Sponsor Reklamlar


İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.

 Genel konular Katagorisinde ve  Genel Kültür Forumunda Bulunan  İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ. Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

Ağaç Şeklinde Aç41Beğeni

 
Seçenekler
Alt 08.04.15   #161
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: KADIN DEVRİMİN çiçegidir.


ANASAYFA / KADIN


Türkiye'de

372 bin kadın

'kuma' durumunda




  • Eklenme Tarihi: 08 Nisan 2015 16:56
Alman Der Stern Dergisi Türkiye'de bulunan Suriyeli mültecilerin Türkiyeli erkekler tarafından ikinci, üçüncü hatta dördüncü eş olarak parayla satın alındıklarını yazdı.
Alman Der Stern Dergisi Türkiye'de bulunan Suriyeli mültecilerin Türkiyeli erkekler tarafından ikinci, üçüncü hatta dördüncü eş olarak parayla satın alındıklarını yazdı. “Bin 800 avroya Suriyeli ikinci bir eş” başlığıyla verilen haberde, Türkiye’nin kimi bölgelerinde çok eşliliğin varlıklı olmanın sembolü olduğu yazılarak, “Suriyeli kadınların zor durumda olmaları, ekonomik açıdan daha düşük seviyedekileri de ikinci evlilik yapabilir hale getirmiş” ifadelerine yer verildi.
YASAL DEĞİL AMA 372 BİN KADIN 'KUMA' DURUMUNDA
Türkiye’de yasal olarak tek eşliliğin geçerli olduğu hatırlatılan haberde, buna rağmen kimi bölgelerde imam nikahıyla iki, üç hatta dört eşli olanların varlığına dikkat çekildi. Kadın hakları derneklerinin tahminlerine göre Türkiye’de 372 bin kadının “kuma” durumunda olduğunu okuyucularına duyuran dergi, evliliklerin yaklaşık yüzde 7’sinin çok eşli olduğunu belirttiği Şanlıurfa’da yapılan görüşmeleri haberleştirdi.
SURİYELİ KADIN 5000 LİRA
Şanlıurfa’da Suriyeli bir kadının 5 bin liraya (yaklaşık 1800 avro) alındığına dikkat çekilen haberde, ikinci eş olarak alınan Türkiyeli kadınlar için daha yüksek bir bedel ödendiğine dikkat çekiliyor.
Şanlıurfa Kadın Hakları Derneği Başkanı Özlem Ulutaş’ın, ”Eskiden ikinci eşi zenginler alıyordu. Şimdi ekonomik durumu çok iyi olmayanlar da ikinci evlilik yapmaya başladı” sözlerini aktaran Stern dergisi, Urfa’da bir kadının iki kilo patatese eşdeğer olduğunun söylendiğini yazdı.
FUHUŞTAN KORUYORUZ
Suriyeli bir kadınla ikinci evliliğini yapmış olan Polat adında Şanlıurfalı bir esnafın, evlilik yoluyla fuhuşun önüne geçtiklerini söylediğini aktaran dergi, sözkonusu kişinin, ”Şeriata göre bir Müslüman dört kadınla evlenebilir. Eğer ilk eş çok konuşursa, erkeğin işlerine fazla karışırsa ya da cinsel yaşantıda sıkıntılar varsa çözüm geneleve gitmek olmamalı. Bu Kur’an’a ters. Ancak, ilk eş karşı da çıksa, ikinci evlilik dine daha uygun. Biz bu nedenle ‘Allah’ın gazabını üzerimize çekmektense, kadının gazabını üzerimize çekmeyi yeğliyoruz’ diyoruz” sözlerine yer verdi. (DHA)





Etiketler: kuma, Suriyeli mülteciler, Der Stern
-----------------------------------------------------------
BAŞ ÖRTÜSÜ İÇİN KENDİNİ HIRPALAYAN KADINLAR,
İSLAMIN KUMA YA BAKIŞINI ACABA ONAYLIYORLARMI<!!!!
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 27.05.16   #162
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


‘Susmayacak
ve sinmeyeceğiz’

KADIN22 Mayıs 2016 18:47

Kadın Cinayetlerini Durdurcağız Platformu Galatasaray Meydanında toplanarak, Boşanma Komisyonu’nun raporunu protesto etti.
Kadınlar, ellerinde “Çocuk istismarına sessiz kalmıyoruz”, “Cinsel şiddete sessiz kalmıyoruz” dövzilerini ve katledilen kadınların fotoğtraflarını taşıdı.

