Sponsor Reklamlar


İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.

 Genel konular Katagorisinde ve  Genel Kültür Forumunda Bulunan  İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ. Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...


 
Seçenekler
Alt 12.09.13   #21
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


Sosyalist Kadınlar ve Bağımsız Kadın Hareketi

Sosyalist kadın tarihinin deneyimleri bana, sosyalist harekette ve karma örgütlerde feminizmi yaygınlaştırmamız gereğini hatırlatıyor. Feminizmi öğrenmeli, tartışmalı ve savunmalıyız. Sosyalist hareket bağımsız kadın hareketini güçlendirmeye çalışmalı.

8 Mart'ı kadınların mücadele ve direniş günü olarak kutlamaya hazırlanırken, bugün sosyalist hareketteki kadın düşmanı eğilimleri ve katı feminizm karşıtlığını anlayabilmek için geçmişin mücadelelerine bakmanın gereğini hissediyorum.
On dokuzuncu yüzyıl sonu ve yirminci yüzyıl başında sosyalist feminist kadın hareketlerindeki temel eğilimler nelerdi? Bu deneyimler bize, bugüne neler öğretiyor?

Bu konuda yararlanabileceğim kaynaklar Batılı ülkelerin sosyalist feminist hareketi tarihine ilişkin yapılan son çalışmalar. O halde buradan bu sorulara yaklaşalım.

İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Fransa ve Almanya'daki sosyalist feminist kadın hareketine ilişkin son yirmi yılda yapılan çalışmalar bu konudaki soruları aydınlatıyor.

Elsa Dixler, ilk üç ülkeye ait feminist tarih çalışmalarına karşılaştırmalı olarak başvurarak, kimilerine benim de katıldığım bazı sonuçlar çıkarıyor. (1) İlk kitap İngiltere'deki deneyimleri ele alıyor. On dokuzuncu yüzyılın başlarında kadın hareketi ve Robert Owen'in başlattığı hareketi inceleyen Barbara Taylor (2) bizlere Owenci feminizmin özelliklerini aktarıyor.

Owencilik Fransız devrimindeki radikal demokrasi mücadelesinden ütopyacı sosyalizme ve günümüz radikalizmine uzanan bir düşünce çizgisinde yer alıyor. Bugün biz sosyalist ve feministlerin derin özlemini duyduğumuz şekilde, Owen geleneğinin dayandığı alan fabrika olduğu kadar ev de. Öyle ki, Owencilik "tüm sosyal yaşamı dönüştürmeyi amaçlayan ve bunu yaparak cinsler arasındaki ilişkileri de değiştirmeyi hedefleyen bir sosyalizm çabası" olarak görülebilir.

Owenciler aile mahremiyetinin insan bencilliğinin beşiği olduğunu ve kadınların eşitsizliğine neden olduğunu savunuyorlar. Ailenin yerine komünal ev idaresi ve çocuk bakımının geçirilmesini ve ailenin ortadan kaldırılmasını talep ediyorlar. Owencilere göre, evlilik yasalara değil, tutkulara dayanmalıdır. Yazar erkek tarihçilerin evlilik ve cinselliğe ilişkin Owenci doktrinleri görmezlikten geldiğini belirtiyor.

Ancak Owen'in görüşlerini gözden düşürerek son darbeyi vuran Marks ve Engels. Owenciliğe ütopyacı olarak yol verilmesiyle birlikte bilimsel sosyalizm artı-değer teorisini geliştirir. Yazara göre bundan böyle sosyalizm sınıf mücadelesi anlamına gelecektir, genel bir toplumsal dönüşüm değil. Ve o günden bu yana kadınların çalışması, tanımı gereği, değer üretmeyecektir; kadınlar mücadeleye yalnızca erkeklerinin yanında yer alarak katkıda bulunabileceklerdir.

Dixler'in ele aldığı ikinci kitap, "Kadınlar ve Amerikan Sosyalizmi" (3) başlığını taşıyor ve yukarda özetlemeye çalıştığım eleştirel çizgiyi sürdürüyor. Mari Jo Buhle andığım yapıtında, Amerikan Sosyalist Partisi'nde, Amerikan radikalizminin takipçileri ile Avrupalı göçmen sosyalistlerin sınıf mücadelesi çizgisinin kadınlar yönünden gerilimini sergiliyor.

Amerikan büyük reform hareketlerinden kalma çizginin savunucuları arasında kadınlar da bulunmaktadır. Kadın kültürünün taşıyıcıları olarak oy hakkı mücadelelerine (süfrajet harekete) katılırlarken bir yandan da parti dışında bağımsız sosyalist örgütler kurdular.

Avrupalı göçmenler ise, teoriyle ve Avrupa'daki hareketle sıkı bağlarını ve sosyalist militanlığı partiye taşıyorlar. Bu grubun kadınları eve daha yakın duruyor ve siyasal olarak daha az aktif. Göçmen kadın örgütleri aile çevresinde örgütleniyor- okullar, kamplar ve mutfaklar oluşturmak gibi.

Feminist hareketle bağı olan sosyalistler emekçi kadınlara ulaşırlarken, göçmen sosyalistler kadınların/eşlerinin evde kalması için erkeklerin ücretlerini artırmaya çaba sarf ediyorlar. Üstelik, Alman asıllı sosyalistler 1870'lerde kadınların fabrikalarda çalışmasını önlemek üzere kararlar alıyorlar.

Anarşistlerin 1. Enternasyonal'de erkek işçilerin ücretlerinin düşmemesi için kadın emeğinin yasaklanmasında ısrar etmeleri de anarşizmin tarihinin mor renge düşmanlığını belgelemekte. İkinci Enternasyonal ise "burjuva" feministleriyle işbirliği yapmamak koşuluyla oy hakkı mücadelesine sosyalist destek verilmesini kararlaştırıyor.

Anglo-Amerikan sosyalist kadınlar çelişkiler ve engellerle baş etmeye çabalarken Fransız kız kardeşlerinin deneyimi farklıydı. Dixler'in ele aldığı üçüncü kitapta Charles Sowerwine (4) Fransa'da parti dışında bir sosyalist kadın örgütlenmesi olmadığını, parti içinde de kadın sorununa değinilmediğini anlatıyor.

Fransız sosyalistleri Engels'i basitçe yanlış anlayarak sosyalizmin kadını evine dönmek üzere özgürleştireceğini savunuyorlardı. Kadınların rahipleri tarafından yönlendirildiğine inandıkları için oy hakkı hareketini desteklemekte tereddüt ettiler.

Sowerwine'e göre, feminist hareketin elitist olması ve statükoyu korumaya çalışması sonucu partili kadınlarla ittifak yapması mümkün değildi. Üst sınıf feminizminin dışlayıcılığı ile sosyalistlerin cinsiyet körlüğü arasında sıkışıp kalan Fransız sosyalist feminizmi kısa sürede sönümlendi.

