Sponsor Reklamlar


Ağaç Şeklinde Aç1Beğeni
  • 1 gönderen Pir Mehmet

 
Seçenekler
Alt 03.06.11   #1
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Dersim`li Hüseyin Cevahir ölümünün 40. yılında


THKP-C önderlerinden, Dersim`li Hüseyin Cevahir ölümünün 40. yılında bir bayrak gibi dalgalanmaya devam ediyor yüreklerde..
. Anısına saygıyla Mahir Çayan`ın şiiri , ve kendi köyünden anıları paylaşıyoruz..

ADALI

(Gömerek Cevahiri Kalbime, Dönerim Hain Hücreme)

Taş duvar, demir karyola ve yerlerde sayısız izmaritler,
helanın pis kokusu, rutubetli, sıkıntılı, nikotinli,
insanı serseme çeviren kurşun gibi ağır bir hava,
duvarlar sanki soğuk dalgaları imal ediyor.
İstediğiniz kadar üzerinize kalın şeyler giyinin,
oligarşinin hücresinde soğuğu yenmek imkansız.
Ranzanın karşısında kafesli demir kapı,
arkasında Mehmet.

Görevi dakikası dakikasına beni denetlemek
mehmedim utanıyor, kahroluyor.
"askerim ağam n`aparsın" diyor.
Aslında o` da tutsak.
Ben hücre içinde, o hücre önünde.
Günde beş kez büyük başlar bakar içeriye;
yüzlerinde tecessüs.
"çılgın adam, 3-5 kişi ile koskoca karanlıklar
imparatorluğuna kafa tutan adalılar"
ama yine de "çılgın adamın" karşısında
bir eziklik duyuyorlar, o başka,
gündüz, gece diye bir ayrım yoktur hücrede,
zaman ve mekan özümlenmiş artık.
Sadece koldaki saattir, geceyi gündüzü bildiren.
Işık yirmi dört saat yanar.
Bir nefes, bir dumandır yoldaşım.
Cigaramı her çekişimde duman olur,
uçar giderim, ta uzaklara,
çoğu kere ada`ma giderim,
cigaramın dumanı, beni memleketime;
ada`ma götürür.
Kahpe İstanbul`un, kahpe bir bölgesinde,
bir evdeyim yoldaşlarımla beraber.
Bu ev, yoldaşlık- dostluk-kardeşlik-mertlik-kazanç ve sevgi evidir.
Bu evde, her şey o kadar güzel ve o kadar anlamlıdır ki...
Ev de değil ada, ada!
Satılmışlığın, kahpeliğin, riyakarlığın, adiliğin
ve her çeşit
aşağılık ve her çeşit yabancılaşmanın karışımı olan,
karanlık denizi`nin ortasında,
güneşi batmayan bir ada.
Ben ne şuralıyım, ne buralı,
adalıyım adalı,
ada`m ormanlıktır.

Dostluk, yoldaşlık, mertlik ormanı,
bütün ada`mı kaplar.
Erdemin güneşi, yirmi dört saat aydınlatır adamı
biz ada sakinleri bilmeyiz karanlığı.
Ben adalıyım ey kahpe hücre, ada`lı
doğru ya sen nereden bileceksin ada`mı.
Asırlık, feodal,
militarist, hücre.

Ya sen, öküze benzemek için kasılan, şişen
haset kurbağa hilkat garibesi bilir misin adamı?
Dünya karanlıktır, güneşi batmayan böyle bir ada
yeryüzünde yoktur.
Değilmi ki karanlıklar cücesi, zavallı acuze?
Ya sen yarasalar şairi, pişkin cacomcho?
Değil şiirlerde, masallarda bile böyle bir ada yoktur.
Böyle bir ada eşyanın tabiatına aykırıdır.
Senin için değil mi karanlıkların kapkara şairi?
Senin dediğin eşyanın değil,
karanlığın tabiatına aykırıdır.
Karanlık cüceleri, acuzeler, dürzüler...
Yarının Türkiyesi`nin hayvanat bahçesinde teşhir edilecekler...
Ada`m kalabalıktır hain hücre:
elde mitralyözüyle,
Sierra Maestra`da, Falcon`da, Vietnam`da
Mozambik`te, Angola`da, Sina çöllerinde...
Özgürlüğün türküsünü söyleyenler.
Zulme, kahpeliğe, sömürüye karşı...
Dişiyle, tırnağıyla üç kıtada karşı koyanlar
benim evlatlarımdır kahpe hücre.
Benim adamın ormanlıklarından aldıkları fideleri,
"birer birer dikiyor, kahpeler koalisyonunun dünyasına

Kel dünya, ada`mın ağaçlarıyla ayıbını örtüyor,
güzelleşiyor artık.
İyi bak bana feodal duvar, iyi tanı beni.
Seni yerle bir edecek adalılar`ı iyi tanı.
Ada`m ve hemşerilerinin çoğu ne halde diye
dudak bükme, orospunun dölü utanç duvarı
evet ada`mı karanlığın suları bastı.
Evet, benim gibi birçok adalı çirkef suların altında,
ama boşuna sevinme, ada`m batmaz, yok olmaz
ada`m sadece karanlık denizinde yerini değiştirdi.
Hepsi o kadar.

