Alevi Forum -Kızılbaş Forum - Alevi Haber- Alevi Platformu - Alevi News - Alevilik  



Forumdan Yararlanmak İçin Önce Sitemize Üye olman Gerekiyor.Buraya Tıklayarak Ücretsiz Üye Olunuz.

Sizce biz insanlar neden varız?

 Yaşam Katagorisinde ve  Hayata Dair Forumunda Bulunan  Sizce biz insanlar neden varız? Konusunu Görüntülemektesiniz.=>:::SİZCE BİZ İNSANLAR NEDEN VARIZ???::: Evet, kıyametim kopmuştu, Kıyametimdeki sur beynimde bir kez üflenmişti bile. Dur diyemezsin, son diyemezsin. …Öncelikle sadece kendinsen Sadece en azından şu an kendinsen, ya da kendin olmayı daha önceden seçebilmişsen, sadece kendin için, öncelikle sadece kendine sor. Neden varım ben? Kim için? Ne için? Hangi amaç için? İnanın ki dayanılması güç şeylerdir gerçek cevapları, ne güldürür ne ağlatır, sadece susturur ve düşündürür. Hazır mısınız? Ne gülmeye, ne ağlamaya, sadece düşünmeye? Kendin için, şimdilik sadece kendin ...

Go Back   Alevi Forum -Kızılbaş Forum - Alevi Haber- Alevi Platformu - Alevi News - Alevilik > Genel konular > Yaşam > Hayata Dair
Facebook

Hayata Dair Yaşam Hakkında Ne Varsa. . .

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05.04.10   #1
Asi_Kardelen
Senior Member
 
Asi_Kardelen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2010
Mesajlar: 365
Thanks: 369
Thanked 347 Times in 192 Posts

Mood
Mutlu

Tecrübe Puanı: 1
Asi_Kardelen is on a distinguished road
Standart Sizce biz insanlar neden varız?

:::SİZCE BİZ İNSANLAR NEDEN VARIZ???:::
Evet, kıyametim kopmuştu,
Kıyametimdeki sur beynimde bir kez üflenmişti bile.
Dur diyemezsin, son diyemezsin.
…Öncelikle sadece kendinsen

Sadece en azından şu an kendinsen, ya da kendin olmayı daha önceden seçebilmişsen, sadece kendin için, öncelikle sadece kendine sor.

Neden varım ben?
Kim için?
Ne için?
Hangi amaç için?

İnanın ki dayanılması güç şeylerdir gerçek cevapları, ne güldürür ne ağlatır, sadece susturur ve düşündürür.

Hazır mısınız? Ne gülmeye, ne ağlamaya, sadece düşünmeye?

Kendin için, şimdilik sadece kendin için...

…Sizce neden varız biz????

Bir insan, neden var olduğunu hiç düşünmez mi????

Anlatılanlarda bir neden aramaz mı hiç?????

Düşünmeden etmeden koşulsuzca inanmak mı gerek? Yoksa üzerinde vicdanımızı rahatlatacak cevabı bulana kadar araştırmak mı? Konu ciddi. Neden var olduğun, yani ben, sen, ya da onlar, bu aslında hepimizin sorunu, bu aslında hepimizin kendi oyunu…

Bunu en başta kendim için yapmam gerekmez miydi, aklım ilk başıma geldiği zaman?

Şimdiye kadar neden hiç düşünmedik ki?
Şimdi biraz da bunu düşünsek, biraz da bunu sorsak kendimize?

Neden varım ben?
…Tesadüf mü desek?

Ne kadar alışmışız değil mi her şeyi tesadüf sanmaya, öyle yormaya. Zamanında “ne büyük tesadüf” ya da “aman tesadüf işte” dediğimiz birçok olay, bizleri ne kadar yanlış bir girdabın içine sokmuş meğer. Tesadüfe olan inancınız bittiğinde emin olun ki siz de zamanında ne kadar yanlış yaptığımızı anlayacaksınız. Tesadüfe olan inancınızı bitirirseniz hayatınızdaki inanılmazlıklara emin olun ki inanamazsınız. Mesela şu an bitirin. Bunu bitirdiğiniz andan itibaren tesadüf sandığın tüm o şeylerin neden olduğunu düşünmeniz gerekmez mi?

