Alevi, Alevilik, bektaşi, PirYolu Forum ,kızılbaş, Alevi Haber, Alevi Forumları

Alevi, Alevilik, bektaşi, PirYolu Forum ,kızılbaş, Alevi Haber, Alevi Forumları (http://www.piryolu.com/forum/index.php)
-   Her Telden (http://www.piryolu.com/forum/her-telden.html)
-   -   Her şeyin Başı SAĞLIK..... (http://www.piryolu.com/forum/her-telden/7103-her-seyin-basi-saglik.html)

Deniz 19.03.13 10:31

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
dişi ağrıyanlar firen hidroliği kulansın:D:D:D:D:D aman ha şaka tabii diş etlerini tahriş eder

gülveşeker 19.03.13 10:40

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
Alıntı:

Redsefa Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 37992)
Aşk ile
kantaron yağını belirli oranlarda başka yağlar ile seyreltip kullanın, ayrıca sakıniçmeyin. Özelikle psikiyatrik ilaç kullananlar kantaronun herşeyinden uzak dursunlar. Ciddi problemler oluşur, benden söylemesi

Ben bunu internettende uzun süre araştırdıktan sonra kullandım :rolleyes:

gülveşeker 19.03.13 10:41

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
Antiseptik, kanama durdurucu, yara ve yanık iyileştirici, iltihap önleyici bu mucizevi yağ, daha bir çok şifa özelliğini bünyesinde barındırıyor. Hem haricen, hem de içilerek hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. Hücre yenileyici niteliği sebebiyle, özellikle yara ve yanıklarda oldukça etkili.

Kantaron yağı hem kantaron bitkisinin, hem de zeytinyağının şifasını bünyesinde barındırıyor. Eski çağlardan beri kullanılan kantaron yağının, mikrop öldürücü ve damar büzücü etkisi modern araştırmalarla da kanıtlanmış durumdadır. Sizlere de kantaron yağını evinizde bulundurmanızı ısrarla öneriyorum. Ona en beklenmedik anda ihtiyaç duyabilirsiniz. Zaten kantaron yağını kullanıp etkisini gördüğünüzde, ondan vazgeçemeyecek, çevrenizdeki insanlara da tavsiye edeceksiniz.

KANTARON YAĞININ ŞİFA ÖZELLİKLERİ:

Kantaron yağı her türlü yaralarda başarıyla kullanılmaktadır. Açık yaralar, taze yaralanmalar, kesikler, ezikler, çarpmalar sonucu oluşan morluklar vb durumlarda iyileşme sağlar. Kantaron yağı;
*Antiseptik özelliğiyle yarada mikrop üremesini engeller
* İltihap önleyici özelliğiyle yarada herhangi bir iltihap oluşmasına engel olur
*Damar büzücü etkisiyle kanamayı kısa sürede durdurur
*Hücre yenileyici özelliğiyle yaranın çabuk kapanmasını sağlar
*Aynı zamanda sürüldüğü sürece yaranın sebep olduğu ağrı ve sızıları yok eder, büyük bir rahatlama sağlar.

Yanıklarda ve haşlanmalarda da kantaron yağı bir numaralı yardımcınız olmalı. Yanıkları kısa sürede iyileştirdiği gibi, yanık anındaki acıyı dindirir. Yanığın mikrop kapmasını ve iltihap oluşumunu engeller. Güneş yanıklarında da kantaron yağından yararlanabilirsiniz. Yanık bölgelerinize sürdüğünüzde acınızın azaldığını hemen hissedeceksiniz. Yanıklarınız kısa sürede iyileşecektir.

Trafik kazaları sonucu meydana gelen iç yaralanma ve iç kanamalarda hem sürülerek, hem de dahilen içilerek kullanılır. Damar büzücü oluşu sebebiyle iç kanamaların durmasına yardımcı olur.

Hematomlarda (derideki mavi-mor lekeler), beze şişkinliklerinde ilgili bölgeye sürülüp masaj yapılır.

Pürüzsüz bir cilde sahip olabilmek için, cilt bakım yağı olarak yararlanabilirsiniz.

Kantaron yağının bebeklerin pişiklerinde de çok etkili olduğunu belirtmek isterim. İki çocuğumda da pişik kremi yerine kantaron yağı kullandım ve çok faydasını gördüm.

Yine bebeklerin karın ağrılarında kantaron yağı kullanıldığında ağlamaları sona erer. Ağlayan bebeğin karnına kantaron yağıyla, sağ avuç içi kullanılarak hafif hareketlerle masaj yapılır. Masaj yaparken bebeğinize sevginizi hissettirmeyi de sakın unutmayın.

Sırt ağrıları, lumbago, siyatik ve romatizmada masaj yağı olarak kullanılmaktadır. Yalnız bu rahatsızlıklarda 1/10 oranında ardıç veya kekik yağı (yada her ikisi de) eklenerek kullanılır. Ağrıyan bölgeye bu yağla masaj yapılır. Kısa sürede ağrılarınızın hafiflediğini göreceksiniz. Değişik bitki kürlerinin yanı sıra, bu masajla hastalığınızı tamamen tedavi etme şansına sahipsiniz.

Dahilen kullanımda kan şekerinin düşürülmesine yardımcı olur.
Yine dahilen iç ve dış varislerin tedavisinde etkilidir. Bunu damar büzücü özelliğiyle yapar.

Mide ağrılarında ve mide ülserinin tedavisinde de dahilen kullanılır.

Yaz-kış ayaklarını ısıtamayanlar kantaron yağından yararlanmalı. Bu sorunu yaşıyordum ve bir büyüğümüz topuklarıma kantaron yağı-kekik yağı karışımı sürmemi önerdi. Geçen kış ayaklarım üşümedi. Ayakları üşüyenler ayrıca bacak bacak üstüne atmamalı. Bu enerji dolaşımını kilitler ve ayakların üşümesine sebep olur.

Uyarı: dahilen kullanımlarda günde bir tatlı kaşığından fazla içilmesi uygun değildir.

Ne dersiniz, kantaron yağını evimizden eksik etmemekte haklı değil miyiz? Bence siz hemen kantaron yağı alın ve elinizin altına bir yere koyun. Zaten onu kullandıkça, etkilerine inanamayacak ve ondan vazgeçemeyeceksiniz. Kantaron yağı 2-3 sene boyunca tazeliğini ve etki gücünü muhafaza eder. Bitkisel tedavilerin giderek revaç bulduğu dünyamızda kantaron yağının da zamanla modern tıptaki yerini alacağına, yakın bir zamanda da onun acil servislerde kullanılacağına inanıyorum. Şifalı bitkilerle dost kalmanız dileğiyle

renk 23.03.13 21:45

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
http://www.yeniresim.net/data/media/...katur_elma.jpg



Elmanın faydaları...


Sağlıklı beslenmede elma, sanılandan daha faydalı olup, Bağırsak Kanserine yakalanma riskini de azaltıyor. Bu sebeple uzmanlar, her öğünden sonra elma yenmesini tavsiye ediyorlar.
Pek çok Mineral ve vitamin içeren elmanın diğer faydaları şöyle sıralanıyor...
- Zayıflamak için: Elmada sadece 50 kalori vardır ve içinde bulunan petkinden dolayı doyurucudur. Zayıflamak için mükemmel bir meyvedir. Düşük kalorili olduğu için şişmanlığı önler, kan şekeri düzeyini ve yüksek tansiyonu olumlu bir şekilde etkiler.
- Kabızlık için: Öğle yemeğinden önce yenen bir elma, bağırsakta bakterilerin çoğalıp azalmasını ayarlamada rol oynar ve bu sayede kabızlığı önler.
- Bağışıklık için: Elmadaki C vitamini vücudun savunma sistemini kuvvetlendirir. Bunun sonucu olarak soğuk algınlığı virüsleri vücuda giremezler.
- Dişler için: yemeklerden sonra yenen elma, çoğu zaman diş fırçalamaktan daha iyi etki yapar. Çünkü elma çiğnenirken dişlerin arası çok iyi bir şekilde temizlenir.
- Kolesterol için: Elmadaki petkin Maddesi, zararlı kolesterolü (LDL) düşürür; atardamarları koruyan faydalı kolesterolü (HDL) yükseltir.
- Kalp için: Elmadaki etkili maddelere yeni keşfedilen 'Phenylalanin' de eklendi. Bu madde, vücutta bulunan ve kalbin çalışmasında destek olan Q enzimini faaliyete geçirir.
- Demir eksikliği: Demir, C vitamini ile birleştiğinde organizma tarafından mümkün olduğunca iyi şekilde alınır. Elmada her ikisi de vardır.

bilgeyol 23.03.13 23:47

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
VASİYET

Adamın biri, ağır hasta olan arkadaşına yaptığı ziyareti uzattıkça uzatır. Lafları bir türlü bağlayamaz. Nihayet kendisi de sıkılmaya başlayınca izin isteyip kalkarken, üzüntülü bir tavır ve ifade takınarak sorar:

— Bir vasiyetin var mı arkadaşım?

— Evet, benden sonra bir başka hastayı daha ziyarete gittiğinde ne olur Allah aşkına yanında çok oturma.


alıntı

bilgeyol 25.03.13 23:14

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
sağlıkla ilgili bir fıkra


Akil hastenesini gezen saglik bakani bir hastanin yanina yaklasmis. Hasta ona bakmis,
- Yeni mi düstün?..
- Hayir, ben sağlik bakanıyım. Buraya sizleri ziyaret etmek için geldim…
- Heh heh heh, saglik bakanıymış… Bende Napolyon Bonapart, memnun oldum.

alıntıdır

renk 25.03.13 23:24

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:A...bHyh7VifFz40rq


Kahvenin Faydaları...



* Kahvenin icerdigi kafein maddesi, sinir sistemini uyarip zihinsel aktiviteyi guclendirir.
* Uyusuklugu giderip enerji verir ve uyanik kalmayi saglar.
* Yapilan arastirmalar gunde 6 fincan kahve icen 55 yasindaki bir kisinin dusunme potansiyelinin icmeyenlere oranla 6 kat daha fazla oldugunu gosteriyor.
* Ayrica kahve icenlerde icmeyenlere nazaran daha az dis curugunun olmasi, bir baska dikkat cekici arastirma sonucu.
* Kahve ictikten sonra organizmada ani degisiklikler oluyor. Tum vucut ani bir enerji akimi ile doluyor. Bu enerji cocuklarda 3, yetiskinlerde ise 5-7 saat sonra azalmaya basliyor. Tum bu olumlu yonlerine ragmen kahveyi cok fazla tuketmemekte fayda var.
* Arastirmalar gunde iki fincan kahvenin kolon kanseri riskini yuzde 25, safra kesesinde tas riskini yuze 45 azalttigini gosteriyor.
* Kanser riskini azaltiyor: Norvecte yapilan bir arastirma ,meyve ve sebzeden bile daha cok antioksidan icerdigini ortaya koymustur.
* Alzheimeri onluyor Portekizde 2002 yilinda yapilan arastirmaya gore kafein beyni zinde tutuyor.

bilgeyol 27.03.13 18:51

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
bunları biliyormusunuz.


