer aile de bu günkü Sabrı Çelik’lerin evlerinin yerinde kendilerine ev yaparak yerleşiyorlar. Dedem Molla Şamil’in ve Alpgündüz’lerin evlerinin yerinde de koyun ağılları (komları) varmış.
Büyük kardeş Hüseyin, misafirperverliği ve mertliğiyle çevrede ün yapmış biriymiş. Dersim muhacirleri ağalarına çok sadık olarak çalışıyor, ağanın ve çevre köy halkının takdirini kazanıyorlar. Muhacirler, ağanın ölümünden sonra buraya Tercan, Hınıs ve Erzurum Tekman yörelerinden yeni göçmenler getirterek yerleştiriyorlar.
Ağa Komundan Köye Dönüşüm
Çevre köylerin halkı buraya “Gome Ağa” (Ağanın Komu) yerine, “Gome Uso” (Hüseyin’in Komu) demeye başlıyorlar. Muhacirlerin zamanla yanlarına aldığı göçlerle ve ailelerinin de bölünmesiyle hane sayısı artınca, Çevre köylerin halkı buraya “Gome Uso” adı yerine, “Gunde Uso” (Hüseyin’in Köyü) olarak anılıyor. Sonunda bu iki kelime oraya ad olarak özelleşiyor.
1829’da Rusların Ardahan, Kars ve Posof’u işgal edilince, buranın yönetimi Ruslara geçiyor. Rus makamları bölgede kayıtsız olan yerleri kayıt altına alıyorlar ve muhacirlerin mezrası veya komu, köy statüsüne kavuşturuluyor. Ruslar, köy adını kişi adıyla anılmasını uygun bulmayıp, “Gund” (Köy) sözcüğünü esas alarak köyün adını “Gunduk” olarak kayda geçiriyorlar.
Ağanın oğulları Rus makamlarına başvurarak, buraların kendi yerleri ve bu kişilerin de kendi çobanları olduğunu iddia ediyorlarsa da, yerlerini geri almayı başaramıyorlar. Açılan bu mahkeme sonucunda buranın müstakil köy olduğu kararına varılıyor ve “Guduk” adı tarih sayfalarına yazılmış oluyor.
93 Harbi diye adlandırılan ve Kafkas Cephesinde oluşan, Osmanlı-Rus Savaşlarında (1877) Ruslar, Ardahan ve Kars’ı yeniden işgal ederek, 1921 Moskova Anlaşmasına kadar 44 yıl burayı yönetiyorlar. Bu süre zarfında köyde aşağıdaki eylemler gerçekleşmiştir.
1) Rus işgaliyle gelen Ermenilerden beş, altı aile köye yerleşiyor ve 10–15 yıl kadar bu köyde kalıyorlar. (1883)
2) Köye yerleşen Ermeniler rahmetlik Halit Usta’nın, Köroğlu Özdemir’in, Bekir Onbaşı’nın, Dedem Molla Şamil’in ve Sabrı Çeliklerin odalarını yontma taştan yaparak uzun zaman bu yapılarda ikamet ediyorlar. Ermenilerin yaptıkları odaların hikâyesini köydeki yaşlılar bilirler. Dedemlerin odasının direğinde 1883 tarihi yazılıydı ve muhtemelen bu tarih odanın yapılış tarihiydi.
3) Köyümüzün bugünkü sınırları o zaman çizilmiştir. Yoksa o ağalık döneminde göçmen gelen, üstelik de Alevi olan ailelere Göle sınırları içerisinde bunca geniş arazi ve mera verilemezdi. (Ermeni köyünün marifeti olmalı)
4) Ermenilerin köyü terk etmesinden sonra, Altunbulak ağaları yeniden köyümüz aleyhine arazi davası açıyorlar. Osmanlı makamlarına açılan arazi davası, yaklaşık olarak 1880’lı yıllardır.
5) Köyde ölen Ermenilerin mezarları “Xezna” mevkiindedir.
Ruslar tarafından köye verilen “Gunduk” adı, Cumhuriyetin kuruluşundan sonra, Türk Dil kurallarına göre yeniden düzenleniyor ve “Kundik” olarak kayda geçiriliyor. Daha sonra da meskûn mahallerin adları tamamen Türkçeleştirilince, köyün adı “Koyunlu” olarak değiştiriliyor. (1961–62)
Mezopotamya; İran-Horasan; Dersim-Karakoçan; Dersim-Mazgirt; Erzurum-Hınıs; Muş-Varto; Erzincan-Tercan ve Kars-Göle diyarlarını gezen ve sonunda kendilerine Kundik’i köy seçen muhacirlerimizin soyu bugüne kadar, devletin ve çevre halkının baskısına rağmen hiçbir zaman dilinden, inanç ve kültüründen, gelenek-göreneklerinden taviz vermemiştir. Bugün bu halk, tüm ülkemizin il-ilçelerine ve dünya ülkelerine dağılmıştır. İnanıyorum ki! Nerde olursa olsun, ayni potada erimiş ve bir bütünlük oluşturmuş halkımızın yeni nesli de ataları gibi benlik ve beraberliğini koruyacaktır.
