Sponsor Reklamlar


Kurban_kurban bayranı

 Genel konular Katagorisinde ve  Genel Kültür Forumunda Bulunan  Kurban_kurban bayranı Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

 
Seçenekler
Alt 25.09.15   #1
kristal
kristal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: istanbul
Mesajlar: 714
Rep Puani : 65
Standart Kurban_kurban bayranı


KURBAN BAYRAMI
İnsanlık tarihi incelendiğinde kurbanın insanlıkla birlikte başlamış olduğu ve bütün manevi inançların içinde yaşamış olduğu görülür.

Bir şeyi, bir şeye kurban etme uygulaması dünya tarihinin çok eski dönemlerine kadar uzanır.

Kurban ritüeli: 1- Kanlı kurbanlar, 2- Kansız kurbanlar olmak üzere başlıca iki ayrı şekilde uygulanırdı.

Kanlı kurbanlar sınıfında, insan ve hayvanlar; kansız kurbanlarda ise, çoğunlukla tahıl ve gıda maddeleri kurban olarak kullanılmıştır.
Şöyle bir tarihin gerilerine doğru gittiğimizde kurban ritüelinin inanılmaz derecede toplumlar arasında yaygın olduğu görülür:

Pigmelerin kurbanları, besledikleri bitki ve hayvanlardan ibaretti. Amaçları Tanrıları’nın bu gıdayı bollaştırması ve nimetlerine karşı duyulan şükran borcunun ödenmesiydi.

Eski Amerika inançlarında ise; insan kurbanları son derece yaygındı.
Özellikle Azteklerde insan kurbanı hat safhaya ulaşmıştı.Maya ve İnkalar'da da aynı kurban şekli görülürdü. Meyve, çiçek, hindi ve köpek sundukları dini törenlerde bazen insan kurban ettikleri de görülmüştür.

Eski Yunanlılar'da da bir insanı kurban olarak sunma geleneği son derece yaygındı. En büyük kurbanlarını Zeus'a sunarlardı. Felaket dönemlerinde ilahları hoşnut etmek için kesilen kurbanlar, aristokrat ailelerin fertleri arasından seçilirdi. Genellikle boğa, bazen domuz da kurban edilirdi.

Eski Romalılar tanrıların hoşuna gitmek ve onların hoşnutluğunu kazanmak için onlara süt, şarap ve yemiş sunmuşlar, ayrıca hayvan da kurban etmişlerdir. M.Ö. 97 senesinde Roma İhtiyar Meclisi'nin yasaklanmasına kadar insan kurban etme adetleri de vardı.

Cermenler'de bir takım kutsal hayvanlar bazı tanrılara, at ile karga da Odin'e adanmıştı. Ayrıca insan da kurban ederlerdi. M.Ö. 2000'de Avrupa'da yayılmış olan Keltler'de, özellikle beyaz at olan kurban sunma işini "Druid" denen rahipler yapardı. Az da olsa insan kurbanları vardı.İskandinavya'da orman ilahını memnun etmek için ona yaban domuzu taktim ederlerdi.

Rusya, Çekoslavakya ve Bulgaristan'da yaşayan Slavlar, yıldırım, ateş ve gök tanrıları için kurbanlar keser ve kanlarını etrafa bulaştırırlardı.
İnsan kurban etmek Fenikeliler'in de dinlerine ait bir özellikti.

Türkler’de insan kurbanının yasaklandığını eski Çin tarihi kaynakları yazmaktadır.

Hükümdarları ve ataları ölünce onların ruhlarına insan kurban etme adetinin çok yaygın olarak Moğollar’da yaşadığı bilinir. Moğollar'da bir Han'ın ölümü, insan kıyımına yol açardı.
Hititler'de tanrılara her türlü gıda maddesi, bira ve şarap, kurban olarak sunulur; koyun, keçi, sığır, bazen de insan bile kurban edilirdi.

Babilliler uğursuzluktan kaçınmak için türlü adaklar adarlardı.Asurlular'da kesilen oğlak veya kuzunun, insanların bütün günahlarını temizleyeceğine inanılmıştır.

