Sponsor Reklamlar


Hoşçakal alevilik...

 Alevi'lik Ana Forum Katagorisinde ve  Bir Alevi'nin Gözünden Türkiye Forumunda Bulunan  Hoşçakal alevilik... Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

Ağaç Şeklinde Aç5Beğeni
  • 1 gönderen HURUFİCAN
  • 3 gönderen Deniz
  • 1 gönderen seykek

 
Seçenekler
Alt 15.04.13   #1
HURUFİCAN
HURUFİCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 104
Rep Puani : 0
Standart Hoşçakal alevilik...


Alevi ve sol düşmanlığı…
15 Nisan 2013, 12:10

Alevi ve sol düşmanlığı…

Necdet Saraç

[email protected]

Geçen yıl Osman Öcalan’ın ve Şemdin Sakık’ın söylediklerini bu yıl başından itibaren yaşanan gelişmelerle yan yana koyunca “Alevisiz ve solsuz yeni Ortadoğu projesini” özel bir çaba sarfetmeden açıkça görmek mümkün oluyor…

Osman Öcalan, geçtiğimiz yıl verdiği bazı röportajlarda “PKK içerisindeki solcu ve Alevi kesim, ittifak halinde mevcut hükümete karşıdır. Solcu ve Alevi PKK’lılar, AKP’yi başarısız kılmak için baştan beri savaşı dayatıyor. Biz dağlardayken bu kesimi etkisiz kılmıştık. Son zamanlarda yurtsever kesim yerine Alevi ve solcu kesim PKK içinde etkili olmuş durumda. PKK’yı şimdi bu grup yönlendirmektedir” demişti.
10 Ağustos 2012’de Akit’e verdiği bir demeçte ise Şemdin Sakık, “Türkiye Kürtleri de ancak ve ancak Türk solunun ve bu solun gölgesinde yetişen sözde Kürt solunun etkisinden kurtuldukça önünü görebilecektir” demiş ve bu tespitle de yetinmemiş, o dönemde “Kürt sorununu Erdoğan çözer” diyen Leyla Zana ile ona tepki gösteren Aysel Tuğluk’u da karşılaştırmış ve şunları söylemişti: “Zana Kürt milliyetçisi, Tuğluk milliyetsizdir. Zana muhafazakar, Tuğluk devrimcidir; hem de bir Atatürk devrimcisi. Zana Sünni, Tuğluk Alevidir. Zana din duyarlı, Tuğluk ateisttir. Zana Barzancı, Tuğluk Kemalisttir. Zana halkçı, Tuğluk laik elittendir. Zana Demokrat Parti’den, Tuğluk CHP’den siyaset dersi almıştır. Zana sağcı, Tuğluk solcudur.”

Şemdin Sakık o röpörtajında, o zamanlar Esad’a destek veren PKK’yı da eleştirmiş ve “CHP ve PKK’nın Esed’in sosyalist Baas’ına destek vermeleri solcu, bir parça da Alevi dayanışmasıdır. Evet, PKK’nın büyük çoğunluğu Sünnilerden oluşur ama burada da yönetim azınlık durumunda olan solcu Aleviler elindedir; PKK’nın savaş yanlısı (savaşan demiyorum) yöneticileri çoğunlukla solcudurlar” demişti.

***

Sakık’ın bir yıl önce verdiği demeçte vurguladığı Esad meselesi, Erdoğan’ın ve Öcalan’ın öne çıkardıkları “İslam bayrağı” vurgusu ile çözülmüş ve PKK şimdilerde Esad’dan “vazgeçmiş” gözüküyor! Esad’a henüz iktidar yanlıları gibi “Esed” denmeye başlanmamış olusa da, kendi yayın organlarında “Esad’ı yaşanan sorunların asıl kaynağı” olarak göstermeye başladılar bile. Yani, elde var bir!

Şimdi sırada Alevilerin ve solcuların tasfiyesi var! Mevcut veriler gösteriyor ki; Erdoğan, Barzani ve Öcalan’ın desteğinde ABD’nin şekillendirdiği ve Sünni merkezli olan yeni ittifakın hayalini kurduğu Ortadoğu projesinde Alevilere kesinlikle yer yok! Böyle olmasa, AKP destekçisi birçok yazar çizer Osman Öcalan ve Şemdin Sakık atıflarıyla “politik tahlil ve analizlerinde” bu kadar aleni olarak Alevileri hedefe oturtamazlar… Böyle olmasa, söylemlerinden ve niyetlerinden bağımsız olarak, bilinçaltlarında sürekli olarak varlığını koruyan Alevi düşmanlığını bu kadar açıktan telaffuz edemezler.