- İleri doğru bir adım atıldığında, insan vücudundaki 54 kas çalışır.

- İnsan beyninin ortalama ağırlığı 1.3 kg.

- Birinin yüzünü hatırlamak için beynin sağ tarafı kullanılır.

- Yetişkin bir insan günde ortalama olarak 23 bin nefes alır..

- Kaşları yukarı kaldırmak için 30 kası harekete geçirmek gerekir.

- Erkekler kadınlara oranla on kat daha fazla renk körü oluyorlar. ( ilginç)

Daha da ilginçleri var!!

- Kereviz yerken harcanan kalori , kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır !

- Günde 24 saat sayı sayarsanız 1 trilyona ulaşmanız 31 bin 688 yıl alır.

- Doğum günümüzü en az 90 milyon kişiyle paylaşıyormuşuz.

- İnsanlar beyinlerinin % 10 kullanılır.

- İnsan kalbi dakikada 60-80 defa çarpar.

- İnsan yılda 1460 kez rüya görür.

-İnsan vücudu içinde en güçlü kas dildir.

- Bedenine oranla en büyük beyin karıncalardadır.

-Hapşırdığımız zaman kalbimiz de dahil olmak üzere tüm vücut fonksiyonlarımız bir an için duruyormuş.

- İnsan beyninin %80 i sudur.

- Sağ elini kullananlar sol ellerini kullananlara oranla 9 yıl daha fazla yaşarmış.

- Kutup ayıları solaktır.

alıntı

bilgeyol 28.03.13 11:21

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
sağlıkla ilgili bir fıkra.


Bir hekimi gece yarısı bir hastaya çağırırlar. Hekim derhal evinden çıkar. Ama ihtiyaten geceleri yanında taşımayı âdet edindiği tabancasını telaşla almayı unutmuş. Hatırlar hatırlamaz yarı yoldan dönüp silahını alır. Bu yüzden biraz geciktiği için hasta sahibine durumu açıklamak lüzumunu hisseder:
— Tabancamı almayı unutmuşum da, yarı yoldan dönmek zorunda kaldım, onun için geciktim, der.
Hasta sahibi dalgın mırıldanır:
— Ya! Demek ilaçla öldüremediğiniz hastalar da oluyor.

alıntı

bilgeyol 29.03.13 22:43

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
sağlıla ilgili bilgiler

* Vücudumuzda bulunan yağla 7 iri sabun kalıbı yapabiliriz.

*O kadar çok karbon taşırız ki bunları bîr araya toplayıp kullanmak mümkün olsa; 9000 adet kurşun kalem yapabiliriz.2200 kibrite yetecek kadar fosforumuz, 250 gramdan fazla sürfürümüz, bir kaşık dolusu muz mağnezyummuş, 5 cm boyunda bir çivi yapacak kadar demirimiz vardır.

*Vücudumuzda 25 milyar oksijen alıcı kırmızı kan yuvarlakları bulunmaktadır. Bunları bir yüzey üzerine yayacak olursak 2570 metre karelik bir alanı kaplar.

*Bebekken 270den fazla kemiğimiz varken, büyüdükçe bunların bazısı birbiriyle kaynaşarak sonunda sadece 206 kemikle kalırız.

*Kalbimiz normal olarak dakikada 70-72 kere atar. Bu atışa göre, 70 yaşındaki insanın kalbi 2500 milyon kere atmış ve bu süre içindede 167561600000 kilo kan, damarlarımıza pompalamıştır

*Normal bir vücut ısısı ile, insanın dayanabileceği en sıcak suyun ısısı 110°Cdir.

*Normal bir insan vücudunda bulunan elektrik, 25 Wattlık bir lambayı dakikalarca yakabilir.

*Esmerlerde 120 bin, sarışınlarda ise 140 bin adet saç teli vardır. Her geçen gün başımızdan 25.000 arasında saç teli kopar ve yerine yine aynı sayıda yenileri çıkar.

*Tek bir dakika içerisinde 1025 cm küplük havayı içimize çeker, 4 kilograma yakın kanı vücudumuz içinde devrederiz.

*Yapılan araştırmalara göre 6 dakika su altında kalabilir, 20 dakika nefesimizi tutabilir, sıfırın altında 103 derecelik bir soğuğa karşı koyabiliriz. 30 gün aç 110 saat da uykusuzluğa dayanabiliriz.

*Tırnaklarımız bir yılda 3,75 metre kadar uzar.

*İnsan doğduktan bir kaç gün sonraya kadar, hiç birşey duymayacak kadar sağırdır.

alıntıdır

renk 29.03.13 22:49

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
http://3.bp.blogspot.com/-_7QJ7DhgXr...1600/balik.jpg

Balığın Faydaları...


İnsan sağlığı açısından son derece önemli faydaları içinde barındıran deniz ürünlerinin her biri adeta sağlık deposudur.

Kış aylarının vazgeçilmez besinlerinden olan balık etinin, insan sağlığı açısından birçok faydası var. Balığın kendisinin olduğu kadar kılçığının bile faydaları saymakla bitmiyor.

Balığın kılçığında bulunan yüksek orandaki kalsiyum ve fosfor kemiklerin sağlığı ve dayanıklılığı bakımından önemli. Bu özelliği nedeniyle kemik erimesi sorununu yaşayan ve menopoz dönemindeki kadınların balık etini fazla tüketmesi gerekiyor.

Balığın kılçığında bulunan yüksek orandaki kalsiyum ve fosfor kemiklerin sağlığı ve dayanıklılığı bakımından önemli.
Balık eti, kırmızı ete oranla daha az yağlıdır ve bazı özel yağ asitleri içerir. Epa ve dha adı verilen bu özel asitler, et, süt, peynir gibi diğer hayvansal besinlerde yoktur. Bu yağ asitleri kan pıhtı oluşumunu engelleyerek, atardamarın tıkanmasını önler,

Kalp krizi ve felç riskini azaltır, tansiyonu düşürür. Bu nedenle şeker hastalarının, kalp hastalığı ve felç riskinden daha çok etkilendikleri için diğer insanlara göre daha fazla balık yemelidirler.

Balıkların diğer hayvanlara göre genel olarak daha az yağlı olduklarını, bu nedenle kilonun sağlıklı düzeyde tutulabilmesine yardımcı olur balık etinin bu özelliğinden dolayı zayıflama diyetlerinin vazgeçilmez besinidir.
Kılçığı bile faydalı balığın protein içeriğinin ete eşdeğer olduğunu, fasulyede bulunan proteinlere göre de aminoasitlerin fazla olması nedeniyle daha çok sindirilir ve vücutta daha çok kullanılabilir

Sardalye ve somon gibi konserve balıklar ve yumuşak kılçıklarıyla beraber yenilebilecek küçük balıklar, bu nedenle süt ürünleri yanında beslenmemizde daha fazla kalsiyum almanın en iyi yoludur.

Türkiye’nin bazı bölgelerinde iyot eksikliği nedeniyle guatr ve zeka geriliği gibi ciddi sağlık sorunlarının yoğun olarak görüldüğünü hatırlatan inanç, balığın iyot bakımından da zengin bir besindir.

Vücudun kış aylarında daha fazla ihtiyaç duyduğu a, b1, b2 ve d vitaminlerinin balık tüketimi ile karşılanabileceğini bildiren inanç, kızartma işlemi sırasında yağlarda oluşan bazı maddelerin kanser yapıcı özellikte olabildiğini, bu nedenle balığın ızgara veya buğulama şeklinde haftada en az iki kez tüketilmesi gerektiğini biliyor muydunuz?

bilgeyol 31.03.13 18:52

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
sağlık ile ilgili birfıkra

Dünyanın en ünlü kalp doktoru De Bakey'ın arabası bozulmuş, arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve De Bakey'e dönerek:
- "Size bir şey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerde olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım!!. Söylesenize nasıl oluyor da siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?"
Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş:
- "BUNLARIN HEPSİNİ MOTOR ÇALIŞIYORKEN YAPMAYI DENESENİZE!!!"

bilgeyol 01.04.13 21:22

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
ilginç bilgiler.



