Sponsor Reklamlar


Cem yalanları-doğruları bakış-1

 Alevi'likte İbadet Katagorisinde ve  Cem İbadeti Forumunda Bulunan  Cem yalanları-doğruları bakış-1 Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...


 
Seçenekler
Alt 22.10.12   #11
HURUFİCAN
HURUFİCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 104
Rep Puani : 0
Standart Cevap: Cem yalanları-doğruları bakış-1


Farca'da “usture” arapca “rivayet” aslı astarı olmayan söz manası olarak algılanan anlatımlar çelişlilerle doludur.Mitolojijnin tam manası ile bir tanımı çok zordur.LakinEvrenin varlığından hayvan insan doğa ile ilişkileri iyi kötü kahramanlar öğretiler ve buna bağlı ritüellerin sempolik anlatımları isimleri kişilere giydirilen bir takım yarı tanrısal olay ve artı eksi oluşumlarla doludur..
Ayrıcada geçmiş dünyada hayat sürmüş insanların sosyo kült ilişkilerini doğayla ilgili algılayışları ile bunu dinsel acıdan değerlendirme yorumlama acısından mitoloji bilimi öneminide hatrlatarak konumuza anlaşılır kısa yanıtlarla suallere bakalım...


Cem Sultan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Degerli can yazınızdaki bazı noktalara cevap vermek gerekmekte sizin sıralamanızla gidecegim

1- Kırklar ruhani bir kattadır o sebeple Hasan ve Hüseyin dahil hepsi ruhsal olarak orada bulunmaktadır. Nasıl ki peygamber ruhsal olarak miraca cıktı ise.

A-Yanılgı bir doğru değil beklentidir.Bilinmeyeni kabullenmek ve onun terimsel olarak aktarıldıkaları alanı sembolleştirerek inanç kültünü psiko-fizik hallerini kabullenmek olarak ifade edilir.Hakk enfus-te nafs 'da tevhittir.Yek-i kuddus-i ekber ebedi mekandır.La mekanda mekan olmasının imkanı olanaksızdır.Bundandırki alevi gelsefesi diğer inanç felsefelerinden ayrılmıştır.Birlik hakk mekanıdır.40 tekamüle erme ruhun mahmuda çıkışıdır. Miraç habeşce temeli aramice basamaktır.Dünyanın çok yerinde çok çeşitli miraçlar olmuştur.Zerdüşten teoazime budistlere kadar giden eski inanış ve mitelojinin gök yüzü tanrısına çıkışıdır.Mirac konusunda ayrıca bir makalemde var. zaman gelince buraya aktardığımda sizin gibi bakanların açısından farklı bir yönle düşündürmüşte oluruz...



2- Selman da yine ruhsal boyutta kırkların icindedir. Öz varlık olarak bakmalısınız. Nasıl ki Ali ilahi nurun bir yansıması ise Selman'da 40lardaki bir nurun yeryüzüne yansımasıdır.

B-İnanırsınız olay biter.İnanç bilginin bittiği yerde başlar.Gerekli yerlerde bilgi aktarımı ve felsefeler kullanılarak sembollize edilmiş alanlar yaratılarak kişi mantığına itikat ettirilerek indirgeme yapılır...


3- Cem ibadeti bilindigi üzere her persembe aksamı yapılır. Dini acıdan günes battıktan sonra diger güne gecilmis sayıldıgından (örnegin persembe gecelerine cuma aksamı denir) persembe aksamı yapılan cemler CUMA ibadetidir. Cuma ibadetini toplu bir sekilde cuma günü girer girmez yapar aleviler, sunniler ise cuma ibadetini bizden cok sonra öglen yaparlar camilerde.
Ayrıca alevilerde de günes dogarken ve batarken dua etme gelenegi yani ibadeti vardır.

C-Kendinizi zorlamayın olmadı olmayacaktır.Ehlibeyir kaynaları birinci elden sizi yalanlamaktadır.Ha.Zertüş ve mani inanışlarıyla birlikte saabii inançların etkisi derseniz daha gerçekci akademik olur.İlla subjektif bakacaksanız işte sizin yukarıdaki söylemleriniz ortaya çıkar.
Pazartesi olsa ne olur ?Alevilik detay değil öze endekslidir.O yüzden aleviyiz...



4- Peygamber ilk basta yahudi kıblesine dogru ibadet ederken söylentilerden rahatsız olup baska yönlere dönmeye baslamıstır. Bunun üzerine Bakara 142 iner, "İnsanlardan bir kısım beyinsizler: Yönelmekte oldukları kıblelerinden onları çeviren nedir? diyecekler. De ki: Doğu da batı da Allah'ındır. O dilediğini doğru yola iletir. Ama peygamber yinede bir düzen tutturamaz ve bu sebeplede BAKARA 144 iner ve söyle der, (Ey Muhammed!) Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilmekte olduğunu (yücelerden haber beklediğini) görüyoruz. İşte şimdi, seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir.

Simdi Bakara 144 indikten sonra Allah dogu ve Batıyı sahiplenmekten vazgecti kimse diyemez yani her yön halen onundur yüz nereye dönerse dönsün hep onadır.

Kabe olayına gelirsek. Kabe ici bos tas duvarlardır. Orada secde ederken kabeye mi secde ediyorsunuz? Bu sirk olur öyle degil mi. Özü yani manayı kacırmak olur. Ayrıca kabeyi ortadan tutup kaldırırsak insanlar yüz yüze secde ediyor olur aynı alevilerin yaptıgı gibi. Alevilerin ortasında bir tek kabe yoktur cünkü gerekte yoktur, kimse tas duvarlara secde etmiyor sonuc olarak.