***

Bir kişi değil, iki kişi değil, Cengiz Çandar’dan Güneri Civaoğlu’na, Mümtazer Türköne’den Başbakan’ın başdanışmanı Yalçın Akdoğan’a, ondan Türkiye Hizbullah’ının Hür Dava Partisi Genel Başkanı Hüseyin Yılmaz’a kadar birçok kişi ısrarla, gerek Türkiye’deki “barış” süreciyle ilgili, gerekse de Suriye’nin “işgaliyle” ilgili olarak, Alevileri ve solcuları “risk ve tehlike” olarak gördüklerini açıkça yazıyorlar, hedef tahtasına oturtuyorlar. Hizbullah partisinin Genel Başkanı Hüseyin Yılmaz’la, Milliyet Gazetesi yazarı Güneri Civaoğlu’nu aynı çizgide buluşturan ise tereddütsüz Sünni olmaları ve yüzlerce yıla yayılan Sünni iktidarın aklıyla düşünüp, ona uygun davranma alışkanlığıdır. Yazdıklarından hareketle, “bu alışkanlığınız sizi fiili olarak Alevi düşmanı yapıyor” demeye kalksam, biliyorum yine aynı kişilerin “olur mu canım, biz hiç Alevi düşmanı olur muyuz, tersine biz Alevileri çok severiz” diyeceklerinden adım gibi eminim. Ancak bu “itirazları” olsa bile söyledikleri onları yalanlıyor:

Bakın Güneri Civaoğlu ne diyor: “Çözüm sürecine taş koymak isteyenler” işte bu kartı oynayabilirler. Suriye ve İran’la birlikte “Alevi fayını” hareketlendirmek isteyeceklerdir. PKK dışa dönük Hizbullah tehlikesini geçebilir. Ama... İçinden “Alevi-solcu” güçlerden çelme yerse çok zorlanır.”

Yalçın Akdoğan ise önce bilerek “Alevi kimliği’ni istismara yatkın olan DHKP-C” vurgusu yaptıktan sonra, Osman Öcalan’dan yaptığı alıntılarla, Mustafa Karasu’nun ve Aysel Tuğluk’un “Alevi vurgusuna” dikkat çekiyor ve tıpkı Civaoğlu gibi “Alevi ve sol tehlikeye” “aman dikkat” diyor!

“Öcalan'ın İslami vurgu yapması, yıllardır bizim söylediğimiz şeylerdir. Bu söylenenleri tasvip ediyoruz” diyen Hür Dava Partisi Genel Başkanı Hüseyin Yılmaz, Civaoğlu’na ve Akdoğan’a göre daha açık konuşuyor ve şöyle diyor: “BDP’nin dikkatli olması, dolduruşa gelmemesi lazım. Öcalan, İslam bayrağı altında bir araya gelmekten bahsediyor. Öcalan'ın İslam değerlerine vurgu yapması nedeniyle boşta kalacağını ve dışlanacağını düşünen Türk solu ve Alevi kesim BDP'yi maceraya sürüklemek, süreci tıkamak istiyor" diyor…

İşte durum bu kadar açık. Ne komplo teorisi ne de hüsnü kuruntu! Aklımızı başımıza devşirme sırası çoktan solculara ve Alevilere gelmiş durumda!
Sponsor Reklamlar

Horasan bunu beğendi.
HURUFİCAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.04.13   #2
Deniz
Deniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2009
Nereden: İzmir
Yaş: 43
Mesajlar: 1.754
Rep Puani : 102
Standart Cevap: Hoşçakal alevilik...


alevileri kulanan kulanana dedeyim diyede kulanlar mevcut akil adamların içinde.
alevilik siyaset değildir.


yoldur mücadeledir.ne islamdır nede ta kendisidir.

özünde insanı tanımlayan yoldıur
Sponsor Reklamlar

Alevi, bilgeyol ve iremsu bunu beğendiler.
__________________
Banaz Yaylasından Kerbelaya Kar Götürsün Turnalar
Deniz isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alinti
Alt 16.04.13   #3
seykek
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Feb 2013
Nereden: ailem
Mesajlar: 131
Rep Puani : 31
Standart Cevap: Hoşçakal alevilik...


sarac efendi diyorki aklimizi basimiza toplayalim peki aleviler ve solcular (burda solcualri eklemsi sos tadinda aslinda solcu falab derdi yoktur)peki srac bey bizaleviler ne yaparsak aklimiz basimiza toplamis oluruz?belirtmemissiniz .yapialn sey klasik tarzdir aklimiz absima alacakmisiz.

