Sponsor Reklamlar


Alevilerde ramazan orucu yoktur!

 Alevi'likte İbadet Katagorisinde ve  Hızır Orucu Forumunda Bulunan  Alevilerde ramazan orucu yoktur! Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...


 
Seçenekler
Alt 11.11.11   #11
munzuro
Avatar mevcut degil.
Üye
Üye
Üyelik tarihi: Aug 2011
Nereden: izmir
Mesajlar: 74
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Alevilerde ramazan orucu yoktur!


sevgili can aşkı niyazlarımı sunuyorum öncelikle... şüphesizki hepimiz bir şeyleri paylaşmaya, öğrenmeye çalışıyoruz. benimde her birimizinde yanılgıları veya eksik bilgileri olabilir. önemli olan iyi niyetimizi koruyabilmemiz ve siz canın iyi niyetini asla sorgulamadım. bende katkı sunmak, birlik makamında buluşmuş bir "toplam" olduğumuzu vurgulamak istedim.
sevgili can, bir kavramlar kargaşasıdır almış gidiyor ve biz oldukça yetersiz kalıyoruz. alevi halk bin yılların ötesinden gelen bir "özgürlük" süreğidir. insanı ve diğer varlığı bir bütün olarak algılar, sunar... bireyi ve toplumu bu algısı üzerinden biçimlendirir. şimdi öylesine engin bir konu ki neresinden başlasak, nerede nokta koysak kestirmek zor. ben yinede kendi bilgim ölçüsünde temel karakteristiklerine göndermeler yapmaya çalışayım
can; öncelikle Şiilikve Aleviliğin iki ayrı yol olduğunu belirtmek isterim. Şii gelenekle tarihte siyasal ittifaklarımız olmuş zira emevi ve abbasi zulmüne, ardından selçuklu ve osmanlı zulmüne karşı ittifak zorunlulukları olmuştur. bunlar tarihsel olaylardır ve esas konumuz değildir.
şimdi siz değerli cana Yol'un karakteristiklerine ilişkin bir kaç aktarı sunayım, siz değerlendirin. şunu unutmayalım; her düşünce sistemi "varlığı anlama, açıklama çabasıdır"... fakat buradan hareketle "dünyevi yaşam biçimi" yani; erk, hiyerarşi, sosyoekonomik yapı, kadının ve sınıfların durumu belirlenecektir... yani sevgili can, sorun tek başına tanrıyı anlama sorunu değildir...
insan düşünme yetisini kazanan bir varlık olarak içine doğduğu "nesnel alemi" anlamaya, açıklamaya çalışmıştır. bakın bütün mitsel düşünceler, ardından dinsel düşünceler ve günümüzde bilim "varlığı anlama ve açıklama" çabasındadır...
işte erken dönemlerde masum ve doğal olan bu çaba; insanın üretici bir varlık haline gelmesi, yani avcı toplayıcı bir yaşam biçiminden yerleşik/tarımcı bir aşamaya geçmesiyle "bir ara" cennet dönem sonrası cehennemide yaratmıştır.... bu cehennem Yol dilinde "nefs süreği" olarak kavramlaştırılmıştır.... üretim tekniğinin gelişmesi, insan emeğiyle üretimin gerçekleşiyor olması "insanın köleleştirilmesine" yol açmış, bin yılları kapsayan, insanın insana zulmünün en korkuncu olan köleci bir döneme yol açmıştır....

işte varlığı, canlı yaşamı, insan türünü açıklamaya çalışan ve aslında soylu bir eylem olan "düşünme, algılama, açıklama" süreçleri kısaca vurgulamaya çalıştığım süreçlerle "kirlenmiş", zulümün kendisini meşrulaştırmaktan başka bir şey olmayan, "erk"i, hiyerarşiyi, talanı, insanın insana zulmünü meşrulaştıran düşünce sistemlerine evrilmiştir...

sevgili can, peki bu açıklamalarımın sorun ve sorunuzla ilgisi nedir acaba?

açıklamaya çalışayım;

alevilik süreği/Yolu, işte tamda saydığım bu olumsuzluklara karşı insan aklının itirazıdır... nasıl mı?

şöyle ki;

alevilik varlığın/nesnel alemin dışına, üstüne konacak bir tanrı algısını red eder, varlığı bir bütün olarak ele alır... zira bir arada yaşadığımız semavi dinler tanrıyı "varlığın dışına" çıkararak her şeyin üstünde mutlak hakim olarak tarif etmiş, kainatın sahibi olarak "erk"i elinde toplamış ve.... dikkat; yeryüzünde ki temsilcisine bağışlamış, kendisini temsile yetkili kılmıştır.... sonuç?.. işte bin yıllardır insanın insana zulmü, doğaya/varlığa yabancılaşma hatta düşmanlık..

kadının statüsü?...

Havva ana Adem babanın kaburga kemiğinden yaratılmıştır... basit görünebilir ama bin yıllardır bu düşün sisteminin etkili olduğu alanda "milyarlarca kadının statüsünü belirleyen " bir ideoloji....

ha birede bütün varlık "insan için"di değil mi?... insan yer yüzünün halifesi çünkü!!! işte ormanların, nehirlerin, denizlerin ve diğer canlı yaşamın hali... hayır o erken dönemin "yeryüzü halifesi insan" fikrinden ayırmayalım, günümüz sadece o sürecin ve algının devamı o kadar...

tanrının yetkileriyle günümüz ve önceki devlet geleneklerinin yetkilerini bir karşılaştırsak diyorum?!!

birde can ilginçtir; bu dünya da yasak olan ne varsa diğer tarafta bolca verliyor ve haram kılınmıyor!!! bakın onlarca huri!! bakın şarap!! ve ebedi gençlik, ebedi yaşam...