Burada yapılan açıklamada, kadın cinayetlerinin yüzde 1400 artığı ancak AKP iktidarının sadece yüzde 1,7 artan boşanmalar için araştırma komisyonu kurması eleştirilerek şu ifadelere yer verildi: “AKP iktidarı sürecinde kadının yaşam alanı her geçen gün daralmış, özgürlük ve güvenli yaşam hakkına kastedilmiştir. Şiddeti besleyen, tecavüzcünün katilin önüne siper olmak için yarışan bu yetkililker, çocuk istismarlarını bile aklamanın peşindedir. Meclise sunulan boşanmayı araştırma komisyonunun çocuk istismarcılarına istismarda bulundukları çocukla evlendikleri taktirde ceza almamalarını sağlayacak rapor bu zihniyetin göstergesidir. Yolunu şaşırmış bu kurumlar karşısında elbette ki susmayacak ve sinmeyeceğiz. Yaşam hakkımızı ve çocuklarımızın güvenli yaşam hakkını bu kurumlara emanet etmeyeceğiz. Cinsel şiddeti ve çocuk istismarını aklamanıza izin vermeyeceğiz.”

Açıklamanın ardından kadınlar mecliste hazırlanan raporu “tanımıyoruz” diyerek yırttı. (HABER MERKEZİ)



www.evrensel.net
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 29.05.16   #163
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


Şiddet, iş yükü,
depresyon, intihar artıyor

KADIN29 Mayıs 2016 04:58
İstanbul Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği Yöneticisi Çilem Tekalmaz ve Araştırmacı Ülker Şener ile kadınların yoksullukla baş etme çabalarını konuştuk
Sevda KARACA

Çalışma koşulları, yaşam koşulları ağırlaşıyor. Yoksulluk derinleşiyor. Kadınlar yoksulluğu artan ev içi yükler, artan şiddet, artan gelecek korkusu olarak iki kat fazla yaşıyor. Bu koşulların katlanılamaz bir hal aldığı ortada; özellikle yoksul mahallelerde kadınlar arasında yaygınlaşan antidepresan kullanımı bir gösterge. Ama daha ağır göstergeler de var. Kadın intiharlarının, intihar girişimlerinin artışı, bu mahallelerde kadınlarla yüz yüze gelen, bu mahallelerde çalışmalar yürüten kadınların yaptığı bir tespit.

Bir yanda da “boşanmaların nedenlerine ilişkin” AKP eliyle yürütülen bir tartışmanın ortasındayız. Şiddet ve yoksulluk boşanmaların en önemli nedenleri olarak karşımıza çıkarken, gördüğümüz o ki komisyon evliliklerin sürmesini kadınların “Boşanırsam daha da kötü koşullara mahkum olur muyum?” korkusuna bağlıyor. Ve bu korkunun kadınların kararlarında bir karşılığı var.

Bu tabloyu ortaya koymak üzere bir araya geldiğimiz İstanbul Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği Yöneticisi Çilem Tekalmaz ve Araştırmacı Ülker Şener kadınların yoksullukla baş etme çabasının hayatlarını nasıl zorlaştırdığını, bütün bu zorluklara ek olarak hükümetin ortaya attığı her yeni politikayla kadınların nasıl büyük bir çıkmaza itildiğini anlatıyor.

Kadınlar sizin derneğinize en çok hangi sorunlarla, sorularla geliyorlar?
Çilem Tekalmaz: Son dört, beş aydır kadınlar “Bize iş bulun” diye daha sık başvuruyor. organize sanayi bölgesindeki çeşitli fabrikalara, mahalledeki çeşitli atölyelere yönlendirdiğimizde de kadınlar çok değişik kıstaslarla karşı karşıya kalıyor. Örneğin; yaşı 30’un üstünde olmayacak, kilolu olmayacak. Neticede, kadınların büyük kısmı o başvurulardan olumlu bir yanıtla dönemiyor.

Neden bu sene çalışma isteğiyle ya da zorunluluğuyla arayışa girmiş kadınlar? Ne değişmiş hayatlarında?
Evlenmiş, çoluk çocuk sahibi olmuş, çocuk bakımı yüzünden çalışamamış ya da ekonomik olarak ihtiyaç duymamış kadınlar. Ama artık geçinemediklerini, tek maaşın ihtiyaçları karşılamadığını, kredi borçları olduğunu, çocukları için endişe ettiğini söylüyorlar. Fabrikalarda iş bulamıyorlar, ama bulabilecek olsalar da evden çalışmak istiyorlar. Çünkü çocuklarını bırakabilecekleri kreş yok. Mahallemizde evine çeşitli atölyelerden, fabrikalardan iş alan çok sayıda kadın var. Neredeyse her 20 kadının 15’i böylesi işler yapıyor.