1.Vücudumuzda 25 milyar oksijen alıcı kırmızı kan yuvarlakları bulunmaktadır. Bunları bir yüzey üzerine yayacak olursak 2570 metre karelik bir alanı kaplar.
2.Bebekken 270 den fazla kemiğimiz varken büyüdükçe bunların bazısı birbiriyle kaynaşarak sonunda sadece 206 kemikle kalırız.
3.Kalbimiz normal olarak dakikada 70-72 kere atar. Bu atışa göre 70 yaşındaki insanın kalbi 2500 milyon kere atmış ve bu süre içindede 167561600000 kilo kan damarlarımıza pompalamıştır
4.Normal bir vücut ısısı ile insanın dayanabileceği en sıcak suyun ısısı 110°Cdir.
5.Normal bir insan vücudunda bulunan elektrik 25 Wattlık bir lambayı dakikalarca yakabilir.
6.Esmerlerde 120 bin sarışınlarda ise 140 bin adet saç teli vardır. Her geçen gün başımızdan 25.000 arasında saç teli kopar ve yerine yine aynı sayıda yenileri çıkar.
7.Tek bir dakika içerisinde 1025 cm küplük havayı içimize çeker 4 kilograma yakın kanı vücudumuz içinde devrederiz.
8.Yapılan araştırmalara göre 6 dakika su altında kalabilir 20 dakika nefesimizi tutabilir sıfırın altında 103 derecelik bir soğuğa karşı koyabiliriz. 30 gün aç 110 saat da uykusuzluğa dayanabiliriz.
9.Tırnaklarımız bir yılda 3 75 metre kadar uzar.
10.İnsan doğduktan bir kaç gün sonraya kadar hiç birşey duymayacak kadar sağırdır.
11.Eğer çok şiddetli hapşırırsan, kaburgalarından birini kırabileceğini
12.1 saat süreyle kulaklıkla birşey dinlemenin kulaktaki bakteri sayısını %700 arttırdığını
13.Hapşırmayı engellemeye calışırsan, başındaki veya boynundaki damarlardan birinin yırtılabileceğini ve ölebileceğini
14.Hapşırdığın sırada gözlerini açık tutmaya çalışırsan, yerlerinden fırlayabileceklerini
15.Parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan için benzersiz olduğunu
16.Her 25 kişiden 1’i astım hastasıdır.
17.Tırnak: Tırnaklarınıza dikkatle bakın. Eğer hafif mavilik yada; morluk görürseniz bu bir kalp hastalığıyla karşı karşıya olduğunuz anlamına gelebilir. Tırnaklarınızın aşırı kalın olması ya da üstlerinde tümsekler olması da nefes alma hatta akciğer sorunlarıyla karşı karşıya olduğunuzu gösterebilir.
18. Vücudumuzda bulunan yağla 7 iri sabun kalıbı yapabiliriz.
19.O kadar çok karbon taşırız ki bunları bîr araya toplayıp kullanmak mümkün olsa; 9000 adet kurşun kalem yapabiliriz.2200 kibrite yetecek kadar fosforumuz 250 gramdan fazla sürfürümüz bir kaşık dolusu muz mağnezyummuş 5 cm boyunda bir çivi yapacak kadar demirimiz vardır
20.Nefeslerinizi sayın: Eğer dakikada 15 kez ve daha altında nefes alıp veriyorsanız sağlıklı ciğerlere sahipsiniz demek… Eğer 25 kez nefes alıp veriyorsanız o zaman sağlığınıza dikkat etmelisiniz.
21.Gözler : Aynada gözlerinizden birine bakın. İris’in etrafında beyaz bir daire varsa kolesterol seviyeniz yüksek anlamına geliyor. Bu aynı şekilde yaklaşan kalp sorunlarının da en büyük habercisi.
22.Avuç içinize bakın : Avuç içlerinize dikkatle bakın. Eğer kırmızı ve lekelilerse karaciğerinizde sorun var demek.
23.Hafıza kontrolü : Bir tepsinin üstüne rasgele 10 eşya koyun. Tepsiye sadece 10 saniye bakın. Kaç tanesini hatırlayabildiniz? İyi bir hafızanızın olması Alzheimer’le karşılaşma riskinizin daha az olacağı anlamına geliyor.
24.Kas kontrolü : Sırt üstü yatın. Bacaklarınız dümdüz olsun. Bir bacağınızı havaya kaldırın. Bir kişinin ayağınıza bastırmasını isteyin. Eğer bacağınız yere düşüyorsa,kaslarınız da bir zayıflık olduğu anlamına geliyor.
25.Görünüş : Gözünüzün hemen altında elmacık kemiğiniz üzerine bir cetvel yerleştirin. Sonra cetvelin üstüne bir kredi kartı yerleştirin kartı en rahat okuduğunuz uzaklığı ölçün. Ne kadar yakına gelirse gelsin kartı rahat okuyabiliyorsanız göz sağlığınızın iyi olduğu anlamına geliyor.
26.Tiroit misiniz? : Kollarınızı yere paralel olarak tam karşınızda birşeye uzanıyormuş gibi uzatın. Ellerinize dikkat edin. Eğer elleriniz bu pozisyonda titriyorsa o zaman tiroit olma riskiniz çok.
27.Düz yürümek : Yere bir metre uzunluğunda bir çizgi çizin. Üzerinde rahat rahat yürüyebiliyorsanız, vücudunuzun koordinasyonu iyi işliyor demektir.
28.Doğum kilonuz : Annenize kaç kilo doğduğunuzu sorun. 3 kilonun altında doğmuşsanız kalp sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.
29.Beliniz kalın mı? : Vücut şekliniz elmaya benziyorsa, yani yağlarınız belinizin çevresinde toplanıyorsa, kalp sorunu yaşama riskiniz daha fazla.
30.Tuvalet sıklığı : Her 3 saatte bir tuvalete birden çok gitme ihtiyacı mı hissediyorsunuz? Diyabetin en erken alarmlarından biri sık sık tuvalete gitmektir.
31.Nabız kontrolü : Nabzınız ne kadar yavaş atıyorsa o kadar uzun yaşayacaksınız demektir. Yani nabzınız 70′in altındaysa sağlıklısınız anlamına geliyor.
32.Dişlerinizi fırçalayın : Eğer dişleriniz kanıyorsa, kalbiniz tehlikede demektir.
33.Parmak uzunluğu : İşaret ve yüzük parmakları aynı uzunlukta olan kişilerin kalp krizi geçirme riski daha fazla.
34.Ayak Bilekleri : Baş parmağınızla ayak bileğinizin arka kısmına bastırın. Eğer bastırdığınız noktada çok fazla çukurluk oluşuyorsa, o zaman kalp, akciğer, böbrek sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz…


ALINTIDIR.

BERF62 01.04.13 23:11

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
Günde üç öğün davul zurna dinleyip halay çekenin depresyon gibi derdi hiç olmaz.

Benim ilacım bu galiba :D

Redsefa 02.04.13 08:50

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
Bilgeyol üstad
bende sana ilginç bir birlgi vereyim
akşam içip, sabah uyandığında gözünde bir morluk varsa bunun tıbbi hiçbir anlamı yoktur,
muhtemelen yenge gece gözüne yumruk atmıştır:))

BERF62 02.04.13 09:16

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
Redsefa abi, büyük bir sırrı faş eyledin :D

bilgeyol 02.04.13 12:26

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
Alıntı:

Redsefa Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 38840)
Bilgeyol üstad
bende sana ilginç bir birlgi vereyim
akşam içip, sabah uyandığında gözünde bir morluk varsa bunun tıbbi hiçbir anlamı yoktur,
muhtemelen yenge gece gözüne yumruk atmıştır:))

bende o resmimi çektirip duvara asarım.

renk 10.04.13 23:06

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
http://www.1yenimesajinizvar.com/wp-...urta-yemek.jpg


Yumurtanın Faydaları



Yumurta, anne sütünden sonra insanın ihtiyacı olan tüm besin öğelerini bulunduran tek besindir. Yeni bir yaşamın özü olduğu düşünülecek olursa, besleyici değerinin yüksek olması hiç de şaşırtıcı değildir.

PROTEİN DEĞERİ

Yumurta tüm besinler içerisinde en kaliteli proteini içermektedir. Çünkü yumurta proteinin de insan vücudunda sentezlenemeyen ve kesinlikle besinler ile dışarıdan alınması gerekli olan "elzem amino asitleri" bulunmaktadır. Sindirilebilirliği yüksektir, tamamına yakını vücut tarafından kullanılmakta ve vücut proteinlerine dönüşebilmektedir.

Uzmanlar; yeterli ve dengeli beslenmede, hızlı bir büyüme ve gelişme döneminde olan çocukların, protein tüketimlerinin en az yarısının hayvansal kaynaklı olması önermektedirler. Bu nedenle çocuk beslenmesinde protein kaynağı olan yumurtaya gereken önem mutlaka verilmelidir.

VİTAMİN DEĞERİ

Yumurta başlıca A, D, E ve B grubu vitaminleri olmak üzere diğer vitaminleri de önemli oranda içermektedir. Yumurta sarısındaki A vitamini gözün iyi görmesini sağlar, kemik gelişimi ve sağlıklı dişler için de gereklidir. Vücut hücrelerinin gelişmesine yardım eder. Solunum ve sindirim sisteminin sağlıklı olmasını ve enfeksiyonlara karşı korunmasını sağlar.

D vitamini, insan vücudunda kalsiyumun kullanılmasına yardımcı olur. Yumurta sarısı, D vitamini sağlayan birkaç besinden biridir ve güneş ışınlarından da yeterince faydalanıldığı takdirde yumurta özellikle çocuklarda D vitamini eksikliğine bağlı kemik bozukluğu oluşmasını engeller.

Yumurta E vitamini yönünden de oldukça zengindir. E vitamini oksidasyonu önleyici etkisinden dolayı, vücudumuzu zararlı maddelere karşı korur.

B grubu vitaminleri bazı besin öğelerinin vücutta enerjiye çevrilmesi için gereklidir. Yumurta özellikle B2 vitamini açısından çok zengindir. Bu vitamin deri ve göz sağlığı için de gereklidir.

Ayrıca yumurta da bulunan kolin, beyin fonksiyonlarının yerine getirilmesinde önemli rol oynamaktadır.

MİNERAL DEĞERİ

Yumurta, demir ve çinko gibi sağlığımız için çok önemli olan mineralleri de içermektedir. Demir, kan yapımı için gereklidir. Demir yetersiz alındığında anemi (kansızlık) oluşur. Ayrıca demirin büyüme, gelişme ve hastalıklardan koruma rolü vardır. Yetersizliğinde çocukların öğrenme yeteneği ve okul başarısı azalır.

Yumurtada C vitamini bulunmamasına rağmen C vitamini açısından zengin bir besinle tüketilirse yapısındaki demirin emilimini artırmış olursunuz.

Yumurtadaki çinko minerali özellikle büyüme-gelişme ve bağışıklık sisteminde rolü olduğu için çok önemlidir.

YUMURTANIN YAĞ İÇERİĞİ

Yumurtanın yağ içeriği düşüktür. Büyük bir yumurtada 4.5 gram civarında yağ bulunur. Bunun 1.5 gramı doymuş yağ asitleri, kalan kısmı ise, doymamış yağ asitleridir.

YUMURTA KOLESTEROLÜ ARTTIRIR MI?

Bir adet yumurtanın beyazında, kolesterol ve yağ yoktur ancak sarısında 213 mg kolesterol bulunur. Besinlerdeki yüksek kolesterolün, kan kolesterolünde direkt artışa neden olduğu düşünülmüş ve bu nedenle yumurta tüm diyetlerden uzak tutulmuş ve az tüketilmiştir.

Gerçekte kan kolesterolünün büyük bir kısmı vücut tarafından yapılır. Kolesterol; insanlar ve tüm hayvanlarda vücutta sentezlenen yağ benzeri bir maddedir. Sinir liflerinin yalıtımı, hücre duvarının bütünlüğünün sağlanması, D vitamini sentezi, çeşitli hormonların ve sindirim salgılarının oluşumu için gereklidir.

Yapılan bilimsel çalışmalar ile kan kolesterol seviyesinin düzenlenmesinde; beslenme şeklinin, genetik özelliklerin ve yaşam biçiminin önemli olduğu ortaya çıkmıştır.

Eğer kolesterol metabolizması bozukluğunuz yoksa, yeterli ve dengeli olarak tüm besin gruplarını tüketiyorsanız, vücudunuz ideal ağırlığında ise, fiziksel olarak aktifseniz ve sigara kullanmıyorsanız, yumurtanın yüksek kolesterol içeriğinden dolayı endişe duyulmasına gerek yoktur.