Mahir ÇAYAN
...........
,Cevahir`in Köyünden anılar, izlenimler...


"7 yıl hiç kimsenin düğününde davul çalınmadı bu köyde"


Cevahir şehit düştüğünde sahiplenen köylülerini amcası anlatıyor:

"Onlar iyilerdi çok destek gördük. 7 yıl hiç kimsenin düğününde davul çalınmadı bu köyde. Bir genç evlenecek, amcası ailenin yanına gidiyor. `O gencin düğününde davul çalın yazıktır` diyor. Gencin babası ise `Hüseyin senin yeğenin, kanındır ama bizim içinde bir dünyadır` diyor. Davul çaldırmıyor düğünde. Bu köyde hep ona böyle saygı gösterdiler. 7 yıl hiç kimse davul çaldırmadı düğününde."


Devrimci önderlerden, THKP-C`nin kurucularından Hüseyin Cevahir`in köyündeydik geçen yıl. Cevahir için anma töreni düzenlenmişti...

Dersim`in Mazgirt ilçesi Mohundu Nahiyesi, Şöbek (Yeldeğen) köyüne Cevahir`in anmasından bir hafta sonra tekrar gittik. Cevahir`in ailesiyle hissettiklerini paylaşalım ve bunları aktaralım istedik. Cevahir` in köyü kısmen boşaltılmış bir köy. Röportaj için gittiğimizde İzmir` den, Ankara` dan yazları köye gelenlerle karşılaştık. Köyün hemen hepsi akraba, Cevahir ailesinden. Cevahir ailesi Sarısaltıklılar`dan. Köy tamamen Kürt Alevi bir köy, 1916`da köydeki bir çok Alevi dedesi devlet tarafından katledilmiş. Yine 1938 Dersim katliamında da köylüler birçok canlarını vermişler. Hüseyin Cevahir`in dedesi de `38 Dersim Katliamı`nda katledilenler arasında.

Cevahir`in doğduğu evin de Ocak olmasından dolayı bölge halkı tarafından ziyaretler yapılıp, kurbanlar kesiliyor. Eskiden, köyde yaşanan sorunlar bu ocakta çözülüyor, cemler tutuluyordu.

Gittiğimiz ev Cevahir`in doğduğu ev. O evde şu anda onu hiç görmemiş, aynı ismi taşıyan kardeşi ve üvey annesi var. Üvey annesi de, kardeşi de sevgi ve saygı duyarak anlatıyorlar. "Hüseyin` le ilgili konuşma hakkı ona emeği geçen amca ve yengesine düşer, onların hakkı" diye düşündükleri için sözü amcasına bıraktılar daha çok. Anma için gittiğimizde köye Cevahir`in Ankara`daki Amcası Ali Kamber Cevahir ve eşi gelmişlerdi.

Röportaj için geldiğimizi söylediğimizde yengesinin ilk söylediği şu oldu: "N`olursunuz söylediklerimiz yanlış anlaşılmasın. Kitaplarda, filmlerde çıkıyor ama bazen yanlış şeyler çıkıyor. Biz o konuda çok üzülüyoruz. Bir kitapta amcasının ona hiç söylemediği şeyler çıktı. Asla biz ona öyle bir şey söyleyemeyiz. Onun gibi bir insan bu dünyaya bir daha gelmez" dedi ve bu cümlesini sürekli tekrar etti röportaj boyunca: "Amcası onu çok seviyordu, elinde büyüdü ona emeği çok olmuştur. O çağrıyı yaparken de çok sevdiği için yaptı. Yoksa başkaca bir niyeti ve düşüncesi yoktu."

Bu konuda kendilerine çok soru geldiği anlaşılıyordu. Röportaj boyunca çok duygulu anlar yaşadık. Hüseyin Cevahir`le ilgili röportaj yapmaya geldik dediğimizde amcası ağlamaya başladı. Cevahir`in yengesi, Ali Kamber Amcanın hatırlayamadığı yerlerde hemen devreye giriyordu. Arada Kürtçe konuşarak anlattılar anlatmak istediklerini. Çünkü Kürtçe daha rahat ifade ediyorlardı.