D-
Kuranı anlatımlar”nasalar” yine duhur ve sugar ile “tev'il” edilmek koşuluyla çeşitli noktaları ilerletmeye çalışılmıştır.Tasavvuf manasıyla kabeyi ortadan çek her kse cemal cemale mantığı
kuranın özüne aykırıdır.Heleki ehlibeyit ve Hz.Ali kabe hakkında sözleri ve anlatımlarını görürseniz ne demek istediğimi anlayaçaksınız.
Hadi sizi göreyim!Kaldırın kabeyi ortadan insanlar cemal cemale olsun?



5- Allah Kuran'da icinde fitne fesat olan yerlerde ibadet etme diye emretmistir, bizler mantar gibi cemevi dikemedigimiz icin aynı seyi farklı bir sekilde uyguluyoruz. cemevini degistirmektense fitne fesat yada cürük kisiyi iceri almıyoruz. Aynı mantık.

E-”Vuzuh” islamın içindedir.Ehlibeyit ve birinci derecedeki onların evlatları haram zina içki edenlerin yanında öününde yatta imam olarak namaz kıldırmış kılmıştır.İbadete Kimse alınmaması durumu olmamıştır.Bu küçük yerleşim yerlerinde feodal yapıların kendi sosyo kültür ve yasalarının uygulamalarıdır.Şimdi bak bakalım istanbulda,izmirde Avrupada vs. Cemlere kimleri alıyorsun.Biraz gerçek biraz akıl artık masallarla sünni-şii rivayet ve onların yön vermeleriyle aleviliği bir tarafa entegre etmete çalışmayalım.



6- Kırklar hikayesini biliyorsunuzdur ilk defa imam Caferi Sadık bahsetmistir Buyrukta ve İmam Caferi Sadık takriben 702–765 yıllarında yasamıstır . Orada kadın erkek hepsi bir semah dönmüstür. İmam yoktur sadece basta oturan Ali vardır. Kimse kimsenin arkasına gecmez.

F-
İmam-ı Caferin eserlerini bilirim.Buyruk diye eseri olmadı.İmam-ı cefariz itikat esaslarını bilen beni anlar.Ha siz inanmaktasınız ki o sizin sorununuz.Artık Alevilerin uyanması gerekir.Buyruk safaviyye'nin eseridir.Emperyalist anlayışda anadoluya suriye'ye gönderilen dailer ve abdalların inancımıza kimlik ve kutsallık kazandırmak için yaptıklarıdır.Yazılışı aktarımı dili yanı kısaca metodolojisi bizzat bunu göstermektedir




10- Dem kelimesinin icki anlamı vardır ama bunun alkollü icki oldugu nerden cıkmaktadır? 40lar hikayesinde 1 üzüm tanesini sıkarlar ve hemen ardından icerler bu onun alkollü oldugunu göstermez. Sadece kırmızı üzüm suyudur. Kaldı ki dem kelimesinin kan anlamıda vardır!!

G-
Siz demek ki daha henüz tam cem görmemişsiniz.Ha avasta dilinde dem ayrıca ibadet ettiren din önderi olarakta geçer.Üzüm tanesi yerine Bir parca ekmek alsaydı hepsinin karnı doysaydı daha emekci daha radikal bir miteoloji olmaz mıydı?Siz safavi eserlerinde Cem ayinlerinde Şah ismaile oğlu Tahmaz-a içirdiği şarapları o dönemde olan yapancı gezginlere ve kızılbaşlara sorun...
Olmadı gelin egede bektaşibabaları bakın olmadı Pir evinin tarihine bir bakın....
Biz zilzurna sarhoş olmaktan bahis açmıyoruz.Edep erkandan bahis açıyoruz...





12- imamları takip eden Namaz kılar diyen kisiler bi hayli arttı. Peki bu imamlar namaz kıldıkları icin mi sürekli öldürüldüler? Bir müslüman bir müslüman kardesine niye bunu yapsın? Madem imamlar öyle anlattıgınız gibi namazında niyazında orucunda idi neden katledildiler hep?



Ayrıca bizim ocagımız anadoluya Horasan'dan gelen en son ocaktır diyebilirim ve dedelerimin dedelerinin dedeleri vs cem ibadetini bastan sona Horasandan biliyordu. Hic biri türkiyeye geldiginde ögrenmedi cem yapmayı. Olay Anadolu eksenli degildir kesinlikle.

I-Gerceği halen göremeyenler var.Ama Artmasın yeter artık günümüz bilgi çağı yetti artık!
Ne alakalar kuruluyor nereden nereye gidiliyor Biz bu şıkkımızda ne söylemiştik can siz konuyu nerelere çektiniz anlamadım?
Siyaset erk ve buna bağlı sürdürülebilinir erkin yanında ola bileçek halleri siz karıştırıyorsunuz.
Elma ile armudu keşke sizin gibi karanlıkta kara gözlük takıp toplasaydık...
Lakin sen görmüyorsun diye güneş doğmayacak diye bir hüküm yok....



Herkes Horasandan geliyor...
Ne horasan sanki günümüzün istanbulu Tüm nufus orada..
Dedelerin tabi bileçek anadolu iran Aras ovasından yunanıstan ve bulgaristandan süriye ,abazha gürcü bölgelerine kadar yayılan geniş bir alandır...Ayrıcada etkileşimler hep olacaktır...
Olay Medinede mekkede neden cem ve semah yapan ehlibeyit evlatları Ya da dergahları olmamasıdır..Demekki dedelerin bazı şeyleri eksik takip etmişler mantığı ortaya çıkar...Yazık...