Elsa Dixler'e göre, üç ülkedeki deneyimin ortak yanları şunlar: Bilimsel sosyalizm işçilerin -bu durumda erkek işçilerin- örgütlenmesine odaklanarak hareketin ufkunu daralttı. Kadınların sorunları tali sorunlar olarak tanımlandı. Feminizm "burjuva" olduğu gerekçesiyle dışlandı ve kadınların kurtuluşu devrim sonrasına havale edildi.

Amerikalı sosyalist kadınlar ise, süfrajetlerle eylem birliği içinde oldukları için güçlendi. Amerikan Sosyalist Partisi'nin bu ideolojinin kısıtlarıyla baş etmesinin nedeni Amerikan radikal geleneği ile güçlü bağlar kurmasıydı. Bağımsız sosyalist kadın örgütleri partinin daha çok sayıda kadını parti içinde önemli görevlere getirmesi ve oy hakkı sorununa ciddi olarak ele alması için zorladı.

Bu deneyimler bağımsız bir kadın hareketinin varlığının sosyalist kadınlara önemli bir destek sağladığını gösteriyor. Öte yandan Fransa'daki kadın hareketinin sınırları/kısıtları Fransız kadın sosyalistlerin süfrajet hareketle ortak davranmasını engelledi.

Dixler bu anlatılanlardan yola çıkarak solda kadınlara hayat hakkı tanımayan unsurları şöyle sıralıyor: Bilimsel sosyalizm, merkeziyetçilik, sınıf bilincinin kadın dayanışmasından önde geldiğine vurgu, bağımsız ya da ayrı kadın örgütlerinin olmayışı, bağımsız kadın örgütlerinin varlığını reddetmek ve ortaya çıkmasını engellemek.

Öyleyse kadın kültürünü/özgürlüğünü geliştirenler de şunlar: Ütopyacı sosyalizm (ya da sosyalizmin çok daha geniş bir tanımı), özerklik, sınıf bilincine olduğu kadar kadın dayanışmasına da inanmak, bağımsız ya da hiç değilse ayrı kadın örgütlerinin varlığı.

Bu çıkarımları Alman sosyalist feminist kadın hareketinin tarihi de bir bakıma doğruluyor. Clara Zetkin gibi güçlü bir sosyalist feministin, yaşamını sosyalizme ve kadınların kurtuluşuna adamış bu özgürlükçünün etkisi günümüze değin uzanıyor.

Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin ve İkinci Enternasyonal'in programlarında oy hakkı talebinin yer alması, 8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak kabul edilmesi, kadınlar için Gleichheit (Eşitlik) dergisinin on altı yıl boyunca yayınlanıp 125 bin tiraja ulaşması hareketin ilk elde görünen kazanımları arasında yer alıyor.

Zetkin'in mücadelelerini inceleyen Karen Honeycutt, on dokuzuncu yüzyıl sonu ve yirminci yüzyıl başındaki Almanya'da sosyalist kadınlar ile erkekler arasındaki gerilimin öyküsünü bize sunuyor. (5)

1914 öncesinde Almanya en geniş, en iyi örgütlenmiş ve en militanca sınıf bilinçli sosyalist kadın hareketine sahipti. Alman Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) kadın üye sayısı 175 bine ulaştığı halde, kadınlar tüm üye sayısının yüzde 16'sını oluşturuyordu.

Clara Zetkin, "kadın sorunu" (6) üzerine Engels ve Bebel'den sonra Avrupa sosyalist çevrelerinin en tanınmış kuramcısı haline gelmişti. Bütün bu parlak gelişmelere karşın Alman sosyalist kadın hareketi, işçi sınıfının ve kadınların kurtuluşunu birleştirmede diğer ülkedeki kadın hareketlerinden daha başarılı olamadı.

Yazara göre bunun başlıca nedeni, hareketin erkek egemen SPD'ye fazlaca bağımlı olmasında ve bunun sonucu olarak, aile içinde kadınların ezilmesine karşı tavır alamamasında ve kadına yönelik şiddete karşı mücadele etmemesinde yatıyor.

İkinci olarak kadın hareketi SPD'ye yardım eden bir parça, bir eklenti olarak kuruldu ve faaliyet yürüttü. Bu tutum da hem işçi sınıfı kadınları arasındaki gücünün, hem de kadın kurtuluşu hareketi olarak kısıtlarının kaynağını oluşturdu. Yani hareket işçi sınıfı kadınları arasındaki yaygınlaştı, ama kadın kurtuluşu siyasalarını oluşturamadı ve üyelerine taşıyamadı.

Bu gelişmelere biraz daha yaklaşalım. Almanya'da 1908 yılı öncesinde kadınların siyasal partilere üye olması şöyle dursun, toplanmaları ve örgütlenmeleri bile yasal olarak yasaktı.

SPD'li kadınlar da parti dışında örgütlenmeye başladılar. 1908 yılına değin bu bağımsızlık hareketin serpilmesine, kadınların sorunlarını kavrayarak stratejilerini kadınların kurtuluşu için çizmelerine yaradı.

Ancak Engels ve Zetkin sosyalist kadın hareketinin, o yıllarda güçlü bir direniş gösteren süfrajet hareket ile bağlantı kurmasına karşıydı. Oy hakkı mücadelelerini "burjuva feminizmi" olarak yaftalayıp dışlamaları, feminizm karşıtlığına ve bağımsız herhangi bir kadın örgütlenmesini reddetmeye dönüştü.

Erkek egemenliğine verilen bu tavizler, 1908 sonrasında kadınlara yasal olarak örgütlenme özgürlüğü tanındığında, cinsiyet imtiyazlarının üst düzeyde olduğu SPD'nin kadın hareketini bünyesinde eritmesine yol açtı.

SPD'ye göre artık bağımsız ya da ayrı örgütlenmelere gerek yoktu, kadın örgütleri kapatılmalıydı. Öyle de yapıldı. Kadınlar çalışmalarını SPD'deki faaliyetlerle kısıtlamak zorunda kaldılar. Yetmezmiş gibi Gleichheit'in yayın yönetimi Zetkin'den alındı ve yerine, kendini Parti yöneticilerinin ilgi ve görüşleriyle özdeşleştiren Luise Zietz getirildi.

Zetkin'in uzaklaştırılmasında partideki "revizyonist" olarak adlandırdığı yönetime karşı mücadelesi de etkin oldu. Ancak bu çelişki kadınlar söz konusu olduğunda öne çıkan bir anlaşmazlık değildi. Demek ki, Alman sosyalist feminist kadın hareketi bağımsız kadın hareketini savunamadı ve "dışardaki" birinci dalga feminist hareketle bağlar kurmadı.

Sosyalist kadın tarihinin deneyimleri bana bugün sosyalist harekette ve karma örgütlerde feminizmi yaygınlaştırmamız gereğini hatırlatıyor. Feminizmi öğrenmeli, tartışmalı ve savunmalıyız. Sosyalist hareket bağımsız kadın hareketini engellemek şöyle dursun güçlendirmeye çalışmalı. Bağımsız kadın/feminist hareketinde sosyalist feminist kadınlar olarak yer almalıyız.