biz buna "hayal cenneti" demiş ve red etmişiz...

bazı kısa göndermelerle yetinmek zorundayız. bir kaç cümleyle yeniden dikkat çekeyim; kozmogoni/evren doğumu algısı üzerine oturtulacak olan dünyevi yaşam... püf noktası burada... herşeyi yaratmış tanrı, herşey üzerinde sınırsız tasarruf hakkına ve temsilcisini belirleyip itaat isteme hakkına sahiptir.... yani bireysel ve toplumsal yaşam "beşikten mezara belirlenmiştir"...

işte Alevi Yol'u tam da bu algı ve icraatların karşısına konumlandırılmıştır...

varlıktan bağımsız, onun dışında bir tanrı algısı kabul edilmez... Yoktan yaratılış kabul edilmez... kutsal olan, varlığa, canlı yaşama, insan "yol açan, giden, varan" "neden" varlığın kendisine içerilidir....
yani kainat "O"nun aynası/yansısıdır.... "O" ise Hü" dür... çağrışım yapıyordur değil mi canlar?... "Hü", yani "O" ya da "kendisi" anlamına gelen bu kavram bütün kainata, onun görünür ve görünmez bütün hallerine yol açacak, ona dönüşecek bilgiyi ve potansiyeli içeren "öz"dür....
ve o "Var"dır, Yok değildir... kendini kainat olarak yansıtmıs, ilk önce Çar Anasır olarak "doğuş" yapmış, bu dört unsur/anasır biri birine "İkrar" vermiş, Aşk ile bağlanmış ve varlığın tüm formları vücuda gelmiştir...
varlıkta işleyen Hakk'tır, kendisidir... tüm kainatta mikrodan makroya her zerre aynı yasalara tabidir....

canlar; kozmogoni bu şekilde kavranıp bilince çıkarılınca, tüm toplumsal yaşamda bu algı/çözümleme üzerine oturtulacaktır... Çar anasır Rızalık ile İkrar verip "Aşk" ile bağlanınca, tüm kainat her zerrede semah/devinim haline geçer ve farklı formlarda ki her buluşma bir "Cem" halidir... işte bu Aşk, İkrar ve rızalık toplumsal yaşamda da karşılılığını bulmak zorundadır.

insan "Kainatın aynasıdır". varlık insana doğru evrilmiş, insan makamında Hakk kendini bilmiştir... işte burada insan bedeni ya Hakk'a mekan olup İnsanı Kamile gider, Hakk ile buluşur, ya da nefs süreğine düşer ise Şeytan olur diyelim... kötülük süreğini sürer... yani Hakk'da Şeytanda insan bedeninde vücut bulur, iyilik ya da kötülük iki ayrı yol olup insanda zahire çıkarlar....

sorun buradadır... Alevi yolu nefs süreğinin halleri olan ve zulümat olarak nitelediğimiz "erk", kin, kibir, gasp, ve cümle kötülükler" olarak beliren yolu red eder ki; düşünelim,

cümle kötülükler "nefsten" doğup gelmez mi???

mesela, gasp, iktidar, cinayet, tecavüz, talan, zorbalık.... cümle hak ihlalleri.... aklımızı zorlayalım işte.

çok uzayacak dahada özetleyelim;

alevi yolu, varlık birliğini, vahdeti mevcutu bilince çıkarır, esas alır ki;

bu durumda her halk ve her dil meşrudur, mevcut'tan doğup gelmiştir, cümlesi Hakk'tır.
etnik çatışmaları burada bitirir. birlik makamında "yetmiş üçte"insanları kendi renkleriyle buluşturur ki, alevilerin geleneksel ilişkilerinde bu durum korunmaktadır. milliyetçi kirlenmeye uğrayanlar zaten süreğin dışına çıkmıştır.

Rızalık anlayışı, eşitlikçi ve özgürlükçü bir yaşam biçimine, Rızalık toplumuna yol açar.

Rızalık Kavramı her türlü sosyoekonomik ilişkilenmede, ayrıca canlı cansız her türlü varlıkla ilişkilenmede belirleyicidir ki mülkiyet üstünde ki gaspları, adaletsizlikleri önler, izin vermez.
hatırlayalım; yarin yanağından gayrı her yerde hep beraber...

cinsler arası ilişkide erkek egemen anlayışı red eder ama günümüzde toplumumuz bu yönde erkek egemen kirlenmeyi yaşamaktadır. Yol, Kadını esas alır... kadının erkeğin kaburga kemiğinden yaratıldığını red eder... Ana Naciye/Fatıma esastır, her şey onda mevcuttur, yol'un sahibidir, Mürşidi Kamillullahtır.. doğuş, hakk'ın dişil niteliğinden gelir, Eril onda ki bir Sır'dır..

varlıkla ilişkilenmede "ekolojik" bir algıdır, zira cümle eşya bir nurdandır... hatırlayalım; o nur "Hü" idi...

sevgili can, biliyorum çok eksik kaldı ve yazım hataları olabilir, zira oturup devasa bir konuyu vakıf olabildiğimizce özetlemeye çalıştık.

şimdi bu aktarılarımız dile getirdiğiniz şiilik ve diğer akımlarla ne kadar benzerlik taşıyor belki biraz yardımcı olur...

Yok'tan Yaratılış kolu ile "Var"dan doğuş iki ayrı yoldur, farklı birey ve toplumlara yol açar.... birde son olarak diğer inançlarla aynı veya benzer olan kavramlara aynı anlam yükleniyormu, dikkat edelim... içerik farklarını gözden kaçırmayalım...

aşkı niyazlarımla
Sponsor Reklamlar

Alevi bunu beğendi.
munzuro isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 11.11.11   #12
Sun's Son
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Nov 2011
Nereden: Halep
Mesajlar: 333
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Alevilerde ramazan orucu yoktur!