14- Üc kere ya Allah diye mum yakan görmedim ama varsa da evet bu yanlıs.


İ-Güzel...?


15- "Allah Muhammed Ali" gibi üclemeler her inanısta vardır. Adının ne oldugundan cok neyi sembolize ettikleri önemlidir. Alevilikte de bu "Allah Muhammed Ali" seklindedir. Bunu pirlerimiz korkularından yaptı demek onları birer korkak yapar ki onlar bu yol icin canlarını seve seve vermistir böyle bir takiye yapma ihtiyacları yoktu.

j-Hıristiyan Bizans'ın ve İslam'ın fetihleri acımasızca yok etmeleri tecavüzleri köleleştirmeleri kıyımlarına karşı, bu inancı devam ettirmenin başka yolu da yoktu.Tarih bunu söylemektedir.Bundandırki erenlerin eserlerinde takiyye çok fazladır.Ha bunuda dedelerinize sorun size göstersinler.İlla ben korkmuyorum demek arkasında sorumlu olduğu halkıda ahmakça ateşe atmak olurdu.Erenler akıllı insanlarsa aklın o dönem ne gerktiğini bilerek yapmışlardır.Aleviler neden dağlarda bayırlara sığındılar onları tanrısallaştırdılar .Düşünen insana delil vardır sözümüzde vesselam..

16- Hadisten dah afazlası var, bizzat Rabbin kendi ayeti vardır. Zebur'da mezmurlar 150'de sazlı sözlü defli müzikli ibadet edilmesini ister Rab. Aleviler 4 kitaba bir baktıkları icin bunu secmis olsalar gerek ibadet icin.
Mez.150: 1 RAB'be övgüler sunun! Kutsal yerde Tanrı'ya övgüler sunun! Gücünü gösteren göklerde övgüler sunun O'na!
Mez.150: 2 Övgüler sunun O'na güçlü işleri için! Övgüler sunun O'na eşsiz büyüklüğüne yaraşır biçimde!
Mez.150: 3 Boru çalarak O'na övgüler sunun! Çenkle ve lirle O'na övgüler sunun!
Mez.150: 4 Tef ve dansla O'na övgüler sunun! Saz ve neyle O'na övgüler sunun!
Mez.150: 5 Zillerle O'na övgüler sunun! Çınlayan zillerle O'na övgüler sunun!
Mez.150: 6 Bütün canlı varlıklar RAB'be övgüler sunsun! RAB'be övgüler sunun!

K-Davut ve onun rebab-ı konusunda aktarımlar farklıdır.İslam farklıdır.Zebur size göre değişmemiştir. Bu ayetleriniz bunu göstermektedir.Biz alevilrde biraz önce kuran ayetlerinde aktarımlarınızı unutup hemen kuranın değiştiği kitaplardan olan zebur-a inanacağız.Hani çorba yaparlarda çorbaya baklava atıpta buda güzel oldu mantığınıda sizde görüyorum.
Unutmayımda sizin bu KARIŞIK araklamalı yönünüze çok önemli bilgiler aktarımlar yapabilirsem yapayımda forumda bu eksiklikten bizde bu halden kurtulalım.Bakın sizin delilleriniz hindistanda mevcur h(sind)indliler ve aryan tarihine bakın...


18- yezit'e (lanet olsun ona) lanet okumayı Hacı Bektas Veli sart kosmustur ve sonradan eklenmistir zaten. Adına Tebella ve Teberra demistir ve bunu yapmayan alevi degildir demistir.

L-Alevilik miraçta geldi ise bu hasan ve hüseyinin daha esamisi bile yokken
Cem yapa nlar nasıl imam hüseyini anmadan yezidi naletlemeden cem yaptılar o zaman. Sonra demek ki erenler bunu ilave etmişler(bidat)hakk bu işe ne demiştim.siz ne yezid nede olayın gerçeksel mantığı ve bir kronolojisini gözden geçirmediniz...
Yezide ve o gibi varlıklara hepimiz tabi lanet etmekteyiz.Sivas maraş ta başta olmak üzer...Bilmem ne kıtada...Bu genel kanıdır.Her kıtayı kapsar.Tevalla ve teberra üzerinde durulacak bir konudur.Ne zaman çıktığı şartları ve inanca möntaj edilmesi vs...
Demiştir miş olmaz varsa kanıtın belgesiyle koyarsın...
Ama İsmaillilerle ilgili belgeleri buldukca dailerin sözlerinde bunları görürsüz özellikle alperenler ve abdallarda...Hace bektaşda bir abdal-dır.



19- 40lar cemi ile normal cemi karıstırıyorsunuz. 40lar cemi ruhsal boyutta olmustur o sebeple herkes tam olarak oradadır, normal cem ise günlük hayatta evlerde yapılıyordu. Hatta peygamber kendi evindeki mescide acılan tüm kapıları bir süre sonra kapattırmıstır İmam Ali'nin kapısı haric. Bunun üzerine diger sahabeler peygambere darılmıstır ve niye Ali'nin kapısı haric bizim kapılarımız kapatıldı ve mescide girisimiz engellendi diye sorduklarında peygamber bunu Allah'ın istedigini söylemistir. İste peygamber ve imam Ali kimselerin görmesini istemedikleri gizli bir ibadet yapıyorlardı.

