Sponsor Reklamlar


hallac-i mansur

 Alevi Önderlerimiz Katagorisinde ve  Hallac-ı Mansur Forumunda Bulunan  hallac-i mansur Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

Ağaç Şeklinde Aç8Beğeni
  • 4 gönderen tuncer yilmaz
  • 1 gönderen ulas_ 1
  • 2 gönderen Dede-baba
  • 1 gönderen Seyri Alem

 
Seçenekler
Alt 04.09.09   #1
tuncer yilmaz
tuncer yilmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 195
Rep Puani : 11
Standart hallac-i mansur


İslam tasavvufunda kimilerinde büyük bir hayranlık, kimilerindc de nefret uyandıran, ama özündc tasavvuf felsefesini sarsan, ona yeni biçimler, yeni görevler, yeni işlevler yükleyen bir dehadır Hallaç. Ölümü, daha doğru söylemle öldürülmesi dünya siyasetinin en barbarı, en gaddarı ve en acımasızıdır. O'nu çekemeyenler, onun dehasına onun teorik bilincine erişemeyenler bu büyük bilginin önce kollarını bacaklarını, ardından da kafasını kesip halka teşhir ettiler, yani halkın arasında böylesine kimseler çıkmaması için gözdağı verdiler.

Önce işkence yapılıp, sonra kolları bacakları kesilen bu bilgin Nasıl birisidir?

858-922 tarihleri arasında yaşayan Hallacı Mansur, Baba mesleğinden gelen "pamuk atıcısı" anlamına gelen Hallacı lakabıyla tanınmıştır. Tam adı Hüseyin İbn Mansur Hallac'dır. Beyza'nın Tur yöresinde doğup, Bağdat'ta öldürülmüştür.

Beyza yöresi Abbasi halifeliğine bağlı olmasına karşın halkının dini tümüyle islam değildi. Genellikle eski Iran Zerdüşt dini ile Mani dini etkileri bu yörede öldükçe ağırlıklıydı. Hatta Hallacı Mansur'un dede ve babası Zerdüşt dinindendi. Babası sonradan Müslüman olmuştur.

Hallacı Mansur küçük yaşlarda bilime ilgi duymaya başladı. Önceleri tasavvufa yöneldi. Genç yaşlarda çeşitli dinleri inceleme fırsatı buldu. Kendisini kısa sürede yetiştirdi. Değişik din adamlarının derslerine, tartışmalarına katıldı. Hallacı'nın en yakın arkadaşları değişik dinlerden ve milletlerden kimselerdi. Doğduğu, yetiştiği kent Türk düşmanlığıyla ünlü bir yer olmasına karşın Hallacı her zaman Türklerle birlikte olmuş, onlarla arkadaşlık kurmuştur.

İlk dini derslerini Sünni hocalardan almış, ona göre yetiştirilmek istenmiş, zamanla kafasında değişik sorular oluşmaya başlayan Hallacı, bununla yetinmemiş, arkadaşları aracılığıyla, seyahatlere çıkıp, araştırmalarında yeni bulgular eşiğinde kafasında beliren soruları yavaş yayaş ortaya koymaya başlamıştır. İran'daki mezhep çatışmaları yüzünden genç yaşlarda bulunduğu Tur yöresinden kaçmak zorunda kalmıştır. Arap kültürünün önemli mutassavvıflarından Sehl bin Abdullah et Tusderi'ye bağlanarak ondan dersler almaya başladı. Tusderi ile Basra'ya gitti. Ardından Bağdat'a gelerek Amr bin Osman el Mekke'ye bağlandı, burada ünlü bilginlerden bu Takup el Akta'nın kızıyla evlendi.

Artık Bağdat'ta adından söz ettirmeye başlayan bilgin, burada Cüneyd-i Bağdadı ile tanışıp, ahbap oldu.

Bağdad:'dan hırka giyindi. Cüneyd-i Bağdadı, onun en yakın dostları arasındaydı. Bu yakın ilişkiler

sayesinde, Hallacı birçok ünlü bilgin ve din adamıyla taııışıp, ilişki kurma fırsatı yakaladı. Kendisi de sürekli bilgilerini yeniliyor, görüşlerine yeniden yön veriyordu. Zamanla Cüneyd-i Bağdadı ile aralarında fikir aynlıklan çıkmaya başladı. Yakın arkadaşını fazla rencide etmek istemeyen Hallacı Mansur, yeniden Tuster'e dönmek durumunda kaldı.