semdin sakik kimin adami niye nasil silahsiz insanalara kursun sikarak toplu katliam yapti? hicbir savasra dahisilahsiz kislilere silah cekilmez bu adamin sozleri carpitmadir ortaligi karistiriyor ayni seyi osman da yapiyor o simdi hayatin tadini cikariyor alin teriyle kazandigi paralarla actigi ekmek firiniyla ,sahi turkiyede insanalr omur boyu calisiyor birakin dukan sahibi olmayi karnini zor gecindiriyor acaba osman bu dukani nasil ve kimin parasiyle acti kim yardim etti .
necdet bey alevileri ne kadard acok seviyorsunuz gozum yasardi ama sadece siz degil birden herkes sevmeye basladi nedense hay allah alevi sevgisnin bu denle buyuk oldugunu tahmin edemezdim.
ama sizden ricam sudur eger alevileri seviyorsaniz bizim icin kaygilanmayin sadece sunu yapin turkiye cumhuriyetinde diyanet isleri baskanliginin kaldirilmasi icin bir yazi yazi ,toplanti yapin ne bileyim buna benzer birsey hatta chp ye veya isci partisine boyle birnteklif goturun nede olsa onlarda alevileri cok seviyorya mesela isici partisi sokak toplantisi yapma onerisi gotur sn necdet bey nede olsa onalrda aydinlikta alevilik ile ilgili yazi yazdilar kimbilir belki ataturkculer chp isci partisi diyanet isleri baskanliginin kimin ne amacla kime hizmet icin acildigini arastirip yazi dizi yapar nede olsa alevilere en buyuk haksizlik budur onalrda alvileri cok seviyor buna dur derler belki chp TBMM de soru onergesi veriri vb calisma yapar ne olsa aleviler onlarin arka bahcesi ya .
insan barisa bu denli dusman olamz .
akp nin bu sorunu cozmesi birilerinin fena halde zoruna gidiyor.
herkes bir yerlerden fire ariyor.
insan kani uzerinden siyaset yapmak hicte etik degil.
umarim akp ve apo akan kani durduruda bundan sonra ne bir esker nede kurt genci olmesin umarim bu surec basarili olurda sonrasinda hep birlikte gorecegiz kimin maskesi dusuyor gorecegiz kimler neyin arkasina siginarak politikada kendilerini var etmisler veya edecekler.
alevilere gelince bu ulkede sosyalizm kurulmadan alevilerin sorunu cozulmez.hele chp ve benzerlerinin boyle dertleri asla yok isci partisi ise aleviligin ranti derdinde .
elbete akp alevilerin sorununu cozmeyecek asla beklemiyoruzda .
ama barisin onune veya barisa celme takmak icin icin alevilere atilan oltaya dikkat ediyoruz oltaya yem olmayacagiz barisi destekliyorz cunki aleviler her zaman basirtan kardeslikten yanadir bu akp veya apo cu olmak demek degildir insani sevdigimizden kardes kaninin durmasini istedigimizden baris diyorz o gencler ask olsun para kazansin evlensin sinemaya gitsin muzik dinlesin kitap okusun tipki baris dusmanlarinin gundelik siradan yaptiklarini yapmalri icin barisi destekliyorz ,
eger savasi cok isteyen varsa kendi gitsin savassin su siralar dunyanin cesitli yerlerinde insanalr savasiyor oraya gidebilirler veya suriyeye de gidebilirler oralarda savas duygularini tatmin edebilirler.
baris turnusol kagidi oldu herkesin ne oldugu simid daha acik anlasiliyor.
Sponsor Reklamlar

bilgeyol bunu beğendi.
seykek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.04.13   #4
HURUFİCAN
HURUFİCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 104
Rep Puani : 0
Standart Cevap: Hoşçakal alevilik...


Türkiye'de, barışın oluşmasını sağlayacak bir ortamın oluşması gerektiğine dikkat çeken sosyolog İsmail Beşikçi, Öcalan'ın söyleminin iktidarla örtüştüğünü belirtti. "İslam kardeşliği, Kürtleri kandırma sloganı" diyen Beşikçi "Misakımilli'yle egemenlerin arzusunun" ifade edildiğini dile getirdi.

İşte Cumhuriyet’ten Türey Köse’nin o söyleşisi:

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın “akil insanlar” komisyonunda yer almasını önerdiği sosyolog İsmail Beşikçi, “görüşmeleri Öcalan’ın yapmasının yanlış olduğunu, BDP’nin sürecin aktörü olması, mektup getirip götürmekle yetinmemesi gerektiğini” söyledi. Öcalan’ın söyleminin iktidarla örtüştüğünü vurgulayan Beşikçi, “Öcalan’ın inkârcı, asimilasyoncu, ırkçı, sömürgeci, Türk-İslam sentezi anlayışı sloganlarına sarılması devleti rahatlatabilir ama Kürtlere bir hak, özgürlük getirmez. İslam kardeşliği Kürtleri oyalama, kandırma sloganıdır” eleştirilerini dile getirdi. Beşikçi, Öcalan’ın “Mandelalaştığı” saptamalarına da karşı çıkarken “Mandela cezaevindeyken, Afrika Ulusal Konseyi ile görüşün, dedi. Öcalan da BDP’yi göstermeli” dedi.