M-Oh gizli ibadet Cem...
Kendini islam farklı bağlantılı ve konularla ilgili rivayetlerinin içinde alakasız tarih ve islam fıkhına ters içerikli alan yaratmışsın..Aynı emevilerin çizdiği akıl ve mantık doğrultusunda.Hatta çoğu dinlerde bu mevcut..






"Seddül-elvaba illa bab-ı Ali." Türkçesi: "Hz. Ali'nin kapısından başka Mescid'e açılan bütün kapıları kapayınız." Malumdur ki, Medine'ye hicretten sonra Mescit yapılırken, Peygamber, kendisi için mescide bitişik bir oda yapılmasını emretti, sonra da yakın akraba ve sahabelerinin oturmaları için de birer oda yapılmasını istedi. Bu odalar yapıldı. Bu odaların hepsinin kapısı mescide açılırdı. Peygamberle birlikte bu sahabeler istedikleri zaman bu kapılardan mescide girerlerdi. Odaları bulunan sahabeler arasında şunlar da vardı: Hz. Ali, Peygamberin amcası Hamza ile Ebubekir, Ömer, Osman.

Fakat Ali'nin kapısından başka bütün kapıları kapayınız emri verilince sahabeler aralarında kırgınlık oldu.

Bunlar, Hazreti Hamza'ya şikayet ettiler. Hazreti Hamza da Peygambere gelerek, "Ya Resulullah. Ben senin amcanım. Ali ise amcanın oğludur. Ali'nin kapısını açık bıraktığın halde benim kapımın kapanmasını emredişinin hikmeti nedir?" demişti.

Peygamber, amcası Hamza'yı çok severdi:

"Amcacığım bilirsin ki ben kendi kendime hiçbir emir vermem. Bu emir, Allah'ın emridir. Allah böyle istiyor." cevabını verdi. Bunun üzerine Hamza, Ebubekir, Ömer, Osman'ın mescide açılan odalarının kapıları kerpiçle örüldü. Yalnız mescide Hazreti Muhammet'le, Hazreti Ali'nin odalarının kapıları açık bırakıldı. Bunlar, mescide bu kapıdan diledikleri zaman girer, çıkarlardı. Bazı tarihler, Peygamberin son günlerinde Ebubekir'in mescide açılan odasının penceresinden Peygamberin onunla konuştuğunu yazarlar... Bu, tamamen asılsızdır. Çünkü o sırada, yani Kapıların Kapanması tarihinden sonra Ebubekir, evini gayet uzak bir mahalleye taşımıştı. Hatta Peygamber'in vefatı haberini, Peygamber'in kapısında beklettiği kendi kölesinden almış, bunun üzerine atına binerek Peygamber'in evine gelmişti.




20- Buyrugu bir cırpıda sildiniz peki size gelene kadar buyruktan büyük alevi ulularının haberi yokmuydu? madem bu kitap yalan niye mesela Pir Sultan yada baska biri bu kitap yalandır dememis? Hadi diyelim iddianız dogru olur olur ya ama o tarihlerde böyle bir kitap basılmıs ve niye ehlibeyt soyundan gelen veya imam Cafer'in cevreside bulunanlar buna karsı cıkmamıs iftira diye? Hadi bunuda yapmadılar diyelim yinede o tarihlerde sunni islam anlayısına bu kadar ters gelebilecek bir kitabı kim yazmıs olabilir? Yüzyıllar sonra anadoluda alevi diye bir kitle cıkacak hadi ben simdiden onlara bir kitap yazayım diyen birisi mi olmustur yoksa bu kitap zaten o tarihlerde aleviligin bilindigini mi ispatlar?


N-Bu konuyu daha önce cevaplamıştım.Günümüz aleviliği uyanmıştır.Akıl mantık bilgi çağında her şey açıktır.Yetrki siz objektif olarak bakmayı biliniz. faraziye ve laf ebeliklerine heleki sizi tenzih ederim ahmaklara yer yoktur...


21- iyide bunu bilebilme sansımız yok ki.. bugün bile Kul himmetin musahibi kim bilen varmı? Yada Mevlananın bile müsahibini bulmam benim ne kadar cok zamanımı almıstı bir de o tarihlerden bahsediyoruz. Varsa da bilebilmek cok zordur bunu, ama olmadıgınıda kesin bir sekilde iddia edemeyiz. ayrıca Musahip arapça bir kelimedir bunuda unutmayın bu arada.


diger maddeler sunni inanıs üzerine oldugu icin girmedim bile cünkü sunni inanısla bizler farklı yollardan gidiyoruz. Kuranda ibadetin belli bir sekli yoktur ucu acık bırakılmıstır o sebeple sunniler namaz kılmayı tercih eder bizler ise cem yapmayı. Ne onlara laf söyleyebilirim nede onlara kızıp aleviligin ritüellerini degistirebilirim.

O-Her detaya bir iki içi boş demogojik laflar kurmak bize bir şey kazandırmaz..
Alevilikte yola giriştir musahiplik.Ondan bundan bahsetmiyoruz.Ululardan yol kuruculardan bahsetmekteyiz.Bu kadar önemli bir detay atlanacak öğlemi....
Musahiplik arapca olması neyin ispatı....
Ya siz tarih etkileşim değişim kabulleniş emperyal olguları anlamıyorsunuz ...Farz edelim benim adım Ali ben arap mı oluyorum Ya da salman ben farsmı oluyorum?