Eyvallah... Mutabıkız....
Tanrı fenomeni ve yaradılış hususunda sadece Anadolu Aleviliği, yani bizim inancımız böyle, kendine has düşünmüyor bir de değerli can. Mesela Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri, hiç bir şey yoktan var olmamıştır var ken yok olmayacaktır diyor Marifetnamesinde, fakat ne biz kendisini Alevi sayıyoruz ne de o böyle düşünerek sünni alimlerince sapkın ilan ediliyor. Yine mutasavvıflar, kesret vahdetten hasıl olmuştur, yoktan var olmak YOKTUR diyor. Şii kaynakları da yazdıkların ile hemfikir, İmam Muhammed Bakır ve İmam Cafer-i Sadık'ın Ademi'in bir değil binlerce olduğunu söylemesini esas alır. Hatta, hame-i mesnunun sperm olduğunu, ve Havva'nın mitoz bölünme ile yaratılabileceği yine bu -sünni yahut şii- ilmi esas alan alimlerce söyleniyor, pozitifbilim ve ilim ışığında kanıtlanmaya çalışılıyor. Şayet biz, yaradılış gerçeği, Tanrı, kadının toplum içindeki statüsü gibi konulardaki tutumları itibariyle bir sisteme Alevilik diyeceksek, o halde sünni Sufiler de Şiiler de bizdendir denilebilir zannediyorum. Bunun için ben şu anda bizim yaşıyor olduğumuz Aleviliği Anadolu Aleviliği şeklinde adlandırıyorum. Şayet, sadece semahı ve cemiyle yaşamakta olduğumuz şu bir nevi hanifliğe Alevilik denilecek ise o halde Nusayri kardeşlerimiz de çember dışı kalıyor, hatta bu dairenin içinde Şah İsmail evlatları olan İran -Azeri-Türkmen Kızılbaşları da giriyor, her ne kadar Şii olsalar da, çünki cem ve semah inançlarının gereklerinden malumun. Ha, hayır mühim olan bahsettiğiniz zulme boyun eymeyiş, eşitlik, özgürlük ve pozitif bilimi mürşit edinerek yaradılışı açıklamaya çalışmak ise bu sefer, sünni sufiler de aynı dairede sayılmalıdır...

Amaan... Onun için, ben diyorum ki Hakkını, kendini ve haddini bilen iyi olan herkes Alevidir
Aşk ilee...
Sponsor Reklamlar

munzuro bunu beğendi.
Sun's Son isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 12.11.11   #13
munzuro
Avatar mevcut degil.
Üye
Üye
Üyelik tarihi: Aug 2011
Nereden: izmir
Mesajlar: 74
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Alevilerde ramazan orucu yoktur!


değerli can saygılarımı sunuyorum. değerli vurgularda bulunmuşsunuz. ben bir kaç noktaya dikkat çekmek istemiştim. son yıllarda ayrışma eğilimleri biraz arttı gibi. siz ve diğer canlarla bu eğilimin yarar sağlamayacağını, karşılıklı tepkisel yaklaşımlarla derinleşebileceğini paylaşmak istedim.
bu anlamda bazı şekli ayrıntıların çok önemli olmadığını ifade ettim. dönüp yakın yüz yıllara baktığımızda çoğumuzun aynı merkezlerden yayılan belli başlı topluluklar olduğumuzu görebiliyoruz. bu anlamda düşünsel anlamda olsun, bağlı olarak ritüel anlamda olsun ciddi farklılıklarımızın olamayacağına inanıyorum, siz canla paylaşmak istedim.
sevgili can, insanlığın düşünsel ve teknik yaratıları birikim ve dolaşım halinde olmuştur tüm tarih boyunca. bu anlamda dikkat çektiğiniz ortaklıklar doğrudur, kaçınılamazdır. karşımızda konumlanmış bir toplulukla dahi ortaklıklar bulmak tabi ki mümkündür. ve tasavvufi düşünce öylesine güçlü ve derinliklidir ki, sünni islam alemi dahi bu etkiden kaçınamamıştır. İ.Zeki Eyyüboğlu dahi islam kuzeye, irani coğrafyaya doğru yayılım gösterdikçe etki altına girmekten kaçınamamıştır demektedir.
sevgili can, sürek bin birdir denir, doğrudur. hakikate ulaşan, rehber edinen her kes aynı yerde buluşmuş demektir ki, bu anlamda burada buluşanlar alevidir yaklaşımınıza katılıyorum. en azından kendi bakış açımızdan...
göndermeler yaptığım diğer konu şuydu ki, çoğu zaman gözden kaçırılabilmektedir;
sizin yazınız bu konuyu dillendirmeme vesile olmuştur.

sorun tek başına Tanrı algısı sorunu değildir.... tabi arkaik ve geleneksel toplumlarda bu algı oldukça önemlidir fakat sorun asıl ondan sonra başlamaktadır....
kozmogoni/evren doğumu/yaratılışı anlayışı sonraki tüm kurguyu belirlemekte, bu algı ve çözümleme üzerinden geliştirilen birey ve topluma yol açmaktadır.

işte binyıllardır yaşanan kavganın asıl nedeni burada yatmaktadır.

ben siz sevgili canın yazısı vesilesiyle bu noktayı diğer canlarında dikkatine sunmak istedim.

akademisyenler, uygarlık alanlarında "iki temel düşünce sistemi" belirlemişlerdir. bunlardan biri "Yoktan var eden", zamanın ve mekanın dışında olan tanrı algısı, kozmogonisi... ki esas gerçekleşim alanı İranın batısında yer alan uygarlık alanları olmuş.