“Sarı Hoca” olarak anılan İsmail Beşikçi, yaşamını Kürtlerin varlığını kanıtlamak için mücadeleye adamış. Üstelik, kendisi Kürt de değil. İsmail Beşikçi Vakfı internet sitesinde “Türk ve Hanefi bir ailenin çocuğu” olduğunun altı çiziliyor. 1962 yılında Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi İdari Bölümü’nden mezun olmuş. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Kürsüsü’nde çalışmaya başlamış. Ancak ihbarlar üzerine soruşturma açılmış ve üniversitedeki görevine son verilmiş. Daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde göreve başlamış. Sonrasında, hayatının 17 yılından fazla süresini hapishanelerde geçirmiş. Öcalan’ın “akil insanlar” arasında yer almasını istediği Beşikçi, “Yazılı basında birkaç yerde adımı gördüm” diyor, ancak henüz iktidar tarafından arayan olmamış. Kürt sözcüğünü Kürd olarak kullanan ve doğru söyleyişin bu olduğunu ifade eden Beşikçi, sorularımıza şu yanıtları verdi:

ÇÖZÜM İÇİN BAZI İLKELER VAR

- Akil İnsanlar Komisyonu’nun işlevi ne olur, Başbakan’ın seçmesi doğru mu?

- Bu komisyonun işlevi, tarafların buna verdikleri anlama göre değişir. Kürd sorununda çözüm elbette önemlidir. Bunu temel bazı ilkeleri vardır. Kürdlerin kendi kendilerini yönetmesi, kendi geleceklerini belirleme hakkı, anadilinde yani Kürd dilinde mecburi eğitim temel ilkelerdir. Başbakan’ın düşündüğü, bu gelişmeleri sağlayacak ortamın oluşmasına tıkaç olacak bir komisyondur. Bunun için üyelerini bile kendisi seçmek istemektedir. Barış için, Akil Adamlar Komisyonu’ndan önce, Türkiye’de, barışın oluşmasını sağlayacak bir ortama gerek vardır. Başbakan, Filistinliler konusunda ne gibi haklar ve özgürlükler düşünüyorsa, Kürdler için de bunları düşünebilmelidir. Eğer düşünmüyorsa, bunun neden böyle olduğu sorgulanmalıdır.

- İktidar çekilme sürecinde Meclis’in devreye girmesini istemiyor. Meclis’i devreye sokmadan, “akil insanlar” vs. sonuç almak mümkün mü?

- İktidar için önemli olan gerillaların geri çekilmesidir. Kürdler için önemli olan ise Kürdlerin, Kürd toplumu olmaktan, Kürd milleti olmaktan doğan haklarıdır. Öcalan’ın bunları dile getirmemesi yanlıştır. Bazı kazanımlar olması gerekir. O kazanımlara göre süreç gelişir. Meclis’te konuşulabilir, tartışılır.

- Bu süreçte kan duracak mı? Ayrıca, siz öteden beri federasyonu savunuyorsunuz. Bu konuda bir öngörünüz var mı?

Neden kan akıyor? Bunun temel nedeni, Kürdlerin Kürd toplumu olmaktan doğan haklarının gasp edilmesidir. Bu hakların kazanılması da önemlidir. Kürdler en azından federasyonu savunmalıdır. BDP’nin, Avrupa’daki Kürd siyasetçilerin, KCK yöneticilerinin, Kandil’deki PKK komutanlarının, Abdullah Öcalan’ın bizzat kendisinin, neden bunları savunmadıkları dikkate değer bir konudur. Ortadoğu’da Kürdler çok büyük bir nüfusa sahip, en az 40 milyon. Ayrı bir devlet gündemdedir.

KOPUKLUK DERİNLEŞİYOR

- Erdoğan’ı barış konusunda samimi buluyor musunuz? Silahların susmasının karşılığı Erdoğan’ın başkanlığı mı olacak?

- Barış konusunda Başbakan Erdoğan’ın ve Kürdlerin beklentileri çok farklıdır. Başbakan, barıştan, gerillaların sınır dışına çekilmelerini anlamaktadır. Başbakan’a göre başka da bir sorun yoktur. Kürdler ise Kürdlerin haklarının ve özgürlüklerinin kazanıldığı bir ortamı düşünmektedir. Başkanlık, Başbakan için önemli bir hedeftir. Ama Kürdlere bir hak vermeden veya en azını vererek bu işi kotarmaya çalışmaktadır. Başbakan’ın düşündüğü başkanlık değil ama ABD’de uygulanan başkanlık sistemi üzerinde konuşulabilir. ABD’deki sistem ile Başbakan’ın istediği sistem çok farklı. Orada Başkan’ı denetleyen kurumlar var.

- Umutlu musunuz? Bir sosyolog olarak toplumdaki bu kutuplaşma konusunda ne düşünüyorsunuz?

- Umutluyum diyemiyorum. Türk toplumu ile Kürdler arasındaki kopukluk sürüyor, derinleşiyor. Kopukluğu sağlayan devlet.

‘İSLAM KARDEŞLİĞİ, KANDIRMACASI’

- Öcalan’ın Nevruz mesajlarını nasıl değerlendirdiniz? “İslam kardeşliği” ve “Misakımilli” vurguları tartışma yarattı. Siz bu eleştirileri nasıl karşılıyorsunuz?