Tuster'de sufi hırkasıyla uzun süre dolaştı. Giyim kuşamında çok derbederdi. Bir süre sonra Sufi hırkasını da üstünden atarak halk arasında dolaşmağa başladı.

Ateşli konuşmaları sayesinde kısa sürede çevresine yığınlarca insan toplamayı başardı.Tusder'in dışında islam sınırları içerisinde yığınlar artık Hallacı'nın talipleriydi. Hallacı üç kez de hacca gitmiş gelmiş, ama yörenin bilginleriyle din adamlarından hadis ve fıkıhçılarla giderek ilişkileri koparmaya, onların yanlışlarını yüzüne vurmaya başlayınca araları bozuldu. Bu ara yolculuğa başladı. Türkistan, Hindistan, Çin bölgesinde de dolaştı. Bu gezilerinin ardından yeniden Bağdat'a dönerek, buraya yerleşti.

Yine her bilim adan ı gibi Hallacı Mansur'la ilgili de çok menkıbe anlatılır. Anlatılan bu menkıbeler halk tarafından ya da yakın inananları tarafından o kişiye yüklenmek istenen yücelikten dolayı verilmiş bir sıfattır. Bir menkıbeye göre ~Hallacı Mansur Mekke'ye gittiğinde Cami avlusunda 1 yıl kaldığı ve zorunlu ihtiyaçlarını karşılama dışında yerinden kımıldamadığı rivayet olunur. Her gün iki yudum su içip, bir ekmek kabuğunu kemirerek yaşadığı söylenir. Ne yağmur ne güneş onu etkilemenıektedir. "1

Yine adı geçen yapıtta onunla ilgili bir rivayet daha vardır "Daha o dönemde kendisini tanrdaştırdığı hususunda-ki sözleri gündeme getirilir. Kendisinin de kuran gibi bir eser yazabileceğini söylediği rivayet olunur. Bunun üzerine Mekke ileri gelenlerinden bazıları onu lanetlemiştir. Ancak Mekkeli Amr Mekki, onun bu tür konuşmalartnın ilhamdan başka bir şey olmayacağını belirterek Kur'anın insan tarafından yaratıldığını iddia eden bazı aşırı Mütezile yandaşlarından Hallacı farklı değerlendirmiştir."2

Bu tür menkıbeleri halk istediği kişiye iyilik, yücelik olsun. diye böyle bir görev yüklemektedir. Hallacı'nın Mekke camii avlusundaki durumu onun fikirlenyle çelişkilidir. Sevenleri her ne kadar böyle bir rivayetin Hallacı'yı yücelttiğini düşünerek yapmış olsa da, bu rivayet onu düşüncelerinin tam tersinedir.

Hallacı Mansur, Bağdat'a ikinci yerleşmesinde sarayın aydın çevresiyle sıkı işbirliği kurmuştur. Buradaki aydınlar Lois Massıgnon'un dediği gibi "Bu aydınlar Şii kültüründen etkilenen Antik Yunan felsefesi' ni bilen kimselerdi."3 Bağdat'da Tıp, Kimya...gibi bilimleri de öğrenmiştir. Yine burada Nasturi dini mensupları olanlardan Yunan felsefesini öğrenmeyi benimsemiştir. Bu bilgilerin ışığında sünni din adamlarıyla her türlü ilişkilerini kesmiştir. Çünkü Hallacı'nın fikirleri bunlarla bağdaşmıyordu.

Hallac kendisine en büyük desteği veren Mavereinehir Türkleri sayesinde fikirlerini geniş kitlelere yayma fırsatını bulur. Hatta Türkler'in kitle olarak Müslümanlığı benimsedikleri dönem bu dönemdir. Bunda hem Türklere hem de Kürtlere Hallacı'nın büyük etkisi olmştur. Hallacı'nın görüşleri Müslümanlığın katı kurallarından uzak, yumuşatılmış bir Müslümanlık olarak Kürt ve Türk topluluklarının karşısına çıkmaktadır.