BUNLARA DİKKAT EDİYOR MUSUNUZ?

Yumurtanın marketlerde soğuk bölümlerde muhafaza ediliyor olmasına dikkat edilmelidir.

Çatlak ve kırık yumurtalar satın alınmamalıdır; çünkü bu yumurtalar çok çabuk bozulur ve ayrıca mikroorganizmaların oluşmasına meydan verirler. Yumurtanın kabuğu temiz, düzgün görünüşlü, yeterli kalınlıkta ve az pürüzlü olmalıdır.

Yumurta evde buzdolabında ve alınan orijinal karton kutusu içerisinde, yıkanmadan saklanmalıdır. Yıkandığında doğal koruyucu tabakasını kaybeder. Bu nedenle yumurta kullanılacağı zaman yıkanmalıdır.

Yumurta buzdolabında güçlü kokusu olan besinlerin yakınında saklanmamalıdır. Çünkü yumurtanın kabuğu gözeneklidir ve yumurta güçlü kokuları emebilmektedir.

Yumurtaların, iyi kaliteli olma özelliğini kaybetmeden önce yani 3-4 hafta içerisinde tüketilmesi gerekir.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

Yumurta kabuğunda 17.000 adet küçük delik bulunur.

Buzdolabında bir hafta bekletilmiş yumurta, oda ısısında bir gün bekletilmiş yumurtadan daha tazedir.

Yumurta uzun süre bekletilirse su ve karbordioksit kaybı nedeniyle ağırlığı azalır. Taze ve bayat yumurtaları ağırlığından da test edebilirsiniz.

Yumurta %10 tuzlu suya (yarım litre suya 60 gr tuz) atılacak olursa taze yumurta dibe çökerken, bayat yumurta yüzeyde kalır.

Taze yumurta kırıldığında yumurta akı ve sarısı tamamıyla yayılmaz ve birbirine karışmaz. Ayrıca yumurta sarısı yüksek görünümdedir.

Yumurta hazırlanılan yiyeceklerin besleyici değerini arttırmada da kullanılabilir. Sebzelerin protein miktarı düşüktür. Bu nedenle sebzelere yumurta kırılması protein, vitamin ve mineral açısından dengeli karışımların oluşmasını sağlar.

Yumurta tahıl grubundaki besinler ile tüketildiğinde (örneğin; makarnaya kırılırsa, böreklerde kullanılırsa vb.) protein kalitesini arttırmış oluruz.

Yumurta akı proteinlerinin fom oluşturucu ve bu yolla kabarmayı sağlayıcı özelliği vardır. Bu nedenle kek hazırlamada doğal kabartıcı olarak tercih edilmektedir.

Yumurta proteinleri ısı ile katılaştığı için sütlü tatlılarda ve çorbalarda koyulaştırıcı ve kıvam sağlayıcı olarak kullanılır.

YUMURTA PİŞİRİRKEN

Yumurtalı yemekler hazırlanmadan önce ve sonra eller, kullanılacak kaplar ve araçlar yıkanmalıdır.

Çiğ yumurtalar temiz kaplara kırılmalıdır.

Kullanılacak sayı kadar yumurta buzdolabından çıkartılmalıdır.

Yumurta içeren ve yumurtadan zengin yiyecekler hazırlanması sürelerinin haricinde iki saatten fazla buzdolabının dışında tutulmamalıdır.

Yumurta kabuklu olarak pişirildiğinde 4 dakikada beyazı, 12 dakikada tamamı katılaşır.

Yumurta içeren bütün tarifelere pişirilme işlemi uygulanmalıdır. Çiğ yumurtanın hem sindirimi güçtür hem de mikroorganizmaların bulaşma riski vardır. Salmonella enfeksiyonları en çok rastlanılanıdır.

Çiğ yumurtanın beyazındaki avidin, sarısında bulunan B grubu vitaminlerden biyotini bağlayarak kullanılmasını engeller. Pişirme ile bu olumsuz etki önlenir.

Yumurtanın pişirilme süresinin iyi ayarlanması gereklidir. Örneğin; yumurtayı haşlama süresi uzarsa ve yumurta bayatsa sarıdaki demir, beyazdaki sülfür ile birleşerek yumurta sarısının etrafında yeşil bir halka oluşur.

Uzun süre pişirilen yumurtaların sindirimi güçleşir ve uygulanan pişirme yöntemine göre B grubu vitaminlerde kayıplar oluşur. Kayıpları önlemek için yumurtayı yağa kırma yerine, diğer yöntemler ile pişirme tercih edilmelidir.

Mercanlı 10.04.13 23:09

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
annem her gün zorlan kahvaltıda yediriyor bana :D

bu kadar faydalı olduğunu bilmiyordum :)

bilgeyol 11.04.13 00:14

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
SİGARA

İyi günde kötü günde,
Toplumun olduğu yerde,
El üstün de gezinirken
Bu ne zehir diyen nerde.

Nerde insan orda duman,
Dumansız kurulmaz meydan,
Can alıyor mal alıyor
Uyanmıyor neden insan.

Önceleri mal alıyor,
Daha sonra can alıyor,
Sigaranın pis dumanı
Sağlığa kafa tutuyor.

Ciğerleri yok ediyor,
Kalana darbe vuruyor,
Turp gibi sağlam insanı
Emip emip yok ediyor.

Yalnızlığa dostum diyor,
Dumanım ilaçtır diyor,
Sağlam damarı tıkıyor
Ölüme meydan okuyor.

ibrahim akbaş

renk 12.04.13 00:22

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
Alıntı:

bilgeyol Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 39263)
SİGARA

İyi günde kötü günde,
Toplumun olduğu yerde,
El üstün de gezinirken
Bu ne zehir diyen nerde.

Nerde insan orda duman,
Dumansız kurulmaz meydan,
Can alıyor mal alıyor
Uyanmıyor neden insan.

Önceleri mal alıyor,
Daha sonra can alıyor,
Sigaranın pis dumanı
Sağlığa kafa tutuyor.

Ciğerleri yok ediyor,
Kalana darbe vuruyor,
Turp gibi sağlam insanı
Emip emip yok ediyor.

Yalnızlığa dostum diyor,
Dumanım ilaçtır diyor,
Sağlam damarı tıkıyor
Ölüme meydan okuyor.

ibrahim akbaş



Bu şiiri okurken efkarlanıp sigara yakanlar olacaktır:D:D

bilgeyol 15.04.13 00:52

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
sağlıkla ilgili sözler



insan Her Şeyden Ziyade Sıhhatine dikkat etmeli, zirâ her maksadın Husûlü Vücudun Sıhhatine Bağlıdır.

Hz. Ali (r.a.)

——————————————————————————–

Erken yatıp Erken Kalkarsanız, Sağlıklı, Varlıklı Ve Akıllı Olursunuz.

Benjamin Franklin

——————————————————————————–

Yemekte içmekte ölüçüye uymayan kendisinin Düşmanıdır.

Hz. Ali (r.a.)

——————————————————————————–

Bir Ulusun Kaderi, Başbakanın Sindirim Organlarının iyi Çalışıp Çalışmamasına Bağlıdır.

Voltaire

——————————————————————————–

Sağlık Bir Beden işi Değil, Bir Kafa Meselesidir.

Mark Baker Eddy

——————————————————————————–

Sağlıktan Büyük Zenginlik Yoktur.

Emerson

——————————————————————————–

Olmayınca Hasta, Kadrin Bilmez âdem Sıhhatin.

Fitnat

——————————————————————————–

Gücün Ve Mutluluğun Temeli Sağlıktır.

Benjamin Disraeli

——————————————————————————–

Sağlık Bir Dost, Hastalık bir Düşman, .ocuk sevgisi gibi sevgi, açlık gibi Acı yoktur.

Pançatantra

——————————————————————————–

Sıhhat Servet, insana Acı tecrübeleri Unutturur.

Jean de La Bruyere

——————————————————————————–

Neşe, Kanaat ve Sükunet, Doktora Evin Kapılarını Kapar.

Logav

——————————————————————————–

Hastalık Hissedilirde, Sağlık Hissedilmez.

Thomas Fuller

——————————————————————————–

Sağlık, Sağlam Kişilerin Baş üstünde Bir Taçtır, Onu Ancak Hasta Olan Görür.

Arap Atasözü

——————————————————————————–

Yine Durmaz Akar Gözümün Yaşı ; Derler ki Sağlıktır Her işin Başı.

Âşık Sarıgözoğlu

——————————————————————————–

iki şeyin elden gitmeden Değerini Takdir Etmek Zordur ; Sağlık ve Gençlik.

Hz. Ali (r.a.)

——————————————————————————–

Sıhhatli Olan herşeyi ister, Hasta Olan Sıhhat ister.

Kâzım Taşkent

——————————————————————————–

Durmadan Hastalıklardan bahsedenler, o okadar uzun Yaşarlar ki, Sonunda Kimse Onlara inanmaz olur.

Platon

alıntı

bilgeyol 24.05.13 00:22

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
SAĞLIKLI BESLENMEK İÇİN
■Mümkün oldukça sebze ve meyveleri iyice yıkamalı yada kabuklarını soyarak yemelidir.
■Hayvani yağlar yerine bitkisel yağlar tercih edilmeli,mümkün olduğu kadar az yağ tüketilmelidir.
■Tuz azaltılmalı kalsiyum ve potasyumlu yiyecekler tercih edilmelidir.
■Kalsiyum;süt ve sütlü besinlerde ,potasyum turunçgiller,ıspanak,kuru üzüm ve bademde bol bulunur.
■Doktara danışmadan katı zayıflama rejimleri uygulunmamalıdır.
■Tuzlu besinlerin (turşu gibi) tuzu azaltılarak yenmelidir.
■Günde en az iki defa çiğ yada pişmiş sebze yenmelidir.
■Soğan,pırasa,salatalık elma,gibi yiyeceklerden yenmelidir.İdrar söktürücü özellikleri vardır.
■Yemekler yağsız, teflonlarda yapılmalıdır.
■Bol bol maden suyu içilmelidir.
■Sebzelerin her çeşidinden yemeye özen gösterilmelidir.
■Süt içerken yağsız ve pastorize olanı tercih edilmelidir.
■Sofradan tamdoymadan kalkmalıdır.
■Acele yenen yemek çok besleyici bile olsa bir işe yaramaz.Bunun için yemek yavaş yavaş yenmelidir.Lokmalar ağır ağır iyice çiğnenerek yenmelidir.
■Çikolata pasta hamburger gibi besinleri yemekten kaçınmalıdır.Çok seviliyorsa haftada bir kere yenmelidir.
■Taze sebze ve meyveler bol suyla yıkanmalıdır.Üzüm gibi taneli olan meyvelere daha çok itina gösterilmelidir.
■Marol ve yeşil salatanın dış yaprakları yenmemelidir.Çünkü bunlar, tarlada ilaçlama yapılırken ilaca en çok maruz kalan kısımlarıdır.
■İçilen kahve miktarı azaltılmalıdır.Mümkünse onun yerine meyve çayları tercih edilmelidir.
■Tavuk derisiz kırmızı etlerde yağsız olmalıdır.Balık bol tüketilmelidir ama kızartması fazla tercih edilmemelidir.
■Sabah kahvaltısı kesinlikle ihmal edilmemelidir.
■Akşamları sekizden sonra yemek yenmemelidir.
■Konservelerin son kullanım tarihlerine dikkat edilmelidir
ALINTI

bilgeyol 19.07.13 00:21

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
Dişhekimliği ile ilgili fıkralar


Hasta: Doktor! çok heyecanlıyım ilk defa dişim çekilecek de!