Ne tür işler?
El işi, dantel, patik... Boncuk dikme, temizleme, paketleme işleri... Bu işlerin hiçbir güvencesi yok. Çok ucuza çalışıyorlar. Örneğin kibritçi kadınlar; neredeyse 22 saat çalışıp, 40 bin tane kibrite sadece 5 lira kazanıyorlar. Diyor ki, “Sabah kalkıyorum. Çocukları okula, kocayı işe gönderiyorum. Sonra oturuyorum, gece 12’ye, 1’e kadar.” Çoğunlukla akşam çocuklar ve kocalar da dahil oluyor bu işlere. Neredeyse hepsi hasta. Ve bu kadar ağır iş, yoksulluğu gidermiyor.

Çilem’in anlattığı Esenyalı ölçeğindeki durumun memleketin bütününü ortaya koyduğunu söyleyebilir miyiz? Kadınların yoksulluğu derinleşiyor mu? Bir kriz durumu mu var?




Ülker Şener: Kadınlar açısından kriz bitmiyor, kadınlar sürekli bir kriz ortamında yaşıyorlar.

Kadınlar yoksullukla, geniş kapsamda yoksunlukla karşı karşıya. Hizmetlere erişimde ayrımcılık da var. İstihdam, eğitim, sağlık hizmetlerine erişimde genel olarak kadınların hayatında bir yoksunluk söz konusu.

Türkiye’de her 100 kadından 28’i çalışıyor ama bu çalışan kadınların yüzde 39’u ücretsiz aile işçisi. Yani herhangi bir gelir elde edemiyor. Bu kadınların yüzde 46’sı kayıt dışı çalışıyor. Hem asgari ücretin altında bir gelire sahipler, hem de sigorta hakları yok. Yarın bu kadınlar çalışamayacak duruma geldiklerinde herhangi bir güvenceleri, emeklilik maaşı vs. olmayacak ve yaşlı kadın yoksulluğu dediğimiz şeyle karşı karşıya kalacağız.

Ama bir yandan da “kadın istihdamını artırdık” diyor hükümet?
Devletin “Kadın istihdamını artırdık” dediği, evde bakım hizmetlerinde istihdam edilen kadınlar. 2015 yılına göre 470 bin kişi evde engelli, yaşlı ve hasta bakıyor. Bunların çoğu kadın ve bunlar istihdam içinde görünüyor, ama herhangi bir sigortaları, kaydı yok ve şu an için bakım hizmeti karşılığında devletten sosyal yardım alıyorlar. Sonrasında herhangi bir gelirleri olmayacak. İstihdam dışında kalan çok geniş bir kadın kesimi var. Kendilerini ev kadını olarak nitelendiren bu kadınlar her an yoksul olmakla yüz yüzeler, çünkü kendilerine ait bir gelirleri yok. Erkekle herhangi bir nedenle bağlarının kopması, ilişkilerin bozulması, boşanma durumunda kadın direkt olarak yoksullaşıyor, bu önemli bir sorun.

Yoksulluk ve kadın ilişkisinde önemli bir nokta da şu; erkek gelir elde ediyorsa, maddi olarak durum iyiyse genellikle o parayı erkek yönetiyor. Ne zaman ki hane geliri düşüyor, yoksulluk yönetimi kadınlara veriliyor. Çünkü yoksulluğu yönetmek zor bir şey. Çünkü yoksullukla birlikte üstesinden gelinmesi gereken işler artıyor; çocukları besleme, barınma, giyim vs. tüm bunları kadının yapması bekleniyor. Yoksulluk arttıkça kadınların iş yükünün arttığını da görüyoruz.

KADINLAR 1 LİRA İNDİRİM İÇİN KİLOMETRELERCE YÜRÜYOR
Kadınlar bu derinleşen yoksullukla baş etmek için ne yapıyor?
Çilem Tekalmaz: Market indirimlerini takip ediyorlar. 1 lira da olsa, eğer bir yerde indirim varsa kilometrelerce yol yürüyorlar. Ellerinde kampanya ilanlarıyla geziyor artık kadınlar. Çok çarpıcıdır, çöp konteynerleri çevresinde bırakılan hiçbir ayakkabı, kıyafet, kullanılabilecek bir çöp bile kalmıyor artık. Geçen sabah dernekte sohbet ederken pazara gitmenin lafı açıldı. “Hadi gidelim, alışveriş yapalım” dedik. “Yok” dedi bir abla, “Akşam olsun, tezgahlar toplansın, öyle giderim ben”. Geride kalanları alacak. Bu kadının 4 tane çocuğu var.
Ülker Şener: Kadınların yoksullukla baş etme yollarından bir tanesi sosyal yardımlar, kadınlar kimin ne kadar yardım yaptığını yakından takip ediyor. Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Vakıfları’na, belediyelere, sivil toplum kuruluşlarına kadınlar daha çok başvuruyor. Toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklı erkekler yardım istemekten utanıyor, çekiniyor. Yardım peşinden koşmak da kadının üstünde kalıyor. Sosyal yardıma erişim için kadınlar büyük bir çaba sarf ediyor.