"Hallac'tan etkilenen ilk Türk Ozanı Ahmet Yesevi'dir. Yesevi "nin Hikmetleri, tamamıyla Hallac'ın etkisinde yazılmıştır. 0 da tanrı aşkı peşine düşer, Hallac'ı bulur. Hallac'ın tüm görüşleri"Enel Hak" anlayışını doğrulayan Yesevi, onun ölümüne sebebiyet veren katı mollaları ele vermiştir ."4

Hallac'ın fikirlerini şöyle özetleyebiliriz:

Hallac'ın düşüncesininin temeli Enel Hak" dır. İnsanla tanrı bir varlık düzeninde birleşir. İnsanın manevi özü tanrıyı yansıtır. Görünüşte ayrı gibi sanılan varlıklar özde birdir. Ayrılık ancak görünüştedir. Tanrı insanı kendisine benzeterek yaratmıştır. Bu nedenle tanrının dostluğuna ermek için "kalbini iyi işlere veren zevk erden kaçan, bu nedenle de tanrıya kulluk için benliğini kullanmak gerekir. Tanrının ruhu Isa'-da olduğu gibi ruhunu hulul eder. Hallac bu konuda dinlerin birliğini de öne sürer.

İnsan konuşan, düşünen, hareket eden bir tanrıdır. Tanrı insanla birlikte görmezlikten kendisini sıyırıp görünen bir varlık durumuna geçer.

İnsanlar soyut şeylerden kurtulup, derine inmelidir.

Beden insanda salt maddi ilişkilerin düzenlenmesi içindir. Maddenin nedensellikleri içinde hapsolunan insan tutsaklığı benimsemiştir. Ruhun rehberi, yol göstericisi yürektir.

Ecel ve mahşer günü insan doğmadan belirlenmiştir. Doğumdan yaşamın tüm aşamalarına varana kadar her şeyi veren tanrıdır.

Kuran-ı Kerim'e göre Allah'a kimse ulaşamaz. 0 gizli bir hazinedir. Hallac'a göre insanla tanrı arasında fark gözetilmemelidir.

Yüreğini temiz tutan, açık olan kimse Allah'la konuşabilir, anlaşabilir. Bu konuda yürek yol göstericidir.

İnsanda Allah'ın tüm sıfatlan bulunur. Allah güzelliktir, hoşgörüdür, bağışlayıcıdır, bilimdir, akıldır, sevgidir.

Hz. Muhammed Allah'ın görevlendirdiği bir elçisidir. Ona itaat etmek Allah'a itaat etmektir. Hz. Muhammed'in sözlerinden çıkan, onu yanlış yapan Allah katında yanlış yapıyor demektir.

Hallac'ın vahdeti vücut görüşü İslama yeni bir yorum getirdi. Hallac'ın fikirleri hem din adamları, din bilginlerine ters geliyor, hem de devlet yöneticilerine ters geliyordu. Herkes Hallac'ın cezalandırılması gerektiğini söylüyordu. 0 nedenle de 911 yılında Hallac yakalanarak yargılandı. 0 düşüncelerinden yine taviz vermedi. Dönemin Şafi Kadısı Ibn Süreyc, Hallac'ın öldürülmesine karşı çıktı. Bu doğrultuda fetva vermekten kaçındı. Ardından Maliki Kadısı Ebu Ömer ve İbn Mücahit ile İbn Buhlul da bu fetva olayını tersine verdiler. Verdikleri fetva gereğince Mansur ortadan kaldırılamazdı. Vezir Hamid'in baskılarına karşı teslimiyetçi bir çizgi izleyen Ebu Ömer'in, yeniden verdiği fetyayla Hallac öldürülebilecekti. Ve Hallac da önce kırbaçlandı, kolları, bacakları kesilerek asıldı, sonra başı kesildi. Böylece hem yöneticiler, hem halife, hem de din adamları rahatladı.

Ama Hallac'ın bedeninin gi~esi,onun fikirlerinin ortadan kaldırılmasına güç vermedi. Aksine bu öldürulerek yok etme mantığı Hallac'ın fikirlerinin daha kısa zamanda yayılmasına olanak sağladı. Bu olay Hallac'a güç verdi.

Hallac-ı Mansur Arap kökenli olmasına karşın bütün ırkları, bütün dinleri, bütün insanları bir bildi. O'nun felsefesi en çok Türkler arasında benimsendi, yaygınlaştı. Horasaıı ve Anadolu Aleviliği Hallac'dan çok etkilendi. Ahmet Yesevi, Ebul Vefa gibi büyük Horasan Pirleri Hallac'ın fikirlerindeki zenginlik, aykırılık, hoşgörü, insan-tanrı sevgisini okullarına taşıdılar.