Sümerler kurban edilecek hayvanın cins ve rengine fazla önem vermezlerdi. Onlarca mühim olan kanın akıtılmasıydı.

Eski Mısırlılar'da kurbanın kökeni mabetlerde inisiye adaylarına anlatılmaktaydı.

Eski İran dinlerinden olan Zerdüşlüğün kutsal kitabı Zend-Avesta'da, su aygırının kurban edilmesi, gene İran dinlerinden olan Mitraizm'de ise boğa kurbanı vardır.

Harran Sabiileri genellikle horoz kurban ederlerdi.

Brahmanlar bir ara hayvanlardan başka insanları da kurban ederlerdi.
Hinduizm'de güzel amellerin beş maddesinin başında ölenler için kurbanlar kesmek gelir.

Çinliler her mevsim değişimlerinde özel merasimle kurban keserlerdi.Japon dinlerinden olan Şintoizm'de tanrılara pirinç taktimi bir çeşit kurban sayılmıştır.

Orta ve Batı Afrika yerlilerinin bir çokları arasında insan kurban etme son derece yaygındı.

Yahudiler'de kurban, temel ibadetlerden biridir. Hayvan ve meyvelerin yanında eskiden insan da kurban ediliyordu. Tevrat'ta kurban hakkında geniş bilgi vardır.Hristiyanlık'ta kurban, "verilen sözün tutulmadığı anlarda günah işlemiş sayılmamak için, tanrıya karşı bir şey yapmaya söz vermek" şeklinde telakki edilmiştir.

Bilinen anlamıyla Hristiyanlık’ta kurban yoktur. Bunun böyle olması, özellikle İsa Peygamber’in kurbana karşı olan tavrıdır.

Müslümanlık’ta kurban, ilahi emirleri yerine getirmek, nimetlere şükretmek ve fakirlere yardım şeklinde nitelendirilir. Koyun, keçi, sığır ve deve kesilir. Ancak buna karşılık Müslümanlıktan önceki, Arabistan’daki Sami kavimlerinde insan kurbanı son derece yaygın bir şekilde kullanılmaktaydı. Müslümanlık bu uygulamaya son vermiş ancak insanların kurban kesme adetini o devrin şartları gereği tamamen ortadan kaldırmamıştır.

Görülüyor ki hemen hemen bütün toplumlarda ve dinlerde kurban, önemli bir yer işgal etmiş ve halen de etmeye devam etmektedir.Kurbanın çok köklü bir gelenek olduğu ortada... Peki bu adet ilk kez nasıl ortaya çıkmış ve bu kadar insanlar arasında nasıl yayılabilmiştir?...

KURBAN(IN EZOTERİK KÖKENİ

Kurbanın, ilahi emirleri yerine getirmek, nimetlere şükretmek ve fakir fukaraya yardım etmek şeklinde yorumlandığını görüyoruz. Hatta kurbanın kesilmesinin sırf fakir fukaraya yardım edilmesi için, ilahi bir emir olarak insanlığa verildiği inancı günümüzde hayli yaygındır.Oysaki, kökeni onbinlerce yıl öncesine dayanan kurbanın ilk ortaya çıkış sebepleri bir hayli farklı nedenlere dayanır. Nitekim yukarıda saydığımız ve günümüz tarihine daha yakın dönemlerdeki toplumların hiç birinde kurban kesimi, insanların protein ihtiyacını karşılamak için yapılmazdı. Peki niçin yapılırdı?...