YOKSULUZ, DEPRESYONDAYIZ, ŞİDDETİN ORTASINDAYIZ


Çilem Tekalmaz: Son günlerde bunalmışlık, depresyon, intihara eğilim kadınların dilinden en çok duyduğumuz şeyler.

Kadınların en büyük dertlerinden biri de kocalarının boşanmak, ayrılmak isteyişi. Son aylarda geçimsizlik nedeniyle evlerini terk eden erkek sayısında artış gözlemliyoruz. “Ne yapacağım ben?” diye geliyor kadınlar. “Neden ayrılmak istiyor, ne oldu?’ sorusuna verdikleri yanıt da “Geçinemiyoruz, çocukların ihtiyaçlarını karşılayamıyoruz, evin geliri giderine yetmiyor” diyor. Elbette çok derin, katman katman şiddet de var her bir hikayede. Eşin işinin, sigortasının olduğu, çocukların ihtiyaçlarının karşılanabildiği koşullardan işsizliğin büyük bir dert haline geldiği, maddi olanakların azaldığı, sosyal güvencenin olmamasının darboğazı artırdığı koşullara bir geçiş var. Bu, kadınlara yönelik şiddeti artıran bir yön de taşıyor. Kadınların şiddet karşısında daha güçsüzleştiği sonuçları da yaratıyor.

Ülker Şener: Kadınların bedensel sağlığı üzerinde yoksulluğun çok tahrip edici bir etkisi var. Yoksul mahallelerdeki kadınların çoğu depresyonda.

Yoksulluğun kadın üzerinde yarattığı bir diğer etki de şu: hanelerde engelli çocuk da varsa erkek aileyi bırakıp gidebiliyor. Kadın ise kalıyor. Yani yoksulluk kadının üzerindeki bakım emeği yükünü çok fazla artırıyor.

Yoksulluğun kendisi şiddeti artırıyor. Sadece fiziksel şiddet değil; yoksulluk, kadının kendisini gerçekleştirmesinin önüne engel teşkil etmekte. Kadın bugününe, geleceğine karar veremiyor. Kendi kaderini tayin hakkını kullanamıyor. Tüm bunlar aslında kadının yaşam biçimini belirliyor. Yoksul hanelerle yoksul olmayan hanelerdeki şiddetin düzeyi de oranı da farklı. Hane yoksulsa orada büyük olasılıkla şiddet oluyor. Ekonomik şiddet zaten var, çok az parayla kadını, evi geçindirmek zorunda bırakmak, çok az para verip çocukların eğitim harcamalarının yerine getirilmesini istemek, kadını sosyal yardımlar bulması için zorlamak, borç para için oradan oraya göndermek. Fiziksel şiddet de buna eşlik ediyor, çoğu zaman cinsel ve duygusal şiddetten de bahsedebiliriz. Yoksulluğun şiddeti artırdığına dair veriler de var. Ama şiddeti sadece yoksullara mal etmek, erkek egemen söylemin bir sonucu. Şiddetin en önemli nedeni kadını kontrol altında, baskı altında tutma isteğidir. Bu, her sınıfta görülüyor.

YOKSULLUK İNTİHARLARI: KADINLAR YAŞAMA UMUDUNU NEDEN YİTİRİR?
Çilem Tekalmaz: Son dönemde intihar girişimlerinde de ciddi bir artış gözlemliyoruz mahallede. Kadınlar aslında yaşama tutunma ve tüm zorluklara rağmen çocuklarını düşünerek yaşamaya devam etme eğiliminde olurlar genelde. Ama bu girişimlerin artması, hatta başka yerlerden, gazetelerden, televizyonlardan kadınların hayatlarına son vermeyi seçtiğini görmek tabloyu ortaya koyuyor. Kadınlar, yaşama umudunu kaybediyorlar. Huzurla ve güvenle yaşanacak bir hayat ise neredeyse kalmadı.