Doktor: Önemli değil bu benim de ilk çekim tecrübem olacak!







Dişhekimi: Bügüne kadar sadece bir kadını sevdim!



Yardımcı: Peki neden onunla evlenmediniz doktor?



Dişhekimi: Çünkü o benim en iyi hastamdı. Çok masraflı olabilirdi!







Dişhekimi: Bu kozmetik programdan sonra bambaşka biri olacaksınız!



Hasta: Tamam o zaman faturayı da o başka birine yollayın lütfen!







Hasta: Doktor! Bu dişimi kaça çekersiniz?



Doktor: Ağrısız çekim olursa 30 TL, ağrılı çekim olursa 60 TL.



Hasta: Peki, madem ucuzmuş o zaman ağrısız çekim olsun!



Herhangi bir anestezi yapmadan doktor dişi çekmeye başlayınca hasta: Aaaaah!



Doktor: Şşşş! Ağrı duyarsan fiyat iki katıydı unutma!







Hasta: Bir diş çekimi ne kadar?



Doktor: 50 TL.



Hasta: Sadece 5 dakikalık bir iş için bu kadar ücret fazla değil mi?



Doktor: Eğer isterseniz süreyi uzatabiliriz!







Dişhekimi hastasına: Sizden mümkün olduğunca yüksek sesle bağırmanızı rica edebilir miyim?



Hasta: Niçin doktor? O kadar kötü değil ki!



Doktor: Bekleme salonunda çok hastam var ve ben de bugün saat 18:00 deki maçı kaçırmak istemiyorum!







Hasta: Doktor dişlerim çok sarardı, ne yapabilirim?



Doktor: Kahverengi gravat tak!



ALINTI

bab'ül ilim 19.07.13 08:22

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
Ünlü dis hekimi Sam ve esi 50. evlilik yildönümlerini kutluyorlardi. Sam birden esine bir soru sordu :

-"Sevgilim, bu elli yil içinde beni hiç aldattin mi?"

-"O da nerden çikti?" diye sinirlendi esi, "cevabi ögrenmek istemezsin herhalde" dedi.

-"Isterim" dedi Sam. "Lütfen anlat."

-"Madem ögrenmek istiyorsun, evet, seni üç kez aldattim" diye cevap verdi esi.

-"Kimlerdi bunlar?" diye sordu Sam.

-"Ilki" diye anlatmaya basladi esi "hani sen 30 yasindaydin ve kendi klinigini kurmak istiyordun da hiçbir banka sana kredi açmiyordu. Sonra bir banka müdürü eve geldi; hiçbir sey sormadan tüm kagitlari imzaladi ve sen en modern aletlerle klinigini açabildin..."

-"Canim benim. Benim için kendini feda ettin demek. Benim sevgili karicigim" dedi Sam. "Peki ikincisi?"

-" Hani 50 yasinda kalp krizi geçirmistin ya, kritik bir by-pass ameliyati olman gerekiyordu, hiçbir doktor o cesareti gösteremiyordu. Her an ölebilirdin. Dr. Halery onca yoldan kalkti geldi, ameliyatini yapti. Sen hayata döndün" dedi esi.

-"Ah benim sevgili karim. Hayatimi kurtarmak için kendini bir kez daha feda ettin, öyle mi? Peki üçüncü aldatisin?"

-"Hatirliyor musun, yillar önce dis hekimleri odasi baskani olmak istemistin de 247 oy eksikti...'

bilgeyol 20.07.13 23:57

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 





Cumartesi, 20 Temmuz 2013 - 14:46

Sağlıkta yama tutmuyor

http://haber.sol.org.tr/sites/defaul...ik_yama_ic.jpg

Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına 30 saate kadar fazla çalışma dayatılıyor. AKP, hatalı politikaları yüzünden kamu hastanelerinde oluşan sağlık personeli açığını böyle kapatacak.
Sağlıkta dönüşümün dökülen cilası, AKP'yi yeni önlemler almaya yöneltiyor ancak alınan her önlem sorunları düzeltmekten çok, daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor. Tartışmalara rağmen Meclis tatile girmeden çıkarılan Torba Yasa’daki hükümlere dayanarak hazırlanan “Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”, dünkü Resmi Gazete'de yayımlandı. Yılbaşında çıkarılan yasayı TTB'nin dava etmesi ve o dönem gündeme getirilen uygulamaların iptal edileceğinin ortaya çıkması üzerine apar topar Torba Yasa’ya eklenen maddelerle sorunu çözme yoluna giden Sağlık Bakanlığı, aile hekimlerini de nefes almadan çalıştırmaya kararlı. Yönetmeliğe ilişkin görüşlerini aldığımız TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Filiz Ünal İncekara, sağlık politikaları nedeniyle ortaya çıkan açığın hekimleri daha fazla çalıştırarak kapatılmaya çalışılmasını eleştirdi.
30 saat nöbet
“Entegre sağlık hizmeti sunulan merkezler dışında, hastanelerde aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet tutturulmamasının esas” olduğu belirtilen yönetmeliğe rağmen, ihtiyaç ve zorunluluk halinde haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet görevi verilebilecek. Bu madde, hekimlerin günde 8 saatlik çalışmalarının dışında haftalık 30 saat daha çalışmaları anlamına geliyor.
Yönetmeliğe göre, hafta içi 8’er saat, hafta sonu ise on altı saatten fazla olmamak üzere haftalık 30 saatten fazla nöbet tutturulamayacak.
Bakan karar verecek
Aile hekimliği çalışanlarına tuttukları nöbetler karşılığında ilgili kurumlarca nöbet ücreti ödenecek. İhtiyaç ve zaruret halinin tespiti, illerin sağlık personeli doluluk oranı, nüfus, coğrafi koşulları, sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri, nöbet tutulacak sağlık tesisinin il veya ilçe merkezine uzaklığı gibi kriterler göz önünde bulundurulmak suretiyle Bakan onayı ile belirlenecek.
Boşlukları doldurmak istiyorlar
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Üyesi Dr. Filiz Ünal İncekara, TTB'nin daha önce açtığı davayı kazanacağının ortaya çıkması üzerine böyle bir düzenleme yapıldığını söyledi.
Torba Yasa’ya bu konuda maddeler konulduğuna dikkat çeken Ünal, birinci basamak sağlık hizmetleriyle ikinci basamağın birbirinden farklı olduğunu belirtti. Uygulanan sağlık politikaları nedeniyle ortaya çıkan kayıpların hekimler üzerinden çözülmeye çalışıldığını vurgulayan Ünal, “Hekim 8 saatten sonra çalışmaya devam edecek. Ertesi gün de aile hekimi olarak çalışmasını sürdürecek” dedi.
Bir hekimin bu kadar süre çalışmasının ve doğru kararlar alabilmesinin mümkün olmadığının altını çizen Ünal, bunu kabul edilebilirliğinin olmadığını kaydetti. Aile hekimlerinin zaten 4 bin hastası olduğuna dikkat çeken Ünal, Sağlık Bakanlığı'nın ortaya çıkan boşluğu doldurmak için böyle bir uygulamaya gitmesini eleştirdi.
TTB dava açmıştı
Türk Tabipleri Birliği tarafından 25. 01. 2013 gün ve 28539 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nin nitelikli birinci basamak sağlık hizmet sunumu anlayışına uygun olmayan, hukuka, kamu yararına ve hizmetin gereklerine aykırı, aile hekimlerinin özlük haklarını ve dinlenme haklarını ihlal eden, çalışma koşullarını ağırlaştıran ve kimi uygulamaların ne şekilde olacağı konusunda belirsizlik ve eksiklik içeren bazı düzenlemelerinin iptali istemiyle dava açılmıştı.
Açılan davada iptali istenen düzenlemeler arasında hekimlere haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında acil nöbeti tutturulması ve nöbet izni de verilmemesi yer alıyordu.
TTB yasanın özellikle bu maddesinin Anayasa'ya aykırı olması nedeniyle iptali için Anayasa Mahkemesi’ne de başvurulmasını istemişti.

bilgeyol 01.11.13 20:51

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
Tabip muayene ettiği kadının oğluna, annesinin dul olup olmadığını sorar ve dul olduğu cevabını alınca da;
— Valide hanımı mutlaka kocaya vermelisiniz. Hastalığının başkaca ilacı yoktur, der. Kadının oğlu: — Aman hekim efendi, altmışından sonra nasıl olur? deyince kadıncağız yattığı yerden söylenir: —Tövbe tövbe! Ay oğul, der, sen hekimden iyi mi bileceksin?

alıntı

bilgeyol 22.11.13 12:08

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
Kömür, Kurtpınarı’nı
yavaş yavaş öldürüyor



Adana’nın Ceyhan ilçesinde yer alan Kurtpınarı yakınlarına kurulan dört kömür depolama tesisi, yurttaşları, hayvanları ve çevreyi yavaş ama kesin bir ölüme doğru sürüklüyor

http://birgun.net/icerikler/resimler...lduruyor-1.jpg
Okuyucu Modunu Aç Okuyucu Modu Kapat Yazıyı Büyüt: 12 14 16 18 20
DOĞU EROĞLU

Adana’nın Ceyhan ilçesinde bulunan Kurtpınarı beldesi sakinleri, ilki 2011’de kurulan ve iki yıl içinde sayısı dördü bulan kömür depolama ve eleme tesislerine karşı yaşam savaşı veriyor. Ham kömürün kırıldığı ve paketlenerek satışa hazır hale getirildiği tesislerinden yayılan zehirli duman ve eleme işleminden ötürü ortaya çıkan toz bulutu yüzünden, yeni doğan çocuklar daha birinci yaş günlerini kutlamadan bronşit ve astım hastalıklarının pençesine düşüyorlar. Kurtpınarı’nda, kürkleri siyaha çalmaya başlayan koyun ve keçiler bile öksürüyor. Her sabah uykularında zehirlenmemiş olduklarına şükreden belde sakinlerinin psikolojisi ise ortalığı saran kömür tozunu temizlemekten bozulmuş durumda.
http://birgun.net/icerikler/resimler/DSC00923.JPG
Kurtpınarı’nın yaşam mücadelesi 2009’daki yerel seçimlerin ardından göreve gelen Mehmet Göregen’in başlattığı yatırım hamlesi sonrasında başladı. Belde halkının iddiasına göre Başkan Göregen önce un fabrikası, sonrasındaysa beton santralı inşa edileceğini ileri sürerek kömür depolama ve eleme tesislerinin önünü açtı. Halk kömür tesislerinden ilk defa, kurulan şantiyeye dikilen levhaları gördüğünde haberdar oldu. İskenderun Körfezi’nden güney-kuzey doğrultusunda esen rüzgâr kömür tesislerinde ortaya çıkan tüm tozu köye taşınmaya başladı. Kurtpınarı sakinlerinden Nesrin Öner, geçtiğimiz hafta kömürlerin yine tutuştuğu bir günü şöyle anlatıyor: “Sabah kalktık ki, nefes alamıyoruz. Hepimiz perişan olduk, çocuklarsa hastalandı. Zehirlenenleri ayran içirip kusturarak kendilerine getirebildik. Köyün kadınları belediye binasını basıp Başkan’a hesap sordular. Adam, ‘Ben para yedim, gidin bildiğiniz yere şikâyet edin!’ diyor.