diğer düşünce sistemi ise "Var"dan gelen, kendisinden yayılan" bir ilk öz/potansiyel algı ve çözümlemesidir ki, İranın doğusunda ki uygarlıklara damgasını vurmuştur.

her iki düşünce sistemi kendi içinde çeşitlenmiştir.

vurgulamak istedim ki, alevilik "Varlık Birliği" algısı, yani "Var"dan gelme kozmogonisi içerisinde yer almakta, bağlı olarak;

kendi düşünsel/toplumsal sistematiğine sahiptir...

tanrı algısı bu bağlamda ele alınmalıdır. "kutsal" ya da "neden" ya da "tanrı" varlığa "içkindir" aşkın değildir... yani kainat onun yansısıdır.

bu bağlamda "varlıkla, doğayla ilişkilenme biçimi" vardır.

bu bağlamda öngördüğü "sosyal yapı" vardır

bu bağlamda öngördüğü" birey" vardır.

bu bağlamda öngördüğü "cinsler arası" ilişki biçimi vardır.

................

insanı kamili, Rızalık toplumunu öngörür, gerçekleştirmeye çalışır.

işte ibadet anlayışıda yine kendi "Kozmogoni anlayışı/çözümlemesi" ile doğrudan ilişkilidir.

işte Cem, Semah ve diğer ibadet biçimlerimizi de bu bağlamda ele almalı, bir yığın tartışma içerisinde yitip gitmemeliyiz.

"secdemiz didaradır duvara değil"...

halkımız, günümüzde çokça düşünsel saldırılara maruz kalmakta, bilinç bulanıklığı yaratılmaktadır. manipüle girişimleri esas olarak iknayla değil, fiziki, ekonomik ve psikolojik yönelimlerle gerçekleştirilmektedir. yani neresinden bakarsak "şiddeti" esas almaktadır.
bizlerinde öncelikle düşünsel netliğe ihtiyacımız vardır. bir diğer düşünsel/toplumsal sistemin kozmogoni anlayışı, ibadet biçimi, öngördüğü dünyevi yaşamın dayatılmasına razı olmamamız gerekir.

tarihten gelen kimi ortaklık ve benzeşmelerin yanıltılmamız amacıyla değerlendirilmesine meydan vermeyelim. ve;

tarihsel bir süreğimiz/yolumuz vardır, yaşamın her alanına dair kendi kriterleri, ilkeleri vardır. hayata buradan bakalım...

sevgili can, paylaşımınız paylaşımıma yol açmıştır. kendimizce katkı çabasıdır. ötesi yok..

aşkı niyazlarımla
Sponsor Reklamlar

Alevi, Pir Mehmet ve Sun's Son bunu beğendiler.
munzuro isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.11.11   #14
mete
Avatar mevcut degil.
Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2011
Nereden: adana
Mesajlar: 37
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Alevilerde ramazan orucu yoktur!


alevilerde ramazan orucu yoktur diyorsun peki 73 ayrı alevilik çeşidi var kimisi samah eder kimisi eli ni baglar kimisi oturur kimisi saz çalar hepsi ibadetini getiriyor elinden geldigince sen 73 alevilikten kaç tanesini biliyon ortak yönleriniz vardır ama bu 73 nü iyi biliyormusun ve asimile olmuş diyorsun ben bunu alevi kardeşime desem inancına laf söylemiş his ederim kendimi o yüzden emin ol ki ramazan orucunuda hızır orucunuda 48 perşembe orucunuda hatta ve hatta gadir orucunu tutan aleviler vardır sadece kendi mensup oldugun şeye bakaraktan diger alevileride kapsayan bi laf kullanman bence son derece yanlış yada ben yanlış düşünüyorum.
Sponsor Reklamlar

mete isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.11.11   #15
Deniz
Deniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2009
Nereden: İzmir
Yaş: 45
Mesajlar: 1.766
Rep Puani : 102
Standart Cevap: Alevilerde ramazan orucu yoktur!


mete can bende merak ettim şimdi bu 73 alevilik sayarmısınız?? yoksa 72 bucuk milete aynı nazarda bakta 73 olsunmu bunumu duydunuz..sizden bu bahsettiğiniz 73 alevilik çeşidini öğrenmek istiyorum mümkünse..
alevilik kimsenin tekelinde değil kimse kendince alevilik üretmesin
Sponsor Reklamlar

Deniz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.11.11   #16
mete
Avatar mevcut degil.
Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2011
Nereden: adana
Mesajlar: 37
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Alevilerde ramazan orucu yoktur!


bununla ilgili kitap okumuştum 73 diye çok iyi hatırlıyorum ama burda 63 tane var bu konuyu şuan üniversite ögrencisiyim adanaya dönünce size kitabın adı ve yazarını ve çeşitlerini tek tek tekrardan yazarım isterseniz şuanda kısa bir araştırma ile 63 tane buldum 10 fazla veya eksik bi önemi yok bence önemli olan 63 tanesini iyi biliyormusunuz ki hepsi hakkında genel yorum yapıyorsunuz bence son derece yanlış sizce..

Alevi-Kızılbaş-Bektaşilik’in çeşitleri ve yerel isimleri

ALEVÎLER, Türkiye ve bazı komşu ülkelerde Alevi isminin yanında yöresel olarak çeşitli isimlerle isimlendirilirler. Ayrıca kendi aralarında bazı gruplara ayrılırlar.
Alevi-Kızılbaş-Bektaşilik’in çeşitleri ve yerel isimleri

1. Abdallar (Abtallar): Abdallar Anadolu’da Afyon Dinar, Amasya, Çorum Mecitözü, Denizli, Kırşehir, Konya, Samsun Havza ve Sivas illerinde yaşarlar.