Dünya Sosyal Forumu "hep birlikte" ortak fikrini, yani küresel direnişin sloganını yavaş ama güçlü bir solukla yükseltiyor. Bu 8 Mart'ta, ezilme biçimleri arasında hiyerarşi kurmadan küresel direnişte yer almak üzere, ideallerimize yeniden ve sahici olarak sahip çıkmayı bekliyorum.

Derinden derine mücadele eden yoksullar, kadınlar, diğer ezilenler benimle birlikte bu yeni, devrimci soluğu bekliyor olmalı. Küresel direniş rüzgârının bu sahillere çabuk ulaşması ümidiyle kadınlara 8 Mart kutlu olsun. (YZ/BB)

Kaynakça:

(1) "Women and Socialist Movements: A Review Essay (Kadınlar ve Sosyalist Hareketler: Bir Eleştirel Okuma)", Feminist Studies, 10:2 (1984: Yaz) 7. dipnota değin yorumlar/bilgilerin büyük bölümü Dixler'in makalesine ait.

(2) Mari Jo Buhle, Eve and the New Jerusalem: Socialism and Feminism in the Nineteenth Century (Havva ve Yeni Kudüs: On Dokuzuncu Yüzyılda Sosyalizm ve Feminizm) NY Pantheon, 1983.

(3) Women and American Socialism 1870-1920, Urbana: University of Illinois Press, 1981.

(4) Sisters or Citizens? Women and Socialism in France Since 1876 (Kız Kardeşler mi, Yurttaşlar mı? 1876'dan Bu yana Fransa'da Kadınlar ve Sosyalizm) Cambridge: Cambridge University Press, 1982.

(5) Karen Honeycutt, "Clara Zetkin: A Socialist Approach to the Problem of Woman's Oppression (Clara Zetkin: Kadınların Ezilmesi Sorununa Sosyalist Bir Yaklaşım)", Feminist Studies, 3:3/4 (1976: Bahar/Yaz) ve "Socialism and Feminism in Imperial Germany (Emperyal Almanya'da Sosyalizm ve Feminizm), Signs, 5:1 (1979: Sonbahar).

(6) On dokuzuncu yüzyıldaki bilimsel sosyalizme özgü, "kadın sorunu" olarak bilinen kavram, tarih boyunca tüm toplumlarda kadınların tabi, ikincil durumda kalışının, ezilmesinin tanımını ve sosyalistlerin kadın kurtuluşuna ilişkin öngörülerini kapsıyor. Bu görüşleri özetlersek, kadınların ezilmesini belirleyen etken kapitalist üretim biçimi ve bunun sonucu olan mülkiyet ilişkileridir. Kadınların kurtuluşu ise işçi sınıfı önderliğindeki toplumsal devrimle mümkündür ve nihai olarak sosyalist toplumda gerçekleşecektir. Ben burada, Marksizm'in "kadın sorunu" sorunsalını tartışmayacağım. Bu başka bir makalenin konusu olabilir.


BİANET
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 18.09.13   #22
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


Rojava: Kadının özgürlük devrimi



Arzu DEMİR / Efrîn - Anf
Güncellenme : 18.09.2013 04:32
Rojava Devrimi’nin üzerinden 15 ay geçti ve bu devrimin tüm aşamalarında kadınlar var. Devrimle birlikte kurulan kadın kurumları ve eğitim alanları ile bir yandan cins bilinci geliştirilirken bir yandan da devrimin mevzileri savunuluyor.

Bu bir kadın devrimi

Rojava Devrimi’nin üzerinden 15 ay geçti ve bu devrimin tüm aşamalarında kadınlar var. Devrimden önce ev emekçisi olan kadınlar, devrimle birlikte hem kentin savunulması hem de günlük ilişkilerde çıkan sorunların çözümünde görev alıyor. Mevzilerde devrimi savunan kadınlar, devrimin kadrolarını oluşturmak için büyük bir siyasi eğitim seferberliği başlatmış durumda. Kadın akademileri, kadın merkezleri devrimle birlikte kuruldu. Efrin’de asayiş gücünün başında bir kadın ve bir erkek sorumlu bulunuyor. Asayişin dışında Kürt Yüksek Konseyi’ne bağlı askeri güç YPG’nin, yarısından fazlasını da kadınlar oluşturuyor. YPG’de aldıkları eğitimin ardından kendi bulundukları yerellerde savunmada yer alan kadınlar, hayatlarının tamamını devrimin savunulmasına adamaya karar verdiklerinde, özel eğitimlerden geçerek, YPJ taburlarına katılıyor.

Eğitim seferberliği

Rojava’da tam bir eğitim seferberliği var. Bir yandan devrimi yönetecek kadrolar yetiştiriliyor, diğer yandan tüm halk Latin alfabesiyle Kürtçe okuma yazma öğreniyor. Kelimenin gerçek anlamıyla 7’den 70’e herkes eğitimden geçiyor. Eğitimin merkezinde kadınlar var; kadınlar hem eğitmen, hem de öğrenci. Kürt Dili Araştırma ve Eğitim Merkezi’nin öğrencileri arasında kadınlar dikkat çekiyor. Üstelik kız çocuklarının yanı sıra, 50-60 yaşında kadınlar da devrimin ruhuyla okuma yazma öğreniyor. Kürtçe öğretmenlerinin ağırlığı da kadınlardan oluşuyor. Merkezdeki kursları tamamlayan kadınlar, ya dil merkezinde öğretmen olarak kurs veriyor ya da Dil Akademisi’ne giderek, okullarda resmi olarak öğretmenlik yapmak için gerekli eğitimleri alıyor.

Kadın Akademisi

Devrimin kurumlarından biri olan Kadın Akademisi, kadınların siyasi eğitiminin merkezi. Akademi, kadınları devrim sürecine aktif olarak katmayı amaçlıyor. Ancak sadece bununla da yetinmeyen ve toplumsal cinsiyetçi rolleri de dert edinen yerlerden biri.

Eğitim günlerinde kadınlar, kapıda ellerinde kalaşnikoflarla nöbet tutuyor. Devrim öncesinde kaymakamın evi olan bina şimdi devrim okullarından biri. Resmi açılışı 8 Mart’ta yapılan akademide, daha öncesinde eğitim çalışmalarına başlandı. İlk olarak, asayişte görev alacak 40 kadına eğitim verildi. Kadınlar akademide 15 günlük eğitim programına katılıyor. Bu programların ana amacı, kadınların kendi gücünün farkına varması. İlk 6 gün, kadın tarihi, toplumsal cinsiyetçilik üzerine eğitim veriliyor. Diğer günlerde de kurulmak istenen sistem anlatılıyor, Abdullah Öcalan’ın savunmaları okunuyor, tartışılıyor.

Kadın Meclisi

Rojava’da her kurumda oluşturulan kadın birliklerinin yanı sıra kentle ilgili alınan kararlara kadın bakış açısını taşımak için kadın meclisleri oluşturulmuş durumda. Halk Meclisi’nin bulunduğu her yerde bir de Kadın Meclisi oluşturuluyor. Meclis üyesi kadınlar, tüm Rojavalı kadınlara devrimin örgütlenmesinde neden yer almaları gerektiğini anlatıyor.