Yazınızdaki bir diger önemli husus ise artık islam kılıfı altından cıkalım,


artık islamın arkasına saklanmayalım söylemlerinizdir. iyi de bizler ne zaman islamın arkasına saklanmısız? Osmanlı alevileri katlederken her seferinde gayri müslim diye katletti alevileri bu nasıl saklanmak peki? HEr seferinde hep gayri müslim diye katlediliyoruz bu nasıl saklanmak? Demek bizim pirlerimiz pek becerememis islami kılıfa saklanmayı öylemi dicez simdi? Tabikide hic alakası yok. Aleviler islamın arkasına hic bir zaman saklanmadı sonuna kadar savastı ve katledildiler. Eger islamın icine gizlenmis yada saklanmıs olsaydık öldürülmezdik, rolümüzü oynar kurtulurduk ne güzel. Bu yanlıs bir tespit. Hacı Bektas Veli
hararet nardadır sacda değil,
keramet baştadır tac’da değil,
her ne arar isen, kendinde ara,
kudus’ta mekke’de hac’da değil,

derken islamın icine mi saklanmıs simdi? Alevilik asla islamı kullanmadı ölme pahasına olsa bile. Bunu demenizi alevilige ve onca canını verene hakaret sayarım.

Ö-Bu kadar karalamanızda gördüğüm tek doğru!Bunu yazdıklarınızla düşündüğümde şok oluyorum...Tezatlar ançak bu kadar yumuşatılıp vurgulanır.
Kısa zamanda size cevap verdim Bilgi ile kalın..

Sponsor Reklamlar

HURUFİCAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 22.10.12   #12
Cem Sultan
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: dünya
Mesajlar: 218
Rep Puani : 30
Standart Cevap: Cem yalanları-doğruları bakış-1


HURUFİCAN yine sırayla gitmeye calıstım

A'daki elestiriniz nedir anlayamadım? sadece miracı acıklamıssınız.

B: alevilik veya din denen olgu zaten baslı basına bir inanc degil midir?

C: bunca alevi piri, mürsidi, ermisi niye illa persembe aksamını secmis niye baska bir gün degil? hadi siz pazartesi yapın bakalım neye dayanarak yapacaksınız?

Ayrıca hangi ehlibeyt kaynakları birinci elden bizi yalanlamakta? Öte yandan zerdüstlükte peygamber tarafından kurulmus bir dindir. Zerdüst bir peygamberdir.

D: Kabe denilen dört duvar tastır. Soruyorum size Kuran'a göre tasa mı secde etmek dogrudur yoksa Adem'e yani insana mı secde etmek dogrudur? Allah Kuran da niye ademe secde edin diyor meleklere, eger insana secde etmek Kuranın özüne aykırı ise?

E: ehlibeytin her türlü bozuk insanın yanında namaz kıldıgını ve imamlık yaptıgını söylerken deliliniz var mı yoksa kafadan mı onlar adına yazıyorsunuz bunları? ehlibeyt adına böyle birsey yazmak cahil cesareti ister dogrusu!

Ayrıca masal dediginiz sey Kuran'da bizzat var. Tevbe suresi 107-108. ayetlerde Allah'ın emri var icinde fitne fesat olan yerlerde ibadet yapma diye. Bu emre sadece peygamber degil aynı zamanda onun ehlibeyti de uymustur ve İmam Ali, imam Hüseyin icin mescidlerde, vaazlarda küfür etmek modayken ehlibeytten hic kimse bu mescitlere gitmemistir. Tarihi bir gercektir bu. (sizin söylediklerinizin tam tersi yani)

Bugüne gelirsek. Evet sehirlerde elini kolunu sallayan herkes cemlere katılmakta ama bu yanlıs bir durumdur ve bunu zaten yıllardır söylüyoruz. Esası söyledir; cemlere cemaat tarafından tanınmayan kisiler, bekarlar, düskünler (yani fitne fesat yapanlar) alınmaz. Zamanla bu yine eski haline dönecektir diye düsünüyorum cünkü sehirlesme cok kısa bir süredir olmakta hersey oturunca bu da eskisi gibi olacaktır.

F: Buyruk safaviyye eseridir derken bunu yine delillendirmeniz gerekir. Ayrıca anlam karısıklıgı olmaması icin sunu sormalıyım safaviyye derken Safeviye inancını/tarikatını mı kastediyorsunuz?

G: üzüm yerine ekmek olmazdı malesef. Üzüm yada üzüm suyunun verdigi sembolizm ayrıdır ve özellikle o secilmistir. Yada İsa'nın sarhos etmeyen sarabı.. bunlar özel secilmis sembollerdir.. Yada cennette ırmaklarından sarap akan nehirler.. bu sembol özel olarak secilmistir.

I: evet bu günes dogacak merak etmeyin.. İddianızı cabuk unutuyorsunuz herhalde ki verdigim yanıt ile baglantısını zor kuruyorsunuz sonrasında. Siz ne dediniz cem olayı tamamen anadolu eksenlidir dediniz bende size dedelerim horasandan zaten bilerek gelmis dedim yani olay anadolu eksenli degil.

eski toplumlarda da cem benzeri ibadetler vardı mesela şamanlar, sümerler gibi.
Onun dısında size Zebur örnegi verdim. Zebur yine aynı bölgeyi etkileyen bir kitaptır ve orada sazlı, sözlü ibadet yapılmasını bizzat zeburun Rabbi söylüyor. Bu gelenek pagan araplarına kadar geliyor zaten ve Kuran'da bile bunun izini görüyoruz
ENFAL SURESİ 35: Onların o evdeki ibadeti; ıslık çalmak, el çırpmak, engel olmaktan başka bir şey değildir.
Görüldügü gibi bir takım seyler vardır o dönemde de ama yanlıs yapılmaktadır o baska. Peki bunun dogrusu hic mi yoktu veya bu ayetten sonra dogrusunu ögrenen, dogrusunu arastıran soran birileri hic mi olmadı peygamber zamanında azıcık bir düsünün.