-Sizleri biraz yıllar öncesine götürmek istiyoruz. Sizinle beraber biz de o zamanı tekrar yaşamayı ve bu vesileyle dergimizin okurlarına o dönemi hatırlatmayı istiyoruz. Hüseyin, bildiğiniz gibi devrimcilerin çok değer verdikleri, örnek aldıkları bir önderdir. Hüseyin`i sizlerin anlatımıyla da öğrenmek ve tanımak isteriz. Nasıl biriydi? Devrimci olduğu zamanlarda size yönelik yaklaşımı, konuşmaları nasıldı?

Ali Kamber (Amcası): İyi bir insandı. İnsanı çok severdi, yardım ederdi. Fakirdi ama yardım ederdi. O zaman hiç kimse üniversite okumuyordu, üniversite nedir bilmiyordu. İstanbul`da doktorluğu kazanmıştı. 3 sene okudu İstanbul`da, sonra eve geldi. `Doktorluk bana göre değil, doktorluğu ben yapamam` dedi. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi`ne girdi. Meğerse siyasalda ilişkisi varmış. Biz bilmiyorduk tabi nerden bilelim. Çok kitap okurdu. Kapıyı kapatıp yazı yazıyordu. Odadan çıkmıyordu yazı yazıyordu. Sayfalar dolusu yazıları vardı. (Sehpanın boyunu gösterip BN) Ha bu kadar yazıları vardı. O yazılara sonra ne oldu bilmiyorum. Anası `oğlum biraz çık gez ` diyor. O`da `ben buraya gezmeye gelmedim` diyordu. Çok okurdu. Anasını çok severdi. Anasını, kardeşlerini çok severdi. Biz böyle olacağını, böyle gideceğini bilmiyorduk. O zaman hiç kimse bilmiyordu. Şimdiki gibi devrimcilik çok fazla bilinmiyordu. O zaman binde bir vardı. Hüseyin`de binde birdi. Bir gün askerler geldi. Demek ki arandığı zaman aramaya geldiler eve. Anası `niye evimi arıyorsunuz` dedi askerlere. Askerler de, `senin oğlun kız kaçırmış o yüzden geldik burada mı diye.` Anası da `keşke öyle olsa ikisi de burada olsalardı` dedi askerlere. Uğraşıyordu ama biz bilmiyorduk.


- Aranmaya başlandığı zamanı hatırlıyor musunuz? Daha doğrusu o gelişmelerden haberiniz olmuş muydu?

Ali Kamber (Amcası): Aranma döneminde amcası Keban`da çalışıyordu, oradan alıp götürdüler. Anası tutsak olduğunda onu görmeyi çok istiyordu. Ama göstermezler diye gitmedi. Amcası gidip Ankara`da hapishanede gördü.


- İstanbul Maltepe`de şehit düştüğü çatışmayı nasıl öğrendiniz, ondan sonra ki gelişmeler nasıl oldu?

Ali Kamber(Amcası): Şehit düşmeden önce çağırıyorlar amcasını. Amcası Keban barajında çalışıyordu o zaman, alıp götürüyorlar. En yakın ailesinden kim var diye düşünüyorlar. Gelsin ikna etsin. Uçağa bindiriyorlar, `senin yeğenin bir evde, polisler, askerler tarafından sarılmış, gel ikna et ölmesin, yanında bir kız var ellerinde kötülük yapmasınlar` diye konuşuyorlar götürürlerken. Uçakla alıp çatışmanın olduğu evin önüne götürüyorlar. (Burada yine röportaja başlamadan önce söylediklerini tekrar etti yengesi, `aman yanlış yazılmasın. Amcası Ona bizden böyle insan çıkmadı diye bir şey söylemedi. Başka yerlerde yanlış yazıldı. Bak iyi dinleyin böyle dedi böyle yazın` diye bizi uyarıyor.) Amcası, Maltepe`deki çatışmanın olduğu evin önünde `oğlum teslim ol` diyor. Hüseyin`de `amca sen git, benim buradan cenazemi alırsın ancak, sen git` diyor. Sonra amcası Kürtçe konuşuyor. `Hüseyin o yanınızdaki kızı bırakın senin de kız kardeşin var. Bak senin de kız kardeşin var bize yakışmıyor kızı bırakın, kızı incitmeyin` diyor amcası. Hüseyin`de `amca biz bir şey yapmıyoruz, sen git buradan` diyor. Bazı kitaplarda ise bu sözler çarpıtıldı, ben özellikle onu düzeltmek istiyorum. `Böyle insan haşa bizden böyle kötü bir insan çıkmadı bu nasıl iş` diye bir şey dememiş. Adamada yazık, Hüseyin`e çok emeği var. Kendi elleriyle büyüttü onu. Onları söylerken de onu çok seviyordu o yüzden söyledi. Onu çok seviyorduk, amcası da çok seviyordu. Çok emeği vardı. Elimizde büyüdü. İlk önce yaşadıklarını amcası anlatmıyordu. Sonra anlatmaya başladı. Biz içimizde yaşadık bu acıyı.