Kadın Merkezi

Kadın Merkezi, 1,5 yıl önce, devrimle birlikte kurulmuş. Merkezin bulunduğu bina Esad döneminde de kadınlarla ilgili çalışmalar yürüten bir birimmiş. Kadın Merkezi’nin 5 yöneticisinden biri Hanife Ali. 2 çocuk annesi olan Hanife, savaş başlamadan önce de Halep’te kadın sorunlarıyla ilgili çalışmalar yapıyordu. Kadın Merkezi’nin “toplumsal sorunları çözmek için kurulduğunu” anlatan Hanife Ali, “Kadına hakları olduğunu hatırlatıyoruz. Kendi rolünün farkına varması için eğitimler veriyoruz” diyor. Efrin’de kadınlar açısından en büyük sorun, genç yaşta evlilik. TEVDEM’in çıkardığı kanunlara göre, kimse 18 yaşına gelmeden önce evlendirilemez. Ancak, genç yaşta evliliklerde düşüş olsa da, kanunun tamamen uygulandığını söylemek zor. Erken yaşta evlendirilmek istenen kadınların başvuracağı yer, Kadın Merkezi. Genç kadınlar gidip durumu anlattıklarında kadın merkezi yöneticileri duruma müdahale ediyor.

Önce cins bilinci gelişmeli

Kadın Akademisi sorumlusu Arşen Kurdman, toplumsal cinsiyetçilikle mücadele için öncelikle cins bilincinin gelişmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Rojava’da kadınlar bir yandan mevzilerde devrimi savunurken, diğer yandan da yoğunlaşmış bir şekilde sürdürülen eğitimlerle, cins bilinci kazanmaya çalışıyor. Kurdman’ın ifadesiyle, eğitimlerle kadınların kendi gücünün farkına varması amaçlanıyor
.
gündem
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 21.09.13   #23
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.






MEB’e “Çocuk Gelin” Uyarısı


Kırmızı Haber | 20 Eylül 2013 | Alt Manşet, Gündem, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler


BDP’li Ayla Akat Ata, Bakan Nabi Avcı’ya verdiği soru önergesinde lise öğrencilerinin evlenmesi halinde örgün eğitimle ilişiğinin kesilmesine dair yönetmelik değişikliğinin erken evliliklere etkisini gündeme getirdi.




Bianet / Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’ndeki lise öğrencisiyken evlenen öğrencilerin örgün eğitimle ilişiğinin kesilmesi ve e-okul sistemiyle eğitime devam etmeleri yönündeki değişiklikle ilgili Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın cevaplaması talebiyle soru önergesi verdi.
Akat, bu düzenlemenin “Çocuk yaşta evlilikleri önlemek yerine, onları teşvik eder bir nitelik arz etmekte” olduğunu vurguladı.
“Türkiye Avrupa’da ikinci sırada”

Önergeye söz konusu olan madde 7 Eylül’de Resmi Gazete’de yayınlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’ninkayıt şartları bölümünde yer aldı.
“ Evli olanların kayıtları yapılmaz, öğrenci iken evlenenlerin okulla ilişiği kesilerek kayıtları e-Okul üzerinden Açık Öğretim Lisesine veya Mesleki Açık Öğretim Lisesine gönderilir.”
Akat önergesinde “Bu düzenlemenin Türkiye’de çok yaygın görülen bir insan hakkı ihlali olan ‘erken yaşta evlenme’ ve ‘çocuk gelin’ gerçekliğiyle ilgili olumsuz bir rol oynayacağı yönünde kaygılar bulundurduğunu” belirtti.
“Türkiye, Avrupa’da çocuk gelin sayısı bakımından ikinci sırada gelmekte ve yaygın görülen ‘erken yaşta evlenme’ durumu özellikle kız çocuklarını mağdur etmektedir.
“Çocuk yaşta evlenen kız çocukları sağlık ve eğitim başta olmak üzere pek çok alanda haklarından mahrum edilmekte ve psikolojik ve fiziksel travmalara maruz kalmaktadır.”
Milletvekilinin soru önergesinde şu sorular yer aldı:
1- Lise düzeyinde okuyan öğrencilerin evlenebilmesinin önünü açan bu düzenleme, hangi ihtiyaçtan yola çıkılarak yapılmıştır?
2- 18 yaşın altında olduğu halde örgün eğitime devam etmeyen kız öğrenci sayısı kaçtır?
3- 18 yaşın altında olduğu halde örgün eğitime devam etmeyen erkek öğrenci sayısı kaçtır?
4- Örgün eğitime devam etmeyen kız öğrencilerin devam etmeme gerekçelerini tespit amaçlı bir araştırma yapılmış mıdır? Yapıldıysa elde edilen bulgular nelerdir?
5-Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye’nin kadınlarda eğitimi durumu açısından 135 ülke arasında 98. sırada olduğu düşünüldüğünde, kız çocukların örgün eğitime devamını sağlamak amacıyla alınması planlanan önlemler nelerdir?
6- Bakanlık olarak, erken yaşta evlilikleri önlemek ve “çocuk gelin” gerçekliğine bir çözüm üretebilmek için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile ortaklaşa çalışmalar yapmakta mısınız
?
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 03.10.13   #24
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


Başbakan meydanlarda
polislerinin yaptıklarını da anlatacak mı ?



Kırmızı Haber | 02 Ekim 2013 | Alt Manşet, Gündem, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler


Polis tecavüz etmekle tehdit etti ve…

Hürriyet gazetesi yazarı Ayşe Arman Gezi eylemleri sırasında polis tarafından gözaltına alınan kadınla röportaj yaptı.
Sözü fazla uzatmadan o röportajı verelim.
İşte tüyler ürperten o röportaj:
Daily News’tan Belgin Akaltan sayesinde Pınar’ı buldum, konuştum. Pınar’ın yaşadıkları, tüyler ürpertici. Başına gelenleri, birebir ondan dinledim. Buyurun siz de dinleyin…
Seni uzun zamandır arıyordum, çünkü yaşadıklarının “şehir efsanesi” olduğunu sanıyordum. Başına gelenleri bizimle paylaşır mısın?
- Adım Pınar. Çocuk gelişimi ve pedagoji eğitimi aldım. Turizm sektöründe çalışıyorum. Gezi olayları sırasında, polis tarafından şiddete uğradım, feci şekilde dayak yedim, elle ve sözle taciz edildim, tecavüz tehdidi yaşadım ve tecavüzden şans eseri kurtuldum…
En başından anlatır mısın?
- Benim tek suçum, evime gitmeye çalışmaktı!
2 Haziran günü ne oldu?
- Beşiktaş’ta bir arkadaşıma uğramıştım. Saat 20.30’du. Minibüse binip, Tarabya’ya evime gidecektim. Beşiktaş ışıklara geldim, baktım ne minibüs var, ne taksi. Tam o sırada, birileri geldi, beni kolumdan çekiştirmeye başladı…
Gözaltı mı?
- Ben ne olduğunu anlamadım ki. Beni Barbaros Bulvarı’nın önünden aldılar. Ama daha sonra, Taksim Gümüşsuyu’ndan Dolmabahçe’ye doğru indiğimi, polise mukavemet gösterip, izinsiz yürüyüş sırasında, kamu malına zarar verdiğimi iddia ettiler. Alakası yok. Tanıklarım var. Kamera kayıtları var.
Seni aldılar, sonra…
- Ortada insan yok, yürüyüş yok, protesto yok. Başladılar beni küfrede küfrede bir yerlere sürüklemeye. Elden ayaktan kesildim. Ben onların polis olduğunu bile anlamadım. Başbakanlık ofisine doğru götürdüler. Baktım, orada polisler var, bir an rahatladım, “Beni kurtarııın!” diye bağırmaya başladım. Böyle de salağım, ne bileyim beni sürükleyenlerin de polis olduğunu…
Kendilerini tanıtmadılar mı? Polis kimliği göstermediler mi?
- Hayır. Ben “Siz kimsiniz?” diye sordukça, kafama bir tane geçiriyorlardı. Ağza alınmayacak küfürler eşliğinde. “Bilmem ne çocuğu!”, “Memleketi siz mi kurtaracaksınız?”, “Bir de kadın başına çıkmış sokağa!” Şoktaydım. Baktım beni götürdükleri yerde başka gençler de var, hepsini dövüyorlar, coplar havada uçuşuyor. Ağızlarından burunlarından kan geliyor, burnu kırılanlar bile vardı.
Gördüklerin karşısında senin yaşadığın ne?
- Korku. Tarif edilemeyecek kadar büyük bir korku. Tek kadın bendim. Beni arabaların arasına sürüklemeye çalıştılar. Biri kolumu kıvırıyor, biri belimi sıkıyor. “Yanlış yapıyorsunuz! Bırakın beni” diye bağırıyorum. Sonra beni bir belediye otobüsünün içine tıktılar. O sırada, biri yüksek sesle bağırdı, “Kimlikleri alın, üstlerini arayın!” “Amirim” dedi biri, “Bir tanesi bayan!” “Orospuya bak! Gece gece ne işi varmış sokakta!”dedi. Gece dediği, saat 20.30. Otobüsün içinde biri, “Çıkar üstündekileri”dedi, refleksle, “Çıkarmayacağım!” dedim. Dediğim anda bir tokat patladı suratımda. Çantamı kolumdan çekip aldılar, yere boşalttılar, üzerimdeki ince kazağı zorla çıkardılar, gömleği de. Tişörtle kaldım. Üstümü ararken, taciz ettiler. Sonra biri yapıştı gırtlağıma, bir polis, adı Süleyman’mış, kafamı, otobüsün camına vurmaya başladı. Beni otobüse bindirdiklerinde, önde otobüsün bıyıklı şoförü oturuyordu, ona, “A…na ko..uğumun çocuğu, ışıkları kapat, in aşağı!” dedi. Sonra bana dönüp, “Seni burada dom…tıp, si…rim, zaten karanlık kimsenin haberi olmaz!” dedi. Ben korkudan titreyerek, “Tamam abi” dedim. Belki biraz sakinleşir diye. Sonra bir başkası geldi, suratımı tuttu ve tükürdü. “Senin gibi kızım olacak, asarım keserim!” dedi. “Siz hiç dağa çıktınız mı?” dedi bir başkası. İşler iyice kontrolden çıktı…
Orada tecavüze uğrarım diye korktun mu?
- Evet. (Ağlıyor…) Allah kurtardı beni. O gün, orada, bana bunu yapanlarla uğraşacağıma dair söz verdim kendime. Çünkü bana bunu yapanlar, beni bu kadar aşağılayanlar, kimse sesini çıkarmazsa, benim çocuğuma da aynı şeyi yapabilirler. Sizin çocuğunuzu da!
Peki sonra?
- Şiddete devam. Sonra birkaç kişi geldi, “Tamam Süleyman, yeter artık!” dedi. Adamın elinden beni aldılar…
Otobüste başka kimse yok muydu?
- Mustafa vardı, Bahçeşehir Üniversitesi’nde okuyormuş. Kız arkadaşları evde mahsur kalmış, yemek istemişler, o da onlara tost filan götürüyormuş, almışlar. O kadar dayak yemişti ki, kendinde değildi, karakolda, “Bizi dövdüler mi?” diye sordu, kafasından kanlar akıyordu, gözünün beyazı görünmüyordu, kan oturmuştu her tarafına. O da şikâyetçi oldu. Uğurcan diye bir çocuk vardı, onun da kolunu kırmışlardı, o da şikâyetçi oldu…
Bu yaşına kadar böyle insanlık dışı bir şey yaşamış mıydın?
- Hayır. Sosyal medyada okuduğumda, abarttıklarını düşünüyordum. Meğer az bile yazılmış. Ben bu kadar cinsel tacizi, aşağılamayı, dayağı, küfrü hak edecek bir şey yapmadım. Şehrin göbeğinde bir otobüste bana yapmadıklarını bırakmadılar.
Sonra peki?
- Yol kapalıydı, bizi tekneyle, ellerimiz kelepçeli bir şekilde önce Balat’a sonra İstinye Devlet Hastanesi’ne götürdüler. Oradaki doktor da feciydi. Yerinden bile kalkmadı bizi muayene etmek için. Dedim ki, “Mustafa’nın kafası kanıyor, gözünün akı kalmamış, kan oturmuş, önce Mustafa’yı alın, belki filmini çekersiniz.” “Sen kendi işine bak!” diye beni tersledi ve ekledi, “Ölürse daha iyi, işinize gelir!” O anda anladım, aslında bize ne olacağı kimsenin umurumda değildi…
Ne raporu verdi?
- Uyduruktan, “Darp edilmişlerdir” raporu. Sonra da, karakola götürdüler. Ne zamanki orada Baro’nun avukatlarını gördüm, mutluluktan havalara uçtum. Sağ olsunlar, onlar yardım etti. Orada bazı gençler,“Şikâyetçi olma, bir şey çıkmaz!” dedi ama ben kendim için olmasa bile Mustafa’ya tanıklık yapmak istedim. Sonra eve gittim, üç gün, kalkmadan, yattım. Sonra, “Bu nasıl bir ülke? Biz bunu hak ediyor muyuz? Kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz?” dedim ve kendi adıma da davacı olmaya karar verdim.
Türkiye’de kadın olmak zor mu?
- Türkiye’de insan olmak zor, kadın olmak daha da zor!”
Sponsor Reklamlar

cetinkayali bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 05.10.13   #25
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


Doğuracaksın

mecbur


Anayasa Mahkemesi CHP’nin iptal istemini reddederek “Sezaryen Yasası”na onay verdi. TTB ‘yasanın hukuksal bir dayanağı yok’ dedi


Okuyucu Modunu AçOkuyucu Modu KapatYazıyı Büyüt: 1214161820
BURCU CANSU ANKARA
Anayasa Mahkemesi, tartışmalara neden olan “sezaryenle doğum” düzenlemesine ilişkin CHP’nin iptal istemini reddetti. CHP, yasanın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuştu. Sezaryen Yasası olarak bilinen düzenleme geçen yıl temmuz ayında Meclisten geçerek yasalaşmıştı.
Anayasa Mahkemesi’nin kararını BirGün’e değerlendiren Türk Tabipleri Birliği (TTB) Genel Sekreteri Beyazıt İlhan, “Anayasa Mahkemesi tıbbı alana ve kadın bedenine siyasi müdahalede bulundu” dedi. Sezaryen Yasası’nın çıkışından önce, Başbakan’ın ‘Sezaryen cinayettir’ dediğini hatırlatan İlhan, “Erdoğan’ın sezaryen karşıtı söylemlerinin ardından Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı şaşırtıcı değildir. Anayasa Mahkemesi yasa kararı ile hem hekim bağımsızlığına hem de kadının kendi bedenine dair karar hakkına karıştı. Doğrudan kadının kendi kararına müdahale edildi” ifadelerini kullandı.