2. Akdeniz Alevileri: Nusayrilerin kendilerinin adlandırılmasını istedikleri isimdir.


3. Akyazılı: Bulgaristan’daki Kızılbaşlara mahalli olarak verilen bir isimdir.


4. Alawi: Arap Aleviler olan Nusayrlerin kendilerini adlandırdıkları isimdir.


5. Ali İlahiler. P. Anastas, Kuzey Irak’ta Şabaklar ve Kakaîler’den başka, üçüncü ve gizli bir fırka olan Bacora isimli bir gruptan daha bahseder. Bunlar da Kürt asıllı olup, kendilerine Ali’llahi derler. Ayrıca Melikoff da İran’ın kuzey bölgelerinde yaşayan Ali’llahiler olduğunu söylemektedir. Bunlar Kızılbaş olarak bilinirler ve “Goren” ya da “Karapapak” isimleri ile de tanınırlar. Bu topluluk Hz. Ali’nin ilahlığına inanır.


6. Ali Koçlular. Ali Koçlular, Seyit Ali Sultan’ın soyundan geldiğine inanılan ve Bulgaristan’da yaşayan guruptur.


7. Amucalar: Osmanlı Arşivi kayıtlarında kabilenin adı Ammiler, Emmiler, Amuga, Amuca ve Amuca Oğulları olarak yer almaktadır. Bulgaristan’da 26 köy, Türkiye’de ise 42 köy olmak üzere, toplam 68 adet köy Amuca’dır. Romanya ve Yunanistan’daki köy sayısı belli değildir.


8. Arapkirli: Türkmen Alevîlerin kendilerine verdikleri bölgesel isimdir.


9. Arap Uşağı: Arap Alevîler olan Nusayrîlere Adana’da verilen isimdir.


10. Aşiret: Tokat Zile ve çevresinde, Sıraçlar’a verilen isimdir. Sıraçlar’ın bir kısmı, Sıraç isminin Sünnîler tarafından aşağılayıcı anlamda kullanıldığını iddia ederek, kendilerine “aşiret” denilmesini isterler.


11. Ateşbagî: İran’da Ehl-i Hak olarak bilinen Alevîlerin 40 köyden meydana gelen bir koludur. Etnik köken olarak genellikle Kürttürler.


12. Aydınlılar: Ege Bölgesi’nde Tahtacıların iki kola ayrılan grubundan birisine yöresel olarak verilen isimdir.


13. Baba Yadigarı: İran’da Ehl-i Hak olarak bilinen ve bir kısım Alevîler için kullanılan yöresel bir deyimdir.


14. Bacvanlar: Musul’un kuzeyinde ve Khosar’da yaşayan Alevî topluluğudur. Zohab ve Luristan’da da kolları vardır. Kürtçe, Türkçe, Arapça ve Farsça karşımı bir dille konuşurlar.


15. Bedreddinîler: Bedreddinîler, Amucalar içinde bir koldur. Bedreddinîler’in dinî kıyafetlerinde “şemle” isimli bir başlıkları bulunur. Bunu “Peygamber’in hırkasından bir parça, kırk parçasından biri bizde” derler.


16. Beydililer: Abdalların yöresel olarak kendilerini adlandırdıkları isimdir.


17. Bektaşîler: Anadolu’da genellikle şehirde yaşayan ve bir tarikat yapısı içinde hareket eden Alevîlere verilen isimdir.


18. Caferîler: Caferîlik; Onikincilik, İsna-Aşeriyye, İmamiyye veya İmamilik olarak adlandırıldığı da olur. Şiîliğin çoğunluk mezhebidir. Günümüzde İran İslam Cumhuriyeti'nin resmi mezhebidir. İsmailîlik ve Zeydilik ile birlikte Şiî meşrebinin fıkhî mezheplerinden biri sayılmaktadır.

19. Carcar: Abdallara yöresel olarak verilen isimdir.


20. Cehelten (Çiğilten): İran Azerbaycan’ında yani Güney Azerbaycan’da, Tebriz Bölgesi’nde yaşayan Alevî topluluğuna verilen isimdir. Bunlara Kırklar da denir.


21. Çarek: Kürt Alevîler olan Zazalara, Doğu Anadolu Bölgesi’nde Erzincan, Tunceli ve Sivas Bölgelerinde verilen isimdir.

22. Çarşambalı: Alevîlere yöresel olarak verilen bir isimdir.


23. Çaylaklar: Ege Bölgesi’nde Tahtacıların iki kola ayrılan grubundan birisine yöresel olarak verilen isimdir.


24. Çepniler: Çepniler Anadolu’nun bir Türk yurdu haline gelmesinden en önemli vazifeyi yerine getirmiş bir Oğuz boyudur.


25. Deliorman Kızılbaşları: Bulgaristan, Yunanistan ve Trakya’da yaşayan Amucalara Bulgaristan’da verilen yöresel isimdir.


26. Dimilî: Kürt Alevîler olan Zazalar’a, Doğu Anadolu Bölgesi’nde Erzincan, Kiğı ve Motki Bölgeleri hariç, diğer bölgelerde verilen isimdir. Ayrıca konuştukları lehçe olan Zazacaya da Dimilî denir.


27. Ehl-i Hakklar: İslamiyet'in Şiîliğe yakın ve Gnostisizm, Mani, Zerdüştçülük, Hinduizm, Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet öğretilerini içeren eklektik bir koludur. İran’da Garagoyunlu (Karakyonlu), Goren (Gören/Cören) ve Tork-i Siyah olarak da bilinirler.