Köyümüzün Sınırları:
Köyümüzün kurulmuş olduğu yer, Merdinik ağasının komlarının yeri olduğundan söz etmiştik. Bu demek değildir ki, köyümüzün yeri ve mevkileri Altunbulaklılarındır. O zamanda Anadolu’daki Osmanlı nüfusuna bakılırsa 1884’te 13 Milyon; bizimkilerin Göle’ye göç tarihi ise yaklaşık 1750 yılları olduğu bilinmektedir. Yani nüfusa göre her yer bomboş, sahipsiz ve kayıtsızmış. İsteyen dilediği yeri yurt edinebiliyormuş. Zaten Merdinik veya Göle ağalarının Rus makamlarına açmış oldukları ilk arazi davasını kaybetmesinin nedeni de budur. Köyümüzün o zamanki sınırları şöyleymiş: Köyün güney sınırları tamamen bugünkü sınırlar; batı sınırı, Çırtan deresi boyunca kuzeye doğru ilerleyerek Çelet deresi; kuzey sınırı, Harabe Altunbulak’tan gelip Kuytuca köyüne giden Çiçé mevkisindeki yol; doğu sınırı, Xezna sırtları boyunca Çala tepesi ve Şehit göl sırtından geçen Kuytuca yolunda bitiyor. Tabi ki bu sözünü edilen sınırlar resmi değil, çevre köylerinin kendi koyduğu mera sınırıymış.
Köylümüz, nisan ayı itibariyle kar yağana kadar yaylada kalırmış. O zamanın yaylaları Eski yayla, (Wuarokan) imiş. Dikkat edilirse, eski yaylalarda çok miktarda mezar vardır. İşte o mezarlar Dersimden gelen dedelerimize ve sonrakilere aittir. Mezar taşlarının çoğunda yatan ölünün doğum, ölüm tarihleri, adları ve baba adları yazılıdır.
Altunbulak ağasının köy aleyhine açtığı son davanın arazi keşfi sırasında, Rus keşif heyeti at sırtında ‘Duzékoy’ mevkiini gezerken; Hasan Cahil, tütün tabakasını altınlarla dolduruyor ve üstüne de bir sigara koyarak, heyet başkanına sigara teklif ediyor ve tabakayı uzatıyor. Başkan tabakayı açıp içindeki altınları görünce, sigarayı ağzına ve tabakayı da cebine koyuyor. İş tamam… O keşifle köyümüzün bugünkü sınırları çiziliyor.
Köylümüz, ikinci açtığı arazi davasının resmi kararını alınca, yaylalarını Wuaro Kandan “Simon’a” taşıyor. ‘Verawara’ mevkisi adını Simon’daki yaylalardan alıyor. Daha sonra da bu günkü yaylaları yapıyorlar ve oraya taşınıyorlar.
O zaman Şekililerin yaylaları, bu günkü Çelik’lerin yaylalarının arkasındaki harabelerdeymiş. Şekililer, yaylaya çıkmamızı engellemek için, Hokam jandarmasını getirerek bizim yaylacıları zorla kaldırmaya çalışıyorlar.(Haziran 1936) Rüşvet yemiş jandarma komutanı halkı jandarmaya dövdürerek göçlerini yüklemesini istiyor. O zaman Öğretmen İsmail Amca (Nesimi oğlu İsmail Hakkı Özdemir) orduda üsteğmenmiş ve izinli olarak yaylada bulunuyormuş. Jandarmaların yaylaları bastığını haber alınca, resmi elbisesini giyip olay yerine geliyor ve orada zor kullanan komutanı dövüyor. Gidiş o gidiş, yaylalarımıza artık kimse uğramıyor. İşte köyümüzün bu günkü sınır hikâyesi böyle mutlu sonla bitiyor.
Pirlerimizden Ali Efendi, Kamer Ali; Dedelerimizden Molla Şamil, Mehmet Özdemir (Memé Nesemi) ve Yazılı kaynak olarak da Dedem Molla Şamil’ın babası Cahil Oğlu Molla Mustafa’nın el yazma kitabından notlar.
Hasan Celilof: Cahil oğlu Yusuf’un ikinci çocuğudur. ( Celilof soyadını Ruslar vermiştir. ‘Cahil’ anlamındadır) Hasan, Osmanlı subayı iken arkadaşları alevi olduğunu anlayınca, kendisine komplo hazırlıyorlar. Hasan’ın, Rus casusu olduğunu kanıtlayacak belgeleri evinin bahçesine gömüp peşine de ihbar ediyorlar. Casusluk belgeleri bulununca da mahkeme Hasan’ın idamına karar veriyor ve Sarıkamış’ta asıyorlar. Hasan’ın sünni karısı idamından sonra iki erkek çocuğunu alarak ortadan kayboluyor
İşte göçerlerimizin Kundik Köyündeki dağılımı:

1. Haydar’ın büyük oğlu Hüseyin’in soyundan gelenler:
a) Soyadı ‘Özdemir’ olanlar, Cahilgiller;
b) Soyadı ‘Aydemir’ olanlar, Kuzogiller; (Hıdır Aydemir: Kuzo’lardan değildir, Tercan’ın Sansa köyündendir; 13–14 yaşlarındayken Kundik’e gelmiş ve daha da geri gitmemiştir.)
c) Soyadı ‘Gök’ olanlar, Kalogillerdir.