3-5 ÇOCUK DOĞURABİLSİN DİYE...
Yasasın iptali için başvuruda bulunan CHP Milletvekili Aytuğ Atıcı, sezaryenin zaten zorunlu kalındığı taktirde başvurulan bir tıbbi müdahale olduğunu söylerken, şunları kaydetti: “Hekimler sezaryen yapmadan önce ‘acaba hakkımda soruşturma açılır mı’ kaygısını yaşamak zorunda bırakıldılar. Başbakan Haziran ayında sezaryenin doğumu azalttığını ve kadınların ikiden fazla çocuk doğurmamasının cinayet olduğunu söylemişti. Müslüman nüfusu azalmasın diyen Başbakan’ın 3-5 çocuk talebini hatırlarsak, bu yasanın tek amacı kadınlar 3-5 çocuk doğursunlar.”
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart ise, “Anayasa Mahkemesi’nin Sezaryen Yasası kararında hukuksal bir dayanak bulmak mümkün değil. Anayasa Mahkemesi hukukun dışında siyasi otoriteye bağımlı bir karar aldı. Anayasa Mahkemesi bağımsız yargı niteliğini kaybetti” sözlerini kaydetti.

TTB, HUKUKA AYKIRI!
Türk Tabipleri Birliği hukukçuları ise Anayasa Mahkemesi’nin hukuka uygun bulduğu Sezaryen Yasası’nın hukuksal bir dayanağı olmadığının altını çizdi.

birgün
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 07.10.13   #26
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


‘Çözümsüzlük’ paketinde kadın yok

DERSİM

Güncellenme : 05.10.2013 09:00


Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) aktivistleri, Dersim’in Pülümür ilçesinde yaşanan taciz olayına ilişkin Dersim Sanat Sokağı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. DÖKH adına konuşan Necla Kılıç, “Toplumda sıkça rastlanan taciz, tecavüz ve cinsel istismarların korkunç boyutlara ulaştığı bir ülkede Başbakan’ın çözümsüzlük paketinde kadın haklarına ilişkin tek maddenin bile yer almaması Türkiye’de demokrasinin ve sözde hukuk devletinin nasıl bir anlayış taşıdığını ortaya koymaktadır” diye konuştu. Kılıç, Dersim’in Pülümür ilçesine S.A. adlı kadının, Murat Şanlıoğlu isimli korucu tarafından tacize maruz kalmasına ilişkin, “Sıklıkla görünen taciz ve tecavüz olaylarının temelinde korucuların, uzman çavuşların, yurt müdürlerinin ve cemaat hocalarının olması tesadüf değildir” diye konuştu.

AKP eski İlçe Başkanı Rıza Çolak hakkında cinsel istismar suçlamasıyla açılan davaya da değinen Kılıç, 2010 yılında Dersim’in Ovacık ilçesinde 15 yaşındaki zihinsel engelli A.K’ye cinsel istismarda bulunduğu iddia edilen Çolak hakkında açılan davanın görülen duruşmasının 18’inci kez ertelenmesinin manidar olduğunu söyledi. Kılıç, “Böylesine korkunç bir olay karşısında Rıza Çolak hiçbir cezaya tabii tutulmadan serbest bırakılmıştır. Bir an önce Rıza Çolak’ın tutuklanmasını talep ediyoruz” dedi.

gündem
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 07.10.13   #27
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


Adaletsiz ülkede

adalet arıyoruz


İş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçilerin aileleri, açılan davalardaki hukuksuzluklara ve çarpıklıklara dikkat çekti. Aileler, “Adalet olmayan ülkede adalet arıyoruz” dedi


Okuyucu Modunu AçOkuyucu Modu KapatYazıyı Büyüt: 1214161820
H. BURAK ÖZ - ALİ İPER

İş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçilerin yakınları, açılan davalarda işleyen süreci aktararak, “adalet olmayan ülkede adalet aradıklarını” dile getirdi. Aileler, dün Galatasaray Meydanı’nda 22’inci kez Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde buluştu.

‘KARAR DAVASI MAALESEF BUGÜN’
Görevli olarak gittiği Van’da kaldığı Bayram Otel’in yıkılması sonucu yaşamını yitiren gazeteci Cem Emir’in kardeşi Sinem Emir,“Davanın yarın (bugün) maalesef karar duruşması yapılacak” dedi. Sinem Emir, neden “maalesef” dediğini şu sözlerle anlattı: “Davada sadece otel sahibi tutuklu yargılanıyor. Örneğin Cem’in ölümüne neden olan depremden bir iki gün önce, televizyonlara çıkarak, ‘Binalarımızın yüzde 90’ını kontrol ettik. Otellelerimiz güvenli’ diyen Van Valisi’nden, binaları kontrol etmeyen AFAD yetkililerinden hesap sorulmuyor.”

DAVUTPAŞA DAVASINDA OYALAMA
Davutpaşa’da ruhsatsız maytap atölyesindeki patlama sonucu yaşamını yitiren 20 işçiden biri olan Beytullah Güleç’in yakını Hakkı Güleç ise, “Adalet olmayan ülkede adalet arıyoruz. Davutpaşa davası trajikomik bir şekilde ilerliyor”dedi.
Güleç, 5 yıldır devam eden Davutpaşa davasında 4 hakim ve 2 savcının değiştiğine dikkat çekerek, “Tam hakim dosyaya hakim olmaya başlarken değişiyor. Davanın bitmemesi için oyalıyorlar” diye konuştu. 4 Ekim’deki son duruşmada bilirkişi heyetinin hukukçusunun iş yoğunluğu gerekçesiyle istifa ettiğini hatırlatan Güleç, “Davutpaşa davası oyalanmasa ve sorumlular cezalandırılsa, belki Ostim’de, Bayram Otel’de iş cinayetleri yaşanmazdı” dedi.


8 AYDIR İŞLEM YAPILMIYOR
BEDAŞ’ta iş cinayeti sonucu ölen taşeron işçi Erkan Keleş’in kardeşi Haydar Keleş de açılan davadaki çarpıklıklara dikkat çekti. Davanın 3 yılda ancak başladığını hatırlatan Keleş, 3 yılda 2 bilirkişi raporu alındığını, oyalama taktiklerinin ve uzun süren adalet arayışının aileleri yıprattığını söyledi. 20 kişinin yargılanması için savcılığa dilekçe vermelerine karşın, bu dilekçe hakkında 8 aydır ilgili kurum tarafından işlem yapılmadığını vurgulayan Keleş, “Adaleti arıyoruz ama bulamıyoruz” dedi.