Düşünün bakalım sence ne, neden????

Dolayısı ile bu kitabı okuyor olmanız da tesadüf değil, öyle değil mi????

Hiçbir dinde, hiçbir kitapta, Allah’ın yasalarında ve bilimde bile tesadüf olmaz ise, sizce sizin şu an bu kitabı okuyor olmanız tesadüf mü peki?

Yaşamdaki hiçbir şey tesadüf değilse ve her olayın da bir amacı varsa, bu kadar hassas bir konu hakkında bilgi edinmeye başlarken, özgür düşüncenize ve sizin için amaçlanmış bu sahneye özen gösterin, çünkü yaşam adına önemsemediğiniz bu sahneler size kendini anlatana kadar hayatta farklı yollarla hatırlatılacaktır.

Her olay bir derstir hayatta ve tesadüf bu yüzden yoktur.
Eğer eksiğin varsa, ya da sorunların yoksa!!!!

Yoksa zaten tesadüfü içinde barındırmayan hayat senin bu kitabı okumana sebep olur muydu?

Düşünün?
Bu kitap size gelirmiydi, hissedin!!!!

Peki öğrenmen gereken bir şey olmasaydı, sence tesadüfü içinde barındırmayan hayat seni bu dünyada hala var eder miydi????

Hayat bir okul, bunlar da okulun dersleri. Bu okulun kurucusu Allah, işleteni yasalar, kurallarını koyan da vicdanlarımızdır. Alınmayan ders her zaman alınmaya mecburdur. Bu yaşam okulundaki derslerden bütünleme ile geçmek olmaz; geçene kadar dersi işlemek vardır.

Bu hayat okulunda herkes önce sadece kendinden sorumludur. Kendi sorumluluklarını yerine getiremeyen bir insan başka bir insanın sorumluluğunu alabilir mi?

Şimdi sizden tek ricam; kendi aklınıza ve mantığınıza uygun gelmeyenler üzerine, kendi vicdanınızı kullanarak düşünmeniz. İnsan ancak kendi başına birey olabildiği, kendi hayatı adına kararlarını kendi verebildiği zaman bu okuldaki sınıfta olduğunun farkına varabilir.

Kendini hissedebilir.

Kim hayra ve barışa yönelik bir iş yaparsa KENDİ lehinedir. Kötülük yapanda KENDİ aleyhine yapmış olur. Sonunda Rab’binize döndürülürsünüz. (Casiye 15.ayet)

Kendi olamayan, kararlarını kendi veremeyen, kendini ve hayatını sevmeyen hiçbir insan okuldaki ilk dersten yani kendinin ve neden var olduğunun farkına varmaktan geçemez !

Dünya üzerindeki yaşam sürprizlerle dolu koca bir serüvenin başlangıcıdır. İster oyununuzun farkına varıp kendinize gelin, isterseniz başkalarının oyunlarında piyon olmaya devam edin.

Ona ayetlerimiz okunduğu zaman eskilerin masallarıdır derler. ( Mutaffifun 13. Ayet )

Ayette yazan bu düşünce ile neden var olduğumun peşinde bilgi edinmeye başlarken edindiğim ilk izlenim en önemli olanın, insanın en başta kendi olabilmeyi başarması ve bütün sorularının cevaplarını ancak bu yolla bulabilmesidir.

Her ümmet için biz bir ibadet şekli belirledik; onlar onu izlerler. Artık bu iş konusunda seninle çekişmesinler. Sende Rabb’ine dua et. Sen elbette ki şaşırtmadan yol aldıran bir kılavuzun ardındasın. ( Hacc 67. ayet )

Maddi veya manevi, kimsenin etkisinde kalmamak, sadece Allah’ın etkisinde olmak en doğru yolu buldurandır.

Şimdi şunu anlayın ve hissedin; hiçbir kutsal kitap masal değildir. Sadece masalsıdır. Bütün kutsal kitapları en yüce insanlar yani peygamberler yazmıştır, yazdırılmıştır.

İlham katılmaması mümkün mü?

İçlerinden buna inanacak var, inanmayacak var.Bozguncuları Rabbin daha iyi bilir. (Yunus 40. ayet)

Ve şimdi artık sadece kendiniz olun…
Ve sorularınızı sadece Allah’a sorun...
Cevap mı? Çevrenize bakın ve anlayarak kutsal kitapları okuyun...