28. Elçiler: Alevîlere yöresel olarak verilen bir isimdir.


29. Fakçılar: Abdalların yöresel olarak kendilerini adlandırdıkları isimdir.


30. Gavum (Kavim): Ordu Yöresi’nde Türkmen Alevîleri olan Nalcıların kendilerine yöresel olarak verdikleri isimdir.

31. Gawanda: Abdallara Kürtlerin verdiği yöresel ismidir.


32. Gorenler: İran’ın Tebriz Bölgesi’nde yaşayan Alevî Karakoyunlu ile Karapapak Türklerine verilen isimdir.


33. Gülşenîler: Bulgaristan’daki Bektaşîler; Amucalar, Ali Koçlular, Bedreddinîler ve Kızıldeliler olmak üzere dört grupta toplanır. Ali Koçlu ve Bedreddinîlere halk Gülşenî demektedir.


34. Hubyarlar: Tokat çevresinde, Sıraçlara verilen isimdir. Sıraçların bir kısmı, Sıraç isminin Sünnîler tarafından aşağılayıcı anlamda kullanıldığını iddia ederek, kendilerine “aşiret” denilmesini isterler.


35. İsmailîler: İsmailîlik, Şiîlik'te Cafer-i Sadık öldüğünde yedinci İmam olarak Musa ibn Cafer el Kâzım'ın yerine, Cafer-i Sadık'tan önce ölmüş olan İsmail ibn Cafer'i kabul eden mezheptir.


36. Kakaîler: Kendilerini Kürt Şarliler boyundan sayan Kakaîler, Büyük Zap Irmağı'nın aşağı mecrasında; Musul vilayeti’nde Tell-Laban, Basatliya, Kabarli, Harab el-Sultana köylerinde ve Aşair-i Sab'a idari bölgesinde otururlar.


37. Karakoyunlular (Garagoyunlular): İran’ın Türkiye sınırına yakın bölgeleri olan Maku, Hoy ve Urmiye bölgeleriden yaşayan Alevîlerin Karakoyunlu Aşiretinden olanlarına verilen isimdir. Aynı bölgede yaşayan Akkoyunlular ise Alevî değil, Şiîdirler. Ehl-i Hakk ve Tork-i Siyah olarak da bilinirler. Bunlara Goren de denirse de, kendilerine böyle denmesinden hoşlanmazlar.


38.Karmatîler: Karmatîlik, Şiîlik İsmailîlik mezhebinin Fatımiler'in imamlığını kabul etmeyen koludur.


39. Kırklar: İran Azerbaycan’ında yani Güney Azerbaycan’da Tebriz çevresinde yaşayan Alevî topluluğuna verilen isimdir. Bunlara Cehelten de denir.

40. Kızılbaşlar: Günümüzde Alevî ile aynı anlamda kullanılmaktadır.


41. Kızıldeliler: Trakya’da 56 köy, Yunanistan’da 35 köyleri vardır. Bunların erkânları Ali Koçlular ile aynıdır. Kızıldeli Erkânı’ndaki Bektaşîler, Alevîler gibi mürşitlerine dede derler. 12 posta oturana da post babası adı verilir.


42. Nakşi Bektaşîler: Trakya’da ki bütün tarikatlarda olduğu gibi, Nakşibendi Bektaşîleri’nde de kadının rızalığı şarttır. Nakşi Bektaşîleri’nde muhabbet sırasında ilk nefesi Bacıana okur. Bazen bazı Bektaşî babaları “Kadınların yükleri çok ağır. Geleni gideni ağırlıyorlar. Esasında babalığın büyük yükünü kadınlar yapıyor” diye şaka yapmaktadır.


43. Nalcılar: Karadeniz Bölgesi’nde yaşarlar. Özellikle Bayburt, Giresun, Gümüşhane’nin Kürtün ilçesi, Ordu’nun Ünye ve Fatsa ilçeleri, Samsun, Trabzon, Zonguldak’ın Ereğli ilçesi bölgelerinde bulunurlar.


44. Nusayrîler: Nusayrîler Suriye'nin Lazkiye, Banyas illeri ile, Hatay, Adana ve Mersin'de yerleşmiş, Alevî inancında olan Araplardan meydana gelmiş bir gruptur. Suriye yönetimindeki Esadların da mensubu olduğu Nusayrîler, Suriye'de sayıca azınlık (Suriye'nin toplam nüfusunun yüzde14'ü) olmalarına rağmen iktidardadırlar.


45. Otman Babalılar: Trakya’da Kırklareli’nin Alevî-Bektaşî köylerinde Otman Babalı olarak tanınan topluluklar mevcuttur.


46.Poşalar: Adana, Ankara, Çankırı, Denizli, Gaziantep, Kocaeli, Sivas ve Tokat’ta yaşayan Alevî Çingenelere verilen bölgesel isimdir. Mesela Poşalar Sivas bölgesinde davul-zurna çalarak geçimlerini temin etmektedirler. Hatta Poşalar arasında “Oğlum; adam olmak istiyorsan davul-zurna, adam olmaya niyetin yoksa mektep orada” lafı ünlüdür.


47. Rafızîler: Rafizilik bir İslam mezhebidir. Rafizilik, Şia Mezhebi'nin 21 kolundan birisidir. Sözlük anlamı olarak Rafizi kelimesi "terk eden, ayrılan, bırakan kimse" manalarına gelir. Rafizilerin en önemli özelliği, Birinci Halife Ebubekir ve İkinci Halife Ömer'i sevmemeleridir.

48. Sarliler (Sarılılar)


Kuzey Irak’ta yaşayan Kakaîlerin talibi olan bir topluluktur. Büyük Zap ırmağının, Hezil ırmağı ile birleştiği yerde toplam yedi adet köyde yaşarlar. Bu köyler Süfoye, Metret (bu isimde iki köy vardır), Tel el-Liben, Gezeken, Verdek ve Kargaşa’dır.