KAZA DEĞİL İŞ CİNAYETİ
Arka Sıradakiler dizisi setinde çalışırken yaşamını yitiren Selin Erdem’in ablası Sema Erdem ise, diğer davaların aksine savcının 5 günde iddianame hazırladığını ve davanın başladığını hatırlattı. Erdem, “Davanın hızlı başlaması nedeniyle iddianamede birçok eksiklik var. Kardeşim bir iş cinayeti sonucu öldü, ancak trafik kazası olarak geçiştirilmeye çalışılıyor” diye konuştu.



***

‘Adalet tarumar ediliyor’



Ailelerin ardından konuşan hukukçu Erbay Yucak, “Geç gelen adalet, adalet değildir” dediklerini, ama bunu söylerken adaletin düzgün işlemesi gerektiğini de vurguladıklarını kaydetti. Selin Erdem davası ile Erkan Keleş davasının iki uç örnek olduğunu belirten Yucak, Selin Erdem davasında hızla hazırlanan iddianame yüzünden birçok eksiklik olduğunu, Erkan Keleş davasında ise 8 aydır beklenen dilekçenin hesabını soracaklarını ifade etti. Bayram Otel davasına değinen Yucak, sorumlu devlet görevlilerinin yargılanmadığı bir davada adaletten söz edilemeyeceğini dile getirdi. Yucak, Davutpaşa davasında bilirkişinin istifasını da eleştirdi.


Editör :
birgün
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 08.10.13   #28
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


Anneler barış istiyor


Faruk Ayyıldız





DİYARBAKIR’da yapılan 2. Barış Anneleri Konferansı farklı şehirlerden yüzlerce anneyi bir araya getirdi. Kimi gerilla, kimi de polis ya da asker çocuğunu savaşta kaybetmiş. Hâlâ çocuğu dağda ya da askerde olan anneler de var. Onların gözü kulağı ‘barış’ta. Annelerin söyleyecek çok sözü var. Yaşadıkları acıların, ödedikleri bedellerin fazlasıyla politikleştirdiği Rojavalı, Roboskîli annelere, gerilla ve asker annelerine kulak verdik.

ASKER ANNESİ: ARTIK BARIŞ OLSUN
Latife Savran asker annesi. 1992’de Amasya’da askerlik yaptığı sırada ölen oğlu İskan Savran için ‘intihar’ etti dendiğini belirtiyor. Ancak oğlunun öldürüldüğüne inanıyor. “Oğlum evliydi, çocukları vardı” diyor. Oğlunun askerde dokuzuncu ayını bitirdikten sonra yaşamını yitirdiğini söyleyen Savran, “Telefonla aradı. ‘Bizi öldürecekler’ dedi. Amcasını gönderdim. ‘Çocuğumuzu verin. Hastadır, eve götüreceğiz’ demiş ama vermemişler. Bir süre sonra da cenazesi geldi. Benim oğlumu Kürt diye öldürdüler. Devlet katilleri bulmuyor ama ben bulacağım” diyor. Savran’ın acısı oğluyla sınırlı değil. “Akrabamız İlyas Savran, Erdoğan’ın döneminde askere gitti. 40 gün olmuştu ki İstanbul’da öldürüldü. Onun için de ‘intihar’ dediler. Neden sadece Kürtler intihar ediyor. Biz artık barış istiyoruz” diyor.
GERİLLA ANNESİ: TEK İSTEĞİMİZ BARIŞ
Hubab Kayar gerilla annesi. Oğlu Murat, 1988 yılında Bagok Dağı’ndaki bir çatışmada yaşamını yitirmiş. “Erdoğan vicdanlı olsa elini analara uzatır, barışı getirirdi ama yapmadı. Biz barış, kardeşlik istiyoruz. Asker, polis, gerilla anaları ağlıyor. Anaların hepsi birdir” diyor. Bu sırada oğlu askerde yaşamını yitiren Latife Savran’a sarılan Kayar, “O asker, ben gerilla anasıyım. İkimiz de barış istiyoruz. Pakette tüm haklarımız tanınsın diye bekledik ama paketten bir şey çıkmadı. Yine de ölüm istemiyoruz” diyor.
‘GÖZÜMÜZ HEP TELEVİZYONDA’
Çocuğunu Roboskî Katliamı’nda yitiren Kadriye Encü, “648 gündür çocuklarımızın başındayız. Gözümüz televizyonlarda Erdoğan’ın bu konuda bize sevindirici bir haber vermesini bekliyoruz. Bu katliamın faillerinin ortaya çıkarılmasını istiyoruz” diyerek başlıyor sözlerine. Şimdiye kadar bombaları atan uçak pilotlarının ifadelerinin dahi alınmadığını hatırlatan Encü, “Neden yargı önüne çıkarılmadılar” diye soruyor. Encü, Erdoğan’ın paketinden olumlu bir şey çıkar mı diye televizyon karşısına geçtiklerini ancak hayal kırıklığına uğradıklarını söyledi.
“Erdoğan neden bombalanarak vücutları parçalanan çocuklarımızın katillerini ortaya çıkarmıyor” diye soran Fehime Encü ise çocuklarının katilleri ortaya çıkarılmadan çözüm sürecine inanmayacaklarını belirtiyor.

‘YETER ERDOĞAN’
“Başbakan’ı kınıyorum. Utan, gözlerini aç” diyen Leyla Encü, “Utanmıyor musun bu boş paketi açıklayıp, Kürtlerin önüne koymaya” diyen Encü, “Biz iki yıldır evimizi kapatmışız, gece gündüz, oruç, bayram demeden çocuklarımızın mezarı başındayız. Direniyoruz. Yeter Erdoğan” diyor.
Diyarbakırlı Barış Annesi Zekiye Yılmaz, demokratikleşme paketinin tek olumlu maddesinin ‘andımız’ın kaldırılması olduğunu belirterek, “Ben Kürt’üm. Nasıl Türk olurum? Bu çok saçmaydı. Kaldırılması iyi oldu” dedi. KCK tutuklularının en önemli gündemleri olduğunu ancak pakette tutuklular ve dağdakiler ile ilgili bir şey olmamasını eleştiren Yılmaz, “Pakete kundur (kabak) dersem kundura hakaret olur” dedi. (Diyarbakır/EVRENSEL)

evrensel.net -
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 27.10.13   #29
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


Kadın erkek eşitliğinde Türkiye 120'nci sırada




Kadın-erkek eşitliği - Dünya Ekonomik Forumu -


Dünya Ekonomik Forumu'nun hazırladığı 2013 Cinsiyet Ayrımcılığı Raporu'na göre, Türkiye 136 ülke arasında 120'nci sırada yer alıyor. Kadın erkek eşitliğinin en iyi sağlayan ülke ise İzlanda olarak raporda belirtildi.