‘TESİSLER RÜŞVETLE GELDİ’ İDDİASI
Kurtpınarı halkının iddiası, kömür tesislerinin faaliyete geçmesi için gereken yasal izinlerin rüşvet yoluyla edinildiği yönünde. Belediye başkanı seçilmeden önce BOTAŞ’ta işçi olan Göregen’in göreve geldikten sonra kömür şirketlerinin taşeronu olarak çalışan nakliye şirketlerine ortak olduğunu ileri süren Kurtpınarı halkı durumu, “Başkan kömürü getirdi, kendisi başka yerden ev satın alıp Kurtpınarı’ndan kaçtı. Yeni evini görseniz nasıl zenginleştiğini anlarsınız. Bir de gelip bizim evlerimizi görsünler. Onlarca yıllık emeklerimizle yaptığımız evlerin üzerinde artık ‘satılık’ yazıyor ama bir kişi dönüp bakmıyor bile” diye özetliyor. Kurtpınarlı Nazif Elmas, beldedeki sorunun Adana gündemine taşınması sonrasında da kayıtsızlığın sürdüğü görüşünde. Adana İl Genel Meclisi’nden tesisler hakkında kapatma kararı çıktığını ancak Adana Valisi Hüseyin Avni Coş’un kararın altına imza atmamasından ötürü kömür tesislerinin faaliyetlerini devam ettirdiğini belirten Elmas, denetimlerdeki usulsüzlüklere de dikkat çekiyor. Elmas, “Ceyhan Kaymakamı da, Adana Valisi Coş da bizle görüşmüyor, Kurtpınarı’nı duyan ‘Yokum, içeri almayın’ diyor.
http://birgun.net/icerikler/resimler/DSC00873.JPG
HALK KANALİZASYON SOLUYOR
Kömür tesislerinin yaydığı toz ve zehirli duman, köyün içme suyu kaynaklarını da olumsuz etkiliyor. Tesislerin faaliyete geçtiği tarihten bu yana kirlenen içme suyu sorununu ev tipi su arıtıcılarıyla çözüm bulmaya çalışan Kurtpınarı sakinleri, bu yönteme artık para yetiştiremiyorlar. 6 ila 12 ay arasında iş görmesi gereken arıtma filtreleri, suda biriken kömür tozunun yoğunluğu sebebiyle 3 ayda kullanılmaz hale geliyor. Kirlilik, filtre cihazlarının da sürekli bozulmasına yol açıyor. Köyün kadınlarından Dürdane Erdoğuk yaşadıkları zorlukları ve yaşam haklarını tehdit eden tesislerin etkisini şöyle anlatıyor: “Yaprak sarması yapıyoruz, tencerenin altında simsiyah kömür birikiyor. Bütün evlerde su arıtıcısı var, normalde bir yıl çalışması gereken filtreler hemen bozuluyor. Parasını verip suyu süzüyoruz. Peki ya havayı nasıl süzeceğiz?” Bir başka sorun da kömür tesislerinde kullanılan atık sulardan kaynaklanıyor. Çukurlarda istiflenen kömürlerin tutuşmaması için kullanılan soğutma suyu, beldenin kanalizasyon şebekesinden çekiliyor. Kızgın kömürlerin üzerine döküldükten sonra buharlaşan lağım suyu yine Kurtpınarı sakinleri tarafından solunuyor.
http://birgun.net/icerikler/resimler/DSC00892.JPG

ÇOCUKLAR NEFES ALAMIYOR
Karbonmonoksit dumanı ve kömür tozu Kurtpınarı’ndaki yetişkinlerin sağlık sorunlarını artırıyor. Ancak kömür tesislerinin en korkunç etkisi bebekler üzerinde görülüyor. Yeni doğmuş çocuklar bir yaşlarına bile gelmeden astım ve bronşit belirtileri göstermeye başlıyorlar. Köydeki çocukların neredeyse tamamı haftada birkaç gün çevre hastanelere giderek buhar tedavisi görüyor. Buhar tedavisini aksatan çocukların göğüslerinde ve ciğerlerindeki hırıltılar yeniden başlıyor. Köydeki hayvanlar ise solunumları doktor müdahalesiyle düzelen çocuklar kadar şanslı değiller. Kürkleri havadaki kömür tozundan kararmaya yüz tutan keçi ve koyunların tamamı hasta. Geçtiğimiz ay Kurban Bayramı için kesilen hayvanların ciğerlerinin kömür tozundan kapkara olduğunu gören Kurtpınarılılar dehşete düşmüşler. Kurtpınarı’nda son aylarda prematüre doğum olaylarında gözlenen artış da dikkat çekiyor. Doktorlar bu artışı kömür tozunun ve karbonmonoksitin yol açtığı sağlık sorunlarına, sürekli etrafı temizleme çabasından ileri gelen yorgunluğa ve strese bağlıyorlar.
http://birgun.net/icerikler/resimler/DSC00885.JPG

ZEHİRLENMEYE DEVAM
Kurtpınarı halkı, beldede faaliyet gösteren madencilik şirketlerinin, çevrenin kasten kirletilmesi, zehirli madde katma, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçlarını işledikleri iddiasıyla yargıya başvurdu. Madencilik faaliyetlerinin kamu sağlığını tehdit edecek biçimde kurulmasına izin veren Kurtpınarı Belediye Başkanı, Adana Valiliği görevlileri ve Ceyhan Kaymakamlığı’ndansa görevi kötüye kullanma ve kamu görevinin yapılmaması suçlarından şikâyetçi olundu. Davanın ilk duruşması geçen hafta içerisinde görüldü ancak yargıdan karar çıkıp uygulamaya konana dek Kurtpınarı sakinleri zehirlenmeye devam edecekler. Davanın ilk duruşmasını 300 kişiyle takip eden Kurtpınarı halkı, yasal yargının karar vermesi için geçecek süre beklenmeden önlem alınmasını istiyor.
http://birgun.net/icerikler/resimler/IMG_3611.JPG
KURTPINARI HALKI NE DİYOR?
  • Başkan burayı halletti, yaşamlarımızı kararttı, şimdi Ceyhan ilçesine AKP’den belediye başkanı adayı olmak istiyor.
  • Dumanın içinde yaşıyoruz. Gece kalkıp çocuklarımızın nefes alıp almadığını kontrol eder olduk. Sobadan zehirlenir gibi ölüp gideceğiz, kimselerin de umurunda olmayacak. Bizi kömürün zehriyle yavaş yavaş öldürüyorlar.
  • Yetkililer kontrole gelince şirketler toz gözükmesin diye kömüre su sıkıp çevresine branda geriyorlar. Bizim evlerimizdeki, ciğerlerimizdeki tozları nasıl saklayacaklar? Polat Madencilik’in avukatı, “Gereken izinleri aldık” diyor. Bu tozu izinler mi ortadan kaldıracak?
  • Kanunen halkla ‘çed’leşmeleri (Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecini kastediyor) gerekirken yapmadılar. Gelip tek tek, “Biz buraya kömür kuruyoruz, razı mısınız” diye sormaları lazımdı.
  • Hükümet sigarasız hava sahası yaratıyor. Bizim köy oksijensiz hava sahası.
  • Tayyip anayasaları değiştireceğine köylünün karayazılarını değiştirsin!
  • 9 aylık çocuğum astım oldu. Buhar makinesi olmadan yaşayamıyoruz.
  • Elek gürültüsünden çocuklarımızın, her gün temizlik yapmaktan bizim psikolojimiz bozuldu.
  • Burası Çernobil’in etkilediği Karadeniz kıyıları gibi olacak. Belki biz bir şekilde hayatta kalacağız ama çocuklarımız bundan 20 sene sonra kanser olacak, belki 20’li yaşları bile göremeyecekler.
  • Tüm köy ara vermeden, 24 saat maden ocağında çalışıyor gibiyiz.
  • Kömür tesislerinin sahipleri gelsinler, 10 gün burada yaşasınlar. Bakalım dayanabilecekler mi! Duruşmada şirketin avukatı hanımefendi savunma yaparken “Kurtpınarı’na gittim, tertemiz gidip tertemiz döndüm. Üstüm batmadı bile!” dedi. Buraya geldi, klimalı arabadan inip klimalı odaya girdi. Niye batsın üstü!
  • Göregen “başkan” olmazdan önce namazında, abdestinde bir adamdı. Başkan olduktan sonra hepsi bitti; meğer sahte Müslümanmış… Haram yiyen hiçbir zaman iflah olmaz, kendinde çıkmazsa çoluğunda çocuğunda çıkar bu yaptıklarının acısı.
  • Devletin derdi bizi Kurtpınarı’ndan kovup, burayı tamamen yatırım alanı haline getirmek. Biz buraya fazlayız anlayacağın. Peki, nereye gideceğiz? Tüm köylü hayatını buraya harcadı, evlerimizi buraya kurduk. Nereye gidip, nerede yaşayacağız?