Kurban kesiminin başlıca 3 farklı sebebi vardı. Bu farklı amaçların hepsinin de birleştikleri nokta, kanın akıtılması zaruretiydi. Kurban esnasında akıtılan kanın meydana getirdiği bir etki, bu her üç uygulamada önemli bir fonksiyon görmekteydi. Kurban kesilmesiyle birlikte aniden kanın boşalması esnasında, durugörü medyomları, gayet garip renklerde “tesir girdapları” görürler. Bu tesirler gerçekten girdap gibi döne döne yükselir. Bunlar açıkça gözlemlenmiştir. Sözünü ettiğimiz bu “tesir girdapları”, varlığın bünyesindeki yoğun “psişik - esiri enerji” alanlarının; meydana gelen ani ölümle bir anda boşalmasından ileri gelmektedir... Ve bu psişik enerji kanın katalizörtörlüğüyle çevreye yayılır. Çünkü bütün vücudu dolaşan kan, vücudun tüm tesirlerini üzerinde toplayabilen bir özelliğe sahiptir. Yani canlıların tüm psişik özellikleri kanlarında birikmiştir. Kanın bu özelliğini çok iyi bilen eski toplumların "kan kardeşi olmak" diye isimlendirdikleri bir uygulamayı yapmalarının en önemli sebebi de buna dayanmaktadır. Yani tesirlerini kanları vasıtasıyla birbirlerine aktarmayı hedefleyen bir adettir...Biz gelelim “kurban”la hedeflenen amaçlara...

1- Negatif Tesirlerin Polarizasyonu

Genellikle olumsuz-negatif tesirlerin başka yöne çevrilmesi ya da nispeten zararsız hale getirilmesi çeşitli metodlarla mümkündür. Bu metodların biri de kurbandır...İşte kurban törenlerinin ezoterik açıklamasında, bu konunun önemli bir yeri vardır. Kurban keserek hedeflenen amaç gelen negatif tesirlerin polarize edilmesidir. Çünkü kanla etrafa yayılan “yarı esiri - psişik enerjilerin” negatif tesirleri nötralize etme özelliği vardır. Ve bu özellikten uzun yıllar faydalanılmıştır. Kökendeki asıl bilgi unutulmuş olsa da, bu uygulama otamatik bir şekilde günümüzde de hala uygulanmaya çalışılmaktadır... Örneğin, Anadolu Halk Gelenekleri’nde uzun süre uygulanmış olan ve hala uygulanan; önemli bir işe başlarken ya da yeni bir ev, yeni bir araba alındığında kesilen kurbanın kökeninde yatan bilgi bu olmasına rağmen, genellikle işin özü unutulmuş sadece şekli uygulaması kalmıştır.Ancak hemen belirtelim ki, negatif enerjilerden sakınmanın başka yolları da vardır. Bunun en kolay yolu, zihnen sürekli pozitif enerji üretmektir. Sürekli pozitif tesirler üreten bir kişinin çevresinde kendiliğinden büyük bir manyetik koruma kalkanı oluşur. Şunu kesinlikle unutmayalım ki; zihnimizde negatif hiç bir düşünce taşımasak; dışardan negatif bir tesirin etkisine maruz kalmamız asla mümkün değildir. Ancak bu gerçekleştirilemedeği için, tarih boyunca bunun cezasını çoğunlukla hayvanlar çekmiştir...