Ülker Şener: Yoksulluk bireyin kendisine olan şiddeti de artıran bir faktör. Örneğin dünyada yapılan çalışmalarda, yoksulluğun ve işsizliğin intihar oranlarını artırdığını gösteriyor. Hem erkeklerde hem kadınlarda bu böyle. Türkiye’ye baktığımızda da kadınlarda intihar girişimlerinin çok yüksek olduğunu görüyoruz. 2013 verilerine göre intihar girişiminde bulunanların yüzde 72.7’si kadınlardan oluşuyor. Kadınlar aslında çok güçlü. Son noktaya gelmeden kendi varlıklarına son vermiyorlar. Eğer kadının çocuğu varsa, kendini hemen öldürmüyor. Son noktada artık hiçbir çaresi kalmamışsa, intihara kadar götürüyor yaşadıkları kadını.

NAFAKA HAKKININ GASBI KADINLARIN DAHA DA YOKSULLAŞMASI DEMEK
Çilem Tekalmaz: 16 yaşında evlendirilen, 6 yıllık evli, 3 yaşında bir çocuğu olan genç bir kadınla görüştük daha dün. Kocası “Ben senden soğudum, ailenin yanına git, seni özlersem geri çağırırım” diyor. Adam, evin tüm eşyalarını dağıtmış, evi kapatmış. Şimdi de kadını boşamak istiyor. ‘Nafaka istersen çocuğunu göstermem’ diye anlaşmalı boşanmaya zorluyor. Kadınlar, fiili olarak nafaka haklarından vazgeçiriliyor. Çevreden de ‘Adamın durumu yok, nafaka isteme’ sözlerine maruz kalıyorlar. Küçük yaşta evlendirilmiş, eğitim olanakları elinden alınmış bir kadının, 3 yaşındaki çocuğunun nafaka hakkı için tehdit unsuru olarak kullanıldığı bu örnek tek değil ki! Nafaka tartışması, en çok yoksul kadınları mağdur edecek bir tartışma. Zaten fiili olarak erkeklerin nafaka hakkını gasbettiği, yasaların da gasbedilmesine göz yumduğu bir ortamda bir de böyle bir tartışma açılması çok kötü sonuçlar doğurabilir.

Ülker Şener: Şiddetle ilgili konuşurken aslında öğrenilmiş çaresizlikten bahsedilir. Komisyonun nafakanın evlilik süresine bağlanması önerisi aslında bu öğrenilmiş çaresizliği artıracak bir etken olacak. Yasayı hazırlayanlar topluma bakmıyor, kadını ve erkeği toplumda eşit varsayıyorlar. Sanki kadınlar da erkekler gibi istihdama katılabiliyor, kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olabiliyorlarmış gibi davranıyorlar. Böyle olunca da ‘Bir erkek 2 yıl evli kaldığı kadına bir ömür boyu neden nafaka ödesin?’ tartışmasına indirgeniyor. Siz istihdamda kadınlara yaraşır iş imkanları veriyor musunuz? Hayır. Sosyal yardımlarınız insana yaraşır bir biçimde mi sağlanıyor? Bakıyoruz; çok düşük meblağlarda, sürekliliği olmayan bir biçimde, insanı güçlendirmeye yönelik değil, yoksulluğu sürdürülür kılmaya yönelik bir sosyal yardım anlayışı var.
Sanki bunlar sorun değilmiş gibi, kadınlara nafaka yerine istihdam desteği ve sosyal yardım desteğinden söz ediliyor. Kadınları gerçekten güçlendirecek ve kadınların karşı karşıya kaldığı eşitsizlikleri azaltacak politikalara destek vermek gerekiyor. İstihdam, eğitim, sosyal yardım, sağlık alanında kadınların karşılaştıkları ayrımcılık ortadan kalktığı zaman, kadınlar erkeklerle eşit oldukları zaman nafaka konusu tartışma konusu edilebilir.

Bir de zaten yasalarımıza göre her durumda nafaka verilmiyor, kadının durumuna bakılıyor, kadının gelir düzeyi yüksekse, kendine ait bir geliri varsa nafaka verilmiyor. Hatta gelir durumu yüksek olan kadınların erkeklere nafaka ödemesi de yasalarda var.

Nafaka hakkının ortadan kaldırılması aslında kadın yoksulluğunun daha da artması anlamına gelir. Bu hakkın tartışılması, gerçekten insana yaraşır bir iş sağlandığı noktada düşünülebilir. Bunun dışında tartışma konusu edilmemesi gerekir, çünkü bu hem kadın yoksulluğunu artırır, hem kadının erkeğe bağlılığını artırır, hem kadının kendi hayatı üzerine söz sahibi olmasını, kendi kaderini tayin etme hakkını elinden alır.