49. Sır Talipleri: İran’daki Alevîlerin bir kesimi için yöresel olarak kullanılan bir isimdir.


50. Sıraçlar: Sıraçlar, Tokat merkez olmak üzere, Sivas, Yozgat, Çorum ve Amasya’da yayılmış durumdadırlar. Anadolu’da en yaygın oldukları yer, 18 köyü olan Tokat’ın Zile ilçesidir.


51. Sırtı Sarılar: Genellikle İç Anadolu’da, özellikle Çorum civarındaki Alevîler için kullanılan bir deyimdir.


52. Surh Serler: Anadolu’da özellikle İran’da Alevîlere verilen mahalli isimlerden birisidir. Surh Farsçada “kırmızı”, ser ise “baş” demektir. Yani Farsça surh ser, “Kızılbaş” demektir.


53. Şabaklar (Şebekler): Bruinessen’e göre Şabaklar, Irak’ta Dicle ve Büyük Zap Nehirleri arasında kalan alanda ve Musul’un doğusunda birkaç düzine köyde hayatlarını sürdürmektedirler.


54. Tahtacılar: Tahtacılar Anadolu’da İzmir, Aydın, Manisa, Muğla, Denizli, Burdur, Isparta, Antalya, İçel, Adana, Kahramanmaraş, Gaziantep ve Toroslar’da yaşarlar. Doğu Anadolu gibi bazı yerlerde başka isimlerle anılırlar. Türkmen, Çepni, Çaylak, Aydınlı, Ağaçeri ve Karaya isimleri, Tahtacılara verilen bazı isimlerdir. Her Türkmen Tahtacı değildir ama her Tahtacı muhakkak Alevîdir.


Tahtacılarda kadınla erkek aynı statüdedir. Toplumda saygın bir yeri vardır. Erkek kadının muhafızı ve gardiyanı değildir. Tahtacılardaki bir atasözü bunu gayet güzel ifade etmektedir: “Kadını er değil, ar korur.” Bu ilke, kadına duyulan saygı ile birlikte, kadının toplumdaki saygın yerini de belirlemektedir.

Tahtacılardaki yedi farz:

Musahip edinmek…
Mürebbiye düşmek…
Rehber sahibi olmak…
Mürşide inanmak ve bağlanmak…
Aşina bulmak…
Peşine olmak…
Çiğildeş olma...


55. Talibîlar: Anadolu’da Alevîlere verilen mahalli isimlerden birisidir.


56. Tatlar: Bir kısmı Azerbaycan’da bir kısmı güney Anadolu’da yaşayan Alevi topluluğudur. Antalya’da bu ismi soyadı olarak kullanan Aleviler bulunmaktadır.


57. Teberler: Abdalların yöresel olarak kendilerini adlandırdıkları isimdir.


58. Tencililer: Abdalların yöresel olarak kendilerini adlandırdıkları isimdir.


59. Tork-i Siyahlar. İran’da Ehl-i Hakk, Goren veya Garagoyunlu (Karakoyunlu) olarak bilinen Alevî topluluğunun başka bir isimidir.


60. Türkmenler: Ege Bölgesi’nde Tahtacıların kendilerini yöresel olarak adlandırdıkları isimdir.


61. Vefaîler: Türklerin şaman (kam) inançları ve yaşam tarzı ile İslam’ın, özellikle de Hz. Ali’nin siyasi ve dini kişilik yorumlarının bütünleştiği Vefaîlik, özellikle Selçuklu sonrası dönem Türkmenler arasında çok etkili olmuştur. Bu tarikatın görüşlerini Baba İlyas Horasanî’nin Anadolu’ya taşıdığı bilinmektedir. Vefaîlik, günümüzde Alevîlik olarak tanımlanan Türk-Halk İslam anlayışının da temel taşlarından birini meydana getirmektedir. Alevî dedelerinin elinde bulunan icazetnamelerin bazısı Ebu’l-Vefa’ya kadar dayanmaktadır. Çok daha ilginci ise, hem Osmanlı, hem de Safevi İslam anlayışının Vefai kökenden beslenmesidir. Bir farkla ki, Osmanlılar Ebu’l Vefa, Baba İlyas, Hacı Bektaş silsilesinden gelen Bektaşîlik çevrelerine daha yakın iken; Safeviler, Horasan çevresi, Vefaîlik ve Babailik çevrelerine yakın olmuşlardır. Buna rağmen Hacı Bektaş Veli, Osmanlılar kadar Safevilerde de sevilen ve saygı duyulan biri olmuştur. Bunu bizzat Şah İsmail’in şiirleri de kanıtlar.


62. Yörükler: Andrews’a göre Alevî Yörükler Afyon, Emirdağ, Bilecik ve Bozüyük’te yedi bölgede yaşamaktadırlar. Fakat Yozgat merkez ile Tarsus’ta bazı bölgelere yayıldıkları da ifade edilmektedir. Konuştukları dil Türkçe ve Anadolu lehçeleridir. İnanışları Alevî Müslümanlık olarak belirtilmiştir.


Grup kimliklerinin ayrımında din, aşiret yapısı ve meslek sıralaması şeklinde bir derecelendirme mevcuttur. Andrews’a göre, Koşay 1930’larda aldığı notlara bakarak, Manisa Alaşehir’e bağlı Sazdere, Bahadır ve Kozluca köyleri ile Manisa Sarıgöl’ün Alemşahlı köylerinin Tahtacı ve Çepni değil, Alevî Yörük olduğunu iddia eder.