2- Majik Uygulamalar

Çok eski devirlerden beri, “majik çalışmalarda” kurban kesilmesinin önemli bir yeri vardı. Buradaki amaç ise, kurban olarak kesilen canlının kanı vasıtasıyla çevreye yayılan psişik enerjisinden yararlanmaktı. Bu enerji elde etmek istenilen amaca özel bir yöntemle yönlendirilirdi. Öyle topluluklar vardı ki, bu gücü elde etmek için çocukları ve genç kızları bile kurban ederlerdi.Bu uygulamanın kökeni Atlantis’in son dönemlerine dayanır...Ezoterik bilgilere göre, çok eski çağlarda, Atlantis'in ilk devirlerindeki varlıklar, yarı trans halinde yaşıyorlardı. Duyular Dışı Algılamaları son derece gelişmiş olduğundan telepati, durugörü, telekinezi gibi yeteneklerini kolaylıkla kullanabiliyorlardı. Bize olağanüstü gibi görünen bu haller, onlar için normaldi. Birbirlerini ruhsal şifa ile iyileştirmeleri sıradan bir haldi... Sonraları Atlantis'te bu yetenekler, oluşmaya başlayan dejenerasyonun doğal bir sonucu olarak kaybolmaya başladı... Sadece bu işin bilimi kaldı... İşte, bu yetenekleri kaybolup sadece onların bilimiyle baş başa kalanlar, eski uygulamalarını yapabilmek için bazı katalizör yardımcı araçlara ihtiyaç duydular. Bu araçlardan biri de “kan”dı. Psişik yetenekler, hayvan kanları katalizör olarak kullanılmak suretiyle canlandırılıyordu. Dahası, insan ve hatta yetenekli insanları kurban ederek bu güç arttırılıyordu. Bu işe uygun insanlar mabetlerde özel olarak yetiştirilip, özel ritüellerle kurban edilerek, bazı güçler elde ediliyordu. Zaman ilerledikçe bu uygulamalar negatif alanlarda da kullanılmaya başlandı...Daha sonra dinler, Atlantis'in son dönemlerinden gelen bu yanlış uygulamayı ortadan kaldırmak ve insanları bundan vazgeçirmek için, insan yerine hayvan kurban etmek meselesini ortaya koymuşlardır. Yani bu majik uygulamayı hayvanın psişik etkisiyle gerçekleştirme yolları denenmiştir. Fakat ne yazık ki, hayvan kurban ederek gerçekleştirilen majik törenlerin büyük bir bölümü, negatif güçlerin harekete geçirilmesi doğrultusunda kullanılmıştır. Bu nedenle dinler bir taraftan bu tür majik çalışmalara karşı da mücadele vermek zorunda kalmışlardır. Gerçekten de, “kan” eğer bu konularda bazı bilgileri bilen bir kişi tarafından kullanıldığında; büyük bir katalizör güç haline getirilebilir. Ve majik uygulamaların önemli bir bölümünü oluşturur...

3- Dünya’ya spiritüel tesirlerin aktarılması:

Kurban’ın kökenlerinden biri de, dünya ile ilgili bir meseleye dayanır...Nasıl ki insanlar birbirleri ile sürekli tesir alış verişi içindeyseler, buna benzer bir şekilde, yeryüzünün de aldığı ve verdiği enerjiler vardır... Yeryüzü kendi yolunda ilerlerken ve kendi varlığını sürdürürken bu enerjiler çok büyük bir fonksiyon görürler. Dünya kozmos içinde mevcudiyetini sürdürebilmesi ve ayakta kalabilmesi için sürekli olarak kozmosdan enerjiler alır ve kozmoza enerjiler yollar. Bu enerji alışverişleriyle dengesini muhafaza eder... Bu tesir alış-verişi sadece Dünya ile kozmos arasında sürmez. Dünya kendi ihtiyacı olan enerjileri - tesirleri öncelikle kendi üzerinde yaşayan canlılardan alır.Bundan 50.000 sene öncesine ait Tufan Öncesi Kültür’lerde sırf yerküreye psişik esiri tesirlerin aktarılması için özel kurban törenleri de yapıldığı biliniyor. O devirlerde dünyanın bu tür enerjilere ihtiyacı vardı ve bu yolla bu ihtiyaç gideriliyordu. Daha sonra bizim devremiz uygarlığında da bu kurban törenleri belli bir müddet daha uygulandı. Amaç yine aynıydı... Dünyaya psişik ve esiri enerjilerin aktarılması... Ancak zaman içinde meselenin bu yönü tamamen unutuldu. Hatta öyle unutuldu ki, bu törenleri yapanlar bile neden yaptıklarını bilmeden, bu törenleri uygulamaya başladılar.Dışarıdan bakanlar o insanların “tanrılara” ve “ilahlara” kurbanlar sunduklarını zannetmekteydi ama asıl mesele dünyaya bazı tesirlerin aktarılmasıydı. Ne var ki bunu uygulayanlar bile ne yaptıklarının farkında değillerdi...Görüldüğü gibi “kurban”ın ilk ortaya çıkışının başlıca üç ana sebebi vardır... Ve yine görüldüğü gibi bunların hiç biri insanların protein ihtiyacının karşılanması için değildir. Örneğin Tevrat zamanındaki Kudüs Şehri’nde bir günde 142.000 kurban kesildiği günler olmuştur. O devirdeki 250.000 kişilik bir şehir için bu son derece büyük bir rakkamdır. Ve eğer amaç protein ihtiyacının giderilmesi olsaydı, bu kadar büyük rakkamlara ne gerek vardı ki?...Günümüzde Kurban:Konuyu dünya açısından günümüze getirecek olursak, artık dünyanın bu tür enerjilere ihtiyacı kalmadığını hemen söyleyelim... Dünyanın insandan isteği, artık kendisinin ihtiyacı olan tesirleri, insanın bizzat kendisinin üretmesidir. Yani kurbanlardan gelecek tesirlere değil, bizzat şuurlu olarak insanın ürettiği tesirlere ihtiyacı vardır. Çünkü Dünya’nın aşağıya iniş ve tekrar yukarıya çıkış sürecinde geldiği nokta bunu gerektirmektedir. Bir zamanlar insan kurbanlarıyla, daha sonra hayvanlarla yapılan bu dünyayı besleme, artık insanın şuurlu olarak üreteceği tesirlerle olacaktır. Şu anda bu gerçekleştirilemese de ilerideki yıllarda böyle olacaktır...Zaten insanların genel gelişim düzeyi de yavaş, yavaş bu noktaya doğru ilerlemektedir. Hem dünya, hem de insan değişmiş ve değişmektedir. Dolayısıyla her ikisinin ihtiyaçları da birbirine parelellik göstermektedir. Bu, uyanmakla olur. Yeryüzü artık bunu istiyor. İnsanlar bilgilenirse, kendileri hakkında temel bilgiyi elde ederse, o yardımı bilerek yapmış olacaklardır.İnsanlar yeryüzünde, kendi vicdanları ile kurban kesip kesmemeye karar verdikleri gün, işte o zaman bir ilerlemeden bahsedilebilir. İnsan ruhsal gelişim sürecinde belli bir noktaya gelmedikçe ve zanlarıyla yaşamaktan kurtulamadıkça, kurban davasından da kurtulamayacaktır.