Son Düzenlenme Tarihi: 29 Mayıs 2016 22:16
www.evrensel.net
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 03.07.16   #164
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


'2016 yılının
ilk 6 ayında
153 kadın öldürüldü'

03.07.2016 20:03 GÜNCEL

'2016 yılının ilk 6 ayında 153 kadın öldürüldü'


Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, yayınladığı Haziran ayı raporunda, 2016 yılının ilk 6 ayında 153 kadının, Haziran ayında ise 15 kadının katledildiği belirtildi.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, kadın cinayetleri ile ilgili hazırladığı Haziran ayı raporunu kamuoyu ile paylaştı.
Rapora göre; 2016 yılının ilk 6 ayında 153 kadın, sadece Haziran ayında 15 kadın öldürüldü. Raporda, yıllara oranla kadın cinayetlerinin son 2 yılda ciddi artış gösterdiği belirtilirken, 2010-2015 yılları arasında bin 345 kadının öldürüldüğüne yer verildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Anneliği reddeden kadın eksiktir” sözlerinin hatırlatılarak eleştirildiği ve AK Parti iktidarının uygulamalarına dikkat çekilen raporda öne çıkan kısımlar şöyle:

Cinsel şiddet

*İktidar partisinin politikaları cinsel şiddetin Mayıs ayına göre 2 katı artmasına sebep oldu.

*Kadınlar; polis, öğretmeni, babası, akrabası, iş arkadaşı, muavin tarafından okulda, iş yerinde, parkta, hastanede, evinde, otobüste bulundukları her alanda cinsel şiddete maruz kaldı.

*Yalova’da 12 yaşındaki kız çocuğu tacize direndiği için öldürüldü.

*Bu ay öldürülen kadınların yüzde 50’si hem evli hem de çocuklu. 19 çocuk annesiz kaldı.

Kadınlar en çok eşi ve arkadaşı tarafından öldürüldü

*Kadınların yüzde 50’si ilişkisini sonlandırmak, kendi hayatına dair karar vermek istediği için öldürüldü. Kadınların yüzde 60’ı eşi, erkek arkadaşı tarafından öldürüldü.

*Haziran ayında kadınların yüzde 55’inin silahla öldürüldü. Silah kullanım oranı bu yılın ilk 6 ayında, geçen yıla oranla yüzde 10’luk artış gösterdi.

Kadınların en çok öldürüldüğü iller

*Kadın cinayetinin en çok yaşandığı iller olan İstanbul, Adana, Muğla, Kocaeli, Manisa illerinde bu ay 2’şer kadın öldürüldü. Öldürülen kadınların yüzde 100’ünün devlet tarafından korunup korunmadığı tespit edilemiyor.

5 yılda bin 345 kadın öldürüldü

*2010-2015 yılları arasında bin 345 kadın öldürüldü. Bu artışta kadın düşmanı politikalar ve savaş ortamı etkili oldu.


http://www.birgun.net/haber-detay/20...du-118668.html
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.07.16   #165
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


Gündem
FEMEN:
IŞİD değil, kadınlar kazanacak!


FEMEN, "Bedenimiz silahımız ve evet bu silahı kendi ellerimize alıp erkeklere karşı kullanmayı hedefliyoruz" demişti

- A +
14 Temmuz 2016 20:50

Ukrayna kökenli kadın örgütü FEMEN’in Twitter’daki Türkiye hesabından “IŞİD değil, kadınlar kazanacak!” mesajıyla bir fotoğraf paylaşıldı. Sansasyonel eylemler düzenleyen feminist grubun fotoğrafı sosyal medyada gündem oldu.



“Bedenimiz silahımız”



Kadına yönelik şiddeti protesto etmek amacıyla Türkiye’ye gelen bir grup FEMEN üyeleri 2012’de verdikleri bir söyleşide "Biz bedenimizi bir silah olarak kullanıyoruz. Ve evet bu silahı kendi ellerimize alıp erkeklere karşı kullanmayı hedefliyoruz" demişlerdi.



FEMEN’in manifestosu



“Patriyarkaya karşı tam bir zafer” hedefiyle yola çıkan Femen örgütü, 2014 senesinde Türkiye ofisini açtıktan sonra ideolojisini ve taleplerini açıkladıkları manifestosunu Türkçe yayınladı.



İşte FEMEN’in Türkçe yayınladığı manifestosu:

Başlangıçta beden vardı, kadın bedeninin hissi vardı, o kadar hafif ve özgürdü ki neşe hissini de beraberinde getirdi. Sonra adaletsizlik geldi, o kadar keskindi ki onu bedeninle hissedebilirdin, bedeni hareketsizleştirmeye başladı, hareketini engelledi, sonra bedenin seni rehin aldı. Ve bu yüzden bedenini bu adaletsizliğe karşı kullanmaya başladın. Bedeninin her hücresini patriyarkaya ve aşağılamaya karşı seferber etmeye başladın. Sonra dünyaya seslendin:



Bizim tanrımız bir kadın!