Mevlana'dan Hacı Bektaş'a, Seyit Nesimi'den Pir Sultan Abdal'a kadar Hallaç etkileri ve sevgisi yaşatıldı. O nedenle Hallacı'yı Anadolu Aleviliğinin temel köklerinden sayıyoruz
Sponsor Reklamlar

hasan, ulas_ 1, gazidemir ve 1 diğerleri bunu beğendiler..
tuncer yilmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 04.07.10   #2
ulas_ 1
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: May 2010
Mesajlar: 108
Rep Puani : 10
Standart Cevap: hallac-i mansur


emeğinize sağlık tuncer yılmaz.. benimde büyük hayranlık duyduğum bir liderdi hallac-ı mansur.. hallac-ı mansurun en-el hak söyleminden dolayı vahşice öldürüldü ve en-el hak söylemindeki niyet hep tartışıldı tanrısal sırmı ruhsal nefhamı diye. en-el hak tanrının 99 isminden birininde hakk olduğu için söylemişti.. en-el hak düşüncesinden bakarsak insan düşünmeye başladığından beri milyonlarca tanrı yarattı su güneş toprak ateş taş agaç heykel hatta sıradan insana bile tanrı diye ibadet etti..shakespeares in bir sözü geldi aklıma Tanrı insanı yarattı,insan tanrıyı çoğalttı. neden insanlarda hep bir tanrı yaratma isteği olmuştur? doğan doğurtan bir insandan daha üstün bir tanrı veya bir varlık olabilirmi ? hal böyleyken hallac-ı mansurun dediği gibi en-el hak
Sponsor Reklamlar

fikret bunu beğendi.
__________________
seni HALKIM kadar sevdim

En-el Hak
ulas_ 1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 10.07.10   #3
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 40
Mesajlar: 381
Rep Puani : 10
Standart Halac-ı Mansur ve eseri TAVASİN


Hallac-ı Mansur:

Asıl adı Ebu Muğis el Hüseyin bin Mansur el- Hallac, 857 yılında İran'ın Tur kasabasında doğdu. Tasavfufu eğitimi aldıktan sonra Huzistan'da, Tanrı'yla birleşme yolunu öğretmek için konuşmalar yaptı. Birçok yandaş topladı ama o kadar da düşman edindi. Kendisini yalancılıkla suçlamaları ve halkı alehine kışkırtmaları üzerine Horasana gitti. Orada 5 yıl kalıp görüşlerini yaydıktan sonra Bagdat a geldi. Müritleriyle birlikte Hacca gitti. Mekke'de onu büyücülük ile suçladılar. Daha sonra Hindistan ve Türkistana gitti. 902 yılında Mekke'ye geldi."Enel Hak= Ben Tanrıyım" demesi nedeniyle... Yakalanıp hapse atıldı.. " Mucizeler göstermek, Tanrı'nın gücünü ele geçirip kötü amaçla kullanmak, Tanrı ile insan arasında aşk bağlantısı kurulabileceğini öne sürmek," ölüm cezasının nedenleri olarak gösterildi. Mansur 9 yıllık hapis hayatı süresince: "Ta Sin el- Azal", "Mirac" adlı eserlerini yazdı.

Mansur'u önce, astılar... Başını kesip bedeninden ayırdılar... Bedenini yaktılar... ve küllerini Dicle nehrine attılar. İdam sırasında büyük bir ayaklanma oldu güç bir şekilde bastırıldı...

Ancak Mansur birçok tefekkür ehline ilham kaynağı oldu... feridüddin Attar "Bisername" adlı eserinde: " Hallac'ın gönlüne düşen ateş, benimde yaşamıma düştü"
demiştir.

Mevlana, Yunus Emre, Nesimi, Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal onun takipcileridir...


Şimdidi size Hallac-ı Mansur'un Eseri Olan Ta-Sin bir bölüm sunmak istiyorum... (Hz. Muhammed ve Allah arasındaki ilişki)

" Bir ışık çıktı, Görünmez'in Nur'undan. Çıktı ve geri dönerek diğer ışıklara egemen oldu. Bir aydı o; diğer ayların içinde ışık saçarak kendini açığa vuran, ayların sultanıydı. Evi, göğün en yüce katında bir yıldız. Tanrı onu "okumaz yazmaz" diye adlandırdı; çünkü o, soluğunu "hu"ı çıkarmaya adamıştı; Tanrı onu, "kutsanmış" diye adlandırdı. Dualarını görkeminden dolayı; "Mekkeli" diye adlandırdı, kendisinin bulunduğu yerde oturduğundan dolayı."

Tanrı, onun gögsünü genişletti, gücünü arttırdı ve üzerinden kaldırdı "senin sırtına ağır gelen" yükü, ve kendi yetkisini yükledi. tanrı onun bedr'ini görünür kıldı, böylece o tüm bir ay olarak yemame'nin bulutundan sıyrıldı ve güneş olarak Tihame (Mekke)'nin yan tarafından yükseldi ve ışığını tanrısal bağış kaynağından aldı...