Editör : birgün
--------------------------------------------------------------

yapılan kömür havzaları,
taş ocakları,
siyanürle altın aramaları
hidro elektrik santralleri,
nükleer santralleri,
doğayı ve çevreyi yok ettiği gibi,
bizlerin ve çocuklarımızın hayatını olumsuz etkiliyor,
gözü aç kar amacıyla yapılan çevre ve doğa katliamlarına
karşıda duyarlı olmalıyız,
kitlesel tepki göstermeliyiz.

bilgeyol 24.11.13 00:15

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 

bilgeyol 09.04.14 11:37

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
ANASAYFA » GÜNCEL

5 yılda 421 milyon
hasta yarattık


her yaştan...

http://www.evrensel.net/files/news/d...88332c4a71.jpg

İLGİLİ HABERLER



ETİKETLER

TÜİK - SGK - Bağımsız Sağlık-Sen - sağlık - hastane - hasta -

Türkiye’de hissedilir derecede artan gerilim ortamı vatandaşta stres, depresyon, psikolojik bunalım ve kronik birçok rahatsızlığı tetiklerken, bu şikayetlerle vatandaş hastanelere akın etti. Hastaneye yapılan başvuru sayısı yüzde 71 oranında artışla 421 milyon 388 bine yükseldi. Türkiye'de kişi başına yıllık hastaneye başvuru sayısı ise 3.4’ten 5.5’e yükseldi.
ANKA’nın edindiği bilgiye göre, Bağımsız Sağlık-Sen’in Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerinden yaptığı araştırmada, 2009 yılında hastanelere yapılan müracaat sayısı 245 milyon 930 bin iken bu rakamın geçen 5 yıl içerisinde yüzde 71 oranında artarak 2013’te 421 milyon 388 bine yükseldiği öğrenildi. Aynı dönemlerde Türkiye'de kişi başına yıllık hastaneye başvuru sayısı ise 3.4’ten 5.5’e yükseldi. Sağlık kurumlarının fatura tutarı da yaklaşık yüzde 100’lük bir artışla 15 milyar 653 milyon liradan 31 milyar 72 milyon liraya çıktı. Müracaat başına ortalama maliyet ise 63.6 liradan 73.7 liraya yükseldi.

MÜRACAAT SAYISINDA İNANILMAZ ARTIŞ
Devlet 2. ve 3. basamak sağlık tesisleri ile özel 2. basamak sağlık tesisleri ve üniversite hastanelerine yapılan başvurularda son 5 yılda inanılmaz bir artış yaşandı. Bu sağlık kuruluşlarına 2009 yılında 245 milyon 930 bin başvuru yapılırken, bu rakam 2010’da 276 milyon 613 bine, 2011’de 317 milyon 362 bine, 2012’de 386 milyon 784 bine ve 2013’te ise 421 milyon 388 bine kadar yükseldi. Sadece üniversite hastanelerine 2009 yılında 16 milyon 488 bin başvuru yapılırken bu rakam 2013’te 34 milyon 699 bin adede kadar çıktı.

FATURA TUTARI YÜZDE 100 ARTTI
Söz konusu sağlık kuruluşlarında yapılan sağlık muayeneleri sonucu ortaya çıkan fatura bedellerinde ise büyük oranlarda artışlar yaşandı. 2009 yılında bu hastanelerdeki KDV hariç fatura bedeli toplam 15 milyar 653 milyon 143 bin lira olarak gerçekleşirken, bu rakam 2013 yılında yüzde 100’e yakın bir artışla 31 milyar 72 milyon 770 bin liraya kadar yükseldi. Başvuru başına ortalama maliyet ise 63.6 liradan 73.7 liraya fırladı.

1 KİŞİ YILDA ORTALAMA 6 KEZ HASTANEYE KOŞTU
Türkiye'de kişi başına yıllık hastaneye başvuru sayısı da her geçen yıl biraz daha arttı. 2009’da 245 milyon 930 bin başvurunun yapıldığı hastanelere ortalama olarak bir vatandaş 3.4 kez başvuruda bulundu. Bu rakam 2013 yılına gelindiğinde büyük oranda artarak, ortalama yıllık kişi başı 5.5 adet müracaata kadar yükseldi.

BAYRAKTAR: SAĞLIK ÇALIŞANLARI ÜZERİNDEKİ YÜK AZALTILMALI
Bağımsız Sağlık-Sen Genel Başkanı Mehmet Bayraktar, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Toplumda gerek strese, gerekse çevresel koşullara dayalı olarak sağlık sorunları her geçen yıl biraz daha artıyor. Özellikle kanser, kalp rahatsızlığı, astım ve alerji gibi birçok vakaya sıklıkla rastlanır oldu. Bu durum insanları adeta hastane kapısında yatıp kalkmaya itiyor. Hastanelere müracaat artarken, aynı oranda sağlık personeli sayısı ise artırılmıyor. Bu da sağlıkçı arkadaşlarımızın yıpranmalarına ve hak mağduriyetlerine neden oluyor. Bizim yetkililerden talebimiz, hastanelerde hem vatandaşın insanca şartlarda muayene görmesinin sağlanması, hem de sağlık çalışanlarının üzerindeki yükün yeni personel alımlarıyla azaltılmasıdır” dedi. (ANKA)

www.evrensel.net
Eklenme tarihi: 2014-04-09 10:59:54

bilgeyol 20.11.14 10:28

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
Sağlık
Grip ile soğuk algınlığı arasındaki fark ne?


Kış ayları bebek, çocuk, yetişkin ve yaşlıların en çok hastalandığı dönem olarak da biliniyor

http://media-cdn.t24.com.tr/media/st..._845533804.jpg






Çoğu zaman griple soğuk algınlığını birbirine karıştırıyoruz. Burnu akıp sesi çatallaşanlar hastalığını ‘grip’ olarak tanımlıyor. Hâlbuki teşhisin yanlışlığı tedavinin de seyrini olumsuz etkiliyor.
Kış ayları sıcacık battaniyenin altına sokulmak, dumanı üstünde çaylar içmek ya da uzun akşamlarda aile fertleriyle hemhâl olmak, eş-dost-akraba ile bir tas sıcak çorba etrafında buluşmak anlamına geliyor. Bundan dolayı kış, havanın soğukluğuna inat, insanın içine sıcacık bir duygu bırakıyor.
Kş ayları bebek, çocuk, yetişkin ve yaşlıların en çok hastalandığı dönem olarak da biliniyor. Önceki yıllarda insanların çok da önemsemediği, ‘basit hastalık’ diye nitelendirdiği grip, soğuk algınlığı gibi hastalıklar artık 10 günden fazla seyrediyor, zatürre ve bronşite dönüşebiliyor. Sadece bununla da kalmıyor, hasta sosyal hayatın içinde var olduğu müddetçe virüs başkalarına da bulaşıyor. En basitinden bir kişinin hastalanması tüm aile fertlerinin de rahatsızlanması anlamına geliyor.
Aksiyon dergisi tarafından hazırlanan derlemeye göre, şu günlerde gündemimizde kuş ya da domuz gribi gibi vakalar yok ama hastalık hakkında hâlâ öğrenmemiz gereken önemli bilgiler var. Mesela; soğuk algınlığı ile gribin birbirinden farkı ne? Neden bu iki hastalık hep karıştırılıyor? Hangi durumda ne yapılmalı? Ne zaman antibiyotik kullanılmalı? Hastalanmadan önce bağışıklık sistemi nasıl güçlendirilmeli?
2009’da kurulmuş Etkin Eczacılık Derneği, tüm bu soruların cevaplarını vatandaşla buluşturmak için ‘Soğuklar Yaklaşıyor, Kendinize İyi Bakın!’ isimli yeni bir kampanyayı hayata geçirmiş. Üç aylık süreçte derneğin tek amacı; 24 bin eczaneye girip çıkan hastaların bilinçlenmesini sağlayarak gereksiz ilaç ve antibiyotik kullanımının önüne geçmek. Kampanyaya katılan tüm eczacılar bu konuda özel eğitim almış, yanlarında çalışanları da eğitmiş. Dernek Başkanı Ayşegül Yıldız, eczacıların böyle bir görevi yüklenmelerinin sebebini şöyle açıklıyor: “Vatandaş sağlık ocağında, aile hekiminde sıra bekliyor, hastane içinse internetten randevu alması gerekiyor. Ama eczaneye istediği zaman ve sıklıkta gelebiliyor. İnsanlar hastalıklarına ilk çözümü burada arıyor. Doktora ancak hastalandıklarında, eczaneye ise hastalanmadan önce de gelebiliyor. Dolayısıyla Türkiye’deki eczaneler bu sebeple tekrar konumlandırılmalı, toplum sağlığını korumak ve vatandaşı hastalıklara karşı bilinçlendirmek gibi bir görevi birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi üstlenmelidir. Kampanyamızın önemli amaçlarından biri de eczanelerin bu işlevini görünür kılmaktır.”
Grip ile soğuk algınlığı arasındaki fark