Bizim görevimiz protesto etmek!

Bizim silahımız çıplak göğüslerimiz!

Ve böylelikle FEMEN doğdu ve sekstremizm başladı.

FEMEN

FEMEN, göğüslerinde sloganlar yazan ve başlarında çiçekten taçlar bulunan cesur kadın aktivistlerin oluşturduğu uluslararası bir kadın hakları örgütüdür. FEMEN aktivistleri, ne kadar zor ve ne kadar provoke edici olursa olsun her türlü insancıl görevi yerine getirmeye fiziksel ve zihinsel olarak hazır olan özel eğitimli kadınlardır. FEMEN aktivistleri kendilerine karşı oluşan her türlü baskıya direnmeye hazırdır ve ideolojik sebeplerden dolayı tek başlarına mücadele etmeye itilmiştir. FEMEN, feminizmin özel bir kuvvetidir, onun öncü militan birimidir ve korkusuz ve özgür olan Amazonlar'ın tekrar vücut bulmuş modern halidir.

FEMEN'in İdeolojisi

Siyasi, ekonomik ve kültürel olarak erkeklerin işgali altındaki bir dünyada yaşıyoruz. Bu dünyada kadın bir köle konumunda, her türlü hak kadının elinden alınmış durumda fakat en önemlisi kendi bedenini sahiplenme hakkı alınmış durumda. Kadın bedeninin tüm fonksiyonları en ağır şekilde patriyarka tarafından düzenlenip kontrol ediliyor. Kadından ayrı tutulmuş bir şekilde kadın bedeni ataerkil sistemin korkunç istismarı yüzünden bir obje olarak görülüyor; onun mirasçıları tarafından fazla kar, cinsel haz ve pornografik şovlar için kullanılıyor. Kadın bedeninin tüm kontrolünü elde tutmak, kadını baskı altında tutma yolunda anahtar rolü görüyor. Kadının cinsellikteki politik atılımı, onun özgürlük yolundaki en önemli şey demek. Kadının kendi bedenini kendisinin sahiplenmesi onu özgürlüğe kavuşturacak ilk ve en önemli adım. Ataerkil sistemden bağımsız olarak bir kadının çıplak olması sisteme mezar kazmak anlamına geliyor. Bu aynı zamanda kadın özgürlüğünün militan manifestosu ve kutsal sembolü demek.

FEMEN'in çıplak saldırıları, tarihten beri süregelen kadın-sistem çatışmasının çıplak mücadelesidir, onun en görülür ve öncül örneğidir. Bir eylemcinin çıplak bedeni, kadın devriminin yeni bir biçimi anlamına geliyor ve ataerkil sistemin emirlerine karşı apaçık bir düşmanlık barındırıyor.

FEMEN'in Hedefi:

Patriyarkaya karşı tam bir zafer.

FEMEN'in Amaçları:

-Cesaretin ve kişisel örneğin gücüyle, köleliğin ilk ve son varoluş biçimi olan patriyarkaya karşı kadınların global bir güçte linç kanunu başlatmasına önayak olmak

-Patriyarkayı açık bir çatışmaya girmesi için provoke etmek ve böylelikle onun insan karşıtı saldırgan doğasını ifşa ederek tarihin gözü önünde gözden düşürmek

-Yıkıcı hamlelerle stratejik teslimiyeti kabul ettirinceye kadar patriyarkanın en temel enstitülerini sarsmak: diktatörlük, seks endüstrisi, kilise

-Patriyarkanın yarattığı erotik ve pornografik cinselliğe karşı olarak yeni bir devrimci kadın cinselliğini desteklemek

-Modern kadın kültürüne kötülüğe karşı aktif bir muhalefet ve adalet için güçlü bir mücadele aşılamak

-Dünyadaki en etkili ve en mücadeleci kadın birliğini oluşturmak.

FEMEN'in Talepleri

-Kadınları dayanılmaz yaşam koşullarına iten diktatörlük rejimlerinin, özellikle de şeriatı ve kadınlara karşı diğer sadizm metotlarını uygulayan teokratik İslam devletlerinin, derhal son bulması

-"Kölelik ticareti"nin yatırımcılarını, organizatörlerini ve müşterilerini cezalandırarak kadın istismarının en berbat biçimi olan fuhuşu tamamen sonlandırmak ve böylelikle seks endüstrisinin kadınlara karşı işlenmiş en geniş ölçekli ve en uzun süreli soykırım olduğunu gözler önüne sermek

-Tüm dünyada kiliseyi devletten tamamen ayırmak ve dini kurumların modern kadının sivil ve cinsel hayatına ve üreme/ürememe hakkına müdahale etmesini yasaklamak.