63. Zazalar: Çoğunlukla Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan, Kırmançi (Kurmanca)’dan farklı Kürtçe konuşan ama Türk kökenli olduklarına inanılan Alevî topluluğuna Zaza denir. En yoğun oldukları vilayetler Adıyaman, Bingöl, Elazığ ve Malatya’dır.
Sponsor Reklamlar


Konu mete tarafından (14.11.11 Saat 19:53 ) değiştirilmiştir.
mete isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.11.11   #17
Deniz
Deniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2009
Nereden: İzmir
Yaş: 45
Mesajlar: 1.766
Rep Puani : 102
Standart Cevap: Alevilerde ramazan orucu yoktur!


sevgili mete can hak emeklerinizi zayi etmesin.bu paylaşmış olduğunuz metin çok değerli lakin hepsinin yolu önce insan der..

öğrenci olmanız çok güzel hak yardımcınız olsun.içinizdeki insan sevgisi hiç bitmesin.kurban olurum siz gibi yiğitlere..

araştırımarcısınız ki bu harika size tavsiye edebileceğim anadolu aleviliği ki bu saydıklarınız buradan dağılanlar.

bakınız.sevgili can.şeh edipali osmanlının kuruluşunda büyük pay sahibi oynamış kişi ve erenlerden gelir soyu..

anadolu aleviliği bunu der

Alıntı:
Eline, beline, diline sahip ol. Dünya malına tapma, doğruluktan sapma, gördüğüne bin katma, görmediğine kulp takma. Yokuşta yorgunu yorma, düzlükte canları darda koyma. Yetmiş iki millete bir gözle bak, herkesi kardeş, bacı bil. Güçlünün yanında yer alıp yoksulu ezenlerden olma. Bilime uyan, karanlığı kovan, ışığa koşan olanlardan ol" .

Sponsor Reklamlar

Deniz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.11.11   #18
mete
Avatar mevcut degil.
Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2011
Nereden: adana
Mesajlar: 37
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Alevilerde ramazan orucu yoktur!


amasya can ablam yaşını bilmiyorum ondan abla dememede kızma ablam ben zaten size art niyetle bakan biri degilim ki MÜSLÜMAN KARDEŞİM DİYORUM insan kardeş dedigine kötü niyetle yaklaşabilirmi bak 72 taneymiş peki hepsinde herşey aynı diyebilirmisin ben tunceli aleviside tanırım erzurum siirt kars mardin farklı kökenden çok alevi bilirim en iyi adana alevisini bilirim çocuklugum içlerinde geçti emin olun yaptıkları şey arasında çok farklılık var sadece ALLAH HZ. MUHAMMET MUSTAFA HZ.ALİ KURAN ORTAK ve bunun çercevesinde tabiki benzerlikler var ama ayrılıklarda var
Sponsor Reklamlar

mete isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.11.11   #19
Deniz
Deniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2009
Nereden: İzmir
Yaş: 45
Mesajlar: 1.766
Rep Puani : 102
Standart Cevap: Alevilerde ramazan orucu yoktur!


mete Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
amasya can ablam yaşını bilmiyorum ondan abla dememede kızma ablam ben zaten size art niyetle bakan biri degilim ki MÜSLÜMAN KARDEŞİM DİYORUM insan kardeş dedigine kötü niyetle yaklaşabilirmi bak 72 taneymiş peki hepsinde herşey aynı diyebilirmisin ben tunceli aleviside tanırım erzurum siirt kars mardin farklı kökenden çok alevi bilirim en iyi adana alevisini bilirim çocuklugum içlerinde geçti emin olun yaptıkları şey arasında çok farklılık var sadece ALLAH HZ. MUHAMMET MUSTAFA HZ.ALİ KURAN ORTAK ve bunun çercevesinde tabiki benzerlikler var ama ayrılıklarda var


abin sana kurban olsun..abla değil abiyim..önemli değil abi abla ikiside insan. bay bayan ayrımı yok bizde olmamalıda lakin ben bayım..

sevgili kardeşim ben izmir çiğli psakd yöneticiyim benimde çocukluğum göçmenler orta asya göçmenleri.ben onları bilebilirmiyim onları bile bilme için araştırmalıyım işte sen gibi bir güzel can yazacakki bende onları bileyim değilmi yoksa içinde yetiştim ama adetleri hala farklı bilmediğim çok yönleri çıkıyor..

sevgili kardeşim o senin duyduyğun 72 rakamı varya işte o 72 milete aynı gözle bakarız kelamıdır..72 ayrı alevi inancı bulunmamaktadır..
kuranın ortaklığına gelince onun cevabını forumdaki dedelerimiz verecektir
Sponsor Reklamlar

Deniz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.11.11   #20
mete
Avatar mevcut degil.
Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2011
Nereden: adana
Mesajlar: 37
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Alevilerde ramazan orucu yoktur!


abi versinler kuran ortaklıgını bilgilendirsinler bizim gençlerimiz gerçekten bilgiye aç bilgi veren dayanıklı bir bilgi verirse onu bilgiyi araştırır bi kat daha yukarı çıkarırız evel allah
Sponsor Reklamlar

Deniz bunu beğendi.
mete isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Operasyon sırası Alevilerde mi? Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 0 16.01.12 18:58
muharrem orucu nedir? 12 imam orucu nedir? Bu orucu tutmak farz mıdır? hasan 12 İmam Yas Orucu 4 08.11.11 03:44
Alevilerde Kurban Bayramı Varmı? Alevi Sorularla Alevi'lik 1 06.11.11 12:49
Agep; Alevilikte Ramazan orucu ve bayramı yoktur Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 1 17.08.11 19:52
Alevilerde ‘Yol’ ayrımı Pir Mehmet Alevilik ve Aleviler /Ana Forum 1 22.05.11 20:07




Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2