Sponsor Reklamlar


Hubyar Derviş

 Alevi Önderlerimiz Katagorisinde ve  Hubyar Derviş Forumunda Bulunan  Hubyar Derviş Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

Ağaç Şeklinde Aç4Beğeni
  • 1 gönderen tuncer yilmaz
  • 1 gönderen akdora
  • 2 gönderen akdora

 
Seçenekler
Alt 05.09.09   #1
tuncer yilmaz
tuncer yilmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 195
Rep Puani : 11
Standart Hubyar Derviş


Elimizde bulunan belgelere göre türbenin bulunduğu merkez ilk kez 1540lı yıllarda hubyar ın kendisi tarafından kuruldu. 1554 tarihli belgede burasının hubyar derviş tarafından baltası ile açılarak tasarruf edildiği ve zaviye kurduğu bildirilmektedir. 1562 ve 1566 tarihli hubyar dervişin kendisine verilen padişah fermanlarıyla bu bölgenin sınırları da belirtilerek kendisine vakfedldiği ve kurduğu zaviyesinin şeyhliği tasdik edilmektedir. 1572 yılına kadra tokat tozanlı kazası değeryer karyesine balı olan bu yerleşim birimleri bu tarihten sonra köye dönüşmüştür.

Bugün merkez durumda bulunan hubyar köyünün tarihi 1540 lara dayansa da aşğıda bulunan mezralarımızın tarihi çok daha eskidir. yine tapu tahrir defterlerinde verilen bilgilerden yola çıkarak mezramız kızılarmut ve komşu köyümüz dündar ın değeryere bağlı yerleşim birimleri olarak en az 1455 ten bu yana var olduğunu söyleyebiliriz. bölgeyle ilgili ele geçen en eski belge 1455 tarihidir.

(1) Mezralarımızdan en büyüğü bekülü mezrasının ise ali dedeoğlu bekü dedenin ismine kurulmuş bir yerleşim birimi olarak kabul ediyoruz. elimizdeki 1667 tarihli bir belgede ali dede ve oğlu bekü dededen bahsedilmekte buradan yola çıkarak bekü dede nin 1670 lerden sonra bugün adıyla anılan yere yerleştiğini ve burada zamanla mezra oluştuğunu söyleyebiliriz.

HUBYAR DERVİŞ


Köyümüzün ve cağımızn (hubyar ocağı) kurucusu olan hubyar dervişin ismine ilk kez 1517 (rumi 933) tarihinde amasya isyanını anlatırken hasru paşa diyarbakıra avdet ettikten sonra ihtilalcilerine toplanıp zünnun şah oğlu halil bey riyasetinde ihtilale devam ettiler. zünnunun halifesiolan meşhur hubyar baba halil beyin müşteşaı idi. bunlar turhal üzerinden gelip varay taraflarını temkin ederek amasyayı tehdit etmeğe başladılar denmektedir.

Yine aynı belgelerde zünnunun bütün işlerinde propagandası ile muvaffak hubyar baba halil beyin kuvvetli müşaviri ve akıl hocası idi. (2) Baba zünnunun yanında iken kazova erkilett (bugün erkilette hubyarın bağlı diye anılan yer mevcuttur.) oturan hubyar baba isyanların bastırılmasında sonra geri çekilerek taraftarlarının toplanılmasına yeni yurt edinimlerine ve aralarındaki bağların güçlendirilmesine kendisini verir. daha sonra bugünkü yattığı yerde kurduğu zaviye ile derviş yetiştirmeye başlar.

Kendisnden fermanlarda kutbül arifin diye behsedilir. bilgin kişiler için kullanılan bu tanımdan ve zünnunun danışmanı olamsından hubyarın iyi yetişmiş eğitimli bir kişi olduğunu görüyoruz. yörede alevi sünni gayri müslim tüm insanlar tarafından sevilmeside bunun ayrı bir göstergesidir. bugün bile ziyaretinde çok sayıda sünniler de gelir ve şifalar dilerler.

1582 tarihli oğlu mustafaya verilen padişah fermanın da şeyh hubyarın vefatı üzerine şeyhliğin oğlu derviş mustafaya devredildiği belirtilmektedir. bu bilgiye dayanark ölüm tarihini 1581 / 1582 olarak kabul ediyoruz . yukarıda anılan belgelerden çıkan sonuca göre hubyar derviş 1490-1582 yılları arsında yaşamıştır.

kaynak:hıdır temel
Sponsor Reklamlar

ayyil bunu beğendi.
tuncer yilmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 29.06.10   #2
akdora
akdora - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: May 2010
Nereden: bakıpta görülemeyen uzanıpta tutulamayan yerden...
Yaş: 36
Mesajlar: 397
Rep Puani : 20
Standart Cevap: Hubyar Derviş