Konuyu dünya açısından değil de, negatif enerjilerin polarizasyonu açısından alacak olursak yine kurban kanlarının akıtılmasına gerek olmadığını söyleyebiliriz. Çünkü değişen pekçok şeyde olduğu gibi, artık negatif tesiri polarize etme metodu da değişmiştir.
Biz, kendi içimizde, sürekli olarak düşüncelerimizi negatif yönde çalıştırmaktan vazgeçtiğimiz andan itibaren, negatif tesirleri polarize etmek için kurbana da gerek kalmayacaktır. İş gene kişinin kendi üzerinde çalışmasına kalıyor. Negatif düşüncelerden sıyrılmakla, aldanmalardan, yalanlardan sıyrılmakla, pozitif yöndeki düşünce kudretimizi arttırabilmek her zaman için mümkündür.

Kısacası, işin esası “nefis terbiyesi”dir. Nefsini terbiye edersen, kurban kesmeye ihtiyacın yoktur. Nefsinin azgınlığından kendini kurtaramayanlara daha akıtılacak çok kanlar vardır....Peki “Kurban Bayramları”nda ne yapacağız?...Kurban kesme konusunda danışacağınız yeğane merci; bilginiz, bilginiz yetmiyorsa vicdanınız olmalıdır.
İnsanın “ruhsal gelişimi” için, kurban kesmenin hiç bir yararı bulunmamaktadır... Yani, kurban keserek bir takım, psişik güçleri kendi menfaatimiz istikametinde kullanmanın bizim gelişimimizle ilgisi yoktur. Kaldı ki, günümüzde kurban kesenler bu güçleri de harakete geçirebiliyor da değildir. Bu da yapılamamaktadır. Çünkü bunun metotları da unutulmuştur.

Yapılan tek şey güzel bir “kurban kavurması”ndan ibarettir...

Dinlerin büyük mistikleri ve velileri; zaten bunu yüzyıllarca önce dile getirmişlerdi:

"Eğer bu kurbanı, kendi içinizdeki nefsaniyeti yenmeden, onlara hakim olmadan, içinizdeki kaleleri zapt etmeden kesiyorsanız, sizin kurbanınız nafiledir..."sınır ötesi yayınları.ergun candan.
Sponsor Reklamlar

kristal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...





Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2