Ben okudum, sordum, baktım, gördüm, yazdım.
Siz de okuyun, sorun, bakın, görün, yaşayın ya da okuyup inanmayıp görmeden yaşamaya devam edin...

Ne de olsa elbet göreceğiz..görüyoruz, ne de olsa elbet bileceğiz...biliyoruz
Sonrasını, öncesini.

Zamanı değerlendirmekse tamamen size..bize..bizlere kalmış!!!

alıntı...
__________________

birgün büyük bir derdin olursa
allah a dönüp benim büyük bir
derdim var deme ... derdine
dönüp benim büyük allahım var de
Asi_Kardelen isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Asi_Kardelen Kullanıcısına Bu Mesaj İçin Teşekkür Edenler:
meyou (05.04.10)
Alt 05.04.10   #2
hasan
Yönetici
 
hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2009
Yaş: 22
Mesajlar: 478
Thanks: 128
Thanked 172 Times in 123 Posts
Tecrübe Puanı: 10
hasan is on a distinguished road
hasan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Cevap: Sizce biz insanlar neden varız?

İnsanlar artık kendilerinin ve dünyanın değerini sezmeye başlamışlardı. İçinde yaşamak zorunda oldukları bir dünya vardı. Kaçınılmaz olan durum ise bu dünyanın tüm iyi ve kötü yanları ile kabul edilmesiydi. Ama yeryüzünde iyilikten çok kötülük vardı. Temelden kusurlu olan dünyanın kusurlu olmasının nedenlerini ortaya çıkartacak koşullar henüz gerçekleşmemişti. İnsanlar gereken bilgiden yoksundu. Bilimler dünyayı daha az kusurlu ve daha özgür bir yer yapmaya yetmiyordu. Bilim yerini bilimdışı düşçülüğe bırakmıştı. Artık özlenilen dünya hayal gücü ile biçimlenecekti.”

Aldous Huxley’nin – Cesur Yeni Dünya’sı, sadece başlığına bakıldığında daha cesur ve daha özgür, dünyanın kusurlarına karşı daha dayanıklı ve yapısı sağlam bir dünyayı simgeliyor ve bir ütopyayı çağrıştırıyor. Ancak kitabın ilk sayfalarıyla birlikte, bir anti-üütopya çıkıyor karşımıza. Bu iki zıt kavramın daha iyi anlaşılabilmesi için tarihte ilk kez yaratılmış olan “bilimdışı düşçülüğe” (Ütopya) bakmakta yarar var.
__________________
hasan isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 05.04.10   #3
hasan
Yönetici
 
hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2009
Yaş: 22
Mesajlar: 478
Thanks: 128
Thanked 172 Times in 123 Posts
Tecrübe Puanı: 10
hasan is on a distinguished road
hasan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Cevap: Sizce biz insanlar neden varız?

THOMAS MORE’UN ÜTOPYA’SI

Platon’dan yirmi yüzyıl sonra bir İngiliz filozofu, Sir Thomas More, insanları mutlu etmek için bir devlet düşünür. Çağ Yunan düşüncesinin yeniden dirildiği Rönesans çağıdır. “Humanisme” adı verilen düşünce akımları Avrupa’yı kaplamıştır; insan bir araç olmaktan çıkarak bir amaç olma yolundadır. Bu arada İngiltere adası toplumsal bir kargaşa içindedir; savaşlar toprak üretiminin kökünü kazımış; açlık ve hırsızlık almış yürümüştür. İnsanlar yeni bir düzen arayışı içindedirler.