- “Bin yıllık İslam kardeşliği”, “Çanakkale’de birlikte savaştık”, “Cumhuriyeti omuz omuza mücadele ederek kurduk” “Alevi-Sünni İslam kardeştir” “İslam Birliği”, “Misakımilli” gibi sloganlar, inkârcı, asimilasyoncu, ırkçı, sömürgeci, Türk devletinin, Türk-İslam Sentezi anlayışının sloganlarıdır. Öcalan’ın bu sloganlara sarılması devleti rahatlatabilir ama Kürdlere bir hak, özgürlük getirmez. “İslam kardeşliği”, Kürdleri kandıran, oyalayan bir slogandır. İttihat ve Terakki’den beri Türk egemenleri Kürdlere karşı hep bu sloganı kullanmışlardır. Cumhuriyet dönemi bunu daha ince politikalarla uygulamıştır. Öcalan, Kürdlerin haklarını ve özgürlüklerini hiç gündeme getirmeden, “Misakımilli”den söz etmektedir. Bu, devletin gizlemeye çalıştığı bir arzudur. Devletin, Türk egemenlerinin bu arzusunu Öcalan ifade etmektedir. Ama yaşama geçmesi artık mümkün değildir. Siyasal bakımdan eşitlik olmadan kardeşlik olmaz. “İslam kardeşliği” Kürdleri her zaman kandırmıştır. Ama, “İslam kardeşliği” sloganına kanmayan Müslüman halklar da vardır. İbrahim Sediyani’nin, “Kürdleri kandıran ama Bengal halkını kandıramayan ‘İslam Kardeşliği’” yazısı dikkate değer bir yazıdır.

- Öcalan’ın AKP iktidarının söylemiyle örtüşen, “neo-Osmanlı” mesajlar verdiği eleştirileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

- Burada AKP söylemiyle bir örtüşme vardır. 2 Şubat 2013’te Diyarbakır’da, Demokratik Toplum Kongresi Alevilik sorunu konusunda bir sempozyum düzenlemişti. Bu sempozyum daha başlamadan, DTK, “Alevilik İslamdır, Şiiliktir…” diye 12 sayfalık bir bildiri yayımlamıştı. Bu da AKP politikaları ve anlayışıyla örtüşmenin bir göstergesiydi. Araplar, Farslar ve Türkler, İslamı her zaman kendi milli çıkarları doğrultusunda kullanmışlardır.

‘BDP AKTÖR OLMALI’

- Siz, “İstihbarat örgütleriyle olmaz, BDP sürece dahil olmalı” diyordunuz. Bir biçimde oldu. Bu yeterli mi?

- Bu şüphesiz yeterli değildir. Mektup getirip götürmek sürece dahil olmak değildir. BDP sürecin başta gelen aktörü olmalıdır. Direktif alan değil, tartışan bir konumda olmalıdır. Görüşmelerin MİT ile yapılıyor olması yanlıştır. MİT güvenlik örgütüdür. Kürd sorunu güvenlik sorunu değil, politik bir sorundur. Görüşmeler hükümetle yapılmalıdır. Görüşmeleri BDP ve Kürd sivil toplum örgütleri yapmalıdır. Tutsak Abdullah Öcalan’ın bu görüşmeleri yapması yanlıştır. Hindistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi sırasında, cezaevinde tutulan Gandi’yi bir İngiliz yetkilisi ziyaret eder. Gandi’yle süreç hakkında konuşmak ister. Gandi görüşmeyi reddeder. Gandi’nin İngiliz yetkiliye ne dediğini burada söylemek istemiyorum. BDP, Avrupa’daki Kürd siyasetçiler, KCK yöneticileri, Kandil’deki PKK komutanları, bu sözün, bu tutumun bilincinde olmalıdır. Abdullah Öcalan’ın bizzat kendisi de bu sözün, bu tutumun bilincinde olmalıdır.

- Öcalan’ın “Mandelalaştığı” değerlendirmelerine katılıyor musunuz?

- Katılmıyorum. Öcalan’ın görüşmeleri yapması doğru değil. Mandela cezaevindeyken Afrika Ulusal Konseyi ile görüşün, dedi. Öcalan da BDP’yi göstermeli. BDP aktör olmalı.

Odatv.com
Sponsor Reklamlar

HURUFİCAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.04.13   #5
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Hoşçakal alevilik...


Barış süreci ve sosyalistler

08 NİS 2013


Türkiye’de sosyalist sol hareketin, henüz emekleme aşamasındaki barış sürecine kuşkulu ve kısmen mesafeli yaklaştığı sır değil. Bunda, 10 yıllık AKP iktidarına ilişkin tecrübelerin payı büyük. Barış sorununun doğal olarak demokratikleşme ile ilişkilendirilmesi, ama öte yandan AKP siyasetinin kendi düşünce alanı dışında kalan kesimler için, değil demokratikleşme, zaman içinde giderek yoğunlaşan baskıcı ve otoriter uygulamalara yönelmesi bu kuşkuları haklı kılıyor.

Sadece bu da değil... Meselenin başka yönleri de var. Özetle ifade edersek; AKP iktidarının Ortadoğu’da ABD politikalarıyla entegre biçimde hegemonik bir güç olma çabası ve Kürt sorununun “çözümünü” bu yönelime uygun bir vasıta haline dönüştürme planı ciddi tartışma noktalarından biri...