Tarihsel veriler incelendiğinde görülmektedir ki, geçmiş de 2 Hubyar vardır. İlki 13. YY.'da yaşayan Hubyar Sultan, Pir Ahmet Yesevi Dergahı'nda Lokman Parende'nin öğrencesi olarak yetişmiş ve Hace Bektaş-ı Veli ile birlikte Anadolu'ya gelmiştir. İkinci Hubyar ise, resmi kayıtlarda da Hubyar Abdal olarak geçen kişidir. 1500'lü yıllarda yaşayan Hubyar Abdal'ın türbesi Tokat Almus Hubyar Köyü'ndedir. Her iki Hubyar'da bu türbe üzerinde toplum nezdince birleştirilmiş, türbeyi ziyarete gelen kişiler türbeyi hem Hubyar Sultan hem de Hubyar Abdal niyetine ziyaret etmiştir.

1-)Hubyar Sultan

Bu konuyu aktarmadan önce bir şeyi kesin bir dille aktaralım ki, tarihte 2 Hubyar vardır. 1. Hubyar Sultan 13.Yy.’da yaşayan ve Hace Bektaş-ı Veli ile birlikte Anadolu’yu irşat etmek için gelen Hubyar, 2. Hubyar ise ondan yaklaşık 250-300 yıl sonra yaşayan ve Hubyar Sultan’ın soyundan gelen Hubyar Abdal. Hubyar Abdal’a “Hubyar Abdal” öbeğinde değiniyoruz.

Hubyar'la ilgili söylenceleri şöyle bir düşünürsek, hemen hemen tüm Hubyarlılar, Hubyar Sultan'dan bahsederken onun Pir Hace Bektaş-ı Veli ile olan ilişkisinden söz ederler. Hatta geçmişte kimi Hubyar dedeleri işi biraz daha derinleştirip Pir Hace Ahmet Yesevi ile Hubyar Sultan'ın aslında aynı kişi olduklarını savlamışlardır. Fakat bu sadece bir söylenceden ibarettir, hiç bir tarihsel veri uyuşmamakta, resmi kanıtlarda böyle bir birliktelikten bahsetmemektedir.

Hubyar Sultan, Ahmet Yesevi ekolü mensubu Horasan Alp-Erenlerinden ulu bir Batınî babası olup, Türkmen Alevi Dede Ocağı kurucusudur
Birleşik bir kelime olan Hûbyâr’ın iki anlamı vardır. Hû: Allah anlamındadır. Hûb: güzel, hoş, iyi demektir. Yâr: yârân, dost, sevgili, ahbab, mahbûb, muhibb ifade etmektedir. Hûbyâr ise birincisi dünyevi anlamda “Güzel Dost” demektir.Türkmence; Huday (Hudaay): Allah, Hüda. Hudayyolı (Hudayyoolı): Allah için kesilen kurban. . Demektir ki eski Orta-Asya Türkçesinde ve lehçelerinde aynı anlamlara gelen benzer kelimeler vardır. İkincisi ise manevi anlamda “Allah’ın sevgilisi”, “Allah’ın Güzel Dostu” ya da “Hakk Ereni”ni, Allah yolunda başını (serini) kurban etmeye hazır, kamil insanı ifade eder ki; Alevilerde bu manada “Hubyar Sultan”ı telakki etmişlerdir.

Hubyar Sultan'ın tarihsel sürecinden bahseden bizler, ona "Hubyar" (Farsca: Sevgili dost, can yar) ismini Hace Bektaş-ı Veli'nin (1209/10-1271/3) koyduğunu söylemekteyiz. Gerçeği de böyledir. Horasan'da Yesevi dergahında Pir Ahmet Yesevi'nin öğrencisi Lokman Parande'den ders alan Hace Bektaş'ı Veli ve Hubyar Sultan diğer Horasan Erenleri ile birlikte Anadolu'ya gelmişlerdir. Bu süreçte o zamanki adı Suluca Karahöyük olan (Bugün Hacıbektaş ilçesi) yerde Hace Bektaş-ı Veli, Horasan Erenleri'nin piri olarak onları Anadolu'nun değişik yerlerine göndermiştir. Asıl adı "Ahmet" olan Hubyar Sultan'a da "Hubyar'ımsın" diye sarılarak onu da görevlendirmiştir. Bu gerçek, Hubyar cemlerinde "Hubyar'ımsın dedi, sarıldı Veli" isimli deyişle hâla vurgulanmaktadır.
Oğuz Türkleri'ne bağlı Beydili Aşireti'nin önderi konumunda olan Hubyar Sultan, Hace Bektaş-ı Veli'nin görevlendirmesi ile Selçuklu Sultan'ı Alaaddin Keykubat'la birlikte Alanya Kalesi'nin fethine de karışmış ve daha sonra Anadolu'nun iç kesimlerine gelerek kendisi ile birlikte Horasan'dan Anadolu'ya gelen bir diğer Horasan Ereni olan Yalıncak Sultan'ın (1) kızı Gönül Ana (2) ile evlenmiştir. 13. Y.Y. sonlarında Hakka yürüyen Hubyar Sultan’ın Musa isminde bir oğlu vardır. Musa'nın Mustafa isminde bir çocuğu dünyaya gelir. Mustafa'nın da Ahmet adında bir oğlu olur. Tarihte "Yar Ahmet" diye bilinen bu kişi Hubyar Abdal'ın da babasıdır. Yani silsile, Hubyar Sultan => Musa => Mustafa => Yar Ahmet => Hubyar Abdal şeklinde ilerler.