FEMEN'in Sekstremizm Taktiği

Sekstremizm FEMEN tarafından geliştirilmiş, kadınların feminist eylemselliğinin yeni bir biçimidir. Sekstremizm, patriyarkaya karşı isyan eden ve politik ve doğrudan eylemlerde vücut bulan kadın cinselliğidir. Cinsellik barındıran eylemler, ataerkil sistemin kadın cinselliğinin büyük devrimci görevini algılayış biçimini imha etmek içindir. Sekstremizmin ekstrem doğası, kadın FEMEN aktivistlerinin fiziksel, psikolojik ve entelektüel yönden patriyarkanın bekçilerinden daha üstün olduğunu kanıtlamaktadır. Sekstrem eylemlerin onaylanmayan formatı, kadınların kendi protestolarını istedikleri zaman istedikleri yerde yapabilme ve bu eylemlerinin kolluk kuvvetleriyle herhangi bir uyum içinde olmama hakkını temsil etmektedir. Sekstremizm kadınların, erkeklerin kaba aşırılığıyla ve bu aşırılığın getirdiği kirli sakatlama suçlarıyla ve bir çeşit terör tarikatıyla alay etme biçimidir. Sekstremizm, şiddetsiz ama oldukça da agresif olan bir provokasyon şeklidir; çürümüş ataerkil sistemin ve eskimiş politik değerlerin tüm kurumlarını sarsmayı hedefleyen güçlü bir silahtır.

FEMEN'in Sembolleri

Çiçekten taçlar, kadınlığı ve boyun eğmemenin gururunu temsil eder. Bu taçlar kahramalık taçlarıdır. "Beden pankartı", üzerinde gerçeklerin yazıldığı bedenle gerçekleri haykırmanın bir yoludur. FEMEN'in logosu "ф" şeklindeki Kiril harfidir. Bu harf, kadın hakları hareketi FEMEN'in sembolü haline gelmiş kadın göğsüne benzer ve Kiril alfabesinde FEMEN'in başharfi olan "F" anlamındadır.

FEMEN'in Sloganı

"Bedenim benim silahımdır!"

Yapı ve Faaliyetler

Uluslararası kadın hakları örgütü FEMEN, demokratik ülkelerde yasal olarak, diktatoryal rejimlerde ise yasadışı olarak faaliyet gösteriyor. FEMEN uluslararası bir örgüt olarak kabul görüyor ve şu an dünyanın farklı ülkelerinde ulusal FEMEN grupları kurma üzerine çalışıyor. Bugün Ukrayna, Fransa, Almanya, Brezilya, Kanada, İsrail, Meksika, İsveç, İspanya, Belçika, Hollanda ve Türkiye'de FEMEN temsilcileri bulunuyor. FEMEN, yeni kadın aktivistleri bünyesine katarak faaliyette bulunduğu ülke sayısını sürekli olarak büyütmeye çalışıyor. Kadın "sekstremist"ler, hareket tarafından Ukrayna ve Fransa'da kurulmuş olan eğitim merkezlerinde eğitim alıyorlar. FEMEN, kuruculardan ve en öne çıkan aktivistlerden oluşan Koordinasyon Konseyi tarafından yönetiliyor.

Para

Örgütün eylemlerini desteklemeleri için FEMEN, hareketin fikirlerini ve mücadele biçimlerini destekleyen/paylaşan insanların bağışlarını kabul ediyor. Bunun yanında örgütün sembollerini taşıyan giyim ve aksesuar eşyalarını ve FEMEN üyelerinin kendilerinin ürettiği sanatsal objeleri satıyor. Siyasi partilerden, dini örgütlerden ve diğer lobi yapılarından yardım almayı kasıtlı olarak reddeden FEMEN'in hiçbir yatırımcısı bulunmuyor.


http://t24.com.tr/haber/femen-isid-d...zanacak,349960
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yobaz Sana ne Yılmaz Bakar Şiir ve Türkü-Ezgi Bölümü 0 01.12.11 01:28
Siz hic Yobaz Gördünüzmü ? Alevi Komik Anılar ve Olaylar 2 06.09.11 23:33
Kadina 85, İneĞe 375 lİra doĞum parasi Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 6 04.04.11 21:24
Dayak Yiyen Kadina Yardim Etme Dayak Yersin! DevrimChe Pir Yolu Haber Merkezi 5 20.02.11 20:31
Aleviler Yobaz Değildir Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 0 27.08.10 02:00






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2