2. Haydar’ın Mazgirt’te öldürülen oğlu Alihas’ın oğlu Hasan Ali’nin soyundan gelenler:
a) Soyadı ‘Usta’ olanlar, Hostagiller;
b) Adana, Erzurum dolaylarına göç eden Murogiller;
c) Soyadı ‘Aydın’ olanlar, Alehostagiller.
3. Haydar’ın küçük oğlu Ali Abbas’ın soyundan gelenler:
Soyadı ‘Erdem’ olanlar, Makogiller. (Akrabalar arasında çıkan anlaşmazlık yüzünden bu aile köyü bir yıl kadar terk ettikten sonra, geri getirilmişler)
5. Haydar’ın ana tarafından olup Dersimden gelen ailelerden birinin sülalesinden gelenler:
a) Soyadı ‘Kat’ olanlar, Onbaşıgiller; Elkanlar.
b) Soyadı ‘Morkoç’ olanlar, Esetgiller.
c) Soyadı ‘Kavak’ olanlar.
6. Haydar’ın üvey kardeşi soyundan olanlar:
a) Soyadı ‘Çelik’ olanlar, Veligiller.
b) Soyadı ‘Gündo’ olanlar.

Bunların dışında çeşitli yerlerden gelip köye yerleşen ve evlilikler sonucu akraba olan aileler de şunlardır:
1. Erzurum Tekman tarafından gelip yerleşenler: Soyadı ‘Akın’ olanlar, Alemamutgiller. Alemahmutgilden olup sonradan soyadını değiştirip, ‘Seyranoğlu’ olanlar.
2. Soyadı ‘Turan’ olanlar, Turogiller.
3. Veyisgil ‘Diken’ soyadını taşıyanlar,
4. Baba Mansurlar ‘Yıldırım’ soyadını taşıyanlar,
5. Lolanlar ‘Yıldız’ soyadını taşıyanlar,
6. Mexsogil ‘Taş’ soyadını taşıyanlar, (Çok sonraları Varto’dan gelmişler.)
7.Tercan tarafından gelenler: Soyadı ‘Akın’ olanlar, Karsogiller. Akın soyadını taşıdıkları halde çok önceleri diğer Akınlarla akrabalıkları yokmuş.
8. Hınıs’tan gelip Gülüstan’a ve oradan da gelip köye yerleşen ‘Butkujgiller’ Soyadı ‘Severce’ ve ‘Kaya’ olanlar.
9. Soyadı ‘Alpgündüz’ olanlar, Sımogil.
10. Soyadı ‘Akkaş’ olanlar
11. Soyadı ‘Demirci’ olanlar: Ardahan – Damal’ın Sazkâra köyündendir. Genç yaşta Kundik’e gelip burada evlenmiş ve yeni aileler oluşmuştur. (Heso Tırk: Türkmen Alevlisidir ve köyde Türkçe konuştuğu için “Tırk” lakabını almıştır)
12. Yusuf Özdemir (Usuve Hartse) Bu aile Vartoludur. Molla Şamil’in dayısının oğlu ve eniştesidir. Yusuf, dedemin kız kardeşi Güllüzar’la evlenince köye yerleşmiş ve Özdemir soyadını almıştır.
Hıran aşiretine mensup olan halkın ana dili Kürtçedir. Bizim köy halkından başka Zazaca konuşan Hıran aşireti mensubu yoktur. Bizimkiler, bugünkü dillerini Hınıs ve Varto’da oturdukları yıllarda oranın halkından öğreniyorlar.
Sponsor Reklamlar

__________________
Bedenin orucu, irâde ve ihtiyarla azaptan korkup sevâba girmeyi, ecre nâil olmayı dileyerek yemekten kesilmektir. Nefsin orucu, 5 duyuyu öbür suçlardan çekmek, kalbi de bütün şer sebeplerinden ayırmaktır. Kalbin orucu, dil orucundan; dilin orucu, karnın orucundan hayırlıdır.
h.z Ali
yasamak_güzel isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
sünnileşen alevi köyü yasamak_güzel Edirne 85 15.01.13 17:40
Caferilerin dini örf ve adetleri -ığdır örneği- profet Dini Konular 0 14.06.10 16:16
yazılıtaş köyü yasamak_güzel Yozgat 0 25.04.10 00:10
veziralan köyü yasamak_güzel Yozgat 0 24.04.10 23:54
ardıçalan köyü yasamak_güzel Yozgat 1 21.04.10 14:38






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2