Bu acı ne kitaba sığar ne de konuşmaya sığar ben böyle anlatıyorum ama yetmiyor. Onu anlatıyorum ama yetmiyor anlattıklarım. O büyük bir devrimciydi. Hissettiklerimizi, yaşadıklarımızı anlatamıyorum.


- Cenazesini siz mi almaya gittiniz, Cenazesi alınırken, toprağa verilirken engellemeler veya başka sorunlar, nasıl oldu?

Ali Kamber (Amcası): Cenazeyi amcası aldı. Gel yeğeninin cenazesini al dediler. Cenazeyi getirirlerken yolda küçük bir kaza da geçiriyorlar. Cenazeye sac tabut yaptırmıştı amcası, onun içine koymuştu. O kazada biraz hasar görüyor o sac tabut. Yalnız getirdi cenazeyi. Gece bir değirmende bekletiyor. Sabah köye getiriyor. Bir daha öyle biri dünyaya gelmez, benim herkese saygım var ama O farklıydı. Binbaşı cenazeyi veriyor Hüseyin`in. Asker, polis gelmez olur mu?


-Sonraki yıllarda Hüseyin Cevahir`in yakınları olarak bunun hayatınıza etkisi nasıl oldu? Devletin size davranışı nasıldı? Hüseyin`in yakını olarak baskılar, farklı uygulamalarla karşılaştınız mı?

Ali Kamber (Amcası): Kardeşleri küçüktü. 5 kardeşi vardı. Biri öğretmendi ama oradan oraya sürgün ettiler. Sürekli bu tür uygulamalarla karşılaştılar. O kız neler çekti neler. Oradan oraya sürüldü durdu. Biz neler çektik neler…Öyle büyük bir devrimcinin ismini taşıyoruz kolay değil…

-Hüseyin`in şehit düşmesinden itibaren köylülerinizin size yaklaşımı nasıl oldu?

Ali Kamber (Amcası): Onlar iyilerdi çok destek gördük. 7 yıl hiç kimsenin düğününde davul çalınmadı bu köyde. Bir genç evlenecek, amcası ailenin yanına gidiyor. `O gencin düğününde davul çalın yazıktır` diyor. Gencin babası ise `Hüseyin senin yeğenin, kanındır ama bizim içinde bir dünyadır` diyor. Davul çaldırmıyor düğünde. Bu köyde hep ona böyle saygı gösterdiler. 7 yıl hiç kimse davul çaldırmadı düğününde.

Resimleri yok. Arkadaşlarıyla çekilen resimleri vardı, onları gördük sonrasında. O resimlerdekilerin arkadaşları Mahirler olduğunu anladık. Birkaç kişiyle çekilen resimleri vardı. Bir çocuk geldi o resimleri aldı, ben çoğaltıp getiririm dedi. Ama sonra o çocuğunda öldürüldüğünü duyduk. Ne kendi geldi ne de resimler geldi. Ne yazdıkları, ne resimleri var. Bir tane amcasının yanında duruyor sürekli. O resmi sürekli karşısındadır. Amcası hiçbir zaman mezarına bakmayı ihmal etmedi. Buraya geldiğimizde yürüyerek mezarlığa gidip, çiçeklere sürekli o bakıyordu. Bakmayın şimdi bunu yapamıyor. Önceden amcası hiç ihmal etmezdi. İki senedir sağlığı kötü olduğu için gidemiyor.


- Son olarak Hüseyin Cevahir`le ilgili söylemek istediğiniz, eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Ali Kamber (Amcası): Hiç kimseyi kırmadı, ezmedi. Çok iyi bir insandı. Ama halk için yaşadı, halk için öldü. Hüseyin gibi bir insan olmaz demiyorum haşa bir çok insan var. Ama iyi bir insandı.





Haber Tarihi : 6/1/2011
Haber Editörü : Özgür Medya
Haber Kaynağı : Özel
Sponsor Reklamlar

"-dost-" bunu beğendi.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Maraş Katliamı 33.Yılında Gelin Maraşda Olalım Alevi Alevi Konser - Alevi Dernek Etkinlikleri 6 08.04.18 16:54
Kavgamızın Cevahir’i Pir Mehmet Biyografi ve Eserler 0 12.06.12 19:12
2011 Yılında Türkiye'nin Büyüme Oranları Kaptan Türkiye Ekonomisi 0 26.05.11 02:33
31. Yılında Maraş Katliamı! Alevi Alevi'lik Tarihinde Üzücü Olaylar 2 24.12.09 12:55




Totobo Totobo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2