Thomas More’un Ütopya’sı böyle bir dönemde ortaya çıkmıştır. More ütopyasında aile ve çalışma kurallarını kesin bir şekilde belirler. Aşkı üstün tutar, ancak birbirlerini sevenlerin evlenmesini uygun görür. Öte yandan kızlar on sekiz yaşından erkekler ise yirmi iki yaşından önce evlenemezler; ayrıca evlenebilmek için nişanlılar çıplak vücutlarını üçünçü bir kişiye göstermek ve sağlam olduklarını kanıtlamak zorundadırlar. Boşanmak mümkündür, ama ancak bir kez boşanılabilinir.
More her kente 6000 aile yerleştirir: Her aile yirmi iki kişiden oluşur; bu yirmi iki kişinin yirmisi kadın, erkek, çocuk, ikisi de esirdir. İlginçtir ki, ütopyalarda bile esirler unutulmamaktadır. Esirler dışında herkes eşittir. Kadın ya da erkek her toplum üyesi iki yıl tarlada çalışmak zorundadır. İki yıl çalıştıktan sonra her üye bu yükümlülükten kurtulacak ve kendi zanaatına dönecektir.
Mülkiyet hakkı More’un önemle üstünde durduğu konulardan biridir. Her ailenin bir evi vardır ve evler her on yılda bir Kur’a çekilerek dağıtılır, ancak bunun dışında, ütopyalıların mülkiyet hakkı yoktur. Mülkiyet tüm hırsızlıkların ve düşmanlığın baş kaynağı olarak görülür, mülkiyetsiz toplum mutlu bir toplum olarak adlandırılır. Ancak mülkiyetsiz bir toplumun mutlu olduğunun hangi bilimsel gerçekliğe dayandırıldığı açıklanmamaktadır.
Thomas More’un Ütopyasında daha mutlu ve adaletli bir dünya yaratılmaya çalışılmıştır. Her şey ortaktır. Yaşam ortaktır, üretim ortaktır, mülkiyet hakkı yasaklanmıştır. İnanç özgürlüğü ve inanca olan saygı, bu toplumun en önemli özelliğidir. Moore’un inanç özgürlüğünü destekleyen bir birey olmasının nedeni zamanında Protestanlar ile savaşan, koyu katolikliğinden ötürü krala karşı direnerek asılmayı bile göze alan ısrarcı ve mücadeleci yapısından kaynaklanmaktadır. Ütopyalılar çeşitli dinlere bağlı olabilirler. Birbirlerini hoş görmek, birbirlerine saygı göstermek zorundadırlar. Hoşgörü (tolerance) yasasını çiğneyenler sürgün cezasıyla cezalandırılırlar. Bir dinin ötekine olan üstünlüğünü savunmak, herhangi bir dini küçümsemek yasaktır. Gerekli olan, sadece, bir Yaratıcının varlığına inanmaktır. Görüldüğü gibi ütopyalar bu dünyanın kötü gerçekliklerinden (mülkiyet hakkından doğan hırsızlık, dinsel çatışmalar, bencillik uğruna yapılan savaşlar) yola çıkılarak yaratılmıştır; amaç, özgür ve mutlu bir dünyanın bu gerçekleri değiştirmesidir. Eski çağın ütopyacıları bir gün dünyanın böyle koşullar içinde olacağına inanmaktadırlar. Dünyanın geleceği, farklı detaylar üzerinden gidilse de yine aynı hedefleri birbirleri ile buluşturacaktır.
Ütopyanın zıttı olan anti ütopya ise varolan düzenin daha kötüye gideceğini söyler. Anti ütopyalar da belirli gerçekliklerden yola çıkılarak yazılmıştır ancak, bilimdışı düşçülüğün olumlu bakış açısı anti ütopyalar ile son bulmuştur. Değişen dünyanın ürünleri kötü olmak zorunda değildir ama insanlar var oldukça her şey kötüye gidecektir. Televizyon gibi, özünde yararlı olan şeyler bile insanlar tarafından kötüye kullanıldığı için büyük felaketlere yol açabileceklerdir. Anti ütopya, bu bakış açısıyla daha gerçekçi ve rasyonel bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.


KAYNAK([Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...])
__________________
hasan isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
biz, insanlar, neden, sizce, varız

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Canlar Bir Alevi İle Sünni Arkadaş Olabilir Mi Sizce? Kıbrıslı Anketler 26 6 Gün önce 09:42
Alevi Köylerinde Camilerin Olması Sizce Doğrumu ? Kıbrıslı Anketler 26 28.06.10 00:01
Sizce Bu Filin Kaç Tane Bacağı var ? Kıbrıslı Forum Yarışmaları 7 07.04.10 12:09
Sizce bilgisayar dişimi,erkekmi? cancana Teknoloji ve Bilim 6 18.02.10 17:51

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:33.
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.1 PL1