Dünya Ekonomik Forumu'nun (DEF) yayımladığı 2013 Cinsiyet Ayrımcılığı Raporu'na göre, son bir yıl içerisinde birçok ülkede kadın ile erkek arasındaki eşitsizlik durumunda az da olsa olumlu gelişmeler kaydedildi. Kadınların siyasal, ekonomik ve sosyal konumuna dair 136 ülkeye ilişkin hazırlanan raporda, kadın-erkek eşitliği bakımından İzlanda, Finlandiya ve Norveç ilk üç sırada yer aldı.

Siyasal katılım, ekonomik eşitlik, eğitim ve sağlık hakkı gibi farklı alanlarda kadının yerine değinen raporda, Türkiye'nin kadın-erkek eşitliği endeksindeki yeri 120. sırada yer alırken, Filipinler ve Nikaragua ise ilk 10'da yer aldı. Geçen yıldan bu yana hiç gelişme kaydetmeyen bölgeler ise Orta Doğu ve Kuzey Afrika olarak kaydedildi. Yemen 136 ülke arasında en sonda yer alıyor. İzlanda ise son beş yıldır kadın-erkek eşitliğini en iyi sağlayan ülke olarak raporda yer alıyor. DEF bu raporu son sekiz yıldır yayımlıyor.

Geçen yıl 135 ülke arasında 124. sırada yer alan Türkiye, raporun ilk yayımlandığı yıl olan 2006'da 115 ülke arasında 105. sıradaydı.

2013 Yılı Raporu'nda Türkiye'ye dair bazı tespitler şu şekilde;

Kadınlar arasında işsizlik oranı: Yüzde 11 (erkeklerde 9)
Kadınlar arasında yarım gün çalışma oranı: Yüzde 24 (erkeklerde 9)
Tarım dışı istihdamda kadın işgücü oranı: Yüzde 23
Banka hesabı olan kadınların oranı: Yüzde 33 (erkeklerde 82)
İşletmelerde liderlik konumuna yükselebilen kadın oranı: Yüzde 4

Aşağıdaki konular bakımından kadının yeri itibarıyla 136 ülke endeksi içinde Türkiye'nin sıralamadaki yeri şöyle:

Ekonomik katılım ve fırsat: 127
İşgücüne katılım: 123
Eşit işe eşit ücret: 79
Eğitimde başarı: 104
Sağlık: 59
Siyasal yetkilendirme: 103

Raporun yazarlarından Saadia Zahidi, 2006'dan bu yana endeksteki ülkelerin yüzde 80'inde kadın-erkek eşitliğinde gelişme kaydedildiğini ifade etti. Zahidi, yüzde 20'de hiçbir gelişme olmamasını ise "endişe verici" olarak değerlendirdi. (HABER MERKEZİ)
www.evrensel.net
-----------------------------------------

ÜLKEMİZDE KADINA VERİLEN ÖNEM,

YUKARIDAKİ SIRALAMADA BELLİ,

BİZDE KADINA,

TÜRBAN,ÇOCUK GELİN,ŞEYHLERE BİLMEM KAÇINCI EŞ

ÖNEMİ VERİLMEKTEDİR.!!!!!!!!!!!!!!
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 10.11.13   #30
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


AKP

kadını,

eve kapatmayı

hedefliyor



Ali Barış KURT / Ankara -Anf
Güncellenme : 10.11.2013 07:02
AKP hükümeti tarafından hazırlanan Kadın İstihdam Paketi, yasalaşması için önümüzdeki günlerde Meclis’te görüşülecek. Çalışmanın, patron kurumlarının beklentileri doğrultusunda hazırlandığı düşünülüyor çünkü esnek, kısmi, keyfi çalışma kurallarına uygun olarak ucuz ve güvencesiz işçi ihtiyacı böylece karşılanabilecek. Kadın ve emek örgütleri, söz konusu düzenlemeyle emekliliğin de “hayal” olacağını düşünüyor.

Kadınların itirazını alacak

Kadın istihdam paketini değerlendiren HDP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, “Kadın İstihdam Paketi, kadını ucuz iş gücü olarak ele alan, kadın emeğini piyasalaştıran bir perspektifle hazırlanmış durumda. Bu yapılırken, aynı zamanda kadını eve kapatan anlayışla yoğrulmuş” dedi. AKP’nin kadına özgür birey olarak değil de ‘analık’ kültürüyle yaklaşan bir perspektife hakim olduğunu ifade eden Tuncel, “AKP, kadınların yoğun bir şekilde itirazını alacak. Kadına istihdam sağlanması noktasında kadın örgütleriyle müzakere etmeliydi. AKP birçok başlıkta muhafazakarlık kültü üzerinden yeni bir iş yaşamını düzenliyor ve kadınları sokaktan eve kapatıyor; kamusal alanda görünürlüğünü engelliyor” diye konuştu.

Kadın tarifleri problemli

Tuncel, AKP’nin son zamanlarda kadınlara dönük negatif sonuçlar doğuracak söylem ve politikalarını artırdığına vurgu yaparak, “Kadını tarif etmelerinde problem var. ‘Üç çocuk, beş çocuk yapın’ demeleri de bu düzenlemelerin habercisiydi” dedi. Tuncel, söz konusu düzenlemeye hem sokakta hem de Meclis’te muhalefet edeceklerini açıklayarak, AKP’yi de paketi iptal etmeye; emek ve kadın örgütleri ile müzakere içerisinde yeni bir düzenleme yapmaya çağırdı.


Kadına değil sermayeye müjde

KESK Kadın Sekreteri Canan Çalağan ise, bakanların 4 aydır sık sık basın aracılığı ile kadın istihdamını artırmaya yönelik olarak hazırlanan bir paketten bahsettiğini belirterek, “Ancak şu ana kadar paketin içeriği neyi kapsıyor? Yapılan yasal hazırlıklar ne düzeydedir? Buna ilişkin bir fikrimiz yok. Biliyorsunuz iktidarın hazırladığı kimi paketler bugüne kadar tek taraflı olarak yapıldı. Bu paket de hiçbir kadın örgütü, hiçbir emek örgütü ile tartışılarak, içeriği belirlenmiş, hazırlanmış bir paket değil. Ancak ne hikmetse müjde olarak sunulmuş. Biz bugüne kadar kapalı kapılar ardında sermayeyle işbirliği yapılarak tek taraflı belirlenen paketin içeriğinin kime müjde olduğunu soruyoruz. Yaptığımız değerlendirmelerde bu kadına değil sermaye müjdedir” dedi.
GÜNDEM
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yobaz Sana ne Yılmaz Bakar Şiir ve Türkü-Ezgi Bölümü 0 01.12.11 01:28
Siz hic Yobaz Gördünüzmü ? Alevi Komik Anılar ve Olaylar 2 06.09.11 23:33
Kadina 85, İneĞe 375 lİra doĞum parasi Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 6 04.04.11 21:24
Dayak Yiyen Kadina Yardim Etme Dayak Yersin! DevrimChe Pir Yolu Haber Merkezi 5 20.02.11 20:31
Aleviler Yobaz Değildir Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 0 27.08.10 02:00






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2