O, kendi içinde gördüğünden başka bir şey bildirmedi, kendi davranışının gösterdiği gerçek dışında bir şeyin örnek alınmasını buyurmadı. kendisi, Tanrının varlığında bulundu, başkalrını da tanrı'nın varlığına kavuşturdu. Gördü, gördüğüne benzedi. Yol gösterici bir ışık olarak bırakıldı, böylece rehberliğin sınırlarını belirledi.

Hiç kimse, onun gerçekten neyi simgelediğini anlayamaz, Katıksız Olan'dan başka. Çünkü o, katıksız Olan'ın varlığını doğruladı ve ona eşlik etti, öyleki aralarında hiçbir fark kalmadı.

Bilgeler, onun gerçek niteliğine ilişkin bilgileri olduğu halde, kendisini öz olarak tanımlayamadılar. Onun niteliği, ancak Tanrı'nın açıklamayı uygun bulduğu kimseler için açık kılındı.

"kendilerine kitap verdiğimiz kimseler; bunlar o zaman çocuklarını tanıdılar; bunların bir bölümü, bile bile gerçeği gizli tuttular (Bakara Suresi; 146)

Peygamberlik ışığı, onun ışığından çıktı, onun ışığıysa Giz'in ışığından doğdu. Tüm ışıklarların içinde, en parlak, en tanınır olanı, yaratılmamışın en yaratılmamaşı olanı, Sonsuz Bağış Sahibinin ışığı.

O'nun varlığı, var olmayandan üstün; O'nun adı, Kelamdan üstündür, çünkü daha önce var oldu.

Bu işleve sahip olandan daha gönül okşayıcı, daha soylu, daha akıllı, daha adaletli,daha nazik, Bir kimse... Ne ufuklarda ne ufukların ötesinde, ne de ufukların altında var. O'nun unvanı, yaratılmışların Efendisi'dir, adı Ahmet, sıfatı Muhammed'dir. Buyruğu en keskin, özü en üstün, sıfatı en görkemli, soluk alışı kendine özgü...


Allah Eyvalla Şeyhen İlallah

Saygılarımla...
Sponsor Reklamlar

fikret ve renk bunu beğendiler.
Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.06.11   #4
Nura
Nura - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jun 2011
Nereden: İstanbul
Yaş: 40
Mesajlar: 16
Rep Puani : 10
Standart Cevap: hallac-i mansur


Enel Hakk..
Sponsor Reklamlar

Nura isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 24.07.12   #5
fikret
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: Hatay
Mesajlar: 9
Rep Puani : 10
Standart Cevap: hallac-i mansur


emeğine sağlık verdiğin bilgile çok işime yaradı
Sponsor Reklamlar

fikret isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 25.07.12   #6
Seyri Alem
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: İstanbul
Mesajlar: 12
Rep Puani : 10
Standart Cevap: hallac-i mansur


Bağdatta ölüm adlı kitapta, Mansur'un uzun bir arayıştan sonra belirttiğiniz coğrafyada
Işık öğretisine tâbi olduğu anlatılıyor. Daha önce de Zerdüştlük olarak belirtilen bir bilgiye rastlamadım.
Kaynağınız nedir?
Sponsor Reklamlar

Seyri Alem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 25.07.12   #7
Seyri Alem
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: İstanbul
Mesajlar: 12
Rep Puani : 10
Standart Cevap: hallac-i mansur


Hakk-ı Mansur hâlâ öyle devâsa bir sırdır..
Tanrısallaşmaya çalışanlara Mansur ne kadar kıymetli bir örnek..

Bir bâtın sırrıdır Mansur.. Herkese açılacağına da inanmıyorum..
Sponsor Reklamlar

Sun's Son bunu beğendi.
Seyri Alem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Baba Mansur Ocağı tuncer yilmaz Ocaklarimiz 8 24.02.14 00:03
"Olag" Hallac-ı Mansur (Çeviri) Sun's Son Ezgi- Mani Bölümü 1 24.07.12 15:49
Hallac-i Mansur ve 40 makam. dAbBe Hallac-ı Mansur 1 13.07.12 20:43
Dar-ı Mansur Gülce Alevi Nedir ? Alevi Tarihi... 2 08.12.11 17:30
Hallac-ı mansur hasan Alevi Önderlerimiz 0 05.12.09 17:50






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2