Yanısıra, AKP’nin anayasa değişikliği ile sivil diktatörlüğün hukuki zeminini oluşturma niyetinde olduğu bilinmekte. Bu sebeple destek arayışı içinde. Öyle anlaşılıyor ki iktidar, aradığı desteği Kürt hareketinden devşirebileceği hesabı yapıyor.

Bütün bunların bir niyet okuma olmadığını, aksine iktidarın bugüne kadar ki yaklaşımlarından, açıklamalarından kolayca çıkarılabileceğini herhalde söylemeye gerek yok. Yani tablo yeterince açık.

Hâl böyle olunca, sosyalist solun süreç karşısındaki kuşkuları ve takındığı kısmi mesafeli tutum anlam kazanıyor. Lakin tam da bu noktada bazı hususların altını kuvvetle çizmekte fayda var.

* * *

Öngörülen sürecin henüz çok başındayız. Atılmış ilk ciddi adım, silahların susmuş olması. Sosyalist falan olmaya gerek yok; aklı ve sağduyusu olan herkesin bu duruma destek vermesi kaçınılmaz. Aksi, ya savaştan nemalanmak ya da gözü dönmüş bir milliyetçilikle malul olmak anlamına gelir. Dolayısıyla sürecin bugünkü aşaması itibarıyla sosyalist solun çatışmasızlık ortamına –aslında bunun gerisinde şu var bu var demeden- destek vermek dışında bir seçeneği yok. Kaldı ki, ta başından beri, gerek barış gerekse sorunun adil bir çözümü için ilk adım olarak bugün gelinmiş olunan noktayı önerdiğimiz unutulmamalı. Birincisi bu.

İkincisi... Sürecin gelinen aşamasına itiraz etmenin ahlaki açıdan sorunlu olduğunu da gözden uzak tutmamak gerekiyor. 30 yıldır mücadele eden, binlerce evladını bu savaşa kurban vermiş bir harekete/halka “vay efendim, savaşı nasıl bırakırsın” demek ya da -utangaç ve örtülü bir dille- bunu ima etmek en hafif deyimiyle ayıptır. “Ben savaşı durduruyorum, ama senin elini bağlayan yok” derlerse verecek bir cevabınız
olmalı.

* * *

Dediğimiz gibi, sürecin henüz çok başındayız. Bundan sonrasının siyasi iktidarın öngördüğü çerçevede “çorap söküğü gibi” ilerleyeceğini düşünmemiz için -aşırı karamsarlık dışında- bir sebep yok. Silahların susması mücadelenin bittiği anlamına gelmiyor. Aksine, sürecin başka bir zeminde, yani silahsız siyaset zemininde yeni mücadelelere sahne olacağını kestirmek zor değil. Kürt hareketinin bu noktada –en az sosyalist sol hareket kadar- tecrübeli ve uyanık olduğunu kim reddedebilir? Tamam, bugün süreci tayin eden dinamiğin “önderlik” olduğu aşikâr; ve bu aşamada öne çıkan söylemin fazlasıyla “kuşkulu” boyutları olduğu da bir gerçek. Ama 30 yıllık sıcak bir mücadele içinde pişmiş, hak hukuk ve demokrasi bilinci olgunlaşmış, bu uğurda bedel ödemiş kadınıyla erkeğiyle onbinlerce insanın, bütün bunlar hiç yaşanmamış gibi muktedirin dayatmasına boyun eğeceğini düşünmek saflığın ötesinde yakışıksız bir davranıştır; kendinden menkûl bir kibir halidir.

Önümüzde inişleri ve çıkışlarıyla, geri gidişleri ve ileri atılımlarıyla yeni bir dönem var. Sosyalist sol elbette yeri geldiğinde adil ve haysiyetli bir barışı gözeten eleştiri hakkını ve görevini yerine getirecek. Ama daha ilk günden herşeyi bilen, geleceği eksiksiz öngören “büyük abi” tavrıyla değil.

adnan bostancı oğlu

birgün.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (16.04.13 Saat 21:41 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 17.04.13   #6
HURUFİCAN
HURUFİCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 104
Rep Puani : 0
Standart Cevap: Hoşçakal alevilik...


Bu gün gelinen noktanın sosyolojik olarak evrenselliğinden ve kabulünden bahsetmek mümkün değildir. Faşist sömürgeci politikanın dayattığı ret inkar ve imhacı anlayış nedeniyle doğan karşı önermenin çözüm sürecine gelinen noktadaki metodoloji tartışılmadan”barış, silahlar sussun analar ağlamasın, silahlar gömülsün, bunu kabul etmeyen insan olamaz” gibi ajitasyon ve duygusal noktalayıcı vurgular her kesin dilinde sakızlaşmış sözcükler insanlık adına doğruluğu kabul görse de hakikat ve çizgileri belirlemek için olgun gerçeği söze değil veriye bakılarak yapılmalı olduğundan uzaktır. Yoksa her kes kendi hikâyesini anlatır. Bu da sonuç doğurmaz.
Cem edilen ve meydana çıkarılan vaka ve malzeme üzerinden oluşan tefsiri siyaset tekilcilik ile oligarşiyi doğurmaktadır. Siyaset birikimi ve kabul görülüp görülmemesi ayrı bir yana Türkiye cumhuriyetinde belli bir birikimi var eden halk bu süreci kabulleneçekmi göreceğiz…
Bekle gör kalem ve işaret kimin elindeyse o yazar çizer belirler anlayışı yenilgimi yoksa kazanım mı getirir.
Tarih açıktır Bakın ve görün...