Dipnotlar:
(1) Türbesi Hafik'in Yalıncak köyünde olan Yalıncak Sultan (1283) , ülkenin her tarafında Türkçe konuşulup, Farsça ve Arapçayı yasaklayan Karamanoğlu Mehmet Bey'in (1277) yakınıdır. Mehmet Bey'in diğer Anadolu Beyliklerine nazaran Türk ve Türkçe konularına bu kadar duyarlı olmasının temel nedeni olarak aslen Alevi olması öngörülmektedir.
(2) Hubyar Sultan'ın eşi Gönül Ana'nın mezarı Tekeli Dağı'nda Dokuzlar'ın eteklerinde yer almaktadır. Bu mezar bir kaç yıl evvel Ahmet Kantekin'in tarafından daha belirgin hale getirilerek adına yakışır bir yer haline büründürülmüştür.

Kaynak: HUBYAR VAKFI
Sponsor Reklamlar

ayyil bunu beğendi.
__________________
Kanarkan doya doya karanlığa bir kadeh soğuk çektim akşamlarıma ..Sorar dururken bilinmezliğe adını yana yakıla ben kaldım esir olmuş bakışlarına...



kendi olarak, sana gelen
sana gereksinimi olmadan, seni isteyen
sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen
kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan
o, işte…

Oruç Aruoba....

Biz kendimizi adadık o renklere..Ayrılık nedir bilmedik yüreğimizde..Öyle bir bağlandık ki ölüm bile diz çöktü önümüzde..
akdora isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 29.06.10   #3
akdora
akdora - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: May 2010
Nereden: bakıpta görülemeyen uzanıpta tutulamayan yerden...
Yaş: 36
Mesajlar: 397
Rep Puani : 20
Standart Cevap: Hubyar Derviş