J: Kusura bakmayın ama tarih aleviler takiye yaptı diye birsey söylememektedir. Alevilerin Takiye yaptıgını bir tek Erdogan Cınar ve onun görüslerini savunanlar söyler. Takiye yapsaydık niye dag baslarına kacalım ne zorumuz var? Hatta iyice arastırın Osmanlı fermanlarında aleviler icin her zaman gayri müslim denilir. Yani tarih sizin dediklerinizi tersini söylüyor. Eger takiye yapmıs olsaydık aleviler icin gayri müslim denilmezdi. Takiye yapsaydık camiye gider namaz kılardık kim namaz kılmıs bir tane namaz kılmıs alevi ulusu gösterin bana? Bos konusuyorsunuz malesef.

K: eger aleviligi tam bilseydiniz alevilerin aynı 72 millete 1 nazarda baktıgı gibi 4 kitaba da 1 nazarda baktıgını bilirdiniz, üstüne zebura mı inanacagız demezdiniz.. Bizler ne kitap ayırırız nede eri erden ayırırız. Tüm peygamberlere ve kitaplarına saygımız vardır. Her kitap 4 kapının birine denktir. Hem ayrıca Kuran o kitapların degistigini söylemez, aksine o kitapları onaylar ki bu peygamber zamanında bile o kitapların genel itibari ile dogru oldugunu gösterir. Sunnilerin uyduruk söylentilerine cok inanıyorsunuz gibime geliyor..

L: Bakın anlattıklarımı okumamıssınız yada atlamıssınız yeniden ve dah aayrıntılı bir sekilde yazıyorum dikkat buyurun lütfen. Alevilik miracta gelmedi alevilik zaten dogru yolun adıdır, alevilik hep var idi. Miracta peygamber 40lar meclisine girdi ve hakikatı gördü. 40lar meclisinin yüce varlıkları degisik zamanlarda zaten dünyada zuhur etmislerdir, edeceklerdir. Bu 40lardan dünyaya gelen 2 nurun adına da Hasan ve Hüseyin denmistir. Ama onlar zaten her zaman bu yüce mecliste idiler. Hermes dahi kendi yaptıgı miracı anlatırken bu meclisten bahseder ve baslarını (imam Ali'yi) tarif eder. Ruhsal boyutta olan birseyden bahsediyoruz, dünyasal seyleri aramak komik olur.. Lütfen elma ile armutu toplamayalım.

Tevalla ve teberra kerbeladan sonra ehlibeyt dostları tarafınsan zaten dogal olarak yapılıyordu. Kerbeladan sonra kurtulanlar günlerce lanet okumustur. Hacı Bektas Veli de bunu sart haline sokmustur. Bunu bektasiligi arastırırsanız cok rahat bir sekilde görürsünüz.

Ayrıca Hace Bektas da bir abdaldır, bunlar İsmaililerde vardır diyerek bizlerin yanlıs yolda oldugumuzu mu anlatmaya calısıyorsunuz? Buyrugu kabul etmediniz, Ümmül Kitabı kabul etmediniz, simdi de bu söylemler İsmaililer de var zaten Hace Bektas'da bir alperendir abdaldır diyerek yavastan yavastan onuda silmeye zemin yaratıyorsunuz gibi bir hava var.. Yani hepsi yanlıs bakın Hacı Bektas'da bunlardan biri o halde Hace Bektas'da yanlıs demeye mi getiriyorsunuz acaba?

M: burada yanlıs olan ebubekiri sürekli imam Ali ile yarıstıran araplardır. Bu olayın tarihi bir olay oldugunu cümle alem biliyor. Siz ebubekire pay cıkartan araplar yüzünden böyle bir olay olmamıstır diyemezsiniz. Demekki kapıları kapattıran Allah pencereleri unutmus öyle mi bak sen...

N: Günümüz aleviligi uyanmıstır derken ne demek istediginiz acık ve net degil. Mesela önceden nasıldı simdi nasıl? neler degisti ne oldu?

O ve Ö: Siz neyi ispatladınız simdiye kadar bir bakıyorum da sadece camur at izi kalsın tarzında sözler ve elestiriler.. ne delil var nede acıklama.. Ayrıca aleviligin icinde olan ve bir cok unsuru yavas yavas yok sayıyorsunuz bu gözlerden kacmıyor. Diliniz varsa neredeyse Buyruk ve Ümmül kitap icin sunni kaynagı diyeceksiniz. Kötüleme seklinizde tuhaf dogrusu Ehlibeyt soyundan gelen kisilerle kötülüyorsunuz birde..

Size göre ehlibeyt alevi degil galiba dogru mu anlamısım?
Sponsor Reklamlar

Cem Sultan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 23.10.12   #13
HURUFİCAN
HURUFİCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 104
Rep Puani : 0
Standart Cevap: Cem yalanları-doğruları bakış-1


Sokrat, "sorgulanmamış hayat yaşanmaya değmez" der. Bilinçli insan doğaya, ne, neden niçin, nasıl sorularıyla yaklaşmaya başlamıştır. Felsefe ve bilim bu suallerin karşılığıdır. Aristoteles “bilimin amacı olayların niçin meydana geldiklerini açıklamaktır” der. Doğru soruları ele alacak olan mantık zaman içindeki tecrübeler ile karşılaşılan olumsuzlukları/olumlulukları eleyerek varılması istenilen gerçeğe/yalana kendini çıkarır. Bu çıkarışta gelen diğer etkenler, etkenlerle birlikte ele alınan mevzunun mantık etkeni ve edilgenleriyle birlikte sonuca bakılarak neticeyi belirlemek isimlendirmek önemli bir mevzu ve devamında geliştirilmeye hazır yeni bir kaynak alanı oluşturmuş olunur.