Özellikle Canları ilgilendiren sorunlar içinde küçük bir değerlendirme yapılacaksa Sınıfların gelişi halklaşma millileşme ve ulusallaşma bilimselleşmesi dünyaya açılması gibi olguları iç içe geçmiş anlayış üstüne Allah ve dini koymakta gelecek süreçte bu anlayışın karşısında çok ayrı yorumu kabul gören laik ve Alevilik inanç birikiminin nasıl davranacakları gibi büyük bir sorunu çıkarır. İşte beni ilgilendiren önemli nokta bu…
Siyasal ve bilimsel ahlaki eğitimini tamamlayamamış halklara dincilik birleştiriciliği yapmış olan ülkeler meydandadır. Geçmişin sistemi bu güne uydurmaya çalışmak, büyük bir hatayı beraberinde doğurur.

Özellikle Canları ilgilendiren sorunlar içinde küçük bir değerlendirme yapılacaksa Sınıfların gelişi halklaşma millileşme ve ulusallaşma bilimselleşmesi dünyaya açılması gibi olguları iç içe geçmiş anlayış üstüne Allah ve dini koymakta gelecek süreçte bu anlayışın karşısında çok ayrı yorumu kabul gören laik ve Alevilik inanç birikiminin nasıl davranacakları gibi büyük bir sorunu çıkarır. İşte beni ilgilendiren önemli nokta bu…


Emperyallerin –sömürücülerin akılları omuz omuza çıkarları uğruna yarattığı sorunlar birleşmeler ayrımları iyi hesaplarla yaptıkları kesin. Arap karnıbaharı bakkal hasanın sözde özgürlük hareketi olarak görülse de bakkal hasana emperyallerin hazırladıkları zoka ları yutarak yoluna devam ederken ara gazlar büyük gazlar devam etmektedir.
Siyasal ve bilimsel ahlaki eğitimini tamamlayamamış halklara dincilik birleştiriciliği yapmış olan ülkeler meydandadır. Geçmişin sistemi bu güne uydurmaya çalışmak, büyük bir hatayı beraberinde doğurur. Aponun 4 din manasıyla ve sınıf ile verdiği paradoks konuşmaları alkışlayanlar neye alkışladıklarını biliyorlar mı bilmem? Bu sunum altında ancak yaranma ve bir taraf olmayı getirmiştir. Geçici olarak çözümler yarayı sargı beziyle örtmekten başka bir şey değildir. Bu yarayı örterken yumuşak tipli hemşireleride bilgili varsayılan doktorları da bulup meydana çıkararak millete 7/24 saat üzerinden basınla pof, pof suretiyle bu zamanda mektuplar havada git gel Konya altı saat kazanım olmaz. Bu belli beyinlere ve taraflara kolaylık sağlasa da kralın çıplak olacağı dünden belli…
Keşke tüm ağızlar yapıcı olsa suçlamadan ötekileşmeden tüm siyasi liderlerin yan yana koyacak olan bir üst yapı ve anlayış siyaset birikimi olsa…
Her dem siyasi hesaplar yapılmasa…
Vaziyet ve sosyolojik aktarılan sözler şimdilik bu…

Çok açılım sözü duydum lakin ne kapıyı ne anahtarı gördüm…

"tavuk toplum" önüne atılan bir avuç yemi gagalarken, arkadan
yumurtalarının alındığının farkında bile olmaz.
Sponsor Reklamlar


Konu HURUFİCAN tarafından (17.04.13 Saat 14:20 ) değiştirilmiştir.
HURUFİCAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 17.04.13   #7
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Hoşçakal alevilik...


ABF: Barış için tarafız



Kırmızı Haber | 16 Nisan 2013 | Gündem, Kırmızı Haber,

Yaşanılan süreçteki gelişmelere ilişkin Alevi Bektaşi federasyonu (ABF) Merkez Yönetim Kurulu, İskenderun’da yapılan 2 günlük çalışmanın ardından bir açıklama yaptı ve çağrıda bulundu. Açıklama şöyle:


BARIŞ, DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK, LAİKLİK, EŞİT YURTTAŞLIK VE SOSYAL ADALET İÇİN TARAFIZ.