2-)Hubyar Abdal

Halk arasında Hubyar Devletlü, Hızır Hubyar, Hubyar Baba, Hubyar Derviş olarak adlandırılmaktadır.
Birleşik bir kelime olan Hûbyâr’ın iki anlamı vardır. Hû: Allah anlamındadır. Hûb: güzel, hoş, iyi demektir. Yâr: yârân, dost, sevgili, ahbab, mahbûb, muhibb ifade etmektedir. Hûbyâr ise birincisi dünyevi anlamda “Güzel Dost” demektir.Türkmence; Huday (Hudaay): Allah, Hüda. Hudayyolı (Hudayyoolı): Allah için kesilen kurban. Demektir ki eski Orta-Asya Türkçesinde ve lehçelerinde aynı anlamlara gelen benzer kelimeler vardır. İkincisi ise manevi anlamda “Allah’ın sevgilisi”, “Allah’ın Güzel Dostu” ya da “Hakk Ereni”ni, Allah yolunda başını (serini) kurban etmeye hazır, kamil insanı ifade eder ki; Alevilerde bu manada “Hubyar Sultan”ı telakki etmişlerdir.
Hubyar Köyü’nde tarihsel olarak Beydili Sıraç topluluklarına ve Hubyar Dede Ocağı’na damgasını vuran Hubyar adında iki zat vardır. I.Hubyar Sultan 13.yüzyılda, II.Hubyar Abdal 16.yüzyılda yaşamıştır. İki Hubyar’ın yaşam öyküsü, rivayetleri, menkıbeleri, kerametleri, ozanların deyişleri birbirine karışmıştır. I. Hubyar Sultan’ın konar – göçer bir şekilde zaman zaman geldiği Ormanlık yöre kutsal kabul edilmektedir.Kendi adıyla anılan bugünkü Hubyar Köyü’nü kuran II.Hubyar Abdal ise Horasan’dan gelen Hubyar Sultan’ın torunlarındandır.
I.Hubyar Diye de bildiğimiz ve 13.yy da yaşayan Hubyar Sultan’ ın tam olarak ne zaman ve nerede öldüğü bilinmemektedir.
Yaklaşık rakamlar olarak 1500 – 1582 yılları arasında yaşadığı varsayılan Hubyar Abdal 1530'lu yıllarda Gürgençukuru'na tamamen yerleşerek Otağını kurmuş, burada Dergahını da faaliyete geçirmiştir. Hubyar Abdal 1562 yılında Kanuni Sultan Süleyman’dan ferman alarak Gürgençukuru bölgesinin kendisine vakfedilmesini (1) sağlamıştır. Gürgençukuru bölgesinde Dergah işlerini yürüten Hubyar Abdal kendisine bağlı Beydili aşiretini de buradan yönetmiş ve Anadolu’da ki kimi ayaklanmalarda da yer almıştır. Tarihi verilerde "Baba Zünnun Ayaklanması" (1527) olarak bilinen Tokat - Amasya yöresinde yer alan ayaklanmayı yapan Baba Zünnun'un danıştığı bir akıl hocası olarak bilinen Hubyar Abdal o süreçte Dergahından kalkarak Kazova bölgesine kadar gelmiştir. Bugün Turhal Çaylı Beldesi'nde bulunan "Hubyar Kuyusu"ndan da asası ile suyu o tarihlerde çıkardığı öngörülmektedir.
1582 yılında Hakka yürüyen Hubyar Abdal’ın Mustafa isminde bir oğlu dünyaya gelmiştir. Hubyar Abdal’dan sonra postnişinlik makamına oturan Mustafa’nın da Deydiyar ve Buynat isminde iki oğlu bulunmaktadır. Buynat’ın bu gün Ukrayna sınırları içerisinde bulunan Kazan şehrine gittiği kimi söylencelerde yer alırken Hubyar köyünü oluşturan ailelerinse Deydiyar’ın (öl: 1671) soyundan geldiği Hubyarlılarca bilinmektedir. Üç çocuğu bulunan Deydiyar’ın oğullarından büyük oğlu Hüseyin Abdal aşıklık, ortanca oğlu Saçlı Ali talip köylerini gezerek dedelik ve küçük oğlu Kenan Şeyh ise Tekke’de durarak postnişinlik görevlerini yerine getirmişlerdir.
Hubyar Abdal’ın Türbesi Tokat Almus Hubyar Köyündedir. Bu türbenin nezdinde her iki Hubyar bir kabul edilmiş ve dua ve kurbanlar buraya sunulmaktadır.
Hubyar Abdal Hubyar Köyünde bir Tekke kurarak taliplerine ve gelip geçenlere aş imkanı sağlamıştır. Buraya kurduğu Dergahta yetişen Dedeleriyle Kızılbaş Beydili Sıraç Türkmenlerine hizmet etmiş onların birliğini ve dirliğini temin etmiştir.


Dipnot: (1)
Faaliyetlerine 2006 yılında yeniden başlayan Hubyar Vakfı aslında 500 yıllık bir geçmişe dayanmaktadır. O tarihlerde ülkenin tamamı Osmanlı hânedan ailesinin malı sayılırken bir yerin devlet elinden çıkıp şahıslara verilmesi sözkonu değildi. Sadece kurulu bulunan vakıflara araziler vakfedilebiliyordu. Geçmiş büyüklerimizin sık sık vurguladığı Hubyarlılar değirmende sıra beklemez, askere alınmaz, vergi vermezmiş gibi sözleri gerçeği yansıtmaktadır. Gerçekten de Kanuni Sultan Süleyman tarafından o dönem de Hubyar Abdal'a verilen bir ferman vesilesiyle Hubyarlılar bu görevlerden muaf tutulmuştur. Bu süreç, Osmanlı padişahı 2. Mahmut'un Hace Bektaş Dergahı'na bağlı Yeniçeri Ocağını kapatarak diğer Alevi Dergahlarına da Nakşibendi Şeyhlerini atadığı 1820 yılına dek sürmüştür.
Sponsor Reklamlar

ayyil ve AmaethoN bunu beğendiler.
__________________
Kanarkan doya doya karanlığa bir kadeh soğuk çektim akşamlarıma ..Sorar dururken bilinmezliğe adını yana yakıla ben kaldım esir olmuş bakışlarına...



kendi olarak, sana gelen
sana gereksinimi olmadan, seni isteyen
sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen
kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan
o, işte…

Oruç Aruoba....

Biz kendimizi adadık o renklere..Ayrılık nedir bilmedik yüreğimizde..Öyle bir bağlandık ki ölüm bile diz çöktü önümüzde..
akdora isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hubyar Semahı Alevi Semah İbadeti 2 12.04.13 13:46
Derviş Cemal Ocağı derviscemalli Ocaklarimiz 2 25.12.11 13:55
Hubyar ocağı Alevi Ocaklarimiz 0 24.09.09 04:42
Derviş Ali tuncer yilmaz Şiir ve Türkü-Ezgi Bölümü 0 10.09.09 23:10
Hubyar Dervişi Alevi Alevi Araştırmaları 0 07.09.09 00:42






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2