Gribe influenza isimli virüs sebep oluyor. Virüs solunum yollarına yerleşip çoğalıyor. İnfluenza, vücuda girdikten bir-iki gün sonra hastalığın belirtileri görülmeye başlıyor. Çünkü yerleştiği yerde çoğalmakla kalmayıp başka yerlere de yayılıyor ve bütün vücudu kısa sürede etkisi altına alıyor. Kişi aşırı derecede hâlsizleşiyor, vücut ısısı yükseliyor, titreme, baş ve karın ağrısı başlıyor. Kuru öksürük, eklem-boğaz ağrıları, iştahsızlık, burun akıntısı, hapşırma, baş dönmesi de eşlik ediyor genel tabloya. Çocuklarda ise bunlara ilaveten kusma, ishal de görülebiliyor. Hasta, virüsü, rahatsızlık belirtilerini hafif hafif hissettiği andan yedinci güne kadar başkalarına bulaştırabiliyor. Çünkü gribin bulaşması oldukça basit. Kişi hapşırdığında ya da öksürdüğünde virüs su damlacıkları hâlinde boşlukta yayılıyor. İnfluenza bu yolla, aynı havayı teneffüs eden kişilerin solunum yollarına yerleşiyor. Ya da toplu taşıma araçları, alışveriş merkezleri ve diğer tüm kapalı alanlarda yaklaşık iki gün havada canlı kalan virüs, ele ve yüze temas ederek de bulaşabiliyor. Bunun için kişinin yüzünü kaşıyarak virüsü ağzına doğru yaklaştırması ya da elini direkt ağzına götürmesi yeterli. Dudaklardaki çatlak ve yaralar da yine grip virüsü için tehlike oluşturuyor. Buralardan içeri giren virüs tüm vücuda hızla yayılıyor. Özellikle kış aylarında el, yüz, dudak çatlaklarına karşı etkili nemlendiriciler kullanmak gerekiyor.
Grip semptomları görülmeye başladıktan yedi-sekiz gün sonra hafifliyor ve on gün içinde de varlıkları tamamen ortadan kalkıyor. Soğuk algınlığında da aynı bulgular görülebiliyor. Fakat kuru öksürük, yüksek ateş, şiddetli kas ve eklem ağrıları ‘sıklıkla’ gripte seyrediyor. Ayrıca grip, tüm vücudu etkisi altına alıyor.
Soğuk algınlığına da virüsler sebep oluyor. Boğaz-kulak kaşıntısı, burun tıkanıklığı-akıntısı, hapşırma, bazen çok hafif ateş, boğazda yanma, tat hissinde azalma ve bazen de öksürük olarak kendini gösteriyor. Soğuk algınlığı gribe göre daha hafif rahatsızlıklarla atlatılıyor. Kişi normal hayatına devam edebiliyor çoğu zaman. Hastanın şikâyetleri basit ağrı kesici, burun damlası, bol sıvı, meyve ve bağışıklık güçlendirici vitamin takviyeleriyle kısa sürede ortadan kalkıyor. Soğuk algınlığı da griple aynı şartlar altında kişiden kişiye bulaşıyor. Bundan dolayı yıl içinde en az bir kez hemen hemen herkes soğuk algınlığı yaşamak zorunda kalıyor.
Antibiyotik ne zaman kullanılmalı?
Etkin Eczacılık Derneği Genel Sekteri Eczacı Erdal Akköse, vatandaşın burnu akmaya başladığında eczaneye antibiyotik satın almaya geldiğini anlatıyor. Akköse’ye göre eczacıların toplum sağlığını koruma vazifesi de bundan sonra başlıyor: “Dernek vesilesiyle uzman hekimlerden eğitim aldık. Kampanya kapsamında hazırlanmış minik bir bilgilendirme broşürümüz var. Oradaki soruları hastaya sorarak mevcut durumun grip mi, soğuk algınlığı mı olduğunu önce ayırt ediyoruz. Kişi eğer gripse en yakın sağlık merkezine yönlendiriyoruz. Kesinlikle antibiyotik kullanmaması gerektiğini de ayrıntılarıyla anlatıyoruz.”
Eczacı Ayşegül Yıldız, bu konuda zaman zaman zor durumda kaldıklarını söylüyor. Ama mevcut tablo tartışma götürmeyecek kadar net: “Antibiyotik bakterilere karşı etkilidir. Ama soğuk algınlığı ve grip virüs kaynaklıdır. Bunun için hiçbir antibiyotik hastalığa etki etmez. Aksine vücudun antibiyotiklere karşı direnç geliştirmesine katkı sağlar. Gerçekten ihtiyaç duyulduğunda ise antibiyotik etkinliğini gösteremez. Grip bronşite, zatürreye çevirdiğinde antibiyotik kullanılması gerekebilir. Buna karar verecek olansa sadece doktordur.”
Aspirinden uzak tutun çocuklarınızı!
Bebekler ve küçük yaştaki çocuklar grip, soğuk algınlığı, hâlsizlik, kızamık, suçiçeği, viral enfeksiyona maruz kaldığında kesinlikle aspirin verilmemesi gerekiyor. Aksi hâlde ‘karaciğer ve beynin yağlanması’ olarak tanımlanan Rey Sendromu gelişiyor. İki evreden oluşuyor hastalık. Ateşlenmiş çocuğa aspirin verildikten bir-iki hafta içinde kusma, huzursuzluk, uyku hâliyle hastalık ilk olarak kendini gösteriyor. Daha sonra hasta giderek kötüleşiyor ve genel durum komaya doğru gidiyor. Rey Sendromu’nun sebebi tam olarak bilinmese de uzmanlar on altı yaşından önce aspirin kullanılmaması gerektiğini sıklıkla vurguluyor. Hatta ateş esnasında vücuda sürülen ilaçların içeriğinde bile aspirin olup olmadığına bakılması tavsiye ediliyor. Etkin Eczacılık Derneği’nin kampanyasına katılan tüm eczacılar ise aspirin ve Rey Sendromu hakkında vatandaşı bilgilendirip özellikle grip esnasında yaşanan ateş sebebiyle bu ilacın kullanılmaması gerektiğini anlatıyor.
Şimdi doktora gitme zamanı
Hastalık belirtileri on günden fazla sürdüyse (çocuklarda 5, 1 yaş altı için beklemeden), ağrı kesicilerle geçmeyen baş, boğaz, kulak ağrısı varsa, tüberküloz, romatizmal ateş, böbrek ve kalp hastalığınız bulunuyorsa, ciddi şekilde göğsünüz ağrıyorsa, soluk almakta zorluk çekiyorsanız, koyu kıvamlı-yeşil ya da kanlı balgamlı öksürüyorsanız, boynun iki tarafında veya arkasında şişmiş, sert ağrılı kitleler hissediyorsanız hiç gecikmeden doktora gidin…
Hastalıklar ellerle bulaşır
Gözümüzle gördüğümüz her tür eşyanın, yüzeyin üzerinde yaşam süren bakteriler var. Ellerimizle dokunduğumuz her an biz de onlara maruz kalıyoruz. Vücudumuzda en fazla bakteri barındıran organımızsa eller. Ellerimizle her yere taşıdığımız bakteriler, basit soğuk algınlığından öldürücü hastalıklara kadar birçok istenmeyen duruma sebep olabiliyor. Bulaşıcı hastalıklardan korunmanın en etkili yollarından biri kişisel temizliğe dikkat etmek. Eller, ‘temizliği en çok ihmal edilen ya da hakkıyla temizlenmeyenler’ olarak tanımlanıyor. Dolayısıyla doğru ve etkili el yıkamayı büyükten küçüğe herkesin öğrenmesi ve uygulaması gerekir.
-Eller nasıl yıkanmalı?
Ellerinizi akan suyla ıslatın. Islak ellerinizi sabunla iyice köpürtün. Avuç içi, parmak araları, bileklerle birlikte ellerinizin her noktasını iyice ovalayın. Bu işlemi en az 30 saniye sürdürün. Ellerinizi yıkadıktan sonra halka açık yerlerde kâğıt havluyla, evinizde ise kişiye özel havlularla kurulayın.
-Ne zaman yıkanmalı?
Eller; her kirlendiğinde, yemek hazırlamadan ve yemeden önce, hasta insanlara dokunmadan önce ve sonra, burnunuzu temizledikten, kedi, köpek ve diğer tüm hayvanları elledikten, tuvaleti kullandıktan, yemek yedikten, sigara içtikten, bozulmuş gıda ve çöplere dokunduktan, kimyasal madde kullandıktan, saçlarınızı taradıktan veya elledikten, para alışverişinde bulunduktan sonra mutlaka yıkanmalı. (Prof. Dr. Mustafa Tayar)
Kış hastalıklarından korunmak için…

Yer elması: Oldukça şekilsiz, çoğu insana pek de sevimli gözükmeyen yer elması, bağırsaklarımızdaki probiyotiklerin çoğalıp beslenmesi için uygun ortamı oluşturuyor. Bunlara da prebiyotik adı veriliyor. Bağışıklık sistemimizin sigortası olan probiyotiklerin oluşmasının tek şartı ise prebiyotikler. Yer elması prebiyotik etki gösteren ‘inülin’ maddesi açısından oldukça zengin. Aynı zamanda fazla miktarda lif içeriyor ve bağırsakların sağlıklı şekilde çalışmasını sağlıyor. Ayrıca içindeki inülin ve lif sayesinde kalın bağırsak kanserine karşı da vücudu koruyor.
Kabak: Yeşil kabak, beta-karoten ve magnezyum içeriyor. Bu iki madde de bizi hastalıklara karşı koruyor, bağışıklık sistemini destekliyor, bolca lif içeriyor. Kalsiyum ve vitaminler açısından da oldukça zengin kabak, metabolizmayı çalıştırıyor, vücuttaki ödemi söktürüyor. 100 gr kabak sadece 16 kalori içeriyor. Hastalanmadan, güçten düşmeden zayıflamak isteyenler için de oldukça ideal bir sebze. Kabağı bolca çiğ dereotuyla tüketmenizde fayda var. Çünkü bir demet dereotu, aynı ağırlıktaki sütün iki katı kadar kalsiyum içeriyor.
Bal kabağı: Kış aylarında sofralarımıza gelen bal kabağı her ne kadar tatlı yapılarak tüketilse de yemeklerde ve çorbalarda da kullanılabilir. Bal kabağı büyük bir şifa kaynağı. İçinde bağışıklık sistemini güçlendiren bol miktarda beta-karoten, A ve C vitamini, demir, magnezyum ve potasyum bulunuyor. Yüksek lif içeriyor. Yaşlılıkta oluşan göz hastalıklarına karşı kişiyi koruyor. Kuvvetli bir antioksidan. Her türlü kansere karşı koruyucu etkisi bulunuyor.
Karamürver (Elderberry): Ateş, boğaz ağrısı, baş ağrısı, hâlsizlik, tıkanıklık ve sinüs iltihaplanması gibi grip semptomlarına iyi geliyor. Günümüzde şurup, hap, likit, pastil şeklinde formülize edilerek satılan karamürver, aynı zamanda burun ve bronşlarda balgam oluşumunu hafifletiyor ve bağışıklık sistemini yapılandırmakta oldukça etkili. Yapılan birçok bilimsel araştırmada bu meyvenin grip virüsüne yüzde 99 oranında etki ettiği ispatlanmış. Aynı zamanda karamürver grip ve soğuk algınlığı virüsünün baskılanmasında da etkin. Yetişkin ve çocuklar hastalık belirtilerinin ortaya çıktığı ilk andan itibaren karamürver tüketmeli.
D vitamini: D vitamini bağışıklık sisteminde anahtar rol oynuyor. Vücudu istila eden bakteri ve virüsleri arayıp yok eden T hücrelerine yardım ediyor. D vitamini eksikliği yaşayanların vücudu enfeksiyonlara, virüslere tamamen açık hâle geliyor. T hücreleri D vitamini olmadan işini yapamıyor çünkü. D vitamini hakkında en çok bilinmesi gereken ise ne kadar gün içinde dışarı çıkarsak çıkalım, özellikle büyük şehirlerde hava kirliliği sebebiyle vücudumuz direkt güneşi alamıyor. Bundan dolayı bebek, çocuk ve yetişkinlerin her gün D vitamini takviyesi alması gerekiyor.



ETİKETLER

pirtayfun 06.10.18 11:05

Cevap: Her şeyin Başı SAĞLIK.....
 
Sağlık ve huzur. Her şeyin başı.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:49.

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.


Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2