BAĞIMSIZ DURUŞUMUZLA MÜCADELEMİZİ KURUMLARIMIZLA MÜSAHİP DOSTLARIMIZLA MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ


6-7 Nisan 2013 tarihlerinde İskenderun’da gerçekleştirilen, “Doğu Akdeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu” Bileşenlerimizin şube başkan ve yöneticilerinin katıldığı “ ORTAK AKIL – ORTAK DURUŞ” 3.atelye çalışmaları sonucu ortaya çıkan veriler ışığında, önümüzdeki döneme yönelik politikalarımızı belirleyip, değerlendirmeler yaparak Alevi dinamiklerinin ortaklaşmasını hedefliyoruz.

Bölgemizde ve ülkemizde hızla değişen bir süreç yaşanmaktadır. Geleceğimizle ilgili öngörülerde bulunmak, inancımıza , örgütlülüğümüze ve insanlığa yararlı karar almak, çalışma ve etkinlikler de bulunmak Alevi Öğretimizin tarihsel duruşu gereği bir zorunluktur.


Çünkü Alevi Öğretimizde; toprak, su, ateş ve güneş kutsaldır. 72 millete bir nazarla bakarız. Bu anlamda insanı merkeze koyan, ayrımcılığı karşı duran, tüm insanlığın eşit yaşamasını isteyen ve savunan bir Öğretiye sahibiz. Tarihimiz ve İnancımızın ulularımızın yaşamları ve mücadeleleri buna örnektir.


İnsanoğlunun tarihsel birikim ve kazanımlarını, değerlerini, insan ile doğanın dengesini sağlayan, evrensel değerler temelinde adil, yaşanılır bir dünya, demokratik, laik, çağdaş, sosyal eşitliğini sağlayan, toplumsal barışını gerçekleştiren bir Türkiye projesi, İnsanı olan her şey bizimdir, dava insanlık davasıdır diyen biz Alevilerin ve kurumumuzun vazgeçilmez değerleridir. Bu değerler Alevilerin tarih boyunca uğruna mücadele ettiğimiz ve insani olan projemizdir. Bu değerler ve dava için dünya da ve Türkiye de mücadele yürüten tüm insanlar ve kurumlar biz Alevilerin musahibi, dostu ve dava arkadaşıdır.


Bu bakış açısında; ABF bileşenleri olarak; görüş ve anlayış birliğiyle, diğer Alevi Kurum ve Kuruluşlarının katkı ve katılımıyla, en geniş birlikteliğimizi sağlamaktır. Gelişen sürece ilişkin; ortak dil, ortak söylem, ortak tavır ve ortak eylemlikleri gerçekleştirerek sürecin etkin bir aktörü olacağız.


Bu süreçte; kendi ilkeli ve bağımsız duruşumuzu yıllardan beri dile getirdiğimiz talep ve duyarlılıklarımızı ortaya koyarak, Eşit koşullarda;özgürlük için, adalet için, eşit yurttaşlık için ve demokrasi hedefleri doğrultusunda, ortak paydalarda buluştuğumuz güçlerle birlikteliğin koşullarını yaratmalıyız. Ortak davayı güçlendirmeliyiz.


İşlemekte olan Anayasa sürecini , bir toplumsal barış sürecine çevirmemiz yeni, sivil, demokratik ve çoğulculuğu kabul eden bir arayış dışına çıkmak isteyen güçlere karşı , sonuç yaratacak bir toplumsal muhalefeti örgütlemede bize düşen tarihsel ve toplumsal bir görevin aktif bir toplumsal gücü olacağız.


Ölüme, doğa yıkımına ve savaşa karşı barış isteyen, insanı merkezine koyan bir inancın bir öğretinin mensupları ve savunucuları olarak, görüş ve tavrımızı, dışımızda gelişen geliştirilen tavırlara göre değil, kendi bağımsız ve ilkeli görüşümüz doğrultusunda mücadelemizi ortaya koyacağız.


Ülkemizde ayrım gözetmeksizin sistemin ötekileştirdiği, Alevilerin, Kürtlerin ve diğer etnik ve inanç kesimlerinin, kendilerini özgürce ifade edebileceği toplumsal bir barış ortamının sağlanması ertelenemez bir sorumluluktur.


Bu kapsamda, geleneğimizi sürdüreceğiz, asimilasyon ve ötekileştirmelere karşı çıkacağız, türkülerimiz söyleyeceğiz, semahlarımızı döneceğiz. İstanbul, İzmir, Mersin ve Bursa’da kitlesel etkinlikleri yaşama geçireceğiz.


Bu sonuç bildirgesi Alevi – Bektaşi Federasyonunun Alevi toplumuna, tüm Alevi örgütlerine, ülkemizin diğer demokrasi güçlerine bir çağrısıdır.


Unutmayalım ki mücadelemiz sonuçta .”LAİK – DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE, EŞİT YURTTAŞLIK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİDİR.”


DAVA İNSANLIK DAVASIDIR

İNSANİ OLAN HER ŞEY BİZİMDİR


9 NİSAN 2013

ALEVİ – BEKTAŞİ FEDERASYONU MERKEZ YÖNETİM KURULU



Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...





Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2