İnsan doğruyu aramak araştırmak zorundadır. Doğru olmak hakiki olmanın zorunlu bir koşuludur. Daha açık bir ifade ile söylersek; “doğru olmayan hakiki olamaz”.Çünkü mantık kuralları ve yasaları da son çözümlemede nesnel(TARAFSIZ) gerçeklikten yansır ve mantıksal doğru düşünsel işlemlerin mantık kurallarında yansıyan nesnel(OBJEKTİF) gerçekliğin belirli ilişkilerine uygunluğudur. Bu uygunluk bize doğruyu saptamamıza yarar.
Doğruları ararken birer çelişmeler ürünü olarak bir devinim ile varlığımızı devam ettirmekteyiz. Her var oluşun kendisinde bir çelişmeler vardır. Bunu düşündüren bizim çelişmelerimiz ve aklın mantıksal yön bulamayışı ve faktörlerden yararlanmamasıdır. Çelişmeler bizi doğruya götürmektedir. Her mevzu için bunu düşüne biliriz. Bunu doğru bir metot ile yapılması gerekir Mantıksal anlamda çelişme tutarsız bir düşünce yasalarını ele almakla olmakla birlikte akılsal gelişim bu çelişmelerden kendini ayartarak kuramlar ve yargılar tutarlı bir şekilde olmasıyla çelişkinin içinden zaferle çıkıp devinim ile doğruya gelişmeye yönelir.
Yaşamımızı hayatın neresinde başladığımız bunu nasıl belirlediğimiz oluşumlarla oluşturduklarımızla ilgisi çoktur. İnanç Us-saldır. Us-a dayanmayan inanç çelişkidir. Çelişkilerde yanlışı getirir. Doğa yanlışı kabul etmez kozmik alem kendi matematiksel doğruları ile tüm oluşuma hüküm eder. Bunun aksini savunmak yenilgiden başka bir şey olmayacağı zamanın bize gösterdiği diğer bir gerçektir.
Siyasal oluşumlar için din kuram-ı yaşamsal önem arz ettiği yaşamımızda ve daha önceki yaşamlarda görmekte bunları eleyerek doğru olanı görmekteyiz.(mi)?
im.

Dinlerin geçmişteki yolculuğuyla yeni giyindiği elbisesi değişik isim ve felsefe getirsede dinlerin getirdiği dogmaya inanmak dinin zorunluluğudur. Her din yapısına uygun bir mitoloji yaratır. Uydurulduğu zamanda bu mitler birer gerçekmiş gibi görünür. Mezheplerde uydurulan ana din mitolojisinin üzerinden gerek iktisat gerekse siyasi hareketler, tekrardan yorumlarla ele alarak asla uygun kaldığını söyleyerek yeni kaynak oluşumlar getirir. Bu getiriş asla bağlılığı ifade etsede artık asıl değil gerçek de yeni şeylerdir.Bunu sağlayanda yine inandırmanın kendisi olmaktadır.


İslam (inanc) olgusunu beynin biyolojik yapısı ile ilgili iki ayrı oluşumlar olarak ele alındığını görmekteyiz. Beyin var ki ben varım suali biyolojik, Beyin var ki düşüncem var akılsal(mantık) yine biyolojik bir cevap verilmektedir. Sonuçta her ikisi de bir enerji gerçeğine işaret etmektedir. Enerji şuurun kendisidir. Tüm oluşum bir enerjinin kendisi ve başka bir dönüşümüdür. Her enerji bir başkalaşıma dönüşerek başka bir enerji ismi ve elbisesi karakteri giyer.
Düşünmeliyiz ve tarik-imizi(yolumuzu) bulmalıyız.Bulmak için günümüz şartları daha uygun bilimsel değerler daha fazla ve görünen köyler çoğalmış giz altında bir şeyler kalmamıştIR.
İnsanın fiziksel ruhsal birleşenleri sayesinde nur-u ışıgı" zati(ali)yi " yani kendini bilmesi özünü ve özleri görmesi hali durumu doğru değerlendirmesi ile ilgilidir.
Yani düşünceleri ruhsal kavramları ile duyguları, istekleri, gereksimlerini farkına varıp buna uygun şart ve koşullar oluşturarak yön bulması ve istifade etmesi ile Hakk aşkına şahadet bap-ını açmış olur.

Kendimizi anlatırken kimine göre materyalist diğerine göre kul biatcı birine görede HAKK-ı bilmek bilmişlik oldu tepeden bakmak oldu. Sağır duymaz uydurur cahil bilmez kendini ilim derya zanneder. Yeri geldi soycu gibi sıfatların takılması düşünülmesinin nedenlerini azda olsa anlatmış bulunmaktayım.

İnanç Mantığımızın ve bilimin bittiği yerde devreye girerse avam için büyük yıkımlar getirmektedir. Bu yıkımlar kendi öz akıldan birilerinin savunduğu kuramlar şekline sokarak kendini gösterir. Bu yol değil yolsuzluğun başlangıcıdır. Tabiki bunu aklı mantıklı ilim bilim ve felsefe ile yapanlar inanalar için başkadır. Onlarda gerçekler mevcuttur. Doğa ve kozmik gerçeği görürler. İlk söylemde olan için durum acıdır. Akıl bilim mantık ruh(beyin enerji)taşır bunu şekillendirmek yine bireye aittir. Kendini hakikat doğrularıyla besleyerek duygulanır ruhanileşir.
İnancın temellerini akıl, tecrübe, ortamlar, coğrafyalar zaman belirler. Akılcılık ve insancıllık inancı sorgulamaktan geçer. Aklını kullanmayanların din ve bu kuramlarla ilişkisi olması bir hatadır. Kendi mantıksal doğrusal tarik-i ni bulmadıktan sonra birilerinin sömürüsünde kendini bulu verir.
Korkutma takva değildir. Takva düşünerek bulma sevme ve yardımlaşarak paylaşmadır. Korkma neden takva diye çevrilmiştir onuda İslam iktidar ve gelişimine dil etimolojisine bakmak gerekir. Bir yürekte hem sevgi aşk hem korku olmaz. Bu doğaya aykırıdır. Kendi olan kendisinden korkutulmaktansa “kendini tanı ve bil “ne güzel bir öğüttür. Hakk evliyası nebiler ve bilimsel değeri güdenlerin içindeki doğru nokta budur. Bunun aksini yapan hizipçilik yapmıştır. Bu zamanda bu İnsanlık sucudur. Emperyalist en acı halidir.

MİRAC KONUSUNDA 15 SAYFA YAZDIĞIM AKTARIMIDA BİR ARA FORUMA KORUM...
Cennet uçmak demektir bütün insanlar Tanrıyı gökyüzünde aramış dindi liderlerini gökyüzüne çıkarmış ve masallar üretmiş kutsallaştırmışlardır.Elleri havaya acıp istekler bu anlayışta ilah gök yüzünde mantığı ile farz sayıldığından dolayı elleri gök yüzüne açarak istekler dualar edilmiştir.

Mevlananın mesnevide şöyle der:elim semaya yetişmediği için secdeye kapanıp yeri öpüyorum mantığını inşallah idrak ederiz..

Hint mistiklerinden fizik kanunlarına aykırı olarak hiçbir dayanağa olmaksızın muallakta duran Hintli rahimler görülmüş ve fotoğraflanmıştır:kaynak:aime Michelle corps humain peyt-il voter planete dergisi:1964 sayı:16 makale.

Gökyüzüne çıkış adına bir manadır.

Miraç orfeus tarikatı kadar eski Şamanlarda bile vardır.

Sam paul korentlilere yazmış olduğu 12 mektupta kendisin üçüncü göğe çıkarmış olan bir görünümden söz eder.hatta bu görmekten hariç birde işitimseldir. Hatta ll.11-12 ateş arabasının ateşten atların Yeşu ve ilya resullerin bir birlerinden ayrıldığı ilyanın kasırga ile göğe yükseldiği miraç olayı da anlatılır.

Miraçların bedenlerimi ruhlarımı süreleri hep tartışma konusu olmuştur. İbni abbas tanrı ile resul perde arkasından konuşmamış bizzat görmüştür.Tabariye göre miraç resulün ruhi değil bedensel olarak göğe çıkmasıdır.
Hatta muhuddin Arabi vre bayezid-i bistamide miraça nail olmuş bu konuda bizzat kendileri ve müritlerinin anlattıkları vardır.bu anlatımlar akla sığmaz. Muhuttin Arabi "Fütühat-ı Mekkiye" sinde hamcle-i arş meleklerinden bahsederken bunların şekillerini de görmüştür hatta bir başka din anlatımlarında Hıristiyanlar isayı göğe kaldırılışını resimlerle kiliselere çizilmiş resimleride dikkat çekiçi tasvirlerdir.

Zerdüşt müritleri üstatları hakkında şunu anlatırlar Zerdüşt bir gün yüksek dağların tepesinde dua ederken yıldırımlar ve etrafı kaplayan bulutların arasında zerdüş semaya-miraç a çıkmış orada Hürmüz(ormuz)ile karşılaşmış ve yüz yüze gelmiş ondan bir takım tanrısal emirler almıştır.
Zerdüşt yeryüzüne inmiş ve "nosks"adı verilen şeriat kitabını getirmiştir.

Gerçekte bu hint kutsal kitaplarından bir anlatımdır.:kaynak:Louis jacolliot la bible dansl –indi sayfa:100-103 paris 1876

Hatta miraç olayı bazı dinlerde peygamber öldükten sonra gerçekleşmiştir.
Örneğin..

Hint peygamberi manu uçup gitmiştir. Çin, Japon,Tibet Budacılarına göre buda göklere çekilmiştir.
Sponsor Reklamlar

HURUFİCAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 23.10.12   #14
Cem Sultan
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: dünya
Mesajlar: 218
Rep Puani : 30
Standart Cevap: Cem yalanları-doğruları bakış-1


sorularım cevapsız kalmıs ayrıca felsefeden ziyade cevap görseydim daha bilimsel bir metodoloji olurdu yol kattetmek adına...
Sponsor Reklamlar

Deniz bunu beğendi.
Cem Sultan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
alevilere bakış edi Öneri, Şikayet, Soru ve İstekleriniz 4 07.02.11 22:49
Anadolu Aleviliğine Kısa Bir Bakış hasan Alevi Kültürü 0 07.12.09 12:06






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2